AYT BİYOLOJİ · ÜNİTE 26 · EMBRİYONİK GELİŞİM SÜRECİ

Hücre sayısı katlanıyor, hacim hiç değişmiyor

Zigot arka arkaya bölünür ama hücre büyümesi gerçekleşmez. Sonuç şaşırtıcı: 2, 4, 8, 16 hücre… ve toplam hacim hâlâ zigotla aynı. Bu ünitede segmentasyon – gastrulasyon – organogenez sırasını, morula ile blastosisti, implantasyonu, dört ekstraembriyonik zarı, plasentayı ve göbek kordonundaki iki atardamar bir toplardamarın hangi yöne ne taşıdığını göreceksin.

01 / SEGMENTASYON

Bölünüyor ama büyümüyor

Embriyonik gelişim zigot oluşumu ile başlayıp büyüme ve gelişmeyle devam eden yeni bireyin oluşması sürecidir. Büyüme, mitoz ile hücre sayısındaki artıştır. Gelişme, doku ve organların oluşması ve olgunlaşması sürecinde geçirdiği değişikliklerdir.

SEGMENTASYON TEZGÂHI

Kaydırakla bölünme sayısını artır. Solda embriyonun kendisi, sağda iki çubuk: hücre sayısı ve toplam hacim. Hücre sayısı çubuğu katlanarak uzarken toplam hacim çubuğu hiç kıpırdamaz — çünkü hücre büyümesi gerçekleşmediği için her bölünmeden sonra zigot gittikçe küçülen hücrelere bölünür. Kaydırağı sonuna kadar götür: dut görünümlü morula, sonra içi boş top şeklindeki blastula (blastosist) ve içindeki blastosöl oluşur.

SEGMENTASYON NEDİR

Embriyonik gelişim sırasıyla segmentasyon, gastrulasyon ve organogenez evrelerinden oluşur. Segmentasyon, zigotun arka arkaya mitoz geçirmesiyle bir hücre kitlesine dönüştüğü evredir. Yumurta kanalında başlar ve yaklaşık üç gün sürer. Bölünme sonucunda oluşan hücrelerin her birine blastomer adı verilir. Hücreler bölünmeye devam ederek yumurta kanalının sil hareketi ve kas kasılmaları ile rahme doğru ilerler.

HACİM NEDEN ARTMIYOR

Hücre büyümesi gerçekleşmediği için her bölünmeden sonra zigot gittikçe küçülen hücrelere bölünür. Bu nedenle hücre sayısı artmasına rağmen toplam hacim, zigot ile aynıdır. Hücrelerin DNA’sındaki genlerin tamamı aktiftir.

MORULA

Blastomerler, bölünmeye devam ederek çok sayıda hücre oluşmasını sağlar. Oluşan bu hücreler, aynı büyüklükte ve kalıtsal yapıdaki dut görünümlü hücre topluluğu olan morulayı oluşturur. Zona pellusida ile örtülü olan morula, boyut olarak zigotla aynı büyüklüktedir.

BLASTULA VE BLASTOSİST

Bir süre sonra moruladaki hücreler kenarlara doğru göç eder ve içi boş top şeklindeki hücre topluluğu blastula oluşur. Blastula içindeki sıvı dolu boşluk blastula boşluğu (blastosöl) adını alır. Blastula evresindeki hücre kitlesine blastosist denir. Blastosist hâlindeki embriyo, rahme ulaşır ve döl yatağına tutunmaya başlar.

TUZAK · “BÜYÜME” İKİ AYRI ANLAMDA

Büyüme, mitoz ile hücre sayısındaki artıştır. Yani segmentasyonda büyüme vardır (hücre sayısı artar) ama hücre büyümesi yoktur (her hücre bir öncekinden küçüktür) ve toplam hacim değişmez. “Embriyo büyüyorsa hacmi de büyümeli” diye düşünen soruyu kaçırır. Morula bile boyut olarak zigotla aynı büyüklüktedir.

02 / İMPLANTASYON VE EKSTRAEMBRİYONİK ZARLAR

Rahme gömülmek

Blastosistten alınan hücrelere embriyonal kök hücre denir. Bu hücrelerin birçok hücre tipine dönüşebilme yeteneği vardır. 100’den fazla hücreye sahip olan blastosist, döllenmeden yaklaşık 4-5 gün sonra rahme ulaşıp 1-2 gün sonra endometriyuma tutunur. Endometriyuma tutununcaya kadar rahim içindeki endometriyum salgılarıyla beslenir.

