Isı sana üç ayrı yoldan gelir.
Kaşığın sapı ısınırsa iletim, odanın tavanı tabanından sıcaksa konveksiyon, kamp ateşinin sana dönük yanağın yanıyorsa ışıma vardır. Bu sayfada üçünün de tanecik düzeyinde ne yaptığını, hangisinin madde gerektirdiğini ve bir olaya bakıp hangi yolun çalıştığını nasıl anlayacağını göreceksin.
Bir ortamdan başka bir ortama ısı aktarımı üç farklı yolla gerçekleşir. Bu yollar; iletim, konveksiyon ve ışımadır.
Üçünün de sebebi aynıdır: sıcaklık farkı. Isı her zaman sıcak olandan soğuk olana akar; bu üç yol, ısının hangi taşıyıcıyla yol aldığını anlatır.
Düğmelere bas: aynı sıcak–soğuk kutusunda üç yolun taneciklere ne yaptırdığı ayrı ayrı canlanıyor.
Bu iki soru üçünü de birbirinden ayırır; sayfanın geri kalanı bu iki sorunun ayrıntısıdır.
Maddeyi oluşturan tanecikler arası uzaklık, maddenin fiziksel hâline göre değişiklik gösterir. Katı maddelerin tanecikleri sıvı taneciklerine, sıvı tanecikleri de gaz taneciklerine göre birbirine daha yakındır. Dışarıdaki herhangi bir kaynaktan ısı alan katı taneciğinin titreşim hızı artar. Titreşim hızının artması, komşu tanecikleri etkileyerek onların da hızının artmasına neden olur. Isının bu şekilde tanecikten taneciğe aktarılarak yayılmasına ısının iletim yoluyla yayılması denir.
Tanecikleri arasındaki mesafeler katılara göre daha fazla olduğu için sıvı ve gazlarda ısının iletim yoluyla yayılması zordur. Bu durum, sıvı ve gazlarda iletim yoluyla ısı aktarımının hiç olmayacağı anlamına gelmez.
| Hâl | Tanecikler arası uzaklık | İletim |
|---|---|---|
| Katı | en küçük | en kolay |
| Sıvı | orta | zor |
| Gaz | en büyük | en zor |
Bir noktanın altı özellikle çiziliyor: sıvı ve gazda iletim zordur, yok değildir. “Gazlarda iletim olmaz” cümlesi yanlıştır.
“Isı iletildi” demek “madde taşındı” demek değildir. Metal kaşığın sapı ısınırken kaşığın çorbaya batan ucundaki metal, sapa doğru gitmez. Yerinde duran her tanecik daha hızlı titreşir ve komşusunu hızlandırır; hareket eden şey enerjidir.
Tersi de tuzaktır: bir odada sıcak hava tavana çıkarken havanın kendisi yer değiştirir — orada iletim değil konveksiyon vardır.
Sıvı veya gaz gibi akışkanlarda taneciklerin yer değiştirmesiyle ısının akışkan içinde yayılmasına ısının konveksiyon yoluyla yayılması denir. Akışkan ısıtıldığında ısının akışkana temas ettiği bölgelerde taneciklerin titreşim hızı ve aralarındaki mesafe artar. Sıcaklığın arttığı bu bölgelerde akışkanın yoğunluğu azalır. Yoğunluğu azalan tanecikler yukarıya, üstte bulunan ve yoğunluğu daha fazla olan tanecikler aşağıya doğru hareket eder. Bu olaya sürüklenme denir.
Yoğunluğu azalan sıcak tanecikler yukarı çıkarken aldığı enerjiyi de beraberinde taşır. Bu hareket sırasında sıcak ve soğuk tanecikler birbiriyle çarpışır ve çarpışma anında yüksek enerjili tanecikler enerjisinin bir kısmını soğuk taneciklere aktarır. Bu olaya da yayılma denir. Konveksiyon, “sürüklenme” ve “yayılma” hareketlerinin birleşimidir.
Örnek: sobada yanan odunların oluşturduğu ısının tüm odaya yayılması ve ocakta bulunan tencere içindeki suyun ısınması.
1 · SÜRÜKLENME
Isınan bölgede tanecikler arası mesafe artar → yoğunluk azalır → o kısım yukarı çıkar, üstteki yoğun kısım aşağı iner. Enerji, taneciklerin üstünde yolculuk eder.
2 · YAYILMA
Yolculuk sırasında sıcak ve soğuk tanecikler çarpışır; yüksek enerjili olan, enerjisinin bir kısmını soğuk taneciğe verir. Böylece enerji akışkanın her yerine dağılır.
