Deprem her gün olur; ekstrem olan başka bir şey
Ünitenin tamamını taşıyan cümle şudur: doğanın mevcut akışı içinde gerçekleşen deprem, heyelan, taşkın, yüksek sıcaklık değişimleri gibi olaylar, jeolojik zamanlar boyunca kendi içinde sıra dışı değişimlere uğramıştır; bu değişimler doğa olaylarının “ekstrem durumları” olarak adlandırılır. Yani ekstrem, olayın kendisi değil; olayın kendi ölçeğine göre sıra dışı hâlidir. Sekiz olay iki kökene ayrılıyor ve her birinin oluşum yolu tek tek anlatılıyor. Sınavda en çok sorulan iki şey burada: hangi olay hangi kökene ait, ve aynı şiddetteki olay neden iki ülkede farklı sonuç veriyor.
Doğanın mevcut akışı içinde gerçekleşen deprem, heyelan, taşkın, yüksek sıcaklık değişimleri gibi olaylar, jeolojik zamanlar boyunca kendi içinde sıra dışı değişimlere uğramıştır. Bu değişimler doğa olaylarının “ekstrem durumları” olarak adlandırılır.
Tanımın iki ayağı var. Birincisi: bu olaylar doğanın mevcut akışı içindedir — yani olağan dışı bir şey değil, doğanın kendi işleyişi. İkincisi: kendi içinde sıra dışı değişim. Ölçüt dışarıdan değil, olayın kendi geçmişinden geliyor. Yılda 800 mm yağış alan bir yerde iki günde 200 mm düşmesi ekstremdir; çölde 200 mm yıllık toplam zaten normaldir. Bu yüzden “ekstrem olay = afet” demek yanlıştır: ekstrem olay doğa olayının derecesini anlatır, afet ise o olayın insana verdiği zararı.
Ekstrem doğa olayları iki sütuna ayrılıyor: jeoloji-jeomorfoloji kökenli olanlar ve meteoroloji-hidrometeoroloji kökenli olanlar. Canvasta bu iki sütun yan yana duruyor; bir düğmeye bastığında o olayın kutusu kendi sütununda parlıyor, öteki sütun soluklaşıyor ve altta o olayın tanımı açılıyor. Sütunların altında olayın hangi yer küre katmanından beslendiği yazıyor — soldakiler taş küre (yerin kendi hareketi), sağdakiler hava küre ve su küre kökenli. Sınav sorusu çoğu zaman tam bu ayrımı test eder: “aşağıdakilerden hangisi meteorolojik kökenli bir ekstrem olay değildir?”
Ekstrem doğa olaylarının beşerî unsurlar üzerindeki etkileri, meydana geldiği bölge veya ülkenin gelişmişlik seviyesine ve nüfus yoğunluğuna göre farklılık gösterir.
Bu cümle daha ilk sayfada, DİKKAT kutusunda durur. Bütün ünitenin en çok soru üreten cümlesi budur ve 04. bölümde kaydıraklarla ayrıca çalışılıyor: aynı büyüklükteki deprem iki ülkede farklı sonuç verir, çünkü değişen deprem değil ülkedir.
Deprem, yer kabuğunu oluşturan levhalarda meydana gelen kırılmalar veya mevcut kırıkların hareketiyle aniden ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar hâlinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsması olayıdır.
Tanımda üç aşama var ve sırası önemli: kırılma ya da mevcut kırığın hareketi → titreşimlerin dalga hâlinde yayılması → geçtiği ortamın ve yer yüzeyinin sarsılması. Kaynak “yeni kırık oluşması” ile “var olan kırığın hareket etmesi” durumlarını ikisini birden sayıyor; depremlerin çoğu ikinci yoldan olur.
