Her yıl kişi başı 7,3 kg elektronik atık
Eskiyen telefon, bozulan kulaklık, bir kenara atılan oyun konsolu… Bu ünitede atığın nereden geldiğini, atık yönetiminin ne demek olduğunu ve dört bertaraf yönteminin nasıl çalıştığını göreceğiz.
Dijital teknolojilerdeki hızlı değişim nedeniyle günlük hayatta kullandığımız elektronik cihazların ömrü gittikçe kısalmaktadır. Bu durumun olumsuz bir sonucu vardır: elektronik atıklar.
Her yıl kişi başı 7,3 kg elektronik atık üretilmektedir. Elektronik cihazların üretiminin artması, kullanım sürelerinin kısalması ve tamir maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle e-atıkların miktarı her geçen yıl artmaktadır. 2014 yılında 44,4 megaton olan e-atık miktarının 2030’da 74,7 megatona çıkabileceği öngörülmektedir.
Megaton = bir milyon ton. Yani 2030 öngörüsü 74,7 milyon tondur.
Elektronik cihazlar batarya, devre kartı, katot ışını tüpü, plastik kasa gibi farklı bileşenlerden oluşmaktadır. E-atıkların kütlece %49’unu metaller, %33’ünü plastik malzemeler, %12’sini ise katot ışını tüpleri oluşturur. Bu nedenle e-atıkların farklı şekillerde geri dönüştürülmesi ya da yok edilmesi gerekmektedir.
Kaydırak, bir topluluğun kaç kişi olduğunu gösteriyor. Kişi başı yıllık 7,3 kg değeri sabittir.
E-atıklar çevre ve canlılar için olumsuz etkileri olan bazı zararlı maddeler içermektedir. Örneğin elektronik cihazların kolayca alev almasını engellemek için kullanılan yangın geciktirici maddeler bunlardan biridir.
Elektronik devre kartlarında, katot ışını tüplerinde, aydınlatmalarda ve bataryalarda kullanılan cıva, kurşun, kadmiyum gibi zehirli etkisi olan elementler çevreye ve insanlara zarar verebilmektedir.
E-atıklar ülkemizde yürütülen sıfır atık uygulamasına dâhil olan atık türlerinden biridir.
Sıfır atık uygulaması kapsamında elektronik cihazların ömürlerini tamamlamadan atılmaması, bozulan cihazların mümkünse tamir ettirilerek tekrar kullanılması ve oluşan e-atıkların yetkilendirilen kuruluşlar tarafından belirlenen toplama noktalarına götürülmesi tavsiye edilmektedir.
Türkiye’de ve KKTC’de her gün milyonlarca ton atık toplanmakta ve depolanmaktadır. Evsel, tıbbi, endüstriyel, inşaat, tarım ve hayvancılık kaynaklı bu atıkların bir kısmı; geri dönüştürülebilen ve ayrıştırma neticesinde tekrar kazanılma özelliği bulunan, depolama alanlarında bertaraf edilebilen, insan sağlığı ve doğa açısından herhangi bir olumsuz etkisi olmayan atıklardır.
Düzenli depolama tesislerinde sızıntı sularının ve depo gazının olumsuz etkileri kontrol altına alınarak çevreye verilebilecek zararlar en aza indirgenmeye çalışılmaktadır.
Toplanan atıkların bir kısmı toplanma ve depolanma süreçlerinin yönetimindeki aksaklıklar sebebiyle hem insan sağlığı hem de ekosistemler üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır.
Örneğin atık yakma tesislerinden çevreye yayılan sülfür ve nitrojen oksitleri, kurşun ve diğer ağır metaller çevre kirliliğinin en büyük kaynağını oluşturmaktadır. Kontrolsüz olarak katı atıkların depolanması ise hem çöplerden kaynaklanan metan ve karbondioksit gazlarının artmasına hem de toprağın, yer altı sularının ve yüzeysel suların kirlenmesine neden olmaktadır.
KKTC’de ise atıkların toplanması, depolanması konusunda farkındalık ve uyum sürecine devam edilmekte; kimyasal atıkların deniz ekosistemlerine verdiği zararların en aza indirilmesine çalışılmaktadır.
