9. SINIF BİYOLOJİ · ÜNİTE 11 · HAYVANLAR ÂLEMİ: OMURGASIZLAR VE OMURGALILAR

Bilinen hayvanların %95’i omurgasız

Omurgasızlar bilinen hayvan türlerinin %95’ini oluşturur. Bir hayvan denince akla önce kedi, kuş ya da balık gelir; oysa hayvanlar âleminin neredeyse tamamı omurgasızdır. Bu ünitede önce omurgasızların altı grubunu, sonra omurgalıların ortak özelliklerini ve beş sınıfını tek tek göreceksin.

6
Omurgasız grubu
5
Omurgalı sınıfı
48
Test sorusu
01 / NOTOKORD AYRIMI

Bir çubuk, iki ana grup

GEÇEN ÜNİTEDEN HATIRLATMA

Kordalılar yaşamlarının belirli bir döneminde notokord adı verilen esnek ve ilkel bir iskelete sahiptir. Bu yapının bulunup bulunmamasına göre omurgasız ve omurgalı olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

Ayrımın görünüşle değil embriyoyla yapıldığına dikkat et. Bir denizyıldızı ile bir balık dıştan bakıldığında ikisi de suda yaşayan, hareket eden canlılardır; ayrım embriyonun sırtında bir notokord olup olmamasıyla kurulur.

İNTERAKTİF · HAYVANLAR ÂLEMİNİN AĞACI

9. Etkinlikteki ağaç şudur: ökaryotlar → dört âlem → hayvanlar âlemi → omurgasız ve omurgalı. Aşağıdaki merdivende daralan basamaklar bunu gösterir: aşağı indikçe ortak özellik artar, kapsanan birey sayısı azalır. Düğmelerle basamaklar arasında gez.

ŞEMA · OMURGASIZ ↔ OMURGALI

Omurgasız hayvanlar, kıkırdak veya kemik yapılı iç iskelete sahip olmayan canlılardır. Bazı türlerinde vücudu desteklemek için kalker plaklardan oluşmuş yapılar bulunabilir. Bu cümledeki “kalker plak” ayrıntısı bir tuzağın kapısıdır: bir midyenin sert kabuğu vardır ama bu bir iç iskelet değildir — dıştadır. Omurgasız tanımı “sert yapısı yok” demek değil, kıkırdak ya da kemikten iç iskeleti yok demektir.

TUZAK · DIŞ İSKELET İÇ İSKELET DEĞİLDİR

Üç ayrı sert yapı, üç ayrı anlam taşır:
Dış iskelet (omurgasızda): midyenin kabuğu, böceğin sert kabuğu, ıstakozun kalkanı. Vücudun dışındadır, canlıyı korur ama kemik değildir.
Kalker plak (omurgasızda): bazı omurgasızlarda vücudu desteklemek için bulunur — denizkestanesinin sert kabuğu böyledir.
İç iskelet (omurgalıda): kıkırdak ve kemikten oluşur, vücudun içindedir ve kaslar ona tutunur.
Sınavda “sert kabuğu vardır, öyleyse omurgalıdır” çıkarımı her zaman yanlıştır.

02 / OMURGASIZ HAYVANLAR

Altı grup, altı ayrı çözüm

GİRİŞ PARAGRAFI

Omurgasız hayvanlar, kıkırdak veya kemik yapılı iç iskelete sahip olmayan canlılardır. Bazı türlerinde vücudu desteklemek için kalker plaklardan oluşmuş yapılar bulunabilir. Karada ve suda yaşayabilen pek çok türü barındıran omurgasızlar bilinen hayvan türlerinin %95’ini oluşturur. Süngerler, sölenterler, solucanlar, yumuşakçalar, eklem bacaklılar ve derisi dikenliler; omurgasız hayvanlar grubunun önemli üyeleridir.

Bu altı grubun sırası ders kitabındaki sıradır ve rastgele değildir: basitten karmaşığa doğru gider. Süngerlerde doku bile yoktur; sölenterlerde dokulaşma ve ilk sinir sistemi görülür; solucanlarda segmentli bir vücut, yumuşakçalarda gelişmiş duyu organları, eklem bacaklılarda eklemli uzuvlar ve dış kabuk ortaya çıkar.

İNTERAKTİF · ALTI OMURGASIZ GRUBU

Düğmelerle grupları gez; şema her grubun ayırt edici yapısını çizer, altındaki kutuda o grup için verilen tanım ve örnekler çıkar.

İŞARETLEME · ALTI GRUP, BEŞ ÖZELLİK

Her hücreye tıklayarak işaretle, sonra Denetleye bas. En çok karıştırılan satır “doku bulunur”dur: süngerlerde doku ve sistem yoktur, dokulaşma ilk kez sölenterlerde görülür.

