Aynı nişte iki tür uzun süre yaşayamaz
Ekolojik niş bir adres değil, bir meslek tanımıdır. İki tür aynı işi yapıyorsa aralarındaki rekabet artar ve biri elenir. Bu ünitede komünite, habitat, ekolojik niş ayrımını; baskın, kilit taşı, istilacı ve gösterge türleri; ekotonu; türler arasındaki altı ilişkiyi; Gause’un paramesyum deneyini ve av-avcı döngüsünü göreceksin.
Belirli bir bölgede birbirleriyle etkileşim hâlinde bulunan canlı ve cansız etmenlerin oluşturduğu sisteme ekosistem denir. Belli bir çevrede birbiri ile etkileşim hâlinde yaşayan, farklı türlerin oluşturduğu topluluğa komünite denir. Komüniteler ekosistemlerin canlı ögelerdir.
İki kaydırağı oynat: derinlik ve kirlilik. Işık huzmesi suya girdikçe zayıflar; kirlilik arttıkça daha yukarıda söner. Sağdaki çubuklar ışığın ulaştığı miktarı, fotosentez yapan canlı sayısını ve tür çeşitliliğini gösterir ve üçü birlikte hareket eder — çünkü temiz ve yeterli gün ışığı alan sucul komünitelerde fotosentez yapan canlı sayısı arttığından tür çeşidi sayısı da artar. Çubuklar şematiktir; sayı değil ilişki verilir.
Ekosistemler; gölet, mercan kayalığı, çayır gibi küçük bölgesel yapılar olabileceği gibi daha geniş bir yaşam alanını içine alan coğrafi bölgelerden de oluşabilir. Kaz Dağları ormanlarını oluşturan ağaç türleri ve bu ormanda yaşayan diğer canlılar, Van Gölü’ndeki balık ve sucul omurgasız canlılar komünite örnekleridir. İnsan sindirim sistemindeki mikroorganizmalar da komüniteye örnek olarak verilebilir. Komüniteler birbiriyle komşu olabilir, kesişebilir ya da birbirini kapsayabilir.
Komünitelerin yapısını simbiyotik etkileşimler, beslenme ilişkileri ve tür çeşitliliği belirler. Komünitelerdeki tür sayılarında farklılıklar vardır. Bazı türler nadir bulunurken bazı türler yaygın olarak bulunabilir. Bir komünitedeki farklı türlerin zenginliği tür çeşitliliği olarak nitelendirilir. Tür çeşitliliğini rekabet, av-avcı ilişkisi gibi canlı etkileşimleri ile ışık, nem, sıcaklık, yağış gibi çevresel faktörler etkiler. Ekosistem çeşitliliği, tür çeşitliliği ve genetik çeşitlilik biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılır.
Ekosistemler karasal ve sucul ekosistemler olarak incelenir. Karasal ekosistemlerde enleme ve büyük bölgesel iklim yapılarına bağlı bir dağılım görülür. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe Güneş ışınlarının geliş açısının değişmesi enlemlerde sıcaklık, gece-gündüz sürelerinin farklılığı ve iklimlerde değişime neden olur. Bu değişimler komünitelerdeki tür çeşitliliğinin farklı olmasını sağlar.
Sucul ekosistemler deniz ve tatlı su ekosistemlerinden oluşur. Her katmanda farklı canlı türleri bulunur. Sucul ekosistemlerdeki komünitelerin tür çeşitliliği ve dağılımını; suyun derinliği ve temizliği, ışık geçirgenliği, kıyıdan uzaklığı belirler. Derinlik arttıkça ışık azaldığından çeşitlilik de azalır. Suların kirlenmesi, ışığın suyun derinliklerine ulaşmasını engeller. Sudaki besin ve oksijen miktarının azalması sonucunda tür çeşitliliği olumsuz etkilenir.
Biyolojik çeşitlilik bir üst şemsiyedir: ekosistem çeşitliliği, tür çeşitliliği ve genetik çeşitlilik biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılır. Yani “tür çeşitliliği” ile “biyolojik çeşitlilik” eş anlamlı değildir; tür çeşitliliği üçünden yalnız biridir. Soruda hangisinin sorulduğuna bak.
Organizmanın ya da popülasyonun doğal olarak yaşadığı, ürediği ve yerleştiği alana habitat denir. Komünitelerde türlerin sahip olduğu görev ve sorumluluklara ekolojik niş denir.
