Üç kriz, üç müdahale, bir de dağılan dünya
1990’dan sonrası Türkiye için iki hikâyenin aynı anda aktığı dönemdir. İçeride 1994, 2001 ve 2008 ekonomik krizleri, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz; dışarıda SSCB’nin dağılması, Bosna Hersek Savaşı, Avrupa Birliği süreci, Körfez Savaşları, 11 Eylül ve Arap Baharı. Bu sayfa ikisini birlikte okur: sınavda “hangi krizde hangi program uygulandı” ile “hangi gelişme Türkiye’yi nasıl etkiledi” aynı sıklıkta sorulur.
Üç kriz de aynı altı başlıkla okunabilir: hükümet programı → sermaye hareketi → piyasa tepkisi → sonuç → alınan program → uygulamalar. Bu yüzden krizleri tek tek ezberlemek yerine zinciri öğrenmek işe yarar; sınavda sorulan da hangi halkanın hangi krize ait olduğudur.
Düğmelerle krizi seç. Canvas o krizin altı halkasını yukarıdan aşağıya diziyor ve halkaları oklarla bağlıyor. Sol üstteki rozet krizin kıvılcımının nerede çaktığını gösterir: 1994 ve 2001 içeride (hükümet programı, siyasi kriz), 2008 dışarıda (ABD). En alttaki halka her zaman alınan önlemlerdir — sınavda en çok karıştırılan yer burasıdır.
Hükümet, daha az borçlanıp kamu borçlanmaya girmeden daha fazla para bastı. Hükümet programı, büyük miktarda sermayenin Türkiye’den çıkmasına sebep oldu. Faizler hızla yükseldi, TL dolara göre değer kaybetti ve bankalarda kuyruklar oluştu. Faizlerdeki yükseliş tüketimin azalmasına, yatırımın ertelenmesine ve ekonominin durma noktasına gelmesine yol açtı.
Başbakan Tansu Çiller, 1994’te 5 Nisan Kararlarını uyguladı. Amacı bozulan dış ticaret dengesini düzeltmek ve döviz piyasasını düzenlemekti. Yeni vergiler konup mevduatlar devletçe garanti altına alındı. Harcama kalemlerinde %30 tasarrufa gidildi. IMF ile stand-by antlaşması yapıldı.
Yatırım sorunları ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle ülkeye sermaye girişi sınırlı oldu. Millî Güvenlik Kurulu siyasi krizi üzerine bankalar faizleri artırdı. Merkez Bankasının döviz rezervleri düştü. Yabancı sermaye kaçtı. Dövize talep borsayı çökertti, gecelik faizler yükseldi ve 1,5 milyon insan işsiz kaldı.
Nisan 2001’de Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı uygulamaya kondu ve 2002 stand-by antlaşması imzalandı. Hükûmet, Dünya Bankasının genel müdür yardımcılarından Kemal Derviş’i ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak görevlendirdi. Ekonomide dışa bağımlılık devam etti. Tarıma desteğin kaldırılması çiftçileri olumsuz etkiledi ve köyden kente göçün artmasına neden oldu.
ABD’de başlayan ve bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz, dış borçlanma yapamaması sebebiyle Türkiye’yi olumsuz etkiledi. Krizin ilk aylarında ihracatta, yatırımlarda ve tüketimde düşüşler yaşandı. Türkiye ekonomisi özellikle büyüme oranı itibarıyla krizden olumsuz etkilendi.
Bankacılık sektörünün güçlü kalabilmesi, sıkı maliye politikaları ve borçluluk oranlarının düşmesi ile kriz hafif atlatıldı. Türkiye, kriz sonrası takip ettiği para politikası ile hızlı ve yüksek ölçekli faiz indirimlerine gitti. KOBİ desteği artırıldı, ihracat destekleri kondu, vergi indirimlerine gidildi ve yurt dışındaki sermaye araçları için Varlık Barışı getirildi.
