9. SINIF BİYOLOJİ · ÜNİTE 9 · ÜÇ ÜST ÂLEM (DOMAİN) SİSTEMİ: BAKTERİLER VE ARKELER

Bir mikroskop, iki grubu üçe çıkardı

Canlılar, günümüz sistematikçileri tarafından üç üst âlem (üçlü domain sistemi) içerisinde gruplandırılmaktadır. Bu sistemde organizmalar; bakteriler (bacteria), arkeler (archaea) ve ökaryotlar (eukarya) olarak üç temel gruba ayrılır. Bir zamanlar canlılar yalnız bitkiler ve hayvanlar diye ikiye ayrılıyordu. Mikroskobik canlıların keşfi bu ikili düzeni yetersiz bıraktı — ve gözle görünmeyen canlılar arasındaki fark, gözle görünenler arasındakinden çok daha büyük çıktı.

3
Üst âlem (domain)
9
Prokaryot hücre yapısı
48
Test sorusu
01 / İKİ GRUPTAN ÜÇ DOMAİNE

Sınıflandırma neden değişti

İBNİ SÎNÂ

İbni Sînâ, İslam dünyasının önemli bilim insanlarından biridir. Tıp, felsefe, matematik, astronomi, kimya, coğrafya gibi birçok alanda önemli çalışmalar yapmıştır. “Kitâbü’ş-Şifâ” adlı eserinde hayvanların ve bitkilerin sınıflandırılmasıyla ilgili kapsamlı bilgiler sunmuştur. Hayvanların ve bitkilerin morfolojik özellikleri, anatomileri, davranışları, yaşam alanları gibi özelliklerini dikkate alarak onları sınıflandırmıştır.

İbni Sînâ’nın kullandığı dört ölçüte dikkat et: morfoloji, anatomi, davranış, yaşam alanı. Bunların üçü bugün de kullanılır; ama günümüzün doğal sınıflandırması bunlara bir de genetik veriyi ekler. Bir önceki ünitede öğrendiğin gibi, sınıflandırmanın kuralları sürekli güncellenir ve revize edilir.

İKİ GRUP NEDEN YETMEDİ

Başlangıçta canlılar genel olarak morfolojik ve ekolojik özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Bu nedenle canlılar o dönemde bitkiler ve hayvanlar olmak üzere iki büyük grup hâlinde belirlenmiş ancak gelişmeler ışığında ortaya konan yeni buluşlar ve mikroskobik canlıların keşfiyle sınıflandırmada yeni yaklaşımların gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Cümledeki mantık zinciri şudur: ölçüt değişti → grup sayısı değişti. Ölçüt “dış görünüş ve yaşam ortamı” iken iki grup yetiyordu. Mikroskop, gözle görünmeyen bir canlı dünyasını açtı; bu canlıların ne bitkilere ne hayvanlara benzemesi, sistemin yeniden kurulmasını gerektirdi.

ÜÇ DOMAİN VE AMACI

Canlılar, günümüz sistematikçileri tarafından üç üst âlem (üçlü domain sistemi) içerisinde gruplandırılmaktadır. Bu sistemde organizmalar; bakteriler (bacteria), arkeler (archaea) ve ökaryotlar (eukarya) olarak üç temel gruba ayrılır. Bu sistemin amacı, organizmalar arasındaki genetik ve yapısal farklılıkların göz önünde bulundurularak daha doğru ve kapsayıcı bir sınıflandırma yapılmasıdır. Özellikle önceden bakterilerle birlikte gruplandırılan arkelerin ayrı bir grup olarak ele alınması, mikroorganizmaların çeşitliliği ve ekolojik öneminin anlaşılması için çok önemlidir.

