Bitkinin derisi ve üstündeki kapılar
Örtü doku, bitkinin tüm yüzeyini örten, bitkiyi çevresel etkilere karşı koruyan, su kaybını engelleyen dokudur. Bu ünitede önce epidermis ile üstündeki kütikula tabakasını, sonra epidermisin farklılaşmasıyla oluşan dört yapıyı — stoma, tüy, emergens, hidatot — ve odunsu gövdede epidermisin yerini alan peridermi göreceksin. Ünitenin en kritik ayrımı sonda: stoma, hidatot ve lentisel üçü de açıklık, ama üçünün canlılığı, kloroplastı, açılıp kapanması ve attığı madde farklı.
Bitkinin tüm yüzeyini örten, bitkiyi çevresel etkilere karşı koruyan, su kaybını engelleyen dokudur. Bitkiyi, böcek gibi canlılara ve mekanik etkilere karşı koruyarak ilk savunma hattını oluşturur. Epidermis ve peridermis (mantarlaşmış doku) olarak iki kısımda incelenir.
Ağacın dallarını tek tek aç. Üstte ÖRTÜ DOKU kutusu durur, altında iki kolu vardır: epidermis ve periderm. Bir dalı seçtiğinde o dalın altında ondan farklılaşan yapılar açılır — epidermisin altında stoma, tüy, emergens, hidatot, peridermin altında mantar kambiyumu, mantar doku, parankima ve lentisel. Sağdaki üç rozet her seçimde yenilenir: nerede bulunur, hücreleri canlı mı, ne iş yapar. Solda bitki şeması durur; epidermis seçilince genç kök, genç gövde ve yaprak yanar, periderm seçilince çok yıllık odunsu bitkinin kök ve gövdesi yanar — ikisinin yeri aynı bitkide bile farklıdır.
Otsu ve çok yıllık bitkilerin genç olan kök, gövde, yaprak gibi organlarının dış yüzeyini örten doku epidermis olarak isimlendirilir. Epidermis hücreleri büyük kofullu, az sitoplazmalı ve canlı hücrelerdir. Kloroplast içermez bu yüzden fotosentez yapmaz. Genellikle tek sıralı hücre tabakasından oluşur ve hücreler arasında boşluklar bulunmaz.
Epidermis hücrelerinden salgılanan kütin denen mumsu maddenin hücrelerin dış çeperlerinde birikmesiyle kütikula tabakası meydana gelir. Bitki kökünde kütikula tabakası bulunmaz. Saydam ve mumsu olan bu tabaka hücresel bir yapı değildir. Kütikula tabakası ışığı geçirir ancak su geçirgenliği çok azdır. Su kaybına, mekanik etkilere, güneşin zararlı ışınlarına ve parazit canlıların saldırılarına karşı bitkiyi korur. Kalınlığı bitkinin yaşadığı bölgeye göre değişir. Kütikula tabakası kurak bölge bitkilerinde su kaybını azaltmak için kalın, nemli bölge bitkilerinde ise incedir.
Şemalarda epidermisin üstünde bir şerit gibi çizildiği için kütikula çoğu zaman bir hücre sırası sanılır. Oysa saydam ve mumsu olan bu tabaka hücresel bir yapı değildir. Kütikulanın kendisi cansızdır, onu üreten epidermis hücreleri canlıdır. İkinci tuzak da yeri: bitki kökünde kütikula tabakası bulunmaz — çünkü kökün işi su almaktır, su geçirgenliği çok az olan bir tabaka orada bitkinin aleyhine olurdu.
Kaydırağı nemli bölgeden kurak bölgeye doğru çektiğinde yaprağın üst yüzeyindeki kütikula şeridi gözle görülür biçimde kalınlaşır. Aynı anda iki ölçüt ters yönde hareket eder: yaprağın kaybettiği su azalır, geçen ışık ise değişmez — çünkü kütikula tabakası ışığı geçirir ancak su geçirgenliği çok azdır. Kaydırağın kurak uçta olduğu anda üstteki kutuda “kurak bölge bitkilerinde kalın”, nemli uçta “nemli bölge bitkilerinde ince” yazar.
