Altı ilke
bir
yeni devlet
Türk inkılabı, Türk milletini akıl ve bilimin rehberliğinde çağdaş devletler seviyesine çıkarmayı amaçladı. Bu inkılabın fikri altyapısı Atatürk ilkeleriyle kuruldu; siyasi ve hukuki inkılaplar da o altyapının üzerine oturdu.
Türk inkılabı, Türk milletini akıl ve bilimin rehberliğinde çağdaş devletler seviyesine çıkartmayı amaçlamıştır. İnkılaplar sürecinde özgürlük ve millî iradeden taviz verilmemiştir. Türk inkılabının fikri altyapısı Atatürk ilkeleri ile oluşturulmuştur.
Farklı ihtiyaçlardan doğan cumhuriyetçilik ve laiklik siyasi; devletçilik ekonomik; inkılapçılık, milliyetçilik ve halkçılık ise sosyal alanlar ile ilgilidir. Bu dağılım sınavda doğrudan sorulur.
Atatürk'ün siyaset dışında (siyaset üstü) tutulmasını istediği ilkeler cumhuriyetçilik ve laikliktir — yani siyasi alanla ilgili olan iki ilke. Bunlar günlük siyasetin çekişmesine konu edilmemeli, herkesin ortak zemini sayılmalıdır. Soruda "siyasi alanla ilgili ilkeler" ile "siyaset dışında tutulması istenen ilkeler" aynı ikiliye çıkar; karıştırma.
Siyasi inkılaplar birbirinden bağımsız kararlar değil, zorunlu bir sıra izler: her adım bir sonrakinin önünü açar. Merdiveni oynatarak sırayı ve her basamağın sebebini gör.
Saltanatın kaldırıldığı gün mecliste önce saltanat ile hilafetin ayrılması kanunu kabul edilmiş, sonra saltanat kaldırılmıştır. Halifelik kaldırılmamış, meclis tarafından Abdülmecit Efendi halife tayin edilmiştir. Halifeliğin kaldırılması bir buçuk yıl sonra, 3 Mart 1924'te gerçekleşecektir.
1921 Anayasası bir savaş anayasasıydı: kısa, çerçeve niteliğinde ve olağanüstü. Cumhuriyetin ilanıyla devletin adı ve rejimi belli olunca, eksikleri gideren yeni bir anayasa gerekti.
1921 Anayasası'nın "çerçeve anayasa" olması, yalnızca en gerekli konuları düzenlemesi demektir; savaş sürerken ayrıntıya girilmemiştir. Devletin adı ve rejimi bile belirtilmemiştir. 1924 Anayasası ise cumhuriyetin ilanından sonra, II. TBMM döneminde bu eksikleri gidermek için hazırlanmıştır ve 37 yıl yürürlükte kalmıştır.
Medeni Kanun, kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini; aile, eşya, borçlar ve miras hukukunu düzenlemek için oluşturulmuştur. Yeni bir medeni kanun yapmak zaman alacağından, dönemin İsviçre Medeni Kanunu ülkemize adapte edilerek kullanılmaya başlandı.
Kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini, aile, eşya, borçlar ve miras hukukunu düzenlemek için oluşturulmuştur. Medeni kanun yapmak zaman alacağından, Cumhuriyet döneminde bize en uygun olan dönemin İsviçre Medeni Kanunu ülkemize adapte edilerek kullanılmaya başlandı.
İsviçre Medeni Kanunu'nun alınmasında; demokratik olması, pratik olması, çözümcül olması ve en önemlisi mevcut örnekler arasında en yenisi olması etkili olmuştur.
Vatandaşlara, kanun önünde her alanda eşitlik getirildi.
Türk kadınına; boşanma, mirastan pay alma, istediği işe girebilme gibi sosyal haklar verildi.
Tek eşlilik ve resmî nikâh zorunluluğu getirildi.
Osmanlı'dan kalma Mecelle kaldırıldı. Böylece hukuk alanında birlik sağlandı.
Gayrimüslim vatandaşlar, Lozan'da tanınan haklarından vazgeçtiler. Patrikhanenin hukuki yetkileri böylece ortadan kalktı.
3 Mart 1924 tek bir inkılabın değil, dört kararın günüdür: halifelik kaldırıldı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Şeriye ve Evkaf Vekaletinin Kaldırılması Kanunu ve Erkan-ı Harbiye Reisliğinin Kaldırılması Kanunu kabul edildi. Soruda "3 Mart 1924'te aşağıdakilerden hangisi yapılmamıştır?" biçiminde gelir.
Karışık sırayla gelen bilgiyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
50 sorudan oluşan bu test ile bu üniteyi ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Türk inkılabı, Türk milletini akıl ve bilimin rehberliğinde çağdaş devletler seviyesine çıkartmayı amaçlamıştır. İnkılaplar sürecinde özgürlük ve millî iradeden taviz verilmemiştir. Türk inkılabının fikri altyapısı Atatürk ilkeleri ile oluşturulmuştur.
Cumhuriyetçilik ve laiklik siyasi; devletçilik ekonomik; inkılapçılık, milliyetçilik ve halkçılık ise sosyal alanlar ile ilgilidir.
Cumhuriyet, halkın yönetimi demektir. Atatürk'ün cumhuriyetçilik anlayışı demokrasiyi esas alan bir yönetimdir. Cumhuriyet rejiminin sonsuza kadar yaşatılması için Atatürk onu Türk gençlerine emanet etmiştir. Atatürk, bu ilkenin siyaset üstü tutulması gerekliliğini belirtmiştir.