| Ölçüt | 1994 | 2001 | 2008 |
|---|---|---|---|
| Kıvılcım | Hükümetin karşılıksız para basması | Millî Güvenlik Kurulu siyasi krizi | ABD’de başlayan küresel kriz |
| Kaynak | İç | İç | Dış |
| Uygulanan program | 5 Nisan Kararları (Tansu Çiller) | Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (Nisan 2001) | Faiz indirimi + destek paketleri |
| IMF / stand-by | IMF ile stand-by antlaşması | 2002 stand-by antlaşması | Belirtilmiyor |
| Öne çıkan isim | Tansu Çiller | Kemal Derviş | Belirtilmiyor |
| Toplumsal sonuç | Bankalarda kuyruklar, ekonominin durma noktasına gelmesi | 1,5 milyon işsiz; tarım desteğinin kalkması, köyden kente göç | Büyüme oranında düşüş; kriz hafif atlatıldı |
Üç krizin en çok karıştırılan iki ögesi ikisi de nisan ayında geçiyor:
5 Nisan Kararları → 1994, uygulayan Başbakan Tansu Çiller, amacı
bozulan dış ticaret dengesini düzeltmek ve döviz piyasasını düzenlemek.
Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı → Nisan 2001, adı geçen kişi Kemal Derviş,
geldiği kurum Dünya Bankası.
Kemal Derviş IMF’den değil, Dünya Bankasının genel müdür yardımcılarından gelmiştir; stand-by antlaşması ise IMF ile yapılır. Aynı cümlede iki ayrı kurum var.
1990 sonrasında müdahalenin biçimi her seferinde değişti: 1997’de Millî Güvenlik Kurulunda alınan tavsiye niteliğindeki kararlar, 2007’de bir internet sitesinde yayımlanan bildiri, 2016’da ise doğrudan silahlı kalkışma. Sorularda ayırt edici olan tarih değil, bu biçim farkıdır.
Düğmelerle üç müdahale arasında gez. Canvas 1997-2016 şeridi üzerinde durakları diziyor; seçili durağın altında müdahalenin biçimi ayrı bir kutuda, sonuçları ise madde madde açılıyor. Şeridin üstündeki etiket, müdahalenin hangi araçla yapıldığını söyler — üç durakta üç ayrı araç vardır.
Millî Güvenlik Kurulunda tavsiye niteliğinde alınan kararlar ile; muhalif bazı gazeteciler tutuklandı, bazı siyasi partiler kapatıldı, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) katsayı konusunda aldığı karar, üniversiteye girişte mağduriyetlere neden oldu, ilköğretimde 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması bazı kesimlerin tepkisine neden oldu.
2007’de cumhurbaşkanlığı seçiminde toplantı yeter sayısının 367 milletvekiline ulaşması gerektiği iddia edildi. 27 Nisan 2007 günü Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde daha sonraları “e-muhtıra” olarak adlandırılacak bir bildiri yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde laiklik konusunun tartışılıyor olmasından duyulan rahatsızlık dile getirildi. Ana muhalefet partisinin de bu seçimin iptaline yönelik müracaatı, Anayasa Mahkemesinde görüşüldü ve seçim iptal edildi.
15 Temmuz 2016’da TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)/Paralel Devlet Yapılanması mensubu bir grup subay tarafından Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda darbe kalkışması başlatıldı. Doğrudan rejime ve iktidara yönelen darbe kalkışmasında Türkiye, milleti ve devleti ile büyük bir direniş mücadelesi verdi. Millet, demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi koruma hassasiyetini kararlılıkla ortaya koydu.
| Ölçüt | 28 Şubat 1997 | 27 Nisan 2007 | 15 Temmuz 2016 |
|---|---|---|---|
| Araç | Millî Güvenlik Kurulunda alınan tavsiye niteliğindeki kararlar | Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan bildiri | Silahlı kalkışma (Genelkurmay Karargâhı) |
| Adı | 28 Şubat Askerî Müdahalesi | e-muhtıra | 15 Temmuz Darbe Kalkışması |
| Kimler | Belirli bir örgüt adı verilmez | Genelkurmay Başkanlığı | TSK içindeki FETÖ/PDY mensubu bir grup subay |
| Eğitim/öğretim sonucu | YÖK katsayı kararı; 8 yıllık kesintisiz eğitim | Yok | Yok |
| Siyasi sonuç | Gazeteci tutuklamaları, parti kapatmaları | Cumhurbaşkanlığı seçimi Anayasa Mahkemesince iptal edildi | Milletin direnişiyle kalkışma püskürtüldü |
367, bir seçim barajı ya da milletvekili sayısı değildir: 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde toplantı yeter sayısının 367 milletvekiline ulaşması gerektiği iddia edilmiştir. Yani toplantı yeter sayısı tartışmasıdır.
