9. SINIF TARİH · ÜNİTE 13 · TÜRK VE İSLAM DEVLETLERİ · ORTA ÇAĞ’DA SİYASİ VE ASKERÎ YAPILAR: TÜRK VE İSLAM DEVLETLERİ

İki ayrı bozkırda kurulan devletler, bir yüzyıl sonra aynı ordunun içindeydi.

552’de Ötüken’de I. Göktürk Devleti, 622’de Medine’de İslam Devleti kuruldu. 751’de Talas’ta Türkler ve Abbasiler aynı safta Çin ordusuna karşı savaştı. Bu ünitede o iki çizginin nasıl kesiştiğini adım adım izliyoruz.

552
I. Göktürk Devleti
622
Hicret ve İslam Devleti
751
Talas Savaşı
01 / GÖKTÜRKLER

Türk milletine adını veren devlet: 552, Ötüken

“VI. yüzyılın ortalarından itibaren Asya bozkırlarında Türk adı yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Türk milletine adını veren I. Göktürk Devleti, Bumin Kağan önderliğinde 552 yılında Ötüken merkez olmak üzere kurulmuştur.” Büyük Okyanus’tan Akdeniz’e kadar Göktürklere komşu olan devletler, kendi kaynaklarında Asya bozkırları için Türkiye ya da Türkistan ismini kullanmıştır.

İNTERAKTİF · GÖKTÜRKLERİN İKİ DEVLETİ
İSTEMİ YABGU’NUN DİPLOMASİSİ · ÜÇ ADIM
557 · İTTİFAK

Ülkenin batısını idare eden İstemi Yabgu, Sâsânîlerle ittifak kurarak 557’de Ak Hun Devleti’ne son verdi ve tarihî İpek Yolu’na hâkim oldu.

567 · İLK ELÇİ

İttifak kısa sürdü, Sâsânîlerle ara açıldı. Bunun üzerine Doğu Roma ile temasa geçen İstemi Yabgu 567’de İstanbul’a elçi yolladı. Böylece tarihte ilk kez Türkistan’dan İstanbul’a elçi heyeti gönderilmiş oldu.

569 · KARŞILIK

Doğu Roma da Göktürklere 569’da elçi yolladı. Oluşan Göktürk-Doğu Roma ittifakı ile Sâsânî İmparatorluğu zor durumda kaldı ve daha sonra İslam kuvvetlerinin İran’ı fethetmesi kolaylaştı.

Bu üç adım bir önceki ünitenin de cevabıdır: Sâsânî İmparatorluğu 651’de neden bu kadar kolay yıkıldı? Çünkü Doğu Roma ile dört yüz yıllık savaşın yanına doğudan gelen ikinci bir cephe eklenmişti.

50 YILLIK FETRET (630-680) VE ÜÇ SEBEBİ

“630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türklerin hürriyetlerini kaybettikleri bir matem devresi oldu… Müstakil bir devletten yoksunluk Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu.” Orhun Kitabeleri’nden anlaşıldığına göre bu felakete sürükleyen sebepler üç noktada toplanır:

  1. 1. Devlet ve idare adamlarının yetersizliği
  2. 2. Türk kavminin uygunsuz tutumu
  3. 3. Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda

Fetret devrinin sonunda, Aşina soyundan Kutluk istiklâl (bağımsızlık) savaşına girişti (680). İki yıl sonra II. Göktürk Devleti kurulacaktır.

02 / UYGURLAR

744’te kurulan devlet, bir dinle hayat tarzını değiştirdi

II. Göktürk Devleti zayıflayınca Basmıl, Karluk ve Uygur boyları isyan etti. Türkistan’da önce Basmıllar idaresinde yeni bir kağanlık kuruldu ve Uygurlar onların hâkimiyeti altında yaşamaya başladı. Ancak Basmıllara karşı gelen Uygurlar, Kutluğ Bilge Kül Kağan liderliğinde 744 yılında Ötüken merkez olmak üzere Uygur Devleti’ni kurdu. Devletin merkezi daha sonra Karabalgasun’a taşınmıştır.

İNTERAKTİF · UYGUR DEVLETİ’NDE SİYASİ GELİŞMELER
TUZAK KARTI · MANİHEİZM NEDEN “SONUÇ” DEĞİL “AMAÇ”TI?