Bu paragrafın en önemli bilgisi arkelerin önceden bakterilerle birlikte gruplandırılmış olmasıdır. Ayrılmalarını sağlayan şey dış görünüş değildi — ikisi de mikroskopta benzer görünür. Ayrımı ortaya koyan şey ribozomal RNA dizilerinin karşılaştırılmasıydı: Amerikalı mikrobiyolog Carl Woese ve ekibi, arkelerin RNA dizilerinin bakterilerinkinden çok farklı olduğunu göstererek üç domain sisteminin temelini attı. Bu ayrıntı ders kitabında geçmiyor ama “ribozomlarındaki RNA dizileri bakımından oldukça farklıdır” cümlesinin nereden geldiğini açıklıyor.

NEDEN SINIFLANDIRIYORUZ

Biyoçeşitliliğin devamı ve ekolojik denge için canlı türlerinin sayısının azalması veya yok olması önemli bir sorun oluşturur. Çeşitliliğin korunabilmesi için canlıların tanımlanması ve sınıflandırılması gereklidir. Dolayısıyla çevre koruma alanında sınıflandırma bilimi önemlidir. Sınıflandırılmış canlılar kadar keşfedilmemiş organizmalar da ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Son cümle sınavda sık sorulan bir yargıdır: henüz keşfedilmemiş canlılar da ekosistemin işleyişinde rol oynar. Yani bir canlının önemi, insanın onu tanıyıp tanımamasına bağlı değildir.

02 / ÜÇ DOMAİNİ AYIRAN ÖZELLİKLER

Aynı tabloyu sen doldur

ÖLÇÜT LİSTESİ

Üçlü domain sisteminde yer alan canlılar, ortak özelliklerinin yanı sıra birbirlerinden farklı birçok özellik taşır. Genel olarak değerlendirildiğinde hücre tipi, hücre duvarı, hücre zarı ve kromozom yapıları, gen dizileri, metabolik ve ekolojik özellikleri açısından her domainin kendine özgü özellikleri bulunur.

Bakteriler ve arkeler, prokaryot hücre yapısındadır. Belirgin çekirdekleri ve zarla çevrili yapıları bulunmaz ancak ökaryotlar daha karmaşık ve zarla çevrili yapıları olan hücre tipine sahiptir. Prokaryot hücre yapısına sahip bakteriler ve arkeler birbirlerinden hücre duvarlarında içerdikleri protein-karbonhidrat grupları ve ribozomlarındaki RNA dizileri bakımından oldukça farklıdır. Ökaryotlar ise kromozom yapılarında bulunan proteinler (histon) açısından bakterilerden ayrılır.

İNTERAKTİF · DOMAİN MATRİSİ

Ders kitabı bu tabloyu boş veriyor ve öğrenciden doldurmasını istiyor. Aşağıda çalışan hâli var: her hücreye tıklayarak işaretle — bir tık var (✓), iki tık yok (✗), üç tık boş — sonra Denetleye bas. Dikkat edilecek iki satır var: histon protein ve ekstrem koşullarda yaşayabilme. Bu ikisinde arke sütunu, “bazı arke türlerinin” ifadesi gereği var sayılır.

ŞEMA · ÜÇ DOMAİN YAN YANA

Şemadaki en şaşırtıcı bilgi arkeler bölümündedir: arkeler, bakteriler gibi prokaryotik hücre yapısına sahip olmalarına karşın moleküler düzeyde bakterilerden çok ökaryotik hücrelere benzemektedir. Yani arke görünüşte bakteriye, moleküler düzeyde ökaryota yakındır. Sınavda en çok bu cümle sorulur.

TABLO · ALTI CANLI ÖRNEĞİ

Etkinlikte altı canlı özellikleriyle veriyor ve hangi domaine ait olduklarını sormakla yetiniyor. Aşağıdaki tabloda cevaplar da var. Arama kutusuna arkeler, ökaryot, tek hücreli gibi bir kelime yaz.

Tablodaki mantığı yakalamak sınavda doğrudan işe yarar: “proteine sarılmamış halkasal kromozom + plazmit” denince bakteri, “çekirdek ve zarlı organel” denince ökaryot, “aşırı sıcak ve tuzlu koşullarda yaşayabilen türleri olan grup” denince arke akla gelmelidir.

