9. SINIF BİYOLOJİ · ÜNİTE 10 · ÖKARYOT ÂLEMLER: PROTİSTA, BİTKİLER VE MANTARLAR

Bir domain, dört ayrı dünya

Ökaryotik canlılar biyolojik sınıflandırmada en geniş domaini oluşturur ve protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar olmak üzere dört âlem altında incelenir. Bir önceki ünitede ökaryotların ne olduğunu öğrendin: belirgin çekirdek, zarla çevrili yapılar, histon. Bu ünitede ökaryotların kaç farklı biçimde yaşadığını göreceksin — kendi besinini üreten, başkasının kalıntısını çözen, avlanan ve hepsi birden.

4
Ökaryot âlem
3
Protist hareket yapısı
46
Test sorusu
01 / ÖKARYOT DOMAİNİ VE DÖRT ÂLEM

En geniş domain, en çeşitli canlılar

GİRİŞ PARAGRAFI

Ökaryotik canlılar biyolojik sınıflandırmada en geniş domaini oluşturur ve protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar olmak üzere dört âlem altında incelenir. Her âlemdeki canlıların kendine özgü yapısal özellikleri bulunmaktadır.

Bu cümlede iki bilgi var. Birincisi: ökaryotlar en geniş domaindir — bakteriler ve arkeler tek hücreliyken, ökaryot domaininde tek hücreli bir amipten mavi balinaya kadar uzanan bir aralık vardır. İkincisi: dört âlemin sırası protista · mantarlar · bitkiler · hayvanlar. Bu ünite ilk üçünü, bir sonraki ünite hayvanlar âlemini ayrıntılı işler.

İNTERAKTİF · DÖRT ÂLEM ŞEMASI

Ortadaki daire ökaryot domainini, kollar dört âlemi gösterir. Düğmelerle geç; seçili âlemin ayırt edici özelliği kolun altında yazar, altındaki kutuda ise o âlem için verilen tanım çıkar.

İŞARETLEME · HANGİ ÂLEMDE HANGİ ÖZELLİK VAR

Her hücreye tıklayarak işaretle — bir tık var (✓), iki tık yok (✗), üç tık boş — sonra Denetleye bas. Dikkat edilecek satırlar: “tamamı çok hücreli” satırında yalnız bitkiler ✓ alır (protistlerin ve mantarların tek hücrelileri, hayvanların da süngerler gibi basit yapılıları vardır ama hepsi çok hücrelidir — bu satırda hayvanlar da ✓ alır). “Hücre duvarı” satırında hayvanlar dışındaki üçü ✓ alır; ama üçünün duvarı aynı maddeden yapılmamıştır.

TUZAK · “HÜCRE DUVARI VAR” DEMEK YETMEZ

Bitkinin, mantarın ve bakterinin hücre duvarı vardır; ama üçünün duvarı üç ayrı maddedendir: bitkide selüloz, mantarda kitin, bakteride peptidoglikan. Bir sorunun “hücre duvarına sahiptir” demesi canlının bitki olduğunu göstermez. Mantarlar bitkilerden beslenme biçimiyle ayrılır: mantarlar kendi besinlerini üretemez, bitkiler üretir. Ayırt edici olan duvarın varlığı değil, neyden yapıldığı ve canlının nasıl beslendiğidir.

TABLO · DÖRT ÂLEM YAN YANA

Arama kutusuna fotosentez, spor, tek hücreli, ayrıştırıcı gibi bir kelime yaz; hangi âlemlerde geçtiğini gör. Bu tablo ünitenin tamamının özetidir.

02 / PROTİSTA

Tek hücreliler, ama basit değil

PROTİSTA

Biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir âlem olan protistler, genellikle mikroskobik boyutlarda olmalarına rağmen koloniler oluşturarak gözle görülür boyutlara ulaşabilir. Amip, öglena, paramesyum gibi protistler tek hücreli yapıdayken yeşil, kırmızı ve esmer algler birden fazla hücreden oluşan koloni veya organizmalar şeklinde yaşar. Ökaryotik hücre yapılarına sahip olmaları onları prokaryotik organizmalardan ayıran en önemli farklılıktır.

İlk cümledeki ayrıntı önemli: bir protist tek hücreli olduğu hâlde gözle görülebilir hâle gelebilir — çünkü hücreler koloni oluşturur. Koloni, çok hücreli olmakla aynı şey değildir: kolonideki hücreler bir arada durur ama her biri kendi başına yaşayabilir; çok hücreli bir canlıda hücreler iş bölümü yapar ve tek başlarına yaşayamaz.

