Tek bir Dünya var, biz 1,6 tanesini kullanıyoruz
Bugün ihtiyacımız olan kaynakları elde etmek ve oluşan atıkları yok etmek için gereken alan, Dünya’nın yaklaşık %160’ı kadar. Bu ünitede bu sayının nasıl ölçüldüğünü, neyin büyüttüğünü ve nasıl küçültüldüğünü adım adım göreceğiz.
Ekolojik ayak izi; bir kişinin, topluluğun veya ülkenin doğrudan ve dolaylı yollarla doğal kaynakları ne kadar tükettiğini, çevreye olan etkilerini ölçen bir kavramdır. Kullanılan kaynakların miktarını, atıkların üretimini ve çevresel bozulma üzerindeki etkileri değerlendirir.
İnsanların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu kullandığı enerjinin, kaynakların ve ham maddenin yeniden üretilmesi ve oluşturulan atıkların etkisiz hâle getirilmesi için gerekli olan toprak ve su alanı miktarının ölçülmesine ekolojik ayak izi denir.
Yani ayak izi bir ağırlık ya da para birimi değil, alan birimidir: “Bu yaşam tarzını sürdürebilmek için ne kadar verimli toprak ve su gerekiyor?” sorusunun cevabıdır.
Ekolojik ayak izi ifadesi, doğal kaynak kullanımının sürdürülebilir bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için kullanılan matematiksel bir hesaplama yönteminin adıdır. Bu yöntem sayesinde harcanan verimli ekolojik kaynak miktarı sayısal olarak ifade edilebilmekte, harcanan kaynakların yeniden üretilmesi için gereken verimli toprak ve su miktarı da belirlenebilmektedir.
“Çevreye zarar veriyoruz” cümlesi bir görüştür; ekolojik ayak izi ise o görüşü ölçülebilir bir sayıya çevirir. Bilimde bir şeyi iyileştirmenin ilk şartı onu ölçebilmektir.
Bir bireyin, topluluğun veya işletmenin tarımsal, endüstriyel veya evsel su ayak izi; tüketim veya üretim aşamasında kullandığı toplam tatlı su hacmi olarak tanımlanır.
Su kullanımı, birim zamanda tüketilen (buharlaştırılan) ve/veya kirlenen su hacmi olarak ölçülür.
Dikkat: su ayak izine yalnız içtiğin su değil, kirlettiğin su da girer. Bir kap suyu içmeden kirletirsen o su da hesaba yazılır.
Dünyada kişi başı yıllık su tüketimi ortalama 800 m³ civarındadır.
Dünya nüfusunun yaklaşık %20’sine karşılık gelen 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksun iken 2,3 milyar kişi de temiz içilebilir suya ihtiyaç duymaktadır.
Dünya’yı tehdit eden en büyük sorunlardan biri olarak görülen su kıtlığının en önemli nedeni gezegenimizdeki su kaynaklarının sorumsuzca tüketilmesidir.
1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksundur — yani suya erişimi yoktur. 2,3 milyar kişi ise temiz içilebilir suya ihtiyaç duymaktadır — yani suya ulaşıyor olabilir ama ulaştığı su temiz değildir. Sınavda bu iki sayı sık sık birbirinin yerine yazılır: 1,4 milyar = yoksun, 2,3 milyar = temiz suya ihtiyaç duyan. Ayrıca %20 oranı 1,4 milyarlık gruba aittir.
Dünyanın tüketilen doğal kaynakları tolere edebilmek ve yeniden üretebilmek için sahip olduğu verimli kaynaklar biyokapasite olarak ifade edilmektedir.
Kısacası biyokapasite arz, ekolojik ayak izi talep tarafıdır. İkisi de aynı birimle, yani verimli alan cinsinden ölçülür; bu yüzden birbirinden çıkarılabilirler.
Ekolojik ayak izi ile biyokapasite arasındaki fark ekolojik açıklık olarak tanımlanır.
