Çeşitlilik önce vardır, çevre sonra seçer
Bu ünitenin bütün konuları tek bir zincire dizilir: varyasyon çeşitliliği üretir, mutasyon bu çeşitliliğin ham maddesini sağlar, doğal seçilim aralarından uygun olanları eler, biriken uygun özellikler adaptasyon olur. Zincirin en çok yanlış anlaşılan halkası şudur: çevre canlıyı değiştirmez, zaten var olan farklılıklar arasından seçer. Bakterinin antibiyotiğe, böceğin insektisite direnç kazanması da, insanın köpek ve lahana çeşitleri üretmesi (yapay seçilim) de aynı mekanizmanın örnekleridir.
Bir popülasyonda bireyler arasında renk, fizyolojik yapı, davranış gibi özellikler farklı olabilir. Organizmanın göz rengi, kürk rengi gibi dış görünüşü ve kan grubu, davranışları, hastalıkları gibi özelliklerinin tamamı fenotip adını alır. Bir organizmanın fenotipini o canlıya ait genetik faktörler ve çevresel faktörler belirler. Hem genetik hem de çevre etkisi ile gerçekleşen aynı türün bireyleri arasındaki farklılıklara varyasyon denir.
Ekranda bir uğur böceği popülasyonu çizilir; her birey renk ve benek sayısı bakımından farklıdır — uğur böceklerinde görülen renk ve benek sayısındaki farklılıklar varyasyona örnek olarak verilebilir. Birinci kaydırak popülasyondaki birey sayısını, ikinci kaydırak varyasyon miktarını değiştirir: sıfıra çekince bütün bireyler birbirinin tıpatıp aynısı olur (klon popülasyon), sonuna çekince renk ve benek dağılımı iyice açılır. Altta popülasyonda kaç farklı fenotip bulunduğu sayılır — bu sayı, popülasyonun değişen çevreye dayanma ihtimalinin ölçüsüdür.
Genetik varyasyonların nedenleri mayoz bölünmede gerçekleşen krossing over, homolog kromozomların rastgele dağılımları, döllenme ve mutasyonlardır. Göz rengi, kan grupları, dil yuvarlayabilme ya da yuvarlayamama gibi özellikler genetik varyasyonlardır. Bu varyasyonlar kalıtsaldır ve eşeyli üremeyle dölden döle aktarılır.
Çevresel faktörlerin genler üzerindeki etkisi sonucu ortaya çıkan varyasyonlar, üreme hücrelerinde olursa dölden döle aktarılır. Vücut hücrelerinde meydana gelen değişiklikler kalıtsal değildir.
Bu cümle sınavın en sevdiği ayrımdır: aynı olayın kalıtsal olup olmaması nerede olduğuna bağlıdır — üreme hücresinde ise aktarılır, vücut hücresinde ise aktarılmaz.
Sekiz durum tek tek seçilir; canvasta solda vücut hücresi, sağda üreme hücresi çizilir ve seçilen değişiklik hangisinde gerçekleştiyse orası yanar. Altta bir ok, değişikliğin bir sonraki nesle geçip geçmediğini gösterir: üreme hücresi seçildiğinde ok yavruya ulaşır, vücut hücresi seçildiğinde ok yolun ortasında kırmızı bir çarpıyla kesilir. Genetik varyasyon örnekleri (göz rengi, kan grupları, dil yuvarlayabilme) de listede.
Organizmanın göz rengi, kürk rengi gibi dış görünüşü ve kan grubu, davranışları, hastalıkları gibi özelliklerinin tamamı fenotip adını alır. Yani fenotip yalnız "dış görünüş" değildir: gözle görülmeyen kan grubu, ölçülemeyen gibi görünen davranış ve hastalıklar da fenotipe dâhildir. Bir organizmanın fenotipini o canlıya ait genetik faktörler ve çevresel faktörler belirler.
Bir organizmanın DNA'sında ya da RNA'sındaki nükleotit dizisinde meydana gelen değişikliğe mutasyon, değişime neden olan etmenlere ise mutajen denir.