Sekiz ifadeyi tek tek seç. Ok, ifadeyi HABİTAT kutusuna mı EKOLOJİK NİŞ kutusuna mı taşıyacağını gösterir. Ölçüt basit: cümle canlının nerede olduğunu söylüyorsa habitat, ne yaptığını söylüyorsa niştir. Anahtar cümle: habitat bir canlının adresidir; niş ise türün yediği besine, beslenme zamanına, yuva yaptığı yere, doğal olarak yaptığı işlere bakılarak tanımlanır.
Organizmanın ya da popülasyonun doğal olarak yaşadığı, ürediği ve yerleştiği alana habitat denir. İki madde: bir canlının adresidir ve her tür için farklı büyüklüktedir.
Türün yediği besine, beslenme zamanına, yuva yaptığı yere, doğal olarak yaptığı işlere bakılarak tanımlanır. Türe özgüdür. Aynı ekolojik nişe sahip türler arasında besin ve enerji rekabeti artacağından bu türler uzun süre bir arada yaşayamaz.
| Ölçüt | Habitat | Ekolojik niş |
|---|---|---|
| Kısaca | Adres | Görev ve sorumluluk |
| Cevapladığı soru | Nerede yaşıyor? | Ne yiyor, ne zaman aktif, ne iş yapıyor? |
| Paylaşılabilir mi | Birçok tür aynı habitatı paylaşabilir | Türe özgüdür |
| Çakışırsa | Sorun olmayabilir | Rekabet artar, türler uzun süre bir arada yaşayamaz |
Bir tür komünitede iki ayrı sebeple öne çıkabilir: çok olduğu için ya da rolü yüzünden. Birincisi baskın tür, ikincisi kilit taşı türdür ve ikisi karıştırılır.
Beş kavramı gez. Komünite bir daire olarak çizilir; içindeki noktalar türleri gösterir. Baskın türde o türün noktaları sayıca ezici çoğunluktadır; kilit taşı türde sayı azdır ama ona bağlı diğer türlere giden çizgiler vardır — “ÇIKAR” düğmesine bastığında ikisinin komüniteden çıkarılması aynı sonucu vermez. İstilacı türde dışarıdan gelen nokta hızla çoğalır, gösterge türde ortam bozulunca ilk o kaybolur, ekotonda iki komünite iç içe geçer.
Komünitede en fazla bulunan ya da toplamda en yüksek biyokütleye sahip olan, özellikleri ya da faaliyetleri daha fazla dikkat çeken türe baskın (dominant) tür denir. Karasal komünitelerde baskın tür genellikle bitkilerdir. Sucul ortamlarda ise baskın türleri her zaman belirlemek mümkün değildir.
Özellikleri: Komünitenin kaynaklarını en üst düzeyde kullanır. Su, mineraller, besin kaynakları gibi sınırlı kaynaklardan yararlanmada diğer türlere göre daha başarılıdır. Av olmamada ve hastalıklardan korunmada diğer türlerden daha üstündür. Bulunduğu komüniteye adını verir. Örneğin, kızılçam ormanı. Besin ve barınak imkânı sunarak diğer türlerin varlığı ve devamlılığı üzerinde kontrole sahiptir. Komünitelerden uzaklaştırıldığında türlerin bazılarının birey sayısı artarken bazılarının azalır, hatta bazıları yok olur. Zaman içerisinde yaşam alanlarının bozulması, avlanma gibi nedenlerle baskın tür komüniteden uzaklaşırsa başka bir tür, baskın tür hâline gelebilir.
Komünitede varlığı ya da yokluğu başka pek çok türün dağılımını ve sayısını etkileyen, komünite üzerinde güçlü bir kontrol sağlayan türe kilit taşı tür denir. Çayır köpekleri; şahinler, kartallar, çakallar yılanlar ve yaban gelincikleri gibi canlılar için besin kaynağıdır. Çayır köpekleri yer altına yuvalar ve uzun tüneller inşa ederek çayırlıkları adeta bir yer altı kasabasına çevirir. İnşa ettikleri yer altı kasabaları toprağın havalanmasını, dışkıları ise toprağın gübrelenmesini sağlayarak sığır, bizon gibi otlayan canlılar için sağlıklı ve daha verimli otların çoğalmasında rol oynar. Aynı zamanda yuvaları örümcekler, böcekler, semenderler gibi başka canlılar için de barınma alanı olarak kullanılır.