Seçimi iptal eden kurum Anayasa Mahkemesidir, Genelkurmay değil. E-muhtıra bildiridir; iptal kararı ise yargı kararıdır — soru kökü çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırtır.
Önce terörizmin tanımı gelir, sonra Türkiye’yi hedef alan dört yapı tek tek ele alınır. Sorularda ayırt edici olan her yapının hangi zemini kullandığıdır: etnik köken, iç savaş kargaşası, sızma.
Politik, dinî veya ideolojik hedeflere ulaşmak için korku salma, zorlama, tehdit gibi usullerle şiddetin planlı kullanılmasına terörizm denir.
Tanımın üç ayağı var: hedef (politik, dinî veya ideolojik), usul (korku salma, zorlama, tehdit) ve şiddetin planlı kullanılması. “Planlı” kelimesi tanımın en kritik parçasıdır: münferit bir şiddet olayı bu tanıma girmez.
Canvas ortada terörizm tanımını, çevresinde dört yapıyı gösteriyor. Bir düğmeye bastığında o kolun oku kalınlaşır ve altındaki kutuda o yapının metni açılır; seçili olmayan kollar soluklaşır. Böylece dört yapının ortak tanıma bağlı, ama farklı zeminler üzerinden hareket ettiği tek bakışta görülür.
Etnik kökenleri kullanarak dış güçlerin de desteğiyle Türkiye’yi bölmeyi amaçlamaktadır.
PKK/KCK mensubu birçok terörist, özellikle Suriye iç savaşının başlamasının ardından PYD’nin silahlı kolu durumundaki YPG saflarına kaydırıldı.
2014’ten sonra çoğunlukla Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren DEAŞ terör örgütü, Suriye iç savaşının ortaya çıkardığı kargaşadan faydalandı ve bölgede örgütlendi.
FETÖ, 1999’dan beri ABD’de yaşayan Fetullah Gülen tarafından kuruldu. FETÖ; en üst düzey kademelere kadar sızmak, takiye, görünmezlik, din sömürüsü, güçlü olmak, güçlü kalmak gibi yöntemlere başvurdu.
PYD bir yapı, YPG ise PYD’nin silahlı koludur. Kaydırılan teröristler PKK/KCK mensubudur ve YPG saflarına kaydırılmıştır. Tetikleyici olay Suriye iç savaşının başlamasıdır.
DEAŞ de aynı kargaşadan faydalanmıştır ama 2014’ten sonra ve Suriye ile Irak’ta. Aynı zemin, iki ayrı yapı, iki ayrı tarih.
Bu bölümün mantığı tersine işler: Glasnost ve Perestroyka, SSCB’yi eski gücüne kavuşturmak için açıklanmıştır; sonucu ise ayrılık düşüncesinin güçlenmesi olmuştur. Sınav sorusu tam bu ters sonucu hedefler.
Zincir olayların sırasını birebir izler: ekonomik sorunlar → güç yarışının yükü → Doğu Bloku’ndaki ayaklanmalar → iki politika → ayrılık düşüncesinin güçlenmesi → başarısız darbe girişimi → bağımsızlık ilanları → BDT. Dar ekranda halkalar kendiliğinden alt alta dizilir.
SSCB, XX. yüzyılın son çeyreğinde ekonomik sorunlar yaşamaya başladı. Batı bloğu ile Soğuk Savaş döneminde yaşanan siyasi alandaki güç yarışı, nükleer silahlanma ve Yıldız Savaşları projesi ekonomik alanda SSCB’yi zayıflattı. Bu süreçte Doğu Bloku ülkelerinde özgürlük sağlanması için ayaklanmalar çıktı.