SÜNGERLER · TANIM

Süngerler, hayvanlar âleminin okyanuslarda, deniz veya tatlı sularda yaşayan en basit yapılı organizmalarıdır. Bu hayvanların organizasyonunda doku ve sistemler bulunmaz. Süngerlerde farklı şekil ve boyutlarda delikler bulunur. Bu delikler kullanılarak suyun içerisindeki plankton, mikroorganizmalar ve diğer küçük organizmalar süzülerek alınır ve sindirim gerçekleşir.

Sünger, hayvanlar âleminin hareketsiz üyesidir: zemine bağlı yaşar ve besini kendisi aramaz. Su, yan duvarlardaki küçük gözeneklerden içeri girer, iç boşlukta süzülür ve üstteki büyük delikten dışarı çıkar. Beslenmesi bu tek yönlü su akışına dayanır — yani sünger avlanmaz, süzer.

Terim kutusu — Plankton: denizlerde veya tatlı sularda genellikle yüzeye yakın bölgelerde yaşayan mikroskobik organizmaların genel adıdır.

SÖLENTERLER · İLK SİNİR SİSTEMİ

Sölenterler, omurgasız hayvanlar içerisinde vücutlarında bir sindirim boşluğuna ve dışarı açılan bir açıklığa sahip olan canlılardır. Bu canlılarda dokulaşma görülür. Sölenterler hayvanlar âleminde sinir sisteminin ve ağız yapısının görüldüğü ilk canlı grubudur. Yakaladıkları küçük plankton ve diğer organizmaları ağızlarından içeri çeker ve sindirim boşluklarında sindirir. Hidralar, denizanaları ve mercanlar en bilinen örnekleridir. Genellikle koloni hâlinde yaşayan bu canlıların en belirgin özellikleri kıvrılmış tüp şeklinde yakıcı hücrelere sahip olmalarıdır.

Dışarı açılan bir açıklık ifadesi önemlidir: sölenterde tek bir delik vardır ve bu delik hem ağız hem anüs gibi çalışır — besin oradan girer, sindirilmeyen artık yine oradan çıkar. Omurgalılarda göreceğin ağız–anüs düzeni burada henüz yoktur. Yakıcı hücrelerin bilimsel adı knidosittir; içindeki zehirli iğneyi fırlatarak avı felç eder ve savunmada da kullanılır. Denizanasına dokunulduğunda yanma hissi veren yapı budur. Mercanlar koloni hâlinde yaşar ve kalker iskeletleriyle zamanla resif oluşturur; bu resifler binlerce başka canlıya yaşam alanı sağlar.

SOLUCANLAR · TOPRAĞIN İŞÇİLERİ

Solucanlar; toprakta, sucul ortamlarda, organik malzemelerde hatta canlı organizmaların içinde parazitik olarak yaşayabilen yumuşak ve genellikle segmentli yapılara sahip canlılardır. Toprağın havalandırılması, organik malzemelerin parçalanması ve toprak verimliliğinin artırılması gibi çeşitli ekolojik görevleri bulunur. Yassı, yuvarlak ve halkalı solucanlar örnek olarak verilebilir. Bunlardan bazıları memeli hayvanların sindirim kanalında veya vücut boşluklarında parazit olarak yaşar ve önemli sağlık sorunlarına yol açar.

Üç örnek üç ayrı gruba aittir: planarya yassı solucan, kancalı kurt yuvarlak solucan, toprak solucanı halkalı solucandır. Toprak solucanının açtığı tüneller toprağa hava ve su geçirir; “toprağın havalandırılması” denen iş budur.

YUMUŞAKÇALAR · KABUKLU VE KABUKSUZ

Yumuşakçalar; salyangoz, midye, ahtapot, mürekkep balığı gibi birçok farklı türü içeren bir omurgasız hayvan grubudur. Salyangoz, midye gibi bazı yumuşakçaların dış iskeletleri olan kabukları hayvanın iç organlarını korur ve savunma sağlar. Ahtapot, mürekkep balığı gibi diğer yumuşakçalar ise dış iskeletten yoksundur ancak çok yönlü duyu organları ve avlanma yetenekleriyle dikkat çeker.

Aynı grubun içinde iki zıt strateji var: biri kabuğun arkasına saklanmak, öteki duyu ve hızla avlanmak. Ahtapot omurgasız olmasına rağmen problem çözebilen, renk değiştirebilen bir avcıdır. Yine de notokordu yoktur, bu yüzden omurgasızdır — zekâ ile sınıflandırma ayrı şeylerdir. Adında “balık” geçen mürekkep balığı de bir balık değil, bir yumuşakçadır.