EKSTRAEMBRİYONİK ZAR GEZGİNİ

Dört zarı gez. Ortadaki embriyonun çevresine zarlar çizilir; seçilen zar kalınlaşır ve görevi canlanır: koriyonda gaz değişimi okları, amniyonda sıvı içinde sallanan embriyo ve dışarıdan gelen darbenin sönmesi, allantoyiste göbek kordonunun damarları, vitellüs kesesinde kan hücrelerinin üretilip embriyo içine göç etmesi.

İMPLANTASYON

Blastosistin endometriyum tabakasına tutunması ve gömülmesi olayına implantasyon denir. İmplantasyon sırasında zona pellusida çözünür, blastosisti çevreleyen hücreler endometriyumla temas eder. Bu hücreler salgıladıkları enzimlerle blastosistin endometriyum içine doğru hareketini ve gömülmesini kolaylaştırır. Ayrıca endometriyum içine doğru oluşturdukları çok sayıda villus ile embriyonun besin almasında etkilidir. Embriyoyu oluşturacak olan içteki hücrelerden bir kısmı da embriyo etrafındaki ekstraembriyonik zarları oluşturur.

EMBRİYONAL KÖK HÜCRE

Blastosistten alınan hücrelere embriyonal kök hücre denir. Bu hücrelerin birçok hücre tipine dönüşebilme yeteneği vardır. Segmentasyon evresinde hücrelerin DNA’sındaki genlerin tamamı aktiftir; bu iki cümle birlikte okunduğunda kök hücrenin neden her yöne dönüşebildiği anlaşılır.

DÖRT ZAR, DÖRT GÖREV
Ekstraembriyonik zarGörevi
Koriyon zarı Embriyonun gaz değişiminin gerçekleştiği bölümdür. Plasentanın yapısına katılır.
Amniyon zarı Embriyoyu dıştan çevreleyen zardır. İçindeki boşluk amniyon sıvısı ile doludur. Amniyon sıvısı içinde bulunan embriyo, mekanik etkilere karşı korunur.
Allantoyis Göbek kordonunun yapısına katılır. Kordondaki kan damarlarını oluşturur.
Vitellüs kesesi Kan hücrelerinin erken embriyonik dönemde üretildiği yerdir. Kan hücreleri daha sonra embriyo içine göç ederek uygun yerlere taşınır.
03 / GASTRULASYON VE ORGANOGENEZ

Tek tabakadan üç tabakaya

Segmentasyon sonucunda endometriyuma gömülen embriyoda implantasyonun tamamlanmasıyla gastrulasyon evresi başlar. Blastosistin alt yüzeyindeki bir hücre takımı, hücre göçüyle blastula boşluğuna doğru hareket eder. Bu evrede tek tabakalı olan blastula, gastrulaya dönüşür.

GASTRULASYON ANİMASYONU

Beş adımı sırayla aç. 1) Tek tabakalı blastula ve blastosöl. 2) Alt yüzeydeki hücre takımı göç ederek içeri çöker. 3) Gastrula boşluğu ve dışarı açılan blastopor (ilk ağız) oluşur — bu boşluk ileriki dönemlerde sindirim borusunu oluşturacaktır. 4) İçeriye göç eden hücreler blastosölde üçüncü tabakayı, yani mezodermi kurar. 5) Üç tabaka etiketlenir ve her birinden çıkan yapılar yazılır.

GASTRULASYON

Gastrula boşluğu oluşur ve boşluğun dışarı açılan kısmına blastopor (ilk ağız) denir. Gastrula boşluğu, ileriki dönemlerde sindirim borusunu oluşturacaktır. Gastrulasyon evresinde görülen yoğun hücre göçü hareketiyle embriyo üç tabakalı yapıya dönüşür. Embriyonik tabakalar dıştan içe doğru ektoderm (dış deri), mezoderm ve endoderm (iç deri) dir. Bu tabakalar arasında görülen etkileşim, doku ve organların oluşmasına imkân verir. Örneğin ektoderm tabakasından kıl, tırnak, göz merceği gibi yapılar oluşur. Endodermden solunum yolu, karaciğer, pankreas gibi yapılar oluşur.