Yedi mutajen tek tek seçilir. Üstte bir DNA zinciri çizilir; seçilen mutajen zincire ulaştığında bir nükleotitin harfi gerçekten değişir ve o baz çifti kırmızıya döner. Mutajenler şöyle sıralanır: radyasyon, ultraviyole ışınları, X ışınları, radyoaktif maddeler, bazı kimyasal maddeler, ilaçlar ve virüsler. Her seçimde altta o mutajenin DNA'ya nasıl ulaştığı yazılır.
Üç düğme, aynı popülasyonda üç farklı sonuç. Nötr mutasyonda birey diğerleriyle aynı hızda ilerler ve sayısı değişmez; yararlı mutasyonda birey ortama daha iyi uyduğu için sayısı artar; zararlı mutasyonda birey hastalanır ya da ölür ve sayısı düşer. Sağdaki çubuk, birkaç nesil sonra o mutasyonu taşıyan birey oranını gösterir. Dikkat: mutasyonun "iyi" ya da "kötü" olması ortama bağlıdır — yararlı olan, "canlının yaşamını sürdürdüğü ortamdaki uyum yeteneğini artıran" diye tanımlıyor.
Canlıya olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi olmayan mutasyonlara nötr mutasyon denir.
Canlının yaşamını sürdürdüğü ortamdaki uyum yeteneğini artıran mutasyonlara yararlı mutasyon denir.
Zararlı mutasyonlar ise canlıların hastalanmasına ya da ölümüne neden olabilir.
İkisi aynı şey değil, ama biri ötekinin kaynaklarından biri. Varyasyon, aynı türün bireyleri arasındaki farklılıklardır ve hem genetik hem çevre etkisiyle oluşur. Mutasyon ise nükleotit dizisindeki değişikliğin kendisidir. Bağ şöyle kurulur: genetik varyasyonların nedenleri mayoz bölünmede gerçekleşen krossing over, homolog kromozomların rastgele dağılımları, döllenme ve mutasyonlardır. Yani mutasyon, varyasyonun dört nedeninden biridir — eşiti değil.
Canlıların yaşadığı ortam koşulları çeşitli nedenlerden sürekli değişir. Çevredeki değişikliklere uyum sağlayamayan organizmaların hayatta kalması veya çoğalması olası değildir. Ayrıca popülasyondaki bireyler arasında doğadaki kaynakları kullanabilmek ve yaşayabilmek için sürekli bir rekabet vardır. Ortam koşullarına uyum sağlayabilenler yaşamaya devam ederken uyum sağlayamayanlar mücadeleyi kaybeder.
Popülasyonda iki tip birey var: koyu ve açık renkli. Birinci kaydırak zemin rengini değiştirir, ikinci kaydırak kaç nesil geçtiğini. Zemin koyulaştıkça koyu bireyler daha az fark edilir, hayatta kalma ve üreme olasılıkları yükselir ve nesil ilerledikçe popülasyonda oranları artar; zemin açıldığında tam tersi olur. Altta iki oran yüzdeyle yazılır. Dikkat edilecek nokta: hiçbir birey renk değiştirmiyor — yalnız hangi rengin daha çok yavru bıraktığı değişiyor. Belirli kalıtsal özelliklere sahip bireylerin özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme olasılıklarının daha yüksek olması durumuna doğal seçilim adı verilir.
Belirli kalıtsal özelliklere sahip bireylerin özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme olasılıklarının daha yüksek olması durumuna doğal seçilim adı verilir.
Tanımdaki iki sözcük kritik: kalıtsal (aktarılabilir olmayan bir üstünlük seçilime konu olmaz) ve olasılık (garanti değil, ihtimal yüksekliği).
Bir bireyin bulunduğu ortam şartlarında yaşama ve üreyebilme şansını artıran kalıtsal özelliklerin tamamına adaptasyon denir. Doğal seçilim yoluyla meydana gelen değişim süreci adaptasyonu oluşturur. Adaptasyonlar yapısal, korunma, taklit etme ve davranışsal olabilir. Uyum sağlayabilenlerin sadece hayatta kalması değil gelişmesi ve üremesi de olasıdır. Yavrular, doğdukça ebeveynlerinden aktarılan avantajlı genetik özelliklere sahip olacaklardır.
