Doğanın bir sınırı var
Tahribatlar sonucunda insanlar artık doğal çevrenin sınırlarının olduğunu ve bu sınırlar çerçevesinde üretim-tüketim faaliyetlerinde bulunmaları gerektiğini anlamıştır. Ünitenin adı bu cümleden geliyor. Bugün telafisi mümkün olmayan hasarlar var: biyoçeşitlilikte kayıplar, çölleşme, küresel iklim değişikliği. Buna karşı geliştirilen model sürdürülebilir kalkınma: bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların imkânlarını korumak. Ünitenin geri kalanı bunun nasıl yapıldığını anlatıyor — dört politika, altı örgüt, sekiz anlaşma ve korunmaya çalışılan 1.199 miras ögesi.
Doğayla etkileşim içinde bulunan insan, çevre tahribatında etkin rol oynamaktadır.
Bu tahribatın artarak devam etmesine sanayileşme faaliyetleri, kentleşme, teknolojik gelişmeler, nüfus artışı vb. faktörler neden olmuştur.
Tahribatlar sonucunda insanlar artık doğal çevrenin sınırlarının olduğunu ve bu sınırlar çerçevesinde üretim-tüketim faaliyetlerinde bulunmaları gerektiğini anlamıştır.
İnsanların doğaya yaptığı müdahaleler sonucu; biyoçeşitlilikte kayıplar yaşanması, çölleşme, küresel iklim değişikliği, doğadaki akışın ciddi anlamda zarar görmesi gibi doğada telafisi mümkün olmayan hasarlar meydana gelmektedir.
Günümüzde çevre sorunlarına kalıcı çözümler üretmek için, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların imkânlarını korumaya yönelik çalışmaları kapsayan sürdürülebilir kalkınma modeli (doğayla uyumlu kalkınma) ön plana çıkmıştır.
İki dörtlü liste var ve karıştırılır. Tahribatın nedenleri (4): sanayileşme faaliyetleri, kentleşme, teknolojik gelişmeler, nüfus artışı. Telafisi mümkün olmayan hasarlar (4): biyoçeşitlilikte kayıplar, çölleşme, küresel iklim değişikliği, doğadaki akışın ciddi anlamda zarar görmesi. Biri sebep, öteki sonuç. Sürdürülebilir kalkınmanın ikinci adı da ezberlenmeli: doğayla uyumlu kalkınma.
Doğal çevrenin korunması ve mevcut çevre sorunlarının çözümünde ekonomik araçların etkin kullanımı ve ülkelerin kalkınma düzeyleri, başarıyı artıran önemli unsurlardır.
Bu cümle ünitenin en başında, ayrı bir “dikkat” kutusunda durur. Söylediği şu: çevre koruma yalnız iyi niyet meselesi değildir; iki şeye bağlıdır — ekonomik araçların etkin kullanımı (vergi, ceza, fon gibi) ve ülkenin kalkınma düzeyi. Ünitedeki Polonya örneği birincisinin, gelişmiş ülkelerin 1970’ten itibaren çevreye yönelmesi ikincisinin karşılığıdır.
Üç sütun: solda tahribatın nedenleri, ortada telafisi mümkün olmayan hasarlar, sağda çözüm modeli. Akan oklar yönü gösteriyor. Bu şemayı bir kez okuduğunda iki dörtlü listeyi bir daha karıştırmazsın: soldaki sütun insan eliyle olan, ortadaki sütun doğada olan şeylerdir.
Her satırda bir kavram, sütunlarda iki grup. Her satırda tam bir doğru sütun var.
Dünyadaki hemen her ülke, 1970’ten itibaren çevre konusunda daha fazla endişe duyar hâle gelmiştir. Özellikle sanayileşmiş toplumlarda bu sorunlara daha sık rastlanması, çözüm odaklı politika ve uygulamalara öncelik verilmesini sağlamıştır.
İki erken uygulama var: ABD ve Avrupa’da atık suların arıtılması için geliştirilen “Temiz Su Yasaları” uygulaması ve ilk olarak 1872’de ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı’nda başlayan ve kısa sürede dünyaya yayılan “Millî Park” hareketi.
