İki genelge
iki kongre
bir yemin
19 Mayıs 1919'da Samsun'a resmî bir görevle çıkan bir komutan, sekiz ay içinde bir milletin ortak kararını yazılı hâle getirdi: Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve nihayet Misak-ı Millî.
Mustafa Kemal Samsun'a İstanbul Hükûmeti'nin verdiği bir görevle çıktı. O görevin maddelerini ve Samsun'dan gönderdiği raporun maddelerini yan yana koy: ikisi arasındaki fark, Millî Mücadele'nin başlangıç noktasıdır.
Mustafa Kemal, Samsun'da yaptığı incelemeler sonucunda bir rapor hazırlayarak İstanbul'a göndermiştir.
Görev metni "Türklerle Rumlar arasındaki çatışmaları sonlandırmak" der — iki tarafı da eşit derecede sorumlu tutan bir ifadedir. Rapor ise sorumluyu adıyla söyler: Rum çetelerinin Türk köylerine saldırması. Sınavda "Mustafa Kemal'in Samsun'a gönderilme amacı" sorulursa cevap resmî görev maddeleridir; "Samsun'da vardığı sonuç" sorulursa cevap rapor maddeleridir.
İki genelge arasındaki fark tek cümleyle şudur: Havza tepkiyi örgütler, Amasya mücadelenin gerekçesini, amacını ve yöntemini belirler.
BU GENELGEDE
Amasya Genelgesi'nden sonra Mustafa Kemal askerlik mesleğinden istifa ederek sine-i millete dönmüştür. "Sine-i millete dönmek", resmî bir görev ya da rütbe taşımadan, doğrudan milletin bir ferdi olarak mücadeleye devam etmek demektir. Bu karar, mücadelenin dayanağının artık devlet görevi değil millet olduğunu gösterir.
İki kongreyi ayırt etmenin en kısa yolu: Erzurum toplanma yönünden bölgesel, aldığı kararlar bakımından millîdir; Sivas ise hem toplanma yönünden hem kararları bakımından millîdir.
Sivas Kongresi'nden sonra Heyet-i Temsiliye'nin baskısı ile Damat Ferit Paşa Hükûmet görevinden istifa etmiştir. Bu istifa, Heyet-i Temsiliye'nin ilk siyasi başarısı kabul edilmektedir.
Manda ve himaye fikri Erzurum'da ilk kez, Sivas'ta kesin olarak reddedilmiştir. Aynı şekilde Heyet-i Temsiliye Erzurum'da ilk kez oluşturulmuş, yetkileri Sivas'ta bütün ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Soru kökündeki "ilk kez" ve "kesin olarak" ifadeleri cevabı belirler.
Bu bölümde üç adım var: İstanbul Hükûmeti'nin Heyet-i Temsiliye'yi resmen tanıması, merkezin Ankara'ya taşınması ve millî sınırların Misak-ı Millî ile yazılı hâle gelmesi.
Mütekabiliyet karşılıklılık demektir: azınlıklara tanınacak haklar, komşu ülkelerde yaşayan Türklere tanınan haklar kadar olacaktır. Elviye-i Selâse ise Kars, Ardahan ve Batum için kullanılan addır ("üç sancak").
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu genelgeyi, kongreyi ya da belgeyi işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
47 sorudan oluşan bu test ile bu üniteyi ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Resmî görevi: Samsun ve çevresindeki asayiş sorunlarının ortaya çıkış sebeplerini tespit etmek; Türklerle Rumlar arasında yaşanan çatışmaları sonlandırmak; Osmanlı askerî birliklerinin silah ve cephanesini bir an evvel toplatmak ve muhafaza altına almak; bölgede kurulan komitelerin faaliyetlerine son vermek.
Mustafa Kemal, Samsun'da yaptığı incelemeler sonucunda bir rapor hazırlayarak İstanbul'a göndermiştir. Bölgedeki asayiş sorununun temel sebebi Rum çetelerinin Türk köylerine saldırmasıdır. İzmir, Yunanlar tarafından haksız biçimde işgal edilmiştir.
Millî Mücadele Dönemi'nde yayımlanan ilk genelgedir. Millî Mücadele'deki ilk millî tepkidir. Bu genelgede; İtilaf Devletleri'ne ve İstanbul'daki hükûmete tepki telgraflarının çekilmesi istenilmiş, işgallere karşı mitingler düzenlenmesi talep edilmiş, mitinglerde Hristiyan halka düşmanca saldırılardan kaçınılması gerektiği vurgulanmıştır.
Genelge; Mustafa Kemal, Refet, Ali Fuat, Rauf, Kazım ve Mersinli Cemal Paşaların katkıları ile hazırlanmıştır. Millî Mücadele'nin gerekçeleri, amacı ve yöntemi belirtilmiştir. İlk defa millî egemenlik düşüncesine değinilmiştir. İstanbul Hükûmeti'ne ve işgalci devletlere karşı çıkmasından dolayı bir ihtilal belgesi niteliğindedir.
