3.000 bitki
türü yalnızca
Türkiye'ye özgü
Biyolojik çeşitlilik, belirli bir bölgede yaşayan birbirinden farklı canlıları ifade eder. Biyolojik çeşitliliğin belirlenebilmesi için genetik, tür ve ekosistem çeşitliliğinin de bilinmesi gerekir.
Biyolojik çeşitlilik, belirli bir bölgede yaşayan birbirinden farklı canlıları ifade eder. Biyolojik çeşitliliğin belirlenebilmesi için genetik, tür ve ekosistem çeşitliliğinin de bilinmesi gerekir. Aşağıdaki canlandırmada düğmelerle üç düzey arasında gez; her düzeyde neyin farklılaştığını canlı şekiller üzerinden gör.
Biyolojik çeşitlilik, doğal bir zenginliktir. Doğal zenginliklerin fazla olmasının, insanların kullanabileceği kaynakların fazla olmasına ve sürdürülebilirliğe katkısı büyük olacaktır. Biyolojik çeşitliliğin azalması, bu gereksinimlerin teminini zorlaştıracaktır.
Dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik, ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe azalır. Ekvator bölgelerinde dünya mirası olarak korunan tropikal yağmur ormanları gibi biyolojik çeşitliliği çok yüksek olan bölgeler bulunur. Aşağıdaki canlandırmada kaydırağı ekvatordan kutba doğru çek; tür sayısının ve bitki örtüsünün nasıl değiştiğini izle.
Biyolojik çeşitlilikte görülen azalma, en fazla insan faaliyetleri sonucu gerçekleşmekte ve bunun sonucunda da insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Biyolojik çeşitlilik tüm dünyanın ortak zenginliğidir. Günümüzde ihtiyaçların karşılanması ve gelecek kuşaklara biyolojik çeşitliliğin aktarılması ve korunması insan hayatının devamı için gereklidir. Ancak daha önceden soyu tükenen birçok canlı türü bulunmaktadır. Soyu tükenen bu canlı türlerinin yerini dolduracak başka canlı türlerinin olmaması durumunda çevre dengesi bozulmaktadır.
Bulunduğu bölgedeki ekolojik şartlar sebebiyle yalnızca belirli bir bölgede yaşayan dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan, sınırlı bir yayılışa sahip olan türlere endemik tür denir. Aşağıdaki listede düğmelerle Türkiye'nin endemik türleri ve ırkları arasında gez.
Coğrafik konumu, iklimsel ve coğrafik özellikleri; ülkemize çok çeşitli orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemleri kazandırmıştır. Bu durum, biyolojik çeşitliliğin fazla olmasını sağlamıştır.
Türkiye'nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki bazı habitatlar; Akdeniz foku, deniz kaplumbağası ve yeşil deniz kaplumbağası gibi nesli tehlikede olan türlere barınma ortamı sağlamaktadır.
Ülkemizde çok sayıda endemik bitki ve hayvan türü de mevcuttur. 3.000'den fazla bitki türü sadece Türkiye'ye özgüdür. Endemik türler ve ırklar genellikle yaşadıkları yerin adını alarak isimlendirilir.
Biyolojik çeşitlilik ve endemik türler küresel ve millî bir mirastır. Endemik türlerin korunması ve sonraki nesillere kaybolmadan aktarılabilmesi için halkın da bilinçlendirilmesi gerekir. Bu konuda medya kuruluşları, basın yayın organları, üniversiteler ve gönüllü kuruluşlardan destek alınmalıdır.
Endemik tür, bulunduğu bölgedeki ekolojik şartlar sebebiyle yalnızca belirli bir bölgede yaşayan, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan, sınırlı bir yayılışa sahip türdür — bu bir yayılış tanımıdır, bir tehlike durumu değil. Van kedisi endemiktir; Akdeniz foku ise konu özetinde nesli tehlikede olan türler arasında sayılır. İki durum bir arada bulunabilir ama eş anlamlı değildir. İkinci tuzak: sayıca azlık, endemiklik ve tükenme tehlikesi biyolojik ve ekonomik açıdan değeri artırır — biyokaçakçılığın sebebi de tam olarak budur.