Kilit taşı türler sayıca çok olmasa da ekolojik rolleri bakımından komünitelerin devamlılığını sağlar. Kilit taşı türlerin yok olması komünite yapısının bozulmasına ve ekosistemin işlevini yitirmesine neden olur.
Bir ekosistemin doğal bitki veya hayvan çeşitliliği içinde olmayıp bu bölgeye dışarıdan gelip yerleşen ve doğal düşmanlarının olmadığı ortamda hızla üreyip çevresel ve ekonomik zararlara neden olan komünitenin yapısını bozan bu yeni türlere istilacı türler denir. Örneğin; Caulerpa taxifolia [(Kaulerpa taksifolya), (katil yosun)], Akdeniz sularına yayılmış istilacı bir türdür. İstilacı türün aşırı çoğalması, su kirliliğine ve buna bağlı olarak diğer türlerin zarar görmesine neden olur. Tür çeşitliliği fazla olan komüniteler, istilacı türlere karşı daha dirençlidir. İstilacı türlerin komüniteye verdiği zarar daha az hissedilir.
Ekolojik toleransı düşük olması nedeniyle çevresel değişimlerden en kolay etkilenen türlere gösterge tür denir. Alabalıklar, soğuk ve bol oksijenli sularda yaşadıklarından oksijence zengin suların gösterge türüdür. Deniz eriştesi bitkisi ve Cystoseira (sistoseyra) cinsi algler temiz suları tercih ettikleri için temiz suların gösterge türleridir.
Karasal ekosistemler keskin bir sınırla ayrılmayıp birbiri içine girecek şekilde geçiş alanları oluşturur. Bu oluşan geçiş alanlarına ekoton denir. Karasal ortam ile göl suyu arasındaki bataklık bölge, mağaraların ağzı, ormanlar ile otluklar arasındaki geçiş bölgeleri ekotona örnektir. Ekotonun özellikleri: Az sayıda canlı içerir. Her iki komüniteye ait türler bulunur. Tür çeşidi bakımından zengindir. Madde ve enerji rekabeti daha fazladır.
İkisi de “komüniteyi belirleyen tür” gibi görünür ama ölçüt farklıdır. Baskın tür en fazla bulunan ya da toplamda en yüksek biyokütleye sahip olandır — yani sayı ve kütle ölçütü. Kilit taşı tür ise sayıca çok olmasa da ekolojik rolleri bakımından komünitelerin devamlılığını sağlar — yani rol ölçütü. Bir komüniteye adını veren (kızılçam ormanı) baskın türdür; yok olunca ekosistemin işlevini yitirmesine yol açan kilit taşı türdür.
Komünitede türler arasında rekabet, avlanma av-avcı ilişkisi, amensalizm, mutualizm, kommensalizm ve parazitizm denilen yaşama şekilleri söz konusudur.
Altı ilişkiyi gez. İki tür kutusu çizilir; her birine +, – ya da 0 rozeti basılır ve kutunun rengi değişir. Aradaki ok, kimin kimden etkilendiğini gösterir. Rekabet tek ilişkidir ki her iki türün de rozeti eksidir; mutualizmde ikisi de artı. Alttaki şerit, o an seçili ilişkinin gösterimini (“–,–” gibi) ve açıklamasını yazar.
| İlişki | Basit gösterimi | Etkisi |
|---|---|---|
| Rekabet | – , – | Her iki tür de olumsuz etkilenir. |
| Av-avcı | + , – | Avcı olumlu, av ise olumsuz etkilenir. |
| Parazitizm | + , – | Parazit tür yarar sağlarken onun üzerinde yaşadığı konak olumsuz etkilenir. |
| Amensalizm | 0 , – | Bir tür etkilenmezken ikinci tür olumsuz etkilenir. |
| Mutualizm | + , + | İki tür de etkileşimden fayda sağlar. |
| Kommensalizm | + , 0 | Bir tür etkilenmezken diğer tür bu etkileşimden fayda sağlar. |
“0”: Canlının yarar veya zarar görmediği durumları ifade eder. “+”: Canlının yarar gördüğü durumları ifade eder. “-”: Canlının zarar gördüğü durumları ifade eder.
Üç kutucuğu tek tek aç kapat. Rekabetten söz edebilmek için en az iki organizma aynı kaynağı kullanmalı, kaynak sınırlı olmalı ve rakipler birbirine zarar vermelidir. Üçü birden yeşile dönmeden rozet “REKABET YOK” der — eksik olan şart ayrıca yazılır.