Üç adaptasyon örneği canlandırılır. Bukalemun seçildiğinde arkaplan rengi değişir ve hayvanın rengi ona uyar — bukalemunların bulunduğu yere göre renk değiştirerek düşmanlarından korunması. Nilüfer seçildiğinde su üstünde geniş bir yaprak çizilir ve yaprağın üstünden su buharı okları çıkar — nilüfer bitkisinin geniş yapraklara sahip olması sayesinde yapısındaki fazla suyu terleme ile dışarı atması. Sukulent seçildiğinde kurak bir zeminde şişkin gövdeli bir bitki ve içindeki su deposu görünür — sukulent bitkisinin yaprağında veya gövdesinde su depolayarak kurak ortama uyum sağlaması. Ayrıca her örneğin hangi adaptasyon tipine (yapısal, korunma, taklit etme, davranışsal) girdiği yazılır.
"Zürafanın boynu yükseğe uzanmak istediği için uzadı", "böcek ilaca karşı koymak için direnç geliştirdi" cümleleri yanlıştır. Doğru mantık şu: doğal seçilim yoluyla meydana gelen değişim süreci adaptasyonu oluşturur ve seçilim belirli kalıtsal özelliklere sahip bireylerin yaşama ve üreme olasılığının yüksek olmasıdır. Yani farklılık önceden, rastgele vardır; çevre onu sonradan seçer. DDT örneğinde de bu açıkça görülür: bu sinekler, sahip olduğu kalıtsal farklılıklar sayesinde yaşamaya ve üremeye devam etmiştir. "Sonradan direnç ürettiler" demiyor.
Bakteri kökenli hastalıklarla mücadelede antibiyotikler kullanılmaktadır. Antibiyotiklerin yanlış seçilmesi, sık kullanılması ve kullanım süresine uyulmaması bakterilerin antibiyotiğe direncini artırmaktadır.
Dört adımlık animasyon. 1. adımda karışık bir bakteri popülasyonu var; içlerinde birkaç tanesi baştan dirençli (farklı renkte) — bu fark antibiyotik verilmeden önce zaten mevcuttur. 2. adımda antibiyotik uygulanır ve zayıf olan bakteriler antibiyotiklerden etkilenerek yok olur, ekrandan silinirler. 3. adımda hayatta kalan dirençli bakteriler bölünerek çoğalır ve ekran yeniden dolar — ama artık hepsi dirençlidir. 4. adımda dirençli bakteriler arasında konjugasyon (gen transferi) köprüleri çizilir ve direnç geni komşu bakterilere aktarılır. Sağdaki çubuk dirençli birey oranını adım adım gösterir.
Antibiyotik tedavilerinde zayıf olan bakteriler antibiyotiklerden etkilenerek yok olmakta, güçlü olanlar hayatta kalıp varlığını devam ettirmektedir. Başka bir ifadeyle doğal seçilime uğramaktadır. Yaşamını devam ettiren bakteriler konjugasyon (gen transferi) ile bu özelliği diğer bakterilere aktarmaktadır. Bu nedenle kullanılan antibiyotik bu bakterilerle mücadelede etkisiz kalmaktadır.
Pestisit (canlıkıran), pest (haşarat) adı verilen zararlıları öldürmek amacı ile kullanılan maddedir. İnsektisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü), fungusit (mantar öldürücü) gibi pestisitler; çok eski tarihlerden beri tarım alanında bit, pire, sinek, ayrık otu gibi zararlılara karşı kullanılmaktadır.
