Her türün bir işi var
Canlılar âleminde yer alan her canlı türünün biyolojik çeşitliliğe ve insan yaşamına önemli katkıları bulunur. Şimdiye kadar canlıları tanımayı öğrendin: domainler, âlemler, gruplar. Bu ünitede sorunun yönü değişiyor — bu canlılar ne işe yarıyor? Cevap yalnız “doğa için önemli” değil; kullandığın ilaçtan yediğin ekmeğe, arıtma tesisinden antibiyotiğe kadar uzanıyor.
Canlılar âleminde yer alan her canlı türünün biyolojik çeşitliliğe ve insan yaşamına önemli katkıları bulunur. Diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan insülin hormonu, cücelik tedavisinde kullanılan büyüme hormonu, çeşitli enzim ve proteinlerin üretiminde bakterilerden yararlanılması buna örnek olarak verilebilir. Denizlerde meydana gelen petrol kirliliğinin azaltılmasında, atık arıtma ve yenilenebilir enerji üretim tesislerinde pek çok bakteri ve arke türünden yararlanılır.
İlk cümle ünitenin ana fikridir: her canlı türünün bir katkısı vardır — “işe yaramaz canlı” diye bir şey yoktur. Kalan cümleler ise bunun somut örnekleridir. Bakteriden insülin üretilmesi şöyle olur: insan insülin geni bakteriye aktarılır ve bakteri, kendi proteinlerini üretir gibi insan insülinini üretmeye başlar. Bakteri çok hızlı çoğaldığı için kısa sürede büyük miktarda hormon elde edilir. Aynı yol büyüme hormonu için de kullanılır.
Ortadaki daire prokaryotları, kollar saydığı kullanım alanlarını gösterir. Düğmelerle geç.
Prokaryotik canlıların insan sağlığı üzerinde de önemli etkileri bulunur. Solunum yollarının iltihaplanması gibi hastalıklara yol açabilen veya sindirim sürecine yardımcı olan mikroorganizmalar insan hayatında önemli bir yere sahiptir.
Anlatım burada da dengeli: aynı cümlede hem hastalık yapan hem yardım eden mikroorganizmalar var. Sindirime yardımcı olanlara örnek, kalın bağırsakta yaşayan bakterilerdir; bunlar sindirilemeyen bazı maddeleri parçalar ve insan için K vitamini üretir. Yani vücudundaki bakteri sayısı, seninle savaşan değil, çoğu zaman seninle çalışan bir topluluktur.
Birçok protist besin zincirinde üretici olarak görev alır ve canlılar için önemli bir besin kaynağıdır. Bununla birlikte bazı türleri sıtma gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Bazı türleri genetik araştırmalarda model organizma olarak bazı türleri ise endüstriyel süreçlerde biyoyakıt üretimi ve gıda takviyeleri gibi alanlarda kullanılır.
“Besin zincirinde üretici” ifadesi önemlidir: bir önceki ünitede bitkiler için de aynı şey söylenmişti. Denizlerde ve göllerde üretici görevini gören canlıların büyük bölümü bitki değil, algdir. Yani sucul ekosistemlerin enerji girişi protistlerden başlar. Sıtma ise sivrisinek aracılığıyla insana geçen bir protist tarafından yapılır; canlı, kan hücrelerinin içine yerleşerek çoğalır.
Model organizma ne demektir? Bir araştırma sorusunu doğrudan insanda incelemek zor ve çoğu kez imkânsızdır. Bunun yerine hızlı üreyen, kolay yetiştirilen ve iyi bilinen bir canlı seçilir; onda bulunan sonuç, benzer işleyen başka canlılar için de yol gösterir. Bazı protistler bu iş için elverişlidir çünkü tek hücreli oldukları hâlde ökaryottur — yani ökaryot hücrenin işleyişi onlarda basit hâliyle incelenebilir.
Bu ünitenin beş canlı grubu aslında bu zincirin farklı basamaklarında durur. Üretici: bitkiler ve fotosentez yapan protistler. Tüketici: hayvanlar. Ayrıştırıcı: mantarlar ve bazı bakteriler. Ayrıştırıcı basamağı olmasaydı zincir kapanmaz, madde ölü kalıntıların içinde hapis kalırdı ve üretici yeniden kullanamazdı. Mantarlar için söylenen “karbon, azot, fosfor gibi temel elementlerin doğal döngüsüne katkı sağlar” cümlesi tam olarak bunu anlatır.