İNTERAKTİF · DÖRT PROTİST, ÜÇ HAREKET YAPISI

Hareket yapıları (yalancı ayak, sil, kamçı) topluca sayıyor ama hangisinin hangi canlıda olduğunu ayırmıyor. Aşağıdaki şemada ayrım yapılmış hâli var — düğmelerle geç, animasyonu izle.

BESLENME · ÜÇ FARKLI YOL

Protista âlemindeki organizmalar farklı beslenme biçimlerine sahiptir. Öglena, algler gibi bazı protistler fotosentez yaparak kendi besinlerini üretirken amip, paramesyum gibi canlılar heterotrof olarak dışarıdan temin ettikleri organik maddelerle beslenir. Bunun yanı sıra bazı protist türleri, iç veya dış parazit olarak diğer organizmaların içinde ya da dışında yaşamlarını sürdürebilir.

Bu paragraf protistaların neden ayrı bir âlem sayıldığını da açıklıyor: tek bir beslenme biçimiyle tanımlanamıyorlar. Bitkiler âlemi “üretici”, mantarlar âlemi “ayrıştırıcı”, hayvanlar âlemi “tüketici” diye özetlenebilir; protista âleminde üçü de vardır. Öglena bu durumun en çarpıcı örneğidir: ışık varken kloroplastlarıyla fotosentez yapar, ışık yokken dışarıdan hazır besin alır. Yani öglena tek başına hem “bitki gibi” hem “hayvan gibi” davranabilir.

HAREKET, ÜREME VE YAŞAM ALANI

Bazı protistlerde yalancı ayak, sil ya da kamçı adı verilen hücre zarı uzantıları sayesinde hareket gerçekleşir. Genellikle eşeysiz üreme ile çoğalır. Denizler, tatlı sular, toprak, çürüyen organik maddeler gibi pek çok yaşam alanları bulunur.

Üç yapının da ortak yanı, hücre zarı uzantısı olmalarıdır — yani ayrı bir organ değil, hücrenin kendi zarının biçim değiştirmiş hâlidir. “Genellikle eşeysiz” ifadesi de ölçülüdür: bazı protistlerde eşeyli üreme de görülür.

TERİM KUTUSU · PARAZİTLİK

Parazitlik, bir organizmanın (parazit) başka bir organizmaya (konak) zarar vererek ondan fayda sağladığı biyolojik bir etkileşimdir.

Tanımdaki iki kelimeye dikkat: zarar vererek ve fayda sağladığı. İki canlının birlikte yaşadığı her durum parazitlik değildir — mantarlarla algler arasındaki liken birlikteliğinde iki taraf da kazanır, bu parazitlik değildir. Parazitlikte kazanç tek taraflıdır ve öteki taraf zarar görür. İnsanda sıtma hastalığına yol açan canlı da bir protisttir ve kan hücrelerinin içinde iç parazit olarak yaşar; “sıtma gibi ciddi hastalıklara yol açabilir” ifadesinin karşılığı budur.

03 / BİTKİLER

Besin zincirinin birinci basamağı

BİTKİLERİN TANIMI

Bitkiler, hücrelerinde bulunan özel yapıları sayesinde güneş ışığını kullanarak besin üretebilen (fotosentez) çok hücreli canlılardır. Fotosentez yoluyla üretilen oksijenin atmosferdeki düzeyini dengeleyen canlılardan biri olan bitkiler, besin zincirinin birincil basamağında yer alır. Diğer canlılar için yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlayarak ekolojik denge için de oldukça önemli görevler üstlenir.

“Hücrelerinde bulunan özel yapılar” dediği organel kloroplasttır. Tanımda üç iş sayılıyor ve üçü de sınavda ayrı ayrı sorulur: besin üretmek · atmosferdeki oksijen düzeyini dengelemek · diğer canlılara yaşam alanı sağlamak. “Besin zincirinin birincil basamağı” demek, zincirdeki bütün enerjinin bitkinin yaprağından girdiği anlamına gelir.