Şemanın canlandırılmış hâli. 1. karede tarlada iki tip böcek var: insektisite karşı dirençli gene sahip böcekler ve insektisite karşı dirençli gene sahip olmayan böcekler — ikisi de başlangıçtan beri oradadır. 2. karede insektisit uygulaması yapılır: yukarıdan püskürtme çizilir ve dirençsiz bireyler ölür; insektisite karşı dirençli bireyler hayatta kalırken dirençsiz olanlar ölür. 3. karede insektisite karşı dirençli bireyler yeni nesil oluşturur ve tarla yeniden dolar — ama artık tamamı dirençlidir. Sağdaki sayaç her karede kaç dirençli, kaç dirençsiz birey kaldığını yazar.
İnsektisitlere karşı direnç kazanan böcekler de doğal seçilime örnek olarak verilebilir. İnsektisitlerin yaygın kullanımı, böceklerin uyum sağlayarak bu insektisitlere karşı direnç kazanmasına sebep olmaktadır.
DDT günümüzde kullanılması yasaklanmış bir insektisittir. DDT, ilk kullanıldığı yıllarda sineklerle mücadelede etkili olmuş ancak az sayıda da olsa bazı sinekler DDT'den etkilenmemiştir. Bu sinekler, sahip olduğu kalıtsal farklılıklar sayesinde yaşamaya ve üremeye devam etmiştir. Böylece DDT kullanılan bölgede dayanıklı bireylerin sayısı artmış ve bu sineklere karşı DDT'nin etkisi azalmıştır. Dayanıklı sinekler, başlangıçta çok az sayıda olmasına rağmen zamanla çoğalmıştır. DDT'nin kullanımı, dayanıklı bireylerin çoğalmasını sağlayan etkin bir faktör olmuştur.
| Ad | Neyi öldürür | Örnek zararlı |
|---|---|---|
| İnsektisit | Böcek öldürücü | Bit, pire, sinek |
| Herbisit | Yabani ot öldürücü | Ayrık otu |
| Fungusit | Mantar öldürücü | Bitkilerde mantar hastalıkları |
Üçünün de üst başlığı pestisit (canlıkıran); pest ise "haşarat" demektir.
İnsanların bilinçli ve amaçlı olarak bir organizmanın belli özelliklerini seçmesi ve kontrollü olarak yetiştirmesi sürecine yapay seçilim denir.
En çarpıcı örnek: tek bir yabani bitkiden altı farklı sebze. Ortada Brassica oleracea (yabani hardal) çizilir; altı düğmeden birini seçtiğinde bitkinin hangi kısmının seçildiği yanar ve ondan hangi sebzenin çıktığı gösterilir: çiçek tomurcukları → karnabahar ve brokoli, kök → alabaş, yanal yaprak tomurcukları → brüksel lahanası, uç yaprak tomurcukları → lahana, çiçek tomurcukları ve kökler → mangır, yapraklar → karalahana. Şemadaki oklar seçilen kısımdan sebzeye uzanır; seçilmeyen kısımlar soluk kalır.
Yapay seçilim uygulanabilecek durumları şöyle sıralayabiliriz:
Günümüzde görülen çok farklı köpek çeşitliliği, insanların seçimleri nedeniyle ortaya çıkmıştır. Avcılık veya çobanlıkta kullanılmak üzere yapay seçilim uygulanarak özel köpekler yetiştirilir. Besin değeri yüksek et ve süt verimine sahip olan sığır, koyun vb. hayvanların yine aynı özellikteki hayvanlarla çiftleştirilmesi ile et ve süt verimi yüksek hayvanlar elde edilir. Dünyaca ünlü İngiliz yarış atları, Arap atlarının en hızlı ve güçlülerinin çiftleştirilmesiyle üretilir. İnsanlar tarafından yapay olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş hayvan ve bitki türleri kültür olarak adlandırılır.