MEZODERM SONRADAN GELİR

Farklılaşma evresinde gastrulasyondan sonra içeriye doğru göç eden hücreler blastosölde üçüncü bir tabaka oluşturur ve bu tabaka mezoderm (orta deri) adını alır. Mezoderm tabakası da endoderm ve ektoderm tabakası gibi ileride çeşitli doku ve organları meydana getirir. Organogenez bölümünde şu örnek verilir: mezoderm tabakasından böbrek, üreme organları gibi yapılar oluşur.

ORGANOGENEZ

Gastrulasyon evresinden sonra organogenez evresi başlar. Bu evrede ektoderm, endoderm ve mezoderm embriyonik tabakalarından doku ve organlar gelişir. Organogenezde ilk oluşan organlar beyin ve omuriliktir. Organ oluşumu, gebeliğin ilk üç ayında gerçekleşir. Bu nedenle gebeliğin ilk üç ayında yetersiz beslenme, bazı ilaçlar, virütik hastalıklar, radyasyon gibi etkenler embriyonun gelişimini olumsuz etkileyebilir.

APOPTOZİS

Organogenezin ardından hücre büyümesi ve farklılaşması gerçekleşir. Kendi işlevlerini yapacak hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular da organları oluşturur. Organogenez sürecinde bazı hücreler kendi yerlerinden ayrılarak başka yerlere göç ederken bazı hücreler de ölüme programlanmıştır. Buna apoptozis denir. Parmaklar arasındaki boşluklar, sindirim kanalı boşluğu apoptozis sayesinde gerçekleşir.

TUZAK · APOPTOZİS BİR HATA DEĞİL

Hücre ölümü duyunca akla zarar geliyor ama bazı hücreler ölüme programlanmıştır ve parmaklar arasındaki boşluklar tam da bu programlı ölüm sayesinde açılır. Yani parmaklarının ayrı ayrı olması, hücrelerin doğru zamanda ölmesinin sonucudur. Şekil eklemek değil, fazlalığı çıkarmak da bir gelişim yöntemidir.

04 / PLASENTA VE GÖBEK KORDONU

Atardamar kirli kanı taşıyor

Embriyonun rahim içine yerleşmesi ile burada plasenta ve göbek bağı adı verilen özel yapılar gelişir. Göbek kordonundaki üç damarın hangi yöne ne taşıdığı, bu ünitenin en çok karıştırılan noktası.

GÖBEK KORDONU TEZGÂHI

Üç damarı tek tek seç. Solda plasenta ve anne tarafı, sağda embriyo; aradaki kordonda iki atardamar ve bir toplardamar çizilir. Seçilen damarda akış animasyonu başlar ve okun yönü ile taşıdığı yük yazılır. Dikkat: burada atardamarlar embriyodan anneye gider ve oksijen bakımından fakir kanı taşır; toplardamar tersini yapar. “Atardamar = temiz kan” ezberi burada bozulur.

BESLENME SIRASI

Gelişmenin ilk 2-4 haftalık döneminde embriyo, besin ihtiyacını endometriyumdan karşılar. Sekiz haftaya kadar endometriyum bu görevi sürdürür. Embriyo, implantasyondan bir hafta sonra oluşmaya başlayan plasentadan da beslenmeye başlar.

PLASENTANIN YAPISI

Blastosistin dış tabakası dışarı doğru büyüyüp endometriyumla birleşerek plasentayı oluşturur. Plasenta hem anneye hem de embriyoya ait kan damarlarını içeren disk şeklinde bir yapıdır. Dıştan içe doğru koryon ve amniyon zarından oluşur. Bu zarların arasından iki atardamar, bir toplardamar göbek kordonunu oluşturur. Göbek kordonundaki kan embriyoya aittir. Ağırlığı doğuma kadar yaklaşık 1 kg’a kadar ulaşabilir.

PLASENTANIN GÖREVLERİ

Plasenta, anne ve embriyo arasında besin maddelerinin, solunum gazlarının ve metabolik atıkların değişiminin gerçekleştiği yerdir. Annenin antikorlarının bebeğe geçmesini sağlayarak bebeğin bağışıklık kazanmasında etkilidir. Gebeliğin ilk 10-12 haftasında plasentadan yüksek oranda hCG hormonu salgıladığından endokrin bez özelliği gösterir. Bu hormon, korpus luteumun bozulmasını önleyerek korpus luteumdan östrojen ve progesteron salgılanmasını devam ettirir. hCG hormonunun zamanla azalması sonucu östrojen ve progesteron üretme görevini plasenta üstlenir.

