Otuz yılda üç darbe, dört dış politika dosyası
1960 ile 1990 arasında Türkiye iki cephede birden yaşadı. Dışarıda Kıbrıs, kıta sahanlığı, Ege adaları, Batı Trakya ve ASALA dosyaları açıldı. İçeride ise 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 — her biri bir anayasa, bir kurum ya da bir yasak bıraktı. Bu sayfada iki cepheyi birlikte okuyacağız, çünkü sınavda “hangi darbeden sonra hangi kurum kuruldu” ile “hangi krizden sonra hangi harekât yapıldı” aynı sıklıkta sorulur.
Düğmelerle duraklar arasında gez. Canvas 1571-1983 şeridi üzerinde on iki durağı diziyor; seçtiğin durak büyür, altındaki kutuda o durağın metni açılır. Şeridin rengi adanın kimin yönetiminde olduğunu gösterir: Osmanlı dönemi, İngiliz dönemi, Kıbrıs Cumhuriyeti dönemi ve harekât sonrası bölünmüş dönem ayrı ayrı taranır. 20 Temmuz 1974 durağında şerit ikiye ayrılır ve adanın üçte biri ayrı bir renk alır.
Kıbrıs, 1571 yılında II. Selim Dönemi’nde Osmanlı’ya katıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra geçici olarak İngiltere’ye bırakıldı. I. Dünya Savaşı başladığında İngiltere, Kıbrıs Adası’nı imparatorluğuna kattığını ilan etti. Lozan Barış Antlaşması’nda Kıbrıs, İngiltere’ye verildi.
Sıralamadaki kritik kelime “geçici”dir: 1878’de ada İngiltere’ye geçici olarak bırakıldı, ilhak ise I. Dünya Savaşı’nın başında ilan edildi. Lozan bunu hukuken tamamladı.
1950’li yıllarda İngiltere’nin Kıbrıs’tan çekilme kararı alması üzerine Yunanistan Ada’nın kendi yönetimine bırakılması (Enosis) için girişimlerde bulundu. 1955’te Kıbrıs Mücadelesi Ulusal Örgütü (EOKA) kuruldu. EOKA, Türklere karşı şiddet kullanarak Ada’yı Türklerden temizlemeyi amaçladı. EOKA’nın Türk köylerinde katliamlar yapması üzerine Kıbrıslı Türkler, 1957’de TMT’yi (Türk Mukavemet Teşkilatı) kurdu.
ABD’nin duruma müdahale etmesi üzerine Türkiye ve Yunanistan arasında görüşmeler başladı. 11 Şubat 1959’da imzalanan Zürih Antlaşması’yla Kıbrıs’ın bağımsızlığı resmîleşti. 1960’ta İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın imzaladığı Londra Antlaşması’yla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci resmen başladı.
Rumlar, Akritas Planı adı verilen bir proje hazırlayarak bir dizi anayasa değişikliği ile Ada’daki Türklerin haklarını kısıtlayıp azınlık durumuna düşürmeyi planladılar. Rumların Türkler üzerine yaptıkları cinayetlere ve katliama Kanlı Noel adı verildi.
Gelişmeler üzerine Türk savaş uçakları Rumları ihtar etmek için Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Uçuş görevinin komutanı Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı, Rumlar tarafından düşürüldü. Esir düşen Yüzbaşı Cengiz Topel Rumların işkencesi sonucu şehit oldu.
Lefkoşa’nın Rum ve Türk tarafını birbirinden ayırmak için İngiltere tarafından Yeşil Hat adı verilen bir sınır çizildi. Türkiye’nin gelişmeler karşısında garantör olarak müdahale edeceğini duyurması üzerine ABD Başkanı Johnson (Cansın), Başbakan İsmet İnönü’ye tehditkâr bir mektup yazdı. Kıbrıs’taki Türk toplumu, 1967’de Dr. Fazıl Küçük önderliğinde Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi’ni kurdu.
1974 yılının olayları arka arkaya, tek bir zincir hâlinde okunur. Zincirdeki en kritik halka üçüncüsüdür: Cenevre Konferansı sonuçsuz kaldığı için ikinci harekât yapılmıştır. Zincir dar ekranda kendiliğinden alt alta dizilir.
