AYT BİYOLOJİ · ÜNİTE 40 · TEMEL DOKU VE İLETİM DOKU

Bitkiyi dolduran ve taşıyan dokular

Temel doku, bitkinin örtü ve iletim dokusu dışında kalan kısımlarını dolduran dokudur. Bu ünitede parankima, kollenkima ve sklerenkimayı, yaprağın içindeki palizat ve sünger parankimasını, sonra da bitkinin iki borusunu — ölü hücrelerden kurulu ksilem ile canlı hücrelerden kurulu floem — göreceksin. En kritik ayrım ikisinin hızı ve yönü: ksilemde tek yönlü ve hızlı, floemde çift yönlü ve yavaş.

01 / TEMEL DOKU VE PARANKİMA

Bitkide en çok bulunan doku

Temel doku, bitkinin örtü ve iletim dokusu dışında kalan kısımlarını dolduran dokudur. Kök, gövde, yaprak gibi organların tümünde bulunur. Depo, fotosentez, destek gibi işlevler için özelleşmiş çeşitli hücreleri içerir. Parankima, kollenkima ve sklerenkima dokuları temel doku çeşitleridir.

TEMEL DOKU AĞACI

Üç dalı tek tek aç: parankima, kollenkima, sklerenkima. Seçilen dalın altında o dokunun alt çeşitleri belirir ve sağda üç ölçüt yan yana yazılır: canlı mı ölü mü, çeperde ne birikiyor, ne iş yapıyor. Parankima seçildiğinde ayrıca üstteki bitki şemasında kök, gövde ve yaprak birlikte yanar — parankima, tüm organların yapısında bulunan doku çeşididir ve bitkilerde en fazla bulunan dokudur.

PARANKİMANIN ÖZELLİKLERİ

Parankima, tüm organların yapısında bulunan doku çeşididir. İnce çeperli, bol sitoplazmalı ve genellikle canlı hücrelerden oluşur. Parankima hücrelerinin çoğu, belirli koşullar altında bölünerek diğer bitki hücresi tiplerine dönüşebilen meristemden en az farklılaşmış doku çeşididir. Bitkilerde en fazla bulunan dokudur.

ONARIM VE TAM BİTKİ

Yaralanma gibi durumlarda bölünerek yeni hücreleri oluşturur ve yaralanma bölgelerini onarabilir. Tek parankima hücresinden laboratuvar ortamında bütün bir bitki oluşturmak da mümkündür.

Bu iki cümle ünite 39 ile doğrudan bağlanıyor: sekonder meristem, bölünme yeteneğini kaybetmiş parankima hücrelerin hormonların etkisi ile sonradan bölünme yeteneğini kazanmasıyla oluşan dokudur. Yani kambiyumun ham maddesi parankimadır.

02 / PARANKİMA ÇEŞİTLERİ

Dört çeşit, dört ayrı görev

Bitkilerde görevlerine göre dört çeşit parankima dokusu bulunur. Bunlar: iletim parankiması, havalandırma parankiması, özümleme parankiması ve depo parankimasıdır.

PARANKİMA GEZGİNİ

Dört çeşidi tek tek seç; hücre çizimi her seçimde gerçekten değişir. İletim parankimasında hücreler iletim demetinin çevresine dizilir ve iki yönde ok akar. Havalandırma parankimasında hücreler arasında büyük boşluklar açılır ve içleri hava kabarcığıyla dolar. Özümleme parankimasında hücrelerin içi kloroplastla dolar. Depo parankimasında hücrenin ortasına depolanan madde çizilir; alttaki dört örnek düğmesiyle depolanan şey değişir (kaktüste su, zeytinde yağ, fasulyede protein, patateste nişasta).

İLETİM VE HAVALANDIRMA PARANKİMASI

İletim parankiması: İletim demetlerinin etrafında sıralanan parankima hücrelerinden oluşur. Özümleme parankiması tarafından sentezlenen organik bileşiklerin diğer dokulara iletilmesi ve iletim sistemi aracılığı ile gelen suyun ve minerallerin fotosentez yapan hücrelere iletilmesini sağlayan parankima dokusudur.