İki düğme, aynı popülasyon, iki farklı eleyici. Doğal seçilimde eleyen şey bir çevre koşuludur (canvasta bulut, kar, kuraklık gibi bir çevre simgesi çizilir) ve seçilen özellik hayatta kalma ve üreme olasılığını artıran özelliktir. Yapay seçilimde eleyen bir insan elidir ve seçilen özellik insanın işine yarayan özelliktir — bu özellik canlının kendi yaşamı için avantajlı olmak zorunda değildir. Altta seçilen bireylerin bir sonraki nesli oluşturması animasyonla gösterilir.
| Ölçüt | Doğal seçilim | Yapay seçilim |
|---|---|---|
| Seçen | Ortam koşulları | İnsan (bilinçli ve amaçlı) |
| Seçilen özellik | Yaşama ve üreme olasılığını artıran kalıtsal özellik | İnsanın istediği belli özellikler |
| Çeşitliliğin kaynağı | Varyasyon (krossing over, rastgele dağılım, döllenme, mutasyon) | Aynı — insan yalnız seçer, çeşitliliği kendisi üretmez |
| Örnek | Antibiyotiğe dirençli bakteriler, DDT'ye dayanıklı sinekler | Köpek çeşitleri, Brassica oleracea'dan üretilen sebzeler, İngiliz yarış atları |
| Ürüne verilen ad | — | Kültür (insanlar tarafından yapay olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş hayvan ve bitki türleri) |
Bu ünitenin konusu sınıf listesinde, ilaç kutusunun üstünde ve parktaki köpeklerde.
Grip geçince kalan hapları bırakmak zararsız görünür ama: antibiyotiklerin yanlış seçilmesi, sık kullanılması ve kullanım süresine uyulmaması bakterilerin antibiyotiğe direncini artırmaktadır. Yarım bırakılan tedavide en dayanıklı bakteriler hayatta kalır ve çoğalır.
Biyoloji dersinde sınıfın göz renklerini saymak doğrudan bu ünitedir: göz rengi, kan grupları, dil yuvarlayabilme ya da yuvarlayamama gibi özellikler genetik varyasyonlardır. Bu varyasyonlar kalıtsaldır ve eşeyli üremeyle dölden döle aktarılır.
Arkadaş grubunda kimin dilini yuvarlayabildiğini denemek eğlenceli bir oyun ama aynı zamanda bir varyasyon örneği: dil yuvarlayabilme ya da yuvarlayamama genetik varyasyon örnekleri arasında sayılır.
Aynı türün bireyi oldukları hâlde bir çoban köpeğiyle bir süs köpeğinin bu kadar farklı görünmesi doğanın işi değil: günümüzde görülen çok farklı köpek çeşitliliği, insanların seçimleri nedeniyle ortaya çıkmıştır. Avcılık veya çobanlıkta kullanılmak üzere yapay seçilim uygulanarak özel köpekler yetiştirilir.
Brokoli, karnabahar, lahana ve brüksel lahanası aynı rafta duran birbirine hiç benzemeyen sebzeler — ama Brassica oleracea (yabani hardal) bitkisinin farklı kısımlarının kullanılması ile yapay seçilimle karnabahar, yer lahanası, brüksel lahanası, lahana, brokoli ve karalahana vb. sebzeler üretilmiştir.
Saksıya sıktığın ot ilacının bir süre sonra işe yaramaz hâle gelmesi tanıdık bir hikâye: herbisit (yabani ot öldürücü) bir pestisittir ve insektisitlerin yaygın kullanımı, böceklerin uyum sağlayarak bu insektisitlere karşı direnç kazanmasına sebep olmaktadır — aynı mekanizma otlarda da işler.
Odandaki etli yapraklı sukulentin haftalarca susuz durabilmesi bir adaptasyondur: sukulent bitkisinin yaprağında veya gövdesinde su depolayarak kurak ortama uyum sağlaması adaptasyon örneklerinden biridir.
Botanik bahçesindeki nilüferin kocaman yaprakları süs değil, işlevdir: nilüfer bitkisinin geniş yapraklara sahip olması sayesinde yapısındaki fazla suyu terleme ile dışarı atması adaptasyona örnek verilir.
Bukalemunun dala konunca renginin dalın rengine dönmesi klasik bir korunma adaptasyonudur: bukalemunların bulunduğu yere göre renk değiştirerek düşmanlarından korunması verilen örneklerdendir.
