Ev idaresinden toplumsal kuruma
Ekonomi, Yunanca oikia (ev) ve nomos (kural) kavramlarının birleşimidir; ev idaresi, evi geçindirmek anlamına gelir. Bu ünitede arz ve talep, enflasyonun üç türü, devalüasyon–deflasyon–revalüasyon–resesyon– stagflasyon, zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçlar, mal ve hizmet ayrımı, serbest–ekonomik mal, üretim–tüketim malı, ekonominin üç temel ögesi, tüketim toplumu ve ekonomiye sosyolojik bakış var.
Ekonomi “Mevcut olanaklar içinde, hangi mal kimin için üretilecek?”, “Ne miktarda üretilecek?”, “Nasıl üretilecek?”, “Kaynaklar nasıl kullanılacak ve büyüme nasıl sağlanacak?” sorularını çözümlemeye çalışan bilim dalıdır.
Ekonomi, çeşitli mallar üretmek ve bunları tüketmek üzere toplumun çeşitli üyelerine bölüştürmek için kıt ya da sınırlı üretim kaynaklarını insanların hangi biçimde kullandıklarını inceler.
İktisat insan ihtiyaçlarıyla başlar. İnsanların tüm ekonomik faaliyetleri çeşitli ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Bu nedenle ihtiyaçların karşılanması haz ve doyum, karşılanmaması ise acı ve üzüntü veren bir olgudur. Ünitenin çıkış cümlesi budur: ekonomi kurumunun kökeni ihtiyaç, sınırı kıtlıktır.
İnsanların içinde bulunduğu ekonomik ilişkilerin nasıl organize edileceği, bu ilişkilerin insana ve topluma etkilerinin neler olduğu, toplumsal yapı ile ekonomik unsurların karşılıklı etkileşiminin nasıl olduğu gibi konular pek çok farklı disiplinin ilgi alanına girmektedir. Ekonominin yanı sıra antropoloji, sosyoloji, felsefe gibi disiplinlerin çalışma konularından biri de budur.
Kaydırağı sürükle: soldan sağa fiyat yükselir. Yükselen eğri arz, inen eğri talep. Kural grafiğin kendisi: “fiyat arttıkça genellikle arz da artar”. Alttaki iki çubuk, o fiyatta piyasaya sunulabilen miktarla satın alınmak istenen miktarı gösterir; ikisi eşitlendiği yer dengedir.
Belirli bir mal veya hizmetin piyasaya sunulabilen miktarını ifade eder. Arz, fiyatla doğrudan ilişkilidir ve fiyat arttıkça genellikle arz da artar. Arz; üretim kapasitesi, maliyetler, teknoloji ve fiyat beklentileri gibi çeşitli faktörlerden etkilenir.
Ekonomide arz genellikle “arz eğrisi” olarak gösterilir. Arz eğrisi, bir mal veya hizmetin farklı fiyat seviyelerinde piyasaya sunulabilecek miktarını gösteren bir grafiğe denk gelir. Ancak arz; maliyetlerdeki değişiklikler, teknolojideki ilerlemeler veya diğer faktörler nedeniyle değişebilir, bu da arz eğrisinin konumunu ve şeklini etkileyebilir.
Belirli bir mal veya hizmete olan isteği ve bu isteğin fiyatla ilişkisini ifade eder. Talep, tüketicilerin belirli bir fiyat seviyesinde belirli bir miktar mal veya hizmeti satın almak istemeleri olarak tanımlanabilir.
Talep; fiyatın yanı sıra gelir, tüketici tercihleri, beklentiler, fiyat seviyelerindeki değişiklikler gibi çeşitli faktörlerden etkilenir. Arzda “piyasaya sunulan”, talepte “satın almak isteyen” vardır — ayrım burada.
Sınavda en çok karışan yer, arzı ve talebi etkileyen faktör listelerinin birbirine geçirilmesidir. Ayrım nettir: arz tarafında üretim kapasitesi, maliyetler, teknoloji, fiyat beklentileri; talep tarafında gelir, tüketici tercihleri, beklentiler, fiyat seviyelerindeki değişiklikler. “Maliyet” ve “teknoloji” arz tarafının, “gelir” ve “tercih” talep tarafının kelimeleridir.
