9. SINIF EDEBİYAT · ÜNİTE 11 · ELEŞTİRİ

“Vak’a basit,
anlatış tarzı yeni”

Mehmet Kaplan bu cümleyle bir hikâyeyi değerlendirmekle kalmaz, nasıl değerlendirileceğini de gösterir: hikâye sanatında önemli olan vak’a veya konudan çok anlatış tarzıdır. Bu ünitede eleştirinin ne olduğunu, öznel ile nesnel değerlendirmenin farkını ve bir eleştirmenin metinden nasıl delil çıkardığını çalışacağız.

3
Terim: eleştiri, tenkit, kritik
2
Değerlendirme türü
7
İncelenen eleştirmen
01 / ELEŞTİRİ NEDİR

Beğenmek değil, gerekçelendirmek

Eleştiri; bir sanat eserini, bir yazarı ya da bir dönemi olumlu ve olumsuz yanlarıyla, gerekçe göstererek değerlendiren yazı türüdür. Türün adı dillere göre değişir: Batı edebiyatında kritik, Türk edebiyatında tenkit adıyla bilinir.

ELEŞTİREL OKUMA NEDİR

Parasız Yatılı’yı okumadan önce şu istenir: “Metni okurken konuyu olumlu ve olumsuz yanlarıyla ve tarafsız bir bakış açısıyla değerlendiriniz. Duygu, düşünce ve olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurarak kendi doğrularınızı bulunuz.” Yani eleştirel okuma, metne katılmak ya da karşı çıkmak değil; önce anlamak, sonra gerekçelendirmektir.

ELEŞTİRMENİN GÖREVİ

Ünitenin açılışında Orhan Okay’ın bir cümlesi bunun ölçüsünü verir: “Bir eserin yararlı yan etkilerinin olabilmesi için önce başarılı bir sanat eseri olması şarttır. Bundan ötürü değerlendirmede kullanılacak ölçütler her şeyden önce sanat ölçütleridir.” Eleştirmen, eserin fikrine katılıp katılmadığını değil, eserin sanat olarak ne yaptığını ölçer.

ELEŞTİRMENİN TAŞIMASI GEREKEN ÖZELLİKLER
  • Metni dikkatle okur. Kaplan, bir sıfatın cümledeki görevini bile fark eder: “köşeli” ve “üşütücü” sözcüklerinin zarf olarak kullanıldığını söyler.
  • Yargısını metinden delille destekler. Her tespitin ardından hikâyeden alıntı gelir.
  • Beğenisini gerekçelendirir. “Güzel bir hikâye” demez; “anlatış tarzı yenidir” der ve yeniliğin nerede olduğunu gösterir.
  • Türün ölçütlerini bilir. Hikâyeyi hikâye ölçütleriyle, romanı roman ölçütleriyle değerlendirir.
  • Yazarı değil eseri yargılar; yazar hakkındaki hükmü de eserden çıkarır: “Füruzan, anlatış tarzı ile… hallerini yakından duymayı başarmıştır.”
TUZAK KARTI — ELEŞTİRİ “KÖTÜLEME” DEĞİLDİR

Günlük dilde “eleştirmek” çoğu zaman “kusur bulmak” anlamında kullanılır. Edebiyatta ise eleştiri, olumlu ve olumsuz yanların birlikte, ölçütlerle değerlendirilmesidir. Parasız Yatılı eleştirisi bunun örneğidir: Kaplan hikâyenin vak’asını “basit”, konusunu “basmakalıp” bulur — ama aynı yazıda anlatış tarzını över ve yazarın başarısını teslim eder. İki yargı birbiriyle çelişmez, çünkü ayrı ölçütlere aittir.

02 / ELEŞTİRİNİN GEÇMİŞİ

Hicviyeden tenkide

Divan edebiyatında hicviye, halk edebiyatında taşlama, modern edebiyatta yergi adıyla bilinen eleştiri şiirleri, Türk edebiyatında önemli bir yer tutar. Yani eleştiri, düzyazı bir tür olmadan önce şiirle yapılıyordu.

