AYT COĞRAFYA · ÜNİTE 19 · DOĞAL KAYNAKLAR, MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI KULLANIMININ ÇEVRESEL ETKİLERİ

Her enerjinin bir bedeli var

Dünyadaki enerji ihtiyacının büyük bölümü fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Bununla birlikte yenilenebilir kaynakların kullanımı ve önemi her geçen yıl artmaktadır. Ünitenin iskeleti basit ama içi dolu: önce yenilenebilir / yenilenemeyen ayrımı, sonra on bir kaynağın tek tek payı, kullanım alanı, hangi ülkelerde bol olduğu ve çevreye verdiği zarar. En sık sorulan yer paylardır: petrol %31,7, doğal gaz %26,5, kömür %23,3, nükleer %8,2, hidrolik %4. Sonunda dört gerçek örnek var — İsveç, Endonezya, Aral Gölü ve Konya Ovası Projesi; ikisi doğru, ikisi yanlış kullanımın hikâyesi.

01 / KAYNAK KULLANIMI VE ÇEVRE

Üretim, dağıtım, tüketim

ÜNİTENİN GİRİŞ CÜMLELERİ

Dünyadaki enerji ihtiyacının büyük bölümü fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Bununla birlikte yenilenebilir kaynakların kullanımı ve önemi her geçen yıl artmaktadır.

Kömür, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynakları ile madenlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimi esnasında birçok çevre sorunu ortaya çıkar. Arazi yapısının bozulması ve su kaynaklarının zarar görmesi, ormanların, doğal yaşam alanlarının, tarım arazilerinin ve meraların tahrip edilmesi bu sorunlardan bazılarıdır.

Dikkat: çevre sorunu yalnız tüketim aşamasında değil, üretim ve dağıtım aşamalarında da ortaya çıkıyor. Bu üçlü sıralama doğrudan sorulur. Sayılan zararlar da altı başlık: arazi yapısının bozulması, su kaynaklarının zarar görmesi, ormanların, doğal yaşam alanlarının, tarım arazilerinin ve meraların tahrip edilmesi.

ÇARK · ÜÇ AŞAMA, ALTI ZARAR

Canvasın ortasında enerji kaynakları ve madenler duruyor; çevresinde altı zarar var. Bir zarara bastığında merkezden ona doğru akan ok kalınlaşıyor ve alt şeritte o zararın hangi aşamada — üretim, dağıtım ya da tüketim — daha çok ortaya çıktığı işaretleniyor. Üç aşamanın hepsinde birden çıkan zararlar ayrı renkte yanıyor; bu, ünitenin ilk cümlesinin görsel karşılığı: üretimi, dağıtımı ve tüketimi esnasında.

02 / YENİLENEBİLİR Mİ, DEĞİL Mİ

Dört tükenebilen, yedi tükenmeyen

TANIM

Enerji kaynakları, kullanımlarına göre yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynakları olmak üzere ikiye ayrılır. Yenilenemeyen enerji kaynakları, kullanıldıkça biter ve normal şartlarda bunların yenilenmesi çok uzun zaman alır. Yenilenebilir enerji kaynakları ise kısa sürede kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir.

Ayrımın ölçütü süredir: yenilenemeyenler de aslında yenilenir, ama çok uzun zaman alır. Bu ince ayrım "yenilenemeyen kaynaklar hiç yenilenmez" gibi bir şıkkı yanlış yapar.

SINIFLANDIRMA TEZGÂHI · SEN AYIR, SAYFA DENETLESİN

Aşağıdaki tabloda on bir enerji kaynağı ve iki sütun var. Her satır için doğru sütuna işaret koy — yenilenemeyen (tükenebilen) ya da yenilenebilir (tükenmeyen) — sonra Denetleye bas. En çok hata edilen iki satır genellikle nükleer ve hidrojen oluyor: nükleer yenilenemeyen listesinde, hidrojen yenilenebilir listesindedir.

YENİLENEMEYEN (TÜKENEBİLEN)
  • Kömür
  • Petrol
  • Doğal gaz
  • Nükleer

İlk üçü fosil yakıttır; nükleer fosil değildir ama yine de yenilenemeyen sınıftadır. "Fosil yakıt" ile "yenilenemeyen kaynak" aynı şey değildir — nükleer bu farkın kanıtıdır.

