9. SINIF TARİH · ÜNİTE 15 · ORTA ÇAĞ’DA BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT

Hiçbir medeniyet tek başına doğmadı.

Şu cümle bu ünitenin tamamını özetler: “Her medeniyet, mutlaka bir başka medeniyetten beslenmiştir.” Orta Çağ’da dünyanın farklı coğrafyalarında oluşan medeniyet havzalarını, oradan çıkan bilim insanlarını ve bugüne kalan ortak mirası inceliyoruz.

7
İslam medeniyet havzası
1
Batı (Avrupa) havzası
2
Asya havzası: Çin ve Hindistan
01 / MEDENİYET NEDİR

Bir tespih değil, bir ebru teknesi

Tanım: “Medeniyet, insanlığın maddî ve manevî birikimi olup, kökleri tarihin ilk çağlarına kadar gitmektedir. Bu da bize medeniyetin, insanlığın ortak malı olduğuna götürerek, medeniyetin tek millete ve tek bir devlete münhasır (ait) olamayacağını göstermektedir.”

İKİ KELİME: MÜTEESSİR VE MÜESSİR

Medeniyetler için iki eski kelime kullanır ve ikisini de aynı cümlede verir: “Bundan dolayı medeniyetler müteessir ve müessirdir, yani kendisinden önceki medeniyetlerden etkilenmiş ve kendisinden sonraki medeniyetleri etkilemiştir.”

müteessir

= etkilenen. Kendisinden önceki medeniyetlerden alır.

müessir

= etkileyen. Kendisinden sonraki medeniyetlere verir.

Garaudy’nin sözü de aynı yerden gelir: “Her medeniyet, yüzyıllarca süren insan emeğinin karşılığıdır ve o yüzden saygıya lâyıktır. Her medeniyet, mutlaka bir başka medeniyetten beslenmiştir.” Buna bir benzetme de eklenir: “Medeniyetler, bir binanın oluşumuna benzetilebilir; gelen her kişi ya da topluluk onun yükselmesi ve tamamlanması için bir çaba göstererek yapının ikmaline (tamamlanmasına) çalışmıştır.”

KARŞITLIK · İKİ YANLIŞ, BİR DOĞRU MODEL

Medeniyetlerin nasıl geliştiği konusunda iki yanlış modeli reddeder ve yerine bir üçüncüsünü koyar. Düğmelerle üçünü karşılaştır.

EBRU BENZETMESİ

Cümle şudur: “Aksine bir ebru teknesi yüzeyindeki renklerin çeşitli harekete geçirici etkenler neticesinde karışıp yeni biçimler oluşturması gibi medeniyetler de hem zamansal hem de mekânsal olarak birbirleri ile etkileşim içindedirler; zamanla birbirlerine karışırlar ve yeni medeniyet tecrübeleri ortaya çıkar.” Görsel örnek, en eski ebru tekniklerinden biri olan battal ebrudur.

Benzetmenin gücü şurada: ebruda renkler birbirine karışır ama yok olmaz. Her renk hâlâ görünür, ama artık kendi başına olduğundan farklı bir şeydir. Medeniyetler de öyledir.

02 / MEDENİYET HAVZALARI

Bilim ve kültürün cazibe merkezleri

“Orta Çağ’da hem bilimsel faaliyetlere hem de kültürel gelişime önem veren toplumlar, dünyanın farklı coğrafyalarında gelişmiş imkânlara sahip birçok medeniyet havzası oluşturmuştur. Bilimsel, sanatsal ve kültürel açıdan birer cazibe merkezine dönüşen bu medeniyet havzaları, insanlığın ilerlemesine büyük katkılar sunmuştur.” Tarih boyunca yoğun bir etkileşim içinde olan Doğu ve Batı medeniyetleri, kendilerinden sonraki nesillere ortak miras özelliği taşıyan pek çok eser bırakmıştır.

İNTERAKTİF · ON MEDENİYET HAVZASI
HAVZALARIN ÜÇ GRUBU
A · İSLAM MEDENİYET HAVZALARI

Hicaz · Suriye · Fars (İran) · Irak · Mâverâünnehir, Hârezm, Türkistan · Endülüs · Sicilya

Yedi havza; bilgi görselinde yeşille işaretlenmiştir.

B · BATI (AVRUPA) HAVZASI

Tek havza; bilgi görselinde turuncu ile işaretlenmiştir.

C · ASYA MEDENİYET HAVZALARI

Çin · Hindistan

İki havza; bilgi görselinde morla işaretlenmiştir.