03 / PROKARYOT HÜCRENİN YAPISI

Dokuz yapı, hepsi her hücrede değil

Prokaryotik bir hücrenin genel yapısı dokuz parça ile gösteriyor ve altına önemli bir not düşüyor: görseldeki yapıların bazıları prokaryotik canlıların tamamında bulunmayabilir. Aşağıdaki şemada düğmelerle her parçaya geç; seçili parça vurgulanır ve altında ne işe yaradığı yazar.

İNTERAKTİF · PROKARYOT HÜCRE ŞEMASI
PROKARYOTLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Değişen çevre koşullarına uyum sağlama yetenekleriyle bilinen prokaryotik canlılar, uygun ortamlarda çok hızlı çoğalıp koloni oluşturabilmektedir. Çoğunluğu suyun akışı ve hava hareketi gibi çevresel koşulların etkisiyle pasif olarak hareket eden prokaryotik canlıların bazıları, kamçıları aracılığıyla da hareket edebilmektedir. Bazı prokaryotlar pilus isimli yapılarıyla birbirlerine tutunur. Neredeyse tamamı kalın ve sert bir hücre duvarına sahip bu canlılarda genetik materyal olarak halkasal yapıda büyük ve tek bir kromozomal DNA bulunur. Plazmit adı verilen küçük DNA halkaları da bulunabilmektedir. Prokaryotik canlılar beslenmelerini ototrof veya heterotrof olarak gerçekleştirir.

Bu paragrafta üç ölçülü ifade var ve üçü de sınavda tuzağa dönüşür: “çoğunluğu” pasif hareket eder (yani hepsi değil), “bazıları” kamçıyla hareket eder, “neredeyse tamamı” hücre duvarına sahiptir. “Bütün prokaryotlar kamçıyla hareket eder” ya da “hiçbir prokaryot hareket edemez” gibi kesin ifadeler yanlıştır.

04 / BAKTERİLER

Hem hastalık, hem ilaç

BAKTERİLER

Bakteriler domaininde yer alan organizmalar, tek hücreli ve prokaryotik hücre yapısına sahip canlılardır. Toprak, su, hava, canlı organizmaların yüzeyi, içi gibi çeşitli ortamlarda yaşayabilen bakteriler; canlılar arasında önemli bir çeşitliliğe sahiptir. Ekosistemlerin işleyişinde ve yaşamın devamlılığında kritik rol oynar. Bakterilerin insan hayatına hem yararlı hem de zararlı etkileri vardır. Örneğin bazı bakteriler çeşitli hastalıklara sebep olurken bazıları ilaç sektöründe kullanılır.

En dengeli cümle burada: hem yararlı hem zararlı. “Bakteriler zararlı canlılardır” gibi bir seçenek her zaman yanlıştır — ekosistemin işleyişindeki rolleri olmasa madde döngüleri durur.

İNTERAKTİF · BAKTERİ ŞEKİLLERİ

Bakterilerin “önemli bir çeşitliliğe” sahip olduğunu söylüyor ama şekillerini saymıyor. Bakteriler mikroskopta dört temel biçimde görülür ve bu biçimler tanımlamada ilk basamaktır. Düğmelerle geç.

YARARLI ETKİLERİ

Besin üretimi: yoğurt, peynir ve turşu, laktik asit üreten bakterilerin çalışmasıyla yapılır.
Sindirim: insan bağırsağında yaşayan bakteriler sindirime yardım eder ve K vitamini üretir.
Madde döngüsü: topraktaki ayrıştırıcı bakteriler ölü canlıları parçalayarak maddeyi doğaya geri kazandırır. Bu olmasaydı toprak ölü kalıntılarla dolardı.
Azot bağlama: baklagil köklerindeki bakteriler havadaki azotu bitkinin kullanabileceği biçime çevirir.
İlaç sektörü: ayrıca sayılan kullanım. Genetiği değiştirilmiş bakterilere insülin ürettirilir; birçok antibiyotik de mikroorganizmalardan elde edilir.