EKLEM BACAKLILAR · EN KALABALIK GRUP

Eklem bacaklılar, hayvanlar âleminin en kalabalık ve çeşidi en fazla olan gruplarından biridir. Adaptasyon yetenekleri oldukça gelişmiştir. Bu grubun üyeleri organik yapılı sert bir dış kabuğa, parçalı bir gövdeye ve eklemli oldukları için bükülebilen uzuvlara sahiptir. Eklem bacaklılar arasında birçok farklı tür bulunur. Böcek, örümcek, akrep, yengeç bu gruba dâhildir. Bazı böcekler gelişim evrelerinde başkalaşım (metamorfoz) geçirir.

Terim kutusu — Başkalaşım: bir canlının belirli bir yaşam evresinde yapısal ve işlevsel olarak değişimler geçirmesidir.

Sert dış kabuk kitinden yapılmıştır ve büyümez. Bu yüzden eklem bacaklılar büyürken kabuklarını atıp yenisini yapmak zorundadır — buna deri değiştirme (gömlek atma) denir. Kabuk atıldıktan sonra yenisi sertleşene kadar hayvan savunmasızdır; yengeçlerin bu dönemde kayaların altına saklanmasının nedeni budur. Başkalaşımın iki türü vardır: kelebekte olduğu gibi tam başkalaşım (yumurta → larva → pupa → ergin) ve çekirgede olduğu gibi yarım başkalaşım (yumurta → nimf → ergin, pupa evresi yok).

DERİSİ DİKENLİLER · TÜP AYAKLAR

Derisi dikenliler; vücutlarında bulunan deri dikenleri, su kanalları, sert iskelet veya tüp ayaklar gibi belirgin özelliklere sahip omurgasız canlılardır. Denizyıldızları, denizkestaneleri, denizhıyarları gibi birçok türü bulunur.

Sayılan su kanalları bu grubun en özgün yanıdır: vücutta bir su borusu sistemi vardır ve bu sistemdeki su basıncı tüp ayakları çalıştırır. Yani denizyıldızı kaslarıyla değil, su basıncıyla yürür ve midye kabuğunu yine bu ayaklarla açar. Denizyıldızının bir kolu koparsa yenileyebilir; bu yenilenme yeteneği hayvanlar âleminde ender görülür. “Sert iskelet” denen yapı da bir iç iskelet değildir — deri altındaki kalker plaklardır.

03 / OMURGALILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Beş sınıfın ortak zemini

ORTAK ÖZELLİKLER

Omurgalı hayvanların en önemli özellikleri, notokord adı verilen yapıya ve sırt bölgesinde içi boş bir sinir kordonuna (sinir şeridi) sahip olmalarıdır. Omurgalılarda kıkırdak ve kemikten oluşmuş iç iskelet bulunur. Bu gruba ait canlılar eşeyli olarak ürer. Omurgalı canlılar holozoik beslenir. Ağız ve anüs arasında yer alan sindirim sistemleri sayesinde besinler holozoik olarak alınır ve sindirilir. Omurgalı canlıların boşaltım atıkları; amonyak, ürik asit ya da üredir. Temel boşaltım organları böbreklerdir.

Kanın kan damarları dışına çıkmadan vücut içerisinde dolaştığı (kapalı kan dolaşımı) omurgalı canlılarda oksijenin taşınmasında görevli hemoglobin proteini alyuvarların içinde bulunur. Omurgalı hayvanlar; balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olmak üzere beş sınıfta incelenir.

Terim kutusu — Holozoik beslenme: hayvanların karmaşık organ sistemleriyle diğer organizmalardan veya organik materyallerden besin alması sürecidir. Besinlerin alınması, sindirilmesi, emilim ve atıkların atılması gibi aşamaları bulunur.

ŞEMA · OMURGALIYI TANIMLAYAN YEDİ ÖZELLİK

Ortadaki daire omurgalıları, kollar saydığı ortak özellikleri gösterir. Düğmelerle geç.

TUZAK · “AĞIZ VE ANÜS ARASINDA” NEDEN ÖNEMLİ

Omurgalıların sindirim sistemi “ağız ve anüs arasında yer alan” diye tanımlar. Bu, sölenterlerdeki tek açıklıklı sindirim boşluğunun tam karşıtıdır. İki ucu ayrı olan bir sindirim kanalında besin tek yönde ilerler; her bölümde farklı bir işlem yapılabilir ve hayvan sindirimi bitmeden yeni besin alabilir. Tek açıklıklı bir sistemde ise girişle çıkış aynı yerdedir, bu yüzden sindirim sırası bozulur.

Aynı ayrım dolaşımda da vardır: omurgalılarda kapalı kan dolaşımı görülür, yani kan damarların dışına çıkmaz. Oksijeni taşıyan hemoglobin proteini de serbest değil, alyuvarların içindedir. “Hemoglobin kanda serbest hâlde bulunur” ifadesi yanlıştır.