03 / İSLAM MEDENİYET HAVZALARI

Yedi havza, yedi ayrı uzmanlık

Bu yedi havzanın hiçbiri ötekinin kopyası değildir. Biri dinî ilimlerde, biri astronomide, biri Avrupa’ya köprü olmakta öne çıkar. Aşağıdaki künye kartlarında her birinin ayırt edici işareti yazılıdır.

KÜNYE · YEDİ İSLAM HAVZASI
BEYTÜLHİKME

Irak havzası için şu söylenir: “Abbasiler Dönemi’nde İslam dünyasının önemli bilimsel ve kültürel faaliyetleri bugünkü Irak topraklarında yürütüldü. Özellikle Bağdat’ta açılan Beytülhikme, İslam düşünce dünyasının gelişimine büyük katkılarda bulundu.” Adı “Hikmet Evi” anlamına gelir. Bir önceki üniteyle bağlantısı da açıktır: Bağdat’ı Halife Mansur (754-775) kurdurmuş, Harun Reşid (786-809) ise “fetihlerin yanı sıra imar faaliyetlerine, bilim ve sanatın gelişmesine de önem vermişti”. Bu ünitedeki bilim patlaması oradan gelir.

İKİ KÖPRÜ: ENDÜLÜS VE SİCİLYA
ENDÜLÜS

“Bugünkü İspanya topraklarında kurulan ve Avrupa’yı İslam kültür ve medeniyetiyle tanıştıran Endülüs, Avrupa’daki Rönesans çalışmalarına da zemin hazırladı.” Bölgeden günümüze kalan eser: Elhamra Sarayı. Örnek tarih şeridinde Endülüs Emevi Dönemi 756-1031 olarak gösterilir.

SİCİLYA

“Sicilya’nın başkenti Palermo’da yürütülen ticari, bilimsel ve kültürel faaliyetler, Avrupa ve İslam medeniyetleri arasında bir köprü işlevi gördü.” Bölgeden günümüze kalan eser: Palermo Katedrali.

İkisinin ortak yanı coğrafyadır: Endülüs de Sicilya da İslam dünyasının Avrupa’ya en yakın uçlarıdır. Bilgi de mal gibi, en çok temas noktalarında el değiştirir.

04 / BATI (AVRUPA) MEDENİYET HAVZASI

Kilisenin gözetiminde kurulan bir medeniyet

“Orta Çağ’da Roma İmparatorluğu dağıldıktan sonra kilisenin gözetiminde ve Roma-Germen etkisinde bir medeniyet kuruldu. İnancı akıldan üstün tutan skolastik düşünce, toplumsal hayatın her alanında etkisini gösterdi.”

ÜÇ BELİRLEYİCİ
01 · KİLİSE

Medeniyet kilisenin gözetiminde kuruldu. Bir önceki ünitelerde okuduğun Batı Roma’nın çöküşünden sonra doğan otorite boşluğunun karşılığıdır bu.

02 · ROMA-GERMEN ETKİSİ

Yeni medeniyet Roma’nın mirası ile Germen kavimlerinin karışımından doğdu. Yani Avrupa da tek bir kaynaktan gelmiyor.

03 · SKOLASTİK DÜŞÜNCE

İnancı akıldan üstün tutan bu düşünce, toplumsal hayatın her alanında etkisini gösterdi.

EĞİTİM: XIII. YÜZYILA KADAR BÖLGESEL

Çok net bir tespit var: “Orta Çağ Batı Avrupası’nda yüksek öğretim kurumları olarak kabul edilen az sayıdaki katedral ve manastır okulları, XIII. yüzyıla kadar gelişme gösterememiş ve bölgesel nitelik taşımaktan öteye gidememiştir. İtalya, Fransa ve İngiltere’deki önemli kültür merkezlerinin oluşumu, daha sonraki süreçte gerçekleşmiştir.”

Bu cümleyi bir önceki bölümle yan yana koy: aynı yüzyıllarda Bağdat’ta Beytülhikme, Semerkant ve Buhara’da astronomi medreseleri, Endülüs’te Avrupa’yı etkileyen bir kültür merkezi vardı. Bu işte bu yüzden “Batı dünyası da İslam dünyasındaki bilgi ve birikimden istifade ederek bugünkü medeniyetlerini inşa etmiştir” der.

Bölgeden günümüze kalan eser olarak gösterdiği yapı: Salisbury Katedrali.

05 / ASYA MEDENİYET HAVZALARI

Çin ve Hindistan: iki kadim gelenek

Asya havzaları iki başlıkta toplanır. İkisinin de ortak yanı “kadim” (çok eski) bir geleneğe sahip olmalarıdır; farkı, öne çıktıkları alandır.