Bu açığın fazla olması, diğer bir ifade ile sınırlı kaynakların bilinçsizce tüketilmesi, sürdürülebilir olmayan çevre politikalarının bir ürünüdür. Tüm bunların sonucunda ekolojik dengenin bozulması kaçınılmaz olmaktadır.
Soldaki kaydırak Dünya’nın bir yılda yenileyebildiğini (biyokapasite), sağdaki bizim bir yılda kullandığımızı (ekolojik ayak izi) gösteriyor. Ölçek: biyokapasitesi 100 birim olan bir Dünya.
Bugün ihtiyacımız olan kaynakları elde etmek ve meydana gelen atıkları yok etmek için ihtiyaç duyduğumuz alan Dünya’nın yaklaşık %160’ı kadardır. Diğer bir deyişle, doğanın bize sunduğundan çok daha fazlasını tüketiyoruz.
Karbon (fosil yakıtlar), su ve gıda tüketimi alışkanlıklarımızı değiştirmediğimiz sürece doğal kaynaklar giderek daha da hızlı tükenecek ve biyoçeşitlilik azalacaktır.
Kaydırağı 100 biyokapasite ve 160 ayak izine getirdiğinde tam olarak bu durumu görürsün: açıklık 60 birim, yani 1,6 Dünya.
Ülkemizdeki ekolojik ayak izi etkenlerinin en büyüğü %82’lik bir oranla kişisel tüketimdir. Kişisel tüketimin neden olduğu ekolojik ayak izinin temel kalemi ise ağırlıklı olarak gıdadır. Ekolojik ayak izinin geri kalan etmenleri; kişisel ürünler, kişisel ulaşım ile hizmet ve konut harcamalarından kaynaklanmaktadır.
Kişisel tüketimin %82’lik payı sayısal olarak verilmiştir; kişisel ürünler, kişisel ulaşım ile hizmet ve konut harcamaları geri kalan %18’i birlikte oluşturur, aralarındaki dağılım ayrıca belirtilmemiştir.
Beslenme alışkanlıklarımızdan ulaşım şeklimize ve enerji tüketimimize göre hepimizin karbon ayak izi farklılık gösterir. Karbon ayak izinde en büyük payı olan etmenler fosil yakıtların kullanılması, enerji tüketimi, sanayileşme, hayvancılık, atık maddeler ve insanların günlük hayatlarında edindikleri bazı alışkanlıklar ve davranışlardır.
Ekolojik ayak izini azaltma yolları konusunda karbon salınımı yüksek olan kurumlara ve bireylere birtakım sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklar doğrultusunda kurumların karbon salınımlarını azaltma yönünde önlemler alması gerekmektedir. Hatta bu önlemler bireysel çabalardan daha fazla olumlu sonuç oluşturur.
Ekolojik ayak izi konusunda toplumun bilinçlenmesini sağlamak da gerekir. Böylece bireylerin yaşam tarzlarında değişikliğe gitmeleri ve tüketim tercihlerini tekrar gözden geçirmeleri mümkün olabilir.
Sınav tuzağı: “bireysel çaba anlamsızdır” denmiyor. Denen şu — kurumsal önlemler bireysel çabalardan daha fazla olumlu sonuç verir; ikisi birden gerekir.
Ekolojik ayak izinin küçültülmesi, insan faaliyetlerinin çevresel etkilerini azaltmak için atılacak adımların bütünüdür. Doğal kaynakların daha verimli kullanılması, atıkların azaltılması, enerji tasarrufunun sağlanması ve sürdürülebilir yaşam biçimlerinin benimsenmesi ekolojik ayak izinin küçültülmesinde önemli adımlardır.
Değerli doğal kaynakların korunması, sürdürülebilirliğin sağlanması ve bir anlamda da ekolojik ayak izinin küçültülmesi için gıdanın üretiminden tüketimine kadar işleme, depolama, taşıma, tüketiciye ulaşma gibi tüm aşamalarda gıda atıklarının önlenmesi gerekmektedir.