Şu cümle dikkatle okunmalı: “Hayvansal gıdalar yemeyi yasaklayan ve savaşçılık duygusunu zayıflatan bu dini kabul etmekle Bögü Kağan, Uygurların yerleşik hayata geçmesini amaçlamıştır.” Yani yerleşik hayata geçiş, Maniheizm’in istenmeyen bir yan etkisi değil, kağanın bilinçli hedefi olarak anlatılır. Sınavda “Uygurlar farkında olmadan savaşçılıklarını kaybetti” diyen bir seçenek görürsen bu cümle onu çürütür.

840’TAN SONRA: İKİ YENİ UYGUR DEVLETİ
SARI (KANSU) UYGURLAR

Kırgız yenilgisinden sonra başka bölgelere göç eden Uygurların kurduğu devletlerin ilkidir; Çin’in kuzeyinde yer alır.

TURFAN UYGUR DEVLETİ

Beşbalık, Turfan, Hoça ve Kâşgar’ı içine alır. “Turfan Uygur Devleti, Orta Asya’nın ticaret yolları üzerinde ekonomik bakımdan güçlendi. 911’de bağımsız hâle gelen Uygur Devleti güneyde Tibet, Batı Türkistan’da Karluk bölgesiyle sınırlıydı. Devlet sanat, edebiyat ve ticaret alanlarında çok ilerledi.”

Bu iki devletin yeri tesadüf değildir: ikisi de ticaret yollarının üzerindedir. Bir sonraki ünitede (Orta Çağ’da Ticaret Yolları) Turfan, Kâşgar ve Beşbalık’ı İpek Yolu’nun duraklarında yeniden göreceksin.

03 / TÜRKLERDE DEVLET VE ORDU

Kağan kanunu uygular, ama kanun yapamaz

Göktürk ve Uygur devletlerinin yönetim anlayışı tek bir cümlede özetlenir: yetki Tanrı’dan gelir, ama sınırsız değildir. Aşağıdaki şemada merkezde kağan, çevresinde onu kuşatan altı kurum var; düğmelerle her birini aç.

İNTERAKTİF · KAĞANIN ÇEVRESİNDEKİ ALTI KURUM
METİN İŞARETLEME · BİLGE KAĞAN NE DİYOR?

Aşağıdaki satırlar Orhun Yazıtları’ndan alınan kaynak metnin sadeleştirilmiş hâlidir. İki tür var: yetkinin kaynağı (kağanlığın Tanrı’dan gelişi) ve halka hizmet (kağanın ne yaptığı). Türü seç, kelimeye tıkla, “Denetle”ye bas.

YÖNETİM YAPISI
  • • Devlet başkanlığı kağanlık ile temsil edilir; devlet başkanı kağan unvanını taşır.
  • • Hükümdarlık sembolleri: otağ, taht, tuğ, davul ve yay.
  • • Siyasi iktidar “kut” tabiriyle ifade olunur; kağanlık kişiye Tanrı tarafından verilir.
  • • Türk hükümdarı kanunları (töre) uygular, kendisi de uyar, fakat kanun yapamaz.
  • • Kağanın icraatı millet tarafından meclis vasıtasıyla kontrol edilir. Meclisin karşılığı “toy”dur; kağanlar toyun tabii başkanıdır.
  • • Hükûmetin karşılığı “ayuk”tur. Coğrafi şartlar yüzünden toy her zaman toplanamadığından asıl meseleler ayukta konuşulurdu.
  • • Göktürk Devleti’nde kulluk ve kölelik yoktu; insanların hepsi hürdü. Kadınların da toplumda önemli yerleri vardı.
  • • Bir adliye müessesesi vardı; yargular töreyi ve örfi hukuku uygulardı. Hükümdarlar da mahkeme başkanlığı, yani yarganlık yapardı.
  • Hatun: kağanın karısı devlet işlerinde kocasıyla birlikte söz sahibidir. Emirnameler kağan ve hatun namına müşterek imza edilir, resmî yazışmalarda kağan hatundan ayrılmazdı; antlaşmalarda da büyük rol oynardı.
  • • Uygurlar bu mirası sürdürdü: Göktürklerin kullandığı bütün unvanlar Uygurlar tarafından da aynen kullanılmıştır. Devlet meclisi Karabalasagun’da toplanırdı. İkinci hanedandan itibaren “ay” ve “kün” gibi unvanların belirmesi Maniheizm’in artan etkisini gösterir.
ORDU YAPISI
  • • Türkler bir ordu-millettir; en büyük hususiyetlerinden biri savaşçılıklarıdır. Barış zamanında günlük işleriyle meşgul olan halk, savaş döneminde topyekûn seferberlik hâlindedir.
  • • Emir geldiğinde erler silah ve atlarıyla birlikte toplanma mekânlarına kısa bir süre içinde ulaşmak zorundaydı.
  • Savaş ve ordu komutanlığı sadece erkeklerin işi değildi. Kadınlar da birliklere veya ordulara kumanda edebiliyor, at üstünde okları, yayları ve kılıçlarıyla harplere katılıyordu.
  • Türk ordusu ücretli değildir; daimidir; temelde atlı birliklerden oluşur.
  • • En büyük askerî birlik “tümen” denilen on bin kişilik kuvvettir; başlarında tümen başı denilen komutanlar bulunur.
  • • Harbe girecek er atının kuyruğunu bağlar veya keserdi; bu, o kişinin vatan ve millet için kendini fedaya ve şehitliğe hazırladığı anlamına gelirdi. 2013’te Bilge Kağan Anıt Mezarlığı kazılarında bulunan resimli kiremitteki atların kuyrukları da bağlıdır.
  • • Göktürk ve Uygur askerleri hafif zırh kullanmıştır. Türk ordusunda “börüler” olarak adlandırılan bu hafif zırhlı askerler savaşlarda üstünlük kazandırmıştır.
  • • Süvarilerin en önemli özellikleri çok hızlı hareket etmeleri ve ata çok iyi hâkim olmalarıydı.
  • • Silahlar: ok, yay, kılıç, hançer, sadak, kın, kalkan ve süngü.
BİR BİZANSLI TARİHÇİNİN TANIKLIĞI