15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta Yunanistan’a bağlı subaylar askerî bir darbe yaparak Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdiler. Yerine EOKA’nın lideri Nikos Samson’u geçirdiler ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Türkiye, Kıbrıs Anayasası’na aykırı olarak yapılan bu harekete karşı 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdi.
Birleşmiş Milletler’in taraflara ateşkes çağrısında bulunması üzerine 25 Temmuz 1974’te taraflar Cenevre Konferansı’nda toplandı. Konferansın sonuçsuz kalması üzerine Türkiye 14 Ağustos 1974’te İkinci Barış Harekâtı’na başladı. Adanın üçte biri Türk kontrolüne geçince harekât sona erdi.
13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti.
Kıbrıs’ta Türk tarafının kurduğu yapı tek seferde devlet olmadı; üç aşamadan geçti ve sınavda hangi aşamanın hangi tarihe ait olduğu sorulur:
1967 → Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi (Dr. Fazıl Küçük önderliğinde) —
harekâttan önce.
13 Şubat 1975 → Kıbrıs Türk Federe Devleti — harekâttan hemen sonra.
15 Kasım 1983 → Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti — bağımsızlık ilanı.
Rum tarafında ise 1974’te “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ilan edildi; bu, harekâtın sebebidir, sonucu değil.
Üç sorundan birini seç. Canvas Ege’yi bir kesit olarak çizer: solda Anadolu, sağda Yunanistan, ortada deniz ve adalar. Kıta sahanlığı seçildiğinde deniz tabanı görünür ve Anadolu’nun doğal uzantısı taranır; Ege adaları seçildiğinde adalar üzerinde silahlanma işaretleri belirir; karasuları için üstteki kaydırağı 6’dan 12 mile çektiğinde Yunan karasuları genişler ve serbest denizin nasıl daraldığını doğrudan görürsün.
Türkiye, 1973’te Ege Denizi açıklarında petrol aramak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Şirketine arama ruhsatı verdi. Yunanistan, söz konusu bölgenin Yunan karasularına ait olduğunu ve Türkiye’nin bu konuda ruhsat vermeye yetkisi olmadığını iddia etti.
Türkiye ise coğrafi olarak Anadolu’nun doğal uzantısının Ege Denizi’nin altından ruhsat verilen bölgelere kadar uzandığını, buraların kendi kıta sahanlığı içerisinde yer aldığını savundu. Ayrıca Yunanistan Ege Denizi’ndeki karasularının genişliğini 6 deniz milden 12 mile çıkarmak istedi. İki taraf arasında yapılan müzakerelerden de bir sonuç çıkmayınca mesele çözülmeden olduğu gibi bırakıldı.
Lozan Antlaşması’nda, Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye bırakıldı. On İki Ada ise İtalya’da kaldı. Ayrıca Anadolu Yarımadası’na yakın adaların silahsızlandırılması kabul edildi.
II. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan İtalya 1947 Paris Antlaşması’yla On İki Ada’yı Yunanistan’a bıraktı. Yunanistan’ın, Ege Denizi’ni bir Yunan denizi hâline getirmek amacıyla Ege Denizi’ndeki adaları silahlandırmaya başlaması ile iki devlet arasındaki gerilim arttı.
Batı Trakya, Lozan Barış Konferansı’nda Yunanistan’a bırakıldı. Yunanistan, Lozan Barış Antlaşması’nda azınlıklar için tanınan hakları buradaki Türk azınlığa uygulamaktan kaçınmaktadır.
Bu dosya, ünite 6’daki mübadele konusunun devamıdır: Batı Trakya’daki Türkler mübadeleden hariç tutulmuştu ve orada kalmışlardı. Sorunun kaynağı da tam bu: orada kalan azınlığa Lozan’ın tanıdığı hakların uygulanmaması.
| Dosya | Türkiye’nin tezi | Yunanistan’ın tezi | Durumu |
|---|---|---|---|
| Kıta sahanlığı | Anadolu’nun doğal uzantısı Ege’nin altından ruhsat verilen bölgelere kadar uzanır | Bölge Yunan karasularına aittir, Türkiye’nin ruhsat verme yetkisi yoktur | Müzakerelerden sonuç çıkmadı, mesele çözülmeden bırakıldı |
| Karasuları | Genişliğin 6 milde kalması | 6 deniz milden 12 mile çıkarılması | Kıta sahanlığı sorununun bir parçası olarak sürdü |
| Ege adaları | Lozan’da Anadolu’ya yakın adaların silahsızlandırılması kabul edilmişti | Ege’yi bir Yunan denizi hâline getirmek için adaları silahlandırma | İki devlet arasındaki gerilim arttı |
On İki Ada’nın hikâyesi iki adımlıdır ve tek adımda hatırlanırsa yanlış olur:
Lozan (1923) → On İki Ada İtalya’da kaldı; Bozcaada ve Gökçeada
Türkiye’ye bırakıldı.