Genelgeden rahatsız olan İngiltere, Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönmesi için hükûmete baskı yapmıştır. Mustafa Kemal 8-9 Temmuz'da askerlik mesleğinden istifa ederek "sine-i millete dönme" kararı almıştır. Amasya Genelgesi'nden sonra Mustafa Kemal askerlik mesleğinden istifa ederek sine-i millete dönmüştür.
Doğu Anadolu Müdâfaa-i Hukuk-ı Millîye Cemiyeti ve Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Millîye Cemiyeti tarafından düzenlenmiştir. Mustafa Kemal Paşa kongre başkanı seçilmiştir. Millî sınırlardan ilk defa söz edilmiştir. Heyet-i Temsiliye ilk kez oluşturulmuş ve başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir. İlk defa geçici bir hükûmetin kurulmasından söz edilmiştir. Manda ve himaye fikri ilk kez reddedilmiştir. Toplanma yönünden bölgesel, aldığı kararlar bakımından millî kongredir.
Toplanma yönünden ve aldığı kararlar bakımından millî bir kongredir. Bütün millî cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmiştir. Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedilmiştir. Heyet-i Temsiliye'nin yetkileri bütün ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. İrade-i Millîye adlı bir gazete yayımlanmaya başlanmıştır. Ali Fuat Paşa'nın Batı Anadolu Kuvay-ı Millîye Kumandanlığına atanmasıyla, Heyet-i Temsiliye ilk kez yürütme gücünü kullanmıştır.
Sivas Kongresi'nden sonra Heyet-i Temsiliye'nin baskısı ile Damat Ferit Paşa Hükûmet görevinden istifa etmiştir. Bu istifa, Heyet-i Temsiliye'nin ilk siyasi başarısı kabul edilmektedir.
Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükûmeti adına Salih Paşa arasında yapılan görüşmelerdir. Görüşmelerde alınan kararlardan sadece Mebusan Meclisi'nin açılması uygulanmıştır. Bu görüşmeler sonucunda İstanbul Hükûmeti, Heyet-i Temsiliye'yi resmen tanımıştır.
Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'yı merkez olarak seçme nedenleri: Anadolu'nun merkezinde bulunması; güvenli bir şehir olması; haberleşme ve ulaşım imkânlarının iyi olması; asıl mücadelenin yapılacağı Batı Cephesi'ne yakın bulunması; işgal edilmemiş olması.
Amasya Görüşmeleri'nden sonra yapılan seçimlerde Mustafa Kemal Erzurum mebusu olarak seçilmiştir. Meclis 12 Ocak 1920 tarihinde açılmıştır. Hakkında tutuklama kararı bulunan Mustafa Kemal, İstanbul'daki meclis toplantılarına katılmamıştır. En iyi yaptığı iş Misak-ı Millî'yi kabul etmesidir; bu nedenle İtilaf Devletleri tarafından dağıtılmıştır. Mebuslardan bazıları tutuklanarak Malta adasına sürgün edilmiştir. 11 Nisan 1920 tarihinde padişah tarafından resmen kapatılmıştır. Bazı mebuslar ise Ankara'ya giderek TBMM'ye katılmışlardır.
Millî sınırlar kesin olarak belirlenmiştir. Elviye-i Selâse, Batı Trakya ve Arap bölgeleri için halk oylaması istenmiştir. Azınlıklar konusunda mütekabiliyet esasının kabul edileceği belirtilmiştir. Kapitülasyonların kaldırılacağı ilk defa gündeme getirilmiştir. Millî Mücadele'nin hedefleri ortaya konmuştur.
İlk genelge ve ilk millî tepki: Havza Genelgesi. İlk defa millî egemenlik düşüncesine değinen belge: Amasya Genelgesi. Millî sınırlardan ilk defa söz eden ve Heyet-i Temsiliye'yi ilk kez oluşturan kongre: Erzurum Kongresi. Manda ve himayenin ilk kez reddedildiği yer Erzurum, kesin olarak reddedildiği yer Sivas'tır. Heyet-i Temsiliye'nin ilk siyasi başarısı Damat Ferit Paşa'nın istifasıdır; yürütme gücünü ilk kez kullanması Ali Fuat Paşa'nın atanmasıdır.
Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919'da yayımlanmış, Millî Mücadele'nin gerekçesi, amacı ve yöntemini belirlemiştir. Amasya Görüşmeleri ise 22 Ekim 1919'da Mustafa Kemal Paşa ile Salih Paşa arasında yapılmış ve İstanbul Hükûmeti Heyet-i Temsiliye'yi resmen tanımıştır.