Yerinden kalkamayan bir canlı nasıl hareket eder
Bitkilerde hareket, bitki dokularında çevreden gelen etkilere karşı uyarıların algılanması, uyarının iletimi ve uyarıya fizyolojik cevabın verilmesi şeklinde gerçekleşir. İki çeşidi var ve ayrım tek bir soruyla çözülüyor: hareket uyaranın yönüne bağlı mı? Bağlıysa tropizma — yavaş, oksin ile, yalnız büyüyen kısımlarda. Bağlı değilse nasti — hızlı, turgor basıncı ile, bitkinin ilgili organıyla. Ünitenin sonunda ise bitkinin takvimi var: fotoperiyodizm.
Bitkinin büyüyen ve uzayan kısımlarında oksin hormonunun düzensiz dağılımı sonucu ortaya çıkan ve asimetrik büyümeden kaynaklanan yönelme hareketlerine tropizma hareketleri denir.
Bitkilerde hareket, bitki dokularında çevreden gelen etkilere karşı uyarıların algılanması, uyarının iletimi ve uyarıya fizyolojik cevabın verilmesi şeklinde gerçekleşir. Bitkilerde tropizma ve nasti olmak üzere iki çeşit hareket görülür.
Tropizma hareketleri uyarının yönüne bağlı olarak gerçekleşir. Uyarının geldiği yöne doğru gerçekleşen hareket pozitif tropizma, uyarının tersi yönünde gerçekleşen hareket negatif tropizma olarak adlandırılır.
Uyaranın çeşidine göre tropizma hareketleri fototropizma, gravitropizma (geotropizma), hidrotropizma, travmatropizma, kemotropizma, tigmotropizma olarak gruplandırılır.
Altı tropizma çeşidini tek tek gez. Her seçimde uyaranın kendisi çizime girer ve bitki gerçekten o yöne ya da tersine büküler: fototropizmada sağdan gelen ışık kaynağı, geotropizmada aşağıyı gösteren yer çekimi oku, hidrotropizmada yandaki su birikintisi, kemotropizmada bir yanda gübre bir yanda tuz-kireç lekesi, travmatropizmada gövdedeki yara işareti, tigmotropizmada tutunulacak bir dal belirir. Aynı bitkide gövde ve kök zıt yönlere gider: fototropizmada gövde ışığa döner (pozitif), kök ışıktan kaçar (negatif); geotropizmada kök aşağı iner (pozitif), gövde yukarı çıkar (negatif). Sağdaki iki rozet gövdenin ve kökün yönünü ayrı ayrı yazar; kemotropizmada gübreye doğru büyüme yeşil, tuza doğru olan kırmızı yanar.
Bitkilerin ışık uyaranına karşı gösterdiği yönelme hareketidir. Örneğin günebakan bitkisinin ya da cam kenarına konan çiçeğin güneşe doğru yönelmesi fototropizma hareketidir. Bitkinin ışık kaynağına doğru yönelim göstermesi pozitif fototropizma, ışık kaynağından uzaklaşması ise negatif fototropizma olarak adlandırılır. Köklerde negatif fototropizma, gövdede ise pozitif fototropizma görülür. Fototropizmada oksin hormonu etkilidir.
Kaydırak ışığın yönünü soldan sağa taşır. Işık hangi taraftan gelirse gelsin, koleoptilin ucundaki oksin noktaları karşı tarafa toplanır ve o taraftaki hücreler daha çok uzar. Hücre sıraları çizimde gerçekten farklı boyda çizilir: gölge tarafındaki hücreler uzun, ışık tarafındakiler kısa. Sonuç, gövdenin ışığa doğru bükülmesidir. Kaydırağı tam ortaya getirdiğinde ışık tepeden gelir, oksin iki yana eşit dağılır ve bitki dik büyür. Sağdaki iki çubuk sol taraftaki oksin ile sağ taraftaki oksin miktarını karşılaştırır; aradaki fark büyüdükçe bükülme açısı artar. Bu, deneylerin ulaştığı sonucun ta kendisi: yönelime oksinin asimetrik dağılımı neden olur.
