9. SINIF BİYOLOJİ · ÜNİTE 24 · HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞLERİ

İki soru yeter: hangi yöne, enerjiyle mi

Bütün madde geçişleri bu iki soruyla ayrılır. Çoktan aza, enerjisiz gidiyorsa pasif; azdan çoğa, ATP harcayarak gidiyorsa aktif. Molekül çok büyükse zar onu kütlesel olarak alır ya da atar. Bu ünitede beş geçiş yolunu kaydıraklarla ve animasyonlarla göreceksin.

5
Geçiş yolu
3
Çözelti çeşidi
48
Test sorusu
01 / SEÇİCİ GEÇİRGENLİK

Kimin geçtiğini zar belirler

OKUL GİRİŞİ BENZETMESİ

Okulunuzun güvenlik görevlileri veya nöbetçi öğretmenleri, okula girmek isteyenleri kontrol ederek yalnızca belirli kişilerin (okul öğrencileri ve personeli) içeri girmesine izin verir. Hücre zarı da yalnızca belirli maddelerin geçişine izin verdiği için bu durum hücre zarının seçici geçirgenliği ile benzerlik gösterir. Teneffüs zili çaldığında öğrencilerin kalabalık koridor alanlarından okul bahçesine doğru koşması basit difüzyona benzetilebilir.

İkinci benzetme aslında difüzyonun tanımını da veriyor: kalabalık (yoğun) yerden boş (az yoğun) yere, üstelik kimse itmeden.

ZAR NEDEN SINIRLAYICI

Hücre zarı; hücreyi çevreleyen, koruyan, hücreye yapısal destek sağlayan ve hücre içindeki maddelerin dengesini sağlayan temel hücre bileşenidir. Çift katlı lipit tabakasından oluşan hücre zarı, suyu sevmeyen özelliklerinden dolayı maddelerin geçişine önemli sınırlandırmalar getirir.

Genel olarak küçük, yüksüz moleküller ile yağ yapılı ya da yağda çözünen maddeler zardan kolaylıkla geçer fakat büyük, yüklü veya suda çözünen maddelerin zardan geçişi için yardımcı yapılara ihtiyaç vardır. Bu yapılar zarın içine konumlanan, iç ve dış yüzeyi ile temas hâlinde olan taşıma ve kanal proteinleridir.

Ünite 22’den hatırla: zarın ortasında fosfolipitlerin apolar kuyrukları vardır. “Suyu sevmeyen” tabaka odur — bu yüzden suda çözünen ve yüklü maddeler oradan kendi başlarına geçemez.

ZARIN GÖREVLERİ

Hücrelerde enerji üretimi ve yapısal bileşenlerin sentezi için gerekli moleküller dışarıdan alınır. Hücre zarı, besin maddelerinin hücre içine alınmasını düzenler. Metabolik süreçler sonucunda oluşan atık ürünlerin hücreden dışarı atılmasını sağlayarak hücrenin iç dengesini korur. Beslenme ve atık yönetiminin yanı sıra hücrelerde iletişimin sağlanması ve iç ortamın düzenlenmesi gibi önemli görevleri de yerine getirir.

İNTERAKTİF · BU MOLEKÜL NASIL GEÇER

Düğmelerle molekülü seç; şema onun zardan nasıl geçtiğini gösterir. A, D, E, K vitaminleri ile B ve C vitamini arasındaki farka özellikle dikkat et — ikisi yan yana verilir.

İKİ BÜYÜK GRUP

Hücre zarından madde geçişleri, süreçte enerji gerektirmeyen (pasif) ve enerji gerektiren (aktif) taşıma şeklinde ikiye ayrılır.

Pasif taşıma, maddelerin hareket etmek için enerjiye ihtiyaç duymadığı geçiş türüdür. Maddelerin doğal eğilimi yoğun miktarda bulundukları noktadan daha az miktarda bulundukları noktaya gitme yönündedir. Pasif taşımada küçük moleküllerin hareketi hücrenin içinden dışına ya da dışından içine doğru, yoğunluk farkına bağlı olarak çift yönlü gerçekleşir. Bu olay iki ortamın yoğunluğu eşitleninceye kadar devam eder. Yoğunluk eşitlenince sistem dengeye ulaşır ve net madde hareketi görülmez. Enerjiye ihtiyaç duyulmadığı için pasif taşıma, canlı ve cansız ortamlarda gerçekleşir. Pasif taşımanın difüzyon ve ozmoz olmak üzere iki çeşidi bulunur.