Sınırlı olan kaynaklar canlıları rekabete iter. Bitkilerde ışık, besin, su gibi kaynaklarla birlikte tozlaştırıcılar için de rekabetten söz edilebilir. Hayvanlarda ise besin, su, eş bulma ve alan rekabete neden olur.
Tür içi rekabet bir türün bireyleri arasındaki rekabet olarak adlandırılır. Birey sayısının artması, tür içi rekabetin artmasını tetikler. Tür içi genetik çeşitlilik, farklılıkların oluşmasına dolayısıyla rekabet ortamında güçlü veya zayıf olarak yarışılmasına neden olur. Örneğin; uzun boylu mısırlar, aynı türün kısa boylu olanlarını gölgede bırakarak onları baskılar. Güçlü genç fideler, bodur ve yaşlı olanları gölgeleyerek yeterli ışık almalarını engeller.
Türler arası rekabet; farklı türlere ait bireylerin genellikle aynı su, mineral maddeler ve diğer besin kaynakları, alan paylaşımı, ışık gibi sebeplerle rekabet etmesidir. Örneğin, aynı alanı kullanan bitkilerin ışık kullanımı için rekabeti.
Rekabette iki taraf da zarar görür. Rekabet sonunda taraflardan biri yok olabilir, popülasyondaki birey başına düşen kaynak alımı, hastalıklara ve avcılara karşı dayanıklılık, büyüme ve gelişme oranları azalır.
İki kipi karşılaştır. Ayrı ortamlarda iki paramesyum türü de taşıma kapasitesine ulaşıp yatay devam eder. Aynı ortamda ise P. aurelia yükselirken P. caudatum sıfıra iner. Aynı grafik ekseninde iki eğri birden çizilir; kaydırakla günü değiştirdiğinde o günün birey sayıları okunur. Eğrilerin biçimi ders kitabının şeklinden alınmıştır; ara değerler şematiktir, yalnız eksen aralıkları verilir.
Rus Ekolog Gause (Gaus) iki protist türü olan Paramecium aurelia (Paramesyum aurelya) ve Paramecium caudatumu (Paramesyum kaudatum) sabit koşullarda ve ayrı ortamlarda yetiştirerek aralarındaki rekabeti izlemiş, taşıma kapasitesine ulaştıklarında bir büyüme eğrisi elde etmiştir. Birlikte yetiştirildiklerinde: Bir türün diğerine göre ortamdaki sınırlı besin maddelerini daha etkin kullanması diğer türün birey sayısının azalmasına neden olmuştur. P. aurelia diğer türe üstünlük sağlamış ve P. caudatum yok olmuştur.
Rekabet sonucu bazı bireylerin komüniteyi terk ederek başka yerleşim alanına göç etmesine rekabette elenme denir. Aynı kaynakları kullanan benzer ekolojik nişe sahip türler zamanla kaynak kullanım biçimini değiştirip nişlerinde belirgin farklılıklar oluşturarak komünitede birlikte kalabilmeyi başarır. Bu şekildeki niş değişimi kaynak paylaşımı olarak adlandırılır. Örneğin, aynı habitatta ve aynı besinle beslenen iki fare türü olan Kahire dikenli faresi ile altın dikenli fare birlikte yaşadıklarında Kahire dikenli faresi gece aktifken altın dikenli fare gün boyu aktiftir. Aslında altın dikenli fare de gece aktif olacakken diğeriyle aynı ortamda yaşayabilmek için biyolojik saatini değiştirmiştir.
Kaynak paylaşımı türlerin aynı habitat içinde yaşamalarına izin verir ancak ekolojik niş değişimi canlılarda morfolojik değişikliklere ve davranış değişikliklerine neden olur. Bu duruma karakter değişimi adı verilir. Örneğin, gelincik türleri Mustela nivalis ve Mustela erminea’nın vücut büyüklükleri incelenmiştir. Rekabetsiz ayrı ayrı bulundukları ortamda M. nivalis 42,91 cm, M. erminea 46,0 cm boy ortalamalarına sahipken iki türün aynı habitatta bulunmaları durumunda M. nivalis 39,3 cm, M. erminea 50,4 cm boy ortalamasında ölçülmüştür. Gelinciklerin vücut büyüklüklerindeki değişim aynı komünite içinde beslenme farklılığı ve çeşitliliği sağlar.