YENİLENEBİLİR (TÜKENMEYEN)
  • Rüzgâr
  • Güneş
  • Biyokütle
  • Hidrolik
  • Hidrojen
  • Jeotermal
  • Okyanus ve deniz kökenli enerji kaynakları (dalga, gelgit, akıntılar vb.)
03 / ON BİR ENERJİ KAYNAĞI

Pay, kullanım, ülke, zarar

Her kaynak için kaynak metin dört şey veriyor: birincil enerji tüketimindeki payı (veriyorsa), başlıca kullanım alanı, hangi ülkelerde bol olduğu ve çevresel etkisi. Gezgin bu dördünü tek ekranda topluyor.

KAYNAK GEZGİNİ · KÜNYE + PAY ÇUBUĞU + DÜNYA KUTUSU

On bir düğme, on bir enerji kaynağı. Seçtiğinde canvasın solunda o kaynağın künye kartı açılıyor: sınıfı (yenilenebilir / yenilenemeyen), birincil enerji tüketimindeki payı, başlıca kullanım alanı ve çevresel etkisi. Sağda şematik dünya kutusu var ve adı geçen ülkeler işaretleniyor — kömürde ABD, Rusya, Çin; nükleerde ABD, Fransa, Japonya, Almanya, Güney Kore; hidrolikte Çin, Türkiye, Norveç; güneşte ABD, Almanya, Japonya ve Türkiye; jeotermalde ABD, Filipinler, Endonezya ve Türkiye. Türkiye’nin adı geçtiği her kaynakta işaret ayrı renkte yanar, çünkü sınavda genellikle "Türkiye hangi kaynakta zengindir / kaçıncı sıradadır" diye sorulur. Alttaki çubuk bütün kaynakların payını aynı ölçekte gösteriyor; seçili kaynağın çubuğu öne çıkıyor. Payı verilmeyen kaynaklarda çubuk yerine "pay verilmemiş" yazar — bu da bir bilgi, çünkü sınavda olmayan bir sayı şıkka konabilir.

BİRİNCİL ENERJİ TÜKETİMİNDEKİ PAYLAR

Canvas beş payı büyükten küçüğe sıralıyor ve toplamlarını hesaplıyor. Üstteki üç çubuğun toplamı fosil yakıtların payıdır ve ünitenin ilk cümlesini doğruluyor: dünyadaki enerji ihtiyacının büyük bölümü fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Çubukların sağındaki küçük etiket sıralamayı yazıyor — petrol birinci, doğal gaz ikinci, kömür üçüncü. Bu sıralama en çok karıştırılan yerdir, çünkü sezgi kömürü öne koymaya eğilimlidir.

FOSİL YAKITLAR

Kömür: Dünyadaki birincil enerji tüketiminde 23,3’lük oranla üçüncü sırada yer almaktadır. Kömür daha çok enerji üretiminde kullanılmaktadır. ABD, Rusya, Çin dünyadaki kömür rezervinin en fazla olduğu ülkelerdir. Termik santrallerde kömür kullanımı sonucu bacalardan çıkan gazlar, partikül maddeler ve tozlar ile toprak ve bitkilerin üzerinin kaplanması, hava kirliliği ve asit yağmurları gibi çevre problemlerine yol açmaktadır.

Petrol: Dünyadaki birincil enerji tüketiminde 31,7’lik oranla ilk sırada yer almaktadır. Ulaşım sektörü başta olmak üzere çok çeşitli kullanım alanına sahiptir. Petrol ürünlerinin kullanımı sonucu havada ciddi anlamda karbondioksit artışı gözlenir. Petrolün tankerlerle taşınması esnasında yaşanan kazalar nedeniyle binlerce ton petrol deniz ve okyanuslara karışmaktadır.

Doğal gaz: Dünya birincil enerji tüketiminde 26,5’lik oranla ikinci sırada yer alır. Başta ısınma olmak üzere elektrik üretimi ve ulaşım alanında kullanılır. Dünya doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %42,7’si Orta Doğu’da yer almaktadır. Fosil kökenli yakıtlardan olan doğal gazın kömür ve petrole oranla çevre kirliliğine etkisi daha azdır.

Üç fosil yakıtın üçünün de payı, sırası ve kullanım alanı ayrı ayrı sorulur. Petrol → ulaşım, doğal gaz → ısınma, kömür → enerji üretimi eşleşmesi ezberlenmelidir. Ayrıca doğal gaz, fosil olmasına rağmen kömür ve petrole oranla daha az kirletir.