Dünyada ve Türkiye’de nüfus artışı, şehirleşme, ekonomik büyümenin hızlanması, insanların tüketim oranının artması gibi gelişmeler atık miktarının da artmasına sebep olmuştur. Atık miktarındaki bu artış, her bir atık türü için ayrı yönetim sistemi kurmak yerine tüm atıkları içine alan bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
Atık yönetimi, atığın oluşumunu önlemeyi ve kaynağında azaltılmasını hedefler. Aynı zamanda atıkların yeniden kullanımı, özelliğine ve türüne göre ayrılması, biriktirilmesi ve toplanması süreçlerini kapsar. Bu süreçler kapsamında geçici depolama, taşıma, ara depolama, geri dönüşüm, geri kazanım gibi işlemler gerçekleştirilir. Ayrıca bertaraf edilen atıkların izlenmesi, kontrol edilmesi ve denetlenmesi de atık yönetiminin önemli bir parçasıdır.
Sıralamayı aklında tut: önce oluşmasını önlemek, sonra kaynağında azaltmak, sonra yeniden kullanmak. Bertaraf en sondaki adımdır, ilk çare değil.
Atık yönetiminde ilk adım atıkların önlenmesi, yeniden kullanılması ve uygun kriterlere göre biriktirilmesidir. Evlerde, sokak ve parklarda, pazar yerlerinde, sağlık kuruluşlarında ve iş yerlerinde oluşan atıkların toplum sağlığına zarar vermeyecek şekilde biriktirilmesi gerekmektedir.
Geri kazanılabilir atıklar, mutfak atıkları ve diğer atıkların birbiriyle karıştırılmadan ayrıştırılması çok önemlidir. Atıkların ayrıştırılarak biriktirilmesi hem geri dönüşümü kolaylaştırarak ekonomiye hem de insan sağlığının ve çevrenin korunmasına destek sağlar.
Atıkların taşınması için farklı toplama araçları kullanılır. Kaynağında ayrı toplanan geri kazanılabilir atıklar sıkıştırmasız; karışık ve organik atıklar genellikle sıkıştırmalı araçlarla toplanarak işleme ve depo yerlerine taşınır.
Sınavda iki araç tipi sık sık yer değiştirir. Doğrusu: kaynağında ayrı toplanan geri kazanılabilir atıklar sıkıştırmasız, karışık ve organik atıklar genellikle sıkıştırmalı araçlarla toplanır. Mantığı basit: geri dönüşecek malzemeyi ezmek onu kullanılamaz hâle getirebilir.
Atıkların kontrolsüz biçimde bırakıldığı alanlar, insan sağlığını tehdit etmekte ve bu durum hastalıkların hızla yayılmasına; toprağın, yüzeysel suların ve yer altı sularının kirlenmesine; çevreye rahatsız edici koku yayılmasına; haşere ve böcek sorunlarının oluşmasına neden olmaktadır.
Bu alanlarda oluşan metan gazı da patlama, heyelan, hava kirliliği vb. problemlere yol açmaktadır.
Atıkların çevreye ve insan sağlığına etkisini azaltmak ve yönetimini sağlamak üzere ortadan kaldırılması, yok edilmesi ve geri dönüştürülmesine bertaraf işlemi denir.
Bertaraf işlemi; atıkların ayıklanarak tekrar kullanım, geri dönüşüm, geri kazanım gibi işlemlerden sonra kompostlaştırma, biyometanizasyon, yakma, düzenli depolama uygulamalarının tümü olarak tanımlanmaktadır.
Dikkat: bertaraf yalnız “yok etmek” değil, geri dönüştürmeyi de içerir. Ve dört uygulamadan önce atık ayıklanır.
Düzensiz depolama sahaları, katı atıkların hiçbir önlem alınmaksızın açık araziye rastgele boşaltılarak insan çevresinden uzaklaştırıldığı alanlardır. Bu alanlarda yüksek çevresel riskler mevcuttur. Düzensiz depolanan atıklar; yer altı sularının ve yüzeysel suların kirliliği, hava kirliliği, görüntü kirliliği, zararlı organizmaların üremesi ve heyelan riski taşımaktadır.
Depolama alanlarından kaynaklanabilecek riskleri azaltmak için eski ve yanlış yönetilmiş düzensiz depolama sahalarını kapatmak ve rehabilite etmek gerekmektedir.
Rehabilite etmek: bozulmuş bir alanı yeniden kullanılabilir ve zararsız duruma getirmek.
İkisi de organik atıkla çalışır ama koşulları farklıdır. Kompostlaştırma kontrollü şartlar altında biyolojik ayrıştırmadır ve ürünü komposttur. Biyometanizasyon ise oksijensiz ortamda parçalanmadır ve ürünü biyogazdır (metan ve karbondioksit). Biyogazdan elektrik ve ısı enerjisi üretilir; ayrıca organik gübre de elde edilir. Anahtar sözcük: oksijensiz geçiyorsa biyometanizasyondur.
