AYT SOSYOLOJİ · ÜNİTE 14 · KURUM KAVRAMI, AİLE VE EVLİLİK

Kurum ne bir kişi, ne bir grup, ne de bir mekân

Günlük dilde “kurum” dediğimiz şeyle sosyolojinin kurumu aynı şey değil. Bu ünitede toplumsal kurumun tanımı, on bir özelliği, olumlu ve olumsuz işlevleri; sonra ilk ve en temel kurum: aileevliliğin tanımı ve beş özelliği, dört ölçüte göre evlilik türleri, boşanma, ailenin işlevleri, aile türleri, Türk aile yapısı ve Atatürkçü düşüncede kadının yeri var.

01 / TOPLUMSAL KURUM

Kuruluş değil, örüntü

GÜNLÜK DİL

Pek çok terimde olduğu gibi kurum da günlük dilde ve sosyolojide birbirinden çok farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Günlük dilde genellikle kurumsal bir işlevi yerine getiren kuruluşlara “kurum” denmektedir. Örneğin bir spor kulübü veya muhtaç çocukların barındığı yer kurum olarak adlandırılmaktadır.

Hâlbuki sosyolojik açıdan kurum ne bir kişi ne bir grup ne de bir mekândır.

SOSYOLOJİK TANIM

Toplumsal düzenin parçası olan ve bireylerin davranış ve beklentilerini yöneten aile, din, siyaset, eğitim, ekonomi gibi örgütlenmiş yapılara toplumsal kurum denir.

Genişletilmiş tanım: toplumsal kurum, sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, genellikle onaylanmış, yaygın sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır. Örneğin aile, eğitim, ekonomi

GEZGİN · KURUMUN ON BİR ÖZELLİĞİ

Bir özellik seç: çizim maddeyi ve açıklamasını gösterir. Üç madde birbirine benziyor gibi görünür ama farklıdır: evrensellik, farklı formlarda yapılanma ve göreli bağımsızlık.

TABLO · KURUMLARIN ÖZELLİKLERİ

On bir madde bir arada. Arama kutusuna “başat”, “devret”, “değer” gibi bir kelime yazarak istediğin maddeyi bul.

TUZAK · EVRENSEL AMA AYNI DEĞİL

Başlıca toplumsal kurumlar (aile, ekonomi, eğitim, din, siyaset) tüm toplumlarda bulunduğu için evrenseldir — ama hemen ardından bir sınır gelir: evrensel olmakla beraber topluma ve zamana göre farklı formlarda yapılanmıştır. Yani her toplumda vardır, ama her toplumda aynı biçimde değildir. İkinci tuzak: her toplumun başat kurumu farklıdır; kiminde din, kiminde aile, kiminde siyaset daha belirleyicidir. “Her toplumda başat kurum ailedir” diyen şık yanlıştır.

02 / KURUMLARIN İŞLEVLERİ

Dört olumlu, iki olumsuz

OLUMLU İŞLEVLER

1. Kurumlar, kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırır. Toplumun düşünce ve eylem tarzları, birey o topluma girmeden önce büyük ölçüde düzenlenmiş ve planlanmıştır. Kişi çoğu şeyi nasıl yapacağını öğrenmek veya keşfetmek için zaman ayırmak zorunda değildir; çünkü “Nasıl?” sorusunun cevabını sosyalleşme süreci içindeyken öğrenmiş ve bu davranış tarzlarına alışmıştır.

2. Kurumlar, bireylere hazır sosyal rol ve sosyal ilişki formları temin eder. Kişi, başkalarıyla ilişkisinde ve rollerin oynanmasında hangi davranışın kendinden beklendiğini bilir. Kurumlar bireye, kendi özel yeteneklerini ve dileklerini geliştirebileceği, önceden var olan roller temin eder.

3. Kurumlar, toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için hizmet eder. Süreklilik, sağlamlık, dayanıklılık insan davranışlarını istikrarlı ve uyumlu hâle getiren kurumlar sayesinde sağlanır. Kurumsallaşmış düşünme ve davranma yolları insanlar için bir anlam ifade eder, bir güvenlik aracı sağlar.

