Doğada popülasyonlar taşıma kapasitesini aşamaz
Çünkü çevre direnci büyümeyi sınırlandırır. Bu ünitede popülasyonun yoğunluğunu, üç dağılım tipini, büyüklüğü belirleyen doğum-ölüm-göç denklemini, üç hayatta kalma eğrisini, J ile S tipi büyüme eğrilerini ve yaş piramitlerini göreceksin.
Belirli bir zamanda ve belirli bir alanda bulunan tek bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir. Antalya bölgesindeki alageyikler, Fethiye’deki kardelen çiçekleri ve Van Gölü’ndeki inci kefalleri popülasyona örnek verilebilir.
Popülasyon üyeleri aynı kaynaktan beslenip aynı çevrede yaşadıkları için biyotik ve abiyotik faktörlerden aynı şekilde etkilenirler. Bu nedenle kaynaklar için gerek birbirleriyle gerekse diğer popülasyonlarla rekabet hâlindedirler.
Popülasyonlar zaman içerisinde büyüklük, yaş dağılımı, yoğunluk gibi özellikler bakımından değişime uğrayabilir. Popülasyonun yerleştiği alanın özellikleri, sahip olduğu besin kaynakları, ısı, ışık, nem, tür içi ve türler arası girdiği rekabet gibi etkenler popülasyon dinamiğini belirler. Popülasyon dinamiği; popülasyonu oluşturan birey sayısı, popülasyonun büyüklüğü, taşıma kapasitesi, dağılımı, yaş dağılımları gibi popülasyon hakkındaki özelliklerin bilinmesini sağlar.
Bir önceki ünitede komünite için farklı türlerin oluşturduğu topluluk deniyordu. Popülasyon ise tek bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluktur. Ayrıca tanımda iki sınır daha var: belirli bir zamanda ve belirli bir alanda. Yani “dünyadaki bütün alageyikler” değil, Antalya bölgesindeki alageyikler bir popülasyondur.
Popülasyonun yoğunluğu belirli bir zamanda birim alan ya da hacimdeki birey sayısıdır. Örneğin; 1 km² ye düşen akça ağaç sayısı, Akdeniz’de metreküpteki Noctiluca milliaris yakamozu sayısı o türlerin o zaman dilimindeki popülasyon yoğunluğunu gösterir.
İki kaydırağı oynat: birey sayısı ve alan. Karenin büyüklüğü alanı, içindeki noktalar bireyleri gösterir. Sağdaki iki çubuk yan yana durur: birey sayısı ve yoğunluk (birey/alan). Bireyi sabit tutup alanı büyüt: sayı çubuğu hiç kıpırdamaz ama yoğunluk çubuğu kısalır — yoğunluk bir sayı değil, bir orandır. Altta bireyler arası rekabetin nasıl etkilendiği yazılır.
Bir popülasyona bireylerin eklenmesi veya popülasyondan bireylerin eksilmesi yoğunluğu değiştirir. Bu da besin bulmayı kolaylaştıracak ya da zorlaştıracağından bireyler arasındaki rekabeti etkiler.
Yaşam alanı sınırları içinde tüm bireylerin sayılabilmesi hem makro hem mikro canlılar için çok zor bir durum olduğundan bazı örnekleme teknikleri kullanılmaktadır. Popülasyonun yayılış gösterdiği alanlardan seçilen örnekleme alanlarını kullanma, işaretleme yapma ve tek tek sayma bu tekniklerden bazılarıdır ve bunlardan elde edilen verilerle popülasyon yoğunluğu yaklaşık hesaplanmaktadır.
Bireylerin yerleşme biçimi popülasyonun dağılımını oluşturur. Üç tip vardır: kümeli, düzenli (tekdüze) ve rastgele.