TAŞIMA · KÖKTEN YAPRAĞA, YAPRAKTAN DEPOYA

Kökleri aracılığıyla topraktan emilen su ve mineraller bitkilerin yeşil kısımlarına, fotosentez sonucunda üretilen organik moleküller de kullanılacağı veya depolanacağı yapılara ulaştırılır. Su ve besinlerin taşınımı, iletim demeti adı verilen gelişmiş taşıma kanalları aracılığıyla gerçekleşir.

Şemadaki iki ok iki ayrı yönü gösterir ve ikisi de aynı borudan geçmez. “İletim demeti” deniyor ama içindeki iki boruyu ayırmıyor: ksilem su ve mineralleri kökten yaprağa yukarı taşır, floem fotosentezle üretilen organik molekülleri yapraktan kök, meyve, tohum gibi kullanım ve depo yerlerine taşır. Bu ayrım, “su ve mineraller yeşil kısımlara, organik moleküller kullanılacağı veya depolanacağı yapılara” cümlesinin somut karşılığıdır. Suyun bu boruda yukarı çıkmasını sağlayan fiziksel özellikleri 14. ünitede göreceksin.

İNTERAKTİF · BİTKİLERİN SINIFLANDIRILMASI

Bitkiler ağacı iki basamaklıdır: önce tohumlu/tohumsuz, sonra tohumlularda açık/kapalı tohumlu. Düğmelerle geç; seçili dal vurgulanır.

AYRIM

Bitkiler, tohumlu bitkiler ve tohumsuz bitkiler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Tohumlu bitkiler tohumun açıkta ya da kapalı olma durumuna göre açık tohumlu bitkiler ve kapalı tohumlu bitkiler olarak iki gruba ayrılır. Kapalı tohumlu bitkilerde tohumlar, eşeyli üreme sonucunda oluşturulan yeni bitki taslağı (embriyo) ve onu besleyen besin deposuyla (endosperm) kaplanmış bir yapıdır. Tohumların çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşur. Çevrenizde gördüğünüz çiçekli bitkilerin tamamı tohumlu bitki örnekleridir.

Diğer yandan kara yosunları, ciğer otları ve eğrelti otları gibi çiçeksiz bitkilerde tohum oluşmaz. Tohumsuz bitkilerde iletim demetleri basit yapılıdır. Özellikle ciğer otları ve kara yosunları gibi tohumsuz bitkilerde belirgin bir iletim demeti sistemi bulunmaz. Tohumsuz bitkiler genellikle nemli ortamlarda yaşar.

Son cümlenin nedeni ders kitabında yazmıyor, ama biyolojik olarak nettir: tohumsuz bitkilerin üreme hücreleri yüzerek buluşur, yani döllenme için bir su tabakasına ihtiyaç vardır. Ayrıca belirgin bir iletim demeti olmadığı için su, hücreden hücreye yavaşça ilerler; bu da bitkinin boyunu ve kuraklığa dayanıklılığını sınırlar. Kara yosunlarının hep gölge ve nemli yerlerde, boyunun da birkaç santimetrede kalmasının nedeni budur.

TANIMA ÖLÇÜTÜ

Tohumlu bitkileri tanımanın en belirgin yolu bu bitkilerin çiçeğinin, meyvesinin ya da kozalağının varlığıdır. Çiçekler ve kozalaklar, bitkilerin üreme organıdır.

Bu, sınavda doğrudan kullanılabilecek bir tanıma kuralıdır: bir bitkide çiçek, meyve ya da kozalak görüyorsan o bitki tohumludur. Çam bir kozalak taşır (açık tohumlu), elma bir meyve taşır (kapalı tohumlu). Eğrelti otunda bunların hiçbiri yoktur.

TUZAK · “TOHUMSUZ” ÜREMİYOR DEMEK DEĞİL

Tohumsuz bitkiler de ürer — yalnızca tohumla üremezler. Kara yosunu ve eğrelti otu sporla çoğalır. “Tohumsuz” kelimesi bitkinin üreyemediğini değil, üreme birimin tohum olmadığını anlatır.

İkinci tuzak: tohumsuzlarda iletim demeti için iki ayrı şey söylenir. Genel olarak basit yapılıdır; özellikle ciğer otları ve kara yosunlarında ise belirgin bir iletim demeti sistemi bulunmaz. Yani “hiçbir tohumsuz bitkide iletim demeti yoktur” demek yanlıştır — eğrelti otunun basit yapılı bir iletim demeti vardır.

