Yenilenme hızından hızlı tüketirsen kaynak biter
Sürdürülebilirliğin tek cümlelik kuralı budur. Bu ünitede fikrin 1987’de nasıl doğduğunu, 17 amaç ve 169 hedeften oluşan planı ve Konya’daki Meke Maarı’nın neden bir uyarı levhası olduğunu göreceğiz.
Dünya nüfusunun hızla artması ile insanların istek ve ihtiyaçları da artmıştır. Bu durum kaynakların aşırı tüketilmesine, yerel ve küresel düzeyde çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Oluşan çevre sorunlarına kalıcı çözümler bulmak için ülkeler tarafından çeşitli politikalar geliştirilmiştir.
Buna uygun olarak “sürdürülebilirlik” fikri ilk kez Birleşmiş Milletler bünyesindeki Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun 1987 yılında yayımladığı “Ortak Geleceğimiz” raporunda tartışılmıştır. “Brundtland Raporu” olarak da bilinen bu raporda sürdürülebilir kalkınma şöyle tanımlanmıştır:
“Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma.”
Sürdürülebilir kalkınma anlayışı, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerinde ortak paydayı “sürdürülebilirlik” olarak belirlemektedir.
Tanımın kilidi şu iki kelime: “ödün vermeden”. Yani bugünü yaşamayı yasaklamıyor; geleceğin aynı şeyi yapabilme yeteneğini harcamayı yasaklıyor.
Doğal kaynaklar kendini yenileme hızının üzerinde kullanıldığında ekosistemdeki denge bozulur, kaynaklar tükenir ve gelecek nesillere aktarılamaz. Aşağıdaki sayılar örnektir; önemli olan hangi hızın büyük olduğudur.
Net sıfır, Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki artışın sınırlandırılması için sera gazı salımının azaltılarak sıfıra ulaşılması için Paris Anlaşması ile konulan bir hedeftir.
Net sıfır hedefi; dünyadaki tüm devletlerin ve şirketlerin birlikte çalışmasını zorunlu kılan, uluslararası iş birliği ile ulaşılabilecek bir hedeftir. Bunun için insan kaynaklı etkinlikler sonucu atmosfere en az düzeyde sera gazı salmak ve atmosfere salınan sera gazlarının geri soğurulmasını sağlayan yöntemler kullanmak gerekir.
Net sıfır hedefine ulaşmak için alınacak tedbirler sayesinde daha sürdürülebilir bir çevre sağlanarak tarımsal verimlilik artırılabilir ve uzun ömürlü tarım ürünlerinin yetiştirilmesi kolaylaştırılabilir. Okyanus sıcaklığındaki artış engelleneceğinden deniz canlılarının yaşamını tehlikeye atan faktörlerin oluşumunun önüne geçilebilir. İnsan sağlığını ciddi anlamda tehdit eden hava kirliliği önlenebilir.
“Net” sözcüğü önemlidir: hedef hiç sera gazı salmamak değil, salınan kadarını geri soğurmak — yani terazinin iki kefesini eşitlemek.
Çevreyi ve geleceği korumak amacıyla dünyada belli ölçütler oluşturulmakta, buna uygun adımlar atılması için her ülke kendi koşullarını geliştirmeye çalışmaktadır. Türkiye’de “Türkiye Yüzyılı Projeleri”nde yer alan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Neredeyse Sıfır Enerjili Bina”, normal binalara göre enerji verimliliği daha fazla olan ve kullandığı enerjinin belirli bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin eden bir yapıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 17 amaç ve 169 hedeften oluşan, 2030 yılına kadar yerine getirilmesi gereken Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni (SKH) içeren “Dünyamızı Dönüştürmek; Sürdürülebilir Kalkınma İçin 2030 Gündemi” kararı kabul edilmiştir.
Sürdürülebilir kalkınma amaçları genel olarak yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele, ekonomik büyüme, enerji, sürdürülebilir üretim ve tüketim, sanayileşme ve iklim değişikliği ile ilgili konuları kapsamaktadır.
Dikkat: bu 17 amacın hepsi çevreyle ilgili değildir. Yoksulluk, eğitim ve eşitlik de listede — çünkü sürdürülebilirlik yalnız çevre değil, sosyal ve ekonomik bir mesele.
Amaç adları ders kitabındaki gibidir; numaralar Birleşmiş Milletler’in resmî sıralamasıdır.
Sürdürülebilir kalkınma; sosyal, ekonomik ve ekolojik olarak üç boyutta ele alınır.