GÖBEK KORDONU

Göbek kordonu embriyonun plasenta ile bağlantısını sağlarken plasenta ile embriyo arasındaki madde alışverişini sağlayan damarları korur. Göbek kordonu içinde embriyoya ait olan iki atardamar ve bir toplardamar bulunur. Göbek kordonundaki atardamarlar embriyoda üretilen metabolik atıkları ve oksijen bakımından fakir kanı anneye getirirken toplardamar anneden alınan oksijen bakımından zengin kanı ve besin maddelerini embriyoya iletir.

KORDON KANI

Doğum sırasında göbek kordonu içinde kalan kana kordon kanı denir. Kordon kanında kök hücre elde edilebilecek en genç hücreler bulunur. Bunlar, saklanmak için dondurulduklarında yaşlanma ve yıpranma süreçleri de durdurulmuş olur. Kordon kanı kök hücrelerinin kemik iliği kök hücrelerine göre üreme hızı daha fazladır. Kordon kanı; lösemi, lenfoma, orak hücreli anemi gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ülkemizde “kordon kanı” bankası olarak hizmet veren kuruluşlar bulunmaktadır.

TUZAK · DAMARIN ADI KANDAN DEĞİL YÖNDEN GELİR

15. ünitede de görmüştün: damarın adını taşıdığı kanın temizliği değil akış yönü belirler. Kalpten uzaklaştıran atardamardır. Göbek kordonunda merkez embriyonun kalbidir; bu yüzden atardamarlar oksijen bakımından fakir kanı ve metabolik atıkları anneye, toplardamar oksijen bakımından zengin kanı ve besin maddelerini embriyoya taşır. Sayı da tuzaktır: atardamar iki, toplardamar bir tanedir.

05 / EMBRİYONİK VE FETAL DÖNEM

38 haftanın takvimi

Gebelik süresi yumurtanın döllenmesinden itibaren yaklaşık 266 gündür (38 hafta). Gebeliğin sekizinci haftasından sonra embriyo fetüs olarak adlandırılır. Döllenmenin 4. haftasında kalp, dakikada yaklaşık 65 atımla çalışmaya başlar.

GEBELİK ZAMAN ŞERİDİ

Kaydırakla haftayı değiştir. Üstteki şeritte hangi dönemde olduğun (embriyo mu fetüs mü) renk değiştirir; altta o haftada olan biten yazılır. 8. haftada ad değişir, ilk üç ay organogenez bandı taralıdır, 6. ayda böbrekler idrar yapmaya başlar, 37. haftadan önce doğum prematüre sayılır. Şeritteki bant genişlikleri şematiktir; hafta aralıkları verilir, gün gün ölçü verilmez.

FETAL DÖNEM — 2. AY

Gebeliğin 8. haftasının sonunda embriyo, fetüs olarak adlandırılır. Bu döneme fetal evre denir. Fetal evrede organlar artık daha belirgin bir hâl alır. Ancak doğuma kadar hatta doğumda bile fetüsün sinir sistemi, böbrekler ve karaciğer gelişimi tam anlamıyla tamamlanmamıştır.

4. AY — 23-190 g

Dördüncü aydan sonra fetüsün organları, yeni doğanınkiyle neredeyse aynıdır. Ancak organlardaki hücresel değişim devam eder. Fetüs, özellikle gebeliğin son 3 ayında ağırlaşır ve boyca uzar. Amniyotik boşlukta hava bulunmadığından fetal yaşam sürecinde solunum işlevi oluşamaz. Gebeliğin 3 ve 4. aylarında omurilik ve beyin sapı ile ilgili refleksler oluşmasına rağmen merkezî sinir sisteminin beyin kabuğunu ilgilendiren işlevleri doğumda bile tam gelişmemiştir.

6. AY — 500-1000 g

Fetüs böbrekleri idrar yapımına gebeliğin yaklaşık 6. ayında başlar ve amniyon sıvısının yaklaşık %70-80’i fetüs idrarından oluşur. Bu idrar, kandaki atıklar göbek kordonu ile atıldığından tam bir idrar değildir. Fetüste böbrek gelişimindeki bozukluklar amniyon sıvısı oluşumunu azaltır ve fetüsün ölümüne yol açabilir.