İki tarih birlikte sorulur ve karıştırılır: 1872 Millî Park hareketinin başladığı yıldır (Yellowstone, ABD), 1970 ise dünyadaki hemen her ülkenin çevre konusunda endişe duymaya başladığı yıldır. Yani millî park fikri, genel çevre duyarlılığından yaklaşık yüz yıl önce doğmuştur. Gerekçesi de dikkate değer: sanayileşmiş toplumlarda çevre sorunlarına daha sık rastlanması, çözüme öncelik verilmesini sağlamıştır — yani sorunu en çok yaşayan, çözüme de ilk yönelendir.
Dört politika var: Kirleten öder, İleriyi görme, Önleme, İş birliği. Her düğmede politikanın tanımı ve bir zaman okuyla ne zaman devreye girdiği gösteriliyor: zarar oluşmadan önce mi, oluşurken mi, oluştuktan sonra mı. Üç politikayı ayıran şey tam olarak budur.
Tanımlar birbirine çok yakın durur ama tek bir sözcükle ayrılır:
İleriyi görme: çevre sorunlarına neden olabilecek durumları önceden görerek çevre sorunlarını önlemektir. Burada henüz ortada bir zarar yoktur; olası durum öngörülür.
Önleme: belirginleşen bir çevresel zararın oluşmadan engellenmesidir. Burada zarar belirginleşmiştir — yani görünür hâle gelmiştir — ama henüz oluşmamıştır.
Ayırt edici sözcük “belirginleşen”dir. İleriyi görmede tehlike henüz belirsizdir, öngörüye dayanır; önlemede tehlike bellidir, engellemeye dayanır. Üçüncüsü olan kirleten öder ise ötekilerden farklı olarak zarar oluştuktan sonra işler: maliyeti kirletene yükler. İş birliği ise zamana değil ölçeğe bakar: küresel etkili sorunlara karşı ülkelerin birlikte hareket etmesidir.
Adıyla anlatılan altı uygulama var: ABD, İngiltere, Çin, Polonya, Cezayir, Türkiye. Şematik dünya kutusunda ülke işaretleniyor, altta uygulamanın metni ve varsa hedef yılı yazıyor.
Kaydırağı yıllar arasında gezdir. Rakam verilen üç yıl (2017, 2023, 2035 hedefi) canvasta ayrıca işaretlenir; ara yıllarda “bu yıl için bir rakam verilmiyor” uyarısı çıkar. Çubuk, oranın 2017’den 2035 hedefine kadar nasıl büyüdüğünü gösteriyor.
Çevre sorunlarının önlenmesinde bireylere düşen bazı sorumluluklar: geri dönüşüm · aşırı tüketimden kaçınmak · çevre dostu ürünler satın almak · bireysel alışveriş çantası kullanmak · organik ve yerel ürünler kullanmak
Beş maddenin hepsi tüketim üzerinedir: ne kadar tükettiğin, ne tükettiğin ve tükettiğinin ne olduğu. Ünitenin başındaki cümleyle birleştir: insanlar doğal çevrenin sınırları çerçevesinde üretim-tüketim faaliyetlerinde bulunmaları gerektiğini anlamıştır — bu beş madde, o cümlenin bireysel karşılığıdır.
Arama kutusuna “karbon”, “fon”, “orman” ya da “atık” yazarak süz. Sütun süzgeciyle yalnız bir sütunda arayabilirsin.
Çevresel örgütler; yerel, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde faaliyet göstermektedir. Özellikle uluslararası alanda faaliyet gösteren çevresel örgütler; farkındalık çalışmaları, kamuoyu oluşturma çabaları, destek verdikleri çevre projeleri veya yöneticilere yol gösteren çalışmalarıyla çevre sorunlarının önlenmesinde aktif rol oynamaktadır.