Çevre sorunlarının artması ve doğal dengenin bozulması, kalkınma planlarında çevre unsurlarının da yer almasına sebep olmuştur. Sürdürülebilir kalkınmanın çevresel boyutu ekolojik sürdürülebilirlik olarak bilinir.
Ekolojik sürdürülebilirlik doğal kaynakların, biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin dengede tutulması için büyük bir öneme sahiptir. Ekolojik sürdürülebilirlik ile kaynakların aşırı kullanımının sınırlanması hedeflenmektedir. Toprak, atmosfer, su, sulak alanlar, ormanlar gibi doğal kaynakların korunması ve dengeli bir şekilde kullanılması çok önemlidir.
Doğal kaynaklar kendini yenileme hızının üzerinde kullanıldığında ekosistemdeki denge bozulur, kaynaklar tükenir ve gelecek nesillere aktarılamaz. Ekosistemlerin dengede tutulması, canlıların yaşamını sürdürebilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından önemlidir.
Ekolojik sürdürülebilirlik ile çevre kirliliğinin önlenmesi, yenilenemez ve yenilenebilir kaynak kullanımı ile atıkların oluşturduğu kirliliğin kısıtlanması ve atıkların geri dönüşümünün artırılması sağlanır. Hava, su ve toprak kirliliği insan sağlığı ve ekosistemler üzerinde olumsuz etkiler yapar. Çevre kirliliğinin önlenmesi, temiz ve sağlıklı bir çevrenin korunması için gereklidir.
Sonuç olarak ekolojik sürdürülebilirlik, ekolojik dengeyi korumayı amaçlayarak ekosistemin bozulmaması için doğanın yenilenmesine fırsat verilmesini ve gelecek kuşakların çevre hakkının da gözetilmesini amaçlamaktadır. Bu kavramın benimsenmesi ve uygulanması, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek için gereklidir.
Çevreyi korumak ve ekolojik sürdürülebilirliği sağlamak için ekosistemi oluşturan tüm elemanların birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu ve oluşabilecek zararların hepsini etkileyeceği bilinmeli, buna göre gereken önlemler alınmalıdır.
Meke Maarı, Konya’nın Karapınar ilçesinde sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan ve ortasında adacıklar bulunan bir krater gölüdür. Volkanik patlamalar sonucu oluşmuş göllere maar gölleri denmektedir. Meke Gölü, iç içe iki krater gölünü barındırmaktadır. İsmini burada yaşayan “meke” kuşundan alır.
Son yıllarda su seviyesinin düşmesi ve buharlaşma ile birlikte gölün kuruyan bölümlerinde tuz tabakaları oluşmuştur.
Buradaki ders şu: bir ekosistemin oluşması milyonlarca yıl, bozulması birkaç on yıl alabilir. Sürdürülebilirlik tam da bu asimetriyle ilgilidir.
Meke Krater Gölü 1989 yılında I. derecede doğal sit alanı, 1998 yılında (260 km²’lik kısmı) tabiat anıtı ilan edilmiştir. 2005 yılında Ramsar Sözleşmesi listesine dâhil edilerek “Ramsar Alanı” olarak ilan edilen bölgenin yüz ölçümü 202 km² olup deniz seviyesinden yüksekliği 981 m’dir.
Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan uluslararası bir sözleşmedir.
Sorular ve şıklar her turda karışıyor.
Ay başında gelen harçlık bir yenilenme hızıdır; harcama ise kullanım hızı. Harcama hızın gelirin üzerine çıkarsa birikim erir. Doğal kaynaklar da aynı: yenileme hızının üzerinde kullanılırsa tükenir.
Evinizde kullandığınız elektriğin bir kısmı güneş panelinden geliyorsa, o ev “Neredeyse Sıfır Enerjili Bina” mantığıyla çalışıyor demektir: enerji verimliliği yüksek ve enerjisinin bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan alan bir yapı.
Kâğıt ve plastiği ayırmak süs değil, sözleşmedeki bir maddedir: ekolojik sürdürülebilirlik atıkların oluşturduğu kirliliğin kısıtlanmasını ve atıkların geri dönüşümünün artırılmasını sağlar.
Kitabı arkadaşına devretmek, tek bir ürünün ömrünü uzatır. Bu, 17 amaçtan 12. Sorumlu Üretim ve Tüketim amacının günlük hâlidir.
Kısa mesafeyi yürümek ya da bisiklete binmek sera gazı salımını azaltır. Net sıfır hedefi tam olarak “atmosfere en az düzeyde sera gazı salmak” üzerine kuruludur.