Sınavda sık sorulan cümle şudur: konveksiyon = sürüklenme + yayılma. Yalnız birine konveksiyon denmez.
Soru: İçinde akışkan bulunan bir ortamın ısıtılmasında kullanılan ısıtıcı sistemler, ortamın zeminine yakın bir yere konumlandırılır. Örneğin su ısıtıcılarında ısıtıcı tel, su ısıtıcısının tabanına yerleştirilir. Benzer şekilde kalorifer petekleri odanın zeminine yakın kısımlarına yerleştirilir. Bu uygulamanın amacı nedir?
Çözüm: Akışkanların bulunduğu ortamlar konveksiyon yoluyla ısınır. Kalorifer peteğine temas eden havanın sıcaklığı artar ve yoğunluğu azalır. Sıcak hava, odanın tavanına doğru yükselirken yerini daha soğuk hava tabakasına bırakır. Kalorifer sistemi çalıştığı sürece bu hareket devam eder ve oda ısınır. Petekler odanın zemini yerine tavana yakın yerlere yerleştirildiğinde konveksiyon hareketine sadece odanın üst kısmındaki hava katılacak, zemindeki hava tabakası ısınmayacaktır.
Sobalı bir odanın tavanı ile tabanının sıcaklıkları farklıdır. Sebebi konveksiyondur: ısınan hava yoğunluğu azaldığı için yükselir ve tavana yakın bölge önce ve daha fazla ısınır; soğuk hava tabanda birikir. Bu yüzden kışın ayakların üşürken başın terleyebilir.
Aynı sebeple dışarısı soğukken pencere açıldığında soğuk hava alt taraftan içeri girer, sıcak hava üst taraftan dışarı çıkar. Kapı aralığından ayaklarına vuran soğuk akım budur.
Isının elektromanyetik dalgalar aracılığıyla yayılmasıdır. Isının iletim ve konveksiyon yoluyla yayılmasında maddesel ortam gerekliyken ışıma yoluyla yayılmasında maddesel ortama ihtiyaç yoktur. Diğer bir deyişle ısı ışıma yoluyla boşlukta da yayılabilir. Sıcaklığı 0 Kelvinin üzerindeki tüm maddelerden elektromanyetik dalgalar grubunda yer alan kızılötesi ışınlar yayılır.
Sıcak cisimlerden yayılan ve enerji taşıyan bu dalgalar, bir cisme çarpana kadar boşlukta ışık hızında yayılır. Bu dalgalar, bir cisme çarptığında enerjisinin bir kısmını ya da tamamını cisme aktarır. Bu cismin ya sıcaklığı artar ya da cisim hâl değiştirir.
Isının ışıma yoluyla yayılmasında kızılötesi ışınların yanı sıra görünür ışık ve morötesi ışınlar da etkilidir. Görünür ışık ve morötesi ışınlar da madde tarafından soğurulduğunda maddeye enerji aktarır. Güneş’ten bu ışınların üçü de yayılır. Koyu renkli nesneler, açık renkli nesnelere göre bu ışınları daha fazla soğurur.
Elektrik yüklü parçacıkların ivmeli hareketleri sonucunda oluşan dalgaların genel adıdır. Görünür ışık, birçok türü olan elektromanyetik dalgalar ailesinin bir üyesidir. Elektromanyetik dalgaların tamamı yansıma, soğurulma, kırılma olaylarını gerçekleştirir. Elektromanyetik dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır.
Kamp ateşinden yayılan elektromanyetik dalgalar kişinin ateşe dönük kısımları tarafından soğurulur ve kişi ısınır. Bu kişinin ateşe dönük tarafı ısınırken ateşe dönük olmayan kısımlarına herhangi bir elektromanyetik dalga çarpmayacağı için bu kısımlar doğrudan ısınmaz. Bununla birlikte ısının vücut içinde yayılmasıyla tüm vücut ısınmış olur.
Ateşin başında ön tarafın yanarken sırtının üşümesi tam olarak budur: ön yüz ışımayla, sırt ise ancak vücut içindeki iletimle ısınır. Bu yüzden zaman zaman dönmek gerekir.
Aynı ortamda güneş altında aynı süre kalan siyah araç, beyaz araca göre daha çok ısınır: koyu renkli yüzey gelen ışınların büyük kısmını soğurur, açık renkli yüzey büyük kısmını yansıtır. Yansıyan ışın enerjisini araca bırakmaz.