SSCB lideri Mihail Gorbaçov, devletini eski gücüne kavuşturmak için Glasnost ve Perestroyka isimli iki politika açıkladı. Uygulamaya konulan Glasnost ve Perestroyka politikaları, SSCB’yi oluşturan devletlerde ayrılık düşüncesinin güçlenmesine sebep oldu.
Terimlerin sade karşılığı: Glasnost açıklık, Perestroyka yeniden yapılanma demektir.
Gorbaçov’un politikalarına karşı olan askerler, hükümete karşı darbe yapma girişiminde bulundular. Darbe girişiminde başarısız olunsa da süreçten yararlanan SSCB’yi oluşturan devletlerden birçoğu bağımsızlığını ilan etti. Bağımsız olan devletlerden Rusya, Belarus ve Ukrayna’nın öncülüğünde Bağımsız Devletler Topluluğu kuruldu.
SSCB’nin dağılması sürecinde Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını ilan etti. Yeni kurulan bu Türk cumhuriyetlerini tanıyan ilk devlet Türkiye oldu. Türkiye; soy, dil ve kültürel bakımdan yakın olduğu bu devletlerle iş birliğini geliştirmek amacıyla hem devlet hem de sivil toplum kuruluşları tarafından teşkilatlar kuruldu.
Bağımsız Devletler Topluluğu, Rusya, Belarus ve Ukrayna’nın öncülüğünde kurulmuştur. Bağımsızlığını ilan eden beş Türk cumhuriyeti ise Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dır.
İki liste iki ayrı sorunun cevabıdır: “BDT’yi kimler kurdu” → Rusya, Belarus, Ukrayna. “Türk cumhuriyetlerini ilk tanıyan devlet” → Türkiye.
Aynı kıtada iki ayrı dosya: Bosna Hersek Savaşı Türkiye’nin NATO nezdinde sonuç aldığı bir girişimdir; Avrupa Birliği süreci ise 1963’te başlayıp hâlâ süren bir masadır.
Bosna dosyasının halkaları sebep-sonuç sırasıyla dizilidir. Zincirdeki dönüm noktası dördüncü halkadır: Türkiye’nin NATO nezdinde yaptığı çalışmalar sonuç verince savaşın seyri değişmiştir.
SSCB’nin dağılmasından sonra Doğu Bloku ülkelerinde yaşanan çözülmeden Yugoslavya da etkilendi. 1991 yılında dağılan Yugoslavya’dan ayrılan Boşnaklar ile Bosnalı Hırvatlar, Aliya İzzetbegoviç liderliğinde birleşerek Bosna Hersek Devletini kurdular. Bu durumu tanımayan Sırbistan’ın 1992 yılında saldırmasıyla savaş başladı. 1995 yılına kadar Avrupa’nın ortasında gerçekleşen savaşa tüm dünya sessiz kaldı.
Savaşın sona ermesi için Türkiye’nin, NATO nezdinde yaptığı çalışmalar sonuç verdi. 1995 yılında NATO güçleri tarafından Sırbistan güçleri ve mevzileri bombalandı. 1995 yılında ABD’nin girişimleri ile Hırvat, Sırp ve Boşnak liderler arasında Dayton Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Bosna Hersek Federasyonu kuruldu. Sırplar, Boşnaklar ve Hırvatlar bu federasyonun bir parçası kabul edildiler.
Savaş sırasında yaklaşık 200.000 Müslüman katledildi. Başta Srebrenica olmak üzere birçok noktada toplu mezarlar bulundu.
Kaydırağı 1963 ile 2026 arasında sürükle. Canvas üstteki şeritte o yıla kadar geçilen durakları dolu, henüz gelinmemiş durakları boş gösterir; şeridin altındaki ölçüt çubuğu Ankara Antlaşması’ndan o yıla kadar kaç yıl geçtiğini ölçer. Kaydırağı 1980’e getirdiğinde şerit kararır: bu dönem “üyelik süreci uzun süre yürütülemedi” diye anılır.
Türkiye’nin AB’ye giriş süreci 12 Eylül 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile resmen başlamıştır. Bu tarihten sonra Türk siyasi tarihinde yaşanan olaylar, istikrarsızlıklar ve 1980 darbesi sebebi ile üyelik süreci uzun süre yürütülememiştir. 1987’de Türkiye, AET’ye tam üyelik için yeniden başvuru yapmıştır.