Deprem tablosu iki sütunludur: solda tehlikeler, sağda etkiler. Tehlikeler de kendi içinde ikiye ayrılıyor ve bu ayrım sınavda doğrudan sorulur. Birincil tehlike tek başına yer sarsıntısıdır; ikincil tehlikeler ise sarsıntının tetiklediği olaylardır: zeminin sıvılaşması, çökme, tsunami, kütle hareketleri, enkaz hâli ve çamur akıntısı. Canvasta soldaki düğmeye bastığında zincirin ilk halkası yanıyor ve oradan etkilere giden oklar çiziliyor; ikinci düğmede beş ikincil tehlike kutusu açılıyor ve sarsıntıdan onlara giden oklar beliriyor. Sağdaki etki sütunu her iki durumda da aynıdır — can ve mal kayıpları, altyapı hizmetlerinin aksaması, baraj çökmesi nedeniyle sel oluşması, tehlikeli maddelerin doğaya karışması, yangın, salgın hastalık.
Kaynak tsunamiyi iki ayrı yerde sayar: bir kere depremin ikincil tehlikeleri listesinde, bir kere de jeoloji-jeomorfoloji kökenli ekstrem doğa olayları başlığının kendi maddesi olarak. Aynısı kütle hareketleri için de geçerlidir. Bu bir çelişki değil: tsunami başka bir olayın sonucu olarak doğar ama kendi başına da bir ekstrem doğa olayıdır.
Sınavda “deprem sonucu oluşabilecek ikincil tehlikelerden biri değildir” sorusunda tsunami doğru cevap olmaz; “aşağıdakilerden hangisi jeolojik kökenli ekstrem doğa olayıdır” sorusunda ise olur.
Magmanın yeryüzüne doğru yükselme sürecine genel olarak volkanizma adı verilir. Bu süreçte meydana gelen volkanik faaliyetler, doğrudan veya dolaylı olarak çevreyi ve insanı etkileyen doğa olaylarına dönüşür.
Volkanik olaylar, dar bir alanı etkileyebileceği gibi dünyanın tamamını etkileyebilecek boyutta da olabilir. Ekstrem volkanik faaliyetlerin etkisine örnekler: büyük ölçekte sıcaklık değişimleri yaşanması, tarımsal üretimin düşmesi, kıtlık yaşanması, sellerin meydana gelmesi.
Bu dört örnek dikkat ister: hiçbiri lav değildir. Kaynak volkanizmanın ekstrem etkisini lavın yaktığı alanla değil, atmosfere atılan malzemenin iklimi ve tarımı etkilemesiyle anlatıyor. “Dünyanın tamamını etkileyebilecek boyut” ifadesi de buna bağlıdır.
Yer kabuğunun bir parçasının yer çekiminin etkisiyle kütle hâlinde yamaçlardan aşağılara doğru hareket etmesi kütle hareketi (heyelan, kaya düşmesi ve toprak kayması) olarak adlandırılır.
Oluşumunda etkili faktörler: aşırı yağış, volkanik veya beşerî faaliyetler, deprem vb. Sonuçları: can ve mal kaybının yanı sıra tsunami, set gölü oluşumu, akarsu yatağının değişmesi, toprak kaybı, bitki örtüsü tahribatı ve doğal hayatın ortadan kalkması.
Tanımdaki motor yer çekimidir; ötekiler yalnız tetikleyicidir. Beşerî faaliyetlerin listede olması önemli: yamacın eteğini yol için kesmek de kütle hareketini başlatabilir. Sonuçlar arasında set gölü oluşumu özellikle sorulur — kayan kütle vadiyi tıkar, arkasında göl birikir.
Depremler, volkanik faaliyetler, kütle hareketleri ya da meteor düşmesi gibi olayların okyanus sularında salınımlar meydana getirerek oluşturduğu dev dalgalara tsunami denir. Kaydırağı sağa çektikçe dalga açık okyanustan kıyıya doğru ilerliyor: canvasta su derinliği azalıyor, dalganın yüksekliği artıyor — “tsunami dalgaları kıyıya yaklaştığında dalgaların yüksekliği artar” cümlesinin gösterimi bu. Kaydırağın son üçte birinde kıyıdaki su birden geri çekiliyor ve kırmızı uyarı beliriyor: yaklaşmakta olan bir tsunaminin ilk belirtisi suyun sahillerden hızlı bir şekilde geri çekilmesidir. Sağ üstteki sayaç, dört kaynağın (deprem, volkanik faaliyet, kütle hareketi, meteor düşmesi) hangisinin daha sık tsunami ürettiğini de yazıyor: depremler sonucunda oluşan tsunamilerin görülme sıklığı daha fazladır.