BOŞALTIM · ÜÇ ATIK, ÜÇ FARKLI YAŞAM ALANI

Omurgalıların boşaltım atıkları amonyak, ürik asit ya da üre diye sayar ve temel boşaltım organının böbrekler aracılığıyla atılır. Üçünün hangi canlıda görüldüğü ders kitabında yazmıyor ama aradaki mantık nettir ve kesin doğrudur: amonyak çok zehirlidir ve seyreltilmesi için bol su ister — bu yüzden suda yaşayan canlılarda görülür. Üre daha az zehirlidir, az suyla atılabilir. Ürik asit neredeyse katıdır, atılırken su harcanmaz — bu yüzden kabuklu yumurta içinde gelişen ve suyu tutmak zorunda olan canlılara uygundur. Yani atık türü, canlının su bulma imkânıyla doğrudan ilişkilidir.

04 / BEŞ OMURGALI SINIFI

Sudan karaya, değişkenden sabite

İNTERAKTİF · BEŞ SINIF

Düğmelerle sınıfları gez. Şemada her sınıfın solunum organı, vücut sıcaklığı, döllenme ve gelişme biçimi yan yana çıkar; altındaki kutuda o sınıf için verilen metin ve örnekler yer alır.

İŞARETLEME · BEŞ SINIF, YEDİ ÖZELLİK

Bu matris ünitenin en çok soru çıkan yeridir. Dikkat: “iç döllenme” satırında sürüngenler, kuşlar ve memeliler ✓ alır; balıklar ve amfibiler ✗. “İç gelişme” satırında ise yalnız memeliler ✓ alır — sürüngen ve kuşta döllenme içeride olsa da gelişme yumurtada, dışarıda tamamlanır.

BALIKLAR

Balıklar, oksijen alımını sağlayan solungaçlara, kemik veya kıkırdaktan yapılmış iskelete ve değişken vücut sıcaklığına sahip olan ve suda yaşayan omurgalı grubudur. Balıklarda yüzgeçler hareketin gerçekleşmesinde, dengeyi sağlamada ve yön değiştirmede görevlidir. Kıkırdak veya kemikten oluşan iç iskeletleri bulunur. Çoğunda deri pullarla kaplıdır. Köpek balığı ve vatoz kıkırdaklı balıklara, aslan balığı ve yılan balığı da kemikli balıklara örnektir.

Balıklarda olduğu gibi sucul ortamda yaşayan canlılarda genellikle dış döllenme ve dış gelişme görülür. Dişi ve erkek tarafından döllenme için uygun bir ortamda suya bırakılan çok sayıda üreme hücresi suda yaşayan canlıların üreme başarısını artırır. Balıklar, sucul ekosistemlerin önemli bileşenleri olmalarının yanında ekonomik ve ekolojik açıdan büyük öneme sahiptir ancak aslan balığı gibi istilacı balık türleri biyolojik çeşitliliği olumsuz yönde etkiler.

Terim kutusu — İstilacı tür: bir bölgeye dışarıdan gelerek yayılış gösteren ve hızla çoğalan, girdiği bölgedeki yerli türleri olumsuz etkileyen yabancı tür.

“Çok sayıda üreme hücresi” açıklaması dış döllenmenin mantığını verir: suya bırakılan hücrelerin çoğu kaybolur, bu yüzden sayı artırılır. İç döllenmede ise sayı azdır ama güvenlik yüksektir. Kemikli balıkların çoğunda ayrıca bir yüzme kesesi bulunur; içindeki gaz miktarını değiştirerek balık, yüzmeden istediği derinlikte durabilir.

AMFİBİLER (İKİ YAŞAMLILAR)

Amfibiler, gelişim süreçlerinde başkalaşım geçiren omurgalılardır. Pulsuz, nemli ve yumuşak bir deriye, değişken vücut sıcaklığına sahip, suda ve karada yaşayabilen omurgalı grubundadır. Bu canlılar yaşamlarına suda başlar ve erginliğe eriştiklerinde hem suda hem de karada yaşayabilir. Amfibilerde dış döllenme ve dış gelişme görülür. Suda yaşayan larvalar solungaç solunumu, karada yaşayan ergin bireyler ise akciğer ve deri solunumu yapar. Kurbağalar ve semenderler amfibi canlıların en bilinen örnekleridir.

Ilıman bölgelerde yaşayan kurbağaların çoğu kış aylarında kış uykusuna yatar. Kış uykusu sırasında yaşamsal faaliyetleri çok düşük seviyededir. Ortam sıcaklığı normal seviyelere dönene kadar ilkbahar ve yaz aylarında vücutlarında depoladıkları glikojen ve yağdan elde ettikleri enerji ile yaşamlarını sürdürür.