Bunu sağlamanın yollarından biri de gıda üretimi ve işlenmesi sırasında açığa çıkan atıkların zararsız hâle getirilerek yeniden kazandırılması veya daha çevreci yöntemlerin kullanılmasıdır. Gıda atıklarının zararsız hâle getirilerek geri dönüştürülmesi, bir yandan bu atıkların çevre üzerindeki olumsuz etkisini azaltırken diğer yandan da değerli ham maddelerin geri kazandırılmasını sağlar.
Hayvansal üretim sonucu oluşan atıklar doğrudan, tarımsal üretim sonucu oluşan atıklar ise kompostlandıktan sonra gübre olarak kullanılabilir. Sınavda bu iki yol sık sık yer değiştirir. Aklında kalması için: hayvan → doğrudan, bitki → önce kompost.
Sorular ve şıklar her turda karışıyor. İki ailenin alışkanlıkları karşılaştırılıyor; hangi alışkanlığın ayak izini büyüttüğünü seç.
Duşta geçirdiğin her fazladan dakika doğrudan su ayak izine yazılır: su ayak izi tüketilen (buharlaştırılan) ve/veya kirlenen su hacmiyle ölçülür. Musluğu kapatmak süs değil, ölçülen bir sayıyı küçültmektir.
Servis yerine yürümek ya da bisiklete binmek küçültme yollarından biridir: ulaşımda bireysel taşıma araçlarının kullanımı yerine toplu taşıma araçları kullanılarak, bisiklete binilerek veya yürüyüş tercih edilerek ayak izi küçülür.
Markete kendi çantanla gitmek ambalaj atığını baştan oluşturmamak demektir. Zaten atıkları azaltmak, geri dönüştürmek ve yeniden kullanmak doğal kaynakların tüketimini azaltır; hiç oluşmayan atık en ucuzudur.
Tabakta bıraktığın yemek yalnız yemek değil; onun için harcanan su, yakıt ve toprak da çöpe gider. Ülkemizde ayak izinin en büyük parçası kişisel tüketim (%82) ve onun temel kalemi gıdadır.
Şarj, priz, oyun bilgisayarı… hepsi enerji tüketimi kalemine yazılır ve karbon ayak izini büyütür. Enerji tasarrufu sağlayan cihazların kullanımını artırmak küçültme yollarından biri olarak sayılır.
Sebze-meyve kabukları, ağaç dalı ve yapraklar organik atıktır. Bunları çöpe atmak yerine kompost yapmak madde döngüsüne ve ekolojik ayak izinin küçültülmesine katkı sağlar. Balkonda basit bir kova bile yeterlidir.
İkinci el eşya kullanımı ya da takas yapmak, küçültme yollarının içinde adıyla geçer. Bir ürünün ömrünü uzatmak, o ürünün yerine yenisini üretmemek demektir.
Organik, doğal ve yerel olarak üretilen ürünler tercih edilerek gıda israfının azaltılması sağlanır ve gıda üretim sürecinin çevresel etkileri büyük ölçüde azaltılabilir. Yerel ürün, uzun taşıma yolunu da ortadan kaldırır.
Uçuş süresi ayak izini ciddi biçimde büyütür: iki aile örneğinde tek fark bile değil, yılda 15 saatlik uçuş ile 1 saatlik uçuş arasındaki fark ayak izini ayıran etkenlerden biridir.
Ekolojik ayak izinin toprak ve su alanı cinsinden tanımı ve matematiksel bir hesaplama yöntemi olması, karbon ayak izinin etmenleri, su ayak izinin tanımı ile 800 m³, 1,4 milyar ve 2,3 milyar sayıları, biyokapasite ve ekolojik açıklık, Dünya’nın %160’ı kadar alan ihtiyacı, ülkemizde %82’lik kişisel tüketim payı ve temel kalemi olan gıda, kurumsal önlemlerin bireysel çabalardan daha etkili olması, enerji-atık-gıda-ulaşım-su başlıklarındaki beş küçültme yolu ve gıda zincirinin her aşamasında alınabilecek önlemler üzerine 40 soru.