Canlı varlıkların özellikle endemik bitki ve hayvan türlerinin korunması, biyolojik çeşitliliğin korunması açısından oldukça önemlidir. Bunların en önemlileri aşağıda sıralanmıştır.
Endemik bitki ve hayvan türleri ile nesilleri tükenme tehlikesi altında bulunan canlı türleri, onların yaşam alanları farklı statülerde ve yasalarla koruma altına alınmıştır. Millî parklar, tabiat parkları, tabiat koruma alanları, tabiat anıtları canlıları ve onların yaşam alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlamıştır.
Yabani hayatı korumak için canlıların üreme mevsimlerinde av yasakları yasalarla denetlenmektedir. Nesli tehlikede olan memeli hayvanlar, su kuşları ve Akdeniz sahillerini yumurtlama alanı olarak kullanan deniz kaplumbağaları ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve mevzuatımız kapsamında koruma altına alınmıştır.
Birçok bitki ve hayvan türleri; yaşam alanlarının yok olması, çevre kirliliği, yasa dışı ticaret ve avcılık, yangınlar sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Avrupa'da bitki ve hayvan türlerinin korunması için 1979'da kabul edilen Türkiye'nin 1984 yılında imzaladığı Bern Sözleşmesi ile yok olma tehlikesi altındaki bitkiler de koruma altına alınmıştır.
Doğada bazı canlı türlerinin sayıca az olması, endemik olması ya da nesillerinin tükenme tehlikesi altında bulunması biyolojik ve ekonomik açıdan değerlerini de artırmaktadır. Belli bir bölgedeki ve o bölgeye has endemik bitkilerin ve hayvanların yetkili makamların izni olmadan toplanıp yurt dışına çıkarılmasına biyokaçakçılık denir. Bu durumla mücadelede hem resmî hem de sivil toplum örgütleri duyarlı davranmaktadır. Ülkemizde bulunan biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmak vatandaşlık görevidir. İnsan etkisiyle ekosistemlerde meydana gelen olumsuzluklara karşı bazı tedbirler alınmak zorundadır. Türkiye Tohumcular Birliğinin desteği ile "İç Anadolu Bölgesindeki Bazı Yerel Çeşitlerin Toplanması, Muhafazası ve Biyokaçakçılıkla Mücadele Projesi" başlamıştır.
Doğada nadir bulunan veya korunmak istenilen türlerin tekrar yetiştirilmek, saklanmak veya çeşitliliğini artırmak amaçlı koruma altına alındığı özel yerlere gen bankaları denir. Gen bankalarında canlılara ait örnekler, özel yöntemler kullanılarak saklanmaktadır. Bunlar bitki tohumları, sperm ve yumurta olabileceği gibi hayvan embriyosu da olabilmektedir. Gen bankalarının bazılarında kök hücreler saklanabilmektedir.
2010 yılında kurulan T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Türkiye Tohum Gen Bankası, 250 bin tohum saklama kapasitesiyle dünyadaki sayılı gen bankasından biridir. Gen Bankasında bitki, bakteri ve mantar gen kaynakları koruma altına alınmaktadır. Araştırmacılar gen bankalarındaki örnekleri, tekrar yetiştirmek ya da genetik çeşitliliğini artırmak için kullanabilmektedir.
Karşına rastgele sırayla bir tanım, örnek ya da koruma uygulaması geliyor; doğru etiketi seç.
Çünkü yalnızca orada bulunuyor: endemik türler ve ırklar genellikle yaşadıkları yerin adını alarak isimlendirilir. Listede Van kedisi, Sivas kangal köpeği, Denizli horozu, Ankara tiftik keçisi, Van Gölü inci kefali gibi örnekler var.
O kumsal yasal koruma altında: nesli tehlikede olan memeli hayvanlar, su kuşları ve Akdeniz sahillerini yumurtlama alanı olarak kullanan deniz kaplumbağaları ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve mevzuatımız kapsamında koruma altına alınmıştır.
Gördüğün çiçek dünyada başka hiçbir yerde olmayabilir: 3.000'den fazla bitki türü sadece Türkiye'ye özgüdür. Şu sözlerle ülkemizde bulunan biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmak vatandaşlık görevidir.