DOĞUM

Genellikle hamileliğin tamamlanma süresi olan yaklaşık 270 gün sonra çocuk doğar. Bu süreden önce doğan çocuklar prematüre olarak adlandırılır. Doğum başladığında uterustaki kasılmalar sayesinde serviks genişler. Serviksin genişlemesi, oksitosin salgısını artıran sinirlerin uyarılmasını sağlar. Salgılanan oksitosin, uterusun kasılmalarını artırır ve doğum gerçekleşir. Ayrıca oksitosin salgısı, süt kanallarına sütün dolmasını sağlayarak doğan bebeğin beslenmesini ve annenin bu duruma hazır olmasını sağlar.

GELİŞİMİ OLUMSUZ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Fetüs gelişimini genetik ve çevresel faktörler etkilemektedir. Özellikle doku ve organların oluşmaya başladığı erken embriyo döneminde X ışınımına maruz kalma ve kontrolsüz ilaç kullanımı ciddi gelişim bozukluklarına yol açar, hatta gebeliğin sonlanmasına neden olabilir. Hamileliğin ilk üç ayında röntgen çektirmek gibi X ışınımına maruz kalınan uygulamalardan kaçınmalı, doktor kontrolü dışında ilaç kullanılmamalıdır. Tütün mamulleri ve alkollü içeceklerden uzak durulmalıdır.

Anne adayının yeterli, dengeli ve düzenli beslenmesi önemlidir. Folik asit eksikliği fetüsün erken gelişim döneminde beyin ve omurilik oluşumunda sorunlara neden olacağından annenin folik asit ihtiyacı artar. Hamilelikten önce alınmaya başlanması ve özellikle hamileliğin ilk üç ayında kullanılması sağlıklı sinir sistemi gelişimi için önemlidir. Folik asit, fetüste DNA ve protein sentezinin sağlıklı yürütülmesini sağlar. Folik asit; ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, et, yumurta, karaciğer ve baklagillerde bol miktarda bulunur.

Hamilelikte vitaminlere ve demir, kalsiyum, fosfat gibi minerallere olan ihtiyaç artar. Alyuvar üretiminde ve sinir sisteminin gelişiminde B12 vitamini, kemik gelişiminde D vitamini, bağışıklık sisteminde C vitamini gereklidir. K vitamini, kanamalara özellikle doğum sırasında oluşabilecek beyin kanamalarına karşı koruyucudur. Demir eksikliği, anne ve bebekte anemiye sebep olur.

Anne adayının psikolojik sağlığının korunması da hamilelikte önemlidir. Annenin yaşayacağı yoğun stresin sinirsel ve hormonal etkileri fizyolojik tepkilere neden olur. Tansiyon ve kan şekerinin yükselmesi, kalp atışlarının hızlanması, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi fizyolojik tepkiler fetüs sağlığını da etkilemekte; erken doğum riskini artırabilmektedir.

HAMİLELİĞİN İZLENMESİ

Hamilelikte düzenli aralıklarla sürecin takip edilmesi anne adayı ve fetüs için önemlidir. Yapılan takiplerde anne adayının boyu, kilosu, kan değerleri, tansiyonu ölçülmekte ve glikoz tarama testleri uygulanmaktadır. HIV, hepatit B ve birçok enfeksiyon riski taşıyan hastalığa karşı tetkikler yapılmaktadır. Kan uyuşmazlığı durumu varsa fetüsün etkilenip etkilenmediği yapılan testlerle tespit edilmektedir. Ultrason ile fetüste görülebilecek anomali risklerinin erken tespiti yapılabilmektedir. Bu yöntemle fetüsün boyu, kilosu, doku ve organlarının gelişimi izlenmektedir. Koryon villus biyopsisi (plasenta biyopsisi), amniyosentez gibi uygulamalarla kromozomal taramalar yapılmakta, genetik hastalıklar tespit edilmektedir.

Anne yaşının 35’in üzerinde olması, ailede kromozomal anormallik, ultrasondaki şüpheli durumlar gibi riskli gebeliklerde, genellikle 15-20. haftaları arasında amniyosentez uygulanır. Amniyosentezde amniyon sıvısından alınan örnekte kromozomal taramalar yapılarak genetik riskler tespit edilir.

06 / GÜNLÜK HAYAT

Bu ünite sandığından yakın

Kuzeninin ultrason görüntüsünden parmaklarının arasındaki boşluğa kadar, bu bölümün konusu etrafında dolaşıyor.