Üç tipi gez. Birey sayısı her üçünde de aynıdır — değişen tek şey yerleşim biçimidir. Kümelide bireyler belirli alanlarda toplanır, düzenlide nispeten eşit uzaklıkta dizilir (aralarındaki eşit mesafe çizgiyle gösterilir), rastgelede her birey diğerlerinden bağımsız durur. Sağdaki kutuda o tipin görülme sıklığı ve sebebi yazılır.
En yaygın görülen dağılım şeklidir. Bireylerin belirli alanlarda kümelenmesi durumudur. Gruplardaki birey sayıları ve gruplar arasındaki mesafeler değişebilir. Popülasyondaki bireyler avlanmak, savunmak, beslenmek ya da üremek için grup oluşturabilir. Bitkiler ve mantarlar genellikle çimlenme ve gelişme için uygun olan ortamlarda, denizyıldızları daha kolay besin buldukları gelgit havuzlarında, kurtlar ise avlandıkları bölgelerde kümelenir.
Sürü içindeki bireyler grup oluşturarak avlanma, beslenme, savunmada kolaylık sağlarken gereksinimlerin karşılandığı çevreden yararlanma imkânını da artırır.
Zorlayıcı çevresel şartlarda bireyler arasında yetersiz kaynaklar için rekabet söz konusu olduğunda görülen, bireylerin birbirlerini doğrudan etkiledikleri dağılım modelidir. Bireyler nispeten eşit uzaklıkta bulunur. Örneğin, hayvanlar genellikle yaşadıkları alanı savunmak için düzenli dağılım gösterir. Örneğin; bazı bitkiler, kısıtlı olan kaynaklar için rekabet ettikleri bireylerin çimlenmesini ve gelişip büyümesini engelleyen kimyasallar salgılar. Böylece kendilerine yaşam alanı yaratır. Kümeli dağılıma oranla daha nadir görülen bir dağılım modelidir. Atlas Okyanusu’nun güneyindeki kral penguenler ve bazı çam ağacı türlerinde düzenli dağılım görülür.
Popülasyondaki her bir bireyin konumu diğerlerinden bağımsızdır. Genellikle bireyler arasında güçlü bir etkileşimin olmadığı, fiziksel ve kimyasal faktörlerin yaşama alanında nispeten sabit olduğu durumlarda görülür. Papatya, kaktüs ve karahindiba gibi bitkiler rastgele dağılıma örnektir. Örneğin, karahindiba tohumları tozlaşma dönemi olan bahar aylarında rüzgârla taşınarak rastgele dağılım gösteren yaşam alanları oluşturur. Bu dağılım tipi doğada çok nadirdir.
Üç tipin yaygınlığı da bellidir: kümeli dağılım en yaygın görülen dağılım şeklidir; düzenli dağılım kümeli dağılıma oranla daha nadir görülen bir dağılım modelidir; rastgele dağılım doğada çok nadirdir. Yani sıralama kümeli > düzenli > rastgele biçimindedir.
| Ölçüt | Kümeli | Düzenli (tekdüze) | Rastgele |
|---|---|---|---|
| Yaygınlık | En yaygın | Daha nadir | Çok nadir |
| Bireyler arası etkileşim | Grup oluşturma | Birbirlerini doğrudan etkiler | Güçlü bir etkileşim yok |
| Sebep | Avlanma, savunma, beslenme, üreme | Zorlayıcı şartlar, yetersiz kaynak için rekabet, alan savunma | Fiziksel ve kimyasal faktörlerin nispeten sabit olması |
| Örnek | Denizyıldızı, kurtlar, bitkiler ve mantarlar | Kral penguenler, bazı çam ağacı türleri | Papatya, kaktüs, karahindiba |
Belirli bir zaman diliminde popülasyonda bulunan birey sayısı popülasyon büyüklüğü olarak ifade edilir. Doğum ve ölüm olayları ile içeriye veya dışarıya göçler birlikte değerlendirilerek popülasyonun büyüklüğü belirlenir.