Epidermis hücreleri farklılaşarak stoma (gözenek), tüy, emergens (diken) ve hidatot (su savağı) denilen yapıları oluşturur. Bu dört yapının hepsi epidermis kaynaklıdır; ancak emergensler yalnız epidermisten farklılaşan yapılar değildir — bunun ayrıntısı 03. bölümde.
Bitkinin yapraklarında ve genç bitki gövdelerinde epidermisin farklılaşmasıyla oluşan canlı hücrelerdir. Stoma hücreleri kloroplast taşıdığı için fotosentez yapar. Bitkilerin toprak altı kısımlarında stoma bulunmaz.
Ortada iki bekçi hücresi ve aralarındaki stoma açıklığı çizilidir. Kaydırağı çektiğinde bekçi hücreleri gerçekten şişer ve açıklık genişler; geri çektiğinde büzülür ve açıklık kapanır. Dikkat et: bekçi hücrelerinin stoma açıklığına bakan iç çeper bölgeleri dış çeperlerden daha kalın çizilmiştir — kalın çizgi hep içte kalır, hücre şişerken bu kalın kenar bükülemediği için hücre yay gibi kıvrılır ve açıklık açılır. Bekçi hücrelerinin içindeki kloroplastlar yeşil olarak çizilir; çevresindeki iki hücre komşu hücreler etiketiyle durur ve içleri boştur — epidermis hücreleri kloroplast içermez. Açıklık açıldığında dışarı su buharı ve karbondioksit-oksijen okları akar; kapanınca akış durur.
Stomaların görevi, bitkinin gaz alışverişini ve terlemesini sağlamaktır. Terlemeyle su kaybına neden olarak ısı düzenlenmesini sağlar. Açılıp kapanarak terleme sonucu oluşan su buharını dışarı atar. Su, stomalardan gaz şeklinde atıldığından mineral ve tuz atılımı olmaz.
Solunum sırasında havadan oksijen alınması ve oluşan karbondioksitin dışarı verilmesi stomalar ile gerçekleşir. Fotosentezde gerekli olan karbondioksitin atmosferden alınması ve oluşan oksijenin dışarı verilmesi yine stoma ile sağlanır. Stomalar çoğu bitkide gündüz açık, gece kapalıdır.
Stoma şekilleri bitki türlerine göre değişiklik göstermekle birlikte genel olarak aynı kısımları içerir. Stoma, stoma açıklığı ve onu kuşatan bekçi hücrelerinden meydana gelir. Bekçi hücrelerinin çevresindeki epidermis hücreleri de komşu hücreler adını alır. Bekçi hücrelerinin stoma açıklığına bakan iç çeper bölgeleri dış çeperlerden daha kalındır.
Dört ortamı tek tek seç: kurak ortam, nemli ortam, su bitkisi, toprak altı. Her seçimde yaprağın enine kesiti yeniden çizilir ve stomaların sayısı ile yüzeydeki konumu gerçekten değişir. Kurakta stomalar az sayıda ve genellikle alt yüzeyde, kütikula kalın çizilir. Nemlide çok sayıda ve her iki yüzeyde, kütikula ince olur. Su bitkisinde stomalar yalnız üst yüzeyde ve çok sayıda toplanır; suyun içinde kalan alt yüzeyde hiç stoma çizilmez. Toprak altı seçildiğinde kesit köke döner: ne stoma ne de kütikula kalır, ikisi de silinir. Sağda stoma sayısı çubuğu her seçimde yeniden dolar.
Kurak ortam bitkilerinde su kaybını azaltmak için stomalar az sayıda ve genellikle yaprağın alt yüzeyinde bulunur. Stomalar nemli ortam bitkilerinde çok sayıda ve yaprağın her iki yüzeyinde, su bitkilerinde ise yaprağın üst yüzeyinde çok sayıda bulunur. Su bitkilerinin su içinde kalan kısımlarında stoma bulunmaz.