1947 Paris Antlaşması → II. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan İtalya, On İki Ada’yı
Yunanistan’a bıraktı.
Yani On İki Ada Lozan’da Yunanistan’a verilmedi; oraya bir dünya savaşı sonrası, İtalya üzerinden geçti. Lozan’daki asıl Türk kazanımı Bozcaada ve Gökçeadadır.
Düğmelerle duraklar arasında gez. Canvas 1878-1994 şeridi üzerinde sorunun ortaya çıkışından örgütün etkisini yitirmesine kadar olan durakları çizer. 1973-1984 aralığı ayrı bir kuşak olarak taranır ve içinde 34 diplomat sayacı durur; 1983 Orly saldırısı durağında bu kuşak kırmızıdan griye döner — “Avrupa’daki desteğini kaybetti” cümlesi tam burayı anlatır.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Berlin Antlaşması’nda Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili ıslahat yapmayı kabul etmesiyle “Ermeni Sorunu” ortaya çıktı. Rusya ve İngiltere Osmanlı’yı parçalamak amacıyla Ermenileri kullandılar.
Ermeniler, Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar Cemiyeti ve Karahaç Cemiyeti gibi çeteler kurdular. I. Dünya Savaşı sırasında Ermeni çeteleri Rus ordusunun yanında savaştılar. Cephe gerisinde Türk köylerine saldırılar düzenlediler.
27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu ile Ermeniler, Suriye bölgesine zorunlu göçe tabi tutuldu. Kazım Karabekir Paşa komutasında Türk ordusu ile Ermenistan kuvvetleri 1920 Eylülünde savaştı. Yaklaşık üç ay süren savaşı kaybeden Ermenistan ile Gümrü Antlaşması yapıldı. Böylece Ermenilerin yıkıcı faaliyetleri son buldu.
Ermeni lobisinin kışkırtması ve Batılı devletlerin desteğiyle Türklere karşı “Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu” isimli kısaca ASALA olarak bilinen terör örgütü kuruldu. ASALA terör örgütünün yaptığı saldırılarda 1973-1984 yılları arasında 34 Türk diplomatı ve dış temsilcilik mensubu hayatını kaybetti.
ASALA, 15 Temmuz 1983’te Paris’in Orly Havaalanı’nda düzenlediği bombalı saldırı sonrası Avrupa’daki desteğini kaybetti. 1994’ten sonra örgüt etkisini tamamen yitirdi.
Türkiye, sorunun çözümünün siyasi olmadığını, tarihî bir mesele olduğunu savunmaktadır.
Ermeni lobisi, Türkiye’yi soykırım yapan ülke olarak kabul etmeleri için başta ABD olmak üzere Rusya ve Fransa gibi ülkelerde çalışmalar yapmaktadır.
Bu bölümde üç ayrı yapıdan söz edilir ve üçü farklı dönemlere aittir:
Çeteler (Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar
Cemiyeti, Karahaç Cemiyeti) → Osmanlı dönemi, I. Dünya Savaşı’nda Rus ordusu yanında
savaştılar.
ASALA → terör örgütü, 1973-1984 saldırıları, 1994’ten sonra etkisini yitirdi.
Ermeni lobisi → bugün ABD başta olmak üzere Rusya ve Fransa gibi ülkelerde çalışma
yapan yapı.
Soru kökünde “çete” geçiyorsa Osmanlı dönemini, “terör örgütü” geçiyorsa ASALA’yı, “lobi” geçiyorsa bugünü düşün.