NÜKLEER VE HİDROLİK

Nükleer enerji: Dünyadaki birincil enerji tüketiminde %8,2’lik bir paya sahiptir. En önemli kullanım alanı elektrik üretimi olmakla birlikte tıp ve sanayide de kullanılmaktadır. ABD, Fransa, Japonya, Almanya, Güney Kore dünyadaki toplam nükleer enerji üretiminin dörtte üçüne sahiptir. Bu enerji üretimindeki en önemli sorun ise yaşanabilecek kazalar ve radyoaktif atıkların yok edilmesiyle ilgili hususlardır.

Hidrolik enerji: Hidrolik enerjinin dünya birincil enerji tüketim oranları içerisindeki payı %4’tür. Suyun akış ve düşüş hızına bağlı olarak açığa çıkan enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesiyle elde edilir. Çin, Türkiye, Norveç gibi ülkelerin hidrolik enerji potansiyeli fazladır. Hidroelektrik santrallerin inşaatı esnasında oluşan toz, gürültü, trafik ve hafriyatın çevreye olumsuz etkileri söz konusudur.

Nükleerin sorunu iki başlıkta: kazalar ve radyoaktif atıkların yok edilmesi. Hidroliğin olumsuz etkisi ise çalışırken değil inşaat sırasında ortaya çıkıyor — bu ayrıntı sıkça atlanır.

GÜNEŞ, OKYANUS VE RÜZGÂR

Güneş enerjisi: Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi, temiz ve çevre dostu bir enerji kaynağıdır. Güneş ışınımının sabit olmaması, depolama gerektirmesi, bu enerji üretimine dönük geniş alanlara ihtiyaç duyulması ve güneş santrallerine ait masrafların fazla olması gibi olumsuz tarafları bulunmaktadır. Özellikle ABD, Almanya ve Japonya güneş enerjisine önemli yatırımlar yapmaktadır. Türkiye de güneş enerjisi bakımından zengin bir potansiyele sahiptir.

Okyanus ve deniz kökenli: Dalga, akıntı ve gelgitlerden oluşmaktadır. Su yüzeylerinde rüzgârın etkisiyle oluşan dalgalardan üretilen enerji, günümüzde çok fazla ekonomik değildir. Ay’ın Dünya’yı kütle çekim kuvveti ile çekmesi sonucu özellikle okyanuslarda gelgitler oluşur. Oluşan gelgitlerden elektrik enerjisi üretiminde yararlanılmaktadır.

Rüzgâr enerjisi: Rüzgâr; temiz, çevre dostu ve sürdürülebilir bir enerji kaynağıdır. Rüzgârların esme yönünün düzenli olmaması, rüzgâr santralleri için geniş alanlara ihtiyaç duyulması, rüzgâr türbinlerinin gürültülü çalışması ve kuş ölümlerine neden olması bu enerji kaynağının neden olduğu olumsuzluklar arasında yer almaktadır. Dünyadaki kurulu rüzgâr santrallerinin büyük bölümü, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde yer almaktadır. Türkiye’nin rüzgâr enerjisi bakımından ciddi bir potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Türkiye’nin enerji üretiminde rüzgâr santrallerinin payı %10,4’tür (2023).

Güneş ile rüzgârın olumsuz yönleri neredeyse aynı: düzensizlik ve geniş alan ihtiyacı. Rüzgâra özgü iki tanesi ayrı sorulur: türbinlerin gürültülü çalışması ve kuş ölümleri.

JEOTERMAL, BİYOKÜTLE, HİDROJEN

Jeotermal enerji: Jeotermal enerji, yer kabuğunun derinliklerinde magmanın etkisiyle ısınan suların yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Dünyada jeotermal enerji potansiyeli bakımından zengin olan ülkelerin başında ABD, Filipinler, Endonezya gelmektedir. Türkiye, sahip olduğu jeotermal enerji potansiyeli bakımından 8. sıradadır. Jeotermal santrallerden çevreye bırakılan zararlı gazlar ve çözünmüş mineraller içeren sıcak sular, canlı yaşamını olumsuz etkilemektedir.