Ölü organizmalarla beslenen mantarlar ekosistemin ayrıştırıcıları olmaları bakımından oldukça önemli bir canlı grubudur. Bu canlılar organik atıkları ayrıştırarak karbon, azot, fosfor gibi temel elementlerin doğal döngüsüne katkı sağlar. Günümüzde bakteri kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılan, başta penisilin olmak üzere pek çok antibiyotik mantarlardan elde edilir. Saçkıran, pamukçuk ve ayak mantarı rahatsızlıklarına neden olan bazı parazit mantarlar da üzerinde yaşadığı canlıyı olumsuz etkiler.
Burada sınav açısından en değerli ayrıntı şudur: antibiyotikler bakteri kaynaklı hastalıklarda kullanılır. Bu sınır cümlenin içine koymuş. Antibiyotik bir virüs hastalığında işe yaramaz — çünkü antibiyotikler bakterinin hücre duvarını, ribozomunu ya da enzimlerini hedef alır; virüste bunların hiçbiri yoktur. Grip olduğunda doktorun antibiyotik yazmamasının nedeni budur.
İkinci ayrıntı: penisilin, bir küf mantarından elde edilen ilk antibiyotiktir; Alexander Fleming 1928’de, bir küf mantarının çevresinde bakterilerin üreyemediğini fark ederek bulmuştur. Yani antibiyotik insanın icadı değil, bir mantarın rakiplerine karşı ürettiği bir silahtır; insan yalnız onu bulup kullanmıştır.
İki yön aynı yetenekten doğar: mantar organik maddeyi ayrıştırır. Bu yetenek ormanın zeminini temizlediğinde “ayrıştırıcı”, ayak derisinde çalıştığında “ayak mantarı” olur. Üç rahatsızlık — saçkıran, pamukçuk, ayak mantarı — parazit mantarların yaptığı hastalıklardır ve üzerinde yaşadığı canlıyı olumsuz etkiler, yani parazitlik tanımına uyar.
Bitkiler, fotosentez yoluyla birçok canlı için gerekli oksijeni ve besinleri üretir. Canlılar için yaşam alanları oluşturur. Ekosistemdeki besin zincirinin önemli bir parçası olan hayvanlar ise bitkilerin üreme hücrelerinin taşınmasında görev alır. Tarım ve hayvancılık, insanların gıda ihtiyaçları için oldukça önemlidir.
Bu paragraftaki en ilginç bilgi hayvanların bitkiye yaptığı iştir. Bitki yer değiştiremez; üreme hücrelerinin bir çiçekten diğerine gitmesi için bir taşıyıcıya ihtiyaç duyar. Bu işi yapan hayvanlara tozlaştırıcı denir; arı, kelebek ve bazı kuşlar bu görevi üstlenir. Yani arı yalnız bal üreten bir böcek değil, tarımın çalışmasını sağlayan bir ortaktır. Meyve ağaçlarının verimi, çevredeki arı sayısıyla doğrudan bağlantılıdır.
Ünitenin tamamı bu tablodadır. Arama kutusuna ilaç, hastalık, döngü, enerji gibi bir kelime yaz; sütun süzgeciyle yalnız yararlı ya da yalnız zararlı etkileri de görebilirsin.
Bu ünitede beş canlı grubu anlatılıyor ve beşinin de hem yararlı hem zararlı
örnekleri var:
Bakteriler: insülin üretir · solunum yollarını iltihaplandırır.
Protistler: besin zincirinde üretici olur · sıtmaya yol açar.
Mantarlar: antibiyotik verir, ayrıştırıcıdır · saçkıran ve ayak mantarı yapar.
Bitkiler: oksijen ve besin üretir · bazı türleri zehirlidir.
Hayvanlar: tozlaştırıcılık yapar · bazıları istilacı tür olarak biyoçeşitliliği
bozar.
Bir sınav sorusunda “… canlıları zararlıdır” diyen seçenek hemen her zaman
yanlıştır. Cümleler her seferinde bazı türleri, bazıları
diye başlar.
Bu on önerme verilip “doğru olanlar için D, yanlış olanlar için Y yazınız” diyor. Aşağıda çalışan hâli var: her satırda Doğru ya da Yanlış sütununa tıkla, sonra Denetleye bas. Önermeler 1-9. ünitelerin tamamını tarıyor — yanlış çıkanların doğrusu aşağıdaki kartta yazılı.