Üç müdahaleden birini seç. Canvas üç katmanlı bir tablo çizer: üstte sebep, ortada siyasi etkiler, altta sosyoekonomik etkiler. Üç müdahaleyi sırayla gezdiğinde ortadaki katmanın nasıl zıt yönlere gittiğini görürsün: 1960 özgürlükleri genişletir (1961 Anayasası), 1971 daraltır (temel hak ve özgürlüklerde kısıtlama), 1980 ise siyaseti tümüyle durdurur (partiler kapatılır). Sol kenardaki özgürlük ölçeği her seçimde yukarı ya da aşağı kayar.
Demokrat Parti iktidarında yaşanan dönüşüm partiyi halkın gözünde yüceltse de muhalefetin iktidara yönelik sert eleştirileri partiyi yıprattı. DP, 18 Mayıs 1960’ta muhalefet ve basının faaliyetlerini araştırmak üzere bir “Tahkikat Komisyonu” kurdu. DP’nin basın üzerinde baskı kurması zamanla ülkedeki çatışmaları artırdı, yaşanan huzursuzluktan dolayı ordu da DP’ye karşı tavır aldı. Milli Birlik Komitesi (MBK) ismi verilen bir grup subay, 27 Mayıs 1960’ta askerî bir darbe yaptı. MBK’nin müdahalesiyle devlet idaresi ordunun kontrolüne geçti.
1960 Askerî Darbesi sonrasında kabul edilen 1961 Anayasası ile verilen özgürlükler, fırsata dönüştürülemedi ve dünyadaki gelişmelere bağlı olarak toplum, siyasetten eğitime her alanda kutuplaşmaya gitti. Hükûmetin düşmesi sonrasında tüm partilerin katılımıyla oluşturulan millî mutabakat hükûmetleri de istenen istikrarı sağlayamadı hatta durum daha da kötüye gitti. Durumun sorumlusu olarak Süleyman Demirel Hükûmetini gören kuvvet komutanları, 12 Mart 1971’de TBMM’ye muhtıra vererek iktidarın görevi bırakmasına sebep oldu.
12 Mart Muhtırası sonrası Türkiye’de siyasi istikrarsızlıklar, ekonomik bunalımlar, sosyal çalkantılar daha önce görülmemiş seviyelere çıktı; anarşi daha da arttı, binlerce insanın öldüğü terör olayları yaşandı. Ordu, 12 Eylül 1980’de darbe yaparak ülke yönetimine tekrar el koydu.
Bir yıl (“1961”), bir kurum (“TRT”) ya da bir kavram (“grev”) yaz. Sütun seçicisiyle yalnız “Tür” sütununda arayarak siyasi ve sosyoekonomik etkileri ayrı ayrı çalışabilirsin — sınav sorusu çoğunlukla bu ayrımı ister.
Cumhuriyet Dönemi askerî darbeler süreci başladı. Darbe sonrası kurulan Kurucu Meclisin hazırladığı anayasa 1961’de kabul edildi. Anayasa Mahkemesi, Millî Güvenlik Kurulu, Cumhuriyet Senatosu, Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlar kuruldu. Üniversitelere ve 1964’te kurulan TRT’ye özerklik verildi.
Cumhuriyet tarihinin bu ilk askerî darbesi olan 1960 İhtilali Türkiye’nin demokratikleşme sürecini ciddi bir kesintiye uğratmıştır.
1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlüklerle Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin sayısında artışlar yaşandı. Sosyal devlet anlayışı gelişti, toplu sözleşme ve grev hakkı getirildi. Karma ekonomi modeline geçildi. Darbe sonrası Devrim otomobilinin üretilmesi gibi birtakım millî atılım hamleleri yapılmışsa da siyasi istikrarsızlıklar yatırımların devamlılığını sekteye uğrattı.
1961 Anayasası’nın topluma tanıdığı özgürlüklerin devlet otoritesini güçsüzleştirdiği gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerde kısıtlamalara gidildi. Sosyalizm, üniversite ve sivil toplum kuruluşları (STK) yoluyla etkili olmaya başladı. Siyaset iki kutuplu olmaktan çıkarak çoklu bir yapıya büründü. Adalet Partisi (AP) ve Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) yanı sıra Alparslan Türkeş liderliğinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Necmettin Erbakan liderliğinde Millî Selamet Partisi (MSP) kuruldu. Siyasal cepheleşme ve terör eylemleri 12 Eylül 1980 Darbesi’ne zemin hazırladı.