ZARARLI ETKİLERİ VE DAYANIKLILIK

Hastalıklar: tüberküloz (verem), tetanoz, kolera, boğmaca ve bazı zatürre türleri bakteri kaynaklıdır. Bu hastalıklarda antibiyotik işe yarar — çünkü antibiyotikler bakterinin hücre duvarını, ribozomunu ya da enzimlerini hedef alır.
Endospor: bazı bakteriler koşullar kötüleştiğinde çevresine dayanıklı bir kılıf örerek endospor hâline geçer. Bu hâlde yıllarca kuraklığa ve yüksek sıcaklığa dayanabilir; koşullar düzelince yeniden etkinleşir. Konservelerin uzun süre yüksek basınç altında ısıtılmasının nedeni budur.
Plazmit ve direnç: plazmit, üzerinde antibiyotiğe direnç sağlayan genleri taşıyabilir ve pilus aracılığıyla başka bir bakteriye aktarılabilir. Antibiyotik direncinin bakteriler arasında hızla yayılmasının nedeni bu iki yapının birlikte çalışmasıdır.

TUZAK · HÜCRE DUVARI VARDIR AMA AYNI DEĞİLDİR

Bakteri ve arkelerin hücre duvarlarında içerdikleri protein-karbonhidrat grupları bakımından farklı olduğunu söyler ama bu maddelerin adını vermez. Fark şudur: bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan bulunur, arkelerin hücre duvarında bulunmaz. Bu tek madde, iki grubun neden ayrı domainlere konduğunu somutlaştırır ve antibiyotiklerin bakterilere etki edip arkelere pek etki etmemesini de açıklar — birçok antibiyotik doğrudan peptidoglikan üretimini engeller.

İkinci ayrım: bitki hücresinin de hücre duvarı vardır, ama onunki selülozdandır. Yani “hücre duvarı var” demek bir canlıyı bakteri yapmaz; belirleyici olan duvarın neyden yapıldığıdır.

05 / ARKELER, ÖKARYOTLAR VE OYUN

En zorlu yerlerde yaşayanlar

ARKELER

Arkeler, prokaryotik hücre yapısına sahip tek hücreli organizmaların ikinci büyük grubunu oluşturan mikroorganizma grubudur. Yapısal ve biyokimyasal özellikleri açısından bakterilerden farklıdır. Bazı arke türlerinin DNA’ları histon proteinine sarılı şekilde kompleks oluşturur. Arkeler, bakteriler gibi prokaryotik hücre yapısına sahip olmalarına karşın moleküler düzeyde bakterilerden çok ökaryotik hücrelere benzemektedir.

Arkeler; diğer canlılar için zorlu şartlar olarak sayılabilecek çok sıcak, çok soğuk, aşırı asidik ve bazik, aşırı tuzlu ortamlarda yaşayabilen türleri içeren prokaryotları temsil eder. Yaşam alanları oldukça çeşitli olan arkeler; okyanusların derin bölgelerinden hidrotermal bölgelere, kaplıcalardan tuz havzalarına ve kutup ortamlarına kadar birçok zorlu doğa koşullarında yaşayabilir. Bazı arke türleri termitlerin (beyaz karıncalar), sığırların bağırsakları gibi sadece anaerobik (oksijensiz) koşullarda yaşarken göletlerin ve bataklıkların dibinde, çürüyen bitkilerin arasında yaşayanları da vardır. Arkeler ve bu canlılardan elde edilen enzimler; çevresel kirlilikle mücadelede, biyoyakıt üretimi gibi biyoteknolojik ve endüstriyel süreçlerde de kullanılır.

ARKELERİN ÜÇ TANIDIK GRUBU

Arkelerin yaşam alanları sayılıyor ama bu alanlara göre adlandırılan gruplar verilmiyor. Aşağıdaki üç ad, sayılan ortamların doğrudan karşılığıdır.