1913’te yapılan yedi kurulumu tek tek seç. Her kurulumda koleoptil ve üzerindeki müdahale (kesik uç, ışık geçirmeyen başlık, ışık geçiren başlık, siyah örtü, jelatin blok, mika) çizime girer ve sonuç yönelim var / yok olarak canlı gösterilir: yönelim varsa bitki sağa büküler ve yeşil onay, yoksa dik kalır ve kırmızı çarpı düşer. Işık okları her kurulumda soldan sağa akar. Kurulumları sırayla gezdiğinde deneyin mantığı kendiliğinden çıkar: ışığı algılayan yer uç, bükülen yer alt kısım, sinyal jelatinden geçer, mikadan geçmez. Alt kutuda o kurulumun gözlemi ve deneyin ulaştığı sonuç yazılır.
1. Tek yönden ışık alan hiçbir uygulama yapılmayan koleoptil, kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Koleoptilde ışığa yönelim gözlenmiştir. 2. Koleoptil ucu kesildiğinde ışığa yönelim olmamıştır. 3. Koleoptil ucu ışık geçirmeyen bir başlık ile kapatıldığında ışığa yönelim olmamıştır. 4. Koleoptil ucu ışık geçiren bir başlık ile örtüldüğünde ışığa yönelim olmuştur. 5. Koleoptil ucu açık bırakılarak koleoptilin diğer kısımları ışık geçirmeyen siyah bir örtü ile kapatıldığında ışığa yönelim olmuştur. 6. Koleoptilin ucu, hücreler arasındaki teması kesen fakat kimyasalların geçişine izin veren jelatin bir blokla koleoptilin alt kısımlardan ayrıldığında ışığa yönelim olmuştur. 7. Koleoptilin uç kısmı alt kısmından geçirimsiz bir madde (mika) ile ayrıldığında ışığa yönelim olmamıştır.
Sonuç: Sadece koleoptilin ucu ışığı algılayabilir fakat kıvrılma uçtan belli uzaklıkta gerçekleşir. Sinyal, jelatin blok gibi geçirgen bir engelden geçebilir fakat mika gibi katı bir engelden geçemez. Bu, fototropizmaya neden olan sinyalin taşınabilir olduğunu göstermektedir. Bu durumdan yola çıkılarak “bitkilerin ışığı tepe noktalarından alıp oluşturduğu maddelerle gövdenin alt kısımlarına ilettiği” sonucuna varılmıştır.
Went’in deneyleri karanlık ortamda yapılır — çizimin zemini bu yüzden koyu ve hiç ışık oku yok. Altı kurulumu gez: ucu kesilmiş kontrol, oksin içermeyen agar blok, ucun agar bloka oturtulup oksinin bloka geçmesi, oksin emmiş bloğun kesik ucun üstüne konması, ve bloğun merkezden uzağa (sağa ya da sola) yerleştirildiği iki kurulum. Blok merkezdeyken bitki yönelim olmadan düz büyür; blok kenara kaydırıldığında bitki bloğun bulunduğu tarafın aksi yönünde büyür — çizimde bükülme yönü blokla birlikte değişir. Sağda agar bloktaki oksin var/yok ve bloğun konumu rozetleri durur. Işık hiç olmadığı hâlde büyüme gerçekleşir; deneyin ilk sonucu bu: oksin sentezlenmesi için ışığa gerek yoktur.