4. Kurumlar davranışları kontrol etme yönelimindedir. Kurumlar toplumun sistemli beklentilerini içerir. Kurumların varlığı bile, sosyal baskı yoluyla olası sapkın grupların davranışlarının düzeltilmesinde etkili olur.

OLUMSUZ İŞLEVLER

1. Kurumlar var olan kurumsal yapıyı ve ilişkileri sürdürme eğiliminde olduklarından değişimleri genel olarak engelleyici ve geciktirici rol oynar.

2. Kurumların bireyler üzerindeki kontrol güçleri nedeniyle kimi zaman farklı bireysel özellikleri engelleyici bir rol oynayabilir.

İŞLEVLERE ÖRNEKLER

Aile, eğitim gibi kurumlar toplumsal işlevleri sayesinde bireyin hayat boyu sosyalleşme sürecini şekillendirir. Din, eğitim gibi kurumlar toplumsal çözülmenin önüne geçip toplumu kendi içinde bütünleştirir. Siyaset ve ekonomi kurumları toplumların etkileşimine olanak sağlar; böylece toplumun küreselleşen dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olur.

MATRİS · OLUMLU MU, OLUMSUZ MU?

Her satır bir işlev maddesi; doğru sütunu işaretle. Her satırda tek doğru var.

03 / AİLE VE EVLİLİK

Aileyi anlamak için önce evlilik

SOSYALLEŞME AÇISINDAN AİLENİN ÖNEMİ

Sosyalleşme, çocukta kendine güven duygusunu geliştirir. Sosyalleşme bir vicdan oluşumuna hizmet eder; bu sayede çocuk hem kendi düşüncelerini ve ihtiyaçlarını düzenler hem de toplumdaki değerlere ve kurallara uygun davranış şekilleri geliştirebilir.

Bireyin sosyalleşmesinde bütün toplumsal kurumların etkisi vardır. Bununla beraber birer sosyal ortam oluşturması; bilgi ve kültür kaynağı olması nedenleriyle aile, okul, arkadaş grubu, iş çevresi; çeşitli dinî, fikrî, kültürel ve mesleki grupların etkisi daha belirgindir.

AİLENİN TUTUMU BİRİNCİL FAKTÖR

Ailelerin çocuklarına yönelik tutumları, çocuğun toplumsal normlara uygun davranıp davranmamalarını etkileyen birincil faktördür. Bir ailenin yapısı, ailedeki bireylerin birbirleri ile olan ilişkisini ve iletişimini etkiler.

Çocuğun, hayatının ilk yıllarında ailesiyle daha fazla etkileşim içinde olması, ebeveynlerin çocukla iletişim kurması; çocuğun sosyal, zihinsel ve kişilik gelişiminde (uyumlu-uyumsuz, etken-edilgen, bağımlı-özerk, içe dönük-dışa dönük) büyük rol oynar.

NEDEN ÖNCE EVLİLİK?

Hemen hemen tüm sosyologlar aileyi toplumsal yapının en önemli bileşenlerinden biri olarak görür. Aile; bireyin sosyalleşmesi, çocuklara kültürün kazandırılması, toplumsal değerlerin sürdürülmesi gibi işlevleri nedeniyle toplumsal yapının temeline konulan bir kurumdur. Bu nedenle aileyi sosyolojik olarak ele almadan önce evliliği ele alıp incelemek gerekir.

EVLİLİK

Evlilik kavramı çok farklı şekillerde tanımlanabilir. Ancak yapılan tanımların ortak noktaları belirlendiğinde hayatları birleştirme, soyu sürdürme, hayat bağıyla ortaya çıkan yükümlülükleri üstlenme, doğan çocuklara meşru bir zemin hazırlama gibi kültürel ve hukuksal geçerlilik unsurlarının öne çıktığı görülür.

Bir tanıma göre “Evlilik, iki kişi arasında yasalara uymak şartı ile aile kurmayı, neslin devamını sağlamayı; kültürel, ekonomik, psikolojik, biyolojik ihtiyaçları karşılamayı hedefleyen bir anlaşma ve dayanışmadır.”

EVLİLİĞİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

Kültürel bir olgudur. Hukuki bir temele dayanır. Bireylere statü kazandırır. Bazı ritüelleri vardır. Birincil ilişki biçimidir.