Ders kitabında geçmeyen ama kesin olan bir eşlik kuralı: iyi soğuran yüzey iyi de yayar. Koyu bir yüzey gündüz daha çok ısınır, gece de daha hızlı soğur.
Yaz aylarında güneş altındaki aracın içi, dış ortamdan çok daha sıcaktır. Güneş’ten gelen görünür ışık ve morötesi ışınlar camdan geçip araç içindeki koltuk ve gösterge panelince soğurulur. Isınan bu yüzeyler ise düşük sıcaklıkta oldukları için ağırlıklı olarak kızılötesi yayar ve bu ışınların önemli kısmı camdan dışarı çıkamaz. Üstelik camlar kapalıyken içerideki sıcak hava konveksiyonla dışarı atılamaz; enerji içeride birikir.
Ders kitabından: “Güneşten gelen radyasyon atmosferi geçerek yeryüzüne ulaşır. Yer tarafından tutulan güneş radyasyonu daha sonra yer radyasyonu olarak atmosfere geri döner. Atmosfere bırakılan radyasyonun bir kısmı sera gazları (su buharı başta olmak üzere, karbondioksit, metan, ozon, aerosoller vb.) tarafından tutulur.” Uzmanlara göre bu doğal sera etkisi olmasaydı yeryüzü sıcaklığı bugünküne göre yaklaşık 30 °C daha soğuk olurdu ve hayat mümkün olmazdı.
Dikkat: sera etkisi kötü bir şey değildir; yaşamı mümkün kılan şeydir. Sorun, sera gazlarının atmosferdeki oranının artması ve bunun küresel ısınmaya yol açmasıdır.
Güneş ile Dünya arasında büyük ölçüde boşluk var: iletim için tanecik, konveksiyon için akışkan yok. Buna rağmen ısınıyoruz, çünkü ışıma maddesel ortam istemez. Güneş’in Dünya’yı ısıtması, ışımanın en büyük örneğidir.
| Ölçüt | İletim | Konveksiyon | Işıma |
|---|---|---|---|
| Taşıyıcı | titreşen tanecikler | akışkanın kendisi | elektromanyetik dalgalar |
| Maddesel ortam | gerekli | gerekli | gerekmez |
| Madde yer değiştirir mi? | hayır | evet | madde yok ki |
| Hangi hâlde baskın? | katı | sıvı ve gaz (akışkanlar) | hepsi ve boşluk |
| Temas şart mı? | evet | evet | hayır |
| Örnek | metal kaşığın sapının ısınması | sobanın odayı ısıtması | Güneş’in Dünya’yı ısıtması |
Ara kutusuna “kaşık”, “ateş”, “boşluk” gibi bir kelime yaz; ilgili satırlar kalsın.
Yanan ocağın üstündeki tencereyi düşün:
Bu yüzden “bu olayda hangi yol var?” sorusunda tek cevap aramak tuzaktır; soru genellikle “hangisi baskındır” ya da “hangileri vardır” diye sorar.
Soru: Bir kişi, gerekli güvenlik önlemlerini alarak elini mum alevine üstten ve yandan yaklaştırdığında sıcaklığı farklı hisseder. Sebebi nedir?
Çözüm: Elini üstten yaklaştırdığında sıcaklığı artan hava moleküllerinin yukarı yönlü hareket etme eğiliminde olması nedeniyle kişinin eli hem konveksiyon hem ışıma yoluyla ısınır. Yandan yaklaştırdığında ise çoğunlukla ışıma yoluyla ısınır. Bu nedenle kişi, elini üstten yaklaştırdığında sıcaklığı daha fazla hisseder.
Havası boşaltılmış (vakumlanmış) bir odada tanecik yok demektir: iletim de konveksiyon da çalışmaz, yalnız ışıma kalır.
Termosun iki çeperi arasındaki boşluk da tam bu sebeple vakumlanır: iletim ve konveksiyon yolları kapatılır. Geriye kalan ışımayı da parlak (aynalı) yüzeyler yansıtarak azaltır.
Sorular karışık sırada geliyor; her cevaptan sonra kısa açıklama çıkıyor.
Tost makinesini açtığında elini tostun üstünde tutarsan yanarsın, yanında tutarsan daha az hissedersin. Üstte yükselen sıcak hava (konveksiyon) ile ışıma birlikte gelir; yanda çoğunlukla ışıma vardır. Mum alevi örneğinin mutfaktaki hâli.