Bizanslı tarihçi Anna Komnena, Türk askerleri için şöyle demiştir: “Bir Türk kovalamaya geçmişse düşmanını ok atarak haklar. Kendisi kovalanıyorsa okları sayesinde üstün gelir. Türkler gerçekten çok usta okçulardır.” Cümlenin değeri, karşı taraftan gelmiş olmasıdır: bir devletin ordusu hakkında en güçlü kanıt, çoğu zaman düşmanının yazdığıdır.

TÖRE · DEĞİŞEN VE DEĞİŞMEYEN HÜKÜMLER

Orhun Kitabeleri’nde kanunlar bütününe “töre” denir. Töre kelimesi kitabelerde 11 yerde geçer; bunun altısında “il” (devlet) deyimiyle birlikte kullanılır, diğer beşinde de il ile alakası açıkça bellidir. Bu, Göktürk Devleti’nin töreye ne kadar bağlı olduğunu gösterir. Töre hükümleri değişik şartlar altında etkinliğini sürdürebilmek için değişebilirdi; ancak üç hüküm kesinlikle değişmezdi:

könilik
adalet
uzluk
iyilik, faydalılık
kişilik
insanlık
04 / HZ. MUHAMMED (SAV) DÖNEMİ İSLAM DEVLETİ

Bir hicret, bir devletin başlangıcı

“Hz. Muhammed (sav), 571 yılında Arap Yarımadası’nın önemli şehirlerinden Mekke’de dünyaya gelmiştir. 610’da ilk vahyin Cebrail aracılığıyla Hira Mağarası’nda iletilmesiyle Hz. Muhammed’in (sav) peygamberlik görevi başlamıştır.” Mekke’de yayılmaya başlayan İslamiyet’ten tedirgin olan müşrikler, Müslümanlara işkence uyguladı; Müslümanlar Hz. Muhammed’in izni ve yönlendirmesiyle aşamalı olarak güvenli bölgelere hicret etti. Müşrikler Hz. Muhammed’i öldürmeye karar verince, Hz. Peygamber yanına Hz. Ebu Bekir’i de alarak 622’de Medine’ye hicret etmiştir.

HİCRETİN İKİ SONUCU
SİYASİ SONUÇ · DEVLET

“Mekke’deki müşriklerin baskıları karşısında pek çok eziyet ve işkenceye mâruz kalan Müslümanlar hicret sayesinde güç bulmuş ve Hz. Peygamber’in önderliğinde bir devlete kavuşmuşlardır. Hicretten sonra Hz. Peygamber İslâm devletinin kuruluşunu ilân etmiş ve diplomatik temaslarına hemen başlamıştır.”