1. Kontrol grubunda koleoptilin ucu kesilmiş ve büyüme gözlenmemiştir. 2. Oksin içermeyen agar blok, kesilen ucun yerine konmuş; koleoptilde büyüme ve yönelme gözlenmemiştir. 3. Koleoptilin uç kısmı kesilerek agar blok üzerine yerleştirilmiştir. Uç kısmında bulunan oksinin agar bloka geçmesi sağlanmıştır. 4. Oksini emen agar blok, ucu kesilmiş koleoptilin üzerine yerleştirilmiştir. Yönelim olmadan koleoptilde büyüme gerçekleşmiştir. 5 ve 6. Uçları kesilmiş koleoptilerin merkezinden uzağa oksin emdirilmiş agar bloklar yerleştirildiğinde koleoptil, ışığa doğru büyümede olduğu gibi agar blokta oksinin bulunduğu tarafın aksi yönünde büyümeye başlamıştır. Yönelim ve büyüme gözlenmiştir.
Sonuç: Oksin sentezlenmesi için ışığa gerek yoktur. Oksin, koleoptil ucunda sentezlenir ve yer çekimine doğru taşınır. Oksin, koleoptilin büyümesinden sorumludur ve yönelime oksinin asimetrik dağılımı neden olur.
“Bitki ışığa doğru çekilir” cümlesi mekanizmayı ters anlatır. Olan şu: oksin, koleoptil ucunda sentezlenir ve ışığın geldiği tarafın tersine toplanır. Oksinin biriktiği taraftaki hücreler daha çok uzar, o taraf daha uzun olunca gövde öbür tarafa, yani ışığa doğru eğilir. Went’in 5. ve 6. kurulumu bunun en net kanıtı: ortada ışık yokken bile blok kenara konulduğunda bitki agar blokta oksinin bulunduğu tarafın aksi yönünde büyür. Yani belirleyici olan ışığın kendisi değil, oksinin asimetrik dağılımıdır.
Bitkinin yer çekimi etkisine bağlı gösterdiği yönelim hareketine geotropizma denir. Bitki kökünde yer çekimi yönünde pozitif geotropizma, gövdede ise yer çekimine ters yönde negatif geotropizma görülür.
Bitki köklerinin suya doğru yönelim göstermesine hidrotropizma denir. Su kenarlarında ve sulak alanlara yakın bölgelerde yaşayan bitkilerin köklerinin su birikintisine doğru yönelmesi pozitif hidrotropizmaya örnektir.
Bitki köklerinin toprakta bulunan farklı kimyasal maddelere karşı gösterdiği yönelim hareketine kemotropizma denir. Bitki köklerinin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan gübre gibi yararlı maddelere doğru büyüyerek yaklaşmasına pozitif kemotropizma; aşırı tuz, kireç gibi zararlı maddelerin bulunduğu bölgenin ters yönüne büyüyerek uzaklaşmasına negatif kemotropizma denir.
Bitkilerde herhangi bir yaralanma durumunda görülen yönelme hareketine travmatropizma denir. Örneğin bir bitkinin gövdesi yaralandığında yara bölgesinde hormon salgılanır. Bu hormonun etkisiyle gövde, yara bölgesinin tam tersi yönünde büyümeye devam eder.
Bitkilerin dokunmaya karşı verdiği tepkilere tigmotropizma (haptotropizma) denir. Özellikle sarılıcı bitkilerde görülür. Asma, fasulye, salatalık, sarmaşık gibi bitkiler bulundukları dala sarılır.
İkisi de dokunmayla ilgili ama aynı şey değil. Tigmotropizma bir tropizmadır: uyaranın yönüne bağlıdır, yavaştır, oksinle olur, asma, fasulye, salatalık, sarmaşık gibi sarılıcı bitkilerde görülür ve bitki dala sarılarak büyür. Sismonasti ise bir nastidir: uyaranın yönüne bağlı değildir, hızlıdır, turgor basıncıyla olur ve küstüm otu ile böcek kapanda görülür; bitki yapraklarını aniden kapatır. Ayırt etmenin en kolay yolu: büyüyerek mi tepki verdi, yoksa anında mı kapandı?
Bitki hücrelerindeki turgor basıncındaki değişimler sonrasında gerçekleşen, uyaranın yönüne bağlı olmayan hareketlere nasti hareketleri denir. Başlıca nasti hareketleri fotonasti, termonasti, sismonastidir.