Biyokütle enerjisi: Isınma ve ulaşım gibi birçok alanda faydalanılan yenilenebilir, güvenilir ve temiz bir enerji kaynağıdır. Biyokütle enerjisinin kaynağını mısır, buğday gibi özel olarak yetiştirilen bitkilerin yanı sıra otlar, yosunlar, denizdeki algler, hayvansal atıklar, sanayi atıkları ile evlerden atılan tüm organik çöpler (meyve ve sebze artıkları) oluşturmaktadır. Enerji veriminin düşük olması ve atıkların yakılması sırasında ortaya çıkan gazlar başlıca olumsuz taraflarıdır.

Hidrojen: Hidrojen; kömür, biyokütle, doğal gaz ve su gibi birçok maddeden elde edilebilen, doğadaki en basit ve en fazla bulunan elementtir. Hidrojen; ulaşım araçlarından ısınmaya, sanayiden mutfağa kadar her alanda yararlanılabilecek bir enerji kaynağıdır. Hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde atmosfere bırakılan atık madde sadece su buharıdır. Bu nedenle çevre kirliliğini önlemek amacıyla hidrojen gazından enerji elde etme çalışmaları yapılmaktadır.

Türkiye jeotermalde 8. sıradadır — ünitede Türkiye için verilen tek sıra numarası budur. Hidrojenin ayırt edici cümlesi de tektir: atmosfere bırakılan atık madde sadece su buharıdır.

BÜTÜN KAYNAKLAR · ARANABİLİR TABLO

Bir ülke adı ("Türkiye", "Norveç"), bir sayı ("%4", "8,2") ya da bir kullanım alanı ("ısınma", "ulaşım") yaz; tablo süzülsün. Sütun süzgeciyle yalnız "Öne çıkan ülkeler" sütununda arayabilirsin — "Türkiye" yazınca Türkiye’nin geçtiği bütün satırlar kalır.

TUZAK · ÜÇ SIRALAMA, ÜÇ AYRI ŞEY

Ünitede birbirine benzeyen üç sıralama var ve şıklarda sürekli takas ediliyor:

Birincil enerji tüketimindeki pay sırası: petrol (31,7) → doğal gaz (26,5) → kömür (23,3) → nükleer (%8,2) → hidrolik (%4).
Rezerv sıralaması: kömür rezervi en fazla ABD, Rusya, Çin’de; doğal gaz rezervlerinin %42,7’si Orta Doğu’da.
Üretim payı: ABD, Fransa, Japonya, Almanya, Güney Kore dünyadaki toplam nükleer enerji üretiminin dörtte üçüne sahiptir.

Yani "en çok tüketilen", "rezervi en çok olan" ve "en çok üreten" ayrı ayrı sorulur. Bir soruda "kömürün rezervi en fazla hangi ülkelerdedir" deniyorsa cevap ABD-Rusya-Çin’dir; "kömürün tüketimdeki sırası" soruluyorsa cevap üçüncüdür.

04 / DÖRT ÜLKE ÖRNEĞİ

İsveç, Endonezya, Aral, Konya

Ülkeler ekonomik faaliyetlerini sürdürürken doğal kaynak kullanımında faydalanılan teknoloji ve yöntem farklılıkları bulunmaktadır. Bu cümleden sonra dört örnek gelir: ikisi orman, biri su, biri toprak. İkisi sürdürülebilir kullanımın, ikisi yanlış kullanımın örneği.

ÖRNEK GEZGİNİ · DÖRT SAHNE

Dört düğme, dört ayrı sahne. İsveç’te ekranın solunda orman örtüsü çubuğu %52’de duruyor ve yanında Finlandiya işaretiyle "Avrupa’da ikinci" etiketi var; sağdaki ikinci çubuk ihracatın %12’si ormancılık sektörüne aittir bilgisini gösteriyor. Orman kesildikçe yerine yenisi dikildiği için sahnedeki ağaç sayısı sabit kalıyor — sürdürülebilir kullanım budur. Endonezya’da aynı sahne ters işliyor: kaydırağı ilerlettiğinde ağaçlar tek tek siliniyor ve altta 2012’de 8400 km² ormanlık alan yok edildi etiketi beliriyor, yanında iki sonuç kutusu açılıyor — biyoçeşitlilik varlığı ve hava kirliliği. Aral Gölü sahnesi bir animasyon: iki nehir — Amu Derya (Ceyhun) ve Sır Derya (Seyhun) — gölü besliyor; kaydırağı sulamaya ayrılan su yönünde çevirdiğinde nehirlerin kolları tarlalara sapıyor, göle ulaşan su azalıyor, göl küçülüyor ve geride tuzlu kum birikintisi kalıyor. İki ürün — pamuk ve pirinç — tarlaların üstünde yazıyor. KOP sahnesinde şematik Türkiye kutusu açılıyor, Konya Ovası işaretleniyor; kaydırağı yer altı suyu kullanımı yönünde çevirdiğinde tarım alanları çoraklaşıyor ve yer altındaki boşlukların üstündeki toprak çökerek obruk oluşuyor. Kaydırağı geri çektiğinde Göksu Nehri’nden aktarılan su kolu devreye giriyor ve çöküş duruyor.