Stoma da hidatot da bitkiden su çıkarır, bu yüzden ikisi karıştırılır. Ama attıkları şey aynı değil: su, stomalardan gaz şeklinde atıldığından mineral ve tuz atılımı olmaz. Hidatotta ise durum tersine döner — damlama olayı gerçekleştiğinde suyla beraber bir miktar mineral ve tuz da bitkiden atılır. Soru “mineral kaybı olur mu?” diye sorduğunda ayrım tam burada.
Tüyler, epidermis hücrelerinin dışa doğru gelişmesiyle meydana gelen çıkıntılardır. Tüylerin görevleri birbirinden çok farklıdır; hidatot ve emergens ise tüyden bambaşka işler yapar.
Yedi yapıyı tek tek gez: örtü tüyü, salgı tüyü, kök emici tüyü, tırmanma tüyü, savunma tüyü, hidatot, emergens. Çizim her seçimde baştan kurulur. Örtü tüyünde epidermisin üstüne dik tüyler dizilir ve üstlerine düşen güneş ışını okları geri yansır. Salgı tüyünün ucunda yuvarlak bir salgı başı belirir ve etrafına uçucu madde noktaları yayılır. Kök emici tüyünde epidermis toprağa uzanan uzun bir çıkıntı yapar ve toprak taneleri arasından su okları içeri akar. Tırmanma tüyünde tüyler bir dala kanca gibi tutunur. Savunma tüyünün ucundan yakıcı madde damlası çıkar. Hidatot seçildiğinde çizim yaprak kenarına kayar: ksilem borusu hidatoda bağlanır ve uçtan sıvı bir damla sarkar. Emergens seçildiğinde diken çizilir ve altındaki korteks katmanı da dikenin içine katılır — çünkü emergens yalnız epidermisten oluşmaz.
Tüy hücreleri, epidermis hücreleri gibi kloroplastsızdır. Bir ya da birden fazla hücreden oluşabilir. Tüylerin örtü, savunma, salgı, tırmanma, emme gibi farklı görevleri vardır.
Bitkide bulunan örtü tüyleri, güneş ışığını geri yansıtır ve bitkinin aşırı şekilde ısınmasını engeller. Bitkideki salgı tüyleri, hoş kokulu ve uçucu maddeler salgılar. Genelde çiçeklerde bulunan bu salgılar tozlaşma olayında etkilidir. Salgı tüyleri nane, sardunya vb. bitkilerde bulunur. Kök emici tüyleri, kökün yüzey alanını artırarak topraktan daha fazla su ve mineral emilimini sağlar. Tırmanma tüyleri, sarmaşık gibi bitkilerde tutunmayı sağlar. Isırgan otu bitkisinde bulunan tüyler savunmayı sağlar. Bu bitkinin savunma tüyünden yakıcı bir madde salgılanır. Yakıcı madde bitkiyi hayvanlara karşı korur.
Atmosfer neminin fazla ve terleme hızının düşük olduğu zamanlarda bitkideki fazla suyun atılmasını sağlayan, yaprak kenarlarında bulunan açıklıklara hidatot denir. Çilek, çimen gibi bazı otsu bitkilerde görülür. Hidatotlar, stomalar gibi açılıp kapanmaz. Bitkideki fazla su, hidatotlardan gutasyon (damlama) yoluyla sıvı hâlde dışarı atılır. Hidatotlar, ksilem borularıyla bağlantılıdır. Damlama olayı gerçekleştiğinde suyla beraber bir miktar mineral ve tuz da bitkiden atılır. Gutasyon sıvısı, yoğunlaşmış atmosferik nemi oluşturan çiy ile karıştırılmamalıdır.