Ünitenin bütün terimleri tek yerde. “para”, “değer”, “üretim” gibi bir kelime yaz ya da sütun süzgecini kullan.
Enflasyon, piyasadaki ürünlerin fiyatlarının genel seviyesindeki sürekli ve hissedilir yükselme eğilimidir. Enflasyon, genel fiyat seviyesinin bir defa yükselmesi olmayıp genel fiyat düzeyinin sürekli ve hissedilir ölçüde yükselmesi şeklinde ifade edildiği gibi, değişim aracı olan paranın gereksinimden çok miktarda piyasaya sürülmesi sonucu değer kaybetmesi, satın alma gücünün düşmesi olarak da ifade edilir. Bu tanım enflasyonun para ile bağını belirtmektedir. Ekonomide mal ve hizmetlerin değeri para ile ifade edilir.
Bir tür seç: çizim, fiyat düzeyini yukarı iten baskının nereden geldiğini gösterir. Talep enflasyonunda baskı talep tarafından, maliyet enflasyonunda üretim maliyetlerinden gelir; hiperenflasyonda artışın büyüklüğü ve hızı değişir.
Ekonomide fiyatların genel seviyesindeki artışın, talep tarafındaki artıştan kaynaklandığı bir enflasyon türüdür. Talep enflasyonu genellikle talep artışının üretim kapasitesinin ötesine geçtiği durumlarda ortaya çıkar. Bu durumda talep, arzın yeteneğini aşan bir hızla artar, bu da fiyatların yükselmesine ve sonuç olarak enflasyona neden olur.
Ekonomide fiyatların genel seviyesindeki artışın, üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklandığı bir enflasyon türüdür. Bu enflasyon türünde fiyatlar, talep artışı değil üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle yükselir.
Maliyet enflasyonu genellikle talep daralması veya durgunluk dönemlerinde bile meydana gelebilir. Özellikle üretim maliyetlerindeki artışlar, üreticilerin fiyatları yükseltmesine ve dolayısıyla enflasyonun artmasına neden olabilir. Ayırt edici cümle budur: talep düşerken bile görülebilir.
Fiyatların genel düzeyinde çok büyük miktarda ve çok hızlı artışın olmasıdır.
Talep ve maliyet enflasyonu sebebe göre adlandırılır; hiperenflasyon büyüklüğe ve hıza göre. Sınavda sebep sorulduğunda hiperenflasyon cevap olmaz.
Beş sonuç vardır. Bir kolu seç: merkezden o kola giden bağ öne çıkar, altta açıklaması görünür.
Beş kavramın hepsi yerli paranın değeri ya da ekonomik faaliyetin hızı üzerinden ayrılır. Çizimde soldaki ok paranın değerini, sağdaki kutu ekonominin durumunu gösterir.
Üçü de paranın değeriyle ilgilidir ama üçü ayrı şeydir. Devalüasyon: bir ülkenin millî parasının değerinin resmî olarak düşürülmesidir — millî paranın değeri devlet tarafından yabancı ülke paralarına göre düşürülür, yani bir karardır. Revalüasyon: yerli paranın değerinin resmen artırılmasıdır — o da bir karardır. Deflasyon: paranın değer kazanması, mal ve hizmetlerin ucuzlamasıdır — bu bir piyasa durumudur, üretimin tüketimden, ihracatın ithalattan yüksek olması durumunda yaşanır. Kısacası: resmî karar mı, piyasa sonucu mu?
Her satır bir tanım ya da sonuç; doğru sütunu işaretle. Her satırda tek doğru var.
İnsanın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan hava, gıda ve su gibi ihtiyaçlardır. Beslenme, uyuma, nefes alma, barınma vb.
Yaşamsal olmayan ancak karşılandıkça insanlara haz veren eğlenme, seyahat etme ve müzik dinleme gibi ihtiyaçlardır. Sinema izleme, gazete, kitap okuma vb.
İhtiyaçlar şiddetlerine göre bu iki gruba ayrılır — ayrım fiyata ya da miktara değil, şiddete dayanır.
İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretilen somut nesnelere mal denir. Ekmek, şeker, kalem, elbise, otomobil, buzdolabı vs. birer maldır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçekleştirilen işlere hizmet denir. Temizlik, ulaşım, bankacılık, işçilik, berberlik, doktorluk, eğitim vs. birer hizmettir. Mal ve hizmetler ekonomide ihtiyaçları karşılamak amacıyla üretilir. Aralarındaki fark malın somut, hizmetin ise soyut olmasıdır.
Hizmetleri iki alt gruba ayırmak mümkündür. Doktor, berber ve dişçilerin sunduğu hizmetler kişisel hizmetlerdir. Öte yandan kişisel olmayan ancak üretim organizasyonu oluşturan hizmet sınıfı vardır ki bunlara ticari hizmetler sınıfı denir. Bankacılık, ulaşım, ticaret, sigorta ve iletişim en önemli ticari hizmetler arasında yer alır.
Mallar iki ayrı ölçütle ayrılır: elde ediliş biçimi (serbest / ekonomik) ve kullanılış biçimi (üretim / tüketim, her biri dayanıklı ve dayanıksız). Bir kutu seç: ağaçta yeri işaretlenir, tanımı ve örnekleri altta çıkar.
Bir malın serbest veya ekonomik mal olması duruma göre değişebilir. İki örnek doğrudan sınav sorusudur: soluduğumuz hava serbest mal iken su altındaki dalgıçlar ve uzayda araştırma yapan astronotlar için ekonomik maldır; doğada su kaynağı yakınına kamp kurulduğunda su serbest mal iken şehirde evimize ulaşması hizmet gerektirdiğinden ekonomik maldır. Dolayısıyla belli malları serbest veya ekonomik olarak belirlemek mümkün değildir.
Ekonomiyi ilgilendiren yalnızca ekonomik mallardır. Kıt olan ekonomik mallar, emek ve masraf karşılığı elde edilir.
Aşağıdaki örnekler. Her satırda tek doğru sütun var; tabloyu yana kaydırarak bütün sütunları görebilirsin.
Üretim → tüketim → bölüşüm. Bir ögeyi seç: zincirde o halka öne çıkar ve o ögenin tanımı altta görünür. Üretim mal ve hizmeti meydana getirir, tüketim toplumun yapısını belirler, bölüşüm gelirin bölünmesidir.
Temel üretim faktörleri toprak, emek, sermaye ve organizasyondur (girişim). Bir faktörü seç: merkezden ona giden bağ öne çıkar, o faktörün tanımı altta belirir.
Üretim, mal ve hizmetlerin meydana getirilmesi, var olanların artırılmasıdır. Burada tüketici arzularının tatmini ve fayda esastır.
Sermayenin büyük bir bölümü bilgi ve organizasyondan meydana gelir. Bunun da ancak bir kısmında özel mülkiyet söz konusudur. Sermayenin bir biçimi olan bilgi, üretime yardım eden en kuvvetli araç olarak doğayı kontrol altına almamıza yardımcı olurken organizasyon (girişimcilik) bilgiye yardımcı olur. Bu anlamda temel üretim faktörleri doğa ve insandır. Sermaye ve organizasyon, doğa tarafından yardım gören insan emeğinin eseridir.
Hizmet sektörü, tarım ve sanayi sektöründen sonra gelişmiştir ve günümüz ekonomilerinde çok önemli bir sektördür. Eğitim, sağlık, yargı, ulaşım, turizm, bankacılık gibi insanlara belli bir hizmetin sunulduğu faaliyetleri kapsar.
Sıra sorusu olarak çıkar: tarım → sanayi → hizmet. Hizmet sektörü en son gelişendir.
Üretim ve dağıtım gibi tüketim de bir toplumun yapısını belirleyen önemli etkenlerdendir. Toplum içerisinde bazı üretim malları hiç bekletilmeden tüketilirken (ekmek gibi) bazıları da bir yerde biriktirilerek zamanla tüketilir veya harcanır.
Çağımız toplumlarında insanların tükettiği mallar ve hizmetler, aynı zamanda toplum içindeki statüsünün ve gelir durumunun da göstergesidir. Tüketim, toplumsal eğilimlere göre şekillenen bir tutum ve davranış olarak sosyolojinin konusudur. Ekonomide tüketim süreci ve alışkanlıkları toplumsal değer sistemiyle yakından ilgilidir.