Amfibi tek başına bir omurgalı sınıfı değil, iki hayatı olan bir sınıftır: aynı canlı yaşamının başında solungaçla, sonunda akciğerle solur. Kurbağanın suda yaşayan larvasına iribaş denir. Derinin pulsuz ve nemli olması bir zorunluluktur — deri solunumu ancak nemli bir yüzeyde çalışır; kuruyan bir kurbağa solunum yüzeyinin bir bölümünü kaybeder. Amfibilerin nemli ortamdan ayrılamamasının nedeni budur.

SÜRÜNGENLER

Sürüngenler, pullu derileri ve vücut sıcaklığının değişkenliğiyle bilinen omurgalı hayvanlardır. Vücutlarını kaplayan pullar, su kaybını önlemede ve dış etkilere karşı koruma sağlamada görevlidir. Genellikle dört üyesi (kol/bacak) olmasına karşın üyeleri olmayan yılan gibi türleri de bulunmaktadır. Sürüngenler; yılan, timsah, kaplumbağa, kertenkele, iguana gibi geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Akciğer solunumu yapar. Bazı sürüngenlerde belirli aralıklarla deri değiştirme olayı görülür. Sürüngenlerin embriyolarının etrafında kuş ve memeli sınıfında da görülen koruyucu embriyonik zar bulunur. Yumurtaları bir kabukla çevrilidir. Sürüngenlerde iç döllenme ve dış gelişme görülür. Timsah ve yılan gibi sürüngenler havaların soğumasına bağlı olarak vücutlarındaki işlevleri yavaşlatarak ya tamamen hareketsiz kalır ya da yavaş hareket eder.

Bu paragraf karaya tam geçişin hikâyesidir. Pullu deri su kaybını önler, kabuklu yumurta ve koruyucu embriyonik zar ise embriyonun kendi sıvı ortamını yanında taşımasını sağlar. Bu zarın adı amniyondur ve kuş ile memelide de bulunur. Bir amfibi yumurtlamak için hâlâ suya inmek zorundayken, bir sürüngen çölün ortasına yumurtlayabilir. Farkı yaratan bu iki yapıdır.

KUŞLAR

Kuşlar; omurgalı hayvanlar arasında uçma yeteneğine, hafif ve güçlü bir iskelet yapısına sahip tüylü ve iki bacaklı canlı grubudur. Ağızlarında diş bulunmaz, besin alma şekillerine göre gagaları bulunur. Tüyleri termal izolasyon sağlarken aynı zamanda uçmaya da yardımcı olur. İç döllenme ve dış gelişme görülür. Kuşların yumurtaları sürüngenler gibi kabukludur. Yumurtlayarak çoğalan kuşlar, döllenmiş yumurtalarını kuluçkaya yatarak yavruları çıkana kadar korur. Akciğer solunumu yapar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur.

Bazı kuşlar mevsimler değişmeye başladığında uygun coğrafik ortamlara göç eder. Bazı istisnalar dışında oldukça sosyal canlılar olan kuşlar özellikle üreme ve göç zamanlarında bir araya gelerek düşmanlarından korunma, beslenme, eş bulma, yuva yapma ve yavrularını yetiştirme gibi topluluk avantajlarını kullanır. Kuşlara penguen, deve kuşu, kartal ve albatros gibi örnekler verilebilir. Albatros, geniş kanat açıklığıyla uzun süre havada kalabilir. Kartal, avını yakalamak için güçlü bir pençe ve gagaya sahip yırtıcı bir kuştur. Penguen ise uçamayan ancak çok iyi yüzebilen bir deniz kuşudur.

“Hafif ve güçlü iskelet” denen yapının sırrı, kuş kemiklerinin büyük kısmının içi boş olmasıdır — içeride destek çubukları vardır, bu yüzden hem hafif hem sağlamdır. Hava keseleri de uçuşa hizmet eder: akciğerden geçen hava tek yönde akar ve kuş hem nefes alırken hem verirken akciğerinden temiz hava geçer. Uçmak çok enerji istediği için bu verim gereklidir. Penguen ve deve kuşunun uçamaması kuş olmadıklarını göstermez — kuşu tanımlayan şey uçmak değil, tüy, gaga ve kabuklu yumurtadır.

MEMELİLER

Memeliler, meme bezlerine sahip canlılar olup yavrularını sütle besler. Memelilerde yavru bakımı görülür. Akciğerlerinde alveol bulunur. Olgun alyuvarları çekirdeksizdir. Memeliler kuşlar gibi vücut ısılarını sabit tutar. Kaslı diyaframa ve ter bezlerine sahip olma memelilerin genel özellikleri arasında sayılır. Genellikle kara yaşamına uyum sağlayan ve vücutlarında kıl bulunduran memelilerin suda yaşamaya uyum gösteren ve uçabilen türleri de bulunmaktadır.

