Bir göl kurutuldu, bir kuş türü yok oldu
Yılanboyun kuşu, Amik Gölü tarım amacıyla kurutulunca Türkiye’de nesli tükenen canlılardan biri oldu. Bu ünitede biyoçeşitliliğin ne olduğunu, Türkiye’nin neden Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin ülkesi sayıldığını ve üç ayrı koruma yolunu göreceğiz.
Günümüzde dünyanın bazı bölgelerinde yaşayan fakat Anadolu’da nesli tükenmiş Asya fili, Asya aslanı, kunduz, yılanboyun kuşu gibi birçok canlı türü bulunmaktadır.
Örneğin yılanboyun kuşu, Amik Gölü’nün tarım amacıyla kurutulması sonucunda Türkiye’de nesli tükenen canlılardandır.
Buradaki kilit ayrıntı şudur: kuş avlanarak değil, yaşam alanı ortadan kaldırılarak yok oldu. Bir türü yok etmek için ona dokunmak gerekmez; yaşadığı yeri yok etmek yeter.
Bilim insanlarının Çankırı iline bağlı Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi’nde yaptığı kazı çalışmaları sonucunda Felidae (Kedigiller) ailesinden kılıç dişli kaplana ait fosiller bulunmuştur. Ancak günümüzde kılıç dişli kaplanların nesli tükenmiştir.
Eldeki bulgular, geçmişte Anadolu coğrafyasının ne kadar zengin bir faunaya (hayvan varlığına) sahip olduğuna dair bilgiler vermektedir.
Nesli tükenmiş bu ve başka canlılara ait pek çok fosil örneği Ankara’da bulunan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne bağlı Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesinde sergilenmektedir.
Yani bu tarih bir varsayım değil; müzede gördüğün kafatası, Anadolu’nun kaybettiği çeşitliliğin somut belgesidir.
Hızla artan dünya nüfusuna bağlı olarak tüketimin de artması günümüzde biyoçeşitliliği daha fazla tehdit eder hâle gelmiştir. Doğal alanlar üzerindeki madencilik faaliyetleri, tarımsal faaliyetler, şehirleşme ve buna paralel olarak artan enerji ihtiyacı çok kısa süreler içerisinde hızlı yıkımlara ve yok oluşlara neden olmaktadır.
Türlerin yok olması ve bozulan ekosistemler insanın temiz suya, havaya ve sağlıklı gıdaya erişimini de olumsuz yönde etkileyecektir.
Dikkat et: bu bir “doğa severlik” konusu değil. Zincirin ucunda senin içtiğin su ve yediğin yemek var.
Biyoçeşitlilik yaşamla ilgili bütün çeşitlilikleri kapsamaktadır. Biyolojik çeşitlilik; tür çeşitliliği, genetik çeşitlilik, ekosistem çeşitliliği ve ekolojik olayların çeşitliliğini içermektedir. Biyoçeşitlilik bir ülkenin doğal zenginliğini de ifade eder.
Biyoçeşitlilik; tek hücreli canlılardan büyük organizmalara kadar yeryüzündeki bütün canlıların hem genetik çeşitliliklerini hem de yaşadıkları ortamları (yaşam birliği-ekosistem çeşitliliği) ele alarak tanımlar ve değerlendirir. Tür çeşitliliğindeki zenginliğin kaynağı ise dünya üzerinde var olan, birbirinden farklı ve benzersiz ekosistemlerdir.
Belirli bir bölgede yaşayan canlı türlerinin sayısını ve yoğunluğunu ifade eder.
Yalnız kaç tür olduğu değil, her birinden ne kadar birey bulunduğu da sayılır.
Bir popülasyonun bireyleri arasındaki genetik varyasyonları (çeşitliliği) ifade eder.
Aynı türün içindeki farklılıktır: bütün buğdaylar buğdaydır ama hepsi aynı değildir.
Biyosferde bulunan orman, step, deniz, kıyı, çöl, dağ gibi birbirinden farklı ve çeşitli ekosistemleri ifade eder.