Bölüşüm, gelirin bölünmesidir. Ekonomik faaliyet sürecinde üretilen ürün ve bu süreçte kullanılan üretim faktörleri para cinsinden ifade edilir. Çünkü üretim sürecinde kullanılan üretim faktörleri de parayla alınır. Bu da üretim faktörlerinin üretimden aldığı payı yani bölüşümü ortaya çıkarır.
Üreticinin sattığı mallara karşılık aldığı paraya satış hasılatı, satın aldığı üretim faktörlerine ödediği paraya ise üretim maliyeti denir. Üreticinin üretim maliyeti olarak ödediği para, üretime katılan üretim faktörü sahiplerinin gelirini oluşturur. Üretim denilen süreç hem birtakım malları hem de gelirleri meydana getirir.
Bu gelirlerin üretime katılan faktörler arasında bir şekilde ve ölçüde paylaşılması bölüşüm ya da gelirin bölünmesi olarak ifade edilir. Dört kutu, dört üretim faktörünün sahibi: her biri üretimden bir pay alır.
Günümüzde tüketim, bir bireyin ihtiyaçlarını karşılaması için çeşitli kaynakları tüketmesinin ötesinde anlamlar kazanmıştır. Kimi sosyologlarca günümüz toplumlarının belirgin özelliklerinden biri bireylerin tüketmeye yönelik bilinçsiz istekleridir. Bu da günümüz toplumlarının tüketim toplumu olarak adlandırılmasına yol açmıştır.
Günümüzde tüketiciler için medya ve reklam büyük öneme sahiptir. İnsanlar ihtiyaçlarını önemli düzeyde medyaya ve reklamlara göre belirlemektedir.
Reklam faaliyetlerinin bireyler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri önemli tartışma konularıdır. Reklamı savunmak adına ileri sürülen görüşlerden biri, reklamın ekonominin önemli bir parçası olduğu görüşüdür. Bu görüşe göre reklamın temel işlevi insanları tüketim ürünleri konusunda bilgilendirmek ve ürünlerin satılmasını teşvik etmektir. Reklama eleştirel gözlerle bakanlarca günümüzde insanın bir “illüzyonlar dönemi” yaşadığı iddia edilmektedir.
Bir başlık seç: solda klasik ekonomi, sağda sosyolojik bakış aynı konuya ne dediğini gösterir. Ayrım tek cümlede: ekonomi biliminin çıkış noktası bireyken sosyolojinin çıkış noktası toplumdur.
Sosyolojik bakış; ekonomik ilişkilerin matematiksel tasarımı, kâr-zarar hesaplamaları vb. unsurlarına değil toplumsal yapıya, ilişkilere ve değişime etkilerine odaklanır. Toplumsal grup, kurum, değer, norm, etkileşim, cinsiyet farklılığı, küreselleşme, kültürel değişim ve toplumsal ağlar öteden beri sosyolojinin ilgi alanının odağını oluşturmuştur. Yakın dönemde ise ekonomi sosyolojisi ya da iktisat sosyolojisi sıkça kullanılır hâle gelmiştir.
Klasik ekonomi kuramları bu sorunların tespitinde ve çözümünde yetersiz kalmaktadır. Sosyolojik bakışla geliştirilen yaklaşımlar daha bütünsel ve çözüm noktasında işlevsel olabilmektedir.
Örneğin ekonomik ilişkilerin sebep olduğu yetersiz istihdam sorunu sadece ekonomik planlamayla ilgili değil toplumsal boyutu da olan bir olgudur. Eksik istihdam; aile içi ilişkilerden göçe, kültürel yozlaşmadan toplumsal çözülmeye kadar pek çok toplumsal meseleyi de içinde barındırır.
Klasik ekonomi kuramlarının bahsettiği homoekonomikus (ekonomik insan), matematik formüllerin içine hapsolan üretim tüketim sayılarından ibaret nicel bir varlıktır.
Oysa sosyolojik yaklaşımın ele aldığı insan; cinsiyeti, yaşı, ilişkileri, değerleri, zevkleri, ailesi olan toplumsal bir gerçekliktir. Bu bakış açısına göre ekonomik değer ve fiyatlar toplumsal ilişkiler içinde belirlenen kavramlardır.