Beş madde, beş olası soru — özellikle “bireylere statü kazandırır” ve “birincil ilişki biçimidir” maddeleri.

EVLİLİĞİ AYIRAN FAKTÖR · DEVLET

Evliliği diğer birincil ilişkilerden ayıran faktör, devletin rolüdür. Devlet evliliği tanımlar, onaylar ve düzenler.

Evlilik bağıyla oluşan ailenin toplumsal ve psikolojik işlevleri söz konusudur. Bu nedenle evlilik ve ailenin sürekliliğinin sağlanması oldukça önemlidir. Arkadaşlık da birincil ilişkidir ama devlet onu tanımlamaz — ayrım burada.

BOŞANMANIN NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Evlilik akdinin hukuken sona ermesine boşanma denir. Ancak boşanma sadece hukuksal değil duygusal ve toplumsal yönleri de olan bir süreçtir.

Boşanma; sözlü veya fiziksel şiddet, kötü alışkanlıklar, ekonomik sorunlar, akrabaların aile hayatına karışması, sadakatsizlik, fikir uyuşmazlığı, kültürel farklılıklar, toplumsal statü değişimi gibi nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Medeni Kanun’da boşanma; zina, cana kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı koşullarına bağlanmıştır. Buna rağmen aile kurumu toplumun çekirdeği ve en önemli kurumu olarak kabul edildiği için toplumlar boşanmayı zorlaştıracak birçok kültürel ve hukuki önlem almıştır.

Boşanma, başta çocuklar olmak üzere tüm aile bireyleri için zorlu bir süreçtir. Psikolojik olarak bireyleri zorlayabileceği gibi kimi durumlarda toplumsal yansımaları da olabilmektedir. Boşanmanın nedenleri yaşa, cinsiyete, toplumsal çevreye, evlilik sürecine bağlı olarak değişmektedir.

04 / EVLİLİK TÜRLERİ

Dört ölçüt, on kavram

Evlilikler dört ölçüte göre ayrılır: eş seçimi, eş sayısı, eşlerin kaldığı çevre ve otorite ilişkileri. Terimlerin çoğu Yunanca köklerden geliyor; endo- içeriden, egzo- dışarıdan, mono- tek, poli- çok, -jini kadın, -andri erkek demektir.

GEZGİN · ÖLÇÜTE GÖRE EVLİLİK TÜRLERİ

Bir ölçüt seç: çizim o ölçütün altındaki türleri yan yana koyar, seçilen tür vurgulanır. Alttaki düğmelerle ölçüt, çizimdeki kutulara tıklamadan değişir; her ölçütün tanımları hemen altta çıkar.

a · EŞ SEÇİMİNE GÖRE

Eş seçimine göre endogami ve egzogami olmak üzere iki tür evlilik söz konusudur. Endogami evlenen bireylerin eşlerini kendi akrabaları içinden seçmesidir; akraba ve tanıdık olmayan topluluklardan bir bireyle evlenemez. Egzogami ise bireylerin akraba çevresinin dışından bireylerle evlenmesidir.

b · EŞ SAYISINA GÖRE

Eş sayısına göre monogami ve poligami şeklinde iki evlilik tipi vardır. Monogami, bir kadınla bir erkeğin evliliğidir, tek eşlilik olarak da bilinir. Poligami ise bir erkeğin ya da kadının çok eşliliğidir. Poligami, polijini ve poliandri olmak üzere iki alt gruba ayrılır.

Polijini, bir erkeğin birden fazla kadınla evliliğidir. Poliandri ise bir kadının birden fazla erkek ile evliliğine izin veren sistemdir. Yasa dışı olsa da hâlâ Anadolu’da polijini örneklerine rastlamak mümkündür. Poliandri daha nadir görülen bir evlilik modelidir; özellikle kadınların erkeklerden az olduğu Hindistan’daki Todalar, Nepal’deki Nymialar (Nimya) vb. topluluklarda gözlenmektedir.

c · EŞLERİN KALDIĞI ÇEVREYE GÖRE

Eşin kaldığı çevreye göre evlilik tipleri temelde dört başlık altında incelenmektedir: baba yanı yerleşme (patrilokal), ana yanı yerleşme (matrilokal), ayrı yerleşme (neolokal) ve iki taraflı yerleşme (bilokal).

