Bir kristal büyür, bir alev beslenir gibi görünür, bir robot hareket eder. Ama hiçbiri canlı değildir. Çünkü canlılığı tek bir özellik değil, 12 özelliğin tamamı birlikte tanımlar. Bu ünitede o listeyi tek tek, örnekleriyle çözeceğiz.
Yaşam bilimi olarak da adlandırılan biyoloji; canlının yapısını, davranış şeklini, diğer canlılarla olan ilişkisini, yeryüzündeki dağılışını ve cansız faktörlerle ilişkisini inceler.
Biyolojinin araştırma, inceleme ve uygulama alanı oldukça geniştir. Bu sebeple birçok alt bilim dalına ayrılmıştır. Her alt dal kendi konusuna göre ayrıntılı çalışmalarını sürdürür ve bilimsel çalışma sonuçlarını diğer bilim dallarıyla paylaşır.
Biyoloji; sağlık, gıda-beslenme ve çevre sorunlarına çözüm önerileri üreten, aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalar yapan bir bilimdir.
Canlıları cansız varlıklardan ayırmak ve canlıların ortak özelliklerini kavramak, biyolojinin en temel konularından biridir. Ancak canlıları cansız varlıklardan bir ya da birkaç özelliğine bakarak ayırt etmek zordur. Bir varlığı canlı olarak nitelendirebilmek için aşağıdaki özelliklerin hepsine sahip olup olmadığına bakılır. Bu özelliklere sahip olan varlıklar canlı, varlıkların canlı olma durumu ise canlılık olarak tanımlanır.
Aşağıdaki listeden bir özelliğe tıkla. Ne anlama geldiğini, hangi canlılarda nasıl göründüğünü ve günlük hayatta nerede karşına çıktığını gör.
Canlı hücrelerde gerçekleşen biyokimyasal olayların tamamına metabolizma denir.
Günlük hayattan: Yediğin ekmeğin midende parçalanması katabolizma; spor sonrası kasının onarılıp büyümesi anabolizmadır. İkisi de aynı anda, farklı hızlarda çalışır.
Bütün canlılar birbirinden farklı karakteristik özelliklere sahip olmalarına rağmen her canlı, özel fonksiyonlara sahip hücre ya da hücrelerden oluşur. Hücreler, organizmaların canlılık faaliyetlerini gerçekleştiren yapısal ve işlevsel en küçük birimleridir.
Çekirdeği ve zarlı organelleri bulunmayan hücrelere prokaryot hücre denir. Bakteriler ve arkeler prokaryot hücre yapısına sahip canlılardır.
Çekirdeğe ve zarlı organellere sahip olan hücrelere ökaryot hücre denir. Öglena, paramesyum, amip, algler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar ökaryot hücre yapısına sahip canlılardır.
Her tek hücreli canlı prokaryot değildir. Ökaryot tek hücreli canlılar da vardır (amip, öglena, paramesyum). Ancak her prokaryot canlı tek hücrelidir.
Yani ok tek yönlüdür: prokaryot → mutlaka tek hücreli. Tek hücreli → prokaryot olmak zorunda değil.
Canlıların bazıları tek hücreli, bazıları ise çok hücrelidir. Öglena, amip, paramesyum ve bakteri gibi canlılar tek hücreli olup gözle görülemez. Şapkalı mantarlar, bitkiler ve hayvanlar ise çok hücreli canlılardır ve gözle görülebilir.
Tüm canlılar belirli bir organizasyona sahiptir. Çok hücreli canlılarda görev ve yapı bakımından benzer hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular organları, organlar sistemleri, sistemler ise organizmayı meydana getirir. Aşağıdaki çubuğu kaydırarak basamakları gez.
Bazı canlılar tek hücreden oluşur. Örneğin tek hücreli bir canlı olan amip, bu tek hücresi ile besinlerini alır; işler ve atıkları uzaklaştırır; çevresel uyarılara cevap verir; ürer ve diğer işlevlerini gerçekleştirir.
Çok hücreli organizmalar tüm bunları özelleşmiş hücreler arasındaki iş bölümü ile gerçekleştirir. Çok hücreli canlılar, hücrelerin rastgele bir araya toplanmış hâli olmayıp iş birliği içinde olan çok sayıda hücrenin oluşturduğu birlikteliktir. Bu durum canlıya zaman ve enerji tasarrufu sağlar.
Günlük hayattan: Bir lokantada tek kişi hem alışverişi hem yemeği hem servisi yapsaydı çok yavaş olurdu. İş bölümü yapılınca aynı sürede kat kat fazla iş çıkar — vücudun da mantığı budur.
Canlılar; büyüyüp gelişmek, yıpranan doku ve organlarını onarmak, enerji elde etmek ve düzenleyici faaliyetlerini devam ettirebilmek için besin maddelerine ihtiyaç duyar. Besini nereden bulduklarına göre ikiye ayrılırlar.
Yaşadığı ortamdan su, mineral ve karbondioksit gibi inorganik maddeleri alıp güneş enerjisini veya kimyasal enerjiyi kullanarak ihtiyaç duyduğu organik besini kendisi üretir.
İnorganik maddelerden ihtiyaç duyduğu organik besinleri üretemez. Besinlerini yaşadıkları ortamdan hazır olarak alır.