Metanın üretimi, tüketimi, yeniden üretimi, tüketimin küreselleşmesi, toplumların giderek tüketim toplumuna dönüşmesi büyük toplumsal sorunlardır. Tüketimin küreselleşmesi toplumsal bütünleşmeyi sağlar mı? Tüketim toplumunun hazza dayalı ilişkileri nasıl bir ahlaki yapı doğurur? Bu ve benzeri sorular ekonominin değil sosyolojinin sorularıdır.
| Ölçüt | Klasik ekonomi | Sosyolojik bakış |
|---|---|---|
| Çıkış noktası | birey | toplum |
| Arz–talebi neyle değerlendirir | bireylerin ihtiyaçları, zevkleri, malın fiyatı ve azlığı | olguların tarihsel süreçte nasıl şekillendiği, toplumsal grup ve kurumlara etkisi |
| İnsan tasavvuru | homoekonomikus: sayılardan ibaret nicel varlık | cinsiyeti, yaşı, ilişkileri, değerleri, ailesi olan toplumsal gerçeklik |
| Fiyat nedir | matematiksel bir büyüklük | toplumsal ilişkiler içinde belirlenen bir kavram |
| Eksik istihdama bakışı | ekonomik planlama sorunu | aile, göç, kültürel yozlaşma ve toplumsal çözülmeyi de içeren olgu |
Kantindeki tost geçen dönem 20, bu dönem 30 lira. Tek bir zam enflasyon değildir: enflasyon, genel fiyat seviyesinin bir defa yükselmesi olmayıp genel fiyat düzeyinin sürekli ve hissedilir ölçüde yükselmesidir. Enflasyon için fiyatların geneli ve süreklilik gerekir.
Sevdiğin grubun konserinde 500 bilet var, on binlerce kişi almak istiyor ve fiyat fırlıyor. Bu, talep enflasyonunun küçük ölçekli hâli: talep, arzın yeteneğini aşan bir hızla artar, bu da fiyatların yükselmesine neden olur.
Mahalledeki fırın “un ve elektrik pahalandı” diyip fiyat artırıyor, üstelik müşteri azalmışken. Bu maliyet enflasyonudur: fiyatlar talep artışı değil, üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle yükselir ve talep daralması veya durgunluk dönemlerinde bile meydana gelebilir.
Kampta derenin başındayken su bedava, evde ise faturası geliyor. Örnek: doğada su kaynağı yakınına kamp kurulduğunda su serbest mal iken şehirde evimize ulaşması hizmet gerektirdiğinden ekonomik maldır.
Telefonun birkaç yıl dayanır, aldığın simit bir öğünde biter. İkisi de tüketim malıdır ama biri dayanıklı (faydası bir ya da birkaç kez kullanmakla bitmeyen), öteki dayanıksız. Ayrım markada değil, faydanın ne kadar sürdüğünde.
Saçını kestirmek kişisel hizmet, ailenin banka işlemi ticari hizmet. İkisi de maldan farkını aynı yerden alır: malın somut, hizmetin soyut olması.
Videonun arasına giren ayakkabı reklamı iki tartışmanın tam ortasında: savunanlara göre reklamın temel işlevi insanları tüketim ürünleri konusunda bilgilendirmek ve ürünlerin satılmasını teşvik etmektir; eleştirenlere göre insan bir “illüzyonlar dönemi” yaşıyor.
Sınıfta herkeste olduğu için istediğin o model çanta, ihtiyaç mı? Buna tüketmeye yönelik bilinçsiz istekler denir ve toplumun tüketim toplumu olarak adlandırılmasını buna bağlıyor. Ayrıca tükettiğin mal ve hizmetler toplum içindeki statünün ve gelir durumunun da göstergesidir.
Kulüpte tişört bastırıp satıyorsunuz: kumaş ve baskı maliyet, satıştan gelen para satış hasılatı, aranızda paylaştığınız kısım bölüşüm. Kural birebir işliyor: üretim denilen süreç hem birtakım malları hem de gelirleri meydana getirir.