Diş fırçalarken akan su, kaynağın dengeli kullanılması ilkesine aykırıdır. Ekolojik sürdürülebilirlik toprak, atmosfer, su, sulak alanlar ve ormanları birlikte sayar — su da bir doğal kaynaktır.
Bir gölün kıyısındaki tabelada “Ramsar Alanı” yazıyorsa, orası sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan uluslararası bir sözleşmeyle koruma altındadır. Meke Maarı 2005’te bu listeye girdi.
Eski ve yeni fotoğrafı yan yana koyan paylaşımlar tam olarak Meke Maarı örneğidir: su seviyesinin düşmesi ve buharlaşma ile kuruyan bölümlerde tuz tabakaları oluşur.
“Bugün işe yarasın ama sonra sorun çıkarmasın” diye düşünmek, Brundtland tanımının çocuk hâlidir: bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılamak.
Sürdürülebilirlik fikrinin nüfus artışı ve kaynakların aşırı tüketilmesiyle nasıl doğduğu, 1987 tarihli Ortak Geleceğimiz (Brundtland) Raporu ve sürdürülebilir kalkınmanın tanımı, 17 amaç ve 169 hedeften oluşan 2030 Gündemi kararı, sürdürülebilir kalkınmanın sosyal ekonomik ve ekolojik boyutları, ekolojik sürdürülebilirliğin doğal kaynakları ve biyoçeşitliliği koruma amacı, doğal kaynakların yenilenme hızının üzerinde kullanılmasının sonuçları, çevre kirliliğinin önlenmesi ve geri dönüşüm, Paris Anlaşması ile konulan net sıfır hedefi, Neredeyse Sıfır Enerjili Bina örneği, Meke Maarı’nın oluşumu ile doğal sit alanı tabiat anıtı ve Ramsar Alanı ilan edilme tarihleri
“Sürdürülebilirlik” fikri ilk kez Birleşmiş Milletler bünyesindeki Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun 1987 yılında yayımladığı “Ortak Geleceğimiz” raporunda tartışılmıştır. Bu rapor “Brundtland Raporu” olarak da bilinir.
“Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma.” Bu anlayış, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerinde ortak paydayı sürdürülebilirlik olarak belirler.
17 amaç ve 169 hedeften oluşan, 2030 yılına kadar yerine getirilmesi gereken Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH), “Dünyamızı Dönüştürmek; Sürdürülebilir Kalkınma İçin 2030 Gündemi” kararıyla kabul edilmiştir.
Yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele, ekonomik büyüme, enerji, sürdürülebilir üretim ve tüketim, sanayileşme ve iklim değişikliği ile ilgili konular.
Sürdürülebilir kalkınma; sosyal, ekonomik ve ekolojik olarak üç boyutta ele alınır. Sürdürülebilir kalkınmanın çevresel boyutu ekolojik sürdürülebilirlik olarak bilinir.
Doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması ile ekosistemlerin dengede tutulması için büyük öneme sahiptir; kaynakların aşırı kullanımının sınırlanması hedeflenir. Korunacak kaynaklar: toprak, atmosfer, su, sulak alanlar, ormanlar.
Doğal kaynaklar kendini yenileme hızının üzerinde kullanıldığında ekosistemdeki denge bozulur, kaynaklar tükenir ve gelecek nesillere aktarılamaz.
Çevre kirliliğinin önlenmesi, atıkların oluşturduğu kirliliğin kısıtlanması ve atıkların geri dönüşümünün artırılması. Amaç: doğanın yenilenmesine fırsat verilmesi ve gelecek kuşakların çevre hakkının gözetilmesi.
Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki artışın sınırlandırılması için sera gazı salımının azaltılarak sıfıra ulaşılması hedefidir; Paris Anlaşması ile konulmuştur. İki yolu vardır: en az düzeyde sera gazı salmak ve salınanı geri soğurmak.
Konya Karapınar’da, sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan krater gölü; volkanik patlamalarla oluşan göllere maar gölleri denir. İç içe iki krater gölü barındırır, adını “meke” kuşundan alır.
Yaklaşık 5 milyon yıl önce birinci volkanik patlama, krater suyla dolarak göle dönüştü. Yaklaşık 8.000 yıl önce ikinci patlamayla gölün ortasında ikinci volkan konisi oluştu; o da suyla doldu. Son yıllarda su seviyesi düştü, kuruyan bölümlerde tuz tabakaları oluştu.
1989 — I. derecede doğal sit alanı. 1998 — 260 km²’lik kısmı tabiat anıtı. 2005 — Ramsar Sözleşmesi listesine dâhil; alan 202 km², yükseklik 981 m. Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını amaçlar.