Tanımı tam olarak şu: belli bir bölgedeki ve o bölgeye has endemik bitkilerin ve hayvanların yetkili makamların izni olmadan toplanıp yurt dışına çıkarılmasına biyokaçakçılık denir. Sebebi de ekonomik: sayıca az olması, endemik olması ya da nesillerinin tükenme tehlikesi altında bulunması biyolojik ve ekonomik açıdan değerlerini de artırmaktadır.
Dört ayrı statü var ve hepsinin amacı aynı: millî parklar, tabiat parkları, tabiat koruma alanları, tabiat anıtları canlıları ve onların yaşam alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlamıştır.
Çünkü tür o dönemde çoğalıyor: yabani hayatı korumak için canlıların üreme mevsimlerinde av yasakları yasalarla denetlenmektedir. Yasa dışı avcılık zaten türleri tehdit eden sebepler arasında: yaşam alanlarının yok olması, çevre kirliliği, yasa dışı ticaret ve avcılık, yangınlar.
Yalnızca tohum değil: bunlar bitki tohumları, sperm ve yumurta olabileceği gibi hayvan embriyosu da olabilmektedir. Gen bankalarının bazılarında kök hücreler saklanabilmektedir. Türkiye Tohum Gen Bankası 250 bin tohum saklama kapasitesiyle dünyadaki sayılı gen bankasından biridir.
Çeşitliliğin enlemle bir ilişkisi var: dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik, ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe azalır. Ekvator bölgelerinde dünya mirası olarak korunan tropikal yağmur ormanları gibi biyolojik çeşitliliği çok yüksek olan bölgeler bulunur.
Soruda "bir türün bireyleri arasındaki farklılık" geçiyorsa genetik çeşitlilik; "belirli bir bölgede yaşayan farklı türler" geçiyorsa tür çeşitliliği; "canlıların cansız etmenlerle olan etkileşimlerindeki farklılıklar" geçiyorsa ekosistem çeşitliliği. Tarih soruları için iki yıl yeter: Bern Sözleşmesi 1979'da kabul edildi, Türkiye 1984'te imzaladı; Türkiye Tohum Gen Bankası 2010'da kuruldu.
30 sorudan oluşan bu test ile biyolojik çeşitliliğin önemi ve korunması ünitesini ne kadar kavradığını gör.
Biyolojik çeşitlilik, belirli bir bölgede yaşayan birbirinden farklı canlıları ifade eder. Belirlenebilmesi için genetik, tür ve ekosistem çeşitliliğinin de bilinmesi gerekir.
Bir türün bireyleri arasındaki farklılığa genetik çeşitlilik adı verilir.
Belirli bir bölgede yaşayan farklı türler tür çeşitliliğini oluşturur.
Canlıların cansız etmenlerle olan etkileşimlerindeki farklılıklar ekosistem çeşitliliğinden kaynaklanır.
Dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik, ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe azalır. Ekvator bölgelerinde dünya mirası olarak korunan tropikal yağmur ormanları gibi biyolojik çeşitliliği çok yüksek olan bölgeler bulunur.
Biyolojik çeşitlilik, doğal bir zenginliktir. Doğal zenginliklerin fazla olmasının, insanların kullanabileceği kaynakların fazla olmasına ve sürdürülebilirliğe katkısı büyük olacaktır. Biyolojik çeşitliliğin azalması, bu gereksinimlerin teminini zorlaştıracaktır.
Biyolojik çeşitlilikte görülen azalma, en fazla insan faaliyetleri sonucu gerçekleşmekte ve bunun sonucunda da insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Biyolojik çeşitlilik tüm dünyanın ortak zenginliğidir.
Daha önceden soyu tükenen birçok canlı türü bulunmaktadır. Soyu tükenen bu canlı türlerinin yerini dolduracak başka canlı türlerinin olmaması durumunda çevre dengesi bozulmaktadır.
Bulunduğu bölgedeki ekolojik şartlar sebebiyle yalnızca belirli bir bölgede yaşayan, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan, sınırlı bir yayılışa sahip olan türlere endemik tür denir.