Son yıllarda uluslararası çevre politikalarının önemli bir parçası hâline gelen çevresel örgütlerin bu politikalara üç aşamada dâhil olduğu söylenebilir: çevresel karar alma süreçlerine katılım · çevre anlaşmalarının uygulanmasına katılım · devlet faaliyetlerinin çevre anlaşmalarına uygunluğunun izlenmesi
Üç aşama bir sıra oluşturur ve sırası sorulur: önce karar alınırken katılım, sonra anlaşma uygulanırken katılım, en son devletin buna uyup uymadığının izlenmesi. Örgütlerin faaliyet gösterdiği dört düzey de ayrıca sorulur: yerel, ulusal, bölgesel, küresel.
Üç halka, sırasıyla. Animasyon halkaları sırayla vurgular; sondaki halka ötekilerden farklı renktedir çünkü orada örgüt artık katılan değil denetleyen taraftır.
Bütün kuruluş ve imza tarihleri tek şeritte, en eskisinden en yenisine. Düğmeye bastığında o yılın hangi örgüte ya da anlaşmaya ait olduğu ve o girdinin açıklaması altta çıkıyor. Şerit özellikle 1971 ve 1972 için var: dört ayrı girdinin tarihi bu iki yıla düşer.
1971: Greenpeace (örgüt) · Yeryüzü Dostları (örgüt) · Ramsar Sözleşmesi (anlaşma). Üç girdi aynı yıla düşer; ikisi örgüt, biri sözleşmedir.
1972: Birleşmiş Milletler Çevre Programı (örgüt) · Stockholm Konferansı (anlaşma/konferans) · UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına İlişkin Sözleşme. Yine üç girdi.
Ayırt etme yolu: Greenpeace ve Yeryüzü Dostları’nın ortak noktası nükleer karşıtlığıdır; Greenpeace nükleer silahlanmaya karşı yürüttüğü bir eylemle örgütlenmiş, Yeryüzü Dostları nükleer enerjiye ve balina avcılığına karşı olan çevreciler tarafından kurulmuştur. Ramsar ise sulak alanlarla ilgilidir ve bir örgüt değil sözleşmedir. Stockholm ise “ilk” sıfatını taşır: küresel çevre sorunlarına dikkat çeken ilk dünya konferansı.
Altı örgüt var. Her düğmede örgütün kuruluş yılı, tanımı ve çalıştığı konu başlıkları merkez-kollar şemasıyla gösteriliyor.
Öncelikle çevreyi koruma, doğal kaynaklar üzerindeki insan etkisini yönetme ve insanın çevreye verdiği zararları engellemeye yöneliktir. Çevresel sorunların çözümünde devletleri ortak hareket etmeye yönlendiren ve belirlenen amaç doğrultusunda taraf devletlerin davranışlarını düzenleyen hukuki araçlardır.
Tanımdaki anahtar sözcük “hukuki araçlar”dır. Örgüt ile anlaşma arasındaki fark buradadır: örgüt farkındalık oluşturur, kamuoyu yaratır, proje destekler ve izler; anlaşma ise taraf devletlerin davranışlarını düzenler. Biri sivil taraftır, öteki hukuki taraf.
Ramsar’dan Paris’e bütün anlaşmalar. Rio Konferansı’nda seçtiğinde imzaya açılan üç sözleşme (CBD, UNCCD, UNFCCC) ayrıca kutulanır; Kyoto’yu seçtiğinde ise 1997 imza → 2005 yürürlük → 2020 sonrası işlevini yitirme zinciri çizilir.
Doğrudan birbirine bağlanan iki anlaşma. Aradaki ok “kısmen” işaretini taşır: ikisi de iklim değişikliğiyle mücadele için yapılmıştır ama biri ötekinin devreye girmesiyle işlevini yitirmiştir.
On dört girdinin tamamı tek tabloda. “1971” yazarsan üç satır birden gelir; “örgüt” ya da “anlaşma” yazarak listeleri ayırabilirsin.
Her satırda bir ad, sütunlarda iki tür. Her satırda tam bir doğru sütun var.
Ortak dünya mirası, kendine has kültürel veya fiziki öneme sahip, geçmişten bugüne kalan ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli varlıklardır.
Evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla “UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına İlişkin Sözleşme”, 1972’de taraf devletlerce kabul edilmiştir.
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde 2023 yılı itibarıyla 168 ülkeye ait 933’ü kültürel, 227’si doğal ve 39’u karma olmak üzere 1.199 miras ögesi bulunmaktadır. Bu ögelerden 56 tanesi Tehlike Altındaki Dünya Mirası’na dâhil edilmiştir.
Dört sayı ayrı ayrı sorulur: 168 ülke, 933 kültürel + 227 doğal + 39 karma = 1.199 öge, bunlardan 56’sı tehlike altında. Toplamı kendin kontrol edebilirsin: 933 + 227 + 39 = 1.199. Karma ögelerin sayısının çok az olması (39) dikkat çekicidir — çoğu miras ya kültürel ya doğaldır.
Dağılım şöyle. Alttaki ince çubuk, tehlike altındaki 56 ögenin toplam içindeki payını gösteriyor — gözle görülünce oranın ne kadar küçük olduğu (yaklaşık her 21 mirastan biri) daha iyi anlaşılıyor.
Ayrıntılı anlatılan üç miras: Galapagos Adaları, Manovo-Gounda St Floris Ulusal Parkı, Bamiyan Vadisi. Her düğmede mirasın yeri şematik dünya kutusunda işaretleniyor ve altında o mirasın tehlike listesiyle ilişkisinin zaman çizgisi çiziliyor. Galapagos, listeye girip çıkabilen tek örnektir — bu yüzden ayrı bir yeri var.
Güney Amerika kıtasında yer alan Galapagos Adaları, eşsiz biyoçeşitliliği sayesinde UNESCO tarafından 1978 yılında Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir.
İlerleyen yıllarda istilacı türler, yasa dışı balıkçılık, artan turizm ve kentsel baskı nedeniyle bölgedeki biyoçeşitlilik ciddi anlamda zarar görmüş ve bu kez Galapagos Adaları, UNESCO tarafından 2007 yılında Tehlike Altındaki Dünya Mirası’na dâhil edilmiştir.
Çalışmalar sonucu, Galapagos Adaları 2010 yılında tehlike altındaki listeden çıkarılarak eski statüsüne kavuşmuştur.
Üç tarih üç ayrı olaydır: 1978 Dünya Mirası ilanı, 2007 tehlike listesine dâhil edilme, 2010 listeden çıkarılma. Galapagos’u tehlikeye sokan dört neden de sayılır: istilacı türler, yasa dışı balıkçılık, artan turizm, kentsel baskı. Bu örneğin ünitedeki işlevi umut vermektir: çalışmalar sonucu bir miras eski statüsüne dönebilir.
Ortak mirasa yönelik tehditlerin bir kısmı bölgesel, bir kısmı da küresel düzeydedir. Orta Doğu’daki silahlı çatışmalar, Afrika’daki kaçak avlanma, tropikal bölgelerdeki orman tahribatı bölgesel; yönetim ve koruma ihmalleri ise küresel düzeyde dünya mirasını tehdit etmektedir.
İnsanlığın ortak mirasına yönelik tehditlerden bazıları: afetler · savaşlar · orman tahribatı · yasa dışı avcılık · küresel iklim değişikliği · ekonomik faaliyetler · yönetim ve koruma ihmalleri
Kaynak üç bölgesel ve bir küresel tehdit sayar. Bölgesel olanların her biri belirli bir coğrafyaya bağlıdır: Orta Doğu → silahlı çatışmalar, Afrika → kaçak avlanma, tropikal bölgeler → orman tahribatı. Küresel olan tek tehdit ise coğrafyaya bağlı değildir: yönetim ve koruma ihmalleri her yerde olabilir. Alttaki yedili liste ise ölçek ayrımı yapmadan bütün tehditleri sayar.
Ölçek ayrımı iki kutuda. Aradaki ok “farklı ölçek” yazar: ikisi de mirası tehdit eder ama biri belirli bir coğrafyaya bağlıdır, öteki her yerde olabilir.
