"Tüm kasaba
üzüldü"
ama nasıl?
Kasaba üzülmez; üzülen oradaki insanlardır. Dilin bu ustaca kısayolları — ad aktarması, deyim aktarması, dolaylama — ve sözcüklerin yüzyıllar içinde geçirdiği değişim bu ünitede.
Mecazımürsel, benzetme amacı güdülmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıdır. Aşağıdaki haritada altı ilişki türü var — birine tıkla.
Mecazımürselde "gibi, kadar, sanki" gibi benzetme edatları bulunmaz. Çünkü burada benzetme amacı güdülmez; ilgili olanın adı doğrudan diğerinin yerine geçer. Benzetme edatı gördüğün an başka bir sanat aramaya başla.
Deyim aktarmasında bir varlığın özelliği başka bir varlığa taşınır. Mecazımürselde ise doğrudan ad değişimi vardır — ikisini ayıran çizgi budur.
| Aktarma Türü | Örnek | Açıklama |
|---|---|---|
| Duyular Arası Aktarma | "Yumuşak sesiyle herkesi etkiledi." | Dokunma → İşitme |
| İnsandan Doğaya Aktarma | "Kaptan tayfalara esip gürledi." | Doğa olayı insana yakıştırılmış |
| Doğadan İnsana Aktarma | "Ağaçların kuşlarla dostluğu hiç bitmez." | İnsana ait ilişki doğaya verilmiş |
| Doğadan Doğaya Aktarma | "Yıllar durmadan akıyor." | Suyun akışı zamana aktarılmış |
Bir sözcükle anlatılabilecek kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır.
İnsanlarda korku uyandıran veya uğursuzluk olduğuna inanılan durum ve varlıkları daha güzel çağrışımlar uyandıracak başka sözcüklerle adlandırmadır.
Bir sözün mecaz anlamını kastederek hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılmasıdır.
"Eli açık insanların gönlünün iyilikle dolu olduğuna inanırım."
Bir sözün tersini kastedecek biçimde kullanılmasıdır.
"Aferin, sınava çok çalıştığınız notlarınızdan belli."
Aralarında türlü yönlerden ilgi bulunan iki şeyden benzerlik bakımından güçsüz olanla güçlü olanı karşılaştırarak anlatmaktır.
"Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler."
Soyut bir kavramın benzetme, kişileştirme yoluyla veya deyimler aracılığıyla somut sözcüklerle ifade edilmesidir.
"Umut yediğim ekmek, içtiğim sudur."
Kinayede hem gerçek hem mecaz anlam aynı anda kastedilir; söylenen doğrudur ama altında ikinci bir anlam vardır. Tarizde ise söylenenin tam tersi kastedilir — ortada iğneleme, alay vardır. "Eli açık" övgüdür; "Aferin, çok çalışmışsın" ise sitemdir.
Sözcükler yüzyıllar içinde toplumun kullanımına göre anlam değiştirir. Aşağıdaki zaman çizgisinde bir sözcük seç — ilk anlamından bugünkü anlamına yolculuğunu izle.
"Daralma" ve "genişleme" sorularında kendine tek bir soru sor: "Sözcüğün kapsamı eskiden daha mı genişti, şimdi mi?" Eskiden genişse daralma, şimdi genişse genişleme.
Söz sanatları edebiyat kitabında değil, günlük konuşmanın tam ortasında yaşıyor.
Şehir konuşmaz; konuşan hükûmettir. Haber dilinin en sevdiği kısayol mecazımürseldir: "Beyaz Saray", "Kremlin", "Brüksel"… Hepsi yer-insan ya da yer-kurum ilişkisiyle çalışır.
Spor spikerleri aynı sözcüğü tekrarlamamak için dolaylama yapar: kaleci → file bekçisi, top → yuvarlak, hakem → orta hakem. Bir sözcükle anlatılabilecek kavram birden çok sözcükle anlatılır.
Güzel adlandırma, korku uyandıran veya uğursuz sayılan durumları yumuşatır: ölüm → vefat etmek, felç → inme, verem → ince hastalık. Dil, acıyı söylerken ses tonunu alçaltır.
Karnesi kötü gelen çocuğa söylenen bu cümle övgü değil tarizdir: sözün tersi kastedilerek iğneleme yapılır. Ses tonu, sözcüklerin anlamını tersine çevirebilir.
Duvarda ressam değil tablosu asılı. Sanatçı-eser ilişkisi kurulmuş bir mecazımürseldir. "Mehmet Akif'i okumak" da aynı yapıdadır: okunan şair değil, eserleridir.
Kimse tabak yemez. İç-dış ilişkisi kurularak dıştaki (tabak) söylenip içteki (yemek) kastedilmiştir. "Bir bardak daha içeyim" de aynı mantıkla çalışır.
Zaman akmaz; akan sudur. Suya ait özellik zamana taşınmış — bu bir doğadan doğaya aktarmadır. Şarkı sözlerinin yarısı bu aktarmalar üzerine kuruludur.
Bugün övgüyle söylediğimiz "emek", ilk anlamında eziyet ve acı demekti; zamanla özenle yapılan iş anlamını kazandı. Buna anlam iyileşmesi denir — sözcükler de itibar kazanabiliyor.
Anlam olayları (iyileşme, kötüleşme, daralma, genişleme) sözcüğün yüzyıllar içinde geçirdiği değişimdir. Mecaz, tariz, kinaye gibi sanatlar ise o cümleye özgüdür. İkisini karıştırma.
20 sorudan oluşan bu test ile "Sözcükte Anlam 3" ünitesini ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında geri bildirim alacaksın.
Benzetme amacı güdülmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıdır. "Gibi, kadar, sanki" bulunmaz.
Tabak-yemek, Mersin-liman, kasaba-insanlar, Mehmet Akif-eserleri, bereket-yağmur, Batı-ülkeler.
Duyular arası, insandan doğaya, doğadan insana, doğadan doğaya. Mecazımürselde ad değişir, burada özellik taşınır.
Kaleci → file bekçisi, teyze → anne yarısı, eş → hayat arkadaşı.
Korku uyandıran veya uğursuz sayılan durumları güzel çağrışımlı sözcüklerle adlandırma: ölüm → vefat, felç → inme.
Kinaye: hem gerçek hem mecaz aynı anda ("eli açık"). Tariz: söylenenin tersi kastedilir ("Aferin!").
Emek: eziyet → özenle yapılan iş. Bayağı: eskisi gibi → kalitesiz, adi.
Ödül: güreş mükâfatı → her başarının mükâfatı. Erik: çekirdekli küçük meyveler → tek bir meyve.
Daralma-genişleme ayrımının tek ölçütü budur. Anlam olayları yüzyıllara, söz sanatları tek cümleye aittir.