Milliyetçilik, kendilerini aynı milletin üyesi sayan kişilerin mensup olduğu toplumu yüceltme isteğidir. Atatürk'e göre millet; aynı kültüre ve birlikte yaşama arzusuna sahip olan toplumdur. Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı üstün millet anlayışını ve ırkçılığı reddeder.
1920'li yıllarda özel sektörün sanayileşmeye yönelik beklentilere karşılık verememesi ve 1929 Ekonomik Krizi'nin getirdiği sıkıntıları aşmak için geliştirildi. Ana hedef kalkınmayı sağlamak ve halkın refah seviyesini artırmaktır. Ekonomi ile sınırlı kalmayıp eğitim, sağlık ve ulaşım alanlarını da kapsamıştır.
Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve her vatandaşın din ve vicdan hürriyetine sahip olması demektir. Laik devlet akıl ve bilim kurallarına göre yönetilir. Cumhuriyetçilik ilkesi ile beraber Atatürk'ün siyaset dışında tutulmasını istediği ilkedir. Devlet her vatandaşına eşit mesafede olmalı, din ve mezhep farkı gözetmemelidir.
Bireyler arasında hiçbir fark gözetmeksizin halkı tek ve eşit olarak kabul etmektir. Herkesin kanun önünde eşit olması ve hiçbir kişi ya da zümreye ayrıcalık tanınmamasıdır. Halkçılık, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkelerinin ortak sonucudur ve sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.
İnkılap, toplum düzenini daha modern bir hâle getirmek için yapılan köklü değişikliklerdir. Bu ilkeye göre Türk toplumunu geride bırakan kurumlar süratle kaldırılmalı, yerine gelişime ve yeniliğe açık kurumlar oluşturulmalıdır.
Lozan görüşmeleri öncesinde çıkması muhtemel ikililiği önleme düşüncesi kaldırılmasında etkili olmuştur. Kanunun TBMM'de kabul edilmesiyle ulus devletin önündeki en büyük engel kaldırılmış oldu.
Saltanatın kaldırıldığı gün mecliste önce saltanat ile hilafetin ayrılması kanunu kabul edilmiş, sonra saltanat kaldırılmıştır. Halifelik kaldırılmamış, meclis tarafından Abdülmecit Efendi halife tayin edilmiştir.
Lozan Antlaşması sonrasında İstanbul ve çevresi TBMM'ye iade edilince İstanbul'un yeniden başkent olması tartışması yaşandı. İsmet Paşa ve beraberindeki vekillerin teklifi ile millî mücadeleye ev sahipliği yapan Ankara'nın başkent yapılması kararlaştırıldı.
Saltanatın kaldırılmasıyla devlet başkanlığı ve rejim sorunu ortaya çıktı. Bu sorunu çözmek ve yaşanan hükümet bunalımını ortadan kaldırmak etkili oldu. TBMM'de 1921 anayasasında yapılan değişiklikler ile cumhuriyet ilan edildi.
Cumhuriyetin ilan edildiği gün Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturuldu. TBMM tarafından ilk Cumhurbaşkanı olarak Mustafa Kemal, ilk Başbakan olarak İsmet İnönü, TBMM başkanı olarak da Ali Fethi Okyar seçildi.
Halife Abdülmecit Efendi'nin devlet başkanı gibi davranması ve halifelik kurumunun laik devlet anlayışı ile bağdaşmaması üzerine TBMM'de çıkarılan kanun ile halifelik kaldırıldı. Son halife ve Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarıldı.
Halifeliğin kaldırıldığı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Şeriye ve Evkaf Vekaletinin Kaldırılması Kanunu ve Erkan-ı Harbiye Reisliğinin Kaldırılması Kanunu kabul edildi.
1921 anayasası olağanüstü bir dönem olan millî mücadele yıllarında hazırlandığı için çerçeve bir anayasaydı. Olağanüstü bir dönemde hazırlandığı için devletin adı ve rejimi belli değildi.
Cumhuriyet'in İlanı ile rejimin ve devletin adı konulduktan sonra yeni bir anayasa ihtiyacı doğdu. II. TBMM döneminde çıkarılan bu anayasa ile 1921 anayasasının eksikleri giderildi. 1924 Anayasası 1961 Anayasası yapılana kadar yürürlükte kaldı.
1933 yılında kadınlara siyasi hakların verilmesi, 1937 yılında Atatürk ilkelerinin Anayasa'ya dâhil edilmesi bu anayasanın uygulandığı dönemde gerçekleşmiştir.
Cumhuriyet döneminde hukuk alanında yapılan en önemli ilk gelişme, 1925 yılında ülkede hukuk alanında eğitim vermek amacıyla Ankara'da Hukuk Mektebi'nin açılmasıdır.
Kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini, aile, eşya, borçlar ve miras hukukunu düzenlemek için oluşturulmuştur. Medeni kanun yapmak zaman alacağından, dönemin İsviçre Medeni Kanunu ülkemize adapte edilerek kullanılmaya başlandı.
İsviçre Medeni Kanunu'nun alınmasında; demokratik olması, pratik olması, çözümcül olması ve en önemlisi mevcut örnekler arasında en yenisi olması etkili olmuştur.
Vatandaşlara kanun önünde her alanda eşitlik getirildi. Türk kadınına boşanma, mirastan pay alma, istediği işe girebilme gibi sosyal haklar verildi. Tek eşlilik ve resmî nikâh zorunluluğu getirildi.
Osmanlı'dan kalma Mecelle kaldırıldı. Böylece hukuk alanında birlik sağlandı. Gayrimüslim vatandaşlar, Lozan'da tanınan haklarından vazgeçtiler; Patrikhanenin hukuki yetkileri böylece ortadan kalktı.