HUKUKİ SONUÇ · YAZILI ANAYASA

İslam tarihinde devletin kuruluş esaslarını, organlarını ve temel ilkelerini ortaya koyan yazılı bir anayasanın ilk örneği bu dönemdedir. Hz. Peygamber; Müslümanlar, Yahudiler ve diğer grupları bir şehir devleti hâlinde teşkilatlanmaya ikna etmiş, esasları yazılı bir metin (sahîfe) hâlinde ortaya koymuştur. Metinde önce gruplar (federasyonlar) sayılır ve bunların siyasi bir bütün (ümmet) oluşturduğu belirtilir (md. 1-2). Devlet başkanı Hz. Peygamber’dir.

İNTERAKTİF · 624’TEN 632’YE SİYASİ VE ASKERÎ GELİŞMELER
YÖNETİM YAPISI
  • • Hz. Peygamber, Müslümanların tek ve sürekli başkanı durumundaydı; anlaşmazlıklarda nihai hakem kendisiydi.
  • Valiler, hâkimler, öğretmenler, öğretim müfettişleri, komutanlar, vergi memurları ve elçiler tayin ediyor; antlaşmalar akdediyordu.
  • • İdaresi istişare (danışma) üzerine kurulmuştu; faaliyetlerinde adalet ve ahlakı esas almıştır.
  • • Temel hedeflerinden biri içte barış ve huzuru, dışta emniyeti sağlamaktı. İnsanlara meziyet, liyakat ve değerlerine göre muamelede bulunmuştur.
  • • Medine dışına çıktığı zaman yerine vekil bırakırdı; sefere kendisi çıkamadığında sahâbelerden birini komutan tayin ederdi.
  • • Devlet başkanı olarak çevre ülkelerdeki hükümdarlara İslam’a davet mektupları göndermiştir; bunlardan biri Haris b. Ebi Şemir el-Gassani’ye gönderilen mektuptur (VII. yüzyıl).
ORDU YAPISI
  • • Açık ifade şudur: “Hz. Peygamber döneminde düzenli bir ordudan bahsetmek mümkün değildir.” Müslüman olan herkes asker sayılıyordu.
  • Gönüllülerden oluşan ordu, belirtilen yer ve zamanda askerî teçhizatıyla birlikte hazır olurdu.
  • • Savaşa katılan askerler maaş almazdı; elde edilen ganimetin 4/5’ini aralarında eşit olarak paylaşırlardı.
  • Kadınların da orduya katıldıkları görülür.
  • • Hz. Muhammed sefere katılması hâlinde ordu komutanlığını bizzat kendisi yapardı.
  • • Ordu süvari ve piyade birliklerinden oluşurdu. Öncü ve yan birlikleri süvariler meydana getirir; kalkan, kılıç ve uzun mızraklarla ilk darbeyi indirirlerdi. Ayrıca süvarinin orduyu koruma görevi de vardı.
  • Piyadeler ordunun arka kısmında yer alır; kalkan, mızrak, kılıç, ok ve yay ile düşmana saldırırlardı.
05 / DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632-661)

Dört halife, dört ayrı seçim usulü

Tanım: “Hz. Muhammed’in (sav) vefatından sonra Hz. Ebu Bekir’e biat edilmesiyle başlayan, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın hilafetleriyle devam eden ve Hz. Ali’nin ölümüyle sona eren sürece Dört Halife Dönemi denir.” Bu dönemde hem İslam Devleti için stratejik önem taşıyan hem de İslam’ın yayılmasına engel olan ülke ve bölgelere seferler düzenlenmiştir. Fethedilen yerlerdeki insanların inanç ve ibadet hürriyetlerine saygı gösterilmiş, zorla İslamlaştırma politikası takip edilmemiştir.

İNTERAKTİF · DÖRT HALİFE
SAVAŞ VE FETİH TABLOSU

Dört Halife Dönemi’nin bütün savaş, fetih ve antlaşmaları tek tabloda. Yıl, karşı taraf ya da sonuç ara.