50 soruluk test · varyasyon ve fenotip, genetik varyasyonun dört nedeni, kalıtsal olan ve olmayan değişiklikler, mutasyon ve mutajenler, nötr/yararlı/zararlı mutasyon, doğal seçilimin tanımı, adaptasyon ve örnekleri, bakterilerde antibiyotik direnci ve konjugasyon, pestisit çeşitleri ve DDT örneği, yapay seçilim ile Brassica oleracea ve hayvancılık uygulamaları
Bir popülasyonda bireyler arasında renk, fizyolojik yapı, davranış gibi özellikler farklı olabilir. Organizmanın göz rengi, kürk rengi gibi dış görünüşü ve kan grubu, davranışları, hastalıkları gibi özelliklerinin tamamı fenotip adını alır. Bir organizmanın fenotipini o canlıya ait genetik faktörler ve çevresel faktörler belirler. Hem genetik hem de çevre etkisi ile gerçekleşen aynı türün bireyleri arasındaki farklılıklara varyasyon denir. Uğur böceklerinde görülen renk ve benek sayısındaki farklılıklar, biber bitkisinde görülen renk farklılıkları varyasyona örnek olarak verilebilir.
Genetik varyasyonların nedenleri mayoz bölünmede gerçekleşen krossing over, homolog kromozomların rastgele dağılımları, döllenme ve mutasyonlardır. Göz rengi, kan grupları, dil yuvarlayabilme ya da yuvarlayamama gibi özellikler genetik varyasyonlardır. Bu varyasyonlar kalıtsaldır ve eşeyli üremeyle dölden döle aktarılır. Çevresel faktörlerin genler üzerindeki etkisi sonucu ortaya çıkan varyasyonlar, üreme hücrelerinde olursa dölden döle aktarılır. Vücut hücrelerinde meydana gelen değişiklikler kalıtsal değildir.
Bir organizmanın DNA'sında ya da RNA'sındaki nükleotit dizisinde meydana gelen değişikliğe mutasyon, değişime neden olan etmenlere ise mutajen denir. Mutasyona radyasyon, ultraviyole ışınları, X ışınları, radyoaktif maddeler, bazı kimyasal maddeler, ilaçlar ve virüsler sebep olabilmektedir. Mutasyonlar faydalı, zararlı veya nötr olabilir. Canlıya olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi olmayan mutasyonlara nötr mutasyon, canlının yaşamını sürdürdüğü ortamdaki uyum yeteneğini artıran mutasyonlara yararlı mutasyon denir. Zararlı mutasyonlar ise canlıların hastalanmasına ya da ölümüne neden olabilir.
Canlıların yaşadığı ortam koşulları çeşitli nedenlerden sürekli değişir. Çevredeki değişikliklere uyum sağlayamayan organizmaların hayatta kalması veya çoğalması olası değildir. Ayrıca popülasyondaki bireyler arasında doğadaki kaynakları kullanabilmek ve yaşayabilmek için sürekli bir rekabet vardır. Ortam koşullarına uyum sağlayabilenler yaşamaya devam ederken uyum sağlayamayanlar mücadeleyi kaybeder. Belirli kalıtsal özelliklere sahip bireylerin özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme olasılıklarının daha yüksek olması durumuna doğal seçilim adı verilir.
Bir bireyin bulunduğu ortam şartlarında yaşama ve üreyebilme şansını artıran kalıtsal özelliklerin tamamına adaptasyon denir. Doğal seçilim yoluyla meydana gelen değişim süreci adaptasyonu oluşturur. Adaptasyonlar yapısal, korunma, taklit etme ve davranışsal olabilir. Uyum sağlayabilenlerin sadece hayatta kalması değil gelişmesi ve üremesi de olasıdır. Yavrular, doğdukça ebeveynlerinden aktarılan avantajlı genetik özelliklere sahip olacaklardır. Bukalemunların bulunduğu yere göre renk değiştirerek düşmanlarından korunması, nilüfer bitkisinin geniş yapraklara sahip olması sayesinde yapısındaki fazla suyu terleme ile dışarı atması, sukulent bitkisinin yaprağında veya gövdesinde su depolayarak kurak ortama uyum sağlaması gibi özellikler adaptasyona örnek olarak verilebilir.