KÜNYE · ŞEMADAKİ SEKİZ BİTKİ

Bitkiler şemasında sekiz örnek verilir; aşağıda her birinin hangi gruba girdiği ve nedeni var.

04 / MANTARLAR

Ne bitki, ne hayvan

MANTARLARIN TANIMI

Mantarlar âleminde yer alan canlılar, ökaryotik hücre yapısına sahiptir. Genel olarak çok hücrelidir ancak tek hücreli olanları da vardır. Mantarlar kendi besinlerini üretemez. Çoğunlukla dış ortama salgıladıkları enzimleriyle organik artıkları daha küçük birimlere ayrıştırır (çürükçül) ve açığa çıkan sindirilmiş besinleri alarak besinlerini temin eder. Bu sayede doğal ortamdaki organik artıkların döngüsünde önemli rol üstlenir.

Buradaki sindirim biçimi mantarları hem bitkilerden hem hayvanlardan ayırır. Bitki besin üretir. Hayvan besini içine alıp içeride sindirir. Mantar ise enzimini dışarı salgılar, sindirimi vücudunun dışında yapar ve ancak sindirilmiş, küçülmüş besini emer. Buna hücre dışı sindirim denir. Mantarın hareket etmemesinin ama yine de tüketici olmasının nedeni budur.

İNTERAKTİF · HİF, MİSELYUM VE ŞAPKA

Ormanda gördüğün şapkalı mantar aslında canlının küçük bir parçasıdır; gövdesinin büyük kısmı toprağın altındadır. Düğmelerle geç.

HİF VE MİSELYUM

Çok hücreli mantarlar genel olarak hif adı verilen genellikle toprak altında bulunan ince ve ipliksi bir yapıya sahiptir. Hiflerin bir araya gelmesiyle oluşan ağsı görünümdeki yapıya miselyum adı verilir. Çok hücreli mantarların toprak üstünde kalan şapka benzeri yapıları mantarların üremesinde görevlidir. Tek hücreli mantarlardan maya mantarları probiyotik olarak ve hamurun mayalanmasında sıkça kullanılmaktadır. Doğada yetişen veya kültürü yapılan bazı mantar türleri besin olarak tüketildikleri için ekonomik olarak önemlidir. Küf mantarları gıdaların yapılarının bozulmasına, bazı mantar türleri ise insan vücudunda önemli cilt enfeksiyonlarına sebep olabilmektedir.

Terim kutusu — Probiyotik: insanların genellikle sindirim sisteminde yaşayan ve insanlar için faydalı görevleri olan mikroorganizmalardır.

Şapkanın görevi üremedir, beslenme değil. Beslenmeyi toprak altındaki miselyum yapar. Bir mantarı topladığında canlının tamamını değil, yalnız üreme yapısını koparmış olursun; miselyum toprakta kalır ve ertesi yıl yeniden şapka çıkarır.

ŞEMA · MANTAR ↔ BİTKİ

İkisi de hareketsizdir, ikisinin de hücre duvarı vardır ve ikisi de çoğu kez toprağa bağlı yaşar. Ama beslenme yönleri zıttır: bitki güneş ışığıyla besin üretir, mantar hazır organik maddeyi ayrıştırır. Sınav sorusunun ayırt edici kelimesi hemen her zaman “kendi besinini üretme” olur.

LİKEN · İKİ CANLI, TEK GÖVDE

Bazı mantar grupları, algler veya siyanobakterilerle ortak ilişkiler kurarak birlikte yaşayabilir. Bu canlılar arasında kurulan birliktelik likenlerin oluşmasını sağlar. Bu birliktelikte sadece mantarlar eşeyli üreyebildiği için likenlerin sınıflandırılmaları mantarlarla birlikte yapılır.

İş bölümü şöyledir: mantar su ve mineral tutar, ortağını kurumaya ve güneşe karşı korur; alg ya da siyanobakteri fotosentez yapıp besin üretir. İki taraf da kazandığı için bu bir parazitlik değildir. Likenler kayaların ve ağaç gövdelerinin üzerinde, hiçbir bitkinin tutunamayacağı yerlerde yaşayabilir. Siyanobakteri ise bir bakteridir; yani likende bir ökaryot ile bir prokaryot birlikte yaşayabilir.

ÜREME · SPOR VE TOMURCUKLANMA

Mantarlar sporlarla çoğalır. Oluşturulan sporların çevreye dağılmasıyla yeni mantarlar oluşur. Maya mantarı gibi tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanma ile çoğalır. Eşeyli üreme ise üreme hücrelerinin, üreme yapılarının veya hiflerin birleşmesine bağlı olarak gerçekleşir.