YÖNETİM YAPISI
  • • Merkezde halife, vilayetlerde valiler. Halife devletin başıdır; Medine’deki Müslümanlar tarafından tespit ve tayin edilmiş, sonra diğer vilayetlerdeki Müslümanların biati alınmıştır.
  • • Dört halife dört ayrı usulle göreve gelmiştir: Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali Medine halkının seçimiyle, Hz. Ömer bırakma suretiyle, Hz. Osman şûra yoluyla.
  • Hiçbir halife, ölümünden sonra yerine geçecek halifeyi belirlerken kendi ailesinden birini düşünmemiştir. Bu cümle, bir sonraki bölümdeki Emevi uygulamasının tam karşıtıdır.
  • • Halifeler iktidarın kaynağının Müslümanlar, yani ümmet olduğunu kabul etmişlerdir.
  • • İlk halifeler yürütme, yargı ve belirli ölçüde yasama yetkisini ellerinde tutmalarına rağmen Kur’an ve Sünnet’in ölçülerine bağlı bir iktidara sahip olduklarının farkındaydılar.
  • • Hz. Ömer, birçok vilayette adlî ve malî işleri genel idareden ayırdı; buralara doğrudan kendisine bağlı kadılar ve vergilerin toplanması için âmiller göndermeye başladı.
  • • Fetihlerle fey gelirlerinin artması Hz. Ömer’i yeni bir düzenlemeye mecbur bırakmış ve böylece divan teşkilatı kurulmuştur.
ORDU YAPISI
  • • Hz. Ömer, ordu idaresi için “cünd” adı verilen birçok askerî merkez kurdu.
  • • Herhangi bir savaş durumunda otuz iki bin atın hazır olması için her askerî merkezde dört bin atlık tam teçhizatlı ve her an hizmete hazır bir büyük tavla bulunurdu.
  • • Silah altına alma faaliyeti aşamalı olarak bütün Arabistan’ı kapsayacak şekilde genişletildi.
  • • Halife ordu kademelerini İranlılara da açtı; İslam ordusunda Romalı ve Yunanlı askerler de vardı.
  • • Halife, orduyu ticaret, tarım ve diğer uğraşlardan uzak tutmak amacındaydı; bu amaçla maaşlara gerekli zamlar yapıldı.
  • • Kuşatma harekâtında mancınık kullanılmaya daha Peygamber hayattayken başlanmıştı; Hz. Ömer zamanında mancınıklar yaygın şekilde kullanılmış ve birçok kalenin fethinde işe yaramıştır.
HZ. ÖMER’İN HUKUK TÂLİMATNÂMESİ

Hz. Ömer her hac mevsiminde Mekke’de bir temyiz mahkemesi kurmak suretiyle vilayetlerde kadılar tarafından verilen yargı kararlarını denetlemiştir. Basra kadısı Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’ye gönderdiği hukuk tâlimatnâmesinden üç madde:

“İnsanlara karşı şahsî münasebetlerinde ve adaletinde eşit muamele yap ki, kuvvetli senin nüfuzundan korksun, zayıf da adaletine sığınsın.”

“Bir davada hüküm verdikten sonra bu hükmün yanlışlığına kanaat getirdiğinde doğruya dönmekte tereddüt etme. Çünkü asıl olan doğruya ulaşmaktır.”

“Davalara bakarken telâşa, çığırtkanlığa ve tarafların haysiyetini kırıcı davranışlara asla müsaade etme. Çünkü adaletin yerini bulması için sükûnet ve ciddiyet şarttır.”

06 / EMEVİ DEVLETİ (661-750)

İlk İslam hanedanı: halifeliğin veraset yoluyla geçişi

“Muâviye tarafından 661’de Şam merkezli olarak Emevi Devleti kurulmuştur. 750 yılına kadar hüküm süren Emeviler, ilk İslam hanedanıdır.” Ülkede siyasi istikrarı sağladıktan sonra fetihleri yeniden başlatan Muâviye, ordularını Türkistan, Anadolu ve Kuzey Afrika’ya yönlendirmiştir.

İNTERAKTİF · EMEVİLERİN DÖNÜM NOKTALARI
ÜÇ YÖNDE FETİH
TÜRKİSTAN

Türkistan coğrafyasında Buhara, Herat, Belh, Beykent, Semerkant gibi önemli yerler ele geçirilmiştir. Ancak Ömer b. Abdülazîz Dönemi’nde Mâverâünnehir bölgesindeki fetih hareketi durdurulmuştur.

ANADOLU VE İSTANBUL

Anadolu akınlarında asıl hedef Doğu Roma’nın başkenti İstanbul olmuştur. 663’ten itibaren her yıl akın yapılmış, 668’de Kadıköy’e kadar ilerlenmiştir.

KUZEY AFRİKA

Fethin tamamlanması için kurulan Kayravan kenti sayesinde bölgedeki fetihler kalıcı olmuş ve bölgenin yerli halkı olan Berberiler, İslamiyet’i benimsemeye başlamıştır.