Baba yanı yerleşme, kadının ana baba evini bırakarak erkeğin ana baba ailesine katılmasıdır. Ana yanı yerleşme, erkeğin ana baba evini bırakarak kadının ailesinin yanına (aynı haneye veya yanı başındaki bir haneye) yerleşmesidir. Ayrı yerleşme, evli çiftin ana baba ailelerinden ayrı, onlardan bağımsız hatta uzak bir yere yerleşmesidir. İki taraflı yerleşme ise yeni evli çiftin ikamet edeceği yeri belirleyici bir göreneğin bulunmadığı toplumlarda gözlemlenir.

ç · OTORİTE İLİŞKİLERİNE GÖRE

Kadın ve erkek ya da eşler arasındaki otorite kalıbını belirleyen temel faktörler toplumsal cinsiyet rolleri ve eşlerin kişilik özellikleridir.

Geleneksel toplumların çoğunda erkek otoritesinin üstünlüğü görülür, buna patriyarki (ataerkillik) denir. Matriyarki (anaerkillik) adı verilen kadının otoritesinin üstünlüğü durumuna daha az rastlanır.

MATRİS · TANIM HANGİ KAVRAMA AİT?

Her satır bir tanım; doğru kavramı işaretle. Her satırda tek doğru var.

TUZAK · POLİJİNİ ↔ POLİANDRİ

İkisi de poligamidir, ama yönleri terstir: polijini bir erkeğin birden fazla kadınla, poliandri bir kadının birden fazla erkekle evliliğidir. Ezberi kolaylaştıran kök: -jini kadın, -andri erkek — yani çok-kadın ve çok-erkek. Örnekler de ayrımı taşıyor: polijiniye Anadolu, poliandriye Hindistan’daki Todalar ve Nepal’deki Nymialar. Aynı biçimde patrilokal (baba yanı) ile patriyarki (ataerkillik) karıştırılmamalı: biri nerede oturulduğuyla, öteki kimin otorite sahibi olduğuyla ilgilidir.

05 / AİLENİN İŞLEVLERİ VE AİLE TÜRLERİ

İlk grup, ilk kurallar

AİLENİN İŞLEVLERİ

Evlilikle oluşan aile kurumu içinde akrabalık, soy bağı, toplumsal ilişki ve rol kalıpları oluşur. Aile, bireyin katıldığı ilk toplumsal gruptur. Aile, toplumsal “nomos”un (kural, yasa) oluşturulduğu ve gelecek nesillere aktarılarak sürekliliğinin sağlandığı kurumdur. Aile kurumunun sadece toplumsal değil bireysel işlevleri de vardır.

Ailede birincil ilişkiler görüldüğü için aidiyet, sevilme, değer görme, samimiyetin sağladığı güven hissi gibi bazı psikolojik tatminler sağlanır. Aile, ebeveynler için çocuk sevgisi duygusunu tatmin ederek onların psikolojik sağlamlığına katkıda bulunur. Neslin devamını sağlamakla beraber dayanışma sayesinde doğal ve toplumsal zorluklara karşı ayakta durabilme gücü de verir. Aile, çocuk ve yaşlılar için bakılıp korunma ihtiyacını karşılayarak güvenli bir ortam sunar. Sosyolojide üçüncü zaman olarak adlandırılan, eğlenme ve dinlenmeyle geçen “boş zaman” etkinliklerinin bir kısmı aile içinde gerçekleştirilir.

KURAMSAL PERSPEKTİF

Sosyoloji literatüründeki aile tanımlarına bakıldığında farklı kategorik ayrımların yapıldığı görülür. Bu farkın kökeninde kuramsal bakış açısının farklı olması yatar.

Bütüncül (holistik) kuramcılara göre toplumu oluşturan kurumların birbiriyle ilişkisi toplumu dengede tutar; aile kurumunun diğer kurumlarla ilişkisinin anlaşılması, toplumun anlaşılması açısından çok önemlidir. Yapısal-işlevselci kuram her aile tipinin pek çok görevi yerine getirdiğini, bu görevler sayesinde aile yapısının şekillendiğini, böylece aileyle toplumun işlevsel bir bağının olduğunu savunur. Çatışma kuramının temsilcilerinden Karl Marx’a göre İlkel Komünal Dönem’de kadınlar daha değerli bir konumda olmuş ve anaerkil aile tipi yaşanmıştır; tarımsal üretimin gelişmesiyle beraber aile yapısı farklılaşmaya başlamış ve ataerkil aile ortaya çıkmıştır. Talcott Parsons ise aileyi toplum için belirli işlevleri yerine getiren bütünsel sistemin (toplum) bileşenlerinden biri olarak ele almaktadır.