Dördüncü bileşen olan ekolojik olayların çeşitliliği de biyolojik çeşitliliğin içinde sayılır.
Sınavda en sık karıştırılan iki bileşen bunlardır. Ölçüt basit: farklı türler mi sayılıyor, aynı türün bireyleri arasındaki farklar mı?
Dünyada insan yaşamının sürdürülebilirliği, biyoçeşitliliğin dolayısıyla canlı ve cansız tüm bileşenleriyle doğanın varlığının bozulmadan devam etmesine bağlıdır. Çünkü ekosistemlerden gıda, tıbbi bitki, odun, hayvan yemi vb. sağlamada doğrudan veya dolaylı olarak hem de karşılıksız bir biçimde yararlanılmaktadır.
“Karşılıksız” sözcüğünün altını çiz: ormanın ürettiği odun için doğaya fatura ödemiyoruz. Bedava geldiği için değerini geç fark ediyoruz.
İnsan faaliyetlerinin olumsuz etkileri sonucunda doğanın kirlenmesi, canlıların yaşam alanlarının yok olması, iklim değişikliği, doğal kaynakların aşırı derecede tüketilmesi ve istilacı türlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olarak biyoçeşitliliğin yok olmasına neden olmaktadır.
İstilacı tür: bir bölgeye sonradan gelip yerli türlerin yerini alan, hızla yayılan tür. Yılanboyun kuşunun hikâyesi ise ikinci maddenin, yani yaşam alanının yok olmasının örneğidir.
Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin biyoçeşitliliğine sahip ülkesidir. Ülkemiz 173 memeli, 493 kuş, 180 sürüngen ve 369 iç su balık taksonu ile yüksek bir tür çeşitliliği barındırmaktadır. Türkiye’deki coğrafi yapının farklılığı, aslında var olan yüksek biyoçeşitliliğin kaynağıdır.
Takson: canlıları sınıflandırırken kullanılan her bir basamak ya da grup. Sayılar tam bir tür sayısı değil, taksonların sayısıdır.
Türkiye’de tanımlanmış 12.150 adet damarlı bitki taksonu bulunmaktadır. Bu bitkilerin 3.496’sı ise endemiktir. Avrupa kıtasının yaklaşık 12.000 bitki türüne sahip olduğu düşünüldüğünde ülkemiz florasının ne kadar zengin olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Endemik: yalnızca belirli bir bölgede doğal olarak yetişen, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan tür. Flora: bir bölgedeki bitki varlığı.
Yukarıdaki her kare ülkemizdeki damarlı bitki taksonlarının yaklaşık yüzde birini gösterir; koyu kareler endemik olanları işaretler.
Bir ülkenin bitki taksonu sayısı, bir kıtanın bitki türü sayısıyla yarışıyor. Sınavda “Avrupa daha zengindir” diyen şık kurulur; oysa Türkiye’de 12.150 damarlı bitki taksonu, Avrupa kıtasının tamamında yaklaşık 12.000 bitki türü vardır. Ayrıca endemik sayısını (3.496) toplam sayı sanmak da sık yapılan bir hatadır.
Sürdürülebilir yaşam için biyoçeşitliliğin korunması gerekmektedir. Bu amaçla dünyada ve ülkemizde biyoçeşitliliğin korunması, çeşitli uluslararası antlaşma ve sözleşmeler ile sürdürülmektedir.
Bu antlaşma ve sözleşmelerden biri olan “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi”, biyoçeşitliliğin korunması ile ilgili diğer tüm ulusal ve uluslararası uygulamaları doğrudan etkilemektedir.
Bu antlaşma ve sözleşmeler doğrultusunda Türkiye, biyoçeşitliliğin korunması ve gelecek nesillerin doğal kaynakları kullanabilmeleri için kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılacağının teminatını (güvencesini) vermiştir.
Ülkemizin biyolojik zenginliğini tanımlayabilmek için TÜBİTAK tarafından “Türkiye Bitkileri Veri Tabanı” ve 2007 yılından 2013 yılına kadar gönüllü uzmanlar aracılığıyla da Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı oluşturulmuştur.
KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığına bağlı Çevre Koruma Dairesi tarafından biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik birçok proje gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Çevre Yasası kapsamında hazırlanan “Flora, Fauna Türleri ve Yabani Kuşların Korunması” tüzüğü kapsamında biyoçeşitlilik değerlerinin korunması için etkin çalışmalar yürütülmektedir.
“Özel Çevre Koruma Bölgesi İlanı ile Ekosistem Koruma Projeleri” kapsamında ilan edilen bölgeler:
Sorular ve şıklar her turda karışıyor.
Girişinde “Özel Çevre Koruma Bölgesi” yazan bir koydaysan, orası ekosistem koruma projeleri kapsamında ilan edilmiş bir alandır. Kaş-Kekova, Gökova, Patara, Salda Gölü bu bölgelerden yalnızca birkaçı.
“Gece ışık yakmayın” uyarısı boşuna değil: Türkiye’de deniz kaplumbağalarına ait 21 önemli üreme bölgesi bulunur ve bu alanlara doğal sit statüsü kazandırılarak koruma altına alınmıştır. Bu bir tür koruma çalışmasıdır.
Botanik bahçesi bir park değil, bir alan dışı koruma merkezidir. Hem ülkemizde doğal olarak yetişen hem de ülke dışından gelen pek çok bitki türünün korunmasını sağlar; aynı zamanda gezme, dinlenme ve araştırma imkânı sunar.
Aldığın süs bitkisi başka bir ülkeden geldiyse ve doğaya kaçarsa istilacı tür hâline gelebilir. İstilacı türlerin ortaya çıkması, biyoçeşitliliğin yok olmasına neden olan beş etkenden biridir.
Ninenin sakladığı yerel domates tohumu tam olarak genetik çeşitliliktir. Ülkemizde bu iş devlet ölçeğinde de yapılıyor: ulusal tohum gen bankasında 3.339 türe ait 55.000’den fazla tohum örneği korunuyor.
Kaz Dağları Millî Parkı, türlerin kendi habitatlarında korunduğu alan koruma (yerinde koruma) çalışmalarına örnektir. Bu alanlar Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından korunur.
Akdeniz foku için Akdeniz Foku Türk Ulusal Komitesi kurulmuş, Ege ve Akdeniz kıyılarında oluşturulan pilot alanlarda koruma çalışmaları sürdürülmektedir. Yani o fok kendi başına değil.
Deniz kabuğu, mercan, boynuz, kürk… Nesli tehlikede olan türlerden yapılan ürünlerin uluslararası ticareti CITES sözleşmesiyle sınırlandırılmıştır. Almadan önce düşünmek de bir koruma davranışıdır.
Ramsar Sözleşmesi, su kuşlarının yaşama ortamı olarak uluslararası öneme sahip sulak alanları korur. Amik Gölü örneği, kurutulan bir sulak alanın bir kuş türünü nasıl yok edebildiğini gösterir.
Anadolu’da nesli tükenen Asya fili, Asya aslanı, kunduz ve yılanboyun kuşu ile kılıç dişli kaplan fosilleri, biyoçeşitliliğin tür-genetik-ekosistem-ekolojik olaylar bileşenleri, Türkiye’nin 173 memeli, 493 kuş, 180 sürüngen, 369 iç su balığı taksonu ile 12.150 damarlı bitki taksonu ve 3.496 endemik türü, biyoçeşitliliği yok eden beş etken, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile CITES, Ramsar ve Bern sözleşmeleri, tür koruma, alan koruma ve alan dışı koruma çalışmaları ile gen ve tohum bankalarının sayıları üzerine 42 soru.
Yaşamla ilgili bütün çeşitlilikleri kapsar: tür çeşitliliği, genetik çeşitlilik, ekosistem çeşitliliği ve ekolojik olayların çeşitliliği. Bir ülkenin doğal zenginliğini de ifade eder.