Havalandırma parankiması: Genellikle suda ve bataklıkta yaşayan bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur. Çok sayıda hücreler arası boşluğa sahiptir. Bu boşluklarda hava depo edilir ve bu boşluklar bitkinin gaz alışverişinde görev alır.

DEPO PARANKİMASI

Bitkinin kök, gövde, meyve ve tohum kısımlarında bulunur. Nişasta, yağ, protein gibi besin maddelerini ya da suyu depolar. Kaktüslerde su, zeytinde yağ, fasulyede protein, patateste nişasta depolanması bu duruma örnek olarak verilebilir.

YAPRAK ENİNE KESİTİ · PALİZAT ↔ SÜNGER

Yaprağın enine kesiti çizilir: en üstte üst epidermis, en altta alt epidermis, arada mezofil. Kaydırağı üstten alta doğru çektiğinde vurgu palizat parankimasından sünger parankimasına kayar ve iki ölçüt canlı olarak değişir: kloroplast sayısı ve hücreler arası boşluk. Palizat hücreleri uzun ve silindirik çizilir ve içleri kloroplastla dolar; sünger hücreleri düzensiz ve aralarında geniş boşluklarla çizilir, kloroplast sayısı belirgin biçimde azalır. İki ölçüt ters yönde hareket eder ve sağdaki rozet “fotosentezin en yoğun yapıldığı yer” etiketini palizat üstünde tutar.

ÖZÜMLEME (ASİMİLASYON) PARANKİMASI

Yapraklarda, otsu ve genç gövdelerde bulunur. Özümleme parankiması hücreleri bol kloroplast taşır. Fotosentez yaparak organik maddelerin sentezlenmesini sağlar. Mezofil olarak isimlendirilen yaprağın temel dokusu alt ve üst epidermis tabakaları arasında kalmıştır. Mezofil fotosentez için özelleşmiş parankima hücrelerinden oluşur. Palizat parankiması, üst epidermisin altında yer alan uzun ve silindirik hücrelerden oluşmuştur. Palizat parankiması hücreleri bol kloroplast içerdiğinden fotosentezin en yoğun yapıldığı yerdir. Sünger parankimasını oluşturan hücreler ise palizat parankimasına göre daha az kloroplastlıdır. Bu hücrelerin hücreler arası boşlukları daha fazladır. Sünger parankiması hücreleri yaprağın alt tarafında bulunur.

03 / KOLLENKİMA VE SKLERENKİMA

Biri esner, öteki sertleşir

Kollenkima (pek doku) bitkinin büyümekte olan kısımlarına destek verir. Sklerenkima (sert doku) ise bitkinin büyümeyi tamamlamış, olgunlaşmış organlarında bulunur.

DESTEK DOKU AYIRICISI

Dört alt çeşidi gez: köşe kollenkiması, levha kollenkiması, sklerenkima lifleri, taş hücreleri. Çizim her seçimde değişir — köşe kollenkimasında kalınlaşma yalnız hücre çeperinin köşe bölgelerinde, levha kollenkimasında teğetsel çeperlerde lameller hâlinde gösterilir; sklerenkima liflerinde hücreler uzun, ince ve kapalı uçlu, taş hücrelerinde küçük, düzensiz şekilli ve kalın çeperli çizilir. Sağdaki üç rozet her seçimde yenilenir: CANLI / ÖLÜ, çeperde biriken madde, esneyebilir mi. Sklerenkimaya geçildiğinde ilk rozet ÖLÜye döner ve hücre çiziminden çekirdek ile sitoplazma silinir“ilk oluştuğunda canlı olan bu doku, hücrelerinin çeperlerinde lignin birikmesi nedeniyle canlılığını yitirir” cümlesi tam burada görünür.

KOLLENKİMA (PEK DOKU)

Bitkinin büyümekte olan kısımlarına destek verir. Çiçek ve yaprak sapında, yaprak damarlarının çevresinde, genç gövde ve sürgün kısımlarında bulunur ve bu kısımlara mekanik destek sağlar. Canlı bir dokudur. Kollenkima hücrelerinin çeper kalınlığı parankima hücrelerinden fazladır. Hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikmesi nedeniyle kalınlaşmalar meydana gelmiştir. Kalınlaşmalar, hücrelerin teğetsel çeperlerinde görülür ve lameller oluşursa bu kalınlaşmaya levha kollenkiması; hücre çeperinin sadece köşe bölgelerinde oluşursa köşe kollenkiması adını alır.