ÖKARYOTLAR

Ökaryotlar, hamurun kabarmasını sağlayan tek hücreli mayalardan okyanuslardaki devasa boyuta sahip balinalara kadar prokaryotların dışında kalan tüm canlıları kapsayan domaindir. Ökaryotlar domaini içerisinde yer alan canlıların hücreleri, belirgin bir çekirdek ve yine zarla çevrili yapıları ile diğer domainlerden ayrışır. Ancak ökaryotik hücrelerde bulunan zarla çevrili yapılar, birbirinden farklılık gösterebileceği gibi bütün ökaryotik hücrelerde zarlı yapıların tamamı da bulunmayabilir. Ökaryot hücrelerin genetik materyali (DNA), histon adı verilen proteinler üzerine sarımlanarak hücre bölünmesi sürecinde DNA’nın sıkıca paketlenmesini sağlar. Ökaryot hücrelerin içinde hücre şeklinin korunmasına ve hücre içi organellerin hareketine katkı sağlayan hücresel iskelet de bulunur. Bu gruptaki canlılar tek hücreli organizmalardan çok hücreli organizmalara kadar çeşitli organizasyon seviyelerine sahip olabilir.

Ökaryotlar domaini dört âlem altında incelenir: protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar. Bu dört âlemin tek tek özellikleri bir sonraki ünitenin konusudur. Buradaki tanımın en kapsayıcı parçası şudur: ökaryotlar, prokaryotların dışında kalan tüm canlıları kapsar — yani bir canlı prokaryot değilse ökaryottur.

KARŞILAŞTIRMA · ÜÇ DOMAİN
ÖlçütBakterilerArkelerÖkaryotlar
Hücre tipiProkaryotProkaryotÖkaryot
Hücre sayısıTekTekTek ya da çok
Belirgin hücre çekirdeğiYokYokVar
Zarla çevrili yapılarYokYokVar
Kromozomda histon proteinYokBazı türlerinde varVar
Halkasal kromozomVarVarYok
Ekstrem koşullarda yaşayabilmeBazı türlerinde varVarYok
Hücre duvarında peptidoglikanVarYokYok (bitkide selüloz duvar bulunur)
Moleküler düzeyde benzediği grupÖkaryotlar

Tablodaki “peptidoglikan” satırı ders kitabında geçmiyor; “protein-karbonhidrat grupları” ifadesini somutlaştırmak için eklendi. Öteki satırların tamamı ders kitabının kendi cümlelerinden ve etkinlik tablosunun başlıklarından gelir.

OYUN · BU CANLI HANGİ DOMAİN?

Etkinlik tam olarak bunu istiyor: verilen özelliklerden hareketle canlının hangi domaine ait olduğuna karar vermek. Sorular her seferinde karışık sırada gelir.

Soru yükleniyor…
Skor: 0 / 0
06 / GÜNLÜK HAYAT

Üç domain senin günlük hayatında

KAHVALTIDAKİ YOĞURT

Sütü yoğurda çeviren şey ısı değil, bakterilerdir: laktik asit üreten bakteriler sütün şekerini aside çevirir, süt de bu yüzden koyulaşır ve ekşir. Yoğurdun üstündeki “canlı kültür içerir” ifadesi gerçekten canlı bakteriler demektir. Ünitenin “bakterilerin insan hayatına yararlı etkileri vardır” cümlesinin en yakın örneği buzdolabında duruyor.

EKMEK VE MAYA

Ökaryotlar bölümü doğrudan buradan başlıyor: hamurun kabarmasını sağlayan tek hücreli mayalar. Maya bir bakteri değil, tek hücreli bir ökaryottur — çekirdeği ve zarlı organelleri vardır. Yani mutfağında bir tek gün içinde iki farklı domainden canlı çalıştırmış oluyorsun.