İKİ İSTANBUL KUŞATMASI NEDEN BAŞARISIZ OLDU?
674 · YEDİ YIL

Büyük taarruz 674’te karadan ve denizden başladı. Yedi yıl süren bu büyük kuşatma iki sebeple başarıya ulaşamadı: Müslüman gemilerinin Grek ateşiyle yakılması ve karadan yapılan hücumun İstanbul surlarını aşamaması.

715 · İKİ YIL

Bizans 711-717 arasında saray ihtilalleri ve anarşi içindeyken İslam orduları 715 yılında bütün güçleriyle bir daha İstanbul’u kuşattı. İki yıl devam eden kuşatma, Ömer b. Abdülazîz’in halife olmasıyla kaldırıldı.

Görsel notu iki şeyi hatırlatır: İstanbul surları Orta Çağ boyunca şehri ele geçirmek isteyen birçok orduyu durdurmuştur; Grek ateşi ise Doğu Romalıların ilk kez Muâviye’nin gönderdiği İslam ordusuna karşı kullandığı, su üzerinde yanma özelliğine sahip bir karışımdı.

KARŞITLIK · MEVÂLÎ SİYASETİ

Bu ünitenin en önemli tek kavramı mevâlî: Arap olmayan Müslümanlar. Emevilerin ve Abbasilerin mevâlîye bakışı, iki devletin kaderini belirlemiştir. Düğmelerle karşılaştır.

YÖNETİM YAPISI
  • • Muâviye’nin en önemli icraatı oğlu Yezîd’i veliaht tayin etmesidir. Artık halife, resmî unvanı bakımından olmasa bile fiilen hükümdardı.
  • • Muâviye zamanında hükümdarlık merasim ve protokolleri ortaya çıkmış, hâciblik görevi ihdas edilmiştir.
  • • Merkez teşkilatındaki diğer yüksek rütbeli görevliler divan başkanlarıydı.
  • • Ülke, devlet merkezi olan Suriye ve civarı dışında beş büyük eyalete ayrılıyordu; valileri halife tayin ediyordu. Eyalet valisi, kendisine bağlı şehirlerin valilerini bizzat tayin hakkına sahipti.
  • • İslam toplumu üç tabakadan meydana geliyordu: Müslümanlar, zimmîler ve köleler. Çoğunluğu teşkil eden Müslümanlar da fâtih Araplar ile fetihlerden sonra İslam’a giren mevâlîye ayrılıyordu.
ORDU YAPISI
  • • İlk dönemlerde ordunun çoğunluğunu Araplar oluştururken, sınırların genişlemesiyle muhtelif milletlerden de insanlar askere alınmaya başlandı.
  • • İslam ordusu içinde görev yapan mevâlî, maaş olarak Arap askerlerden daha az almaktaydı.
  • • Emevi ordusu merkez kuvvetler, sağ ve sol cenah komutanlarına bağlı birlikler ile öncü ve artçı birliklerden oluşmaktaydı.
  • Öncü birlikler atlılardan oluşurken ordunun büyük kısmını piyade birlikleri teşkil ediyordu.
  • Tersanelerde yapılan gemiler Bizans gemilerine benzemekteydi.
YIKILIŞIN DÖRT SEBEBİ (750)
  1. 1. Şiî ve Hâricî isyanları
  2. 2. Kabileler arasındaki mücadeleler ve bu yüzden çıkan iç savaşlar devleti önemli ölçüde yıpratmıştır
  3. 3. Arapçılık taassubuyla bilinen halifelerin mevâlîyi Arapların faydalandığı birtakım haklardan mahrum etmesi çöküşü hızlandırmıştır
  4. 4. Haklarının verilmediğini gören mevâlînin Abbâsî davetine katılması, hareketin sonuca ulaşmasını sağlamıştır

Sonuç: Emevîlerin yıkılışıyla Suriye’nin önemi azalmış, ağırlık merkezi Irak’a kaymıştır. Bir sonraki bölümün başkenti bu yüzden Bağdat’tır.

07 / ABBASİ DEVLETİ VE TÜRKLER

750’de kurulan devlet, bir yıl sonra Türklerle aynı safta

Abbasiler 750 yılında Ebü’l Abbas Seffah’ın Emevi Devleti’ne son vermesiyle Kûfe’de kurulmuştur. Devlet 1258’e kadar sürecek, ama en kritik anı daha ilk yılında yaşanacaktır: 751 Talas Savaşı.