Üç nasti çeşidini gez ve her birinde uyaranı kendin değiştir. Fotonastide gündüz/gece düğmesine bastığında Mirabilis jalapa çiçekleri açılıp kapanır ve yanındaki fasulye yaprakları gündüz dik, gece eğik durur. Termonastide sıcaklık kaydırağını çektiğinde lale çiçeği düşük sıcaklıkta kapanır, yüksek sıcaklıkta açılır — taç yaprakları gerçekten açılır. Sismonastide “dokun” düğmesine bastığında küstüm otunun yaprakçıkları uçtan başlayarak sırayla kapanır; ikinci kurulumda böcek kapan yaprağının içine böcek düşer, duyarlı tüylere değer ve yaprak aniden kapanır. Sağdaki rozet her seçimde nastinin değişmeyen özelliğini yazar: turgor basıncı etkisiyle, hızlı, uyaranın yönüne bağlı değil.
Işık etkisiyle gerçekleşen nasti hareketlerine fotonasti denir. Fasulye bitkisinin yapraklarının gündüz dik gece eğik durması, sarmaşık bitkisinin çiçeklerinin gündüz açıp gece kapanması fotonasti olayına örnektir.
Sıcaklığın etkisiyle görülen hareketlerdir. Lale çiçekleri düşük sıcaklıkta kapanır, yüksek sıcaklıkta açılır.
Sarsıntı ve dokunmanın neden olduğu harekete sismonasti denir. Sismonasti, Mimosa pudica [Mimoza pudika (küstüm otu)] bitkisinde görülür. Bu bitki dokunma ile yapraklarını kapatır. Yine Dionea muscipula [Dionea muskipula (böcek kapan)] bitkisinin yapraklarının içine böcek konduğunda buradaki duyarlı tüyler yaprakta aniden bir turgor değişimi meydana getirerek yaprakların kapanmasını sağlar.
| TROPİZMA | NASTİ |
|---|---|
| Uyaranın yönüne bağlıdır. | Uyaranın yönüne bağlı değildir. |
| Bitkilerin sadece büyüyen ve uzayan kısımlarında gerçekleşir. | Bitki ilgili organı ile uyarana tepki gösterir. |
| Hormon (oksin) etkisi ile gerçekleşir. | Turgor basıncı etkisi ile gerçekleşir. |
| Yavaş gerçekleşir. | Hızlı gerçekleşir. |
| Uyaranın yönüne bağlıdır (pozitif ve negatif tropizma). | Uyaranın yönüne bağlı değildir. |
Mevsimsel olaylar, bitkilerin çoğunun yaşam döngüsünde kritik önem taşır. Tohum çimlenmesi, çiçeklenme, tomurcuk dormansisinin kırılması yılın belli zamanlarında gerçekleşen olaylardır. Bitkilerin yılın en uygun zamanını saptamak için kullandığı çevresel uyarı, gün uzunluğundaki değişim fotoperiyottur.
Kaydırak gündüz süresini 6 saatten 18 saate çeker. Üstteki 24 saatlik şerit sarı (gündüz) ve lacivert (gece) olarak gerçekten yeniden bölünür. Altında üç bitki durur: kısa gün (uzun gece) bitkisi, uzun gün (kısa gece) bitkisi ve nötr gün bitkisi. Gündüzü kısalttığında yalnız kısa gün bitkisi çiçek açar; uzattığında (12-14 saat ışığı geçince) uzun gün bitkisi çiçeklenir. Nötr gün bitkisi kaydırağın her konumunda çiçekli kalır — bazı bitkiler fotoperiyottan etkilenmez. Her bitkinin altında o gruba ait örnekler ve çiçeklenme mevsimi yazılıdır; çiçek açan bitkinin üstünde yeşil bir çiçek rozeti belirir, açmayanın üstünde gri bir tomurcuk kalır.
Gecenin gündüzden daha uzun olduğu günlerde çiçeklenen bitkilere kısa gün (uzun gece) bitkileri denir. Bazı fasulye çeşitleri, çilek, patates, kasımpatı genelde yaz sonunda, sonbaharda ya da kışın çiçeklenir.