KAPLICADAKİ RENKLİ SULAR

Pamukkale ya da bir kaplıcadaki suyun kenarındaki turuncu-yeşil renkler çoğu kez mikroorganizmalardan gelir. Arkeler kaplıcalardan tuz havzalarına kadar zorlu koşullarda yaşar. Kaynar suda yaşayan bir canlı fikri tuhaf gelebilir; arkeler için orası normal ortamdır.

TUZ GÖLÜ’NÜN PEMBE RENGİ

Tuz Gölü ve tuzlaların zaman zaman pembeye dönmesinin nedeni, aşırı tuzlu ortamda yaşayan mikroorganizmalardır. Arkelerin yaşam alanları arasında tuz havzalarını açıkça sayıyor. Bir canlı için öldürücü olan tuz derişimi, bir başkası için yaşam alanıdır.

BOĞAZ AĞRISINDA REÇETE

Doktorun antibiyotik yazıp yazmaması, ağrının bakteri mi virüs mü kaynaklı olduğuna bağlıdır. Antibiyotikler bakterinin hücre duvarını ve ribozomunu hedef alır; virüste bunların hiçbiri yoktur. İlacı yarıda bırakmak ise en dirençli bakterileri hayatta bırakır — plazmit üzerinden direnç yayılmasının başladığı yer burasıdır.

KONSERVE KAVANOZU

Evde turşu ya da konserve yapılırken kavanozun uzun süre kaynatılması boşuna değil: bazı bakteriler koşullar kötüleşince endospor hâline geçer ve sıradan kaynatmaya dayanır. Kabaran ya da kapağı şişmiş bir konserve kavanozu açılmadan atılır. Bu, bakterilerin “zorlu koşullara uyum” yeteneğinin mutfaktaki karşılığıdır.

SPOR ÇANTASINDAKİ KOKU

Terin kendisi neredeyse kokusuzdur; kokuyu üreten şey, deride ve kumaşta çoğalan bakterilerdir. Bakteriler canlı organizmaların yüzeyinde de yaşar. Islak formayı çantada bekletmek onlara uygun ortam hazırlar; söylediği gibi uygun ortamda çok hızlı çoğalıp koloni oluştururlar.

ORMANDAKİ ÇÜRÜMÜŞ KÜTÜK

Devrilen bir ağacın yıllar içinde toprağa karışmasını sağlayan canlılar ayrıştırıcılardır ve bunların büyük kısmı bakteridir. Bu rol şöyle anlatıyor: bakteriler ekosistemlerin işleyişinde ve yaşamın devamlılığında kritik rol oynar. Onlar olmasaydı ormanın zemini ölü kalıntılarla dolardı.

BİYOLOJİ SORUSUNDA “ARKE Mİ BAKTERİ Mİ”

İkisi de prokaryottur, ikisi de tek hücrelidir, ikisinin de halkasal kromozomu vardır. Ayıran üç ipucu şudur: aşırı koşullarda yaşayabilme, bazı türlerinde histon bulunması ve moleküler düzeyde ökaryotlara benzemesi. Bu üç ifadeden biri soruda geçiyorsa cevap arkedir.

07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

48 soruluk test · üç domain sisteminin gerekçesi ve amacı, domainleri ayıran ölçütler, prokaryot hücrenin dokuz yapısı, bakterilerin özellikleri ve etkileri, arkelerin yaşam alanları ve ökaryot domaininin tanımı

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Ünite tek sayfada

ÜÇ DOMAİN VE AMACI

Canlılar üç üst âlem (domain) içinde gruplandırılır: bakteriler (bacteria) · arkeler (archaea) · ökaryotlar (eukarya).
Amaç: organizmalar arasındaki genetik ve yapısal farklılıkların göz önünde bulundurularak daha doğru ve kapsayıcı bir sınıflandırma yapılması.
Önceden arkeler bakterilerle birlikte gruplandırılıyordu; ayrı ele alınmaları mikroorganizmaların çeşitliliği ve ekolojik öneminin anlaşılması için çok önemlidir.
Başlangıçta canlılar morfolojik ve ekolojik özelliklerine göre bitkiler ve hayvanlar diye ikiye ayrılıyordu; mikroskobik canlıların keşfi yeni bir yaklaşımı gerekli kıldı.