İNTERAKTİF: ELEŞTİRİNİN DURAKLARI
ÜÇ ELEŞTİRİ ŞİİRİ — ÖRNEKLER
TUZAK KARTI — ÜÇ AD, TEK İŞ

Hicviye, taşlama ve yergi aynı işi yapar: bir kişiyi, bir davranışı ya da bir düzeni eleştirir. Farkları hangi edebiyat geleneğine ait olduklarıdır: hicviye divan, taşlama halk, yergi modern edebiyatın terimidir. Sorularda “halk edebiyatında … adını alır” kalıbıyla sorulur; şiirin dilinden ve nazım biçiminden hangi geleneğe ait olduğunu çıkarabilirsin.

03 / ÖZNEL VE NESNEL DEĞERLENDİRME

Ölçülebilen ile beğenilen

Eleştirmenin cümleleri öznel ve nesnel diye ayrılır. Bu ayrım kusur aramak için değil, eleştirinin nasıl kurulduğunu görmek için yapılır: iyi bir eleştiri ikisini de kullanır.

NESNEL DEĞERLENDİRME

Metinden gösterilebilir, kişiden kişiye değişmeyen tespitlerdir. Kaplan’ın “Hikâyede mekân ‘ev, sokak, okul, hastahane’ dağınık, kısa ve yaşantılara bağlı olarak verilmiştir.” cümlesi nesneldir: metni açıp sayabilirsin.

ÖZNEL DEĞERLENDİRME

Eleştirmenin yargısını, beğenisini taşır. “Hikâyede vak’a basit, konu basmakalıp olmakla beraber, anlatış tarzı yenidir.” cümlesi özneldir: “basit”, “basmakalıp” ve “yeni” birer değerlendirmedir. Öznel cümle kusur değildir — ama gerekçelendirilmelidir.

METİNDEN İŞARETLE — ÖZNEL Mİ NESNEL Mİ?

Kaplan’ın eleştirisinden cümleler. Önce tür düğmesine bas, sonra o türe giren sözleri tıkla.

DENETLE — CÜMLE HANGİ TÜRDEN?

Her satırda tam bir hücre işaretle.

ELEŞTİRİNİN İÇERİK VE YAPI ÖZELLİKLERİ

İçerik: eleştiri bir eseri konusu, teması, yapısı, dili ve üslubu bakımından değerlendirir; yazarın başarısı hakkında hüküm verir ve bu hükmü metinden delillerle destekler. Yapı: Parasız Yatılı’da olduğu gibi önce eserin özeti verilir, sonra yazarın amacı belirtilir, ardından bölüm bölüm çözümleme yapılır (“Şimdi hikâyede bunların nasıl ortaya konulduğunu incelemeye çalışalım”) ve sonda yazarın başarısı hakkında genel bir hükümle bitirilir. Aradaki alıntılar, eleştirinin delil bölümüdür.

04 / PARASIZ YATILI — BİR ELEŞTİRİ ÇÖZÜMLEMESİ

Kaplan neye bakıyor?

Mehmet Kaplan, Füruzan’ın Parasız Yatılı adlı hikâyesini altı ayrı yönden inceler. Bir düğmeye bas: o başlıkta ne söylediği ve hangi delili kullandığı sağda görünür.

İNTERAKTİF: ELEŞTİRİNİN ODAKLARI
HİKÂYENİN VAK’ASI

Kaplan hikâyeyi tek paragrafta özetler: Kocası ölen bir kadın sekiz yaşındaki kızıyla yalnız kalır. Fakirdir; geçinebilmek için hastabakıcı olur. Kız ilkokulu pekiyi ile bitirir, ailenin durumu hâlâ kötüdür; anne kızını parasız yatılı okula verir. Hikâyede anne ile kızı, okulun giriş imtihanına giderken görürüz.

ELEŞTİRMENİN ANA TEZİ

“Hikâye sanatında önemli olan vak’a veya konudan çok anlatış tarzıdır.” Gerekçesi de yazının içindedir: çocuklar, aşk, aile hayatı, fakirlik, keder, açlık gibi konular insanlığın bildiği şeylerdir; onlara basmakalıp bir gözle bakarsak duygularımız katılaşır. Bu yüzden sanatçılar yeni bakış ve yeni anlatış tarzlarıyla bizi bu konulara karşı duyarlı kılar ve onlar üzerinde yeniden düşündürür.