Sıfır Atık Projesi; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya minimize edilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağından ayrı toplanmasını ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan bir dizi atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.
Sıfır Atık Projesi gelecek nesillere çevresel sürdürülebilirliği ve yaşanabilir şehirleri miras bırakmayı amaçlamaktadır. Sıfır Atık Projesi’yle Türkiye’de %13 olan geri kazanım oranı 2021 yılında %27,2’ye yükseltilmiştir.
Oran iki katından biraz fazlasına çıkmıştır: %13 → %27,2.
2021 yılı atık istatistikleri bülteninden Türkiye geneli dağılımı (ton).
Sorular ve şıklar her turda karışıyor.
Kişi başı yılda 7,3 kg elektronik atık üretiliyor. Sıfır atık uygulaması, cihazların ömürlerini tamamlamadan atılmamasını, bozulanların mümkünse tamir ettirilerek tekrar kullanılmasını tavsiye eder.
Bataryalarda cıva, kurşun, kadmiyum gibi zehirli etkisi olan elementler bulunur. Bunları normal çöpe atmak yerine yetkilendirilen kuruluşların belirlediği toplama noktalarına götürmek gerekir.
Kâğıt, plastik, cam, metal kutuları süs değil. Geri kazanılabilir atıklar, mutfak atıkları ve diğer atıkların birbiriyle karıştırılmadan ayrıştırılması çok önemlidir — ayrıştırma geri dönüşümün ön şartıdır.
Bunlar organik atıktır ve kompostlaştırılabilir. Evlerde, bahçelerde basit bir kompost kovası seti ile organik atıklardan yararlanılabilir; sonuçta gübre olarak kullanılabilecek bir ürün elde edilir.
Sıkıştırma yapan araç genellikle karışık ve organik atıklar içindir. Kaynağında ayrı toplanan geri kazanılabilir atıklar sıkıştırmasız araçlarla toplanır — ezilirse geri dönüşemez hâle gelebilir.
Kontrolsüz bırakılan atık alanları rahatsız edici koku yayılmasına, haşere ve böcek sorunlarına, hastalıkların hızla yayılmasına yol açar. Oluşan metan gazı ise patlama, heyelan ve hava kirliliği riskidir.
Bu haberler düzensiz depolama sahalarına aittir: atıklar hiçbir önlem alınmaksızın açık araziye boşaltılır ve heyelan riski taşır. Çözüm, bu sahaları kapatmak ve rehabilite etmektir.
İki yol vardır: biyometanizasyonla elde edilen biyogazın işlenmesiyle elektrik ve ısı enerjisi üretilir; yakma işleminde ise oluşan termal enerji buhar türbininden geçirilerek elektrik enerjisine dönüştürülür.
Sıfır Atık Projesi ile Türkiye’de %13 olan geri kazanım oranı 2021 yılında %27,2’ye yükseltilmiştir. Proje, gelecek nesillere çevresel sürdürülebilirliği ve yaşanabilir şehirleri miras bırakmayı amaçlar.
Kişi başı yıllık 7,3 kg elektronik atık, e-atıkların kütlece %49 metal, %33 plastik, %12 katot ışını tüpü bileşimi ve içerdiği zararlı maddeler, evsel-tıbbi-endüstriyel-inşaat-tarım ve hayvancılık kaynaklı atıklar, atık yönetiminin önleme ve kaynağında azaltma hedefi, Atık Yönetimi Yönetmeliği ilkeleri, sıkıştırmalı ve sıkıştırmasız toplama araçları, bertaraf kapsamındaki kompostlaştırma, biyometanizasyon, yakma ve düzenli depolama uygulamaları, düzensiz depolamanın riskleri ile Sıfır Atık Projesi ve %13’ten %27,2’ye yükselen geri kazanım oranı üzerine 43 soru.
Atığın oluşumunu önlemeyi ve kaynağında azaltılmasını hedefler. Atıkların yeniden kullanımı, özelliğine ve türüne göre ayrılması, biriktirilmesi ve toplanması süreçlerini kapsar; geçici depolama, taşıma, ara depolama, geri dönüşüm ve geri kazanım işlemlerini içerir. Bertaraf edilen atıkların izlenmesi, kontrol edilmesi ve denetlenmesi de bir parçasıdır.