Süreç içerisinde Kopenhag Kriterleri ve Maastricht Antlaşması ile AB adını alan birlik, Türkiye’ye üyelik hakkı tanımamıştır. 1996 yılında Gümrük Birliğini imzalayan Türkiye ile 1999 yılındaki Helsinki Konferansı’nda adaylık sürecinin resmen onaylanması sağlanmıştır. 2004 Brüksel Zirvesi kararları neticesinde 2005 yılında başlayan görüşme süreci hâlâ devam etmektedir.
Kopenhag Kriterleri ile Maastricht Antlaşması’nın tarihleri de bilinmelidir: Maastricht Antlaşması 1992’de imzalanmış, Kopenhag Kriterleri 1993’te belirlenmiştir. Birliğin adı “Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)” iken “Avrupa Birliği (AB)” hâline bu süreçte gelmiştir — 1987 başvurusunun AET’ye yapıldığı bu yüzden ayrıca söylenir.
AB dosyasında birbirine en çok karışan üç tarih, üçü de bir şeyin “başlangıcı”:
12 Eylül 1963 · Ankara Antlaşması → sürecin resmen başlaması.
1999 · Helsinki Konferansı → adaylık sürecinin resmen onaylanması.
2005 → görüşme sürecinin başlaması (2004 Brüksel Zirvesi kararları
neticesinde).
1996’daki Gümrük Birliği bunların hiçbiri değildir: üyelik değil, ticaret düzenlemesidir. 1987 ise başvuru tarihidir, adaylık değil.
Ortadoğu üç katmanda ele alınır: bölgenin neden mücadele alanı olduğu, 1948’den 2010’a olaylar ve bunların Türkiye’ye etkileri. Son katman doğrudan sınır güvenliğine, oradan da sınır ötesi operasyonlara bağlanır.
Medeniyetlerin beşiği olan Ortadoğu coğrafyası, tarihin her döneminde siyasi mücadelenin en fazla gerçekleştiği bölge olmuştur. Bölgenin mücadele alanı hâline gelmesinde; konumu, doğal zenginlikleri gibi faktörler etkili olmuştur. 1991’de SSCB’nin dağılması bölgeyi oldukça etkiledi ve birtakım meselelerin daha belirgin ortaya çıkmasında etkili oldu.
1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulması sonucunda bölgede çatışmalar başladı. Yahudilerin tarihî yurtlarına dönme fikri olan Siyonizm burada yeniden harekete geçti. 1948’de 1 milyon Yahudi, Filistin’e yerleştirildi.
1990-2003 Körfez Savaşları Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi sebebi ile başlamıştır. Bu savaşlar neticesinde Irak’ta devlet başkanı Saddam Hüseyin ABD tarafından devrilmiştir. Ancak süreçte Irak’ın kuzey toprakları terör örgütlerinin kamp alanı hâline gelmiştir.
2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharı, dalgalar hâlinde birçok Arap ülkesine sıçramıştır. Arap Baharı sonucunda en sert çatışmaların yaşandığı ülke Suriye olmuştur. Olaylar karşısında Suriye lideri Beşar Esad’ın çok sert tutumu karşısında milyonlarca Suriyeli topraklarını terk etmiş ve mülteci konumuna düşmüşlerdir.
11 Eylül 2001 tarihinde, ABD’nin New York kentinde bulunan Dünya Ticaret Merkezi kulelerine yolcu uçakları ile terör saldırısı düzenlendi. Bu saldırıları El Kaide isimli terör örgütü üstlendi. Bu saldırılar neticesinde iş kuleleri çöktü ve binlerce kişi yaşamını yitirdi.
ABD, bu saldırılardan Irak ve Afganistan’ı sorumlu tuttu. Afganistan’daki Taliban ve Irak’taki Saddam Hüseyin rejimlerini devirdi. El Kaide terör örgütünün lideri Usame Bin Ladin ise 2011 yılında Pakistan’da etkisiz hâle getirildi.