Memelilerin çoğunda eşeyli üreme görülür. Yumurtlayan memeliler dışında tüm memelilerde iç döllenme ve iç gelişme görülür. Keseli memelilerde kısa süren gebeliğin ardından doğan yavru, gelişimini annesinin kesesinde tamamlar. Plasentalı memelilerde gebelik nispeten daha uzundur. Plasenta, yavru ve anne arasında besinlerin ve atıkların geçişini sağlar. Yaşam ortamlarına göre suda yaşayan memeliler (balina, fok ve yunuslar) yüzme yeteneğine, karada yaşayanlar (deve, aslan ve koyunlar) ise yürüme ve koşma yeteneğine sahiptir. Yarasalar ise uçma yeteneği gelişmiş memelilerdir.

Sabit vücut sıcaklığına sahip canlılar kışın besin bulmada sorun yaşayabilir. Bu canlılar vücut sıcaklığını düşürerek, yaşamsal faaliyetler için gerekli enerjilerini saklayarak hayatta kalmayı başarabilir. Ayı, sincap, kirpi, dağ sıçanı gibi canlılar kış uykusuna yatmadan önce pasif oldukları dönemde harcanacak enerji için besini vücutlarında depolar.

Terim kutusu — Bazal metabolizma: dinlenme sırasında vücut fonksiyonlarının devamlılığını sağlayan biyolojik ve kimyasal süreçlerin tümüdür.

“Yumurtlayan memeliler dışında” ifadesi bir kapı aralar: memeliler üç alt gruba ayrılır. Yumurtlayan memeliler (ornitorenk gibi) yumurtlar ama yavrusunu yine sütle besler — yani memeliliğin ölçütü doğurmak değil, meme bezi ve sütle beslemedir. Keseli memelilerde gebelik kısadır, gelişim annenin kesesinde tamamlanır (kanguru). Plasentalı memelilerde gebelik daha uzundur ve plasenta yavruyla anne arasında besin ve atık geçişini sağlar. Balina ve yunus suda yaşadıkları hâlde balık değildir: akciğerle solur, doğurur ve yavrusunu sütle besler.

TUZAK · KIŞ UYKUSU İKİ AYRI SEBEPLE OLUR

Kış uykusu iki ayrı yerde, iki ayrı gerekçeyle anlatılıyor ve bu ayrım sınavda sorulur:
Amfibi ve sürüngenlerde (değişken vücut sıcaklığı): ortam soğuyunca vücut da soğur, yaşamsal faaliyetler kendiliğinden yavaşlar. Timsah ve yılan “vücutlarındaki işlevleri yavaşlatarak ya tamamen hareketsiz kalır ya da yavaş hareket eder”.
Memelilerde (sabit vücut sıcaklığı): vücut sıcaklığını korumak kışın çok enerji ister, besin ise azdır. Bu yüzden ayı, sincap, kirpi ve dağ sıçanı önceden besin depolar ve vücut sıcaklığını düşürerek enerji tasarrufu yapar.
Yani biri mecburiyetten, öteki tasarruf için yavaşlar.

05 / YİRMİ CANLI

Etkinliğin çözülmüş hâli

TABLO · YİRMİ CANLI, HANGİ ÂLEM VE ALT GRUP

9. Etkinlik yirmi canlının görselini veriyor ve bunları ökaryot âlemler ve alt grupları tablosuna yerleştirmeyi istiyor. Aşağıda cevaplı hâli var. Arama kutusuna omurgasız, tohumlu, mantar gibi bir kelime yaz; ya da sütun süzgecini kullan.

OYUN · BU CANLI HANGİ GRUPTA?

Verilen özellikten hareketle grubu seç. Sorular her seferinde karışık sırada gelir.

Soru yükleniyor…
Skor: 0 / 0
06 / GÜNLÜK HAYAT

Hayvanlar âlemi senin çevrende

DENİZDE YANAN KOL

Denizde yüzerken denizanasına değdiğinde hissettiğin yanma, kıvrılmış tüp şeklindeki yakıcı hücrelerden gelir. Bu hücreler avı felç etmek ve savunma için zehirli iğneler fırlatır. Sahilde ölmüş bir denizanasına dokunmak da risklidir — yakıcı hücreler bir süre daha çalışabilir.

BAHÇE KAZILIRKEN ÇIKAN SOLUCAN

Toprağı kazınca çıkan solucan bir halkalı solucandır ve toprağın havalandırılması, organik malzemelerin parçalanması ve toprak verimliliğinin artırılması gibi ekolojik görevler üstlenir. Bahçesinde bol solucan olan toprak genellikle verimli topraktır; solucanı öldürmek bahçeye zarar verir.

KAMPTA GÖMLEK ATMIŞ BÖCEK

Ağaç gövdesinde bulduğun boş, saydam böcek kabuğu ölü bir hayvan değil; eklem bacaklının attığı dış iskeletidir. Sert dış kabuk büyümediği için hayvan büyürken onu atıp yenisini yapar. Yeni kabuk sertleşene kadar savunmasız olduğundan bu iş genellikle saklanarak yapılır.