Aynı alanda farklı türler arasında gözlenen bir başka beslenme ilişkisi de av-avcı ilişkisidir. Bir canlı, başka canlıları besin olarak tüketmek için saldırıp yaralıyor ya da öldürüyorsa avcı; yaralanan ya da ölen av adını alır. Avcı yarar görürken av zarar gördüğünden “+, –” ilişkisidir.
Kaydırakla yılı değiştir. İki eğri birlikte çizilir: tavşan (av) ve vaşak (avcı). Sağdaki iki çubuk o yılın sayılarını gösterir; altta döngünün hangi aşamasında olduğun yazılır. Avcı tepesi avın tepesinden sonra gelir — avın çok olması avcı sayısını artırır ve av sayısında azalma meydana gelir; av sayısı azaldığında avcı için yeterli av olmaz ve avcıların bir kısmı komüniteden ya göç eder ya da yok olur. Eğriler ders kitabındaki grafiğin biçimini izler; ara değerler şematiktir.
Avın çok olması avcı sayısını artırır ve av sayısında azalma meydana gelir. Av sayısı azaldığında avcı için yeterli av olmaz ve avcıların bir kısmı komüniteden ya göç eder ya da yok olur. Av-avcı arasında birbirini izleyen artış ve azalışlar meydana gelir.
Bitkilerle beslenen canlılarda av-avcı ilişkisini değerlendirdiğimizde; bitkiyle beslenen canlı avcı, bitki av olarak nitelendirilebilir. Av olan bitkiler avcılarından kaçamayacağından kimyasal toksin, diken, iğne gibi yapıları korunma amaçlı kullanabilir. Tütün bitkisindeki nikotin, çeşitli bitkilerin ürettiği taninler kimyasal savunmaya örnek olabilir.
Bir tür hem av hem avcı olabilir. Avcılar avlarını bulmak için keskin duyu organı, yakalama ve kontrol için pençe, diş, zehir gibi adaptasyonlara sahiptir. Örneğin çıngıraklı yılanlar gözleri ile burun delikleri arasında bulunan sıcaklığa duyarlı organları ile avlarının yerini tespit eder, akrepler zehirli iğneleri ile avlarını etkisiz hâle getirir.
Av olan canlılarda yenilmekten kurtulmak için saklanma, uçma, sürü veya grup oluşturma gibi adaptasyonlar gelişmiştir. Av olan canlılar morfolojik ve fizyolojik savunma adaptasyonları da sergiler. Kamuflaj, kirpideki gibi iğnelerin batması (mekanik), kokarcadaki gibi kötü koku yayması (kimyasal savunma)dır. Toksin sentezleme, parlak renklenme, diğer türlere benzeme bunlardan bazılarıdır. Kirpi mekanik olarak dikenleri ile kokarca ise salgıladığı kimyasallarla kendini korumaya çalışır. Ok kurbağası da hem zehirli salgılarıyla hem de parlak renkleri ile avcılardan kendisini koruyabilir.
Bir türün beslenme, korunma, savunma gibi ihtiyaçları doğrultusunda başka bir türün görünüşünü, kokusunu veya sesini taklit etmesi olayına mimikri adı verilir. Mimikri, türün avcıdan korunmasını sağlar. Mimikri hem av hem avcı olan türde görülebilir. Drone sineği, bal arısına benzeyen görüntüsüyle düşmanlarından korunur. Balıkları yakalayarak beslenen timsah kapan kaplumbağası solucan görünümünde bir dile sahiptir.
Mimikri denince akla yalnız avın korunması gelir. Oysa mimikri hem av hem avcı olan türde görülebilir. Drone sineği bal arısına benzeyerek düşmanlarından korunur (av tarafı); timsah kapan kaplumbağası ise solucan görünümünde bir dile sahiptir ve bunu balıkları yakalamak için kullanır (avcı tarafı). Yani aynı strateji bir türde savunma, bir türde tuzaktır. Ayrıca parlak renklenme de bir savunmadır — ok kurbağasında görünürlük “zehirliyim” demenin yoludur.
Kantin kuyruğundan akvaryuma, kulüp seçiminden orman gezisine kadar bu bölümün kavramları etrafında dolaşıyor.
Teneffüste tostun sınırlı, isteyen çok. Rekabetin üç şartı da sağlanıyor: en az iki organizma aynı kaynağı kullanmalı, kaynak sınırlı olmalı, rakipler birbirine zarar vermelidir. Kaynak bol olsaydı — mesela su — rekabet olmazdı.