KÜNYE · ABBASİ DEVLETİ
Kuruluş ve yıkılış
750 – 1258
Kurucusu
Ebü’l Abbas Seffah
Kurulduğu bölge
Irak
İNTERAKTİF · ABBASİLERDE SİYASİ VE ASKERÎ GELİŞMELER
YÖNETİM YAPISI
  • • Merkezî yönetimde halife, vezir ve hâcib en önde gelen kişilerdi. Yapı merkeziyetçiydi.
  • • Abbasi halifeleri kendilerini sadece hükümdar olarak değil, Allah’ın yeryüzündeki temsilcileri olarak da görüyorlardı.
  • • Halifelik verasete dayalı olarak devam etti. Emeviler döneminde başlatılan veliahtlık sistemi, hilâfeti Abbâsî ailesi içinde tutmak gayesiyle sürdürüldü.
  • • Halifelikten sonra en önemli kurum vezirliktir. Müslüman devlet yapılanmasında ilk defa Abbasilerle ortaya çıkan bu kurum Sasanîlerden alınmıştı. Vezir, halifenin vekili ve idari yapının başıydı.
  • • Emeviler döneminde merkezde yer alan divanlar Abbasiler döneminde de varlığını devam ettirdi.
  • • Halk havas ve avam olmak üzere iki büyük sınıfa ayrılıyordu.
  • Abbâsîler mevaliye çok önem vermiş ve onları devletin önemli makamlarına getirmişlerdir.
ORDU YAPISI
  • • Ordunun esasını “ücretli” denilen nizamî ve daimî statüdeki muvazzaf askerler teşkil ederdi. Bunlar devlet bütçesinden maaş alır, her türlü ihtiyaçları devletçe karşılanırdı.
  • • Ordu beş gruptan oluşurdu: 1. başşehirde doğrudan halifeye bağlı muhafız birliği · 2. büyük devlet adamlarının emrindeki birlikler · 3. vilayetlerdeki kuvvetler · 4. avâsım ve sugūr adı verilen sınır garnizonlarındaki birlikler · 5. yardımcı kuvvetler.
  • • Silah, araç ve gereçler: kılıç, ok, yay, hançer, mızrak, topuz, balta, kalkan, zırh, miğfer, dikenli tel, merdiven, mancınık, arrâde ve debbâbe.
  • Türk birliklerinin hilâfet ordusuna katılmasından sonra Türklerdeki onlu sistem esas alınmıştır.
  • • Abbasiler deniz kuvvetlerine ve denizciliğe de büyük önem vermiş, kurdukları tersanelerde Bizans gemilerinden daha büyük gemiler inşa etmişlerdir.
TÜRKLERİN İSLAMİYET’E GİRİŞİ · DÖRT SEBEP

Konu net bir tespitle başlar: “Türkler, kılıç zoruyla değil kendi istek ve iradeleriyle doğal bir geçiş süreci içinde İslamiyet’i benimsemiştir.”

1 · Siyasi: Abbasilerin mevali siyasetini terk etmesi, Türklerin İslamiyet’e girmesini hızlandırmıştır.

2 · İnanç: Gök Tanrı dini ile İslamiyet arasında benzerlikler bulunması süreci kolaylaştırmıştır.

3 · Kültürel: İslamiyet’in Türk mizacına uygun olması da geçişi kolaylaştırmıştır.

4 · Sonuç: Vurgu şudur: “İslamiyet, Türklerin millî benliklerini korumalarında önemli rol oynamıştır.”

KARŞILAŞTIRMA TABLOSU · YEDİ DEVLET
İŞARETLEME MATRİSİ · HANGİ ÖZELLİK KİMİN?

Her satırda bir kurum, kavram ya da uygulama var; ait olduğu devleti ya da dönemi işaretle, sonra “Denetle”ye bas.

08 / OYUN

Hangi devlet, hangi dönem? İpucundan bul

Karışık sırayla gelen ipucunu doğru devlete ya da doğru döneme eşle. Her cevaptan sonra açıklama hemen çıkar.

OYUN · TÜRK VE İSLAM DEVLETLERİ
0 / 0
09 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Göktürkler ve Uygurlar, Türk devlet ve ordu teşkilatı, Hz. Muhammed (sav) Dönemi İslam Devleti, Dört Halife Dönemi, Emeviler ve Abbasiler üzerine test.