ULTRASON FOTOĞRAFI

Ailede paylaşılan o siyah beyaz kare rastgele bir görüntü değil: ultrason ile fetüste görülebilecek anomali risklerinin erken tespiti yapılabilmektedir; bu yöntemle fetüsün boyu, kilosu, doku ve organlarının gelişimi izlenmektedir.

PARMAKLARINA BAK

Parmaklarının ayrı olması bir şey eklendiği için değil, bir şey çıkarıldığı için: parmaklar arasındaki boşluklar apoptozis sayesinde gerçekleşir. Bazı hücreler ölüme programlanmıştır.

GÖBEK DELİĞİN

Aynada gördüğün iz, bir zamanlar iki atardamar ve bir toplardamarın geçtiği kordonun yeri. O kordon plasenta ile embriyo arasındaki madde alışverişini sağlayan damarları korur.

ISPANAK YEMEK

“Yeşil sebze ye” cümlesinin altında bir molekül var: folik asit; ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, et, yumurta, karaciğer ve baklagillerde bol miktarda bulunur ve fetüste DNA ve protein sentezinin sağlıklı yürütülmesini sağlar.

DİŞÇİDE RÖNTGEN

Hamile birinin röntgen çekimini niye ertelediğini artık biliyorsun: hamileliğin ilk üç ayında röntgen çektirmek gibi X ışınımına maruz kalınan uygulamalardan kaçınmalı. Sebebi organogenezin tam o aylarda olması.

KUVÖZDEKİ BEBEK

Haberlerdeki “erken doğan bebek” ifadesinin karşılığı: yaklaşık 270 gün sonra çocuk doğar; bu süreden önce doğan çocuklar prematüre olarak adlandırılır. Sinir sistemi, böbrek ve karaciğer gelişimi doğumda bile tamamlanmış değildir.

SU İÇİNDE YÜZMEK

Havuzda kendini hafif hissetmenin sebebi, amniyon sıvısının işiyle aynı mantık: amniyon sıvısı içinde bulunan embriyo, mekanik etkilere karşı korunur. Sıvı, darbeyi yayarak söndürür.

İLK NEFES

Bebeğin doğar doğmaz ağlaması ilk soluğudur: amniyotik boşlukta hava bulunmadığından fetal yaşam sürecinde solunum işlevi oluşamaz. Gaz değişimi o âna kadar plasentadan yürüyordu.

HABERDEKİ “KÖK HÜCRE”

Kordon kanı bankası reklamlarının dayanağı şu: kordon kanında kök hücre elde edilebilecek en genç hücreler bulunur ve lösemi, lenfoma, orak hücreli anemi gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

OYUN · EMBRİYONİK GELİŞİM
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

46 soruluk test · segmentasyon ve hacim değişmezliği, morula-blastula-blastosist, implantasyon ve dört ekstraembriyonik zar, gastrulasyon ve üç embriyonik tabaka, organogenez ve apoptozis, plasenta ile göbek kordonundaki damarların yönü, embriyonik ve fetal dönem takvimi, hamilelik sağlığı

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Tek sayfada embriyonik gelişim

TANIMLAR

Embriyonik gelişim zigot oluşumu ile başlayıp büyüme ve gelişmeyle devam eden yeni bireyin oluşması sürecidir. Büyüme, mitoz ile hücre sayısındaki artıştır. Gelişme, doku ve organların oluşması ve olgunlaşması sürecinde geçirdiği değişikliklerdir. İnsanlarda toplam gebelik süresi 38-40 haftadır. Döllenme sonucu oluşan zigot, önce embriyo; farklılaşmanın ileri evrelerinde fetüs adını alır. Sıra: segmentasyon → gastrulasyon → organogenez.

SEGMENTASYON

Zigotun arka arkaya mitoz geçirmesiyle bir hücre kitlesine dönüştüğü evredir. Yumurta kanalında başlar ve yaklaşık üç gün sürer. Hücrelerin her biri blastomer. Hücre sayısı artmasına rağmen toplam hacim, zigot ile aynıdır; genlerin tamamı aktiftir. Morula dut görünümlü, zona pellusida ile örtülü; blastula içi boş top, boşluğu blastosöl, hücre kitlesi blastosist. Blastosistten alınan hücrelere embriyonal kök hücre denir.