Sıra numaran habitatına, nöbetçi olduğun gün ve görevin nişine benzer. Habitat bir canlının adresidir; ekolojik niş türün yediği besine, beslenme zamanına, doğal olarak yaptığı işlere bakılarak tanımlanır ve türe özgüdür.
Işık azalınca bitkiler gerilerse şaşırma: derinlik arttıkça ışık azaldığından çeşitlilik de azalır ve suların kirlenmesi, ışığın suyun derinliklerine ulaşmasını engeller. Cam silmek aslında ışık geçirgenliğini geri getirmektir.
Aynı masayı aynı saatte kullanmak yerine biriniz sabah biriniz akşama geçince gerginlik biter. Doğadaki adı kaynak paylaşımı: Kahire dikenli faresi gece aktifken altın dikenli fare biyolojik saatini değiştirmiştir.
Bir sınıfta en kalabalık grup ile sınıfın işleyişini elinde tutan kişi aynı olmayabilir. Doğada da öyle: baskın tür en fazla bulunan ya da en yüksek biyokütleye sahip olandır, kilit taşı tür sayıca çok olmasa da komünitenin devamlılığını sağlar.
Akdeniz’de yayılan katil yosun (Caulerpa taxifolia) bir istilacı tür: doğal düşmanlarının olmadığı ortamda hızla üreyip çevresel ve ekonomik zararlara neden olur. Bir balıkçının şikâyet ettiği şey aslında bir ekoloji konusudur.
Bir derede alabalık görmek suyla ilgili bilgi verir: alabalıklar, soğuk ve bol oksijenli sularda yaşadıklarından oksijence zengin suların gösterge türüdür. Canlı burada bir ölçüm aletidir.
Yürüyüşte ormanın otluğa dönüştüğü o kuşak bir ekoton: her iki komüniteye ait türler bulunur, tür çeşidi bakımından zengindir ama madde ve enerji rekabeti daha fazladır.
Kolunda arı sandığın şey belki de drone sineğiydi: bal arısına benzeyen görüntüsüyle düşmanlarından korunur. Buna mimikri denir ve hem avda hem avcıda görülebilir.
52 soruluk test · ekosistem ve komünite, tür çeşitliliği ile biyolojik çeşitlilik ayrımı, sucul ve karasal dağılım, habitat ile ekolojik niş, baskın-kilit taşı-istilacı-gösterge türler, ekoton, altı tür arası ilişki ve gösterimleri, tür içi ve türler arası rekabet, Gause deneyi, kaynak paylaşımı ve karakter değişimi, av-avcı döngüsü ve adaptasyonlar, mimikri
Belirli bir bölgede birbirleriyle etkileşim hâlinde bulunan canlı ve cansız etmenlerin oluşturduğu sisteme ekosistem denir. Belli bir çevrede birbiri ile etkileşim hâlinde yaşayan, farklı türlerin oluşturduğu topluluğa komünite denir. Komüniteler ekosistemlerin canlı ögelerdir. Komüniteler birbiriyle komşu olabilir, kesişebilir ya da birbirini kapsayabilir.
Komünitelerin yapısını simbiyotik etkileşimler, beslenme ilişkileri ve tür çeşitliliği belirler. Bir komünitedeki farklı türlerin zenginliği tür çeşitliliği olarak nitelendirilir. Tür çeşitliliğini rekabet, av-avcı ilişkisi gibi canlı etkileşimleri ile ışık, nem, sıcaklık, yağış gibi çevresel faktörler etkiler. Ekosistem çeşitliliği, tür çeşitliliği ve genetik çeşitlilik biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılır.
Karasal ekosistemlerde enleme ve büyük bölgesel iklim yapılarına bağlı bir dağılım görülür. Sucul ekosistemlerdeki komünitelerin tür çeşitliliği ve dağılımını; suyun derinliği ve temizliği, ışık geçirgenliği, kıyıdan uzaklığı belirler. Derinlik arttıkça ışık azaldığından çeşitlilik de azalır. Suların kirlenmesi, ışığın suyun derinliklerine ulaşmasını engeller.
Organizmanın ya da popülasyonun doğal olarak yaşadığı, ürediği ve yerleştiği alana habitat denir. Bir canlının adresidir. Her tür için farklı büyüklüktedir. Komünitelerde türlerin sahip olduğu görev ve sorumluluklara ekolojik niş denir. Türe özgüdür. Aynı ekolojik nişe sahip türler arasında besin ve enerji rekabeti artacağından bu türler uzun süre bir arada yaşayamaz.