Bir ayrıntı: “net madde hareketi görülmez” diyor. Yani moleküller durmaz — hareket etmeye devam eder, ama iki yöne eşit sayıda geçtiği için toplamda bir değişim olmaz.

02 / DİFÜZYON

Kendiliğinden yayılma

TANIM

Moleküllerin yoğun miktarda bulundukları ortamdan az miktarda bulundukları ortama enerji harcamaksızın gerçekleştirdiği geçiş difüzyon (yayılma) olarak tanımlanır. Bu yayılma süreci, sıvı ve gaz gibi çeşitli ortamlarda kendiliğinden gerçekleşir.

“Kendiliğinden” sözcüğü boşuna değil: difüzyonun canlı ortamlarda gerçekleşmesi zorunlu değildir. Bir bardak suya damlatılan boya da difüzyonla yayılır — orada hiç hücre yoktur.

YAĞDA ÇÖZÜNÜRLÜK BELİRLEYİCİDİR

Hücre zarının seçici geçirgenliği, küçük ve yüksüz moleküllerin difüzyon ile hücreye girişine ve hücreden çıkışına izin verir fakat nispeten büyük ve yüklü moleküllerin biyolojik zarlardan geçişini sınırlandırır. Hücre zarından madde geçişi, molekülün yağda çözünürlük özelliği ile doğrudan ilişkilidir. Yağda çözünen maddeler (A, D, E, K vitaminleri gibi) hücre zarından difüzyon yoluyla kolaylıkla geçerken suda çözünen maddeler (B ve C vitamini gibi) başka bir yardımcı yapı olmadan hücre zarından geçemez. Yağda çözünmeyen amino asit, glikoz gibi moleküller ve kalsiyum, magnezyum, potasyum, klor gibi yüklü küçük moleküller fosfolipit tabakasından kendi kendine geçemez. Bu ve benzeri moleküllerin hücre zarından difüzyonla geçişlerine bazı taşıyıcı ve kanal proteinleri aracılık eder.

İKİ ÇEŞİT DİFÜZYON

Son iki cümlede aslında difüzyonun ikinci hâli anlatılıyor. Sınavda bu ikisi şu adlarla geçer:

Basit difüzyon: molekül fosfolipit tabakasından kendi kendine geçer. Küçük, yüksüz ve yağda çözünen maddeler böyle geçer.
Kolaylaştırılmış difüzyon: molekül taşıyıcı ya da kanal proteini aracılığıyla geçer. Glikoz, amino asit ve yüklü iyonlar böyle geçer.

İkisi de pasiftir — ikisinde de ATP harcanmaz. İkinci hâl de “difüzyonla geçiş” diye adlandırıyor ve difüzyonu “enerji harcamaksızın” diye tanımlıyor.

Sınavın en sevdiği tuzak burada: “protein kullanılıyorsa ATP de harcanıyordur” yanlıştır. Proteinin kullanılması tek başına aktiflik göstermez; belirleyici olan yöndür — çoktan aza gidiyorsa pasiftir.

İNTERAKTİF · DÖRT GEÇİŞ YOLU

Düğmelerle geçiş türleri arasında geç; zar şeması taneciklerin hangi yöne aktığını canlı olarak gösterir. Aktif taşımada okların ters yöne döndüğüne ve ATP rozetinin belirdiğine dikkat et.

KARŞITLIK · KOLAYLAŞTIRILMIŞ DİFÜZYON ↔ AKTİF TAŞIMA
03 / OZMOZ

Suyun kendi difüzyonu

TANIM

Ozmoz, çözücünün yarı geçirgen bir zardan çözünen madde miktarı az olan bölgeden çözünen madde miktarı çok olan bölgeye hareketidir. Biyolojik sistemlerde çözücü genellikle su olduğu için ozmoz suyun hareketi olarak da bilinir. Ozmozun biyolojik tanımı suyun seçici geçirgen zardan difüzyonudur.