ANAERKİL ↔ ATAERKİL

Anaerkil aile; miras ve soyun anadan devam etmesi, kadının (ananın) erkeğe göre daha fazla güç ve otoriteye sahip olmasıdır. Ataerkil aile ise miras ve soyun babadan devam etmesi, erkeğin (babanın) kadına göre daha fazla güç ve otoriteye sahip olmasıdır.

Dikkat: burada iki ölçüt birden var — mirasın/soyun kimden devam ettiği ve otoritenin kimde olduğu.

TÜRK AİLE YAPISI

Türk aile yapısı tarihsel süreçte değişerek bugüne kadar gelmiştir. En eski Türk aile yapısında, kadın-erkek eşitliğinin var olduğu, aile içinde kadının belirleyici bir rolünün olduğu, ailenin çekirdek aile denebilecek bir yapıda olduğu ve erkek çocuk doğuran kadının daha üst bir statüde algılandığı bilinmektedir.

Diğer toplumlarla kurulan ilişkiler, din vb. etkenlerle Türk aile yapısı da değişmiştir. Örneğin Osmanlı toplumunda çok eşli evlilik görülmeye başlamış, mirî arazi uygulamasından dolayı geniş aile yapısı oluşmuştur. (Mirî arazi, mülkiyeti devlete ait olsa da bu maldan yararlanma hakkı yani intifa hakkı, belli bir bedel karşılığında süresiz olarak kişilere verilebilen arazilerdir.) Cumhuriyet Dönemi’nde 4 Ekim 1926’da Medeni Kanun’un kabulüyle aile hukuksal açıdan yeniden düzenlenmiş, zaten toplumca benimsenmeye başlayan yeni değerler yasal zemin bulmuştur. Cumhuriyet sonrasında gelişen sanayileşme iç göçü artırmış, devamında kentli aile yapısı ortaya çıkmıştır.

BAĞLANTILI ÇEKİRDEK AİLE

Batı toplumlarında çekirdek aileye geçişte ortaya çıkan problemlerin Türk toplumunda çoğunlukla yaşanmadığı söylenebilir. Türkiye’de farklı bir aile şekli ve yapısı hâkimdir: bağlantılı çekirdek aile. Bu aile yapısında “aynı çatı altında bir arada yaşayan eşler ve çocuklar” bulunur; bu aile yapısı, çekirdek aile yapısıdır.

Ancak Türkiye’de gitgide artan bu aile biçimi, hâlâ yoğun denebilecek bir aile ve akrabalar ilişkisi içindedir. Türkiye’de ayrıca hem “geçiş dönemi geniş aile” yapısı önemini korumakta hem de belirli şekiller altında “geniş aile” de gözlenmektedir.

GECEKONDU AİLESİ · KARMA AİLE

Türkiye’de kırdan kente göçün doğurduğu yığınlaşma, kent çevresini hızla kuşatan gecekondulaşmayı doğurmuş; bu da gecekondu ailesi olarak da anılan yeni bir aile biçimini, karma aile yapısını yaratmıştır.

Gecekondu ailelerinde çok genç nüfus yapısı görülür ve eğitim düzeyi düşüktür. Akrabalık, hemşerilik ve komşuluk ilişkileri güçlüdür. İş gücüne katılım genellikle fabrika ve imalathane işçiliği, küçük girişimcilik ve hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır. Kadının çalışma hayatına katılımı giderek artmaktadır.