ÇİN

“Kadim bir geleneğe sahip olan Çin medeniyetinde hem birçok buluşa imza atıldı hem de tarih, felsefe, mimarlık gibi alanlarda özgün çalışmalar yapıldı.”

Bölgeden günümüze kalan eser: Büyük Vahşi Kaz Pagodası.

Ünite 14’le bağlantısı: porselen, kâğıt ve barut İpek Yolu’nda taşınan Çin ürünleri arasında sayılmıştı. Buluşlar da yolla birlikte yayılır.

HİNDİSTAN

“Felsefe, kimya ve tıbbın yanı sıra özellikle matematik ve geometri alanlarında büyük gelişme gösteren Hint medeniyeti, İslam medeniyetinin gelişimini de etkiledi.”

Bölgeden günümüze kalan eser: Kutub Minâr.

Dikkat: burada tek yönlü değil çift yönlü bir etki anlatıyor. Hint medeniyeti İslam medeniyetini etkilemiştir; bu, ünitenin başındaki “müteessir ve müessir” kuralının somut örneğidir.

HAVZA-ESER TABLOSU · ARANABİLİR

Bilgi görselindeki on havza, bugünkü karşılıkları ve her birinden günümüze ulaşan eser. Havza, grup ya da eser adı ara.

06 / BİLİM İNSANLARI

Beş isim, beş ayrı katkı

“İbn Sina, Bîrûnî, Harezmî gibi ilim insanları Abbasiler Devri’nde bilimsel gelişmelerin öncüleri olmuşlardır.” Bu bölümde ayrıntılı olarak tanıttığı Fârâbî ve İbnü’l-Heysem ile birlikte beş ismi inceliyoruz.

KÜNYE · BEŞ BİLİM İNSANI
FÂRÂBÎ · NEDEN “MUALLİM-İ SÂNΔ?

Cevap doğrudandır: “Fârâbî’ye ‘Muallim-i Sânî’ (İkinci Muallim) denilmesinin sebebi, birinci muallim olarak kabul edilen Aristo’nun eserlerini yeni bir bakış ile dünya medeniyetine kazandırmasıdır.” Dikkat edilecek nokta: “çevirdi” denmiyor, “yeni bir bakışla kazandırdı” diyor. Aktarma ile yeniden yorumlama arasındaki fark burada.

Fârâbî ayrıca “İslam felsefesini metot, terminoloji ve problemler açısından temellendiren ünlü Türk filozofu” diye tanıtır ve kişiliğini şöyle anlatır: “maddî servete değer vermeyen, şöhret ve gösterişten nefret eden, ruh ve ahlâk temizliğini her şeyin üstünde tutan bir zâhid idi.”

DÖRT DİRHEM HİKÂYESİ: İlim ve sanat adamlarına büyük değer vermesiyle tanınan Seyfüddevle filozofa ikram ve ihsanda bulunmak istemiş; Fârâbî, günlük ihtiyacını karşılayacak 4 dirhem gümüş paradan başkasını kabul etmemiştir.

Fârâbî’nin “Ta’îlü’s-sa’âde” adlı eserinde kâmil (olgun) bir filozofun niteliklerini sayarken âdeta kendisini anlattığını söyler:

  • • Öğrenim sırasında karşılaştığı güçlüklere katlanmalı
  • Üstün bir zekâ ve kavrayışa sahip bulunmalı
  • Doğruluğu ve doğruları, adaleti ve âdil olanları seven, onurlu bir şahsiyet olmalı
  • Altın, gümüş ve benzeri şeylere değer vermemeli
  • • Yeme içme konusunda aç gözlü ve nefsânî arzularına düşkün olmamalı
  • • Doğruya ulaşmak için azim ve iradesi güçlü bulunmalı
İBNÜ’L-HEYSEM · OPTİĞİ KÖKTEN DEĞİŞTİREN ADAM

“İbn el-Heysem’in optik bilimine katkısı gerçekten olağanüstüdür. Öyle ki, kendisi çalışmalarıyla Antikçağ ve 17. yüzyıl arası optik tarihinin en önemli kişisi hâline gelmiş, optik bilimini kökten değiştirmiştir.” Bunu nasıl yaptığı da yazılıdır: matematiksel inceleme tavrına olgunun fiziksel boyutunu da katmış ve son derece özenli ve ayrıntılı deneyler düzenleyerek modern anlamda bir matematiksel fizik çalışmasını gerçekleştirmiştir.

