İki cümle,
aynı "keşke",
farklı duygu
"Keşke derslerime düzenli çalışsaydım" ile "Keşke o ağır sözleri söylemeseydim"… İkisi de "keşke" ile başlıyor ama biri hayıflanma, diğeri pişmanlık. Bu ünite 18 kavramı ayırmayı öğretir.
Bir cümle bilgi vermenin yanında bir duyguyu ya da kavramı da taşır. Aşağıdan bir tür seç: tanımını, MEBİ örneğini ve ayırt edici ipucunu gör.
Bir olayın, durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin olarak belli olmamasıdır.
"Beni bu şehirde bir daha görmeyebilirsiniz."
"Sınavda bu konudan daha fazla soru gelebilir."
Bazı kanıtlara dayanılarak bir olayın, bir durumun nasıl gerçekleşeceğine dair fikir yürütülmesidir.
"Bu yıl su sıkıntısı yaşayacağımızı düşünüyorum."
"Voleybol turnuvasını bizim okul kazanacak bence."
Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık uyandırdığının öfkelenmeden belirtildiği cümlelerdir.
"Hani iyi günde, kötü günde hep beraber olacaktık?"
"Beni araman için hasta olmam mı gerekiyordu?"
Kişinin bir olaydan, durumdan sızlanarak şikâyet ettiği cümlelerdir.
"Bir de verdiği sözü tutmayı becerebilse."
"Ne yazık ki gençlerin kitap okuma oranı istediğimiz seviyede değil."
Kişinin eline geçen bir fırsatı değerlendirememesi nedeniyle kendi kendine üzülmesini ifade eden cümlelerdir.
"Keşke öğretmenimi dinleyip derslerime düzenli çalışsaydım."
"Zamanında köye bir ev yaptırsaymışım ne güzel olurmuş."
Yapılan bir işin, davranışın olumsuz sonucunun görülerek üzüntü duyulduğunun ifade edildiği cümlelerdir.
"Maçta çok fazla koşmasaydım bu kadar yorulmazdım."
"Keşke o ağır sözleri sana söylemeseydim."
İkisi de "keşke" ile kurulur, ikisinde de üzüntü vardır. Ayıran tek şey: o iş yapıldı mı, yapılmadı mı? Aşağıdaki düğmelerle iki cümleyi yan yana koy.
| Özellik | Hayıflanma | Pişmanlık |
|---|---|---|
| Tanım | Eline geçen bir fırsatı değerlendirememe nedeniyle kendi kendine üzülme | Yapılan bir işin olumsuz sonucunun görülerek üzüntü duyulması |
| Eylem yapıldı mı? | Yapılmadı — fırsat kaçtı | Yapıldı — sonucu kötü çıktı |
| Örnek | "Keşke öğretmenimi dinleyip derslerime düzenli çalışsaydım." | "Keşke o ağır sözleri sana söylemeseydim." |
"Keşke" sözcüğü hem hayıflanma hem pişmanlık cümlesinde geçer. Sözcüğe değil, eyleme bak.
Sınavda çeldirici hep aynı yerden gelir: olasılık–tahmin, sitem–yakınma, küçümseme–azımsama. Aralarındaki fark tek bir ayrıntıda.
Olasılıkta gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesin olarak belli değildir. Tahminde ise bazı kanıtlara dayanılarak fikir yürütülür.
Olasılık: "Sınavda bu konudan daha fazla soru gelebilir."
Tahmin: "Bu yıl su sıkıntısı yaşayacağımızı düşünüyorum."
Sitem bir kimseye yöneliktir; kırgınlık öfkelenmeden belirtilir. Yakınma bir olaydan, durumdan sızlanarak şikâyet etmektir.
Sitem: "Beni araman için hasta olmam mı gerekiyordu?"
Yakınma: "Ne yazık ki gençlerin kitap okuma oranı istediğimiz seviyede değil."
Küçümseme hor görmeyi, küçük görmeyi ifade eder. Azımsama bir şeyin beklenenden az bulunmasıdır — burada değersizleştirme değil, miktar vardır.
Küçümseme: "Bu öyküyü ilkokul öğrencisi bile yazar."
Azımsama: "Onca emeğin maddi karşılığı senin gözünde bu kadar mı?"
Yukarıda ayrıntılı işlenmeyen kavramlar da sınavda çıkıyor. Tanımı ve örneği yan yana oku; çoğu tek okumada yerine oturur.