SKLERENKİMA (SERT DOKU)

Bitkinin büyümeyi tamamlamış, olgunlaşmış organlarında bulunur. Bu doku hücreleri selüloz ve bol miktarda lignin (odun özü) biriktirir. İlk oluştuğunda canlı olan bu doku, hücrelerinin çeperlerinde lignin birikmesi nedeniyle canlılığını yitirir. Sert çeperleri sayesinde bitkiyi destekler. Kollenkima hücrelerine göre çok daha serttir. Sert doku, sklerenkima lifleri ve taş hücreleri olmak üzere iki çeşittir.

Sklerenkima lifleri: Bitkide gövde ve meyve kabuğunda, yapraklarda veya tohumlarda bulunabilir. Lifler uzun, ince ve kapalı uçludur. Gerilme ve darbelere karşı dirençlidir. Bitkiye destek sağlar. Örneğin keten lifleri dokuma sanayinde ticari amaçlı kullanılmaktadır.

Taş hücreleri: Küçük, düzensiz şekilli ve ölü hücrelerdir. Taş hücreleri, kalın ve odunlaşmış çeperlere sahiptir. Bitkide tek tek ya da gruplar hâlinde bulunabilir. Armut, ayva gibi meyvelerin etli kısımlarında; ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyvelerin kabuğunda bol miktarda taş hücresi bulunur.

KOLLENKİMA VE SKLERENKİMA HÜCRELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
KollenkimaSklerenkima
Canlı hücrelerden oluşur.Ölü hücrelerden oluşur.
Sitoplazma ve çekirdekleri vardır.Sitoplazma ve çekirdekleri yoktur.
Esnektir. Gerilme, kıvrılma ve uzayabilme özelliğine sahiptir.Sklerenkima lifleri hariç uzama, bükülme ve esneme yetenekleri yoktur.
Hücre duvarları selüloz ve pektin birikimi ile kalınlaşmıştır.Hücre duvarları selüloz ve lignin birikimi ile kalınlaşmıştır.
Bitkide uzaması devam eden ve gelişen çiçek sapında, yaprak sapında, gövde ve sürgünlerin genç kısımlarında bulunur.Daha çok bitkinin büyümesi sona ermiş kısımlarında görülür. Ceviz ve fındık kabuğunda, şeftali gibi meyvelerin çekirdeklerinde bulunur.
İki çeşittir: köşe kollenkiması, levha kollenkiması.İki çeşittir: sklerenkima lifleri, taş hücreleri.
TUZAK · SELÜLOZ İKİSİNDE DE VAR, AYIRAN İKİNCİ MADDE

Karşılaştırma tablosunun en çok karışan satırı bu. Her iki dokunun çeperinde de selüloz birikir; ayıran şey ikinci maddedir: kollenkimada pektin, sklerenkimada lignin (odun özü). Bunun doğrudan sonucu da tabloda yazılı: pektin birikmiş çeper esnektir, gerilme, kıvrılma ve uzayabilme özelliğine sahiptir; lignin birikmiş çeperde ise sklerenkima lifleri hariç uzama, bükülme ve esneme yetenekleri yoktur ve hücre canlılığını yitirir. Yani soru “selüloz var mı?” diye sorarsa ikisi de evet; “pektin mi lignin mi?” diye sorarsa iş ayrılır.

04 / İLETİM DOKU: KSİLEM (ODUN BORULARI)

Ölü hücrelerden boru yapmak

İletim doku, bitkilerde organik ve inorganik maddelerin taşınmasını gerçekleştiren dokudur. Bitkinin yapraklarında fotosentez sonucu oluşan organik besin maddelerinin yapraklardan köklere taşınmasını, kökleriyle alınan su ile minerallerin ise toprak üstü organlara ve yapraklara doğru taşınmasını iletim doku gerçekleştirir. İletim doku, ksilem (odun boruları) ve floem (soymuk boruları) olmak üzere iki kısımdan oluşur. Ksilem ve floem dokuları genellikle birlikte bulunur ve iletim demetini meydana getirir.