Gündüzün geceye oranla daha uzun olduğu günlerde çiçeklenen bitkilere uzun gün (kısa gece) bitkileri denir. Bu bitkiler ilkbahar sonu veya yaz başında çiçeklenir. Hardal, marul, süsen ve pek çok tahıl uzun gün bitkisidir. Bu bitkilerin çiçeklenebilmesi için 12-14 saat ışık alma süresi gerekir.
Bazı bitkiler fotoperiyottan etkilenmez. Bu bitkilere nötr gün bitkileri denir. Domates, çeltik, pamuk, ayçiçeği, pirinç, karahindiba bu bitkilere örnektir.
Gece veya gün uzunluğuna verilen fizyolojik yanıt fotoperiyodizm olarak adlandırılır. Fotoperiyodizm, bitkilerin dünya üzerindeki dağılımını belirleyen önemli bir faktördür. Işık alma süresine bağlı çiçeklenmeye göre bitkiler üç ana grupta incelenir.
Adın çağrıştırdığı şey ile çiçeklenme mevsimi ters gibi görünür. Kısa gün bitkileri gündüzün kısaldığı dönemde çiçeklenir — yani yaz sonunda, sonbaharda ya da kışın; uzun gün bitkileri ise ilkbahar sonu veya yaz başında çiçeklenir. İkinci ayrıntı: kısa gün bitkisinin asıl adı uzun gece bitkisidir, çünkü belirleyici olan gecenin uzunluğudur — tanım doğrudan geceyle kurulur: gecenin gündüzden daha uzun olduğu günlerde çiçeklenen bitkiler. Üçüncü ayrıntı sayıdır: uzun gün bitkilerinin çiçeklenmesi için 12-14 saat ışık alma süresi gerekir; bu sayı yalnız o grup için verilmiştir.
Bitki hareketleri odandaki saksıdan bahçedeki laleye kadar her gün gözünün önünde.
Masandaki çiçeğin hep cama doğru eğilmesi ve saksıyı çevirdiğinde birkaç günde yeniden dönmesi: cam kenarına konan çiçeğin güneşe doğru yönelmesi fototropizma hareketidir ve gövdede pozitif fototropizma görülür.
Yol kenarındaki ayçiçeklerinin hepsinin aynı yöne bakması: günebakan bitkisinin güneşe doğru yönelmesi fototropizma hareketidir. Bu hareketi yapan hormon oksindir.
Yanına devrilen bir saksıyı birkaç gün öyle bıraktığında gövdenin yukarı kıvrıldığını görürsün: bitki kökünde yer çekimi yönünde pozitif geotropizma, gövdede ise yer çekimine ters yönde negatif geotropizma görülür.
Saksıyı hep aynı köşeden sularsan kökler o köşede toplanır: bitki köklerinin suya doğru yönelim göstermesine hidrotropizma denir.
Aşırı gübre ya da kireçli su kökleri o bölgeden uzaklaştırır: aşırı tuz, kireç gibi zararlı maddelerin bulunduğu bölgenin ters yönüne büyüyerek uzaklaşmasına negatif kemotropizma denir. Gübre yararlı miktarda olduğunda ise kökler pozitif kemotropizma ile ona yaklaşır.
Balkona gerdiğin ipe fasulyenin kendiliğinden sarılması: bitkilerin dokunmaya karşı verdiği tepkilere tigmotropizma (haptotropizma) denir. Asma, fasulye, salatalık, sarmaşık gibi bitkiler bulundukları dala sarılır.
Parmağını değdirdiğinde yaprakları saniyeler içinde kapanan bitki: sismonasti, Mimosa pudica [Mimoza pudika (küstüm otu)] bitkisinde görülür. Bu bitki dokunma ile yapraklarını kapatır. Hızlı olmasının sebebi turgor basıncı.