1971 Muhtırası sonrasında kurulan koalisyon hükûmetleri istikrarlı bir ekonomik program uygulayamadı. 1973’te küresel petrol krizinin de etkisiyle Türkiye’de döviz darboğazı yaşandı. Enflasyon %100 seviyelerine çıktı. TL, dolar karşısında büyük oranda değer kaybetti. Siyasetteki çok kutupluluk sanata ve üniversiteler başta olmak üzere eğitim kurumlarına da yansıdı.
TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, tutuklanan liderler siyasi yasaklı ilan edildi. Cumhurbaşkanlığı görevine Kenan Evren getirildi. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri Millî Güvenlik Konseyi tarafından kullanıldı. 1983’te yapılan seçimlerle TBMM yeniden işlerlik kazandı. Ancak getirilen %10 seçim barajı ile küçük partilerin etkisi kırıldı.
Sendikal faaliyetler ertelendi veya durduruldu. Bankerler halkın mevduatlarını toplamada bankaların önüne geçti. Toplumsal kargaşanın ve darbelerin getirdiği tedirgin edici ortam göçlere sebep oldu.
Üç olay üç ayrı kelimeyle anılır ve fark, yönetimin kime geçtiğindedir:
27 Mayıs 1960 — darbe. MBK’nin müdahalesiyle devlet idaresi ordunun
kontrolüne geçti.
12 Mart 1971 — muhtıra. Ordu yönetime el koymadı; TBMM’ye muhtıra vererek iktidarın
görevi bırakmasına sebep oldu. Meclis açık kaldı.
12 Eylül 1980 — darbe. Ordu ülke yönetimine tekrar el koydu, TBMM ve siyasi
partiler kapatıldı.
Kısa yol: 1971’de meclis kapanmadı, hükûmet düştü. Öteki ikisinde yönetim doğrudan orduya geçti. Bir ayrıntı daha: 1960 darbesi Cumhuriyet tarihinin ilk askerî darbesidir ve Türkiye’nin demokratikleşme sürecini ciddi bir kesintiye uğratmıştır.
Kaydırağı sağa çektikçe köyden şehre giden zincir adım adım açılır. Canvas solda küçülen bir köy, sağda büyüyen bir şehir çizer; her adımda aradaki göç oku kalınlaşır ve şehir kutusunun içine yeni bir yapı eklenir: fabrika, üniversite, hastane, yol. Zincirin mantığı şu: fabrika açılır → iş gücü ihtiyacı doğar → ulaşım kolaylaşır → göç cazip hâle gelir.
Türkiye’de 1950’lerden itibaren hızla artan ekonomik değişim ve gelişmelerin etki alanı çok geniş oldu. Kömür, petrol vb. maden kaynaklarına dayalı yeni işletmelerin; demir-çelik fabrikaları, rafineriler gibi ağır sanayi fabrikalarının açılması küçük yerleşim yerlerinin şehirlere dönüşmesini sağladı.
Trabzon, Erzurum, Samsun, Konya, İzmir, Malatya, Adana, Bursa gibi şehirlerde üniversitelerin, hastanelerin ve kamu iktisadi teşekküllerinin (KİT) açılmasıyla bu şehirler büyüdü. Gelişen şehirlerin üretim ve hizmet sektörlerinde eleman ihtiyacı doğdu.
Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması sanayide kullanılacak tarım ürünlerinin üretimini artırdı. Karadeniz’de çay ve fındık; Anadolu’nun farklı yerlerinde şeker pancarı, yağ, pamuk vb. fabrikaların kurulması iş gücü ihtiyacını artırdı. Ulaşıma yapılan yatırımlar, bölgeler arasındaki gidiş gelişleri kolaylaştırarak seyahat ve göçü cazip hâle getirdi.
Halk müziği, arabesk müzik, Türk halk müziği ve rock müziği geniş kitlelere ulaştı. 1968’de TRT ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi ve yaygınlaşmaya başlayan televizyon, zamanla en popüler yayın aracı durumuna geldi. Masaüstü şeklinde tasarlanan bilgisayarlar ise ilerleyen yıllarda Turgut Özal Dönemi’nde Türkiye’ye getirildi.