İSVEÇ · DOĞRU KULLANIM

Toplam yüz ölçümünün %52’si ormanlarla kaplı olan İsveç, bu bakımdan Finlandiya’dan sonra Avrupa’da ikinci sırada yer almaktadır. İsveç’in toplam ihracatının %12’si ormancılık sektörüne aittir. İsveç’in sahip olduğu orman varlığını sürdürülebilir ve çevre duyarlılığı çerçevesinde işletmesi hem ülke ekonomisi hem de çevrenin korunması adına oldukça olumludur.

İki oran karışır: %52 orman örtüsü, %12 ihracat payı. Ayrıca İsveç birinci değil ikincidir; birinci Finlandiya’dır.

ENDONEZYA · YANLIŞ KULLANIM

Endonezya, son yıllarda uyguladığı yanlış politikalar sonucu sahip olduğu orman varlığının büyük bölümünü kaybetmiştir. Ülkede sadece 2012’de 8400 km²lik ormanlık alan yok edilmiştir. Bu durum hem biyoçeşitlilik varlığı hem de hava kirliliği üzerinde ciddi olumsuz etkilere sebep olmuştur.

İki sonuç birlikte sayılır: biyoçeşitlilik ve hava kirliliği. Sayı da tam verilir: 2012’de 8400 km².

ARAL GÖLÜ · SUYUN YANLIŞ KULLANIMI

Dünyanın en büyük göllerinden biri olan Aral Gölü’nün küçülmesinde gölü besleyen Amu Derya (Ceyhun) ve Sır Derya (Seyhun) nehirlerine ait suların büyük oranda sulama amacıyla kullanılması etkili olmuştur. Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin pamuk ve pirinç türü tarım ürünlerinin sulanmasında aşırı derecede kullanılmasıyla göl suları çekilmiş ve geride tuzlu kum birikintisi kalmıştır.

İki nehir adı iki dilde birden veriliyor: Amu Derya = Ceyhun, Sır Derya = Seyhun. Bunlar Türkiye’deki Seyhan ve Ceyhan nehirleriyle karıştırılmamalıdır — Aral Gölü Orta Asya’dadır. Sulanan iki ürün de sorulur: pamuk ve pirinç. Geride kalan da tam olarak yazılır: tuzlu kum birikintisi.

KONYA OVASI PROJESİ (KOP) · TÜRKİYE’DEN ÇÖZÜM

Türkiye’de mevcut kaynakların sürdürülebilir kullanımına bir örnek Konya Ovası Projesi’dir (KOP). Konya Ovası, doğal faktörlerin yanı sıra arazinin yanlış kullanımına bağlı olarak çeşitli çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Bölgedeki yer altı sularının aşırı kullanımı sonucu tarım alanları çoraklaşmakta ve yer altındaki boşlukların üstünde bulunan toprağın çökmesiyle obruklar oluşmaktadır. Bu çevre sorunlarının önlenmesi amacıyla hazırlanan proje kapsamında Göksu Nehri’nin sularının bir kısmı Konya Ovası’na aktarılmaktadır.

Zincir tam olarak veriliyor: yer altı sularının aşırı kullanımıçoraklaşma + yer altındaki boşlukların üstündeki toprağın çökmesiyle obruk oluşumu → çözüm: Göksu Nehri’nin sularının bir kısmının aktarılması. Obruğun sebebi doğrudan yer altı suyunun çekilmesidir; bu bağlantı sık sorulur.