Dört kaydırakla doğum sayısı, içe göç, ölüm sayısı ve dışa göç değerlerini değiştir. Şemadaki gibi iki grup çubuk çizilir: B (doğum sayısı + içe göç) ve C (ölüm sayısı + dışa göç). Ortadaki ok yön değiştirir; B = C olduğunda popülasyon dengededir ve ok çift başlı olur. Kural: B verisi popülasyon büyüklüğü ile doğru orantılı, C verisi popülasyonun büyüklüğüyle ters orantılıdır.
Üç eğri aynı eksende çizilir; seçtiğin kalınlaşır. Y ekseni logaritmiktir (1000-100-10), ders kitabındaki grafiğin kendisi de öyle. Tip I sonlara kadar yüksek gider ve sonda düşer; Tip II her yaşta ölüm oranı sabit olduğu için düz iner; Tip III başlangıçta hızla düşer. Kaydırakla yaşam süresini gezdir ve o noktada üç eğrinin kaç birey verdiğini karşılaştır. Değerler şematiktir; sayı değil eğri biçimi verilir.
Doğum sayısı ve içe göçü ifade eden B verisi, popülasyon büyüklüğü ile doğru orantılı; ölüm sayısı ve dışa göçü ifade eden C verisi popülasyonun büyüklüğüyle ters orantılıdır. Her iki veri aynı olursa popülasyon dengededir.
Popülasyonların yaşlara göre hayatta kalma durumlarını göstermek için hayat tabloları hazırlanır. Hayat tabloları, aynı yaştaki bireylerin doğumdan ölüme kadar izlenmesiyle oluşturulur. Hayat tablolarındaki veriler kullanılarak hayatta kalma eğrileri adı verilen grafikler çizilir.
Tip I hayatta kalma eğrisi (fizyolojik hayatta kalma eğrisi): Bu eğride genç ve ergin dönemde hayatta kalma oranı yüksektir. Genellikle yavru bakımı olan, düşük üreme kapasitesine sahip insan ve diğer memeli türlerinde görülen hayatta kalma eğrisidir.
Tip II hayatta kalma eğrisi (ekolojik hayatta kalma eğrisi): Her yaşta bireyin ölüm oranının sabit olduğu popülasyonlar için çizilir. Çoğu kuş türü, bazı kemirgenler, bazı omurgasızlar ve bazı bitki türlerinde bu tip hayatta kalma eğrisi görülür.
Tip III hayatta kalma eğrisi: Yavru ve gençlik dönemlerinde hayatta kalma oranları düşük, ergin dönemde hayatta kalma oranları yüksek olan türler için çizilir. Tek yıllık bitkiler, çoğu böcek, bazı balık ve pek çok deniz omurgasızlarının yavrularında çeşitli nedenlerle ölüm oranı yüksektir. Bu canlılar başlangıçta çok sayıda yavru veren, genellikle yavru bakımı olmayan türlerdir.
Üç eğriyi ayırmanın en hızlı yolu ölüm oranının hangi tipte sabit olduğunu hatırlamaktır: yalnız Tip II’de her yaşta bireyin ölüm oranı sabittir. Tip I’de ölüm sonda yoğunlaşır (yavru bakımı var, üreme kapasitesi düşük), Tip III’te başta yoğunlaşır (çok sayıda yavru, yavru bakımı yok). Eğrinin biçimi bu üç cümlenin doğrudan sonucudur.
Belirli çevresel koşullarda ve zaman dilimi içinde popülasyonların birey sayılarında görülen değişim büyüme eğrileri ile ifade edilir.
Kipi seç: J tipi (ideal ortam) ya da S tipi (taşıma kapasiteli). Kaydırakla haftayı ilerlet. S tipi kipte kesikli çizgi taşıma kapasitesini gösterir ve eğri ona yaklaştıkça yavaşlar; sağdaki çevre direnci çubuğu tam bu sırada uzar. Altta hangi evrede olduğun yazılır: kuruluş → logaritmik artış → negatif artış → denge. Değerler ders kitabındaki grafiğin biçimini izler; ara değerler şematiktir.
