Kesin değil,
değişebilir
ama keyfî değil
Bilimsel bilgiler kesin, mutlak ve değişmez değildir. Zaman içinde yeni bulgular ve gelişmeler ışığında değişebilir. Bu bir zayıflık değil, bilimin doğasının birinci maddesi.
Rönesans Dönemi'nde (1450-1700) canlıların cansız maddelerden oluştuğuna inanılmaktaydı. O dönemde birçok insan; farelerin loş ışıkta bırakılmış terli elbiselerden, kurbağaların doğrudan nemli topraktan ve sineklerin çürüyen etlerden oluştuğuna inanmaktaydı. Ancak Francesco Redi, Louis Pasteur gibi bilim insanları bu varsayımları test etmek için farklı araştırma yöntemleri kullanmış ve o dönem için yeni bir kavram olan bilimsel deneyleri tasarlamışlardır.
| Redi'nin deneyi | Pasteur'ün deneyi | |
|---|---|---|
| Kullanılan madde | Taze et (üç ayrı kavanozda) | Et suyu (kuğu boyunlu şişelerde) |
| Değiştirilen koşul | Kavanozun ağzı: açık / gazlı bezle örtülü / sıkıca kapalı | Şişenin ağzı: bütün / kırılmış |
| Canlı gelişen düzenek | Ağzı tamamen açık olan birinci kavanoz | Ağzı kırılan ikinci düzenek |
| Canlı gelişmeyen düzenek | Gazlı bezle örtülü ve sıkıca kapatılmış kavanozlar | Ağzı bütün kalan birinci düzenek |
| Desteklenen sonuç | Canlıların cansız maddelerden oluşamayacağı; yaşamın doğrudan yaşayan organizmalardan ürediği | |
Francesco Redi'nin 1600'lerde ve Louis Pasteur'ün 1800'lerde yaptığı deneyler, kendiliğinden oluşumun aslında başka organizmaların bulaşması sonucunda gerçekleştiğini göstermiştir. Diğer bazı bilim insanlarının yaptığı önemli keşiflerle birlikte bu deneyler canlıların cansız maddelerden oluşamayacağını göstermiştir.
"Bilim" kavramı ile ilgili tam bir tanım yoktur. Genel olarak bilim, evrendeki olaylara ve evrenle ilgili merak edilen sorulara yanıt arama sürecinde sistematik bilgi edinme, elde edilen bilgilerin güvenilir ve geçerli olarak açıklanabilmesi şeklinde tanımlanır.
Burada önemli olan bilimin basit ve tek bir şekilde tanımlanması değil niteliğinin, öneminin ve doğasının anlaşılarak açıklanmasıdır. "Bilimin doğası" kavramının öğrenilmesi ile bilimin nasıl yapıldığı, neyi amaçladığı ve neden önemli olduğu ortaya konmuş olur.
Bilimsel yöntem; araştırma sorularının test edilmesi, gözlemlerin yapılması, sonuçların analiz edilmesi yoluyla bilginin artmasını ve bilimsel anlayışın gelişmesini sürekli hâle getiren bir süreçtir. Ders kitabının verdiği örnek gündelik: bir lamba yanmadığında ampulünün patladığı, anahtarının bozulduğu veya iletkenlerinden birinde sorun olduğu düşünülebilir; öncelikle elektriklerin kesilip kesilmediği kontrol edilir. Yani bilimsel bilginin temelini oluşturan analitik düşünme adımları, gündelik yaşamda herkes tarafından pek çok kez uygulanmaktadır.
Bilimin doğası; bilimsel araştırmaların nasıl yapıldığını, bilimsel bilginin nasıl elde edildiğini ve değerlendirildiğini, bilimsel bilginin toplumda nasıl kullanıldığını açıklayan bir kavramdır. Bilimsel bilginin gelişim sürecindeki değerler ve kabuller olarak da tanımlanır.
Bilimin doğasının anlaşılabilmesi için göz önünde bulundurulması gereken bazı özellikler ders kitabında yedi madde hâlinde sıralanır. Düğmelerle gez: her maddenin tanımı ve ayırt edici ipucu sağda çıkar.
| Bilimsel kanun | Bilimsel teori | |
|---|---|---|
| Cevapladığı soru | "Nasıl?" — doğal olayların nasıl gerçekleştiği | "Neden?" — kanunları açıklar |
| Aralarındaki ilişki | Teori ve kanun kavramları arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. | |
| Birbirine dönüşür mü? | Bu kavramlar birbirinden bağımsız ifadelerdir ve zamanla aralarında bir geçiş ile dönüşüm olmamaktadır. | |
| Kapsamı | Her kavram kendi kapsamında bazı bilgiler sunmaktadır. | |
En yaygın yanılgı budur ve ders kitabı bunu açıkça reddeder: teori ve kanun kavramları arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Bu kavramlar birbirinden bağımsız ifadelerdir ve zamanla aralarında bir geçiş ile dönüşüm olmamaktadır. İkisi farklı soruları cevaplar: kanunlar doğal olayların "nasıl" gerçekleştiği sorusuna cevap verirken teoriler kanunları açıklar ve "neden" sorusuna cevap vermeye çalışır. İkinci yaygın yanılgı da yedinci maddede: bilimsel yöntem basamaklarının her bilimsel çalışmada aynı şekilde ilerlemesi gerektiğine yönelik söylem, bilimin doğasına göre bir yanılgıdır.