Arama kutusuna “Buda”, “elmas”, “turizm” ya da “1997” yazarak süz. Son sütunda her mirasın tehlike listesine giriş yılı yazıyor.
Kâğıt, plastik ve cam için ayrılmış kutular bir devlet politikasının parçası: 2017 yılında Sıfır Atık Projesi hayata geçirilmiştir. On Birinci Kalkınma Planı’nda devlet politikası hâline gelen Sıfır Atık Projesi’yle 2017’de %13 olan geri kazanım oranı 2023’te %34,92’ye çıkmıştır. Hedef 2035’te %60. Kutuya doğru atmak o oranın içinde sayılıyor.
Bireylere düşen sorumluluk listesi tam olarak bunu sayar: geri dönüşüm · aşırı tüketimden kaçınmak · çevre dostu ürünler satın almak · bireysel alışveriş çantası kullanmak · organik ve yerel ürünler kullanmak. Beş maddenin beşi de tüketim üzerinedir.
Haberdeki cezanın adı bir politika başlığıdır: Kirleten öder — çevre kirliliğinin kontrolü için alınan önlemler ile çevreye verilen zararın giderilmesi için yapılan uygulamaların maliyetinin kirleten tarafından karşılanmasıdır. Polonya’da bu ilkeyle kurulan fonun bütün geliri çevreyi bilinçsizce kullananlara kesilen cezalardan elde edilmiştir.
Gittiğin millî parkın fikri 1872’de doğdu: ilk olarak 1872’de ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı’nda başlayan ve kısa sürede dünyaya yayılan “Millî Park” hareketi. Yani millî park fikri, dünyanın genel çevre duyarlılığından (1970) yaklaşık yüz yıl önce doğmuştur.
Galapagos belgeselinin coğrafya karşılığı şudur: eşsiz biyoçeşitliliği sayesinde UNESCO tarafından 1978 yılında Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir, sonra istilacı türler, yasa dışı balıkçılık, artan turizm ve kentsel baskı nedeniyle 2007’de tehlike listesine girmiş, 2010’da çıkarılarak eski statüsüne kavuşmuştur.
Sunumda anlatılan işin tanımı şudur: TEMA (1992), erozyon ve çölleşmeye karşı yürüttüğü çalışmalarla ön plana çıkmaktadır. Vakfın ekosistemlerin korunması, ağaçlandırma, arazinin yanlış kullanımının önlenmesi gibi amaçları bulunmaktadır. Altı örgütten Türkiye’de kurulmuş olanıdır.
Haberde geçen 2 °C hedefi şuradan gelir: Paris Anlaşması (2015), küresel iklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyoekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini ve sıcaklık artışının Sanayi Devrimi öncesinde olduğu gibi 2 °C’nin altında tutulmasını hedeflemektedir. Aynı anlaşma, Kyoto Protokolü’nün 2020’den sonra işlevini yitirmesinin de nedenidir.
Gözlem yaptığın sulak alan bir sözleşmenin konusu: Ramsar Sözleşmesi (1971), sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanmasını amaçlayan uluslararası bir sözleşmedir. Kuşların uğradığı gölün korunması bu sözleşmeye dayanıyor olabilir.
Buna karşılık gelen sözleşme şudur: Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaret Konvansiyonu (CITES, 1973), vahşi hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretini düzenleyen bir sözleşmedir. Sözleşme, yabani hayvan ve bitki türlerinin ticaretinde bu canlıların yaşamlarının tehlikeye girmesini önlemeyi amaçlamaktadır.
Rastgele bir örgüt, anlaşma, politika ya da tarih gelir; doğru karşılığını seçersin. Yanlışta ayırt etme kuralı hemen yazılır.
49 soruluk test · tahribatın nedenleri ve hasarlar, dört çevre politikası, altı ülke uygulaması, altı örgüt ve sekiz anlaşma, UNESCO dünya mirası ve tehditleri
Doğal çevrenin korunmasında ve çevre sorunlarının çözümünde ekonomik araçların etkin
kullanımı ve ülkelerin kalkınma düzeyleri başarıyı artıran unsurlardır.