Bir adaya bırakılan çekirge popülasyonu belli bir süre ortama uyum sağladıktan sonra çok hızlı bir şekilde büyüme gerçekleştirir. Böyle ideal ortamlardaki popülasyonların büyüme hızında geometrik bir artış (2, 4, 8, 16,…) gözlemlenir. Ancak bir süre sonra artan besin kıtlığı, rekabet gibi sebeplerle ölümlerde de hızlı bir artış gözlenir. Popülasyonların bu şekilde büyümesi, grafik üzerinde J tipi büyüme eğrisi olarak gösterilir.
Doğal ortamlarında canlı ve cansız çevrenin yarattığı bazı sınırlayıcı engellerden dolayı popülasyonlar büyümeyi çok uzun süre devam ettiremez. Popülasyonun yoğunluğu arttıkça besin, yaşam alanı, barınak gibi kaynaklar azalır. Bulaşıcı hastalıklar, mevsimsel değişimler, toplu ölümler, avcı sayısının artmasıyla doğum oranları düşer, ölüm oranları artar. Bunun sonucunda popülasyon tamamen ortadan kalkabilir. Dolayısıyla yaşama alanlarındaki kaynaklar sadece belirli sayıdaki bireylerin yaşayabilmesi için yeterlidir.
Belirli bir alandaki popülasyonlarda bulunabilecek en fazla birey sayısı taşıma kapasitesi olarak adlandırılır.
Doğal hayatta popülasyonlar taşıma kapasitesini aşamaz. Çünkü çevre direnci popülasyonun büyümesini sınırlandırır. Popülasyonun bulunduğu ortamdaki avcı sayısı; ısı, ışık, nem ve besin gibi kaynak sıkıntısı; rekabet, parazitler ve hastalıklar gibi faktörler çevre direncini oluşturur.
Popülasyonun birey sayısı taşıma kapasitesinin altındayken popülasyonun büyüme hızı yüksektir. Birey sayısı, taşıma kapasitesine yaklaştıkça artan çevre direnci nedeniyle popülasyonun büyüme hızı yavaşlar. Bu büyüme modeli S tipi büyüme eğrisi olarak adlandırılır.
1. Bir adaya sincap popülasyonu bırakıldığında sincaplar önce uyum süreci yaşar, doğum vardır ancak azdır. Bu evreye kuruluş evresi denir.
2. Kuruluş evresinden sonra doğum sayısı ve buna bağlı olarak birey sayısı da geometrik dizi şeklinde artar. Bu evreye logaritmik artış evresi denir.
3. Birey sayısı arttığında alan daralır, besin azalır ve bu durum rekabete yol açacağından popülasyon büyümesini sınırlandırır. Doğum sayısında artış vardır ancak zamanla ölüm sayısının da artmaya başlamasıyla büyüme hızı yavaşladığından negatif artış evresi denir.
4. Doğum ve ölüm oranlarının birbirine yaklaşmasıyla popülasyon taşıma kapasitesine ve denge hâline ulaşır. Bu evreye de denge evresi denir.
Ad yanıltıcı: negatif artış evresinde popülasyon hâlâ büyümektedir. Kural açıktır: doğum sayısında artış vardır ancak zamanla ölüm sayısının da artmaya başlamasıyla büyüme hızı yavaşlar. Yani azalan şey birey sayısı değil, büyüme hızıdır. Birey sayısının sabit kaldığı yer bir sonraki evredir: denge evresi.
Popülasyonlar büyümeyi sonsuza dek sürdüremez. Üreme çağındaki sağlıklı birey sayısının azlığı, kıtlık, açlık ve savaşlar nedeniyle 20. yüzyıla kadar nüfus artışı yavaş gerçekleşmişken sonraki yıllarda sağlık, eğitim, beslenme koşullarındaki iyileşme nüfusun büyümesini hızlandırmıştır.