1991 yılında başlayan Irak sorunu süreç içerisinde Türkiye’yi ekonomik ve siyasi yönden olumsuz etkiledi. Irak savaşı boyunca bölgeye uygulanan ambargoya uyan Türkiye, hava üslerini de kullanıma açtı. Irak’tan gelen binlerce mülteciye ev sahipliği yaptı.
1 Mart 2003 yılında ABD askerlerinin Türk toprakları üzerinden Irak’a girmesini TBMM oturumunda reddetti. Bu gelişme ABD’de şok etkisi yaşattı. Irak’ta yaşanan rejim değişikliği sorunları çözmediği gibi, bölgede terör örgütlerinin yuvalanmasına sebep oldu. Kuzey Irak ve Suriye topraklarında varlık gösteren PKK, bölge için bir sorun olmaya devam etti.
Altı sınır ötesi operasyon 2015’ten 2020’ye tek şeritte dizilidir. Düğmeye bastığında o yılın durağı büyür, şeridin altındaki kutu operasyonun adını ve yılını yazar. Şeridin en solundaki etiket bütün zincirin sebebini hatırlatır: Arap Baharı olayları sebebiyle Suriye hükûmetiyle ilişkilerin durma noktasına gelmesi ve Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlama ihtiyacı.
1 Mart 2003’te TBMM’nin reddettiği şey, ABD askerlerinin Türk toprakları üzerinden Irak’a girmesidir. Türkiye’nin ambargoya uyması ve hava üslerini kullanıma açması ise ayrı maddelerdir ve gerçekleşmiştir.
Yani “Türkiye ABD’ye hiçbir destek vermedi” demek yanlıştır: reddedilen kara geçişidir.
Bu bölüm baştan sona isim-başarı-yıl eşleşmesidir; sınavda da böyle sorulur. Düz metin yerine aranabilir tablo koyduk: sınav tekrarında bir ismi ya da bir yılı yazıp doğrudan bulabilirsin.
2015’te Aziz Sancar, moleküler biyoloji alanındaki çalışmasıyla Nobel Kimya Ödülü’nü alan ilk Türk bilim insanı oldu.
Ünitenin en çok sorulan tek cümlesi budur. Ödülün adı Kimya, çalışmanın alanı moleküler biyoloji: soru kökü bu ikisini çoğu zaman yer değiştirir.
Ünitedeki bütün tarihler tek yerde. Arama kutusuna bir yıl (1995), bir kelime (operasyon) ya da bir başlık adı yazabilirsin; yanındaki açılır kutuyla aramayı tek sütunla sınırlayabilirsin.
Bu dönem için sık verilen sekiz maddelik liste (1994, 1997, 2001, 2008, 2013, 2015, 2016, 2019) dönemin tamamını değil, seçilmiş olayları sayar. 27 Nisan 2007 e-muhtırası ayrı bir başlık olarak anlatıldığı hâlde bu listede yoktur — listeye bakıp “2007’de bir şey olmamış” sonucuna varma. Yukarıdaki tam tarih tablosu dönemin bütün olaylarını içerir.
Aynı listedeki 2019 maddesi de tek başına yanıltır: COVİD-19 Aralık 2019’da ortaya çıktı, ama dünya geneline yayılması ve 11 Mart 2020’deki pandemi ilanı ertesi yıldır. “Ortaya çıkış yılı” ile “dünyayı etkisi altına aldığı yıl” aynı şey değildir.
Karışık sırayla gelen olayı doğru krize, doğru müdahaleye ya da doğru başlığa yerleştir. Yanlışta doğru cevap ve sebebi hemen açılır.
1994-2001-2008 ekonomik krizleri, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz, terör örgütleri, SSCB’nin dağılması, Bosna Hersek Savaşı, AB süreci, Ortadoğu ve 11 Eylül üzerine 48 soruluk test.
1994 Türkiye’de ekonomik kriz yaşandı. 1997 28 Şubat Askerî Müdahalesi yapıldı. 2001 ekonomik kriz yaşandı. 2008 ekonomik kriz yaşandı. 2013 17/25 Aralık bürokratik darbe girişimi yapıldı. 2015 Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü’nü aldı. 2016 15 Temmuz Darbe Kalkışması yaşandı. 2019 COVİD-19 dünyayı etkisi altına aldı.