İnsanların bilinçli ve amaçlı olarak bir organizmanın belli özelliklerini seçmesi ve kontrollü olarak yetiştirmesi sürecine yapay seçilim denir. Yapay seçilim uygulanabilecek durumlar: hastalığı ortadan kaldırmak, dönüm başına verimi artırmak, ekosistem içindeki rekabeti azaltmak, gamet seviyesinde genetik varyasyon oluşturmak.
Bakteri kökenli hastalıklarla mücadelede antibiyotikler kullanılmaktadır. Antibiyotiklerin yanlış seçilmesi, sık kullanılması ve kullanım süresine uyulmaması bakterilerin antibiyotiğe direncini artırmaktadır. Antibiyotik tedavilerinde zayıf olan bakteriler antibiyotiklerden etkilenerek yok olmakta, güçlü olanlar hayatta kalıp varlığını devam ettirmektedir. Başka bir ifadeyle doğal seçilime uğramaktadır. Yaşamını devam ettiren bakteriler konjugasyon (gen transferi) ile bu özelliği diğer bakterilere aktarmaktadır. Bu nedenle kullanılan antibiyotik bu bakterilerle mücadelede etkisiz kalmaktadır.
Pestisit (canlıkıran), pest (haşarat) adı verilen zararlıları öldürmek amacı ile kullanılan maddedir. İnsektisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü), fungusit (mantar öldürücü) gibi pestisitler; çok eski tarihlerden beri tarım alanında bit, pire, sinek, ayrık otu gibi zararlılara karşı kullanılmaktadır. İnsektisitlere karşı direnç kazanan böcekler de doğal seçilime örnek olarak verilebilir. İnsektisitlerin yaygın kullanımı, böceklerin uyum sağlayarak bu insektisitlere karşı direnç kazanmasına sebep olmaktadır.
DDT günümüzde kullanılması yasaklanmış bir insektisittir. DDT, ilk kullanıldığı yıllarda sineklerle mücadelede etkili olmuş ancak az sayıda da olsa bazı sinekler DDT'den etkilenmemiştir. Bu sinekler, sahip olduğu kalıtsal farklılıklar sayesinde yaşamaya ve üremeye devam etmiştir. Böylece DDT kullanılan bölgede dayanıklı bireylerin sayısı artmış ve bu sineklere karşı DDT'nin etkisi azalmıştır. Dayanıklı sinekler, başlangıçta çok az sayıda olmasına rağmen zamanla çoğalmıştır. DDT'nin kullanımı, dayanıklı bireylerin çoğalmasını sağlayan etkin bir faktör olmuştur.
Bir türe ait canlılarda insanlar tarafından istenilen bazı özelliklerin seçilmesi ve kontrollü olarak yetiştirilmesine yapay seçilim denir. Günümüzde görülen çok farklı köpek çeşitliliği, insanların seçimleri nedeniyle ortaya çıkmıştır. Avcılık veya çobanlıkta kullanılmak üzere yapay seçilim uygulanarak özel köpekler yetiştirilir. Brassica oleracea (yabani hardal) bitkisinin farklı kısımlarının kullanılması ile yapay seçilimle karnabahar, yer lahanası, brüksel lahanası, lahana, brokoli ve karalahana vb. sebzeler üretilmiştir. Besin değeri yüksek et ve süt verimine sahip olan sığır, koyun vb. hayvanların yine aynı özellikteki hayvanlarla çiftleştirilmesi ile et ve süt verimi yüksek hayvanlar elde edilir. Dünyaca ünlü İngiliz yarış atları, Arap atlarının en hızlı ve güçlülerinin çiftleştirilmesiyle üretilir. İnsanlar tarafından yapay olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş hayvan ve bitki türleri kültür olarak adlandırılır.