Bitkilerin hayvanlara karşı korunmasını ve savunmasını sağlayan diken şeklindeki çıkıntılardır. Emergensler yalnız epidermisten farklılaşan yapılar değildir. Epidermis ve epidermis altı hücrelerin yapılarına katılmasıyla oluşur. Örneğin gül bitkisinde emergensler epidermis ile korteksten gelişir ve iletim demeti içermez. Gövdeden (akasya) ve yapraktan (kaktüs) farklılaşmış dikenler iletim demetleri içerir.
| Ölçüt | Gül dikeni (emergens) | Akasya · kaktüs dikeni |
|---|---|---|
| Neden gelişir | Epidermis ile korteksten | Gövdeden (akasya), yapraktan (kaktüs) |
| İletim demeti | İçermez | İçerir |
| Görevi | Hayvanlara karşı korunma ve savunma | Hayvanlara karşı korunma ve savunma |
Gülün dikenini elle kopardığında kabukla birlikte çıkmasının, akasya dikeninin ise dalın kendisinden çıkıyormuş gibi sağlam durmasının sebebi bu satırdır.
Sabah yaprağın kenarında duran damla iki ayrı şeyden gelebilir. Gutasyon sıvısı, yoğunlaşmış atmosferik nemi oluşturan çiy ile karıştırılmamalıdır. Gutasyon damlası bitkinin içinden gelir, hidatottan çıkar ve içinde bir miktar mineral ve tuz vardır; çiy ise havadaki su buharının yaprak yüzeyinde yoğunlaşmasıdır. İkincisinin bitkinin kendisiyle bir ilgisi yoktur. Damlanın yeri de ipucu verir: gutasyon damlaları yaprak kenarlarında ve uçlarında, düzenli aralıklarla dizilir.
Çok yıllık odunsu bitkilerin kök ve gövdelerinde epidermisin yerini periderm adlı örtü doku alır. Mantar kambiyumu, mantar doku ve parankima hücreleri peridermi oluşturur.
Kaydırakla dört adımı sırayla geç. 1. adımda genç gövdenin dışında tek sıralı epidermis durur. 2. adımda altında mantar kambiyumu şeridi belirir ve bölünmeye başlar. 3. adımda kambiyumun ürettiği mantar hücreleri çeperlerinde süberin biriktirir — hücrelerin içi koyulaşır ve çekirdekleri silinir, çünkü süberin biriktiren bu hücreler ölür. 4. adımda epidermis dökülür, yerini periderm alır ve yüzeyde lentiseller açılır; lentisellerden içeri ve dışarı gaz okları akmaya başlar. Sağdaki üç rozet adım adım güncellenir: dış tabaka kim, çeperde ne birikiyor, gaz alışverişi nereden.
Mantar kambiyumu tarafından üretilen mantar hücreleri, süberin denen mumsu maddeyi çeperlerinde biriktirir ve ölür. Mantar dokusu bitkiyi mekanik etkilerden ve hastalık yapıcı patojen canlılardan korur. Ayrıca süberin su kaybına karşı da bitkiyi korur. Peridermde lentisel (kovucuk) adı verilen açıklıklar oluşur.
Gövde yüzeyinde ince yarıklar veya kabartılar şeklinde bulunur. Gövdede, dallarda ve bazı meyvelerin kabuk yüzeyinde bulunan lentiseller, odunsu bir gövde veya kökteki canlı hücrelerin dış ortamla gaz alışverişi yapmalarını sağlar. Az da olsa gaz hâlinde su kaybına neden olur.
İki mumsu madde, iki ayrı örtü doku. Kütin, epidermis hücrelerinden salgılanır ve dış çeperlerde birikerek kütikula tabakasını oluşturur. Süberin, mantar kambiyumunun ürettiği mantar hücrelerinin çeperinde birikir ve o hücre ölür. İkisi de su kaybına karşı korur, ama biri epidermisin ürünü, öteki peridermin. Adları benzediği için değil, işleri benzediği için karışıyorlar; ayırmak için hangi dokunun ürünü olduğunu hatırla.
Bu ünitenin en çok soru gelen yeri. Üçü de bitki yüzeyinde bir açıklıktır ama hangi dokudan geldikleri, canlı olup olmadıkları ve neyi hangi hâlde attıkları farklıdır.