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
10 / ÖZET

Bir bakışta Türk ve İslam devletleri

GÖKTÜRKLER VE UYGURLAR
  • • I. Göktürk 552-630, Bumin Kağan, Ötüken
  • • Mukan Kağan (553-573) en parlak dönem
  • • İstemi Yabgu: 557 Ak Hun, 567 İstanbul’a ilk elçi
  • • 569 Doğu Roma’dan karşılık elçi
  • • Taspar Kağan yeniden teşkilatlandırdı; 581 ölümü
  • • 582 doğu-batı ayrılığı; 630 Çin Doğu Göktürk’e son verdi
  • • 630-680 fetret; 680 Kutluk’un istiklâl savaşı
  • • II. Göktürk 682-745, Kutluk (İlteriş), Tonyukuk Apa Tarkan
  • • Kapgan Kağan 692-716; Bilge Kağan ve Kül Tigin
  • • 734 Bilge Kağan’ın ölümü; 742 isyan, 745 yıkılış
  • • Uygur 744-840, Kutluğ Bilge Kül Kağan, Karabalgasun
  • • 747 Moyen-Çor; 759 Bögü Kağan; 764 Maniheizm
  • • 821 gerileme, 840 Kırgız saldırısı
  • • Sarı (Kansu) Uygurlar · Turfan Uygur Devleti (911 bağımsız)
TÜRKLERDE DEVLET VE ORDU
  • • Kağan unvanı; kut Tanrı tarafından verilir
  • • Semboller: otağ, taht, tuğ, davul, yay
  • • Kağan töreyi uygular, kendisi de uyar, kanun yapamaz
  • • Toy = meclis (kağan tabii başkan), ayuk = hükûmet
  • • Kulluk ve kölelik yok; herkes hür
  • • Yargu töreyi uygular; kağan yarganlık yapar
  • • Hatun emirnameleri kağanla birlikte imzalar
  • • Töre: değişebilir; könilik, uzluk, kişilik değişmez
  • • Ordu-millet; topyekûn seferberlik; ücretli değil, daimi
  • • Tümen = on bin kişi; başında tümen başı
  • • Börüler: hafif zırhlı askerler
  • • Kadınlar da ordulara kumanda edip savaşa katılırdı
İSLAM DEVLETİ · DÖRT DÖNEM
  • • 571 doğum, 610 ilk vahiy, 622 hicret
  • • 624 Bedir (ilk zafer), 625 Uhud, 627 Hendek
  • • 628 Hudeybiye, 629 Hayber ve Mute
  • • 630 Mekke’nin Fethi ve Huneyn, 631 Tebük, 632 Veda Hutbesi
  • • Dört Halife 632-661: Ridde, Ecnâdeyn (634), Yermük (636)
  • • 638 Kudüs, 636/637/642 Kadisiye-Celula-Nihavend
  • • 642 İskenderiye, 652 Kıbrıs, 654 Zâtüssavârî
  • • 656 Cemel, 657 Sıffîn, Nehrevan, 661 Hz. Ali’nin şehadeti
  • • Emevi 661-750, Muâviye, Şam; ilk İslam hanedanı
  • • 680 Kerbelâ; 674 ve 715 İstanbul kuşatmaları
  • • 711 İspanya (Târık b. Ziyad), 732 Puvatya yenilgisi
  • • Ömer b. Abdülazîz (717-720): mevâlîye eşitlik
  • • Abbasi 750-1258, Ebü’l Abbas Seffah, Kûfe → Bağdat
  • • 751 Talas, Harun Reşid 786-809, Mu’tasım 833-842, Samarra 836-892
SINAVDA EN ÇOK KARIŞAN ALTI ŞEY
  1. 1. Ak Hun’u yıkan ittifak Göktürk-Sâsânî’dir (557), ama o ittifak kısa sürmüştür; ardından Göktürk-Doğu Roma yakınlaşması gelir (567, 569).
  2. 2. Toy meclistir, ayuk hükûmettir. Toy her zaman toplanamadığından asıl meseleler ayukta görüşülürdü.
  3. 3. Bedir ilk askerî zaferdir; Mute ise Doğu Roma ile yapılan ilk savaştır. İkisi karıştırılmamalı.
  4. 4. Dört halifenin dördü de farklı usulle göreve gelmiştir ve hiçbiri yerine kendi ailesinden birini düşünmemiştir. Veliahtlık Emevilerle başlar.
  5. 5. Mevâlî = Arap olmayan Müslümanlar. Emeviler ayrım yaptı (yıkılış sebebi), Ömer b. Abdülazîz eşitledi, Abbasiler önemli makamlara getirdi.
  6. 6. Vezirlik kurumu Sasanîlerden alınmıştır ve Müslüman devlet yapılanmasında ilk defa Abbasilerle ortaya çıkmıştır.