Videolarda gördüğün, sineği yakalayan bitki: Dionea muscipula bitkisinin yapraklarının içine böcek konduğunda buradaki duyarlı tüyler yaprakta aniden bir turgor değişimi meydana getirerek yaprakların kapanmasını sağlar.
Bahçedeki lalelerin sabah kapalı, öğlen açık olması: lale çiçekleri düşük sıcaklıkta kapanır, yüksek sıcaklıkta açılır. Bu bir termonasti örneğidir.
Akşamüstü kapanan sarmaşık çiçekleri: sarmaşık bitkisinin çiçeklerinin gündüz açıp gece kapanması fotonasti olayına örnektir. Aynı grupta fasulye bitkisinin yapraklarının gündüz dik gece eğik durması da var.
Kasımpatının adının bile mevsimi söylemesi tesadüf değil: bazı fasulye çeşitleri, çilek, patates, kasımpatı genelde yaz sonunda, sonbaharda ya da kışın çiçeklenir — bunlar kısa gün (uzun gece) bitkileridir.
Bahçedeki marulun yaz gelince aniden sap salıp çiçeklenmesi: hardal, marul, süsen ve pek çok tahıl uzun gün bitkisidir ve bu bitkiler ilkbahar sonu veya yaz başında çiçeklenir. Bu bitkilerin çiçeklenebilmesi için 12-14 saat ışık alma süresi gerekir.
50 soruluk test · bitki hareketinin üç adımı, pozitif ve negatif tropizma, fototropizma ve oksinin asimetrik dağılımı, Darwin ile Boysen-Jensen deneylerinin yedi kurulumu, Went’in deneyleri, geotropizma-hidrotropizma-kemotropizma-travmatropizma-tigmotropizma, fotonasti-termonasti-sismonasti, tropizma ile nastinin karşılaştırılması, fotoperiyodizm ve üç bitki grubu
Bitkilerde hareket, bitki dokularında çevreden gelen etkilere karşı uyarıların algılanması, uyarının iletimi ve uyarıya fizyolojik cevabın verilmesi şeklinde gerçekleşir. Bitkilerde tropizma ve nasti olmak üzere iki çeşit hareket görülür.
Bitkinin büyüyen ve uzayan kısımlarında oksin hormonunun düzensiz dağılımı sonucu ortaya çıkan ve asimetrik büyümeden kaynaklanan yönelme hareketlerine tropizma hareketleri denir. Tropizma hareketleri uyarının yönüne bağlı olarak gerçekleşir. Uyarının geldiği yöne doğru gerçekleşen hareket pozitif tropizma, uyarının tersi yönünde gerçekleşen hareket negatif tropizma olarak adlandırılır. Uyaranın çeşidine göre fototropizma, gravitropizma (geotropizma), hidrotropizma, travmatropizma, kemotropizma, tigmotropizma olarak gruplandırılır.
Bitkilerin ışık uyaranına karşı gösterdiği yönelme hareketidir. Günebakan bitkisinin ya da cam kenarına konan çiçeğin güneşe doğru yönelmesi fototropizma hareketidir. Işık kaynağına doğru yönelim pozitif fototropizma, ışık kaynağından uzaklaşma negatif fototropizma olarak adlandırılır. Köklerde negatif fototropizma, gövdede ise pozitif fototropizma görülür. Fototropizmada oksin hormonu etkilidir.
Sadece koleoptilin ucu ışığı algılayabilir fakat kıvrılma uçtan belli uzaklıkta gerçekleşir. Sinyal, jelatin blok gibi geçirgen bir engelden geçebilir fakat mika gibi katı bir engelden geçemez. Bu, fototropizmaya neden olan sinyalin taşınabilir olduğunu göstermektedir. Bu durumdan yola çıkılarak “bitkilerin ışığı tepe noktalarından alıp oluşturduğu maddelerle gövdenin alt kısımlarına ilettiği” sonucuna varılmıştır.