Üstteki düğmelerle bir ölçüt seç: hangi dokudan oluşur, canlı mı, nerede bulunur, kloroplast ve fotosentez, açılıp kapanır mı, neyi atar, suyu hangi hâlde atar. Seçtiğin ölçütte üç sütun — stoma, hidatot, lentisel — yan yana yeniden yazılır ve farklı olan sütun vurgulanır. Örneğin “canlı mı” ölçütünde stoma ve hidatot yeşil, lentisel kırmızı yanar; “kloroplast” ölçütünde yalnız stoma yeşil kalır. Altta üç şema durur ve seçili ölçüte göre çizim değişir: su gaz hâlinde atılıyorsa dalgalı buhar okları, sıvı hâlde atılıyorsa yuvarlak damla çizilir.
| Stoma | Hidatot | Lentisel |
|---|---|---|
| Epidermis farklılaşması ile oluşur. | Epidermis farklılaşması ile oluşur. | Peridermis farklılaşması ile oluşur. |
| Canlıdır. | Canlıdır. | Cansızdır. |
| Yaprak ve otsu gövdede bulunur. | Yaprakların kenarlarında ve uçlarında bulunur. | Çok yıllık bitkilerin odunsu gövdelerinde ve bazı meyvelerin kabuk yüzeyinde bulunur. |
| Kloroplast içerir ve fotosentez yapar. | Kloroplast içermez ve fotosentez yapmaz. | Kloroplast içermez ve fotosentez yapmaz. |
| Açılıp kapanabilir. | Daima açıktır. | Daima açıktır. |
| Su ve karbondioksit atar. | Mineralli su atar. | Sadece su atar. |
| Suyu gaz hâlinde atar (Terleme / Transpirasyon). | Suyu sıvı hâlde atar (Damlama / Gutasyon). | Suyu gaz hâlinde atar (Terleme / Transpirasyon). |
Örtü doku, mutfaktaki meyve tabağından okul bahçesindeki ağaç kabuğuna kadar her gün karşına çıkıyor.
Elmanın üstündeki o mumsu parlaklık kütikuladır: epidermis hücrelerinden salgılanan kütin denen mumsu maddenin hücrelerin dış çeperlerinde birikmesiyle kütikula tabakası meydana gelir. Sildiğinde matlaşır çünkü ovuşturduğun şey hücresel bir yapı değildir.
Maça erken gittiğinde çimin uçlarında dizili duran damlalar gutasyondur: çilek, çimen gibi bazı otsu bitkilerde görülür ve atmosfer neminin fazla, terleme hızının düşük olduğu zamanlarda oluşur. Damlanın yaprak kenarında ve ucunda durması ipucudur.
Bahçede ısırgana değince yanmanın sebebi bir tüy çeşidi: ısırgan otu bitkisinde bulunan tüyler savunmayı sağlar. Bu bitkinin savunma tüyünden yakıcı bir madde salgılanır. Yakıcı madde bitkiyi hayvanlara karşı korur.
Naneyi avucunda ezince çıkan koku salgı tüylerinden geliyor: bitkideki salgı tüyleri, hoş kokulu ve uçucu maddeler salgılar. Salgı tüyleri nane, sardunya vb. bitkilerde bulunur.
Okul bahçesinin duvarını kaplayan sarmaşığı tutan yapı bir tüy: tırmanma tüyleri, sarmaşık gibi bitkilerde tutunmayı sağlar. Tüylerin görev listesi geniştir: örtü, savunma, salgı, tırmanma, emme.
Gülün dikeni tırnakla kolayca kopar çünkü yalnız yüzeyden gelir: gül bitkisinde emergensler epidermis ile korteksten gelişir ve iletim demeti içermez. Akasyanın dikeni ise kopmaz — gövdeden farklılaşmıştır ve iletim demeti içerir.
Parktaki ağacın gövdesindeki o ince yarıklar tesadüf değil: lentiseller gövde yüzeyinde ince yarıklar veya kabartılar şeklinde bulunur ve odunsu bir gövde veya kökteki canlı hücrelerin dış ortamla gaz alışverişi yapmalarını sağlar.
Mantar tıpanın suyu geçirmemesinin sebebi süberin: mantar kambiyumu tarafından üretilen mantar hücreleri, süberin denen mumsu maddeyi çeperlerinde biriktirir ve ölür. Tıpayı oluşturan hücreler bu yüzden ölüdür ve süberin su kaybına karşı bitkiyi korur.
