Bir meclis
kapandı
biri açıldı
İstanbul'daki meclis 11 Nisan 1920'de kapatıldı; on iki gün sonra Ankara'da üstünde hiçbir güç bulunmayan bir meclis açıldı. Aynı yıl imzalanan Sevr Antlaşması ise o meclis tarafından reddedildi.
Misak-ı Millî'nin ilanı işgalcileri harekete geçirdi. İstanbul'un işgali, meclisin basılması ve kapatılması birbirini izledi. Mustafa Kemal'in cevabı, mücadeleyi Ankara'ya taşımak oldu.
Dikkat: meclisi açan kişi ile meclis başkanı aynı kişi değildir. Meclis, en yaşlı üye sıfatıyla Sinop milletvekili Şerif Bey başkanlığında toplanmış, ardından Mustafa Kemal meclis başkanı seçilmiştir.
İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır. Millî iradenin her şeyin üstünde olduğu vurgulanmıştır.
Meclisin bağımsız olduğu vurgulanmıştır.
Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir.
Güçler birliği, yasama (kanun yapma) ve yürütme (kanunu uygulama) yetkilerinin aynı organda toplanması demektir. Savaş koşullarında hızlı karar alabilmek için tercih edilmiştir.
23 Nisan 1920'de açılan meclis, olağan bir yasama organı değildi: aynı anda kurucu, olağanüstü yetkili ve tek meşru otorite idi.
Meclis daha ilk aylarında yalnız işgalcilerle değil, içeriden çıkan ayaklanmalarla da uğraşmak zorunda kaldı. Aşağıdaki panelde sol tarafta ayaklanma nedenleri, sağ tarafta meclisin aldığı dokuz önlem var.
Ayaklanmaların bir nedeni İstanbul Hükümeti'nin şeyhülislamdan aldığı fetva ile TBMM'yi kötülemesidir; alınan önlemlerden biri de Ankara müftüsü Rıfat Börekçi tarafından karşı fetva verilmesidir. Yani mücadele silahla olduğu kadar meşruiyet alanında da verilmiştir. Aynı şekilde Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Millîye gazetesi, haberin ve kamuoyunun da bir cephe olduğunu gösterir.
İrade-i Millîye Sivas Kongresi'nde, Hâkimiyet-i Millîye ise BMM döneminde ayaklanmalara karşı alınan önlemler arasında yayımlanmıştır. Soruda hangi dönem geçiyorsa cevap odur.
Sevr'i anlamanın anahtarı iki cümlededir: BMM tarafından reddedilmiştir ve Mebusan Meclisi kapalı olduğu için onaylanmamış, dolayısıyla zaten geçersiz bir antlaşmadır.
Osmanlı anayasasına göre bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için Meclis'in onayından geçmesi gerekiyordu. Sevr antlaşması her ne kadar imzalanmışsa da Mebusan Meclisi kapalı olduğu için onaylanmamıştır. Bu nedenle zaten geçersiz bir antlaşmadır.
BMM'nin 7 Haziran 1920 tarihli kanunu, Sevr'in imzalandığı 10 Ağustos 1920 tarihinden önce çıkarılmıştır. Yani BMM, İstanbul Hükûmeti'nin yapacağı antlaşmaların Türk milletini bağlamayacağını daha antlaşma imzalanmadan ilan etmiştir. Sevr'in imzalandığı gün BMM'nin hukuki pozisyonu çoktan hazırdı.
Karışık sırayla gelen bilgiyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
40 sorudan oluşan bu test ile bu üniteyi ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Misak-ı Millî'nin ilanı sonrası 16 Mart 1920'de İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. Osmanlı Mebusan Meclisi basıldı, yakalanan milletvekilleri Malta Adası'na sürgüne gönderildi.
Padişah Vahdettin 11 Nisan 1920'de Meclis'i resmen kapattı. Mustafa Kemal gelişmeler üzerine Ankara'da yeni bir meclisin açılacağını ilan etti.