Üç piramit tipini gez. Taban genişliği genç nüfusu, üst kısım yaşlı nüfusu gösterir. Büyüyen popülasyonda taban geniştir, dengedekinde yaş grupları birbirine yakındır, azalan/gerileyen popülasyonda taban dardır. Sağdaki kutu her tipin örnek kıtasını ve sonucunu yazar. Piramit çizimleri şematiktir; yüzde verilmez.
Son birkaç yüzyılda insan popülasyonunun hızla artmasıyla kaynak yetersizliği, çevre sorunları, insan dışındaki bazı türlerin nesillerinin tehlike altında olması, bazı türlerin nesillerinin ise tükenmesi gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. İnsan popülasyonunun büyümesi, insanın üremeyi kontrol edebilmesinden dolayı diğer canlı popülasyonlarının büyümesinden farklı bir nitelik göstermektedir.
Ailelerin küçülmesi, sosyal değişiklikler gibi sosyokültürel etkenler demografik geçişe neden oluşturmaktadır. Endüstrileşme ve yaşam koşullarındaki gelişime bağlı olarak, yüksek doğum ve ölüm oranından, düşük doğum ve ölüm oranına doğru gidişe demografik geçiş denir.
Büyüyen popülasyonlardaki genç nüfus fazladır ve bu piramitlerin taban kısmı geniştir. Örnek: Afrika kıtası. Hızlı büyüyen bir popülasyonda gençlerin ve üreme çağındaki bireylerin sayılarının fazla olması, yakın gelecekte eğitimden yararlanabilme ve iş bulabilme olanaklarının azalmasına neden olabilecektir.
Dengedeki popülasyonlarda yaş grupları birbirine yakındır. Örnek: Asya kıtası. Yavaş büyüme gösteren popülasyonlarda ise çalışan insan sayısındaki zamana bağlı azalma, emekli insan popülasyonun artışına neden olacaktır. Azalan ya da gerileyen popülasyonlarda ise nüfus azalıp yaşlı nüfus arttığı için dar tabanlı yaş piramidi görülür. Örnek: Avrupa kıtası.
Ortama yabancı türlerin girmesi, habitatların yanlış kullanımı ya da tahribatı, besin zincirlerinde meydana gelen bozulmalarla popülasyon zaman içinde değişimlere uğrayabilir. Bir önceki ünitedeki istilacı tür kavramı burada karşına yeniden çıkıyor: ortama yabancı tür girmesi, popülasyon dinamiğini doğrudan değiştiren etkenlerden biridir.
Sınıf mevcudundan maç tribününe, haberdeki nüfus grafiğinden akvaryumdaki balık sayısına kadar bu bölümün kavramları iş başında.
Otuz kişilik sınıf küçük bir odaya girerse rahatsız olursun, spor salonuna girerse fark etmez. Değişen şey sayı değil yoğunluk: belirli bir zamanda birim alan ya da hacimdeki birey sayısıdır. Yoğunluk artınca bireyler arasındaki rekabet de etkilenir.
Maçta herkesin belirli bölgelerde toplanması kümeli dağılımdır: en yaygın görülen dağılım şeklidir ve bireyler avlanmak, savunmak, beslenmek ya da üremek için grup oluşturabilir.
Sıraların eşit aralıklarla dizilmesi düzenli (tekdüze) dağılıma benzer: bireyler nispeten eşit uzaklıkta bulunur. Doğada bu düzeni kuran şey ise gözetmen değil, yetersiz kaynaklar için rekabettir.
“Kaç balık sığar?” sorusunun bilimsel adı taşıma kapasitesi: belirli bir alandaki popülasyonlarda bulunabilecek en fazla birey sayısı. Aşarsan besin, yaşam alanı, barınak gibi kaynaklar azalır.
Nakil gelen ve giden öğrenciler tam olarak içe göç ve dışa göçtür. Sınıf mevcudu doğum ve ölüm olayları ile içeriye veya dışarıya göçler birlikte değerlendirilerek hesaplanan popülasyon büyüklüğü gibi çalışır.