| Kavram | Tanım | Örnek |
|---|---|---|
| Tasarı | Yapılması düşünülenleri, geleceğe dair planlamaları ifade eden cümlelerdir. | "Konu özetini bu akşam tamamlamayı düşünüyorum." |
| Eşitlik | Karşılaştırılan iki ya da daha fazla unsur arasında eşitlik olduğu anlamını taşıyan cümlelerdir. | "Elmayı ortadan ikiye bölerek kardeşler arasında paylaştırdı." |
| Öneri | Herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir verme, tavsiyede bulunma anlamı içeren cümlelerdir. | "Sınav kitapçığındaki uyarıları okusanız iyi olur." |
| Ön yargı | Bir durum veya olayla ilgili önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz cümlelerdir. | "Yeni yazdığı roman ilki kadar ilgi görmeyecek." |
| Öz eleştiri | Kişinin kendisini eleştirdiği cümlelerdir. | "Şimdi düşündüğümde gençlik yıllarımda verdiğim tepkilerin aşırı olduğunu görüyorum." |
| Gerçekleşmemiş beklenti | Bir beklentinin olumlu sonuçlanmadığını ifade eden cümlelerdir. | "Bu kış yağış çok olur sanmıştım." |
| Kanıksama | Kişinin tekrarlanan olumsuz durumlara alıştığını ifade eden cümlelerdir. | "Okuyucu onun sivri dilini artık umursamıyordu." |
| Küçümseme | Hor görmeyi, küçük görmeyi ifade eden cümlelerdir. | "Bu öyküyü ilkokul öğrencisi bile yazar." |
| Azımsama | Bir şeyin beklenenden az bulunmasını ifade eden cümlelerdir. | "Onca emeğin maddi karşılığı senin gözünde bu kadar mı?" |
| Varsayım | Gerçekte olmayan bir durumun varmış gibi ya da olan bir durumun yokmuş gibi kabul edilerek anlatılmasıdır. | "Diyelim ki üniversiteyi kazandığını öğrendin, ilk kimi ararsın?" |
| Saptama | Bir durumu şüphe götürmeyecek şekilde ortaya koymaktır. | "Ahmet Rasim eserlerinde İstanbul Türkçesini kullanır." |
| Dilek / istek | Bir dileği, bir isteği ifade eden cümlelerdir. | "Yağmur yağsa, tabiat suya doysa…" |
Tahmin, bazı kanıtlara dayanır. Olasılıkta ise gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesin olarak belli değildir.
Sitemde öfke yoktur. Kırgınlık, alınganlık öfkelenmeden belirtilir; öfke katıldığında cümle sitem olmaktan çıkar.
Varsayımda gerçeklik askıya alınır. "Diyelim ki, tut ki, farz edelim" kalıpları bu türün imzasıdır.
Bu ünitenin konusu aslında insanın kendisi. Aşağıdaki sahnelerin hepsini yaşadın; şimdi adlarını koyuyoruz.
Fırsat vardı, değerlendirilmedi ve kişi kendi kendine üzülüyor: hayıflanma. Çalışma eylemi hiç yapılmadı — ayırt edici nokta bu.
Söz söylendi, sonucu kötü oldu ve üzüntü duyuluyor: pişmanlık. Aynı "keşke", farklı kavram.
Kırgınlık var ama bağırma yok. Bir kimseye, davranışının üzüntü uyandırdığı öfkelenmeden belirtiliyor: sitem.
Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesin değil: olasılık. Sunucu "basınç haritasına göre yağacak" derse artık kanıta dayanıyor demektir — tahmin.
Form durumu, kadro, geçmiş maçlar — bir kanıta dayanarak fikir yürütülüyorsa bu tahmindir. Hiçbir gerekçe yoksa ön yargı olabilir.
Geleceğe dair bir planlama var: tasarı cümlesi. "Düşünüyorum, planlıyorum, niyetindeyim" kalıpları bu türü gösterir.
Tekrarlanan olumsuz duruma alışılmış: kanıksama. Şikâyet bile edilmiyor olması yakınmadan ayıran özelliktir.
Yol gösterme, tavsiyede bulunma var: öneri cümlesi. "-sanız iyi olur, -meli, gerekir" kalıpları sık kullanılır.
1) Eylem yapıldı mı? → hayıflanma / pişmanlık ayrımı. 2) Kanıt var mı? → olasılık / tahmin ayrımı. 3) Kime yönelik? → sitem (kişiye) / yakınma (duruma).
26 sorudan oluşan bu test ile "Cümlede Anlam 3" ünitesini ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında geri bildirim alacaksın.
Bir olayın, durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin olarak belli olmamasıdır. "Sınavda bu konudan daha fazla soru gelebilir."
Bazı kanıtlara dayanılarak bir olayın, bir durumun nasıl gerçekleşeceğine dair fikir yürütülmesidir. "Bu yıl su sıkıntısı yaşayacağımızı düşünüyorum."
Bir kimseye, yaptığı hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık uyandırdığının öfkelenmeden belirtildiği cümlelerdir.
Kişinin bir olaydan, durumdan sızlanarak şikâyet ettiği cümlelerdir. "Bir de verdiği sözü tutmayı becerebilse."
Kişinin eline geçen bir fırsatı değerlendirememesi nedeniyle kendi kendine üzülmesini ifade eder. "Keşke derslerime düzenli çalışsaydım."
Yapılan bir işin, davranışın olumsuz sonucunun görülerek üzüntü duyulduğunun ifade edildiği cümlelerdir. "Keşke o ağır sözleri sana söylemeseydim."
Yapılması düşünülenleri, geleceğe dair planlamaları ifade eden cümlelerdir. "Konu özetini bu akşam tamamlamayı düşünüyorum."
Eşitlik: karşılaştırılan unsurlar arasında eşitlik olduğu anlamını taşır. Öneri: yol gösterip bilgi ve fikir verme, tavsiyede bulunma anlamı içerir.
Ön yargı: bir durum veya olayla ilgili önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz cümlelerdir. Öz eleştiri: kişinin kendisini eleştirdiği cümlelerdir.
Bir beklentinin olumlu sonuçlanmadığını ifade eden cümlelerdir. "Bu kış yağış çok olur sanmıştım."
Kanıksama: tekrarlanan olumsuz durumlara alışma. Küçümseme: hor görme, küçük görme. Azımsama: bir şeyi beklenenden az bulma.
Varsayım: olmayanı varmış, olanı yokmuş gibi kabul etme. Saptama: bir durumu şüphe götürmeyecek şekilde ortaya koyma. Dilek/istek: bir dileği, isteği ifade etme.