23 Nisan 1920'de Sinop milletvekili Şerif Bey başkanlığında I. BMM toplandı. Mustafa Kemal, meclis başkanı seçildi.
1. Hükûmet kurmak zorunludur. 2. Geçici olarak bir hükûmet başkanı tanımak ya da bir padişah vekili ortaya koymak uygun değildir. 3. Büyük Millet Meclisinin üstünde bir güç yoktur.
4. Büyük Millet Meclisi, yasama ve yürütme yetkilerini kendinde toplamıştır. 5. Mecliste seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek bir kurul hükûmet işlerine bakar; meclis başkanı bu kurulun da başkanıdır. 6. Padişah ve Halife baskı ve zordan kurtulduğu zaman Meclisin düzenleyeceği yasal ilkeler içinde durumunu alır.
İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır; millî iradenin her şeyin üstünde olduğu vurgulanmıştır. Meclisin bağımsız olduğu vurgulanmıştır. Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir.
TBMM'nin açılmasıyla Temsil Heyeti'nin görevi sona erdi. Olağanüstü yetkilere sahiptir. Kurucu meclistir. Millî egemenlik ilkesi benimsenmiştir. Vatanın kurtarılmasına öncelik verilmiştir.
İşgal güçlerinin, Anadolu'nun işgalini tamamlamak istemesi; İstanbul Hükümeti'nin Anadolu'daki millî harekâtı yıkmak istemesi; azınlıkların bağımsız devlet kurma hayalleri; İstanbul Hükümeti'nin şeyhülislamdan aldığı fetva ile TBMM'yi kötülemesi; bazı Kuvay-ı Millîye liderlerinin düzenli orduya katılmak istememeleri.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı; TBMM'ye karşı ayaklananlar vatan haini sayıldı. Bu kanunla isyanları bastırmak, TBMM'nin otoritesini kuvvetlendirmek ve askere alma işlemlerini kolaylaştırmak amaçlandı.
İstiklal Mahkemeleri kuruldu. İstanbul ile her türlü resmi yazışma kesildi. Anadolu Ajansı kuruldu. İstanbul Hükümetinin hükümleri geçersiz sayıldı. Ankara müftüsü Rıfat Börekçi tarafından karşı fetva verildi. Hâkimiyet-i Millîye gazetesi yayımlandı.
Paris Barış Konferansı'nda I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan devletlerle yapılacak antlaşmaların maddeleri belirlenmişti. Ancak İtilaf Devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaşmazlığa düşmeleri nedeniyle Osmanlı Devleti ile yapılacak antlaşma ileri bir tarihe ertelendi.
İtilaf Devletleri Misak-ı Millî'nin ilanı ve BMM'nin açılması gibi gelişmeler üzerine 18-26 Nisan 1920 tarihleri arasında San Remo Konferansı'nı düzenlediler. Burada Osmanlı ile yapacakları antlaşmanın maddelerini belirlediler. Hazırlanan antlaşma metni Osmanlı Devleti tarafından anlaşma şartlarının çok ağır olması nedeniyle reddedildi.
İngilizlerin desteğindeki Yunan ordusu, 22 Haziran 1920'de harekete geçerek Bursa, Balıkesir ve Uşak'ı işgal etti. 20 Temmuz 1920'den itibaren Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli işgal edildi. İngilizler Mudanya ve Bandırma'ya asker çıkardı.
22 Temmuz 1920'de Sultan Vahdettin başkanlığında Saltanat Şûrası toplandı; antlaşmanın imzalanmasına karar verildi. Paris'e giden Osmanlı heyeti tarafından 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.
Antlaşma BMM tarafından reddedildi. Antlaşmayı imzalayanlar ve onaylayanlar vatan haini ilan edildi. Anadolu ve İstanbul'daki birçok gazete, antlaşmayı eleştiren yayınlar yaptı. BMM, 7 Haziran 1920'de çıkardığı kanunla İstanbul Hükûmeti'nin yapacağı antlaşmaların Türk milletini bağlamayacağını ilan etti.
Osmanlı anayasasına göre bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için Meclis'in onayından geçmesi gerekiyordu. Sevr antlaşması her ne kadar imzalanmışsa da Mebusan Meclisi kapalı olduğu için onaylanmamıştır. Bu nedenle zaten geçersiz bir antlaşmadır.