KSİLEM OLUŞUMU ANİMASYONU

Dört adımda üst üste dizili canlı meristem hücrelerinden bir boru kurulur. 1. adımda hücreler canlıdır: çekirdek ve sitoplazma çizilidir. 2. adımda çekirdeklerini ve sitoplazmalarını kaybederek canlılıklarını yitirirler — ikisi de çizimden silinir. 3. adımda boyuna çeperler lignin birikimiyle kalınlaşır; kenar çizgileri gözle görülür biçimde kalınlaşır. 4. adımda hücrelerin birbirine bakan enine çeperleri eriyerek kaybolur ve ortada kesintisiz, içi boş bir boru kalır; su damlaları boyunca akmaya başlar. Kutucukla trake ↔ trakeit arasında geçiş yapabilirsin: trakeitte uçlar kapalı ve hücre uzun-ince kalır, trakede uç çeperler delikli ve hücre daha geniş, kısa ve ince çeperli çizilir.

KSİLEMİN YAPISI

Ksilem, topraktan alınan su ve suda çözünmüş minerallerin ve kökte sentezlenen bazı hormonların gövde, yaprak gibi bitkinin sürgün sisteminde yer alan kısımlarına taşınmasını sağlar. Ksilem dokusu; ksilem sklerenkiması (sklerenkima lifleri), ksilem parankiması, trakeit ve trake borularından oluşur. Ksilem borularının etrafında bulunan ksilem parankima hücreleri çeşitli besin maddelerinin depolanmasında, ksilem sklerenkima hücreleri ise destek sağlamada görev yapar.

TRAKE VE TRAKEİT

Ksilemin asıl hücreleri olan trake ve trakeit, bitkide uzamanın durduğu kısımlardaki hücrelerin farklılaşması ile meydana gelir. Trake ve trakeit, başlangıçta üst üste dizilmiş canlı meristem hücrelerdir. Bu canlı hücreler, zamanla çekirdeklerini ve sitoplazmalarını kaybederek canlılıklarını yitirir. Üst üste dizilmiş hücrelerin boyuna çeperleri lignin birikimiyle giderek kalınlaşır. Hücrelerin birbirine bakan enine çeperleri ise eriyerek kaybolur. Bu değişimler, üst üste dizilmiş hücrelerin içinde madde iletimi için uygun olan içi boş odun borularını meydana getirir.

Trakeitler uçları kapalı, uzun ve ince hücrelerdir. Asıl görevi su iletimi olmasına rağmen bitkiye destek sağlama görevini de yapar. Trakeler trakeitlere göre daha geniş, daha kısa ve daha ince çeperlidir. Uç kısımları daha az sivri olan hücrelerdir.

GEÇİT VE HIZ TEZGÂHI

İki hücre yan yana durur ve çeperlerinde geçit denen ince bölgeler işaretlidir. Kaydırağı çektiğinde su damlaları hem aşağıdan yukarıya hem yanal olarak geçitlerden geçer. Sağdaki üç kutucuk ksilemdeki taşımanın neden hızlı olduğunu madde madde açar ve seçtiğin madde çizimde vurgulanır: enerji harcanmaması (ATP kutusu üstü çizili), taşınmanın tek yönlü olması (ikinci ok yok), hücreler arasındaki orta lamellerin tamamen erimiş olması (aradaki çizgi hiç yok). Üç madde de işaretlendiğinde hız çubuğu sona oturur.

GEÇİTLER VE TAŞIMANIN HIZI

Trake ve trakeit hücrelerinin çeperlerinde geçit denen kalınlaşmamış, yer yer kesintiler olan ince bölgeler vardır. Su, bir hücreden diğerine geçitlerden geçerek taşınır. Su ve suda çözünmüş maddeler geçitler sayesinde aşağıdan yukarıya doğru ve yanal olarak taşınır. Trakelerin uç çeperleri deliklidir ve suyun odun boruları içinde akmasına izin verir. Bu hücreler canlılığını kaybettiği için ksilemde madde taşınması hızlı gerçekleşir. Bunun nedenleri; taşınma sırasında enerji harcanmaması, taşınmanın tek yönlü olması, hücreler arasındaki orta lamellerin tamamen erimiş olmasıdır.