Yeryüzünde depremlerin yoğun olarak görüldüğü alanlar üç ana kuşak oluşturur. Bunlar; Pasifik Deprem Kuşağı, Atlantik Deprem Kuşağı ve Akdeniz-Himalaya Deprem Kuşağı’dır. Şematik dünya kutusunda bir kuşağa bastığında o kuşağın üzerindeki ülkeler işaretleniyor, ötekiler soluk kalıyor. Türkiye’nin hangi kuşakta olduğunu görmek için Akdeniz-Himalaya düğmesine bas — Türkiye o kuşağın üzerindedir ve bu, ülkenin deprem gerçeğinin coğrafi nedenidir.
Sel ve taşkın, genel olarak ani ve şiddetli yağmurlar ile ani kar erimeleri sonucu gerçekleşir. Tropikal fırtınalar da özellikle okyanus kıyılarında kıyı sellerine neden olur.
Selin oluşumu, büyüklüğü ve etkisi; insan faktörü, o yerin iklimi, yüzey şekilleri, toprak yapısı ve bitki örtüsü ile yakından ilişkilidir. Son yıllarda sel ve taşkınların artmasında küresel iklim değişikliği etkin rol oynamaktadır.
Sonuçları: can kaybı ve yaralanmalar; binaların, altyapının, tarım ürünlerinin zarar görmesi; sel sularının içme suyuna karışmasıyla salgın hastalıklar.
Beş etkenden ilki insandır — kaynak insan faktörünü iklimden bile önce sayıyor. Dere yatağına yapılan bina, betonlaşan zemin, kesilen orman: üçü de aynı yağışı sele çevirir.
Basınç farklılığından kaynaklanan rüzgârların şiddetli olanlarına fırtına denir. Fırtınalar, bazen meteorolojik kökenli afetlere bazen de diğer afetlerin oluşumuna ve yayılmasına neden olabilir.
Beraberinde getirdikleri: şiddetli yağışlar sonucu deniz kabarması, sel ve taşkın, yıldırım düşmesi, orman yangınları, deniz kazaları.
Fırtınaların en hızlı gelişen ve en yıkıcı etkiye sahip olan türüne ise kasırga adı verilir. Çoğunlukla tropikal bölgelerde oluşan kasırgalar, coriolis kuvveti nedeniyle kendi etrafında hareket ederek ilerleyen siklonlardır.
Zincir şöyle daralıyor: rüzgâr → şiddetlisi fırtına → en yıkıcısı kasırga. Kasırganın dönmesini sağlayan coriolis kuvvetidir, yani Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün saptırma etkisi. Ekvator üzerinde coriolis sıfıra yaklaştığı için kasırgalar orada oluşmaz — tropikal ifadesinin nedeni budur.
Kuraklık; meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik olarak üç şekilde gerçekleşir. Üç tür ad olarak verilir ama aralarındaki sıra açıklanmaz; canvas onu gösteriyor. Kaydırak yağışsız geçen süreyi uzatıyor. Önce yalnız üstteki yağış çubuğu düşüyor — bu meteorolojik kuraklıktır. Süre uzayınca ortadaki toprak nemi çubuğu düşüyor ve bitki simgeleri soluyor — tarımsal kuraklık. En sonda alttaki akarsu, göl ve yer altı suyu çubuğu düşüyor — hidrolojik kuraklık. Sağdaki dokuz etki maddesi de sırayla yanıyor; hangisinin hangi aşamada devreye girdiği görülüyor. Canvasın altındaki not ayırt edici cümleyi tekrarlıyor: kuraklık, uzun süre devam etmesi ve geniş bir alanı etkileyebilmesi bakımından diğer ekstrem doğa olaylarından ayrılır.