KARŞILAŞTIRMA · DOĞRU KULLANIM ↔ YANLIŞ KULLANIM
Örnek Kaynak Nasıl kullanılıyor Sonuç
İsveçOrman (yüz ölçümünün %52’si)Sürdürülebilir ve çevre duyarlılığı çerçevesinde işletmeHem ekonomiye hem çevrenin korunmasına olumlu katkı; ihracatın %12’si ormancılıktan
EndonezyaOrmanYanlış politikalar; 2012’de 8400 km² yok edildiBiyoçeşitlilik ve hava kirliliği üzerinde ciddi olumsuz etkiler
Aral GölüSu (Amu Derya/Ceyhun, Sır Derya/Seyhun)Suların büyük oranda pamuk ve pirinç sulamasında aşırı kullanımıGöl suları çekildi, geride tuzlu kum birikintisi kaldı
Konya Ovası (KOP)Yer altı suyu ve toprakYer altı sularının aşırı kullanımı; çözüm olarak Göksu Nehri’nden su aktarımıÇoraklaşma ve obruk oluşumu; proje bunları önlemeyi amaçlıyor
05 / GÜNLÜK HAYAT

Enerji senin gününde

EVİN KOMBİSİ

Kışın evi ısıtan doğal gaz, başta ısınma olmak üzere denilen kullanım alanının ta kendisi. Doğal gaz fosil bir yakıttır ama şu açıkça geçerlidir: kömür ve petrole oranla çevre kirliliğine etkisi daha azdır.

OKUL SERVİSİNİN DEPOSU

Servisin motorini petrolün ürünüdür ve kaynak petrolün başlıca kullanım alanını ulaşım sektörü olarak veriyor. Petrol aynı zamanda birincil enerji tüketiminde %31,7 ile ilk sırada.

YOLDA GÖRDÜĞÜN RÜZGÂR TÜRBİNLERİ

Tatile giderken tepelerde gördüğün o beyaz kuleler Türkiye’nin enerji üretiminde %10,4’lük paya sahip (2023). Olumsuz yanları da var: türbinlerin gürültülü çalışması ve kuş ölümlerine neden olması.

ÇATIDAKİ GÜNEŞ PANELİ

Panel gündüz çalışır, gece durur. Sayılan olumsuzluk tam bu: güneş ışınımının sabit olmaması ve bu yüzden depolama gerektirmesi. Bir de geniş alan ihtiyacı ve santral masraflarının fazla olması var.

KAPLICAYA GİTMEK

Kaplıcadaki sıcak su jeotermal enerjinin kendisi: yer kabuğunun derinliklerinde magmanın etkisiyle ısınan suların yeryüzüne çıkması. Türkiye bu potansiyel bakımından dünyada 8. sıradadır — ünitede Türkiye için verilen tek sıra numarası.

MUTFAKTAKİ ORGANİK ÇÖP KOVASI

Meyve ve sebze artıkları çöp değil, biyokütle listesinde sayılan bir enerji hammaddesi: evlerden atılan tüm organik çöpler. Olumsuz tarafı da yazıyor: enerji veriminin düşük olması ve atıkların yakılması sırasında ortaya çıkan gazlar.

HABERLERDEKİ TANKER KAZASI

Denizde petrol lekesi görüntüleri şu cümlenin karşılığı: petrolün tankerlerle taşınması esnasında yaşanan kazalar nedeniyle binlerce ton petrol deniz ve okyanuslara karışmaktadır. Zarar burada tüketimde değil dağıtım aşamasında oluşuyor.

KONYA’DA AÇILAN OBRUK HABERİ

Tarlanın ortasında aniden açılan çukurun sebebi şudur: yer altı sularının aşırı kullanımı sonucu yer altındaki boşlukların üstünde bulunan toprağın çökmesi. Çözüm için Göksu Nehri’nin sularının bir kısmı Konya Ovası’na aktarılmaktadır.

PAMUKLU TİŞÖRTÜN

Pamuk çok su ister. Aral Gölü’nün küçülmesinin sebebi tam olarak buydu: Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin pamuk ve pirinç türü tarım ürünlerinin sulanmasında aşırı derecede kullanılması. Bir gölün yok olması, bir tarım tercihiyle başlamıştı.

OYUN · HANGİ ENERJİ KAYNAĞI

Rastgele bir pay, bir kullanım alanı, bir ülke listesi ya da bir çevresel etki gelir; hangi kaynağa ait olduğunu seçmen istenir.