Salgının tarihi iki parçadır: hastalık Aralık 2019’da ortaya çıktı, dünya geneline yayılması ve pandemi ilanı 11 Mart 2020’dir. Listedeki yıl ortaya çıkış yılıdır.
Hükümet daha az borçlanıp kamu borçlanmaya girmeden daha fazla para bastı ve büyük miktarda sermaye Türkiye’den çıktı. Faizler hızla yükseldi, TL dolara göre değer kaybetti ve bankalarda kuyruklar oluştu. Başbakan Tansu Çiller 1994’te 5 Nisan Kararlarını uyguladı; amacı bozulan dış ticaret dengesini düzeltmek ve döviz piyasasını düzenlemekti. Yeni vergiler kondu, mevduatlar devletçe garanti altına alındı, harcama kalemlerinde %30 tasarrufa gidildi, IMF ile stand-by antlaşması yapıldı.
Yatırım sorunları ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle ülkeye sermaye girişi sınırlı oldu. Millî Güvenlik Kurulu siyasi krizi üzerine bankalar faizleri artırdı, Merkez Bankasının döviz rezervleri düştü. Dövize talep borsayı çökertti, gecelik faizler yükseldi ve 1,5 milyon insan işsiz kaldı. Nisan 2001 Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı uygulamaya kondu ve 2002 stand-by antlaşması imzalandı. Kemal Derviş ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak görevlendirildi. Tarıma desteğin kaldırılması çiftçileri olumsuz etkiledi ve köyden kente göçün artmasına neden oldu.
ABD’de başlayan ve bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz Türkiye’yi olumsuz etkiledi. Krizin ilk aylarında ihracatta, yatırımlarda ve tüketimde düşüşler yaşandı. Bankacılık sektörünün güçlü kalabilmesi, sıkı maliye politikaları ve borçluluk oranlarının düşmesi ile kriz hafif atlatıldı. Kriz sonrası hızlı ve yüksek ölçekli faiz indirimlerine gidildi. KOBİ desteği artırıldı, ihracat destekleri kondu, vergi indirimlerine gidildi ve Varlık Barışı getirildi.
28 Şubat: Millî Güvenlik Kurulunda tavsiye niteliğinde alınan kararlar ile muhalif bazı gazeteciler tutuklandı, bazı siyasi partiler kapatıldı, YÖK’ün katsayı kararı üniversiteye girişte mağduriyetlere neden oldu, 8 yıllık kesintisiz eğitim bazı kesimlerin tepkisine yol açtı. 27 Nisan 2007’de Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde “e-muhtıra” yayımlandı; ana muhalefet partisinin müracaatı üzerine Anayasa Mahkemesi seçimi iptal etti. 15 Temmuz 2016’da TSK içindeki FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması mensubu bir grup subay Genelkurmay Karargâhı’nda darbe kalkışması başlattı; millet demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi koruma hassasiyetini kararlılıkla ortaya koydu.
Terörizm: politik, dinî veya ideolojik hedeflere ulaşmak için korku salma, zorlama, tehdit gibi usullerle şiddetin planlı kullanılmasıdır. PKK, etnik kökenleri kullanarak dış güçlerin de desteğiyle Türkiye’yi bölmeyi amaçlamaktadır. PKK/KCK mensubu birçok terörist, Suriye iç savaşının başlamasının ardından PYD’nin silahlı kolu durumundaki YPG saflarına kaydırıldı. DEAŞ 2014’ten sonra çoğunlukla Suriye ve Irak’ta faaliyet gösterdi. FETÖ, 1999’dan beri ABD’de yaşayan Fetullah Gülen tarafından kuruldu; sızmak, takiye, görünmezlik, din sömürüsü gibi yöntemlere başvurdu.
SSCB, XX. yüzyılın son çeyreğinde ekonomik sorunlar yaşamaya başladı; güç yarışı, nükleer silahlanma ve Yıldız Savaşları projesi SSCB’yi zayıflattı. Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka politikalarını açıkladı; bu politikalar ayrılık düşüncesini güçlendirdi. Darbe girişimi başarısız oldu ve birçok devlet bağımsızlığını ilan etti. Rusya, Belarus ve Ukrayna’nın öncülüğünde Bağımsız Devletler Topluluğu kuruldu. Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını ilan etti; bu Türk cumhuriyetlerini tanıyan ilk devlet Türkiye oldu.