Tomurcuklanma şu demektir: ana hücrenin bir yanında küçük bir çıkıntı oluşur, büyür ve kopar. Ortaya çıkan iki hücre eşit büyüklükte değildir — bölünmeden farkı budur. Ekmek mayasının kabaran hamurda yaptığı iş tam olarak budur; mikroskopta yan yana yapışmış, farklı boyda maya hücreleri görülür.

MANTARLARIN İKİ YÜZÜ

Yararlı: hamurun mayalanması ve probiyotik olarak maya mantarı · besin olarak tüketilen kültür mantarları (bunların ekonomik önemi ayrıca vurgular) · ölü organik artıkları ayrıştırarak madde döngüsüne katkı · penisilin gibi antibiyotikler bir küf mantarından elde edilir (bu bilgi bir sonraki ünitede de geçer).
Zararlı: küf mantarları gıdaların yapısını bozar · bazı mantar türleri insanda cilt enfeksiyonlarına yol açar.

Buradaki denge bakterilerdeki dengeyle aynıdır: bir canlı grubu bütünüyle “zararlı” ya da bütünüyle “yararlı” değildir. Mantarların ayrıştırıcılığı olmasaydı ormanın zemini çürümemiş yaprakla dolardı; aynı ayrıştırma yeteneği buzdolabındaki peyniri küflendiren şeydir.

05 / HAYVANLAR ÂLEMİNE GEÇİŞ

Dördüncü âlem ve tek bir çubuk

HAYVANLAR

Hayvanlar âlemi içinde gruplandırılan canlılar, ökaryot hücre yapısına sahiptir. Genelde serbest yer değiştirebilme yetenekleri ve besinlerini katı parçalar hâlinde alarak sindirmeleri yönüyle diğer canlılardan ayrışır. Hayvanlar, ihtiyaç duydukları besini diğer canlıları yiyerek ve kendi bünyelerinde sindirerek karşılar. Genetik çeşitliliği artırmak ve adaptasyonu sağlamak için eşeyli olarak çoğalır. Bazı hayvan türlerinde eşeysiz üreme biçimleri de gözlenebilir.

İki ayırt edici özellik: serbest yer değiştirme ve besini katı parçalar hâlinde alıp kendi bünyesinde sindirme. İkinci özellik hayvanı mantardan ayırır — mantar sindirimini dışarıda yapar, hayvan içeride. Eşeyli üreme için verilen gerekçe de önemlidir: genetik çeşitliliği artırmak ve adaptasyonu sağlamak. Eşeysiz üremede yavru anneyle aynı kalıtsal bilgiyi taşır; eşeyli üremede iki farklı bireyin bilgisi karışır ve ortaya çevre değiştiğinde hayatta kalabilecek farklı bireyler çıkar.

ŞEMA · OMURGASIZ ↔ OMURGALI

Terim kutusu — Notokord: omurgalıların embriyosunun sırt tarafında bulunan esnek ve çubuk şeklinde bir yapıdır. Omurganın gelişim sürecinde sinir tüpünün ve çevresindeki yapılarının gelişimini yönlendirir. Gelişim tamamlandığında küçülür veya kaybolur.

Kordalılar yaşamlarının belirli bir döneminde notokord adı verilen esnek ve ilkel bir iskelete sahiptir. Bu yapının bulunup bulunmamasına göre omurgasız ve omurgalı olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Yumuşakçalar, eklem bacaklılar, deniz süngerleri gibi organizmaları içine alan omurgasızlarda notokord yoktur. Omurgalılarda embriyo geliştikçe notokordun yerini omurga sütunu alır. Memeliler, kuşlar, balıklar, sürüngenler, amfibiler (iki yaşamlılar) gibi canlılar omurgalı olarak sınıflandırılır.

Buradaki mantık zinciri şudur: notokord embriyoda vardır → gelişme sırasında yerini omurga sütunu alır → yetişkinde omurga görürsün. Yani omurga, notokordun yerine geçen daha sağlam bir yapıdır. Bu beş omurgalı sınıfı ve altı omurgasız grubu bir sonraki ünitenin konusudur.

OYUN · BU CANLI HANGİ ÂLEMDE?