DOMAİNLERİ AYIRAN ÖLÇÜTLER

Ölçüt listesi: hücre tipi · hücre duvarı · hücre zarı ve kromozom yapıları · gen dizileri · metabolik ve ekolojik özellikler.
Bakteri ↔ Arke farkı: hücre duvarlarındaki protein-karbonhidrat grupları ve ribozomlarındaki RNA dizileri.
Ökaryot ↔ Bakteri farkı: kromozom yapısındaki histon proteinleri.
En çok sorulan cümle: arkeler prokaryot yapıda olmalarına karşın moleküler düzeyde bakterilerden çok ökaryotik hücrelere benzer.

PROKARYOT HÜCRENİN YAPISI

Kapsül · pilus · nükleoit (DNA) · ribozom · plazmit · kamçı · hücre duvarı · hücre zarı · sitoplazma. Not: bu yapıların bazıları prokaryotik canlıların tamamında bulunmayabilir.
Genetik materyal: halkasal yapıda, büyük ve tek bir kromozomal DNA; ayrıca plazmit denen küçük DNA halkaları bulunabilir.
Hareket: çoğunluğu su akışı ve hava hareketiyle pasif, bazıları kamçıyla.
Tutunma: bazı prokaryotlar pilus ile birbirine tutunur.
Hücre duvarı: neredeyse tamamında kalın ve sert.
Beslenme: ototrof veya heterotrof. Uygun ortamda hızlı çoğalıp koloni oluştururlar.

BAKTERİLER

Tek hücreli ve prokaryot. Toprak, su, hava, canlı organizmaların yüzeyi ve içi gibi çeşitli ortamlarda yaşar; önemli bir çeşitliliğe sahiptir.
Ekosistemlerin işleyişinde ve yaşamın devamlılığında kritik rol oynar.
İnsan hayatına hem yararlı hem zararlı etkileri vardır: bazıları hastalığa yol açar, bazıları ilaç sektöründe kullanılır.
Eklenenler: şekilleri (kok · basil · spiril · vibriyo) · hücre duvarında peptidoglikan · olumsuz koşullarda endospor · plazmit + pilus yoluyla antibiyotik direncinin yayılması.

ARKELER

Prokaryot, tek hücreli organizmaların ikinci büyük grubu. Yapısal ve biyokimyasal özellikleri bakımından bakterilerden farklıdır.
Bazı arke türlerinin DNA’ları histon proteinine sarılıdır.
Yaşam alanları: çok sıcak, çok soğuk, aşırı asidik ve bazik, aşırı tuzlu ortamlar; okyanus derinlikleri, hidrotermal bölgeler, kaplıcalar, tuz havzaları, kutuplar; bazıları anaerobik koşullarda (termit ve sığır bağırsakları, bataklık dibi, çürüyen bitkiler).
Kullanımı: arkeler ve enzimleri çevresel kirlilikle mücadelede ve biyoyakıt üretimi gibi biyoteknolojik ve endüstriyel süreçlerde.

ÖKARYOTLAR

Prokaryotların dışında kalan tüm canlıları kapsar: tek hücreli mayalardan balinalara kadar.
Belirgin çekirdek ve zarla çevrili yapılar ile ayrışır; ancak zarlı yapıların tamamı bütün ökaryot hücrelerde bulunmayabilir.
DNA, histon proteinleri üzerine sarımlanarak hücre bölünmesinde sıkıca paketlenir.
Hücresel iskelet hücre şeklinin korunmasına ve organellerin hareketine katkı sağlar.
Tek hücreliden çok hücreliye çeşitli organizasyon seviyeleri gösterir; dört âlem altında incelenir (protista, mantarlar, bitkiler, hayvanlar — bir sonraki ünitenin konusu).