Sıcakta bitkinin solup akşam toparlanması stomaların işidir: stomaların görevi, bitkinin gaz alışverişini ve terlemesini sağlamaktır. Terlemeyle su kaybına neden olarak ısı düzenlenmesini sağlar. Ayrıca stomalar çoğu bitkide gündüz açık, gece kapalıdır.
Kaktüsün derisinin kalın ve parlak durmasının sebebi ortamı: kütikula tabakası kurak bölge bitkilerinde su kaybını azaltmak için kalın, nemli bölge bitkilerinde ise incedir.
Suyun üstünde duran yaprakların stomaları neden hep üstte? Çünkü su bitkilerinde stomalar yaprağın üst yüzeyinde çok sayıda bulunur ve su bitkilerinin su içinde kalan kısımlarında stoma bulunmaz.
Kökün yüzeyi mumsu değildir, ıslanır: bitki kökünde kütikula tabakası bulunmaz. Aynı sebeple bitkilerin toprak altı kısımlarında stoma bulunmaz.
50 soruluk test · örtü dokunun genel özellikleri, epidermis ve kütikula, stomanın yapısı ve görevi, stomaların ortama göre dağılımı, tüy çeşitleri, hidatot ve gutasyon, emergens ve gül dikeni, periderm ile süberin, lentisel, stoma-hidatot-lentisel karşılaştırması
Bitkinin tüm yüzeyini örten, bitkiyi çevresel etkilere karşı koruyan, su kaybını engelleyen dokudur. Bitkiyi, böcek gibi canlılara ve mekanik etkilere karşı koruyarak ilk savunma hattını oluşturur. Epidermis ve peridermis (mantarlaşmış doku) olarak iki kısımda incelenir.
Otsu ve çok yıllık bitkilerin genç olan kök, gövde, yaprak gibi organlarının dış yüzeyini örten doku epidermis olarak isimlendirilir. Epidermis hücreleri büyük kofullu, az sitoplazmalı ve canlı hücrelerdir. Kloroplast içermez bu yüzden fotosentez yapmaz. Genellikle tek sıralı hücre tabakasından oluşur ve hücreler arasında boşluklar bulunmaz. Epidermis hücreleri farklılaşarak stoma (gözenek), tüy, emergens (diken) ve hidatot (su savağı) denilen yapıları oluşturur.
Epidermis hücrelerinden salgılanan kütin denen mumsu maddenin hücrelerin dış çeperlerinde birikmesiyle kütikula tabakası meydana gelir. Bitki kökünde kütikula tabakası bulunmaz. Saydam ve mumsu olan bu tabaka hücresel bir yapı değildir. Kütikula tabakası ışığı geçirir ancak su geçirgenliği çok azdır. Su kaybına, mekanik etkilere, güneşin zararlı ışınlarına ve parazit canlıların saldırılarına karşı bitkiyi korur. Kalınlığı bitkinin yaşadığı bölgeye göre değişir; kurak bölge bitkilerinde kalın, nemli bölge bitkilerinde incedir.
Bitkinin yapraklarında ve genç bitki gövdelerinde epidermisin farklılaşmasıyla oluşan canlı hücrelerdir. Stoma hücreleri kloroplast taşıdığı için fotosentez yapar. Bitkilerin toprak altı kısımlarında stoma bulunmaz. Kurak ortam bitkilerinde stomalar az sayıda ve genellikle yaprağın alt yüzeyinde; nemli ortam bitkilerinde çok sayıda ve yaprağın her iki yüzeyinde; su bitkilerinde yaprağın üst yüzeyinde çok sayıda bulunur. Su bitkilerinin su içinde kalan kısımlarında stoma bulunmaz.