SINIFTAKİ AKVARYUM

Akvaryumdaki balık ısıtıcısı süs değildir: balıklar değişken vücut sıcaklığına sahiptir, yani vücut sıcaklıkları suyun sıcaklığıyla birlikte değişir. Su fazla soğursa balığın bütün yaşamsal faaliyetleri yavaşlar. Aynı odada senin vücut sıcaklığın değişmez — sen sabit vücut sıcaklığına sahip bir memelisin.

HAVUZDA GÖRDÜĞÜN İRİBAŞ

İlkbaharda gölette gördüğün, kuyruklu ve bacaksız küçük canlılar kurbağa larvalarıdır. Amfibiler başkalaşım geçirir: larva solungaçla solur, ergin birey akciğer ve deri solunumu yapar. Aynı canlı birkaç hafta içinde solunum organını değiştirir — bu hayvanlar âleminde ender bir durumdur.

GÜNEŞTE DURAN KERTENKELE

Kertenkelenin sabah taşın üstünde kıpırdamadan durmasının nedeni tembellik değil: değişken vücut sıcaklığına sahip olduğu için ısınmak zorundadır. Vücudu ısınmadan hızlı hareket edemez. Aynı sebeple havalar soğuyunca işlevlerini yavaşlatır, hareketsiz kalır.

BALKONDAKİ GÜVERCİN YUVASI

Güvercinin yumurtaların üstünde günlerce oturması kuluçkadır: kuşlar döllenmiş yumurtalarını kuluçkaya yatarak yavruları çıkana kadar korur. Yumurta kabuklu olduğu için gelişme dışarıda tamamlanır — kuşlarda iç döllenme, dış gelişme vardır. Yuvaya dokunmamak bu yüzden önemlidir.

BELGESELDEKİ YUNUS

Yunus suda yaşar, balık gibi yüzer ama balık değildir. Akciğerle solur, bu yüzden nefes almak için yüzeye çıkmak zorundadır; doğurur ve yavrusunu sütle besler. Yunus suda yaşayan memeliler arasında sayılır. Bir hayvanı sınıflandırırken nerede yaşadığına değil, yapısal özelliklerine bakılır.

HABERLERDE “İSTİLACI TÜR”

Akdeniz’de aslan balığı ya da balon balığı haberlerini duymuşsundur. Tanımıyla istilacı tür, bir bölgeye dışarıdan gelip hızla çoğalan ve yerli türleri olumsuz etkileyen yabancı türdür. Aslan balığı bu yüzden hem kemikli balıklara örnek verir hem de biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyen tür olarak anar. Tuttuğun bir balığı başka bir denize ya da göle bırakmak bu yüzden zararlıdır.

07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Notokorda göre omurgalı-omurgasız ayrımı, altı omurgasız grubunun ayırt edici yapıları, omurgalıların ortak özellikleri ve beş omurgalı sınıfının solunum, vücut sıcaklığı, döllenme ve gelişme biçimleri

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Ünite tek sayfada

OMURGASIZLARIN TANIMI

Kıkırdak veya kemik yapılı iç iskelete sahip olmayan canlılardır. Bazı türlerinde vücudu desteklemek için kalker plaklardan oluşmuş yapılar bulunabilir.
Karada ve suda yaşayabilen pek çok türü vardır; bilinen hayvan türlerinin %95’ini oluşturur.
Altı önemli üye: süngerler · sölenterler · solucanlar · yumuşakçalar · eklem bacaklılar · derisi dikenliler.

SÜNGERLER VE SÖLENTERLER

Süngerler: hayvanlar âleminin en basit yapılı organizmaları; okyanus, deniz ve tatlı sularda yaşar. Doku ve sistemleri bulunmaz. Farklı şekil ve boyutlardaki deliklerle plankton, mikroorganizma ve küçük organizmaları süzerek alır ve sindirir.
Sölenterler: bir sindirim boşluğu ve dışarı açılan bir açıklığa sahiptir; dokulaşma görülür. Hayvanlar âleminde sinir sisteminin ve ağız yapısının görüldüğü ilk gruptur. Genellikle koloni hâlinde yaşar; en belirgin özellikleri kıvrılmış tüp şeklinde yakıcı hücrelere sahip olmalarıdır. Örnekler: hidra, denizanası, mercan.