Çayın içinde unuttuğun metal kaşığın sapı bir süre sonra tutulmayacak kadar ısınır. Sap çaya değmiyor bile — ısı, kaşığın metali boyunca iletimle ilerledi. Aynı çayda bıraktığın plastik kaşığın sapı ılık bile olmaz.
Peteğin hemen üstündeki hava sıcak, tavana yakın kısım daha da sıcaktır. Ayaklarına vuran soğuk akım ise aşağı inen soğuk havadır. Sınıfın ısınması konveksiyon döngüsüyle olur; bu yüzden peteğin önünü çantayla kapatmak odanın ısınmasını yavaşlatır.
Hava sıcaklığı 25 °C olsa bile güneş altındaki tribünde çok daha sıcak hissedersin: hava seni konveksiyonla ısıtırken Güneş ayrıca ışımayla enerji aktarır. Gölgeye geçtiğinde hava sıcaklığı aynı kaldığı hâlde serinlemenin sebebi budur — ışıma kesilir.
Yaz gününde siyah tişört beyaza göre daha çok ısınır: koyu renk gelen ışınların büyük kısmını soğurur. Aynı sebeple sıcak ülkelerde açık renk giyilir, yazlık evlerin çatıları beyaza boyanır.
Güneşte kalan arabaya bindiğinde direksiyona el süremezsin. Güneş’ten gelen ışınlar camdan geçti, koltuk ve direksiyon tarafından soğuruldu; camlar kapalı olduğu için ısınan hava dışarı da çıkamadı. Ön cama güneşlik koymak, ışımayı en baştan yansıtmak demektir.
Makinenin içindeki tel elektrikle ısınır, fan bu sıcak havayı saçına üfler. Havanın kendisi taşındığı için bu zorlanmış konveksiyondur: doğal konveksiyonda hava yoğunluk farkıyla kendi kendine hareket eder, burada onu bir fan sürükler.
Ateşin karşısında bir süre durunca ön tarafın yanar, sırtın üşür. Işıma yalnız ateşe dönük yüzeye çarpar; sırtına dalga gelmez. Herkesin ateş başında sürekli yön değiştirmesinin fizik sebebi bu.
Dondurmayı elinde tuttuğunda ısı senden dondurmaya akar: elinden iletimle, çevredeki havadan konveksiyonla, güneş altındaysan ayrıca ışımayla. Üç yol da aynı anda çalıştığı için güneşte dondurma çok daha hızlı erir.
Isı aktarımının üç yolu üzerine test
Bir ortamdan başka bir ortama ısı aktarımı üç farklı yolla gerçekleşir: iletim, konveksiyon ve ışıma. Üçünün de sebebi sıcaklık farkıdır.
Isının tanecikten taneciğe aktarılarak yayılmasıdır. Isı alan taneciğin titreşim hızı artar, komşusunu hızlandırır. Tanecikler yer değiştirmez. Katılarda kolay, sıvı ve gazlarda zordur — ama sıvı ve gazda hiç yok değildir.
Akışkanlarda taneciklerin yer değiştirmesiyle ısının akışkan içinde yayılmasıdır. Isınan bölgenin yoğunluğu azalır, yükselir; soğuk bölge iner (sürüklenme). Çarpışmalarda enerji dağılır (yayılma). Konveksiyon = sürüklenme + yayılma.
Isının elektromanyetik dalgalar aracılığıyla yayılmasıdır. Maddesel ortama ihtiyaç yoktur; ısı boşlukta da yayılır. Sıcaklığı 0 Kelvinin üzerindeki tüm maddelerden kızılötesi ışınlar yayılır. Dalgalar boşlukta ışık hızında ilerler.
Işımada kızılötesinin yanı sıra görünür ışık ve morötesi de etkilidir; Güneş’ten üçü de yayılır. Koyu renkli nesneler, açık renkli nesnelere göre bu ışınları daha fazla soğurur. Siyah araba beyazdan daha çok ısınır.
İki soru yeter: maddesel ortam gerekli mi? (ışımada hayır) ve madde yer değiştiriyor mu? (iletimde hayır, konveksiyonda evet).
Elektrik yüklü parçacıkların ivmeli hareketleri sonucunda oluşan dalgaların genel adıdır. Tamamı yansıma, soğurulma ve kırılma yapar; boşlukta ışık hızıyla yayılır.
“Gazlarda iletim olmaz” yanlış · “İletimde madde taşınır” yanlış · “Bir olayda tek yol vardır” yanlış (ocaktaki tencerede üçü birden var) · sera etkisi kötü değil, artması sorun.