05 / FLOEM (SOYMUK BORULARI) VE KARŞILAŞTIRMA

Canlı ama çekirdeksiz borular

Floem, bitkide fotosentez ürünü olan organik bileşikleri üretildikleri yerden bitkinin kök, gövde, tohum ve meyve gibi kısımlarına taşır. Kökte sentezlenen azotlu organik molekülleri yapraklara ve bitkinin diğer kısımlarına taşır.

FLOEM GEZGİNİ

Floemin dört hücre tipini tek tek seç: kalburlu boru elemanları, arkadaş hücreleri, floem parankiması ve floem sklerenkiması. Çizimde kalburlu borular uç uca dizili bir sütun olarak durur; enine çeperlerdeki kalburlu plak ve üstündeki porlar gerçekten delikli çizilir. Arkadaş hücresi seçildiğinde yanına bitişik bir hücre belirir ve aralarında plazmodezm kanalları çizilir; ok iletime katılmadığını göstermek için kalburlu borunun içine hiç girmez, yalnız kanallarla bağlanır. Alt kutuda kalburlu boruların çekirdeğini, ribozomlarını, belirgin kofullarını ve hücre iskeletlerini yitirdiği ama canlı kaldığı yazılır.

FLOEMİN HÜCRELERİ

Floem (soymuk boruları); kalburlu boru elemanları, arkadaş hücreleri, floem parankiması ve floem sklerenkiması olmak üzere dört hücre tipinden oluşur. Floemin asıl hücreleri, kalburlu borular ve arkadaş hücreleridir. Floem parankiması, besinlerin depo edildiği hücrelerdir. Floem sklerenkiması bitkiye destek sağlamada görev yapar.

Kalburlu boru elemanları, ince çeperli ve canlı hücrelerdir. Üst üste dizili hücreler işlevsel olgunluğa eriştiğinde çekirdeği, ribozomları, belirgin kofulları ve hücre iskeletlerini yitirir. Kalburlu borular canlıdır ancak çekirdeklerini kaybettiklerinden metabolik faaliyetlerini uzun süre devam ettiremez.

KALBURLU PLAK VE ARKADAŞ HÜCRESİ

Komşu hücrelerin enine çeperleri yer yer eriyerek kalbur şeklini alır. Oluşan bu yapıya kalburlu plak denir. Kalburlu plakta bulunan porlar sıvı akışını kolaylaştırır. Kalburlu boru elemanları, uç uca eklenerek kalburlu boru denen sütun oluşturur. Arkadaş hücreleri, kalburlu boru elemanının yanında bulunur ve iletime katılmaz. Plazmodezm adı verilen çok sayıda kanalla kalburlu boru elemanına bağlanır.

Floem borularında besin maddelerinin taşınması çift yönlüdür. Ancak bir boruda aynı anda çift yönlü taşınım gerçekleşmez. Dal ve yaprakların gövdeye bağlandığı noktalardan yanlara doğru da iletim yapılır.

TAŞIMA TEZGÂHI · KSİLEM ↔ FLOEM

Bitkinin şeması ortada durur; solda ksilem borusu, sağda floem borusu. Damlalar iki boruda da akar ama hız ve yön farklıdır: ksilemde damlalar hızlı ve yalnız yukarı, floemde yavaş ve yön düğmesiyle değiştirilebilir. Yön düğmesine bastığında floemdeki akış tersine döner ama aynı anda iki yön birden asla çizilmez“floem borularında besin maddelerinin taşınması çift yönlüdür. Ancak bir boruda aynı anda çift yönlü taşınım gerçekleşmez” cümlesi böyle görünür hâle gelir. Altta iki hız çubuğu yan yana durur ve floemin neden yavaş olduğu üç maddeyle listelenir.

FLOEMDE TAŞIMANIN YAVAŞ OLMASININ SEBEPLERİ

Floemde taşıma ksilemdeki taşımaya göre daha yavaş gerçekleşir. Bunun nedenleri; enerji harcanması, iletimin çift yönlü olması, hücreler arası çeperlerin tam olarak erimemiş olmasıdır.