Dikkat edilmesi gereken şey yön: madde çoktan aza giderken, su tam tersineçözünenin az olduğu yerden çok olduğu yere gider. Aslında çelişki yoktur: su da kendi yoğunluğunun çok olduğu yerden az olduğu yere gitmektedir.

SU NASIL GEÇİYOR

Hücre zarı veya benzeri bir yapı üzerinde madde geçişi gerçekleşirken suda çözünen büyük moleküllerin geçişi kısıtlanır ancak zar, suyun geçişine izin verir. Bunun sonucunda su, az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğru hareket eder. Hücre zarlarından suyun doğrudan geçişi, suyun polar bir molekül olması nedeniyle oldukça sınırlıdır. Canlı hücrelerin zar yapısında bulunan kanal proteinleri, suyun zarlar arasında hızlı hareket etmesini sağlar. Suyun az yoğun ortamdan çok yoğun ortama geçişi (ozmoz) bir süre sonra dengelenir.

Ozmoz cansız yapılarda da görülebilir ve enerji gerektirmez; ama hücrelerde genellikle kanal proteinleri aracılığıyla gerçekleşir.

OZMOTİK BASINÇ

Denge durumunda başlangıçta madde yoğunluğu fazla olan bölgedeki suyun zara yapmış olduğu kuvvet ozmotik basınç olarak adlandırılır. Çözünmüş maddeler nedeniyle bir çözeltinin su alma isteği (ozmotik potansiyel) arttıkça ozmoz olayının gerçekleşmesi için gerekli güç miktarı da artar. Bu emiş gücü ozmotik basınca eşittir.

Kısaca: çözeltide ne kadar çok çözünmüş madde varsa, su çekme gücü o kadar yüksektir.

İNTERAKTİF · ÜÇ ÇÖZELTİ, İKİ HÜCRE

Kaydırakla dış ortamın çözünmüş madde yoğunluğunu değiştir. Solda hayvan, sağda bitki hücresi. Aynı ortamda ikisinin farklı davrandığına dikkat et — fark hücre duvarından gelir.

dış ortamın madde yoğunluğu
ÜÇ ÇÖZELTİ ÇEŞİDİ

İZOTONİK — “Hücre içindeki sıvı kısmın madde konsantrasyonu ile eş içeriğe sahip çözeltiler izotonik çözelti olarak adlandırılır. İzotonik çözelti içerisine koyulan bir hücrenin içindeki ve dışındaki çözücü konsantrasyonları dengede olduğu için hücreye net su geçişi olmaz. İzotonik çözeltiler, özellikle tıbbi uygulamalarda yaygın olarak kullanılır. Örneğin insan vücudundaki kan plazması yaklaşık %0,9 sodyum klorür (tuz) içeren bir izotonik çözeltiye sahiptir. Bu nedenle hastalara damar yoluyla verilen serumlar genellikle %0,9 tuz çözeltisi (fizyolojik serum) içerir.”

HİPERTONİK — “Çözünmüş madde yoğunluğu hücre sitoplazması yoğunluğundan fazla olan çözeltilere hipertonik çözelti denir. Hipertonik çözelti içine koyulan bir hücrede suyun geçiş yönü su oranı az olan (hipertonik) çözeltiye doğrudur. Bu nedenle hipertonik bir ortamda bulunan hücrelerde su çıkışı gerçekleşir. Hücrenin bu şekilde su kaybetmesine plazmoliz adı verilir ve bu su kaybı hücrenin büzüşmesine neden olur.”

HİPOTONİK — “Hücre sitoplazmasına kıyasla çözünmüş madde yoğunluğu az olan çözeltilere hipotonik çözelti adı verilir. Plazmolize uğramış bir hücre hipotonik bir çözeltiye koyulduğunda dış ortamdan su alarak eski durumuna döner. Bu olaya deplazmoliz denir. Normal bir hücre hipotonik bir çözeltiye konduğunda ise su alarak şişer (turgor) ve hücrenin hacmi artar. Artan hücre sitoplazması da hücre çeperine içeriden basınç uygular. Bu basınç turgor basıncı olarak nitelendirilir. Hayvan hücrelerinde hücre duvarı bulunmadığından turgor basıncının artmasıyla hücreler patlayabilir. Bitki hücrelerinde turgor basıncı yaprakların parlak ve canlı görünmesini sağlar.”