Verilen özellikten hareketle âlemi seç. Sorular her seferinde karışık sırada gelir.

Soru yükleniyor…
Skor: 0 / 0
06 / GÜNLÜK HAYAT

Üç âlem senin gününde

SINIFTAKİ SAKSI

Sıranın kenarındaki saksı bitkisi çiçek açıyorsa tohumludur. Tanıma kuralı tam olarak budur: çiçek, meyve ya da kozalak varsa tohumlu. Aynı bitki sınıfın havasına oksijen de veriyor — “atmosferdeki oksijen düzeyini dengeleyen canlılardan biri” cümlesinin sınıftaki karşılığı.

UNUTULAN EKMEK

Poşette unutulan ekmeğin üzerindeki mavi-yeşil tüylenme küf mantarıdır. Küf mantarları gıdaların yapılarının bozulmasına sebep olur. Küflenmiş kısmı koparıp gerisini yemek işe yaramaz: gördüğün tüylenme yalnız üreme yapısıdır, hif ağı ekmeğin içine çoktan yayılmıştır.

PİZZA HAMURU

Hamurun kabarmasını sağlayan maya mantarıdır — “hamurun mayalanmasında sıkça kullanılır” dediği tek hücreli mantar. Maya tomurcuklanarak çoğalır ve hamurun şekerini kullanırken gaz açığa çıkarır; hamurdaki delikler o gazın izidir. Ilık su ve şeker eklenmesinin nedeni mayaya uygun ortam hazırlamaktır.

AKVARYUMUN YEŞİL CAMI

Akvaryumun camında zamanla oluşan yeşil tabaka alglerdir — çok hücreli protist örnekleri arasında saydığı yeşil algler. Işık alan bir cam yüzey, fotosentez yapan bir protist için ideal yerdir. Akvaryumu doğrudan güneş gören bir yere koymamanın nedeni budur.

DENİZDEKİ KAYGAN KAYALAR

Sahildeki kayaların üzerindeki kaygan yeşil-kahverengi tabaka çoğu kez esmer ve yeşil alglerdir. Esmer algler açıkça sayılır. Deniz kenarında gördüğün geniş yapraklı “deniz yosunu” aslında bir bitki değil, protista âleminde bir algdir — kökü, gövdesi ve iletim demeti yoktur.

SPOR AYAKKABISINDA KAŞINTI

Ayak parmakları arasındaki kaşıntı ve soyulma çoğu kez mantar enfeksiyonudur; “bazı mantar türleri insan vücudunda önemli cilt enfeksiyonlarına sebep olabilmektedir” der. Mantarlar nemli ortamı sever — antrenman sonrası ayakları kurulamak ve çorabı değiştirmek tam da bu yüzden işe yarar.

DUVARDAKİ AÇIK YEŞİL LEKELER

Okul bahçesindeki taş duvarda ya da yaşlı bir ağacın gövdesindeki soluk yeşil-gri pullar likendir: bir mantar ile bir algin ya da siyanobakterinin ortak yaşamı. Bu birliktelik ayrıca anlatılır. Likenler hava kirliliğine çok duyarlıdır; bir bölgede liken çoksa hava genellikle temizdir.

SAKSI TOPRAĞININ KURUMASI

Suyu unutulan saksıda önce yapraklar düşer. Bunun nedeni yukarıda anlatılan taşıma yoludur: su ve mineraller kökten alınıp iletim demetiyle yeşil kısımlara ulaştırılır. Su gelmediğinde ilk duran şey fotosentezin yapıldığı yerdir. Kara yosununun neden hep gölge ve nemli köşede olduğunu da bu açıklar — onda belirgin bir iletim demeti sistemi yoktur.

ORMANDA GÖRDÜĞÜN ŞAPKALI MANTAR

Gördüğün şapka canlının tamamı değil, yalnız üreme yapısıdır; asıl gövde olan miselyum toprağın altındadır ve metrelerce yayılmış olabilir. Bir de kesin kural: tanımadığın mantarı toplama ve yeme. Yenen kültür mantarlarının ekonomik önemini anlatırken bazı türlerin zararlı olduğunu da söylüyor; şapkalı bir mantarın yenip yenmeyeceği görünüşünden anlaşılmaz.