KSİLEM VE FLOEM KARŞILAŞTIRMASI
Ksilem (Odun Boruları) Floem (Soymuk Boruları)
Ölü hücrelerden oluşur.Canlı hücrelerden oluşur.
Hücrelerinde çekirdek ve sitoplazması yoktur.Hücre çekirdeği ve sitoplazması vardır. (Kalburlu boru hücrelerinde sadece sitoplazma bulunur.)
Çeperleri lignin birikimi ile kalınlaşır.Hücre çeperleri kalınlaşmamıştır.
Trake ve trakeitlerden oluşur.Kalburlu boru ve arkadaş hücrelerinden oluşur.
Merkeze yakın olup kambiyumun içe doğru oluşturduğu iletim doku elemanıdır.Kabuğun iç yüzeyine yakın olup kambiyumun dışa doğru oluşturduğu iletim doku elemanıdır.
Köklerle alınan suyu ve mineralleri (inorganik maddeleri) gövdeye ve yapraklara taşır.Yaprakta oluşan besinleri, organik maddeleri köklere; köklerde üretilen amino asitleri gövde ve meyveye taşır.
Taşıma aşağıdan yukarıya doğru tek yönlüdür. Yanal taşınım vardır.Taşıma aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya doğru olmak üzere çift yönlüdür. Yanal taşınım vardır.
Taşıma hızlıdır.Taşıma yavaştır.
Madde taşınması pasif taşıma ile gerçekleşir.Madde taşınması pasif ve aktif taşıma ile gerçekleşir.
Aralarındaki hücre duvarları tamamen erimiş, boru şeklini almıştır.Aralarında hücre duvarları tamamen erimediği için kalburlu (delikli) görünür.
Bitkiye mekanik destek sağlar.Bitkiye mekanik destek sağlar.
06 / GÜNLÜK HAYAT

Armuttaki kumdan patatesin nişastasına

Bu ünitenin konusu meyve tabağından okul çantasındaki keten beze kadar her yerde.

ARMUTTA HİSSEDİLEN KUM TANECİKLERİ

Armudu yerken dilinde kalan o küçük sert tanecikler bir doku çeşididir: armut, ayva gibi meyvelerin etli kısımlarında bol miktarda taş hücresi bulunur. Taş hücreleri küçük, düzensiz şekilli ve ölü hücrelerdir.

CEVİZ KIRARKEN

Cevizi elle kıramamanın sebebi lignin: ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyvelerin kabuğunda bol miktarda taş hücresi bulunur ve bu hücreler kalın ve odunlaşmış çeperlere sahiptir.

PATATESTEKİ NİŞASTA

Kızartmalık patatesin nişastası bir depo parankiması ürünüdür: kaktüslerde su, zeytinde yağ, fasulyede protein, patateste nişasta depolanması bu duruma örnek olarak verilebilir.

ÇÖLDEKİ KAKTÜS

Kaktüsün şişkin gövdesinde depolanan şey su: depo parankiması nişasta, yağ, protein gibi besin maddelerini ya da suyu depolar. Bitkinin kök, gövde, meyve ve tohum kısımlarında bulunur.

NİLÜFERİN SUYUN ÜSTÜNDE DURMASI

Su bitkilerini yüzdüren doku havalandırma parankimasıdır: genellikle suda ve bataklıkta yaşayan bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur. Çok sayıda hücreler arası boşluğa sahiptir. Bu boşluklarda hava depo edilir.

YAPRAĞIN ÜSTÜ NEDEN DAHA KOYU YEŞİL

Üst yüzeyin daha koyu görünmesinin sebebi kloroplast dağılımı: palizat parankiması, üst epidermisin altında yer alan uzun ve silindirik hücrelerden oluşmuştur ve bol kloroplast içerdiğinden fotosentezin en yoğun yapıldığı yerdir. Alttaki sünger parankiması daha az kloroplastlıdır.

KETEN GÖMLEK

Dolabındaki keten kumaş bir bitki dokusundan geliyor: keten lifleri dokuma sanayinde ticari amaçlı kullanılmaktadır. Sklerenkima lifleri uzun, ince ve kapalı uçludur, gerilme ve darbelere karşı dirençlidir.