TUZAK · DEPLAZMOLİZ Mİ, TURGOR MU

İkisi de hipotonik ortamda su alma demektir; ayrım hücrenin başlangıç durumundadır:

Deplazmoliz: plazmolize uğramış (büzüşmüş) bir hücre su alarak eski durumuna döner.
Turgor: normal bir hücre su alarak şişer ve hacmi artar.

Yani deplazmoliz bir geri dönüştür, turgor bir ileri gidiştir. Sınavda soru kökündeki “büzüşmüş hücre” ya da “normal hücre” ifadesi cevabı doğrudan belirler.

NEDEN SERUM %0,9

İki bilgi ayrı ayrı verilir: izotonik çözeltide net su geçişi olmaz ve kan plazması yaklaşık %0,9 sodyum klorür içerir. İkisi birleşince serumun neden %0,9 olduğu çıkıyor: kanla izotonik olsun, alyuvarlara ne su girsin ne de su çıksın diye.

Daha derişik bir çözelti verilseydi ortam hipertonik olur, alyuvarlar su kaybedip büzüşürdü. Saf su verilseydi ortam hipotonik olur, alyuvarlar şişip patlardı — çünkü hayvan hücrelerinde hücre duvarı yoktur.

TABLO · BEŞ GEÇİŞİN KÜNYESİ

Bilgi kartlarının tamamı. Arama kutusuna ATP, cansız, çift yönlü, kütlesel gibi bir kelime yaz.

04 / AKTİF TAŞIMA

Akıntıya karşı kürek

TANIM

Difüzyon ve ozmoz, maddelerin hücre içine veya dışına geçişini enerji harcamadan sağlayan ve hücre zarının iki tarafındaki yoğunluk farkı nedeniyle doğal olarak devam eden süreçlerdir. Ancak hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için bazen maddelerin düşük yoğunluklu bölgeden yüksek yoğunluklu bölgeye taşınması gerekir. Aktif taşıma olarak adlandırılan bu süreçte enerji kullanılır. Aktif taşımada hücre zarına yerleşik protein yapılı bir pompa, ATP molekülünde depolanan enerjiyi moleküllerin konsantrasyon farkına karşı taşınması için kullanır.

Aktif taşımada hem ATP harcandığı hem de enzim gibi çalışan protein yapılı pompalar kullanıldığı için süreç sadece canlı hücrelerde gerçekleşir.

Son cümle önemli bir ayrım kuruyor: pasif taşıma canlı ve cansız ortamlarda olurken, aktif taşıma yalnız canlı hücrelerde gerçekleşir.

NEREDE GÖRÜLÜR

Sinir sisteminden gelen bilgilerin iletimi, bağırsak epitelinden besin moleküllerinin emilimi, böbrekten süzülen yararlı moleküllerin kan dolaşımına geri emilimi gibi olaylar aktif taşımayla gerçekleşir.

Sinir hücrelerinin çalışması (sodyum-potasyum) ve mide asitliğinin oluşturulması (hidrojen) için bu hücrelerdeki iyon pompalarının sürekli olarak çalışması gereklidir. Dinlenme hâlinde insan vücudunun harcadığı enerjinin önemli bir bölümü, bu pompaların çalıştırılması ve aktif taşıma süreçleri için kullanılır.

Bu son cümle şaşırtıcı ama doğrudur: hiçbir şey yapmadan otururken bile vücudunun harcadığı enerjinin önemli bir kısmı hücre zarlarındaki pompaları çalıştırmaya gider.

İNTERAKTİF · POMPA İŞ BAŞINDA

Kaydırakla ATP miktarını değiştir. ATP azaldıkça pompa yavaşlar ve durur; taşıma da durur. Yanındaki difüzyon şeması ise ATP’den etkilenmez — aradaki fark bütün ünitenin özetidir.

hücredeki ATP miktarı
İNTERAKTİF · NİTELİK TABLOSU

Her satır bir geçiş yolu, her sütun bir nitelik. Hücreye tıkladıkça boş → ✓ → ✗ diye döner. Bu, bilgi kartlarında verilen niteliklerin aynısıdır.