1983 seçimleriyle iktidara gelen Anavatan Partisinin (ANAP) Genel Başkanı ve Başbakanı Turgut Özal Dönemi’nde; otoyollar, enerji ve kent yatırımlarına ağırlık verildi. Ekonomide liberalleşme kapsamında telefon, renkli televizyon ve otoyollar halkın hizmetine sunuldu; özel televizyon kanalları açıldı.
Özal’a göre Türkiye’nin önceliği ekonomik kalkınmaydı. Türkiye’yi refaha kavuşturacak, uluslararası ekonomik sisteme entegre edecek adımlar, 12 Eylül 1980 Askerî darbesi öncesinde hazırlanan 24 Ocak Kararları’nın uygulanmasından geçiyordu.
1983 seçimleriyle iktidara gelen Özal’ın uyguladığı ekonomik program, adı üstünde 24 Ocak Kararlarıdır ve hazırlanış tarihi konusunda tereddüt yoktur: 12 Eylül 1980 Askerî darbesi öncesinde hazırlanan.
Yani kararlar darbenin ürünü değil, darbeden önce hazırlanmış ve sonrasında uygulanmış bir programdır. Soru kökü “12 Eylül darbesiyle alınan ekonomik kararlar” derse tuzağa düşme; kararlar darbeden önceye aittir, uygulanması sonraya.
TRT bu ünitede iki ayrı yerde geçiyor ve iki tarih birbirine karışıyor:
1964 → TRT kuruldu ve üniversitelerle birlikte özerklik verildi
(27 Mayıs 1960 darbesinin siyasi etkileri arasında sayılır).
1968 → TRT ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi (sosyokültürel gelişmeler arasında
sayılır).
Biri kurumun doğuşu ve özerkliği, öteki ilk televizyon yayını. Dört yıl arayla, iki ayrı başlık altında.
Karışık sırayla gelen olayı doğru tarihe, doğru darbeye ya da doğru soruna yerleştir. Yanlışta doğru cevap ve sebebi hemen açılır.
Kıbrıs sorunu, Ege ve Batı Trakya dosyaları, ASALA, üç askerî müdahale ve 1960 sonrası toplumsal değişim üzerine 50 soruluk test.
Kıbrıs, 1571 yılında II. Selim Dönemi’nde Osmanlı’ya katıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra geçici olarak İngiltere’ye bırakıldı. I. Dünya Savaşı başladığında İngiltere, Kıbrıs Adası’nı imparatorluğuna kattığını ilan etti. Lozan Barış Antlaşması’nda Kıbrıs, İngiltere’ye verildi.
1950’li yıllarda İngiltere’nin Kıbrıs’tan çekilme kararı alması üzerine Yunanistan Enosis için girişimlerde bulundu. 1955’te EOKA kuruldu ve Türklere karşı şiddet kullanarak Ada’yı Türklerden temizlemeyi amaçladı. Kıbrıslı Türkler 1957’de TMT’yi (Türk Mukavemet Teşkilatı) kurdu. 11 Şubat 1959’da imzalanan Zürih Antlaşması’yla Kıbrıs’ın bağımsızlığı resmîleşti. 1960’ta Londra Antlaşması’yla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci resmen başladı.
Rumlar, Akritas Planı adı verilen bir proje hazırlayarak Ada’daki Türklerin haklarını kısıtlayıp azınlık durumuna düşürmeyi planladılar. Rumların Türkler üzerine yaptıkları cinayetlere ve katliama Kanlı Noel adı verildi. Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı Rumlar tarafından düşürüldü ve esir düşen Topel şehit oldu. Lefkoşa’nın Rum ve Türk tarafını ayırmak için İngiltere tarafından Yeşil Hat çizildi. ABD Başkanı Johnson, Başbakan İsmet İnönü’ye tehditkâr bir mektup yazdı. 1967’de Dr. Fazıl Küçük önderliğinde Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi kuruldu.
15 Temmuz 1974’te Yunanistan’a bağlı subaylar darbe yaparak Makarios’u devirdiler, yerine EOKA’nın lideri Nikos Samson’u geçirdiler ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Türkiye 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdi. 25 Temmuz 1974’te taraflar Cenevre Konferansı’nda toplandı; konferansın sonuçsuz kalması üzerine Türkiye 14 Ağustos 1974’te İkinci Barış Harekâtı’na başladı. Adanın üçte biri Türk kontrolüne geçince harekât sona erdi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti.