Kuraklık, kurak ve yarı kurak bölgelerin yanı sıra nemli-denizel iklim bölgelerinde de görülebilir. Bu ayrıca vurgulanır, çünkü en yaygın yanlış budur. Kuraklık mutlak yağış azlığı değil, o yerin normaline göre yağış açığıdır — bu yüzden yılda 1000 mm yağış alan bir kıyı bölgesi de kuraklık yaşayabilir.
Kuraklık tanımı da aynı mantıkta: bu tür bölgelerde yüksek sıcaklıklarla beraber su açığı oluşur. Kuraklığın ölçütü su açığıdır, yağış miktarının kendisi değil.
Dünya Meteoroloji Örgütünün ölçütü iki koşulu birden istiyor: sıcaklığın mevsim normallerindeki maksimum sıcaklıklardan 3-5 °C yüksek olması ve art arda 5 gün veya daha fazla süre ile devam etmesi. Canvasta on günlük bir sıcaklık serisi çubuklar hâlinde duruyor; kesikli çizgi mevsim normalinin maksimumunu, üstündeki ikinci çizgi ise normal + 3 °C eşiğini gösteriyor. Kaydırakla sıcak günlerin art arda kaç gün sürdüğünü değiştiriyorsun. Eşiğin üstündeki gün sayısı 5’in altındayken canvas “ölçüt sağlanmadı” diyor; 5’e ulaştığı anda seri kırmızıya dönüyor ve “sıcak hava dalgası” yazıyor. İki koşuldan yalnız birinin sağlanmasının yetmediğini görmek için kaydırağı 4’te bırakıp bak.
2019 yazında Avrupa genelinde yaşanan sıcak hava dalgası binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, okulların tatil edilmesine ve orman yangınlarına neden olmuştur.
Üç sonucun üçü de beşerîdir: ölüm, eğitimin durması, yangın. Ekstrem olayın “afete dönüşmesi” tam olarak bu demektir.
Soğuk hava dalgası: sıcaklık değerlerinin mevsim normallerinin altına düşmesi ve düşük sıcaklıkların uzun bir süre devam etmesidir.
2012’de Orta ve Doğu Avrupa’da yaşanan aşırı soğuklar ile kar yağışının yaklaşık bir ay devam etmesi nehir ve göllerin donmasına, ulaşımın aksamasına, ekonomik faaliyetlerin sekteye uğramasına ve yaklaşık 6 bine yakın insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.
Soğuk hava dalgasının tanımında sayısal bir derece ölçütü verilmez; sıcak hava dalgasında ise 3-5 °C ve 5 gün vardır. Sınavda sayı sorulursa sıcak hava dalgasınındır.
Üstteki kaydırak ülkenin gelişmişlik seviyesini, alttaki nüfus yoğunluğunu değiştiriyor; olayın kendi büyüklüğü sabit kalıyor. Canvasta iki yerleşme kesiti yan yana: soldakinin bina sayısı ve dayanıklılığı gelişmişlikle, sağdakinin bina yoğunluğu nüfus yoğunluğuyla değişiyor. Alttaki üç ölçüt çubuğu — can kaybı riski, mal kaybı riski, toparlanma süresi — kaydıraklara göre uzayıp kısalıyor. Görülecek olan şu: gelişmişliği artırmak can kaybı riskini düşürür, nüfus yoğunluğunu artırmak yükseltir; ikisi aynı anda yüksekse mal kaybı büyük ama can kaybı görece küçük kalır. Kural tam bunu söylüyor: ekstrem doğa olaylarının beşerî unsurlar üzerindeki etkileri, meydana geldiği bölge veya ülkenin gelişmişlik seviyesine ve nüfus yoğunluğuna göre farklılık gösterir.