Nüfus artışı, şehirleşme, ekonomik büyümenin hızlanması ve tüketim oranının artması atık miktarını artırmıştır. Bu artış, her bir atık türü için ayrı yönetim sistemi kurmak yerine tüm atıkları içine alan bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
Evsel, tıbbi, endüstriyel, inşaat, tarım ve hayvancılık kaynaklı atıklar. Bunların bir kısmı geri dönüştürülebilen, ayrıştırma sonucu tekrar kazanılabilen ve doğaya olumsuz etkisi olmayan atıklardır.
Her yıl kişi başı 7,3 kg elektronik atık üretiliyor. 2014’te 44,4 megaton olan miktar 2030’da 74,7 megatona çıkabilir. Kütlece %49 metaller, %33 plastik malzemeler, %12 katot ışını tüpleri.
Yangın geciktirici maddeler; devre kartlarında, katot ışını tüplerinde, aydınlatmalarda ve bataryalarda kullanılan cıva, kurşun, kadmiyum gibi zehirli etkisi olan elementler. E-atıklar sıfır atık uygulamasına dâhildir.
Atık yakma tesislerinden yayılan sülfür ve nitrojen oksitleri, kurşun ve diğer ağır metaller çevre kirliliğinin en büyük kaynağıdır. Kontrolsüz katı atık depolaması metan ve karbondioksit artışına; toprağın, yer altı ve yüzeysel suların kirlenmesine yol açar.
Kaynağında ayrı toplanan geri kazanılabilir atıklar sıkıştırmasız; karışık ve organik atıklar genellikle sıkıştırmalı araçlarla toplanır. Geri kazanılabilir atıklar, mutfak atıkları ve diğer atıklar karıştırılmadan ayrıştırılmalıdır.
Atıkların ortadan kaldırılması, yok edilmesi ve geri dönüştürülmesine bertaraf işlemi denir. Atıklar ayıklanarak tekrar kullanım, geri dönüşüm ve geri kazanım işlemlerinden geçtikten sonra kompostlaştırma, biyometanizasyon, yakma ve düzenli depolama uygulanır.
Organik atıkların kontrollü şartlar altında humus veya humus benzeri stabil ürüne kadar biyolojik olarak ayrıştırılmasıdır; ürüne kompost denir. Tarımda, meyvecilikte, ormancılıkta ve zemin iyileştirmede kullanılır; toprakta mikroorganizma faaliyetini artırarak verimi yükseltir. Hacim azalır, patojenler yok edilir, koku giderilir.
Organik artıkların oksijensiz ortamda parçalanarak biyogaza (metan ve karbondioksit) dönüştürülmesidir. Biyogazın işlenmesiyle elektrik ve ısı enerjisi üretilir, organik gübre elde edilir, hastalık yapıcı etkenler ve kötü kokular giderilir, fosil yakıt kullanımı azaltılarak sera gazları da azaltılır. Biyogaz ısıtmada ve motorlu araçlarda yakıt olarak kullanılır.
Temel amacı katı atıkların hacmini azaltmaktır. Atıkların yakılmasıyla oluşan termal enerji, buhar türbininden geçirilerek elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu süreçler çevreye zarar vermeden gerçekleştirilmelidir.
Düzenli depolamada atıklar araziye yerleştirilip serilir, sıkıştırılır ve üstü örtülür; sızıntı sularının yer altı ve yüzeysel sulara karışması önlenir, çıkan gaz toplanarak bertaraf edilir, işletme süresi bitince örtü tabakasıyla kapatılır. Düzensiz depolamada atıklar hiçbir önlem alınmaksızın açık araziye rastgele boşaltılır; yer altı ve yüzeysel su kirliliği, hava kirliliği, görüntü kirliliği, zararlı organizmaların üremesi ve heyelan riski taşır.
İsrafın önlenmesini, kaynakların verimli kullanılmasını, atık oluşumunun engellenmesini veya minimize edilmesini, atığın kaynağından ayrı toplanmasını ve geri kazanımını kapsayan bir atık yönetim felsefesidir. Türkiye’de %13 olan geri kazanım oranı 2021 yılında %27,2’ye yükseltilmiştir.
2021 yılında geri kazanım amacıyla atık işleme tesislerine gönderilen atık miktarı 17.569.247 ton, bertaraf edilmek üzere gönderilen 14.017.774 ton, yıl sonu stok 837.222 ton, ihraç edilen 242.731 tondur; toplam 32.666.974 ton. 2018’de toplam 16.582.257 ton idi.