Televizyonda gördüğün o üçgen grafik yaş piramidi: büyüyen popülasyonlarda taban geniş, azalan ya da gerileyen popülasyonlarda dardır. Tabana bakmak bir ülkenin geleceği hakkında fikir verir.
Bu doğrudan şöyle yazılır: yavaş büyüme gösteren popülasyonlarda çalışan insan sayısındaki zamana bağlı azalma, emekli insan popülasyonun artışına neden olacaktır. Grafikteki şekil, haberdeki cümlenin kendisidir.
Rüzgârda uçurduğun o tüylü tohumlar rastgele dağılımın sebebi: karahindiba tohumları bahar aylarında rüzgârla taşınarak rastgele dağılım gösteren yaşam alanları oluşturur. Bu tip doğada çok nadirdir.
Doğa kulübünün “kuş sayımı” gününde yapılan şey bir örnekleme tekniğidir: seçilen örnekleme alanlarını kullanma, işaretleme yapma ve tek tek sayma ile popülasyon yoğunluğu yaklaşık hesaplanmaktadır.
50 soruluk test · popülasyon tanımı ve dinamiği, yoğunluk ve örnekleme teknikleri, kümeli-düzenli-rastgele dağılım, popülasyon büyüklüğü denklemi, üç hayatta kalma eğrisi, J ve S tipi büyüme, taşıma kapasitesi ve çevre direnci, S eğrisinin dört evresi, yaş piramitleri ve demografik geçiş
Belirli bir zamanda ve belirli bir alanda bulunan tek bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir. Örnekler: Antalya bölgesindeki alageyikler, Fethiye’deki kardelen çiçekleri, Van Gölü’ndeki inci kefalleri. Popülasyon üyeleri aynı kaynaktan beslenip aynı çevrede yaşadıkları için biyotik ve abiyotik faktörlerden aynı şekilde etkilenirler.
Popülasyonun yerleştiği alanın özellikleri, sahip olduğu besin kaynakları, ısı, ışık, nem, tür içi ve türler arası girdiği rekabet gibi etkenler popülasyon dinamiğini belirler. Popülasyon dinamiği; popülasyonu oluşturan birey sayısı, popülasyonun büyüklüğü, taşıma kapasitesi, dağılımı, yaş dağılımları gibi özelliklerin bilinmesini sağlar.
Popülasyonun yoğunluğu belirli bir zamanda birim alan ya da hacimdeki birey sayısıdır. Örnekler: 1 km² ye düşen akça ağaç sayısı, Akdeniz’de metreküpteki Noctiluca milliaris yakamozu sayısı. Bireylerin eklenmesi veya eksilmesi yoğunluğu değiştirir; bu da besin bulmayı kolaylaştıracak ya da zorlaştıracağından bireyler arasındaki rekabeti etkiler. Ölçüm: örnekleme alanlarını kullanma, işaretleme yapma ve tek tek sayma.
En yaygın görülen dağılım şeklidir. Bireylerin belirli alanlarda kümelenmesi durumudur. Gruplardaki birey sayıları ve gruplar arasındaki mesafeler değişebilir. Sebep: avlanmak, savunmak, beslenmek ya da üremek. Örnek: bitkiler ve mantarlar uygun ortamlarda, denizyıldızları gelgit havuzlarında, kurtlar avlandıkları bölgelerde kümelenir.
Düzenli (tekdüze): zorlayıcı çevresel şartlarda yetersiz kaynaklar için rekabet söz konusu olduğunda görülen, bireylerin birbirlerini doğrudan etkiledikleri dağılım modelidir; bireyler nispeten eşit uzaklıkta bulunur. Kümeli dağılıma oranla daha nadirdir (kral penguenler, bazı çam ağacı türleri). Rastgele: her bir bireyin konumu diğerlerinden bağımsızdır; bireyler arasında güçlü bir etkileşim yoktur. Doğada çok nadirdir (papatya, kaktüs, karahindiba).