Stomaların görevi, bitkinin gaz alışverişini ve terlemesini sağlamaktır. Terlemeyle su kaybına neden olarak ısı düzenlenmesini sağlar. Su, stomalardan gaz şeklinde atıldığından mineral ve tuz atılımı olmaz. Solunumda oksijen alınması ve karbondioksitin verilmesi, fotosentezde karbondioksitin alınması ve oksijenin verilmesi stoma ile gerçekleşir. Stomalar çoğu bitkide gündüz açık, gece kapalıdır. Stoma, stoma açıklığı ve onu kuşatan bekçi hücrelerinden meydana gelir. Bekçi hücrelerinin çevresindeki epidermis hücreleri komşu hücreler adını alır. Bekçi hücrelerinin stoma açıklığına bakan iç çeper bölgeleri dış çeperlerden daha kalındır.
Tüyler, epidermis hücrelerinin dışa doğru gelişmesiyle meydana gelen çıkıntılardır. Tüy hücreleri, epidermis hücreleri gibi kloroplastsızdır. Bir ya da birden fazla hücreden oluşabilir. Örtü, savunma, salgı, tırmanma, emme gibi farklı görevleri vardır. Örtü tüyleri güneş ışığını geri yansıtır ve bitkinin aşırı ısınmasını engeller. Salgı tüyleri hoş kokulu ve uçucu maddeler salgılar, tozlaşmada etkilidir (nane, sardunya). Kök emici tüyleri kökün yüzey alanını artırır. Tırmanma tüyleri sarmaşık gibi bitkilerde tutunmayı sağlar. Isırgan otundaki savunma tüyleri yakıcı madde salgılar.
Atmosfer neminin fazla ve terleme hızının düşük olduğu zamanlarda bitkideki fazla suyun atılmasını sağlayan, yaprak kenarlarında bulunan açıklıklara hidatot denir. Çilek, çimen gibi bazı otsu bitkilerde görülür. Hidatotlar, stomalar gibi açılıp kapanmaz. Bitkideki fazla su, hidatotlardan gutasyon (damlama) yoluyla sıvı hâlde dışarı atılır. Hidatotlar ksilem borularıyla bağlantılıdır; damlama gerçekleştiğinde suyla beraber bir miktar mineral ve tuz da atılır. Gutasyon sıvısı çiy ile karıştırılmamalıdır.
Bitkilerin hayvanlara karşı korunmasını ve savunmasını sağlayan diken şeklindeki çıkıntılardır. Emergensler yalnız epidermisten farklılaşan yapılar değildir; epidermis ve epidermis altı hücrelerin yapılarına katılmasıyla oluşur. Gül bitkisinde emergensler epidermis ile korteksten gelişir ve iletim demeti içermez. Gövdeden (akasya) ve yapraktan (kaktüs) farklılaşmış dikenler iletim demetleri içerir.
Çok yıllık odunsu bitkilerin kök ve gövdelerinde epidermisin yerini periderm adlı örtü doku alır. Mantar kambiyumu, mantar doku ve parankima hücreleri peridermi oluşturur. Mantar kambiyumu tarafından üretilen mantar hücreleri, süberin denen mumsu maddeyi çeperlerinde biriktirir ve ölür. Mantar dokusu bitkiyi mekanik etkilerden ve patojen canlılardan korur; süberin su kaybına karşı korur. Peridermde lentisel (kovucuk) adı verilen açıklıklar oluşur. Lentiseller gövde yüzeyinde ince yarıklar veya kabartılar şeklindedir; gövdede, dallarda ve bazı meyvelerin kabuk yüzeyinde bulunur, canlı hücrelerin dış ortamla gaz alışverişi yapmasını sağlar ve az da olsa gaz hâlinde su kaybına neden olur.
Stoma ve hidatot epidermis farklılaşmasıyla, lentisel peridermis farklılaşmasıyla oluşur. Stoma ve hidatot canlı, lentisel cansızdır. Yalnız stoma kloroplast içerir ve fotosentez yapar. Yalnız stoma açılıp kapanır; hidatot ve lentisel daima açıktır. Stoma su ve karbondioksit, hidatot mineralli su, lentisel sadece su atar. Stoma ve lentisel suyu gaz hâlinde (terleme), hidatot sıvı hâlde (gutasyon) atar.