0 / 0
06 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

48 soruluk test · enerji kaynaklarının sınıflandırılması, birincil enerji tüketimindeki paylar ve sıralama, her kaynağın kullanım alanı, öne çıkan ülkeleri ve çevresel etkisi, İsveç, Endonezya, Aral Gölü ve Konya Ovası Projesi örnekleri

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
07 / ÖZET

Ünite tek sayfada

GENEL ÇERÇEVE

Enerji ihtiyacının büyük bölümü fosil yakıtlardan karşılanır; yenilenebilir kaynakların kullanımı ve önemi her geçen yıl artar. Kömür, petrol, doğal gaz ve madenlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimi esnasında çevre sorunları çıkar: arazi yapısının bozulması, su kaynaklarının zarar görmesi, ormanların, doğal yaşam alanlarının, tarım arazilerinin ve meraların tahrip edilmesi.

SINIFLANDIRMA

Yenilenemeyen (tükenebilen): kömür, petrol, doğal gaz, nükleer — kullanıldıkça biter, yenilenmesi çok uzun zaman alır.
Yenilenebilir (tükenmeyen): rüzgâr, güneş, biyokütle, hidrolik, hidrojen, jeotermal, okyanus ve deniz kökenli (dalga, gelgit, akıntılar) — kısa sürede kendini yenileyebilir.

PAYLAR VE ÜLKELER

Petrol 31,7 (1.) → ulaşım · Doğal gaz 26,5 (2.) → ısınma, elektrik, ulaşım; rezervlerin %42,7’si Orta Doğu · Kömür 23,3 (3.) → enerji üretimi; rezerv: ABD, Rusya, Çin · Nükleer %8,2 → elektrik, tıp, sanayi; ABD, Fransa, Japonya, Almanya, Güney Kore üretimin dörtte üçü · Hidrolik %4Çin, Türkiye, Norveç. Güneş: ABD, Almanya, Japonya yatırım yapar, Türkiye zengin potansiyele sahiptir. Jeotermal: ABD, Filipinler, Endonezya; Türkiye 8. sırada. Rüzgâr: santrallerin büyük bölümü Kuzey Amerika ve Avrupa’da, Türkiye’nin enerji üretiminde payı %10,4 (2023).

ÇEVRESEL ETKİLER

Kömür: baca gazları, partikül madde ve tozlar, toprak ve bitkilerin üzerinin kaplanması, hava kirliliği ve asit yağmurları.
Petrol: havada karbondioksit artışı, tanker kazaları.
Nükleer: kazalar ve radyoaktif atıkların yok edilmesi.
Hidrolik: inşaat sırasında toz, gürültü, trafik, hafriyat.
Güneş: ışınımın sabit olmaması, depolama, geniş alan, yüksek masraf.
Rüzgâr: esme yönünün düzensizliği, geniş alan, gürültü, kuş ölümleri.
Jeotermal: zararlı gazlar ve çözünmüş mineraller içeren sıcak sular.
Biyokütle: düşük verim, yakma sırasında çıkan gazlar.
Hidrojen: atık madde sadece su buharı. Okyanus: dalga enerjisi çok fazla ekonomik değil; gelgitten elektrik üretilir.

DÖRT ÖRNEK

İsveç: yüz ölçümünün %52’si orman, Finlandiya’dan sonra Avrupa’da ikinci; ihracatın %12’si ormancılık; sürdürülebilir işletme.
Endonezya: yanlış politikalar, 2012’de 8400 km² orman yok edildi; biyoçeşitlilik ve hava kirliliği üzerinde olumsuz etki.
Aral Gölü: Amu Derya (Ceyhun) ve Sır Derya (Seyhun) sularının pamuk ve pirinç sulamasında aşırı kullanımı → göl çekildi, geride tuzlu kum birikintisi.
KOP: yer altı sularının aşırı kullanımı → çoraklaşma ve obruk; çözüm Göksu Nehri’nden su aktarımı.

SIK KARIŞANLAR

Tüketim payı sırası (petrol–doğal gaz–kömür) ② rezerv (kömür: ABD, Rusya, Çin; doğal gaz: Orta Doğu %42,7) ③ üretim payı (nükleerde beş ülke, dörtte üç) ayrı ayrı sorulur. Nükleer fosil değildir ama yenilenemeyendir. Hidrojen yenilenebilirdir. Hidroliğin zararı inşaat aşamasındadır.