İnsan çevre tahribatında etkin rol oynar.
Tahribatın nedenleri (4): sanayileşme faaliyetleri · kentleşme · teknolojik
gelişmeler · nüfus artışı.
Telafisi mümkün olmayan hasarlar (4): biyoçeşitlilikte kayıplar · çölleşme ·
küresel iklim değişikliği · doğadaki akışın ciddi anlamda zarar görmesi.
Sürdürülebilir kalkınma modeli (doğayla uyumlu kalkınma): bugünün ihtiyaçlarını
karşılarken gelecek kuşakların imkânlarını korumaya yönelik çalışmaları kapsar.
1970’ten itibaren dünyadaki hemen her ülke çevre konusunda daha fazla endişe duyar
hâle gelmiştir; sanayileşmiş toplumlarda sorunlara daha sık rastlanması çözüm odaklı
politikalara öncelik verilmesini sağlamıştır.
İki erken uygulama: ABD ve Avrupa’da atık suların arıtılması için “Temiz Su
Yasaları” · ilk olarak 1872’de ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı’nda başlayan
“Millî Park” hareketi.
Kirleten öder: çevre kirliliğinin kontrolü için alınan önlemler ile çevreye verilen
zararın giderilmesi için yapılan uygulamaların maliyetinin kirleten tarafından
karşılanmasıdır.
İleriyi görme: çevre sorunlarına neden olabilecek durumları önceden görerek
çevre sorunlarını önlemektir.
Önleme: belirginleşen bir çevresel zararın oluşmadan engellenmesidir.
İş birliği: küresel etkiye sahip çevre sorunlarına karşı ülkelerin iş birliği
yapmasıdır.
ABD: “Sorumlu Üretim ve Tüketim” ile “Uygun Fiyatlı ve Temiz Enerji”; enerji
tasarrufu kilit önemdedir, 2030’a kadar enerji verimliliğinin iki katına çıkarılması
planlanmaktadır.
İngiltere: “Karbon Bütçesi” — yenilenebilir enerjinin üretimdeki payının artırılması,
karbon salımı düşük araçlara geçiş; salımı beşer yıllık periyotlarda azaltmayı
hedefler.
Çin: 2008’de “Ekoloji ve Çevre Bakanlığı” kuruldu; 2060’a kadar nötr
karbon için çalışacağını açıkladı, “karbon vergisi düzenlemesi” gibi yasalarla emisyonları
sınırlamayı planlamaktadır.
Polonya: “Kirleten Öder” ilkesiyle Çevre Finansmanı; Ulusal Çevre Koruma ve Su
Yönetimi Fonu. Fonun bütün geliri çevreyi bilinçsizce kullananlara kesilen cezalardan
elde edilmiştir; ekoloji eğitimi gibi faaliyetlere kaynak sağlar.
Cezayir: “Tlemcen Model Ormanı’nda Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Korunması” —
ekosistem restorasyonu, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin
korunması; sürdürülebilir orman yönetimi ve kırsal kesimdeki kadınların istihdamı.
Türkiye: 2017’de Sıfır Atık Projesi; On Birinci Kalkınma Planı’nda devlet
politikası oldu. Geri kazanım oranı 2017’de %13, 2023’te %34,92; 2035 hedefi
%60.
Bireysel sorumluluklar: geri dönüşüm · aşırı tüketimden kaçınmak · çevre dostu
ürünler satın almak · bireysel alışveriş çantası kullanmak · organik ve yerel ürünler
kullanmak.
Çevresel örgütler yerel, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde faaliyet gösterir;
farkındalık çalışmaları, kamuoyu oluşturma, çevre projeleri ve yöneticilere yol gösteren
çalışmalarla rol oynar.
Üç aşamada dâhil olurlar: çevresel karar alma süreçlerine katılım → çevre
anlaşmalarının uygulanmasına katılım → devlet faaliyetlerinin çevre anlaşmalarına
uygunluğunun izlenmesi.