Aşılar otizme yol açar mı? Kalp sağlığını korumak için yağlı yiyeceklerden mi karbohidratlardan mı kaçınılmalıdır? Küresel ısınma iklim değişikliğine neden olur mu? Bu tür soruların cevaplarına ilişkin bilimsel kaynaklarda farklı görüşlerin olduğu bilinen bir gerçektir.
Bu tür ikilemler karşısında net bir bakış açısının geliştirilmesi için bilimin nasıl geliştiğinin, bilimin doğasının ne anlama geldiğinin anlaşılması gerekmektedir.
Bilimin doğası; bilimin daha derinlemesine anlaşılmasını, yazılı ve görsel basında çıkan yeni iddiaların doğrudan kabul edilmesi yerine bunların bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini anlatır.
Bu süreçte bilgilerin bilimsel yöntemlere dayalı sunulup sunulmadığının irdelenmesini ve bu bağlamda bilimsel süreçlerin önemli olduğunun fark edilmesini sağlar.
DNA'nın yapı ve işlevlerinin keşfi sürecinde hangi tür biyomolekülün (protein, RNA, DNA) genetik bilgiyi taşıdığı bilim insanları arasında tartışmaya açık bir konudur. Bu durum bilimin değişebilen doğasına verilebilecek bir örnektir. Zamanla yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve daha fazla deneysel verinin elde edilmesiyle DNA'nın yapısı ve işleyişi daha iyi anlaşılmış ve genetik bilginin aktarımında sorumlu molekül DNA olarak gösterilmiştir.
Rosalind Franklin'in "X ışını" kırınım çalışmalarının Watson ve Crick'in çalışmalarını etkilediği ve DNA'nın yapısını anlamada kilit bir rol oynadığı da bilinmektedir. Bu durum, farklı bilim insanlarının aynı konuya farklı bakış açıları getirebileceğini ve teorik bakış açılarının bilimsel anlayışı nasıl etkileyebileceğini de göstermektedir.
Karışık sırayla gelen durumu oku, bilimin doğasının hangi özelliğine örnek olduğunu seç.
Başlığı görünce paylaşmadan önce bir soru sor: bu bilgi hangi çalışmaya dayanıyor? Bilimin doğası; yazılı ve görsel basında çıkan yeni iddiaların doğrudan kabul edilmesi yerine bunların bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini anlatır.
Ders kitabının kendi örneği bu: bir lamba yanmadığında ampulünün patladığı, anahtarının bozulduğu veya iletkenlerinden birinde sorun olduğu düşünülebilir. Öncelikle elektriklerin kesilip kesilmediği kontrol edilir. Bu, analitik düşünme adımlarının gündelik hâlidir.
Günlük konuşmada "teori" = tahmin demek, bilimde değil. Teori ve kanun kavramları arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Teoriler kanunları açıklar ve "neden" sorusuna cevap vermeye çalışır.
Ders kitabı bu soruyu doğrudan örnek verir: kalp sağlığını korumak için yağlı yiyeceklerden mi karbohidratlardan mı kaçınılmalıdır? Cevaba ilişkin bilimsel kaynaklarda farklı görüşlerin olduğu bilinen bir gerçektir. Bu yüzden tek bir video yeterli kaynak değildir.
Yemeğin üstünü örtmek, Redi'nin kavanozlarının aynısıdır: açıkta kalan bozulur, kapalı olan korunur. Bu deney, Redi'nin yaşamın doğrudan yaşayan organizmalardan ürediği ve canlıların cansız maddeden değil önceden var olan canlılardan oluştuğu hipotezini desteklemiştir.
Kutudaki kelime, bu ünitedeki bilim insanının adından gelir. Pasteur deneyinde kuğu boyunlu şişelere koyduğu et suyunu kaynatmıştır; kaynatılıp ağzı bütün kalan düzenekte herhangi bir canlı gelişmediğini gözlemlemiştir.
Bilgi değiştiyse bilim yanılmış değildir; işleyişi budur. Bilimsel bilgiler kesin, mutlak ve değişmez değildir. Zaman içinde yeni bulgular ve gelişmeler ışığında değişebilir.
Aynı grafiğe bakıp farklı sonuç çıkarmanız normaldir. Bilim insanlarının yaşantıları, bakış açıları, eğitimleri, kabulleri ve değerleri yaptıkları çalışmalarda etkili olabilir. Bu yüzden bilimin ve bilimsel bilginin mutlak olarak nesnel olduğu söylenemez.