Ünitedeki bütün olayları tek tabloda topladık; arama kutusuna “tsunami”, “kuraklık” ya da “meteoroloji” yazarak süzebilirsin. Sütun süzgeciyle yalnız köken sütununda da arayabilirsin — “aşağıdakilerden hangisi jeolojik kökenlidir” tipi soruları tekrar ederken en hızlı yol budur.
| Ölçüt | Deprem · tsunami · kütle hareketi | Kuraklık |
|---|---|---|
| Başlangıç | Ani | Yavaş, fark edilmeden |
| Süre | Saniyeler-saatler | Uzun süre devam eder |
| Etki alanı | Sınırlı, kuşak boyunca | Geniş bir alanı etkileyebilir |
| Vurgu | Tehlike ve etki tablosu | “Diğer ekstrem doğa olaylarından ayrılır” |
| Türleri | Birincil / ikincil tehlike | Meteorolojik · tarımsal · hidrolojik |
Sıcaktan okulların tatil edildiği gün, bu bir “şanslı gün” değil sıcak hava dalgası ölçütünün karşılandığı gündür: sıcaklık mevsim normalinin maksimumundan 3-5 °C yüksek ve art arda 5 gün sürüyor. 2019 Avrupa örneğinde sayılan üç sonuçtan biri de zaten okulların tatil edilmesi.
“Kuvvetli sağanak bekleniyor, dere yataklarından uzak durun” uyarısındaki asıl bilgi dere yatağıdır. Selin büyüklüğünü belirleyen beş etkenden ilki insan faktörü: yatağa yapılan yapı, suyun gideceği yeri kapatır.
Şiddetli fırtına yüzünden ertelenen maç, basınç farkının sonucudur. Zincir şu: rüzgâr → şiddetlisi fırtına → en yıkıcısı kasırga. Türkiye’de fırtına olur, tropikal kasırga olmaz — çünkü kasırga çoğunlukla tropikal bölgelerde oluşur.
Sınıf kapısındaki tahliye planı depremin birincil tehlikesi olan yer sarsıntısı için değil, ikincil olanlar için de vardır: enkaz hâli, çökme, yangın. Sarsıntı saniyeler sürer; plan sonrasını yönetir.
Tatilde deniz aniden ve hızla geri çekiliyorsa bu bir gelgit değil, yaklaşmakta olan bir tsunaminin ilk belirtisidir. Doğru davranış çekilen deniz yatağına koşmak değil, yüksek yere çıkmaktır.
Sunumda “Japonya’da her gün deprem oluyor ama afet olmuyor” cümlesi doğrudur: ekstrem olay doğanın kendi ölçeğindeki sıra dışılığıdır; onu afete çeviren gelişmişlik seviyesi ve nüfus yoğunluğudur.
Baraj doluluğu düştüğü için gelen kesinti mesajı hidrolojik kuraklığın habercisidir. Yağış çoktan azalmıştır (meteorolojik), tarlalar çoktan kurumuştur (tarımsal); barajın seviyesi en son düşer. Bu yüzden musluğa yansıdığında kuraklık aylardır sürüyordur.
Yağmurdan sonra yolu kapatan toprak kütle hareketidir ve motoru yer çekimidir; yağış yalnız tetikleyicidir. Yolu genişletmek için yamacın eteğini kesmek de aynı listede — beşerî faaliyetler — sayılır.
Dizilerde volkan hep akan lavla gösterilir; ekstrem etkiler ise bambaşka: büyük ölçekte sıcaklık değişimleri, tarımsal üretimin düşmesi, kıtlık, sel. Volkanın “dünyanın tamamını etkileyebilecek” yanı lav değil, atmosfere çıkan malzemedir.
Rastgele bir tanım, bir belirti ya da bir sonuç gelir; hangi olaya ya da hangi başlığa ait olduğunu seçersin. Yanlışta doğru cevap ve gerekçe hemen yazılır.