Örgütler: Greenpeace (1971) nükleer silahlanmaya karşı bir eylemle
örgütlendi; küresel ısınma, ormansızlaşma, ticari balina avcılığı, aşırı avlanma, nükleer
enerji · Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (1948) biyoçeşitliliğin korunması,
sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği · Doğal Hayatı Koruma Vakfı (1961) beşerî
faaliyetler nedeniyle tehlike altındaki yerleri ve türleri korumak · Yeryüzü Dostları
(1971) nükleer enerjiye ve balina avcılığına karşı olan çevrecilerce kuruldu; çevre ve
insan hakları, sürdürülebilir toplumlar · Birleşmiş Milletler Çevre Programı (1972)
iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, kirlilik, atık · TEMA (1992) erozyon ve
çölleşme, ekosistemlerin korunması, ağaçlandırma, arazinin yanlış kullanımının
önlenmesi.
Anlaşmalar hukuki araçlardır: devletleri ortak hareket etmeye yönlendirir ve taraf
devletlerin davranışlarını düzenler.
Ramsar (1971) sulak alanlar · Stockholm Konferansı (1972) küresel çevre
sorunlarına dikkat çeken ilk dünya konferansı · CITES (1973) yabani hayvan ve
bitki türlerinin uluslararası ticareti · Rio Konferansı (1992) — sırasında
CBD (Biyolojik Çeşitlilik), UNCCD (Çölleşme ile Mücadele), UNFCCC (İklim Değişikliği
Çerçeve) sözleşmeleri imzaya açıldı · Kyoto Protokolü (1997) 1997’de imzalandı,
2005’te yürürlüğe girdi, Paris Anlaşması’nın devreye girmesiyle 2020’den sonra
işlevini yitirdi · Rotterdam Sözleşmesi (1998) tehlikeli kimyasallarla ilgili
bilgi alışverişi ve uluslararası ticarette karar verme süreci · Paris Anlaşması
(2015) sıcaklık artışının Sanayi Devrimi öncesindeki gibi 2 °C’nin altında
tutulması.
Ortak dünya mirası: kendine has kültürel veya fiziki öneme sahip, geçmişten bugüne
kalan ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli varlıklar.
UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına İlişkin Sözleşme 1972’de
taraf devletlerce kabul edildi.
2023 itibarıyla: 168 ülkeye ait 933 kültürel + 227 doğal + 39 karma =
1.199 miras ögesi; bunlardan 56’sı Tehlike Altındaki Dünya Mirası’na dâhil.
Galapagos Adaları: Güney Amerika’da; eşsiz biyoçeşitliliğiyle 1978’de Dünya
Mirası ilan edildi; istilacı türler, yasa dışı balıkçılık, artan turizm ve kentsel
baskı nedeniyle 2007’de tehlike listesine alındı; çalışmalar sonucu 2010’da
listeden çıkarılarak eski statüsüne kavuştu.
Manovo-Gounda St Floris Ulusal Parkı: Orta Afrika savanlarındaki en büyük ulusal
park; siyah gergedan, fil, aslan, çita, leopar, ceylan, su kuşları barındırır.
Kaçak avlanma, kuraklık, aşırı otlatma, tarımsal faaliyetler, yangınlar ve elmas
madenciliği nedeniyle 1997’de tehlike listesine alındı.
Bamiyan Vadisi: Hindikuş Dağları arasında, geçmişte İpek Yolu
üzerinde; dev Buda heykelleri, Budist manastırları, şapeller ve kutsal kabul edilen mağaralar
bulunur. Heykellerden biri 2001’de iç savaş sırasında Taliban tarafından yıkıldı;
vadi 2003’te tehlike listesine eklendi.
Tehditlerin ölçeği: bölgesel — Orta Doğu’daki silahlı çatışmalar, Afrika’daki
kaçak avlanma, tropikal bölgelerdeki orman tahribatı; küresel — yönetim ve koruma
ihmalleri.
Tehditlerden bazıları (7): afetler · savaşlar · orman tahribatı · yasa dışı avcılık ·
küresel iklim değişikliği · ekonomik faaliyetler · yönetim ve koruma ihmalleri.