İki kelimeyle hatırla: kanunlar doğal olayların "nasıl" gerçekleştiği sorusuna cevap verirken teoriler kanunları açıklar ve "neden" sorusuna cevap vermeye çalışır. Ve aralarında geçiş ile dönüşüm olmamaktadır.
22 soruluk test — Redi ve Pasteur deneyleri, bilimin tanımı ve bilimin doğasının yedi özelliği
"Bilim" kavramı ile ilgili tam bir tanım yoktur. Genel olarak bilim, evrendeki olaylara ve evrenle ilgili merak edilen sorulara yanıt arama sürecinde sistematik bilgi edinme, elde edilen bilgilerin güvenilir ve geçerli olarak açıklanabilmesi şeklinde tanımlanır.
Önemli olan bilimin basit ve tek bir şekilde tanımlanması değil niteliğinin, öneminin ve doğasının anlaşılarak açıklanmasıdır. "Bilimin doğası" kavramının öğrenilmesi ile bilimin nasıl yapıldığı, neyi amaçladığı ve neden önemli olduğu ortaya konmuş olur.
Bilimsel yöntem; araştırma sorularının test edilmesi, gözlemlerin yapılması, sonuçların analiz edilmesi yoluyla bilginin artmasını ve bilimsel anlayışın gelişmesini sürekli hâle getiren bir süreçtir.
Bilimin doğası; bilimsel araştırmaların nasıl yapıldığını, bilimsel bilginin nasıl elde edildiğini ve değerlendirildiğini, bilimsel bilginin toplumda nasıl kullanıldığını açıklayan bir kavramdır. Bilimsel bilginin gelişim sürecindeki değerler ve kabuller olarak da tanımlanır.
Bilimsel bilgiler kesin, mutlak ve değişmez değildir. Zaman içinde yeni bulgular ve gelişmeler ışığında değişebilir.
Bilimsel bilgi ve bilim, toplumun kültürel ve sosyal özelliklerinden bağımsız olarak düşünülemez. Toplumların yaşam tarzları, anlayışları, kabulleri ve kültürel ögeler bilimsel bilginin üretilmesinde etkilidir.
Bilimsel bilginin özgünlüğü, daha önce bilinmeyen veya keşfedilmemiş bir gerçeğin açığa çıkarılması ya da mevcut bilginin yeni bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesidir.
Bilim insanlarının yaşantıları, bakış açıları, eğitimleri, kabulleri ve değerleri yaptıkları çalışmalarda etkili olabilir. Bu bağlamda bilimin ve bilimsel bilginin mutlak olarak nesnel olduğu söylenemez.
Teori ve kanun kavramları arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur; birbirinden bağımsız ifadelerdir ve zamanla aralarında bir geçiş ile dönüşüm olmamaktadır. Kanunlar doğal olayların "nasıl" gerçekleştiği sorusuna cevap verirken teoriler kanunları açıklar ve "neden" sorusuna cevap vermeye çalışır.
Bilimsel bilgi sistematik bir sürecin neticesinde elde edilir. Bu bilimsel süreçte gözlemlere ve çıkarımlara dayalı olarak yorumlar yapılır ve bulgulara erişilir.
Bilimsel yöntem basamaklarının her bilimsel çalışmada aynı şekilde ilerlemesi gerektiğine yönelik söylem, bilimin doğasına göre bir yanılgıdır. Bilimde evrensel olarak kabul edilen tek bir bilimsel yöntem yoktur; farklı disiplinlerdeki araştırmalarda farklı uygulamalar yapılır.
Redi üç ayrı kavanoza taze et koymuştur. Birincinin ağzı açık, ikincininki gözenekli gazlı bezle örtülü, üçüncününki sıkıca kapalıdır. Yalnız birinci kavanozda kurtçuklar gözlenmiş; ikincide sinekler gazlı bezin üzerinde toplanmış, içeride kurtçuk oluşmamış; üçüncüde hiçbir canlı oluşumu görülmemiştir.
Pasteur kuğu boyunlu şişelere koyduğu et suyunu kaynatmıştır. Birinci düzenekte canlı gelişmemiş; et suyu kaynatıldıktan sonra şişenin ağzı kırılan ikinci düzenekte ise mikroorganizmalar gelişmiştir.
Redi'nin 1600'lerde ve Pasteur'ün 1800'lerde yaptığı deneyler, kendiliğinden oluşumun aslında başka organizmaların bulaşması sonucunda gerçekleştiğini göstermiştir. Bu deneyler canlıların cansız maddelerden oluşamayacağını göstermiştir.
DNA'nın keşfi sürecinde hangi tür biyomolekülün (protein, RNA, DNA) genetik bilgiyi taşıdığı tartışmaya açık bir konudur; bu, bilimin değişebilen doğasına örnektir. Rosalind Franklin'in "X ışını" kırınım çalışmaları DNA'nın yapısını anlamada kilit rol oynamıştır.