1991’de dağılan Yugoslavya’dan ayrılan Boşnaklar ile Bosnalı Hırvatlar, Aliya İzzetbegoviç liderliğinde Bosna Hersek Devletini kurdular. Sırbistan’ın 1992’de saldırmasıyla savaş başladı ve 1995’e kadar süren savaşa tüm dünya sessiz kaldı. Türkiye’nin NATO nezdinde yaptığı çalışmalar sonuç verdi; 1995’te NATO güçleri Sırp güçlerini ve mevzilerini bombaladı. 1995’te Dayton Antlaşması imzalandı ve Bosna Hersek Federasyonu kuruldu. Savaşta yaklaşık 200.000 Müslüman katledildi, başta Srebrenica olmak üzere toplu mezarlar bulundu.
Süreç 12 Eylül 1963’te imzalanan Ankara Antlaşması ile resmen başladı. İstikrarsızlıklar ve 1980 darbesi sebebiyle üyelik süreci uzun süre yürütülemedi. 1987’de AET’ye tam üyelik için yeniden başvuru yapıldı. Kopenhag Kriterleri ve Maastricht Antlaşması ile AB adını alan birlik, Türkiye’ye üyelik hakkı tanımadı. 1996’da Gümrük Birliği imzalandı, 1999 Helsinki Konferansı’nda adaylık süreci resmen onaylandı. 2004 Brüksel Zirvesi kararları neticesinde 2005’te başlayan görüşme süreci hâlâ devam etmektedir.
1948’de İsrail Devleti’nin kurulması sonucunda bölgede çatışmalar başladı; Siyonizm yeniden harekete geçti ve 1 milyon Yahudi Filistin’e yerleştirildi. 1990-2003 Körfez Savaşları Irak’ın Kuveyt’i işgali sebebiyle başladı; Saddam Hüseyin ABD tarafından devrildi. 2010’da Tunus’ta başlayan Arap Baharı birçok Arap ülkesine sıçradı; en sert çatışmalar Suriye’de yaşandı. 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi kulelerine yolcu uçaklarıyla saldırı düzenlendi; saldırıyı El Kaide üstlendi. ABD, Afganistan’da Taliban ve Irak’ta Saddam Hüseyin rejimlerini devirdi; Usame Bin Ladin 2011’de Pakistan’da etkisiz hâle getirildi.
1991’de başlayan Irak sorunu Türkiye’yi ekonomik ve siyasi yönden olumsuz etkiledi. Türkiye ambargoya uydu, hava üslerini kullanıma açtı ve binlerce mülteciye ev sahipliği yaptı. 1 Mart 2003’te ABD askerlerinin Türk toprakları üzerinden Irak’a girmesi TBMM oturumunda reddedildi. Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için 2015’te Şah Fırat, 2016’da Fırat Kalkanı, 2017 İdlib, 2018 Zeytin Dalı, 2019’da Barış Pınarı, 2020’de ise Bahar Kalkanı operasyonlarını yaptı.
Oktay Sinanoğlu Kimya; Gazi Yaşargil Tıp; Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi alanlarında öne çıktı. 2015’te Aziz Sancar, moleküler biyoloji alanındaki çalışmasıyla Nobel Kimya Ödülü’nü alan ilk Türk bilim insanı oldu. Naim Süleymanoğlu 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda halterde dünya şampiyonu oldu; Halil Mutlu aynı dalda birçok altın madalya kazandı. Galatasaray 2000’de UEFA Kupası’nı ve ardından UEFA Süper Kupası’nı kazandı; 12 Dev Adam 2010’da Dünya ikincisi oldu. Nuri Bilge Ceylan 2008’de Üç Maymun’la En İyi Yönetmen Ödülünü aldı; Haluk Bilginer Uluslararası Emmy En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Sertab Erener 2003’te Everyway That I Can isimli şarkısıyla Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinci seçildi.