48 soruluk test · ekonominin tanımı ve temel kavramları, arz ve talep, enflasyonun üç türü ve yüksek enflasyonun sonuçları, devalüasyon-deflasyon-revalüasyon-resesyon-stagflasyon, zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçlar, mal-hizmet ayrımı, malların sınıflandırılması, üretim faktörleri, tüketim ve bölüşüm, tüketim toplumu ile ekonomiye sosyolojik bakış
Yunanca oikia (ev) + nomos (kural) = ev idaresi, evi geçindirmek. Hangi mal kimin için, ne miktarda, nasıl üretilecek; kaynaklar nasıl kullanılacak ve büyüme nasıl sağlanacak? sorularını çözümler. İktisat insan ihtiyaçlarıyla başlar.
Arz: piyasaya sunulabilen miktar; fiyat arttıkça genellikle arz da artar. Etkileyenler: üretim kapasitesi, maliyetler, teknoloji, fiyat beklentileri. Talep: belirli bir fiyat seviyesinde satın almak isteme. Etkileyenler: gelir, tüketici tercihleri, beklentiler, fiyat seviyelerindeki değişiklikler.
Fiyatların genel seviyesindeki sürekli ve hissedilir yükselme eğilimi; aynı zamanda paranın gereksinimden çok piyasaya sürülmesi sonucu değer kaybetmesi, satın alma gücünün düşmesi. Talep enflasyonu talep artışından, maliyet enflasyonu üretim maliyetlerinden doğar; hiperenflasyon ise çok büyük miktarda ve çok hızlı artıştır.
Fiyatlar artar, üretim düşer, ithalat artar · işsizlik artar · yerli para yerine yabancı paraya yönelim başlar · yatırımcı üretimle para kazanmak yerine faiz vb. yollarla paradan para kazanmaya yönelir · dar ve sabit gelirliler daha çok yoksullaşır.
Devalüasyon: millî paranın değerinin resmî olarak düşürülmesi; sonucunda ülkede üretilen mallar yabancılar için ucuzlar ve ihracat artar, üretim ve istihdama olumlu yansır. Revalüasyon: yerli paranın değerinin resmen artırılması; durağanlaşan üretim yeniden canlanmaya başlar. Deflasyon: paranın değer kazanması, mal ve hizmetlerin ucuzlaması. Resesyon: ekonomik faaliyetlerin en az altı ay gerilemesi; çok şiddetliyse depresyon. Stagflasyon: enflasyonla birlikte durgunluk — hem fiyatlar hem işsizlik artar.
Zorunlu (biyolojik) ihtiyaçlar: hava, gıda, su, beslenme, uyuma, nefes alma, barınma. Zorunlu olmayan: eğlenme, seyahat, müzik dinleme, sinema, gazete, kitap. Mal somut, hizmet soyut. Hizmet ikiye ayrılır: kişisel (doktor, berber, dişçi) ve ticari (bankacılık, ulaşım, ticaret, sigorta, iletişim).
Elde ediliş biçimine göre: serbest mal (emek ve masraf gerektirmeyen, bol — hava, güneş ışığı) ve ekonomik mal (emek harcanan, fiyatı olan, kıt — otomobil, ev, ekmek, kalem, bilgisayar). Kullanılış biçimine göre: üretim malı (ihtiyacı dolaylı karşılar; dayanıklı: dikiş makinesi, traktör — dayanıksız: kömür, petrol, elektrik) ve tüketim malı (doğrudan giderir; dayanıklı: araba, buzdolabı, bilgisayar — dayanıksız: ekmek, süt, mum, benzin).
Üretim: mal ve hizmetlerin meydana getirilmesi, var olanların artırılması; faktörler toprak, emek, sermaye, organizasyon (girişim); temelde doğa ve insan. Tüketim: toplumun yapısını belirleyen etken, statü ve gelir göstergesi, sosyolojinin konusu. Bölüşüm: gelirin bölünmesi; satış hasılatı ve üretim maliyeti kavramlarıyla açıklanır.
Ekonomi biliminin çıkış noktası bireyken sosyolojinin çıkış noktası toplumdur. Sosyolojik bakış kâr-zarar hesabına değil toplumsal yapıya, ilişkilere ve değişime etkilerine odaklanır. Homoekonomikus nicel bir varlıktır; sosyolojinin insanı cinsiyeti, yaşı, ilişkileri, değerleri, ailesi olan toplumsal bir gerçekliktir. Alan adı: ekonomi sosyolojisi / iktisat sosyolojisi.