Komünitede en fazla bulunan ya da toplamda en yüksek biyokütleye sahip olan, özellikleri ya da faaliyetleri daha fazla dikkat çeken türe baskın (dominant) tür denir. Karasal komünitelerde baskın tür genellikle bitkilerdir. Bulunduğu komüniteye adını verir (kızılçam ormanı). Uzaklaştırıldığında bazı türlerin birey sayısı artar, bazılarınınki azalır, bazıları yok olur; yerine başka bir tür baskın tür hâline gelebilir.
Kilit taşı tür: varlığı ya da yokluğu pek çok türün dağılımını ve sayısını etkiler; sayıca çok olmasa da komünitelerin devamlılığını sağlar (çayır köpeği). İstilacı tür: dışarıdan gelip yerleşen, doğal düşmanı olmayan ortamda hızla üreyip zarar veren tür (katil yosun); tür çeşitliliği fazla olan komüniteler istilacı türlere karşı daha dirençlidir. Gösterge tür: ekolojik toleransı düşük olduğu için çevresel değişimlerden en kolay etkilenen tür (alabalık, deniz eriştesi, Cystoseira).
Karasal ekosistemler keskin bir sınırla ayrılmayıp birbiri içine girecek şekilde geçiş alanları oluşturur. Bu oluşan geçiş alanlarına ekoton denir. Örnekler: karasal ortam ile göl suyu arasındaki bataklık bölge, mağaraların ağzı, ormanlar ile otluklar arasındaki geçiş bölgeleri. Az sayıda canlı içerir. Her iki komüniteye ait türler bulunur. Tür çeşidi bakımından zengindir. Madde ve enerji rekabeti daha fazladır.
Rekabet (–,–) her iki tür olumsuz · Av-avcı (+,–) avcı olumlu av olumsuz · Parazitizm (+,–) parazit yarar konak zarar · Amensalizm (0,–) biri etkilenmez öteki zarar görür · Mutualizm (+,+) ikisi de fayda · Kommensalizm (+,0) biri fayda öteki etkilenmez.
Rekabetten söz edebilmek için en az iki organizma aynı kaynağı kullanmalıdır, kaynak sınırlı olmalıdır, rakipler birbirine zarar vermelidir. Bitkilerde ışık, besin, su ve tozlaştırıcılar; hayvanlarda besin, su, eş bulma ve alan rekabete neden olur. Tür içi rekabet bir türün bireyleri arasındadır; birey sayısının artması tür içi rekabeti tetikler. Rekabette iki taraf da zarar görür; taraflardan biri yok olabilir. Gause’un deneyinde P. aurelia üstünlük sağlamış, P. caudatum yok olmuştur.
Rekabette elenme: bazı bireylerin komüniteyi terk edip göç etmesi. Kaynak paylaşımı: benzer nişe sahip türlerin kaynak kullanım biçimini değiştirip birlikte kalması (Kahire dikenli faresi gece, altın dikenli fare gündüz aktif). Karakter değişimi: niş değişiminin morfolojik ve davranış değişikliklerine yol açması (gelincik türlerinde boy ortalamalarının birlikteyken 39,3 ve 50,4 cm’e ayrışması).
Bir canlı, başka canlıları besin olarak tüketmek için saldırıp yaralıyor ya da öldürüyorsa avcı; yaralanan ya da ölen av adını alır. Avın çok olması avcı sayısını artırır ve av sayısında azalma meydana gelir; av azalınca avcıların bir kısmı göç eder ya da yok olur. Av-avcı arasında birbirini izleyen artış ve azalışlar meydana gelir. Bir tür hem av hem avcı olabilir.
Avcıda: keskin duyu organı, pençe, diş, zehir (çıngıraklı yılanın sıcaklığa duyarlı organı, akrebin zehirli iğnesi). Avda: saklanma, uçma, sürü veya grup oluşturma; kamuflaj, kirpide iğne (mekanik), kokarcada kötü koku (kimyasal), toksin sentezleme, parlak renklenme, diğer türlere benzeme. Bitkiler kaçamadığı için kimyasal toksin, diken, iğne kullanır (nikotin, taninler). Mimikri: başka bir türün görünüşünü, kokusunu veya sesini taklit etme; hem av hem avcı olan türde görülebilir.