1. “Üç domain; bakteriler, arkeler ve hayvanlar olarak gruplandırılmıştır.” — YANLIŞ. Doğrusu: üç domain bakteriler, arkeler ve ökaryotlardır. Hayvanlar bir domain değil, ökaryot domaininin dört âleminden biridir.
2. “Prokaryot domainler, bakteriler ve protistlerden oluşur.” — YANLIŞ. Doğrusu: prokaryot domainler bakteriler ve arkelerdir. Protista bir prokaryot domaini değil, ökaryot bir âlemdir.
5. “Protista, ökaryotlar domaininde yer alan ve tamamı çok hücreli canlıları içeren bir âlemdir.” — YANLIŞ. Cümlenin ilk yarısı doğru, ikinci yarısı yanlış. Doğrusu: protista âlemi tek hücreli (amip, öglena, paramesyum) ve koloni ya da çok hücreli (algler) canlıları birlikte içerir.
6. “Bitkiler âlemindeki canlıların tamamında tohumla çoğalma gerçekleşir.” — YANLIŞ. Doğrusu: bitkiler tohumlu ve tohumsuz diye ikiye ayrılır. Kara yosunu, ciğer otu ve eğrelti otu gibi tohumsuz bitkilerde tohum oluşmaz, bunlar sporla çoğalır.
8. “Notokord adı verilen ilkel iskelet, hayvanlar âlemindeki tüm canlıların yaşamlarının bir sürecinde mutlaka bulunur.” — YANLIŞ. Doğrusu: notokord kordalılarda yaşamın belirli bir döneminde bulunur. Omurgasızlarda notokord yoktur — sünger, denizanası ve midyede böyle bir yapı hiç oluşmaz. Zaten omurgalı/omurgasız ayrımı bu yapının bulunup bulunmamasıyla yapılır; “tüm hayvanlarda bulunur” demek bu ayrımı ortadan kaldırırdı.
Verilen katkı ya da etkiden hareketle canlı grubunu seç. Sorular her seferinde karışık sırada gelir.
Diyabetli bir arkadaşının çantasındaki insülin kalemi, verilen ilk örnektir: diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan insülin hormonu bakterilerden elde edilir. İnsan insülin geni bakteriye aktarılır, bakteri hızla çoğalırken hormonu üretir. Yani o kalemin içindeki madde bir zamanlar bir bakterinin ürettiği proteindir.
Doktorun antibiyotik yazıp yazmaması rastgele değildir: kurala göre antibiyotikler bakteri kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılır. Ağrı bir virüsten geliyorsa antibiyotik işe yaramaz. İlacı iyileşince yarıda kesmek de yanlıştır — en dirençli bakteriler hayatta kalır.
Saçkıran, pamukçuk ve ayak mantarı rahatsızlıkları parazit mantarlara bağlıyor. Bu mantarlar “üzerinde yaşadığı canlıyı olumsuz etkiler”, yani parazitlik tanımına uyar. Aynı ayrıştırma yeteneği ormanda yararlı, ayak derisinde zararlıdır. Ortak havlu ve terlik kullanmamanın nedeni budur.
Çiçeğin üstündeki arı, tanımıyla bitkilerin üreme hücrelerinin taşınmasında görev alıyor. Ona tozlaştırıcı denir. Kavanozdaki bal onun yan ürünü; asıl işi meyve ağaçlarının meyve tutmasını sağlamak. Arı sayısı azalan bir bölgede meyve verimi de düşer.
Atık arıtma tesislerinde pek çok bakteri ve arke türünden yararlanıldığı söylüyor. Tesiste suyu temizleyen şey yalnız filtreler değil, havuzlardaki bakterilerdir: suda çözünmüş organik kirleticileri besin olarak kullanıp parçalarlar. Yani şehrin atık suyunu bir mikroorganizma topluluğu temizliyor.
Denize petrol döküldüğünde ekiplerin yaptığı iş yalnız bariyer kurmak değildir: denizlerde meydana gelen petrol kirliliğinin azaltılmasında bakterilerden yararlanılır. Bazı bakteriler petrolün içindeki maddeleri parçalayabilir. Yine de bu yavaş bir süreçtir; en iyi çözüm sızıntının hiç olmamasıdır.