KIRILAN SAKSI ÇİÇEĞİNİN İYİLEŞMESİ

Bitkinin yarasını kapatmasını parankima sağlar: yaralanma gibi durumlarda bölünerek yeni hücreleri oluşturur ve yaralanma bölgelerini onarabilir. Hatta tek parankima hücresinden laboratuvar ortamında bütün bir bitki oluşturmak da mümkündür.

VAZODAKİ ÇİÇEĞİN BOYALI SUYU ÇEKMESİ

Fen deneyinde beyaz karanfilin renklenmesi ksilemin işidir: ksilem, topraktan alınan su ve suda çözünmüş mineralleri gövde ve yaprak gibi kısımlara taşır ve taşıma aşağıdan yukarıya doğru tek yönlüdür.

OYUN · TEMEL DOKU VE İLETİM DOKU
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

60 soruluk test · temel dokunun tanımı ve parankimanın özellikleri, dört parankima çeşidi, mezofil ile palizat ve sünger parankiması, kollenkima ve sklerenkima çeşitleri, taş hücreleri ve sklerenkima lifleri, iletim doku ve ksilemin oluşumu, trake ile trakeit farkı, geçitler ve taşıma hızı, floemin dört hücre tipi, kalburlu plak ve arkadaş hücreleri, ksilem ile floemin karşılaştırılması

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Tek sayfada temel ve iletim doku

TEMEL DOKU

Temel doku, bitkinin örtü ve iletim dokusu dışında kalan kısımlarını dolduran dokudur. Kök, gövde, yaprak gibi organların tümünde bulunur. Depo, fotosentez, destek gibi işlevler için özelleşmiş çeşitli hücreleri içerir. Parankima, kollenkima ve sklerenkima dokuları temel doku çeşitleridir.

PARANKİMA

Parankima, tüm organların yapısında bulunan doku çeşididir. İnce çeperli, bol sitoplazmalı ve genellikle canlı hücrelerden oluşur. Parankima hücrelerinin çoğu, belirli koşullar altında bölünerek diğer bitki hücresi tiplerine dönüşebilen meristemden en az farklılaşmış doku çeşididir. Yaralanma gibi durumlarda bölünerek yeni hücreleri oluşturur ve yaralanma bölgelerini onarabilir. Tek parankima hücresinden laboratuvar ortamında bütün bir bitki oluşturmak da mümkündür. Bitkilerde en fazla bulunan dokudur.

PARANKİMA ÇEŞİTLERİ

Bitkilerde görevlerine göre dört çeşit parankima dokusu bulunur: iletim parankiması, havalandırma parankiması, özümleme parankiması ve depo parankiması. İletim parankiması iletim demetlerinin etrafında sıralanır; organik bileşiklerin diğer dokulara, gelen su ve minerallerin fotosentez yapan hücrelere iletilmesini sağlar. Havalandırma parankiması genellikle suda ve bataklıkta yaşayan bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur; çok sayıda hücreler arası boşluğa sahiptir, bu boşluklarda hava depo edilir ve gaz alışverişinde görev alır. Depo parankiması kök, gövde, meyve ve tohumda bulunur; nişasta, yağ, protein gibi besin maddelerini ya da suyu depolar — kaktüste su, zeytinde yağ, fasulyede protein, patateste nişasta.

ÖZÜMLEME PARANKİMASI VE MEZOFİL

Özümleme (asimilasyon) parankiması yapraklarda, otsu ve genç gövdelerde bulunur; hücreleri bol kloroplast taşır ve fotosentez yaparak organik maddelerin sentezlenmesini sağlar. Mezofil olarak isimlendirilen yaprağın temel dokusu alt ve üst epidermis tabakaları arasında kalmıştır ve fotosentez için özelleşmiş parankima hücrelerinden oluşur. Palizat parankiması, üst epidermisin altında yer alan uzun ve silindirik hücrelerden oluşmuştur; bol kloroplast içerdiğinden fotosentezin en yoğun yapıldığı yerdir. Sünger parankimasını oluşturan hücreler ise palizat parankimasına göre daha az kloroplastlıdır, hücreler arası boşlukları daha fazladır ve yaprağın alt tarafında bulunur.