Bir kişinin, topluluğun veya ülkenin doğrudan ve dolaylı yollarla doğal kaynakları ne kadar tükettiğini, çevreye olan etkilerini ölçen bir kavramdır. Kullanılan kaynakların miktarını, atıkların üretimini ve çevresel bozulma üzerindeki etkileri değerlendirir.
İnsanların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu kullandığı enerjinin, kaynakların ve ham maddenin yeniden üretilmesi ve oluşturulan atıkların etkisiz hâle getirilmesi için gerekli olan toprak ve su alanı miktarının ölçülmesidir. İfade aynı zamanda matematiksel bir hesaplama yönteminin adıdır.
Dünyanın tüketilen doğal kaynakları tolere edebilmek ve yeniden üretebilmek için sahip olduğu verimli kaynaklardır. Ayak izi talep, biyokapasite arz tarafıdır.
Ekolojik ayak izi ile biyokapasite arasındaki farktır. Açığın fazla olması sınırlı kaynakların bilinçsizce tüketilmesi, yani sürdürülebilir olmayan çevre politikalarının ürünüdür; sonuçta ekolojik dengenin bozulması kaçınılmaz olur.
İhtiyaç duyduğumuz alan Dünya’nın yaklaşık %160’ı kadardır — doğanın bize sunduğundan fazlasını tüketiyoruz. Karbon (fosil yakıtlar), su ve gıda alışkanlıkları değişmezse kaynaklar hızla tükenir, biyoçeşitlilik azalır.
Fosil yakıtların kullanılması, enerji tüketimi, sanayileşme, hayvancılık, atık maddeler ve günlük hayatta edinilen bazı alışkanlıklar ve davranışlar. Karbon ayak izi beslenme, ulaşım ve enerji tüketimine göre kişiden kişiye değişir.
Tüketim veya üretim aşamasında kullanılan toplam tatlı su hacmidir; tarımsal, endüstriyel veya evsel olabilir. Su kullanımı, birim zamanda tüketilen (buharlaştırılan) ve/veya kirlenen su hacmiyle ölçülür.
Kişi başı yıllık ortalama su tüketimi 800 m³. Dünya nüfusunun yaklaşık %20’si, yani 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksun; 2,3 milyar kişi temiz içilebilir suya ihtiyaç duyuyor. Su kıtlığının en önemli nedeni sorumsuz tüketimdir.
En büyük etken %82 ile kişisel tüketimdir; temel kalemi ağırlıklı olarak gıdadır. Geri kalanı kişisel ürünler, kişisel ulaşım, hizmet ve konut harcamaları oluşturur.
Sorumluluk hem karbon salınımı yüksek kurumlara hem bireylere düşer. Kurumların aldığı önlemler bireysel çabalardan daha fazla olumlu sonuç oluşturur. Toplumun bilinçlenmesi, yaşam tarzı ve tüketim tercihlerini değiştirir.
1) Yenilenebilir enerji (güneş, rüzgâr, dalga) + tasarruflu cihaz + az fosil yakıt. 2) Atıkları azaltmak, geri dönüştürmek, yeniden kullanmak; organik atıkları kompostlamak. 3) Organik, doğal, yerel gıda ile israfı azaltmak. 4) Toplu taşıma, bisiklet, yürüyüş. 5) Suyu verimli kullanmak, arıtıp yeniden kullanmak.
Taşımada güneş panelinden elektrikle çalışan araçlar; atık suyun arıtılıp yeniden kullanılması; atık gazların filtre edilmesi; gıda atıklarından biyoetanol veya biyogaz; ambalaj atıklarının ayrıştırılarak geri dönüştürülmesi; hayvansal atıkların doğrudan, tarımsal atıkların kompostlandıktan sonra gübre olması.