İMPLANTASYON

100’den fazla hücreye sahip olan blastosist, döllenmeden yaklaşık 4-5 gün sonra rahme ulaşıp 1-2 gün sonra endometriyuma tutunur. Blastosistin endometriyum tabakasına tutunması ve gömülmesi olayına implantasyon denir. İmplantasyon sırasında zona pellusida çözünür; salgılanan enzimler gömülmeyi kolaylaştırır, oluşan villuslar besin almada etkilidir.

EKSTRAEMBRİYONİK ZARLAR

Koriyon: gaz değişimi, plasentanın yapısına katılır. Amniyon: embriyoyu dıştan çevreler, içi amniyon sıvısı, mekanik etkilere karşı korur. Allantoyis: göbek kordonunun yapısına katılır, kordondaki kan damarlarını oluşturur. Vitellüs kesesi: kan hücrelerinin erken embriyonik dönemde üretildiği yerdir.

GASTRULASYON

Tek tabakalı blastula gastrulaya dönüşür. Gastrula boşluğu oluşur ve boşluğun dışarı açılan kısmına blastopor (ilk ağız) denir. Gastrula boşluğu, ileriki dönemlerde sindirim borusunu oluşturacaktır. Tabakalar dıştan içe: ektoderm, mezoderm, endoderm. Ektodermden kıl, tırnak, göz merceği; endodermden solunum yolu, karaciğer, pankreas; mezodermden böbrek, üreme organları oluşur. Mezoderm sonradan, içeriye göç eden hücrelerden blastosölde kurulur.

ORGANOGENEZ

Organogenezde ilk oluşan organlar beyin ve omuriliktir. Organ oluşumu, gebeliğin ilk üç ayında gerçekleşir. Bu yüzden ilk üç ayda yetersiz beslenme, bazı ilaçlar, virütik hastalıklar, radyasyon gelişimi olumsuz etkiler. Bazı hücreler ölüme programlanmıştır. Buna apoptozis denir. Parmaklar arasındaki boşluklar, sindirim kanalı boşluğu apoptozis sayesinde gerçekleşir.

PLASENTA

Hem anneye hem de embriyoya ait kan damarlarını içeren disk şeklinde bir yapıdır. Dıştan içe koryon ve amniyon zarından oluşur. Besin maddelerinin, solunum gazlarının ve metabolik atıkların değişiminin gerçekleştiği yerdir; annenin antikorlarının bebeğe geçmesini sağlar. Gebeliğin ilk 10-12 haftasında yüksek oranda hCG salgılar, korpus luteumun bozulmasını önler; hCG azalınca östrojen ve progesteron üretimini plasenta üstlenir. Embriyo ilk 2-4 haftada endometriyumdan beslenir, sekiz haftaya kadar bu sürer.

GÖBEK KORDONU

İçinde embriyoya ait iki atardamar ve bir toplardamar bulunur. Atardamarlar embriyoda üretilen metabolik atıkları ve oksijen bakımından fakir kanı anneye getirir; toplardamar anneden alınan oksijen bakımından zengin kanı ve besin maddelerini embriyoya iletir. Kordon kanında kök hücre elde edilebilecek en genç hücreler bulunur; üreme hızı kemik iliği kök hücrelerinden fazladır.

TAKVİM

Gebelik süresi döllenmeden itibaren yaklaşık 266 gündür (38 hafta). 4. haftada kalp dakikada yaklaşık 65 atımla çalışmaya başlar. 8. haftanın sonunda embriyo fetüs adını alır. 4. aydan sonra organlar yeni doğanınkiyle neredeyse aynıdır; son 3 ayda ağırlaşır ve uzar. 6. ayda böbrekler idrar yapmaya başlar; amniyon sıvısının %70-80’i fetüs idrarındandır. Yaklaşık 270 gün sonra doğum olur; öncesi prematüredir.

DOĞUM VE SAĞLIK

Serviksin genişlemesi oksitosin salgısını artıran sinirleri uyarır; oksitosin uterus kasılmalarını artırır ve doğum gerçekleşir; ayrıca süt kanallarına sütün dolmasını sağlar. Riskler: X ışını, kontrolsüz ilaç, tütün mamulleri ve alkol. İhtiyaçlar: folik asit (sinir sistemi), B12 (alyuvar ve sinir), D (kemik), C (bağışıklık), K (kanamalara karşı), demir (anemi). 35 yaş üstü ve riskli gebeliklerde 15-20. haftalar arasında amniyosentez uygulanır.