KOLLENKİMA (PEK DOKU)

Bitkinin büyümekte olan kısımlarına destek verir. Çiçek ve yaprak sapında, yaprak damarlarının çevresinde, genç gövde ve sürgün kısımlarında bulunur ve bu kısımlara mekanik destek sağlar. Canlı bir dokudur. Kollenkima hücrelerinin çeper kalınlığı parankima hücrelerinden fazladır. Hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikmesi nedeniyle kalınlaşmalar meydana gelmiştir. Kalınlaşmalar hücrelerin teğetsel çeperlerinde görülür ve lameller oluşursa levha kollenkiması; hücre çeperinin sadece köşe bölgelerinde oluşursa köşe kollenkiması adını alır.

SKLERENKİMA (SERT DOKU)

Bitkinin büyümeyi tamamlamış, olgunlaşmış organlarında bulunur. Bu doku hücreleri selüloz ve bol miktarda lignin (odun özü) biriktirir. İlk oluştuğunda canlı olan bu doku, hücrelerinin çeperlerinde lignin birikmesi nedeniyle canlılığını yitirir. Sert çeperleri sayesinde bitkiyi destekler; kollenkima hücrelerine göre çok daha serttir. Sklerenkima lifleri ve taş hücreleri olmak üzere iki çeşittir. Lifler uzun, ince ve kapalı uçludur, gerilme ve darbelere karşı dirençlidir; keten lifleri dokuma sanayinde kullanılır. Taş hücreleri küçük, düzensiz şekilli ve ölü hücrelerdir; kalın ve odunlaşmış çeperlere sahiptir. Armut, ayva gibi meyvelerin etli kısımlarında; ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyvelerin kabuğunda bol miktarda taş hücresi bulunur.

KSİLEM (ODUN BORULARI)

İletim doku, bitkilerde organik ve inorganik maddelerin taşınmasını gerçekleştiren dokudur; ksilem ve floem olmak üzere iki kısımdan oluşur ve genellikle birlikte bulunarak iletim demetini meydana getirir. Ksilem, topraktan alınan su ve suda çözünmüş minerallerin ve kökte sentezlenen bazı hormonların sürgün sistemine taşınmasını sağlar. Ksilem sklerenkiması, ksilem parankiması, trakeit ve trake borularından oluşur. Trake ve trakeit başlangıçta üst üste dizilmiş canlı meristem hücrelerdir; zamanla çekirdeklerini ve sitoplazmalarını kaybederek canlılıklarını yitirir, boyuna çeperleri lignin birikimiyle kalınlaşır, birbirine bakan enine çeperleri eriyerek kaybolur ve içi boş odun boruları meydana gelir. Trakeitler uçları kapalı, uzun ve ince hücrelerdir; trakeler daha geniş, daha kısa ve daha ince çeperlidir.

GEÇİTLER VE FLOEM

Trake ve trakeit hücrelerinin çeperlerinde geçit denen kalınlaşmamış ince bölgeler vardır; su bir hücreden diğerine geçitlerden geçerek aşağıdan yukarıya ve yanal olarak taşınır. Ksilemde taşımanın hızlı olmasının nedenleri: enerji harcanmaması, taşınmanın tek yönlü olması, orta lamellerin tamamen erimiş olmasıdır. Floem organik bileşikleri üretildikleri yerden köke, gövdeye, tohuma ve meyveye; kökte sentezlenen azotlu organik molekülleri yapraklara taşır. Kalburlu boru elemanları, arkadaş hücreleri, floem parankiması ve floem sklerenkimasından oluşur; asıl hücreleri kalburlu borular ve arkadaş hücreleridir. Kalburlu boru elemanları ince çeperli ve canlıdır, olgunlaştığında çekirdeğini, ribozomlarını, belirgin kofullarını ve hücre iskeletlerini yitirir. Enine çeperler yer yer eriyerek kalburlu plağı oluşturur; plaktaki porlar sıvı akışını kolaylaştırır. Arkadaş hücreleri iletime katılmaz, plazmodezm kanallarıyla bağlanır. Floemde taşıma çift yönlüdür ama bir boruda aynı anda çift yönlü taşınım gerçekleşmez. Floemde taşımanın yavaş olmasının nedenleri: enerji harcanması, iletimin çift yönlü olması, hücreler arası çeperlerin tam olarak erimemiş olmasıdır.