SOLUCANLAR VE YUMUŞAKÇALAR

Solucanlar: yumuşak ve genellikle segmentli; toprakta, sucul ortamlarda, organik malzemelerde ve canlı organizmaların içinde parazit olarak yaşar. Ekolojik görevleri: toprağın havalandırılması, organik malzemelerin parçalanması, toprak verimliliğinin artırılması. Üç grup: yassı (planarya), yuvarlak (kancalı kurt), halkalı (toprak solucanı).
Yumuşakçalar: salyangoz, midye, ahtapot, mürekkep balığı. Salyangoz ve midyede dış iskelet olan kabuk iç organları korur; ahtapot ve mürekkep balığı dış iskeletten yoksundur ama çok yönlü duyu organları ve avlanma yetenekleriyle dikkat çeker.

EKLEM BACAKLILAR VE DERİSİ DİKENLİLER

Eklem bacaklılar: en kalabalık ve çeşidi en fazla gruplardan biri; adaptasyon yetenekleri gelişmiş. Organik yapılı sert dış kabuk, parçalı gövde, eklemli, bükülebilen uzuvlar. Örnek: böcek, örümcek, akrep, yengeç. Bazı böcekler başkalaşım (metamorfoz) geçirir — bir canlının belirli bir yaşam evresinde yapısal ve işlevsel değişimler geçirmesi.
Derisi dikenliler: deri dikenleri, su kanalları, sert iskelet, tüp ayaklar. Örnek: denizyıldızı, denizkestanesi, denizhıyarı.

OMURGALILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Notokord ve sırt bölgesinde içi boş bir sinir kordonu (sinir şeridi).
Kıkırdak ve kemikten oluşmuş iç iskelet.
Eşeyli ürer.
Holozoik beslenir: karmaşık organ sistemleriyle besin alınması, sindirilmesi, emilim ve atıkların atılması. Sindirim sistemi ağız ve anüs arasındadır.
Boşaltım atıkları: amonyak, ürik asit ya da üre. Temel boşaltım organı: böbrekler.
Kapalı kan dolaşımı: kan damarların dışına çıkmaz; oksijeni taşıyan hemoglobin alyuvarların içindedir.
Beş sınıf: balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar, memeliler.

BALIKLAR VE AMFİBİLER

Balıklar: solungaç · kemik ya da kıkırdak iskelet · değişken vücut sıcaklığı · suda yaşar. Yüzgeçler hareket, denge ve yön değiştirmede görevlidir; çoğunda deri pullarla kaplıdır. Kıkırdaklı: köpek balığı, vatoz. Kemikli: aslan balığı, yılan balığı. Dış döllenme, dış gelişme; suya bırakılan çok sayıda üreme hücresi üreme başarısını artırır. İstilacı tür (örn. aslan balığı) biyolojik çeşitliliği olumsuz etkiler.
Amfibiler: başkalaşım geçirir · pulsuz, nemli, yumuşak deri · değişken vücut sıcaklığı · suda ve karada yaşar. Dış döllenme, dış gelişme. Larva solungaç, ergin akciğer ve deri solunumu yapar. Örnek: kurbağa, semender. Ilıman bölgelerde kış uykusuna yatar; depoladıkları glikojen ve yağdan elde ettikleri enerjiyle yaşar.

SÜRÜNGENLER VE KUŞLAR

Sürüngenler: pullu deri (su kaybını önler ve korur) · değişken vücut sıcaklığı · akciğer solunumu · bazılarında deri değiştirme. Genellikle dört üye, yılan gibi üyesiz türler de var. Embriyonun etrafında koruyucu embriyonik zar (kuş ve memelide de var), yumurta kabukludur. İç döllenme, dış gelişme. Örnek: yılan, timsah, kaplumbağa, kertenkele, iguana.
Kuşlar: uçma yeteneği · hafif ve güçlü iskelet · tüy (termal izolasyon + uçuş) · iki bacak · diş yok, gaga var · akciğer + hava keseleri. İç döllenme, dış gelişme, yumurta kabukludur, kuluçka ile korunur. Bazıları göç eder; sosyal canlılardır. Örnek: penguen, deve kuşu, kartal, albatros.

MEMELİLER

Meme bezleri vardır, yavrularını sütle besler; yavru bakımı görülür.
Akciğerlerinde alveol, olgun alyuvarları çekirdeksiz, kaslı diyafram ve ter bezleri. Kuşlar gibi vücut ısılarını sabit tutar. Vücutlarında kıl bulunur.
Yumurtlayan memeliler dışında tümünde iç döllenme ve iç gelişme. Keseli: kısa gebelik, gelişim annenin kesesinde tamamlanır. Plasentalı: gebelik daha uzun, plasenta besin ve atık geçişini sağlar.
Suda: balina, fok, yunus. Karada: deve, aslan, koyun. Uçan: yarasa.
Kış uykusu: ayı, sincap, kirpi, dağ sıçanı — vücut sıcaklığını düşürüp enerji saklar, önceden besin depolar.
Bazal metabolizma: dinlenme sırasında vücut fonksiyonlarının devamlılığını sağlayan biyolojik ve kimyasal süreçlerin tümü.