Dişi ve erkeğe ait üreme hücrelerinin birleşmesiyle yeni bireyler meydana gelmesidir. Oluşan yavrular hem anadan hem de babadan gelen özellikleri taşır. Bu şekilde kalıtsal çeşitlilik sağlanır.
Günlük hayattan: Kardeşlerin birbirine benzemesi ama tıpatıp aynı olmaması eşeyli üremenin sonucudur.
Ana birey, döllenme olmaksızın kendisiyle aynı kalıtsal özelliklere sahip yavrular meydana getirir. Eşeysiz üreyebilen canlılara bir hücreli canlılar, bazı bitkiler ve bazı omurgasız hayvanlar örnek verilebilir.
Günlük hayattan: Sardunyanın dalını kesip toprağa dikince yeni bitkinin aynı renkte çiçek açması eşeysiz üremedir.
Tek hücrelilerde: sitoplazmanın hacimce ve kütlece artışı.
Çok hücrelilerde: hücre sayısının ve hacminin artışı.
Örnek: bebeğin kilo alması.
Canlının sahip olduğu yapıların zamanla değişerek fonksiyonel olarak
olgunlaşmasıdır.
Örnek: bebeğin emeklemesi, yürümesi ve koşması.
Bu ünitedeki her kavramı bugün zaten yaşadın. Sadece adını bilmiyordun.
Mayanın hamurdaki şekeri, oksijen ve elektron taşıma zinciri olmadan parçalayıp ATP üretmesine fermantasyon denir. Çıkan gaz hamuru kabartır. Ekmek, yoğurt, turşu ve sirke hep bu yolla yapılır.
Kuvvetli bir egzersiz yapıldığında ısı üretilir, o da vücut sıcaklığını artırır. Sinir sistemi bu artışı algılayarak terlemeyi tetikler. Terlendiğinde nem deriden buharlaşarak vücut sıcaklığını düşürüp normal seviyeye getirir.
Sıcak bir cisme dokunulduğunda elin hızla çekilmesi, uyarana verilen tepkidir. Canlılar olumlu uyaranlara yönelirken olumsuz uyaranlardan uzaklaşmaya çalışır.
Gelişmiş yapılı bitkiler atık maddeleri yaprak dökümü, terleme (transpirasyon), damlama (gutasyon) ve kökleri yoluyla uzaklaştırır. Sabah çimenin ucundaki damlacıklar çiy değil, çoğu zaman gutasyondur.
Bitkilerde hareket yer değiştirme şeklinde değil, durum değiştirme şeklindedir. Ayçiçekleri güneşe bakarak durum değiştirme hareketi yapar. Lâle çiçekleri 15-20 °C'de açılarak, 5-10 °C'de kapanarak gün içindeki sıcaklık değişimlerine karşı kendini korur.
Kutup ayılarının beyaz kıllı post taşımaları, kar ve buzla kaplı ortamda kendilerini gizlemelerini ve avlanma ihtimallerini artırmalarını sağlayarak yaşama şanslarını yükseltir. Uyum, kalıtsal özelliklerin tamamıdır — sonradan öğrenilen bir şey değildir.
Memeli bir hayvan olan çita, saatte 115 km hızla koşabilir. 108 km/saat hıza 3,1 saniyede çıkabilir. Bu sebeple avını yakalamak için yaptığı koşu bir dakikadan az sürer. Tam hıza ulaştığında her adımda kat ettiği mesafe 15 metreye ulaşabilir.
Yaşamsal faaliyetler için gereken enerji, besinlerin hücrede parçalanmasıyla elde edilen ATP (adenozin trifosfat) molekülünden karşılanır. Hücreler ATP'yi hücresel solunum ve fermantasyon ile üretir.
Omurgalı hayvanlarda böbrekler kandaki zararlı maddeleri süzerek idrarla; akciğerler kandaki karbondioksiti solunum yoluyla vücuttan uzaklaştırır. Tatlı sularda yaşayan amip ve paramesyum ise fazla suyu kontraktil koful ile atar.
14 sorudan oluşan bu test ile "Canlıların Ortak Özellikleri" ünitesini ne kadar kavradığını gör.
Hücresel yapı, beslenme, besinlerden enerji elde etme, boşaltım, hareket, uyarılara tepki, metabolizma, homeostazi, uyum, organizasyon, üreme, büyüme ve gelişme.
Bakteriler ve arkeler. Her prokaryot canlı tek hücrelidir.
Öglena, paramesyum, amip, algler, mantarlar, bitkiler, hayvanlar. Tek hücreli ökaryotlar da vardır.
Üretici: bitkiler (tam parazitler hariç), algler, bazı tek hücreliler. Tüketici: hayvanlar, mantarlar, bazı tek hücreliler.
Hücresel solunum oksijenli ve oksijensiz olmak üzere ikiye ayrılır. Fermantasyonda elektron taşıma zinciri ve oksijen kullanılmaz.
Yapım (özümleme): fotosentez, protein sentezi. Yıkım (yadımlama): sindirim, hücresel solunum. Durması hücre ölümüdür.
Asit-baz dengesi, sabit vücut sıcaklığı, atıkların atılması, su miktarının korunması.
Yaşadığı çevrede hayatta kalma ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerin tamamı. Örnek: kutup ayısının beyaz postu.
İş bölümü canlıya zaman ve enerji tasarrufu sağlar.