Batı Roma yıkıldı, dünyanın geri kalanı ayaktaydı.
476’da Avrupa merkezî otoritesini kaybederken doğuda üç büyük imparatorluk hüküm sürmeye devam ediyordu: Çin, Sâsânî ve Doğu Roma. Üçü de Eski Çağ’da kurulmuştu, üçü de Orta Çağ’a taşındı. Bu ünitede o üç devletin siyasi gelişmelerini, yönetim biçimlerini ve ordularını inceliyoruz.
Cümle kısa ve nettir: “Batı Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında yıkılmasıyla Avrupa’da merkezî otoriteden yoksun küçük krallıklar kurulmuştu.” Ama aynı anda Asya ve Afrika’da güçlü devletler ayaktaydı. Aşağıdaki düğmelerle Orta Çağ’ın açılışında dünyanın altı bölgesini gez; şema bölgeleri ve aralarındaki mücadele hatlarını gösterir.
“İslamiyet öncesinde Arap Yarımadası’nda kabilecilik anlayışı nedeniyle siyasi birlik kurulamamıştı. Kabileler arasında soy üstünlüğü iddiası ve kan davasından kaynaklanan savaşlar yaşanırdı. Kadınlar ancak çocuk sahibi olduktan sonra ailenin bir üyesi olarak görülürdü.” Toplum hürler ve köleler olmak üzere iki sosyal sınıfa ayrılmıştı.
“Başta Mekke olmak üzere Arap Yarımadası’nda geçim kaynağı ticaretti.” İnanç genellikle putperestlikti. En önemli kültürel faaliyet ise panayırlarda düzenlenen şiir yarışmalarıydı. Yarımadanın güneyindeki Habeş Krallığı ise Hristiyanlığı resmî din olarak kabul etmişti.
Bu tablo bir sonraki ünitenin başlangıç noktasıdır: İslam Devleti işte bu siyasi birliği olmayan yarımadada kurulacaktır.
Bu bölüme başlamadan önce dokuz kavramın anlamını bilmek gerekir. Anlamlar ders kitabının metninden toplandı; ara kutusuna kavramı ya da anlamının içindeki bir kelimeyi yaz.
Tarih şeridinde on devlet var. Üçü Eski Çağ’dan devralınmıştır (Çin, Sâsânî, Doğu Roma), yedisi Orta Çağ’da kurulmuştur. Şeritte gezinirken tarihlere dikkat et: bu devletlerin çoğu aynı anda ayaktaydı, sırayla değil.
Bu ünitenin bütün tarihleri “kaçıncı yüzyıl” sorusuna dönüşebilir. Kaydırağı çek, kural gözünün önünde işlesin: yılı 100’e böl; kalan varsa bölüme bir ekle.
Çin’in tarihi hanedanlar hâlinde okunur. Bir hanedan zayıflar, siyasi birlik bozulur, yeni bir hanedan ülkeyi yeniden birleştirir. Orta Çağ’da bu döngü iki kez işledi: Sui Çin’i yeniden birleştirdi, Tang imparatorluğa altın çağını yaşattı.
Şeritte Çin İmparatorluğu MÖ 221-MS 1912 yazar. Bu, aynı hanedanın 2133 yıl hüküm sürdüğü anlamına gelmez — “farklı hanedanların hüküm sürdüğü Çin” denir ve iki kez siyasi birliğin bozulduğunu (MS 220 ve 906) yazar. Süreklilik imparatorluk fikrinindir, hanedanın değil. Sınavda “Çin’de hiç iç karışıklık yaşanmamıştır” gibi bir seçenek görürsen bu iki tarih onu çürütür.
“Sâsânî İmparatorluğu, 226 yılında İran’da Part egemenliğine son veren ve şehinşah (şahanşah) unvanını alan Erdeşir tarafından kurulmuştur.” En sevilen hükümdarı 531-579 yılları arasında hüküm süren I. Hüsrev’dir; onun döneminde ülke siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel açılardan büyük ilerleme kaydetmiştir.
Sâsânîler Orta Çağ’da üç komşuyla mücadele etmiştir: Ak Hun Devleti, Doğu Roma İmparatorluğu ve İslam Devleti. Üçünün sonu da farklı oldu.
İpek ticareti yapılan yolları kontrol altında tutan Ak Hun Devleti’ne karşı Göktürk Yabgusu İstemi Sâsânîlerle ittifak kurdu. Bu ittifak sonucunda 557’de Ak Hun Devleti yıkıldı ve toprakları iki devlet arasında paylaşıldı. Sâsânîler için bu bir kazançtı.
Sâsânîler, halefi (mirasçısı) olarak gördükleri Pers İmparatorluğu’nun sınırlarına ulaşmak için Doğu Roma’nın hükmettiği Anadolu topraklarına sahip olmak istedi. Bu yüzden iki devlet arasında yaklaşık dört yüz yıl süren savaşlar yaşandı. Sonu berabere değil: 627 Ninova.
İslam orduları Kadisiye (636) ve Nihâvend (642) savaşlarında Sâsânîleri yenilgiye uğrattı; son hükümdarları III. Yezdicerd’i doğuya çekilmeye ve topraklarını peyderpey (parça parça) teslim etmeye mecbur bıraktı. Sâsânî İmparatorluğu 651’de tarih sahnesinden çekildi.
Bir cümle kolayca gözden kaçar ama üç imparatorluğun üçü için de geçerlidir: “Orta Çağ devletlerindeki hükümdarlar, üzerinde kendi tasvirlerinin bulunduğu madenî paralar bastırmıştır.” Buna örnek, Sâsânî İmparatoru II. Hüsrev adına basılan altın dinardır (619). Para, hükümdarın yüzünü ülkenin en ücra köşesine kadar taşıyan tek nesnedir; bu yüzden hem ekonomik hem siyasi bir belgedir.