DENEYLE AÇIKLADIĞI KONULAR
  • • Işığın doğrusal yayılımı
  • Gölgelerin özellikleri
  • Karanlık oda
  • Gökkuşağı ve hâlenin oluşumu
  • Yansıma ve kırılma
KİTÂB EL-MENÂZIR’IN YOLCULUĞU
  • • Başyapıtı “Kitâb el-Menâzır”; bütün kuram ve kanıtlamalarını burada ortaya koymuştur
  • • Batıya 12. yüzyılın sonları veya 13. yüzyılın başlarında çevrildiği bilinir; kim tarafından çevrildiği bilinmemektedir
  • • Latince metin Friedrich Risner tarafından 1572’de Basel’de, Witelo’nun kitabını da içerecek şekilde yayımlandı
  • • Yayının adı: “Opticae Thesaurus Alhazeni Arabis Libri Septem”; sonradan “Optik Hazinesi” olarak yaygınlaştı
  • • Etkilediği isimler: Pecham, Witelo, R. Bacon, Kepler, Snell, Fermat ve Descartes

Bu liste ünitenin tezinin en somut kanıtıdır: Kepler ve Descartes’ın optiği, Kahire’de yazılmış bir kitabın üzerine kuruludur. Bilgi, ait olduğu coğrafyada kalmaz.

BÎRÛNÎ’NİN ÇALIŞMA YÖNTEMİ · ÜÇ CÜMLE

Şu söz, bir bilim insanının kendi yöntemini üç maddede anlatmasıdır: “Ben her kişinin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım…”

01 · GEÇMİŞE

“Öncekilerin başarılarını minnettarlıkla karşılamak”

02 · BUGÜNE

“Onların yanlışlarını ürkmeden düzeltmek”

03 · GELECEĞE

“Kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmek”

Üç madde birlikte okunduğunda ortaya bir bilim ahlakı çıkar: geçmişe saygı, ona körü körüne bağlanmama ve sonrakilere aktarma. Ünitenin başındaki “müteessir ve müessir” tanımının kişisel hâli budur.

07 / ORTAK MİRAS VE ETKİLEŞİM

Etkileşim üç kanaldan geldi: savaş, göç ve ticaret

“Medeniyetlerin birbirleriyle etkileşimleri savaş, göç ve ticaret başta olmak üzere birçok kanaldan gerçekleşmiştir.” Bu üç kanalın üçünü de bu temanın önceki ünitelerinde tek tek okudun.

İNTERAKTİF · ETKİLEŞİMİN ÜÇ KANALI
İKİ YÖNLÜ AKIŞ
ESKİ ÇAĞ → İSLAM DÜNYASI

“İslam âlimleri, başta Eski Çağ olmak üzere kadim medeniyetlerin bilgi birikimini incelemiş ve bunları yeniden yorumlayarak ortak dünya mirasına sunmuşlardır.” Fârâbî’nin Aristo’yu “yeni bir bakışla” kazandırması bunun örneğidir.

İSLAM DÜNYASI → BATI

“Diğer taraftan Batı dünyası da İslam dünyasındaki bilgi ve birikimden istifade ederek bugünkü medeniyetlerini inşa etmişlerdir.” İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-Tıp adlı eseri Latinceye çevrilerek XVII. yüzyıl ortalarına kadar Avrupa’daki tıp fakültelerinde okutulmuştur.

el-Kanun fi’t-Tıp; başta Latince, İbranice, Farsça, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere birçok dile çevrilmiş ve farklı coğrafyalarda yayımlanmıştır. Bir tıp kitabının altı yüzyıl boyunca ders kitabı kalması, o kitabın değil, bilginin nasıl dolaştığının ölçüsüdür.

ORTAK MİRAS ESERLERİ

Bilgi görselinde her havza bir eserle temsil edilir. Aşağıdaki matriste her eseri ait olduğu havza grubuyla eşleştir.

TUZAK KARTI · “ORTAK MİRAS” NE DEMEK DEĞİLDİR?

Ortak miras, “herkesin aynı şeyi yaptığı” anlamına gelmez. Bilgi görselinde her havzanın kendi uzmanlığı vardır: Hicaz’da dinî ilimler, Mâverâünnehir’de astronomi, Hindistan’da matematik ve geometri, Çin’de buluşlar. Ortak olan sonuçtur: bu ayrı birikimler birbirine karışarak insanlığın ortak malı hâline gelmiştir. İlk sayfadaki cümlesi bunu zaten söylemişti: “Medeniyet insanlığın ortak malıdır.”

08 / OYUN

Hangi havza, hangi isim? İpucundan bul

Karışık sırayla gelen eseri, bilim insanını ya da özelliği doğru havzaya eşle. Her cevaptan sonra açıklama hemen çıkar.