Oksin sentezlenmesi için ışığa gerek yoktur. Oksin, koleoptil ucunda sentezlenir ve yer çekimine doğru taşınır. Oksin, koleoptilin büyümesinden sorumludur ve yönelime oksinin asimetrik dağılımı neden olur. Uçları kesilmiş koleoptilerin merkezinden uzağa oksin emdirilmiş agar bloklar yerleştirildiğinde koleoptil, agar blokta oksinin bulunduğu tarafın aksi yönünde büyümeye başlamıştır.
Geotropizma: bitkinin yer çekimi etkisine bağlı yönelimi; kökte pozitif, gövdede negatif geotropizma görülür. Hidrotropizma: bitki köklerinin suya doğru yönelmesi. Kemotropizma: köklerin kimyasal maddelere karşı yönelimi; gübre gibi yararlı maddelere yaklaşma pozitif, aşırı tuz ve kireç gibi zararlı maddelerden uzaklaşma negatif kemotropizmadır. Travmatropizma: yaralanma durumunda görülen yönelme; yara bölgesinde salgılanan hormonun etkisiyle gövde yara bölgesinin tam tersi yönünde büyümeye devam eder. Tigmotropizma (haptotropizma): dokunmaya karşı verilen tepki; asma, fasulye, salatalık, sarmaşık bulundukları dala sarılır.
Bitki hücrelerindeki turgor basıncındaki değişimler sonrasında gerçekleşen, uyaranın yönüne bağlı olmayan hareketlere nasti hareketleri denir. Başlıca nasti hareketleri fotonasti, termonasti, sismonastidir. Fotonasti ışık etkisiyle gerçekleşir; fasulye yapraklarının gündüz dik gece eğik durması, sarmaşık çiçeklerinin gündüz açıp gece kapanması örnektir. Termonasti sıcaklığın etkisiyle görülür; lale çiçekleri düşük sıcaklıkta kapanır, yüksek sıcaklıkta açılır. Sismonasti sarsıntı ve dokunmanın neden olduğu harekettir; küstüm otu dokunmayla yapraklarını kapatır, böcek kapan bitkisinin duyarlı tüyleri aniden bir turgor değişimi meydana getirerek yaprakların kapanmasını sağlar.
Tropizma uyaranın yönüne bağlıdır, nasti bağlı değildir. Tropizma bitkilerin sadece büyüyen ve uzayan kısımlarında gerçekleşir; nastide bitki ilgili organı ile uyarana tepki gösterir. Tropizma hormon (oksin) etkisi ile, nasti turgor basıncı etkisi ile gerçekleşir. Tropizma yavaş, nasti hızlı gerçekleşir.
Bitkilerin yılın en uygun zamanını saptamak için kullandığı çevresel uyarı, gün uzunluğundaki değişim fotoperiyottur. Gece veya gün uzunluğuna verilen fizyolojik yanıt fotoperiyodizm olarak adlandırılır. Fotoperiyodizm, bitkilerin dünya üzerindeki dağılımını belirleyen önemli bir faktördür. Işık alma süresine bağlı çiçeklenmeye göre bitkiler üç ana grupta incelenir.
Gecenin gündüzden daha uzun olduğu günlerde çiçeklenen bitkilere kısa gün (uzun gece) bitkileri denir. Bazı fasulye çeşitleri, çilek, patates, kasımpatı genelde yaz sonunda, sonbaharda ya da kışın çiçeklenir. Gündüzün geceye oranla daha uzun olduğu günlerde çiçeklenen bitkilere uzun gün (kısa gece) bitkileri denir; bu bitkiler ilkbahar sonu veya yaz başında çiçeklenir. Hardal, marul, süsen ve pek çok tahıl uzun gün bitkisidir ve çiçeklenebilmeleri için 12-14 saat ışık alma süresi gerekir. Bazı bitkiler fotoperiyottan etkilenmez; bunlara nötr gün bitkileri denir. Domates, çeltik, pamuk, ayçiçeği, pirinç, karahindiba bu bitkilere örnektir.