Ev bahçesindeki kompost kutusunda meyve kabukları birkaç ayda toprağa dönüşür. Bunu yapan canlılar mantarlar ve bakterilerdir. Mantarlar ekosistemin ayrıştırıcıları diye anıyor ve karbon, azot, fosfor gibi elementlerin döngüsüne katkılarını vurguluyor. Ayrıştırıcı olmasa çöp yığını olduğu gibi kalırdı.
Aldığın oksijenin büyük bölümü ormanlardan değil, denizlerdeki fotosentez yapan canlılardan gelir. Birçok protist besin zincirinde üretici olarak görev aldığını söylüyor. Denizin yüzeyindeki mikroskobik algler hem oksijen üretir hem de zincirdeki bütün canlıların besin kaynağıdır.
Tek bir alışverişte bu ünitenin beş grubuyla birden karşılaşırsın: ekmek (maya mantarı), yoğurt (bakteri), meyve (bitki + tozlaştırıcı hayvan), balık (hayvan), gıda takviyesi (protistler için sayılan kullanım). “Tarım ve hayvancılık, insanların gıda ihtiyaçları için oldukça önemlidir” cümlesinin karşılığı bu raftır.
Bakterilerden hormon ve enzim üretimi, petrol kirliliği ve atık arıtmada mikroorganizmalar, protistlerin üretici rolü ve model organizma kullanımı, mantarların ayrıştırıcılığı ve antibiyotik kaynağı olması, bitkilerin ve hayvanların ekosistemdeki görevleri
Canlılar âleminde yer alan her canlı türünün biyolojik çeşitliliğe ve insan yaşamına
önemli katkıları bulunur.
Her grup için hem yararlı hem zararlı yön birlikte verilir; “şu
canlılar zararlıdır” türü mutlak yargılar yanlıştır.
Bakterilerden yararlanılan üretimler: diyabet tedavisinde kullanılan
insülin hormonu · cücelik tedavisinde kullanılan büyüme hormonu ·
çeşitli enzim ve proteinler.
Bakteri ve arke birlikte: denizlerdeki petrol kirliliğinin azaltılması ·
atık arıtma · yenilenebilir enerji üretim tesisleri.
İnsan sağlığı: solunum yollarının iltihaplanması gibi hastalıklara yol açabilir
veya sindirim sürecine yardımcı olabilir.
Birçoğu besin zincirinde üretici olarak görev alır ve canlılar için önemli bir
besin kaynağıdır.
Bazı türleri sıtma gibi ciddi hastalıklara yol açabilir.
Bazı türleri genetik araştırmalarda model organizma olarak kullanılır.
Bazı türleri endüstriyel süreçlerde biyoyakıt üretimi ve gıda takviyeleri
gibi alanlarda kullanılır.
Ölü organizmalarla beslenir; ekosistemin ayrıştırıcılarıdır.
Organik atıkları ayrıştırarak karbon, azot, fosfor gibi temel elementlerin
doğal döngüsüne katkı sağlar.
Başta penisilin olmak üzere pek çok antibiyotik mantarlardan elde edilir; bunlar
bakteri kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Parazit mantarlar saçkıran, pamukçuk ve ayak mantarı rahatsızlıklarına neden olur
ve üzerinde yaşadığı canlıyı olumsuz etkiler.
Bitkiler: fotosentez yoluyla birçok canlı için gerekli oksijeni ve besinleri
üretir; canlılar için yaşam alanları oluşturur.
Hayvanlar: ekosistemdeki besin zincirinin önemli bir parçasıdır ve
bitkilerin üreme hücrelerinin taşınmasında görev alır (tozlaştırıcılık).
Tarım ve hayvancılık, insanların gıda ihtiyaçları için oldukça
önemlidir.
Üç domain: bakteriler, arkeler, ökaryotlar (hayvanlar değil).
Prokaryot domainler: bakteriler ve arkeler (protistler değil).
Protista: tek hücrelileri de vardır, tamamı çok hücreli değildir.
Bitkiler: tamamında tohumla çoğalma yoktur; tohumsuz bitkiler sporla
çoğalır.
Notokord: hayvanlar âlemindeki tüm canlılarda bulunmaz —
omurgasızlarda yoktur.
Doğru olanlar: arkelerin ekstrem koşullarda yaşayabilmesi · ökaryotlarda zarla
çevrili çekirdek bulunması · ekmek mayasının tek hücreli bir mantar olması ·
böceklerin eklem bacaklılar grubundaki omurgasızlar olması · balıkların değişken vücut
sıcaklığına sahip olması.