Coğrafik konumu, iklimsel ve coğrafik özellikleri; ülkemize çok çeşitli orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemleri kazandırmıştır. Bu durum, biyolojik çeşitliliğin fazla olmasını sağlamıştır.
Ülkemizde çok sayıda endemik bitki ve hayvan türü mevcuttur. 3.000'den fazla bitki türü sadece Türkiye'ye özgüdür. Endemik türler ve ırklar genellikle yaşadıkları yerin adını alarak isimlendirilir.
Türkiye'nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki bazı habitatlar; Akdeniz foku, deniz kaplumbağası ve yeşil deniz kaplumbağası gibi nesli tehlikede olan türlere barınma ortamı sağlamaktadır.
Sivas kangal köpeği, Denizli horozu, Ankara tiftik keçisi, Van kedisi, Saimbeyli mavisi kelebeği, Van Gölü inci kefali, Safranbolu safranı, Muğla ve Fethiye çevresinde sığla ağacı, Amanos kekiği, Munzur kekiği, Kapadokya madımağı, Yozgat adaçayı, Mardin nohutu, Van ters lalesi, Kahramanmaraş orkidesi, Osmaniye orkidesi.
Biyolojik çeşitlilik ve endemik türler küresel ve millî bir mirastır. Endemik türlerin korunması ve sonraki nesillere kaybolmadan aktarılabilmesi için halkın da bilinçlendirilmesi gerekir. Bu konuda medya kuruluşları, basın yayın organları, üniversiteler ve gönüllü kuruluşlardan destek alınmalıdır.
Canlı varlıkları habitatları ile koruma, gen bankaları ile türleri koruma altına alma, ulusal ve uluslararası düzenlemeler yapma ve uygulama, türlerin korunması için toplumsal önlemler alma.
Endemik bitki ve hayvan türleri ile nesilleri tükenme tehlikesi altında bulunan canlı türleri ve yaşam alanları farklı statülerde ve yasalarla koruma altına alınmıştır. Millî parklar, tabiat parkları, tabiat koruma alanları, tabiat anıtları canlıların ve yaşam alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlamıştır.
Yabani hayatı korumak için canlıların üreme mevsimlerinde av yasakları yasalarla denetlenmektedir. Nesli tehlikede olan memeli hayvanlar, su kuşları ve Akdeniz sahillerini yumurtlama alanı olarak kullanan deniz kaplumbağaları uluslararası sözleşmeler ve mevzuat kapsamında koruma altına alınmıştır.
Birçok bitki ve hayvan türleri; yaşam alanlarının yok olması, çevre kirliliği, yasa dışı ticaret ve avcılık, yangınlar sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Avrupa'da bitki ve hayvan türlerinin korunması için 1979'da kabul edilen, Türkiye'nin 1984 yılında imzaladığı Bern Sözleşmesi ile yok olma tehlikesi altındaki bitkiler de koruma altına alınmıştır.
Belli bir bölgedeki ve o bölgeye has endemik bitkilerin ve hayvanların yetkili makamların izni olmadan toplanıp yurt dışına çıkarılmasına biyokaçakçılık denir. Bu durumla mücadelede hem resmî hem de sivil toplum örgütleri duyarlı davranmaktadır.
Doğada bazı canlı türlerinin sayıca az olması, endemik olması ya da nesillerinin tükenme tehlikesi altında bulunması biyolojik ve ekonomik açıdan değerlerini de artırmaktadır.
Doğada nadir bulunan veya korunmak istenilen türlerin tekrar yetiştirilmek, saklanmak veya çeşitliliğini artırmak amaçlı koruma altına alındığı özel yerlere gen bankaları denir.
Gen bankalarında canlılara ait örnekler özel yöntemler kullanılarak saklanmaktadır. Bunlar bitki tohumları, sperm ve yumurta olabileceği gibi hayvan embriyosu da olabilmektedir. Bazılarında kök hücreler saklanabilmektedir.
2010 yılında kurulan T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Türkiye Tohum Gen Bankası, 250 bin tohum saklama kapasitesiyle dünyadaki sayılı gen bankasından biridir. Bitki, bakteri ve mantar gen kaynakları koruma altına alınmaktadır.