05 / ENDOSİTOZ VE EKZOSİTOZ

Zar kendini kullanır

NEDEN GEREKİYOR

Hücreler için gerekli bazı moleküller, hücre zarından pasif ya da aktif taşıma yöntemleriyle taşınamayacak (geçemeyecek) kadar büyüktür. Bu durumda moleküller ve çok daha büyük yapılar endositoz ve ekzositoz adı verilen mekanizmalar aracılığıyla taşınır.

ENDOSİTOZ

Endositoz, hücre zarından ve kanal proteinlerinden geçemeyecek kadar büyük olan maddelerin hücre zarında içeri doğru oluşan cepler yardımıyla hücre içine alınmasıdır. Maddelerin taşınım yönü yoğunluk farkına bağlı değildir. Enzimlerin kullanıldığı bu olay sırasında ATP harcanır. Endositoz sırasında hücre zarının bir kısmı, içeri alınan maddeyi çevreleyip hücre içerisine girdiği için hücre zarının yüzey alanı küçülür. Bitki hücresi gibi hücre duvarı bulunan canlılarda endositoz gerçekleşmez. Tek hücreli protistlerden amipin beslenmesi de endositoz yoluyla gerçekleşir.

EKZOSİTOZ

Ekzositoz, hücrelerin kanal proteinlerinin içinden geçemeyecek kadar büyük molekülleri hücre dışına çıkarmak için kullandıkları taşıma mekanizmasıdır. Bu süreç, hücre zarı ile veziküllerin (kesecik) birleşmesini ve içeriklerinin hücre dışına salınmasını kapsar. Hücrede üretilen proteinlerin hücre dışına salgılanması, protein yapılı hormonların kana verilmesi, hücresel atıkların uzaklaştırılması gibi süreçlerde kullanılır. Ekzositoz sürecinde maddelerin dışarı atılmasında görev alan zarlı yapı hücre zarıyla birleştiği için hücre zarının yüzeyi büyür.

23. üniteden hatırla: salgı kofulu, Golgi’de üretilen salgıları ekzositozla hücre dışına verir. Aynı sürecin iki üniteden anlatımı budur.

İNTERAKTİF · ZARIN YÜZEY ALANI

Düğmelerle iki süreç arasında geç. Sağdaki ölçüt çubuğu zarın yüzey alanının ne olduğunu gösterir: endositozda küçülür, ekzositozda büyür.

İKİSİ BİRBİRİNİ DENGELER

İki etki ayrı ayrı verilir: endositozda zarın yüzey alanı küçülür, ekzositozda büyür. Yan yana koyunca zorunlu bir sonuç çıkıyor: sürekli endositoz yapan bir hücre kendi zarını tüketirdi. Bu yüzden iki süreç hücrede birlikte yürür.

Amip örneği tam da bunu gösterir: görselinde amip endositozla besin alır ve ekzositozla sindirim ürünlerini uzaklaştırır.

TUZAK · ENDOSİTOZ NEDEN BİTKİDE OLMAZ

Açıkça yazılıdır: “Bitki hücresi gibi hücre duvarı bulunan canlılarda endositoz gerçekleşmez.”

Sebebi 22. üniteden geliyor: endositoz, hücre zarının içeri doğru boğumlanmasını gerektirir. Zarın dışında sert bir hücre duvarı varsa zar bu şekilde çökemez.

Aynı sebeple bitki hücresinde lizozom da bulunmaz (23. ünite) — hücre içine büyük partikül almadığı için onları sindirecek bir keseciğe de ihtiyacı yoktur.

OYUN · GEÇİŞİ TANI

Sorular ve şıklar her turda karışır.

SONUÇ CÜMLESİ

Sonuç olarak hücre zarından madde geçişleri, hücrelerin iç ve dış ortamlarının dengesini korumak için özelleşen farklı mekanizmalar ile gerçekleşir. Enerji kullanılmayan difüzyon ve ozmoz gibi süreçlerde maddeler yoğunluk farkına bağlı olarak taşınır fakat enerji kullanılan geçişlerde maddelerin konsantrasyon farkına rağmen taşınma gerçekleşir.