Türkiye, 1973’te Ege Denizi açıklarında petrol aramak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Şirketine arama ruhsatı verdi. Türkiye, Anadolu’nun doğal uzantısının Ege Denizi’nin altından ruhsat verilen bölgelere kadar uzandığını savundu. Yunanistan karasularının genişliğini 6 deniz milden 12 mile çıkarmak istedi. Müzakerelerden sonuç çıkmayınca mesele çözülmeden olduğu gibi bırakıldı. Lozan’da Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye bırakıldı, On İki Ada İtalya’da kaldı; İtalya 1947 Paris Antlaşması’yla On İki Ada’yı Yunanistan’a bıraktı.
Batı Trakya, Lozan Barış Konferansı’nda Yunanistan’a bırakıldı ve Yunanistan azınlıklar için tanınan hakları buradaki Türk azınlığa uygulamaktan kaçınmaktadır. Berlin Antlaşması’nda Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili ıslahat yapmayı kabul etmesiyle “Ermeni Sorunu” ortaya çıktı. 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu ile Ermeniler Suriye bölgesine zorunlu göçe tabi tutuldu. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki savaşın ardından Ermenistan ile Gümrü Antlaşması yapıldı. ASALA saldırılarında 1973-1984 yılları arasında 34 Türk diplomatı ve dış temsilcilik mensubu hayatını kaybetti; örgüt 15 Temmuz 1983 Orly saldırısı sonrası Avrupa’daki desteğini kaybetti ve 1994’ten sonra etkisini tamamen yitirdi.
DP, 18 Mayıs 1960’ta muhalefet ve basının faaliyetlerini araştırmak üzere bir “Tahkikat Komisyonu” kurdu. Milli Birlik Komitesi (MBK) ismi verilen bir grup subay, 27 Mayıs 1960’ta askerî bir darbe yaptı ve devlet idaresi ordunun kontrolüne geçti. Kurucu Meclisin hazırladığı anayasa 1961’de kabul edildi. Anayasa Mahkemesi, Millî Güvenlik Kurulu, Cumhuriyet Senatosu, Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlar kuruldu. Üniversitelere ve 1964’te kurulan TRT’ye özerklik verildi. Sosyal devlet anlayışı gelişti, toplu sözleşme ve grev hakkı getirildi, karma ekonomi modeline geçildi.
Kuvvet komutanları, durumun sorumlusu olarak Süleyman Demirel Hükûmetini görerek 12 Mart 1971’de TBMM’ye muhtıra verdi ve iktidarın görevi bırakmasına sebep oldu. Temel hak ve özgürlüklerde kısıtlamalara gidildi. Siyaset iki kutuplu olmaktan çıkarak çoklu bir yapıya büründü; MHP (Alparslan Türkeş) ve MSP (Necmettin Erbakan) kuruldu. 1973’te küresel petrol krizinin de etkisiyle döviz darboğazı yaşandı, enflasyon %100 seviyelerine çıktı.
Ordu, 12 Eylül 1980’de darbe yaparak ülke yönetimine tekrar el koydu. TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, tutuklanan liderler siyasi yasaklı ilan edildi. Cumhurbaşkanlığı görevine Kenan Evren getirildi. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri Millî Güvenlik Konseyi tarafından kullanıldı. 1983’te yapılan seçimlerle TBMM yeniden işlerlik kazandı; getirilen %10 seçim barajı ile küçük partilerin etkisi kırıldı. Sendikal faaliyetler ertelendi veya durduruldu.
Ağır sanayi fabrikalarının açılması küçük yerleşim yerlerinin şehirlere dönüşmesini sağladı. Trabzon, Erzurum, Samsun, Konya, İzmir, Malatya, Adana, Bursa gibi şehirlerde üniversiteler, hastaneler ve KİT’ler açıldı. Ulaşıma yapılan yatırımlar seyahat ve göçü cazip hâle getirdi. 1968’de TRT ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi. 1983 seçimleriyle iktidara gelen ANAP’ın lideri Turgut Özal Dönemi’nde otoyollar, enerji ve kent yatırımlarına ağırlık verildi; uygulanan program, 12 Eylül 1980 Askerî darbesi öncesinde hazırlanan 24 Ocak Kararları’dır.