Belirli bir zaman diliminde popülasyonda bulunan birey sayısıdır. Doğum ve ölüm olayları ile içeriye veya dışarıya göçler birlikte değerlendirilerek belirlenir. Doğum sayısı ve içe göçü ifade eden B verisi, popülasyon büyüklüğü ile doğru orantılı; ölüm sayısı ve dışa göçü ifade eden C verisi popülasyonun büyüklüğüyle ters orantılıdır. Her iki veri aynı olursa popülasyon dengededir.
Hayat tabloları, aynı yaştaki bireylerin doğumdan ölüme kadar izlenmesiyle oluşturulur; bu verilerle hayatta kalma eğrileri çizilir. Tip I (fizyolojik): genç ve ergin dönemde hayatta kalma oranı yüksektir; yavru bakımı olan, düşük üreme kapasiteli insan ve diğer memeliler. Tip II (ekolojik): her yaşta ölüm oranı sabittir; çoğu kuş türü, bazı kemirgenler, bazı omurgasızlar ve bazı bitkiler. Tip III: yavru ve gençlik döneminde hayatta kalma düşük, ergin dönemde yüksektir; tek yıllık bitkiler, çoğu böcek, bazı balık ve deniz omurgasızları — başlangıçta çok sayıda yavru veren, genellikle yavru bakımı olmayan türler.
İdeal ortamlardaki popülasyonların büyüme hızında geometrik bir artış (2, 4, 8, 16, …) gözlemlenir. Ancak bir süre sonra artan besin kıtlığı, rekabet gibi sebeplerle ölümlerde de hızlı bir artış gözlenir. Örnek: bir adaya bırakılan çekirge popülasyonu.
Belirli bir alandaki popülasyonlarda bulunabilecek en fazla birey sayısı taşıma kapasitesi olarak adlandırılır. Doğal hayatta popülasyonlar taşıma kapasitesini aşamaz. Çünkü çevre direnci popülasyonun büyümesini sınırlandırır. Çevre direncini oluşturanlar: avcı sayısı; ısı, ışık, nem ve besin gibi kaynak sıkıntısı; rekabet, parazitler ve hastalıklar.
Birey sayısı taşıma kapasitesinin altındayken büyüme hızı yüksektir; taşıma kapasitesine yaklaştıkça artan çevre direnci nedeniyle büyüme hızı yavaşlar. Bu büyüme modeli S tipi büyüme eğrisi olarak adlandırılır. 1. Kuruluş evresi: uyum süreci, doğum az. 2. Logaritmik artış evresi: birey sayısı geometrik dizi şeklinde artar. 3. Negatif artış evresi: ölüm sayısı artmaya başlar, büyüme hızı yavaşlar. 4. Denge evresi: doğum ve ölüm oranları birbirine yaklaşır, taşıma kapasitesine ulaşılır.
Büyüyen popülasyonlardaki genç nüfus fazladır ve bu piramitlerin taban kısmı geniştir (Afrika kıtası). Dengedeki popülasyonlarda yaş grupları birbirine yakındır (Asya kıtası). Azalan ya da gerileyen popülasyonlarda nüfus azalıp yaşlı nüfus arttığı için dar tabanlı yaş piramidi görülür (Avrupa kıtası). Hızlı büyüyende eğitimden yararlanabilme ve iş bulabilme olanakları azalabilir; yavaş büyüyende emekli popülasyonu artar.
İnsan popülasyonunun büyümesi, insanın üremeyi kontrol edebilmesinden dolayı diğer canlı popülasyonlarının büyümesinden farklı bir nitelik göstermektedir. Endüstrileşme ve yaşam koşullarındaki gelişime bağlı olarak, yüksek doğum ve ölüm oranından, düşük doğum ve ölüm oranına doğru gidişe demografik geçiş denir. Ailelerin küçülmesi, sosyal değişiklikler gibi sosyokültürel etkenler buna neden olur.