06 / GÜNLÜK HAYAT

Madde geçişleri senin gününde

SINIFA GİREN PARFÜM KOKUSU

Örnek: kolonya ve parfüm kokusunun odanın her tarafında hissedilmesi difüzyondur. Koku molekülleri yoğun oldukları yerden az oldukları yere kimse itmeden yayılır. Kapı açılınca kokunun koridora da geçmesi aynı olaydır.

POŞET ÇAYIN SUYU BOYAMASI

İkinci örnek: sıcak suda poşet çayın bardağın tamamına yayılması. Karıştırmadan da olur, sadece daha yavaş. Burada hiç canlı hücre yok — çünkü difüzyonun canlı ortamda gerçekleşmesi zorunlu değildir.

SALATAYA TUZ ATIP BEKLETMEK

Tuzlanan salata bir süre sonra suyunu bırakır ve pörsür. Tuz, hücre dışını hipertonik hâle getirir; hücreler su kaybeder ve plazmolize uğrar. Bu su kaybı hücrenin büzüşmesine neden olur.

PÖRSÜMÜŞ MARULU SUYA KOYMAK

Suyla dolu kaba konan pörsük marul dirilir. Saf su bitki hücresine göre hipotoniktir: hücreler su alır, turgor basıncı artar. Bu doğrudan yazar — turgor basıncı yaprakların parlak ve canlı görünmesini sağlar.

HASTANEDE TAKILAN SERUM

Damardan verilen serum %0,9 tuz çözeltisidir (fizyolojik serum), çünkü kan plazması da yaklaşık %0,9 sodyum klorür içerir. İkisi izotonik olduğu için alyuvarlara net su geçişi olmaz — ne büzüşürler ne patlarlar.

DENİZ SUYU İÇİLMEZ

Deniz suyu vücut sıvılarına göre hipertoniktir. İçildiğinde hücrelerden su çeker; susuzluk artar. Susuzluğu gideren şey suyun kendisi değil, suyun çözünmüş madde yoğunluğudur.

VİTAMİN HAPININ ÜSTÜNDEKİ “TOK KARNINA” UYARISI

Vitaminler ikiye ayrılır: A, D, E, K yağda çözünür ve zardan difüzyonla kolaylıkla geçer; B ve C suda çözünür ve yardımcı yapı olmadan geçemez. Yağda çözünen vitaminlerin yağlı bir öğünle alınması bu yüzden önerilir.

HİÇBİR ŞEY YAPMADAN OTURURKEN

En şaşırtıcı bilgi şu: dinlenme hâlinde insan vücudunun harcadığı enerjinin önemli bir bölümü, iyon pompalarının çalıştırılması ve aktif taşıma süreçleri için kullanılır. Ders çalışırken bile hücrelerindeki pompalar durmadan çalışıyor.

BOL SU İÇMEK VE BÖBREKLER

Böbrekler kanı süzer, sonra işe yarar molekülleri geri alır. Bu geri alma böbrekten süzülen yararlı moleküllerin kan dolaşımına geri emilimi aktif taşımayla gerçekleşir. Yani vücut, o molekülleri geri kazanmak için ATP harcar.

07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Hücre zarının seçici geçirgenliği ve hangi maddelerin nasıl geçtiği, pasif ve aktif taşıma ayrımı, basit ve kolaylaştırılmış difüzyon, yağda ve suda çözünen maddeler, ozmoz ve ozmotik basınç, izotonik-hipertonik-hipotonik çözeltiler, plazmoliz, deplazmoliz ve turgor, aktif taşıma ve iyon pompaları, endositoz ile ekzositozun zar yüzeyine etkisi

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Ünite tek sayfada

SEÇİCİ GEÇİRGENLİK

Çift katlı lipit tabakası, suyu sevmeyen özellikleriyle geçişe önemli sınırlandırmalar getirir.
Kolayca geçenler: küçük, yüksüz moleküller · yağ yapılı ya da yağda çözünen maddeler.
Yardımcı yapı gerektirenler: büyük, yüklü veya suda çözünen maddeler. Yardımcılar taşıma ve kanal proteinleridir.
Zarın görevleri: besin alımını düzenlemek · atıkları dışarı atmak · iletişim · iç ortamın düzenlenmesi.
Pasif = enerji gerektirmeyen · Aktif = enerji gerektiren.