DELİL TABLOSU — HANGİ TESPİT, HANGİ ALINTI?
“VAK’A HİKÂYESİ” DEĞİL, “YAŞANTI HİKÂYESİ”

Kaplan’ın en özgün terimi budur: “Bu bir vak’a hikâyesi değil, bir ‘yaşantı hikâyesi’dir. Hikâyeci vak’aları hikâye etmiyor, ‘yaşanırken’ başka bir deyimle dramatik olarak gösteriyor.” Bu ayrım, ünite 7’de öğrenilen olay hikâyesi ↔ durum hikâyesi ayrımıyla akrabadır ama aynı şey değildir: Kaplan’ın vurgusu türde değil anlatma biçimindedir — anlatmak yerine göstermek. Hikâyede konuşmaya geniş yer verilmesinin sebebi de budur.

05 / ELEŞTİRİ TÜRLERİ

Neyi ele alıyor, nereye bakıyor?

Üç eleştiri parçası verilip konularına göre türleri sorulur. Eleştiriler hem ele aldıkları türe göre (şiir eleştirisi, roman eleştirisi, dil eleştirisi) hem de baktıkları yere göre ayrılır.

ÜÇ ELEŞTİRİ PARÇASI
BAKILAN YERE GÖRE ÜÇ ELEŞTİRİ

Bu ayrım ders kitabında adlandırılmaz ama incelenen metinlerin hepsinde görülür; sınavda da bu adlarla sorulur.

SANATÇIYA DÖNÜK

Eser, yazarının hayatı, kişiliği ve dünya görüşüyle açıklanır. “Benim Gözümden…” bölümleri bu yaklaşımı öğretir: yazarın biyografisinden hareketle hangi metnin ona ait olabileceği sorulur.

ESERE DÖNÜK

Eser kendi içinde, yapısı, dili ve üslubuyla incelenir. Kaplan’ın Parasız Yatılı’sı büyük ölçüde böyledir: yazarın hayatına hiç girmez, metnin nasıl kurulduğunu gösterir.

OKURA DÖNÜK

Eserin okurda uyandırdığı etki merkeze alınır. Kaplan’ın “okuyucuda acıma duygusu uyandırmaya çalışır”, “bizi onlara karşı duyarlı kılar” cümleleri bu yaklaşımın izleridir.

TUZAK KARTI — BİR ELEŞTİRİ ÜÇÜNÜ BİRDEN KULLANABİLİR

Parasız Yatılı ağırlıklı olarak esere dönüktür; ama sonunda yazar hakkında hüküm verirken sanatçıya, okurdaki etkiyi anlatırken okura döner. Bu bir tutarsızlık değildir. Sorularda “ağırlıklı olarak hangisi” istenir: eleştirinin en çok yer ayırdığı yöne bak. Berna Moran’ın Yaban yazısı bunu açıkça söyler: “Yaban’ı roman olarak ele alıp inceleme çabaları yok denecek kadar az.” Yani eleştirmen, esere dönük bakışın eksikliğinden yakınmaktadır.

06 / ELEŞTİRMENLER

Kim, neyi inceledi?

Ünitede yedi eleştirmenden metin okunur. Aşağıdaki künyeler ve tablo, hangi adın hangi eserle anıldığını bir arada tutar.

KÜNYELER
ARANABİLİR TABLO — ELEŞTİRMEN, ESER, KONU
MEHMET KAPLAN’IN İKİ METNİ, İKİ ÜSLUP

Aynı yazarın Parasız Yatılı adlı eleştirisi ile Çağdaş Türk Kültür ve Medeniyeti adlı makalesi üslup açısından karşılaştırılır. Fark şudur: eleştiride metinden alıntılar, ayrıntı çözümlemeleri ve somut örnekler vardır — yazı bir metnin peşinden gider. Makalede ise genel yargılar, kavramlar ve kültür değerlendirmeleri öndedir: “Bir milletin kültür ve medeniyeti hakkında en iyi fikri bize onun şehirleri, müzeleri ve kütüphaneleri verir.” Üslubun ortak yanı da vardır: ikisi de açık, sıralı ve gerekçeli bir düşünce yürütür.

07 / BEYAZ LİSAN — DİL ÜZERİNE ELEŞTİRİ

Bir dilin uyanışı

Nihat Sami Banarlı’nın Beyaz Lisan adlı yazısı, bir eseri değil bir dil hareketini değerlendirir. Eleştirinin konusu her zaman tek bir kitap olmak zorunda değildir.