“Roma İmparatorluğu’nun devamı olan ancak zamanla kendine özgü bir sistem oluşturan Doğu Roma, 330’da I. Konstantin tarafından İstanbul’da kurulmuştur. Merkezi, Bizans şehri olduğu için bu imparatorluğa Bizans İmparatorluğu da denilmiştir.” Orta Çağ boyunca varlığını koruyabilen ve birçok devletle komşu olan bu imparatorlukta çeşitli hanedanlar hüküm sürmüştür.
Attila tahta çıktıktan sonra Avrupa Hun Devleti ile Doğu Roma arasında imzalanan antlaşma, bir barış metninden çok bir teslimiyet listesidir. Maddeleri tek tek oku; her biri Doğu Roma’nın bir hakkını kısıtlar.
Doğu Roma artık Hun kaçaklarını kabul etmeyecek, o güne kadar sığınanları da geri verecekti.
Doğu Roma, Hunların savaş hâlinde bulunduğu hiçbir kavimle ittifak kurmayacaktı. Yani dış politikası dışarıdan sınırlandı.
İmparatorluk şehirlerinde ticaret hakkı tanınan Hunlara ödenen vergi iki katına çıkarılacaktı.
Devamı şöyledir: Attila’nın 441 ve 447 yıllarındaki Balkan Seferleri’yle Tuna Nehri civarında Hunlara engel olacak bir güç kalmamış; bu seferler sonucunda ağır bir vergiye bağlanan Doğu Roma, Attila’nın batıya yönelmesi sayesinde varlığını sürdürebilmiştir. Yani hayatta kalmasının sebebi kendi gücü değil, düşmanının yön değiştirmesidir.
İki kelime birbirine benzediği için karışır. Kısa ayraç: THema = TAŞRA (eyalet, çiftçi-asker, toprağa bağlı milis). TAGma = BAŞKENT (İstanbul garnizonu, meslekten asker). Bel kemiği olan thema’dır, çünkü hem yönetim hem ordu hem vergi aynı birimde toplanır.
Bu bölümü bitirirken üç devletin yönetim ve ordu yapılarının benzerlik ve farklılıkları ortaya konur. Aşağıdaki tablo o karşılaştırmanın tamamlanmış hâlidir; altındaki matriste ise her özelliğin hangi devlete ait olduğunu kendin işaretleyeceksin.
Her satırda bir özellik var; ait olduğu devletin sütununu işaretle, sonra “Denetle”ye bas. Her satırın tek doğru sütunu vardır.
Üç imparatorlukta da hükümdar sıradan bir insan değildir; ama haklı sayılma dayanağı (meşruiyet kaynağı) üçünde de farklıdır. Düğmelerle karşılaştır.
1 · Hükümdar kutsallıkla ilişkilendirilir. Çin’de “Gök’ün oğlu”, Bizans’ta “tanrısal irade ile göreve gelmiş”, Sâsânî’de din adamları konseyiyle çevrelenmiş şahanşah.
2 · Yetki tek elde toplanmıştır ama sınırsız değildir. Sâsânî’de yazılı kanun + gelenek + din adamları; Bizans’ta fiilî kanunlar + kilise + toprak sahipleri.
3 · Hükümdarın altında tek bir “ikinci adam” vardır. Sâsânî’de baş vezir, Bizans’ta büyük domestik, Tang Çin’inde başbakan.
4 · Taşra valilerle yönetilir. Sâsânî’de dört satrap, Çin’de duhu zhidu ve Anxi Genel Valiliği, Bizans’ta sivil vali + kumandan, sonra thema.
5 · Süvari, Orta Çağ’ın belirleyici gücüdür. Sâsânî ordusunun ana gücü süvaridir; Bizans süvariye ağırlık vermesini Sâsânîlere uyum zorunluluğuna borçludur; Çin, Göktürk atlılarına karşı özel olarak hafif süvari birlikleri seçer. Üç devletin de cevabı aynı soruya verilmiştir: hızlı atlıya karşı ne yapılır?
Her soruda bir özellik, bir tarih ya da bir kavram var. Doğru devleti ya da doğru cevabı seç; açıklama hemen altında çıkar. Sorular her açılışta karışık gelir.
Orta Çağ açılırken dünyanın siyasi tablosu; Çin, Sâsânî ve Doğu Roma imparatorluklarının siyasi gelişmeleri, yönetim biçimleri ve ordu yapıları üzerine test.
• Avrupa: 476’da Batı Roma yıkıldı, merkezî otoriteden yoksun küçük krallıklar (Frank, Vizigot) kuruldu; Avarlar da bölgededir.
• Arap Yarımadası: kabilecilik yüzünden siyasi birlik yok; geçim kaynağı ticaret; toplum hürler ve köleler; inanç genellikle putperestlik; panayırlarda şiir yarışmaları.
• Habeşistan: Hristiyanlık resmî din.
• Türkistan: Türk adı VI. yüzyılın ortalarında yaygınlaştı; önce Göktürkler, sonra Uygurlar büyük devletler kurdu. Göktürkler Gök Tanrı inancına, Uygurlar Maniheizm’e mensuptu.
• Çin: Tang Hanedanlığı; İpek Yolu için Göktürk ve Uygurlarla mücadele; Konfüçyüsçülük.
• Hindistan: siyasi birlik yok, kast sistemi halkı kesin çizgilerle ayırmış; Brahmanizm ve Budizm.