47 soruluk test · ekstrem durumun tanımı ve iki kökenli sınıflandırma, depremin birincil ve ikincil tehlikeleri ile etkileri, volkanizma, tsunami ve kütle hareketleri, sel, fırtına ve kasırga, kuraklığın üç türü, sıcak ve soğuk hava dalgalarının ölçütleri
Ekstrem durum: doğanın mevcut akışı içindeki olayların jeolojik zamanlar boyunca
kendi içinde uğradığı sıra dışı değişimler.
Jeoloji-jeomorfoloji kökenli: depremler · volkanik faaliyetler · tsunami ·
kütle hareketleri.
Meteoroloji-hidrometeoroloji kökenli: aşırı yağışlar, sel ve taşkın ·
şiddetli rüzgârlar · kuraklık · sıcak ve soğuk hava dalgaları.
Etkiyi belirleyen: bölgenin veya ülkenin gelişmişlik seviyesi ve
nüfus yoğunluğu.
Tanım: levhalarda meydana gelen kırılmalar veya mevcut kırıkların
hareketiyle aniden ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar hâlinde yayılarak geçtikleri
ortamları ve yer yüzeyini sarsması.
Birincil tehlike: yer sarsıntısı.
İkincil tehlikeler: zeminin sıvılaşması · çökme · tsunami · kütle hareketleri ·
enkaz hâli ve çamur akıntısı.
Etkiler: can ve mal kayıpları · altyapı hizmetlerinin aksaması · baraj çökmesi
nedeniyle sel oluşması · tehlikeli maddelerin doğaya karışması · yangın · salgın
hastalık.
Üç deprem kuşağı: Pasifik · Atlantik · Akdeniz-Himalaya.
Volkanizma: magmanın yeryüzüne doğru yükselme süreci. Volkanik olaylar
dar bir alanı etkileyebileceği gibi dünyanın tamamını da etkileyebilir.
Ekstrem etkileri: büyük ölçekte sıcaklık değişimleri · tarımsal üretimin düşmesi ·
kıtlık · sel.
Tsunami: deprem, volkanik faaliyet, kütle hareketi ya da meteor düşmesinin
okyanus sularında salınım yaratarak oluşturduğu dev dalgalar. Depremden
oluşanların sıklığı daha fazladır. Kıyıya yaklaşınca yükseklik artar;
ilk belirti suyun sahillerden hızla geri çekilmesidir.
Kütle hareketi: yer kabuğunun bir parçasının yer çekimi etkisiyle
yamaçlardan aşağı hareketi (heyelan, kaya düşmesi, toprak kayması). Etkenler: aşırı
yağış · volkanik veya beşerî faaliyetler · deprem. Sonuçlar: tsunami · set gölü
oluşumu · akarsu yatağının değişmesi · toprak kaybı · bitki örtüsü tahribatı ·
doğal hayatın ortadan kalkması.
Sel ve taşkın: ani ve şiddetli yağmurlar ile ani kar erimeleri; tropikal
fırtınalar kıyı sellerine yol açar. Etkenler: insan faktörü, iklim,
yüzey şekilleri, toprak yapısı, bitki örtüsü. Artışında küresel iklim
değişikliği etkin.
Fırtına: basınç farklılığından kaynaklanan şiddetli rüzgâr. En yıkıcı türü
kasırga: tropikal bölgelerde oluşur, coriolis kuvveti nedeniyle kendi
etrafında dönerek ilerleyen siklondur.
Kuraklık: yüksek sıcaklıkla beraber su açığı. Nemli-denizel iklim
bölgelerinde de görülebilir. Üç türü: meteorolojik · tarımsal · hidrolojik.
Uzun süre devam etmesi ve geniş alanı etkilemesi bakımından ötekilerden ayrılır.
Sıcak hava dalgası: mevsim normallerindeki maksimumdan 3-5 °C yüksek ve
art arda 5 gün veya daha fazla (Dünya Meteoroloji Örgütü). Örnek: 2019
Avrupa.
Soğuk hava dalgası: sıcaklıkların mevsim normallerinin altına düşmesi ve
uzun süre devam etmesi. Örnek: 2012 Orta ve Doğu Avrupa, yaklaşık bir ay,
6 bine yakın ölüm.