YAZININ TEZİ, ADIM ADIM
DENETLE — HANGİ İSİM, HANGİ KATKI?

Her satırda tam bir hücre işaretle.

SOSYAL MEDYA DİLİ VE EDEBÎ DİL

Konuşma atölyesinde edebî dil ile sosyal medya dilini karşılaştıran bir sunum hazırlanır. Verilen iki metnin tezleri şudur: Mustafa Cemiloğlu’na göre “insanın ana dilini, konuştuğu dilin güzelliklerini sevmesi vatanını ve milletini sevmekle eş değerdedir.” Ejder Çelik ise kitle iletişim araçlarının dil çeşitliliğini eğlence işlevinde kullandığını, bunun hem otantik dil özelliklerini silen bir gizli kod önerdiğini hem de dilin yanlış kullanımını yaydığını söyler. Ortak sonuç: dil üzerindeki sorumluluk kişinin kendisindedir; birey bu sorumluluğu referans aldığı araçlara devrederse dilini de devretmiş olur.

08 / OYUN

Cümleyi gör, türünü söyle

Her soruda ya bir tanım, ya bir cümle, ya da bir eleştirmen adı verilir. Sıra her seferinde karışır; yanlış cevapta doğrusu ve gerekçesi hemen görünür.

OYUN — ELEŞTİRİ
0 / 0
09 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

Eleştirinin tanımı, tenkit ve kritik terimleri, hicviye-taşlama-yergi ayrımı, öznel ve nesnel değerlendirme, Mehmet Kaplan’ın Parasız Yatılı çözümlemesi, eleştiri türleri, yedi eleştirmenin künyesi ve Beyaz Lisan yazısını kapsayan test

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
10 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

ELEŞTİRİ

Bir sanat eserini, yazarı ya da dönemi olumlu ve olumsuz yanlarıyla, gerekçe göstererek değerlendiren yazı türüdür. Batı edebiyatında kritik, Türk edebiyatında tenkit adıyla bilinir. Eleştiri kötüleme değildir: Parasız Yatılı’da vak’a “basit”, konu “basmakalıp” bulunur ama anlatış tarzı övülür — çünkü ayrı ölçütlere aittirler.

ELEŞTİREL OKUMA

Metni olumlu ve olumsuz yanlarıyla ve tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirmek; duygu, düşünce ve olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurarak kendi doğrularını bulmaktır. Değerlendirmede kullanılacak ölçütler her şeyden önce sanat ölçütleridir (Orhan Okay).

ŞİİRLE ELEŞTİRİ

Aynı iş üç ayrı adla anılır: divan edebiyatında hicviye, halk edebiyatında taşlama, modern edebiyatta yergi. Örnekler Nefî, Seyrânî ve Ziya Paşa’dan alınmıştır.

ÖZNEL VE NESNEL

Nesnel değerlendirme metinden gösterilebilir, kişiden kişiye değişmez (“Mekân dağınık, kısa ve yaşantılara bağlı olarak verilmiştir.”). Öznel değerlendirme eleştirmenin yargısını taşır (“vak’a basit, konu basmakalıp… anlatış tarzı yenidir”). İyi bir eleştiri ikisini de kullanır; öznel yargı gerekçelendirilir.

PARASIZ YATILI

Mehmet Kaplan’ın Hikâye Tahlilleri adlı eserinden; Füruzan’ın hikâyesini inceler. Ana tez: “Hikâye sanatında önemli olan vak’a veya konudan çok anlatış tarzıdır.” Kaplan’ın tespitleri: yazar iki geçiş ânı seçer, kronolojik zaman kadrosunu kırar, olayları sübjektif olarak anlatır, hikâye bir “yaşantı hikâyesi”dir, eşya (mangal, mavi muşamba) sembol olur, mekân dağınıktır, üslup sade ve gerçekçidir.

ELEŞTİRMENLER

Mehmet Kaplan (1915-1986, Hikâye Tahlilleri, Şiir Tahlilleri), Fethi Naci (40 Yılda 40 Roman), Füsun Akatlı (Felsefe Kıyılarında), Orhan Okay (Şiir Sanatı Dersleri, Necip Fazıl Kısakürek), Berna Moran (Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış), Mustafa Öneş (Şiir / Şair Yazıları), Nihat Sami Banarlı (Türkçenin Sırları).