LABORATUVAR · AİLE TÜRLERİ ÖLÇEĞİ

Büyüklük ölçütüne göre aileler; geniş aile, geçici geniş aile, çekirdek aile ve tek ebeveynli aile olarak sınıflandırılır. Kaydırağı çek: hane çizimi değişir, tanım ve not altta güncellenir.

geniş → tek ebeveynli
KARŞILAŞTIRMA · DÖRT AİLE TÜRÜ
Tür Tanım
Geniş aile Çok sayıda çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla oluşan aile tipi; büyük, geleneksel, eski veya köy ailesi de denir
Geçici geniş aile Aynı ev içinde olmayıp birbirine yakın mekânlarda, birbirine oldukça bağlı yaşayan aileler; sanayileşmenin başlangıç safhasındaki aile
Çekirdek aile Karı ve koca ile evli olmayan çocuklardan meydana gelen en küçük toplumsal birim; üye sayısı sınırlı ve azdır
Tek ebeveynli aile Günümüzde sayısı hızla artan tip; boşanma sonrasında ailenin tek ebeveynli duruma dönüşmesi ve çocuğun ebeveynlerinden biriyle yaşaması
DETAYLAR

Geniş ailede akrabalık bağları kuvvetlidir. Geleneklere ve göreneklere bağlılık kuraldır. Genellikle geçimini topraktan sağlayan tarım toplumlarında ve gelişmemiş yerlerde görülen bir aile biçimidir.

Geçiş dönemi geniş ailesinde aile üyelerinin birbirlerinden kopmaları henüz tam değildir. Çekirdek aile başlangıçta sadece evli çiftlerden oluşur, sonra çocuk sayısı arttıkça nüfus bakımından gelişir, çocukların yetişip iş sahibi olmalarıyla ve evden ayrılmalarıyla başlangıç noktasına döner; ailenin gelişimi sınırlı olmaktadır.

06 / KADININ KONUMU

Orta Asya’dan 1934’e

TÜRK TOPLUMUNDA KADIN

Türk toplumunda kadının saygın bir yeri vardır. Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu tarihçiler tarafından belirtilmektedir. Toplumda tek eşlilik prensibine bağlı kalınır, ev eşlerin ortak malı sayılırdı.

Tarihçiler, Osmanlı toplumunda yaygın olan evlilik türünün poligami (çok eşlilik) değil, monogami olduğunu belirtmektedirler. Osmanlı’da kadınlar Millî Mücadele yıllarında silah ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk kadını, toplumdaki yerinin önemini bir defa daha göstermiştir.

MEDENİ KANUN’UN GETİRDİKLERİ

Türkiye’de aile çağdaş hukuk anlayışına uygun olarak Türk Medeni Kanunu esaslarına göre kurulmuştur. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir.

Medeni Kanun ile resmî nikâh zorunlu hâle getirilmiştir, tek eşle evlilik zorunluluğu getirilerek Türk ailesi modern bir yapıya kavuşturulmuştur. Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlanmıştır; boşanma hakkı düzenlenmiş ve kadınlara da bu konuda haklar tanınmıştır. Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanınmış, ayrıca toplumsal hayatın çağdaş kurallara göre düzenlenmesi sağlanmıştır.

ATATÜRK’ÜN GÖRÜŞÜ

Atatürk, kadının erkekle birlikte eğitim görmesini; sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması görüşünü benimsemiş ve savunmuştur.

1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile toplumsal ve ekonomik hayatta kadın erkek eşitliği sağlanmıştı. Ancak bu değişikliklerde kadınların siyasi haklarından söz edilmemekteydi.

SİYASİ HAKLARIN SIRASI

Türk kadınına siyasi haklar önce 1930’da belediye seçimlerine katılma hakkı ile sonrasında 1933’te muhtarlık seçimlerine katılma hakkı ile verilmiştir. 1934’te yapılan anayasa değişikliği ile de Türk kadını Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanmıştır.

Sıra kritik: 1926 → 1930 → 1933 → 1934. Soru çoğu zaman “hangisi önce geldi” diye kurulur.

ZAMAN ŞERİDİ · HAKLARIN SIRASI

Bir yıl seç: şeritte işaretlenir, altında o yılın karşılığı çıkar.

07 / GÜNLÜK HAYAT

Kurumları her gün kullanıyorsun

YENİ SINIFA GİRERKEN

Yeni bir okula geçtiğinde “burada ders nasıl işlenir, öğretmenle nasıl konuşulur” diye baştan keşfetmiyorsun. Kural bu: kişi çoğu şeyi nasıl yapacağını öğrenmek veya keşfetmek için zaman ayırmak zorunda değildir, çünkü cevabı sosyalleşme süreci içindeyken öğrenmiştir.