Tür çeşitliliği: belirli bir bölgede yaşayan canlı türlerinin sayısı ve yoğunluğu. Genetik çeşitlilik: bir popülasyonun bireyleri arasındaki genetik varyasyonlar. Ekosistem çeşitliliği: biyosferdeki orman, step, deniz, kıyı, çöl, dağ gibi farklı ekosistemler.
İnsan yaşamının sürdürülebilirliği, canlı ve cansız tüm bileşenleriyle doğanın varlığının bozulmadan devam etmesine bağlıdır. Ekosistemlerden gıda, tıbbi bitki, odun, hayvan yemi karşılıksız sağlanır.
Doğanın kirlenmesi · canlıların yaşam alanlarının yok olması · iklim değişikliği · doğal kaynakların aşırı derecede tüketilmesi · istilacı türlerin ortaya çıkması.
Asya fili, Asya aslanı, kunduz, yılanboyun kuşu. Yılanboyun kuşu Amik Gölü’nün tarım amacıyla kurutulması sonucu tükendi. Asya filleri ~6.000 yıl önce Fırat-Dicle Havzası’na kadar yayılmıştı; Kahramanmaraş’ta fosilleri bulundu.
Çankırı Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi’nde Felidae (Kedigiller) ailesinden kılıç dişli kaplana ait fosiller bulunmuştur; nesli tükenmiştir. Fosiller Ankara’da MTA’ya bağlı Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesinde sergilenir.
Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin biyoçeşitliliğine sahip ülkesi. 173 memeli, 493 kuş, 180 sürüngen, 369 iç su balığı taksonu. 12.150 damarlı bitki taksonu, bunların 3.496’sı endemik. Avrupa kıtası yaklaşık 12.000 bitki türü. Zenginliğin kaynağı coğrafi yapının farklılığıdır.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi · CITES · Ramsar · Bern · Akdeniz’de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol · Karadeniz’de Biyolojik Çeşitlilik ve Peyzajın Korunması Protokolü. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi diğer tüm ulusal ve uluslararası uygulamaları doğrudan etkiler.
Tür koruma: nesli tehlike altındaki türler (deniz kaplumbağaları, Akdeniz foku, kelaynak). Alan koruma (yerinde koruma): türlerin kendi habitatlarında korunması. Alan dışı koruma: arboretum, botanik bahçesi, gen bankası, arazi gen bankası, tohum bankası.
Akdeniz foku için Akdeniz Foku Türk Ulusal Komitesi kuruldu; Ege ve Akdeniz kıyılarında pilot alanlar oluşturuldu. Deniz kaplumbağalarına ait 21 önemli üreme bölgesi doğal sit ilan edildi. Şanlıurfa-Birecik’te kelaynaklar için üreme istasyonu kuruldu.
Millî parklar, tabiat koruma alanları, tabiat parkları, yaban hayatı geliştirme sahaları ve sulak alanlar. Örnek: Kaz Dağları Millî Parkı, Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası. Koruyan kurum: Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü.
İlk çalışma Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile başladı; ulusal tohum gen bankasında 3.339 türe ait 55.000’den fazla tohum örneği korunuyor. Ankara’daki Türkiye Tohum Gen Bankasında koruma altına alınmış tohum sayısı 51.000. Ulusal Arazi Gen Bankası çalışmaları 1992’de başladı; koordinatör kurum Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüdür.
Türkiye Millî Botanik Bahçesi (Ankara), Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (İstanbul), Ali Nihat Gökyiğit Botanik Bahçesi (Adana, Çukurova Üniversitesi yerleşkesi). Atatürk Arboretumu 1982’de İstanbul’da kuruldu; büyük çoğunluğunu ağaçlar oluşturur.
TÜBİTAK’ın “Türkiye Bitkileri Veri Tabanı” ve 2007-2013 arasında gönüllü uzmanlarla oluşturulan Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı. KKTC’de Turizm ve Çevre Bakanlığına bağlı Çevre Koruma Dairesi ve “Flora, Fauna Türleri ve Yabani Kuşların Korunması” tüzüğü çalışıyor.