OYUN · ORTA ÇAĞ’DA BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT
0 / 0
09 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Medeniyet kavramı ve etkileşim, Orta Çağ’ın İslam, Batı ve Asya medeniyet havzaları, Fârâbî, İbnü’l-Heysem, İbn Sina, Bîrûnî ve Harezmî ile ortak dünya mirası üzerine test.

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
10 / ÖZET

Bir bakışta Orta Çağ’da bilim, kültür ve sanat

MEDENİYET VE ETKİLEŞİM
  • • Medeniyet: insanlığın maddî ve manevî birikimi
  • • Kökleri tarihin ilk çağlarına kadar gider
  • • İnsanlığın ortak malıdır; tek millete ve devlete ait olamaz
  • • Medeniyetler müteessir (etkilenen) ve müessir (etkileyen)dir
  • • Garaudy: her medeniyet mutlaka bir başkasından beslenmiştir
  • • Bina benzetmesi: gelen herkes yapının tamamlanmasına çalışır
  • • Yanlış model 1: kapalı havzada, yalıtılmış gelişim (modern batılı “saflık fikri”)
  • • Yanlış model 2: tespih taneleri gibi peş peşe, ardı sıra gelme
  • • Doğru model: ebru teknesi — hem zamansal hem mekânsal karışma
  • • Etkileşim kanalları: savaş, göç ve ticaret başta olmak üzere
HAVZALAR
  • İslam (7): Hicaz · Suriye · Fars (İran) · Irak · Mâverâünnehir, Hârezm, Türkistan · Endülüs · Sicilya
  • Batı (1): Avrupa
  • Asya (2): Çin · Hindistan
  • • Hicaz: Mekke ve Medine’deki müderrisler medrese öğrencilerini ve halkı bilgilendirdi
  • • Bilâdüşşam: Emeviler Dönemi’nde ekonomik refah + halifelerin desteği
  • • Irak: Abbasiler; Bağdat’ta Beytülhikme
  • • Mâverâünnehir: Semerkant ve Buhara medreselerinde astronomi
  • • Endülüs: Avrupa’yı İslam medeniyetiyle tanıştırdı, Rönesans’a zemin hazırladı
  • • Sicilya: Palermo, Avrupa-İslam köprüsü
  • • Batı: kilise gözetiminde, Roma-Germen etkisinde; skolastik düşünce
  • • Batı’da katedral ve manastır okulları XIII. yüzyıla kadar bölgesel kaldı
BİLİM İNSANLARI VE ESERLER
  • Fârâbî: İslam felsefesini temellendiren Türk filozofu; Muallim-i Sânî; Ta’îlü’s-sa’âde; 4 dirhem hikâyesi
  • İbnü’l-Heysem: optiği kökten değiştirdi; Kitâb el-Menâzır; 1572 Basel baskısı “Optik Hazinesi”
  • İbn Sina: el-Kanun fi’t-Tıp; XVII. yüzyıl ortalarına kadar Avrupa tıp fakültelerinde okutuldu
  • Bîrûnî: geçmişe minnet, yanlışı ürkmeden düzeltme, sonrakilere emanet etme
  • Harezmî: Abbasiler Devri’nde bilimsel gelişmelerin öncülerinden
  • • Eserler: Kâbe (Hicaz) · Emeviyye Camii (Bilâdüşşam) · Hz. Ali Türbesi (Irak) · Elhamra Sarayı (Endülüs) · Palermo Katedrali (Sicilya) · Melik Camii (Fars havzası) · Uluğ Bey Rasathanesi (Mâverâünnehir) · Salisbury Katedrali (Batı) · Kutub Minâr (Hindistan) · Büyük Vahşi Kaz Pagodası (Çin)
SINAVDA EN ÇOK KARIŞAN BEŞ ŞEY
  1. 1. Müteessir = etkilenen, müessir = etkileyen. İki kelime birbirine benzer ama zıt yönleri anlatır.
  2. 2. Beytülhikme Bağdat’tadır, yani Irak havzasındadır; Abbasiler Dönemi’nde açılmıştır.
  3. 3. Astronomi Semerkant ve Buhara’dadır (Mâverâünnehir, Hârezm, Türkistan havzası); eseri Uluğ Bey Rasathanesi’dir.
  4. 4. Endülüs İspanya’da, Sicilya İtalya’dadır; ikisi de Avrupa ile İslam dünyası arasında köprüdür ama aynı havza değildir.
  5. 5. İbnü’l-Heysem optik, İbn Sina tıptır. Kitâb el-Menâzır optiğe, el-Kanun fi’t-Tıp tıbba aittir.