07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Ökaryot domaininin dört âlemi, protistlerin beslenme ve hareket biçimleri, bitkilerde tohumlu-tohumsuz ayrımı ve iletim demeti, mantarlarda hif-miselyum-şapka düzeni, liken birlikteliği ve notokorda göre omurgalı-omurgasız ayrımı

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Ünite tek sayfada

ÖKARYOT DOMAİNİ

En geniş domaindir ve dört âlem altında incelenir: protista · mantarlar · bitkiler · hayvanlar.
Her âlemdeki canlıların kendine özgü yapısal özellikleri bulunur.
Eklenen ayrım: hücre duvarı bitkide selüloz, mantarda kitin, bakteride peptidoglikan; hayvanda hücre duvarı yoktur.

PROTİSTA

Biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin; genellikle mikroskobik, ama koloni oluşturarak gözle görülür boyuta ulaşabilir.
Tek hücreli: amip, öglena, paramesyum. Çok hücreli / koloni: yeşil, kırmızı ve esmer algler.
Beslenme: fotosentezle (öglena, algler) · heterotrof (amip, paramesyum) · iç veya dış parazit.
Hareket: yalancı ayak · sil · kamçı — üçü de hücre zarı uzantısıdır.
Üreme: genellikle eşeysiz. Yaşam alanı: denizler, tatlı sular, toprak, çürüyen organik maddeler.
Prokaryotlardan farkı: ökaryotik hücre yapısı.

BİTKİLER

Fotosentez yapan çok hücreli canlılar; besin zincirinin birincil basamağında yer alır, atmosferdeki oksijen düzeyini dengeler, diğer canlılara yaşam alanı sağlar.
Taşıma: su ve mineraller kökten yeşil kısımlara, organik moleküller kullanılacağı ya da depolanacağı yapılara — iletim demeti ile.
Tohumlu: açık tohumlu (kozalak) · kapalı tohumlu (tohum embriyo + endosperm ile kaplı). Çevredeki bütün çiçekli bitkiler tohumludur.
Tohumsuz: kara yosunu, ciğer otu, eğrelti otu; iletim demetleri basit yapılı, ciğer otu ve kara yosununda belirgin iletim demeti yok; genellikle nemli ortamda yaşar.
Tanıma kuralı: çiçek, meyve ya da kozalak varsa tohumludur.

MANTARLAR

Ökaryot, genel olarak çok hücreli (tek hücrelileri de var), kendi besinini üretemez.
Çürükçül beslenme: enzimini dış ortama salgılar, organik artıkları küçük birimlere ayırır, sindirilmiş besini alır → organik artıkların döngüsünde önemli rol.
Yapı: hif (ince, ipliksi, genellikle toprak altında) → miselyum (hiflerin ağsı yapısı) → toprak üstündeki şapka = üreme yapısı.
Tek hücreli maya: probiyotik olarak ve hamurun mayalanmasında; tomurcuklanma ile çoğalır.
Zararlıları: küf mantarları gıdaları bozar, bazı türler cilt enfeksiyonuna yol açar.
Liken: mantar + alg ya da siyanobakteri; birliktelikte yalnız mantar eşeyli üreyebildiği için likenler mantarlarla birlikte sınıflandırılır.
Üreme: spor · tek hücrelilerde tomurcuklanma · eşeyli üreme hücrelerin, üreme yapılarının ya da hiflerin birleşmesiyle.

HAYVANLAR (GİRİŞ)

Ökaryot; serbest yer değiştirebilme ve besini katı parçalar hâlinde alıp kendi bünyesinde sindirme ile ayrışır.
Besinini diğer canlıları yiyerek karşılar.
Eşeyli ürer — gerekçesi genetik çeşitliliği artırmak ve adaptasyonu sağlamaktır; bazı türlerde eşeysiz üreme de görülür.

NOTOKORD VE İKİ ANA GRUP

Notokord: omurgalıların embriyosunun sırt tarafında bulunan esnek ve çubuk şeklinde yapı; sinir tüpünün ve çevresindeki yapıların gelişimini yönlendirir, gelişim tamamlanınca küçülür veya kaybolur.
Kordalılar yaşamlarının belirli bir döneminde notokorda sahiptir; bu yapıya göre omurgasız ve omurgalı diye ikiye ayrılır.
Omurgasız (notokord yok): yumuşakçalar, eklem bacaklılar, deniz süngerleri…
Omurgalı: embriyo geliştikçe notokordun yerini omurga sütunu alır — memeliler, kuşlar, balıklar, sürüngenler, amfibiler (iki yaşamlılar).