PASİF TAŞIMA VE DİFÜZYON

Pasif taşıma: enerjiye ihtiyaç duyulmaz; maddeler çoktan aza gider; çift yönlüdür; yoğunluklar eşitleninceye kadar sürer, eşitlenince net madde hareketi görülmez (moleküller durmaz, iki yöne eşit geçer). Canlı ve cansız ortamlarda gerçekleşir. İki çeşidi: difüzyon ve ozmoz.
Difüzyon: yoğun ortamdan az yoğun ortama enerji harcamaksızın geçiş (yayılma); sıvı ve gaz ortamlarda kendiliğinden gerçekleşir.
Yağda çözünenler (A, D, E, K vitaminleri) kolayca geçer; suda çözünenler (B ve C vitamini), amino asit, glikoz ve Ca, Mg, K, Cl gibi yüklü küçük moleküller kendi kendine geçemez — taşıyıcı ve kanal proteinleri aracılık eder (kolaylaştırılmış difüzyon, yine pasiftir).

OZMOZ

Çözücünün yarı geçirgen zardan, çözünen madde miktarı az olan bölgeden çok olan bölgeye hareketidir. Biyolojik tanımı: suyun seçici geçirgen zardan difüzyonu.
Suyun doğrudan geçişi polar olması nedeniyle sınırlıdır; kanal proteinleri hızlı hareketi sağlar. Cansız yapılarda da görülebilir, ATP gerekmez.
Ozmotik basınç: denge durumunda, başlangıçta madde yoğunluğu fazla olan bölgedeki suyun zara yaptığı kuvvet. Çözeltinin su alma isteği (ozmotik potansiyel) arttıkça gereken güç artar; bu emiş gücü ozmotik basınca eşittir.

ÜÇ ÇÖZELTİ

İzotonik: hücre içi sıvıyla eş içerikli; net su geçişi olmaz. Kan plazması ≈ %0,9 NaCl; serumlar %0,9 tuz çözeltisi (fizyolojik serum).
Hipertonik: madde yoğunluğu sitoplazmadan fazla; hücreden su çıkarplazmoliz, hücre büzüşür.
Hipotonik: madde yoğunluğu sitoplazmadan az; hücre su alır. Plazmolize uğramış hücre eski durumuna dönerse deplazmoliz; normal hücre şişerse turgor ve hacim artar, sitoplazma çepere basınç uygular → turgor basıncı.
Hayvan hücreleri duvarları olmadığı için patlayabilir; bitkide turgor basıncı yaprakları parlak ve canlı gösterir.

AKTİF TAŞIMA

Maddelerin düşük yoğunluklu bölgeden yüksek yoğunluklu bölgeye taşınmasıdır; enerji kullanılır.
Zara yerleşik protein yapılı bir pompa, ATP’de depolanan enerjiyi konsantrasyon farkına karşı taşıma için kullanır.
Hem ATP harcandığı hem de enzim gibi çalışan pompalar kullanıldığı için sadece canlı hücrelerde gerçekleşir.
Örnekler: sinir sisteminden gelen bilgilerin iletimi · bağırsak epitelinden besin emilimi · böbrekten süzülen yararlı moleküllerin geri emilimi · sodyum-potasyum pompası · mide asitliğinin oluşturulması (hidrojen).
Dinlenme hâlinde harcanan enerjinin önemli bir bölümü bu pompalara gider.

ENDOSİTOZ VE EKZOSİTOZ

Zardan ve kanal proteinlerinden geçemeyecek kadar büyük yapılar için kullanılır; ikisinde de ATP harcanır ve yoğunluk farkı önemli değildir.
Endositoz: zarda içeri doğru oluşan ceplerle madde hücre içine alınır; kütlesel alım. Hücre zarının yüzey alanı küçülür. Hücre duvarı bulunan canlılarda gerçekleşmez. Amip böyle beslenir.
Ekzositoz: veziküller hücre zarıyla birleşir ve içerik dışarı salınır; kütlesel atım. Hücre zarının yüzeyi büyür. Protein salgılanması, protein yapılı hormonların kana verilmesi, atıkların uzaklaştırılması böyle olur.
İki süreç birbirini dengeler; hücrede birlikte yürür.