SINIF BAŞKANI OLMAK

Seçildiğin anda ne yapman gerektiğini aşağı yukarı biliyorsun — çünkü rol zaten hazırdı. Kurumlar, bireylere hazır sosyal rol ve sosyal ilişki formları temin eder ve bireyin kendi özel yeteneklerini geliştirebileceği, önceden var olan roller sunar.

KULÜPTE YENİ FİKİR

Kulüpte “biz bunu hep böyle yapardık” cevabını aldıysan kurumların olumsuz işlevini yaşadın demektir: kurumlar var olan yapıyı ve ilişkileri sürdürme eğiliminde olduklarından değişimleri genel olarak engelleyici ve geciktirici rol oynar.

HERKESE UYMAYAN KALIP

Farklı bir şey yapmak isteyip “kural böyle” duvarına çarpmak da bir işlevdir: kurumların bireyler üzerindeki kontrol güçleri nedeniyle kimi zaman farklı bireysel özellikleri engelleyici bir rol oynayabilir.

EVDE BOŞ ZAMAN

Akşam ailece film izlemek üçüncü zaman denen şeydir: eğlenme ve dinlenmeyle geçen “boş zaman” etkinliklerinin bir kısmı aile içinde gerçekleştirilir. Aile yalnız bakım değil, psikolojik tatmin de sağlar.

DÜĞÜNE GİTMEK

Kına, nişan, davetiye — hepsi evliliğin bazı ritüelleri vardır maddesinin karşılığı. Aynı düğünde resmî nikâh da var; çünkü evliliği diğer birincil ilişkilerden ayıran faktör devletin rolüdür: devlet evliliği tanımlar, onaylar ve düzenler.

AKRABA ZİYARETLERİ

Eşler ayrı evde oturduğu hâlde her hafta buluşan geniş akraba çevresi, bağlantılı çekirdek aile denen şeye örnektir: yapı çekirdek ailedir ama hâlâ yoğun denebilecek bir aile ve akrabalar ilişkisi içindedir.

TAŞINAN ARKADAŞIN

Ailesi işi için başka şehre taşınan arkadaşının ailesi neolokal (ayrı yerleşme) örneğidir: evli çiftin ana baba ailelerinden ayrı, onlardan bağımsız hatta uzak bir yere yerleşmesi.

SEÇİM GÜNÜ

Ailende oy kullanan herkesin bu hakkı aynı anda kazanmadığını biliyor musun? Türk kadınına siyasi haklar önce 1930’da belediye, 1933’te muhtarlık seçimleriyle verilmiş, 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazanılmıştır — Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce.

OYUN · HANGİ KAVRAM?
0 / 0
08 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

50 soruluk test · toplumsal kurumun tanımı ve on bir özelliği, kurumların olumlu ve olumsuz işlevleri, evliliğin tanımı ve beş özelliği, dört ölçüte göre evlilik türleri, boşanmanın nedenleri, ailenin işlevleri, kuramsal perspektifler, Türk aile yapısı, aile türleri ve Atatürkçü düşüncede kadının yeri

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
09 / ÖZET

Tek sayfada kurum, aile ve evlilik

TOPLUMSAL KURUM

Toplumsal düzenin parçası olan ve bireylerin davranış ve beklentilerini yöneten aile, din, siyaset, eğitim, ekonomi gibi örgütlenmiş yapılar. Sosyolojik açıdan kurum ne bir kişi ne bir grup ne de bir mekândır. Genişletilmiş tanım: sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, genellikle onaylanmış, yaygın sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısı.

KURUMLARIN ÖZELLİKLERİ

Evrenseldir (aile, ekonomi, eğitim, din, siyaset her toplumda) ama topluma ve zamana göre farklı formlarda yapılanmıştır. Süreklilik gösterir; kurumsal değişme oldukça yavaştır. Belli bir amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yeni gereksinimler yeni kurumları oluşturabilir. Her toplumun başat kurumu farklıdır. Tüm kurumlar etkileşim içindedir ve birbirlerine işlev devredebilir (aile kimi işlevlerini eğitime devretmiştir). Her kurum kendi alanında biriciktir, “göreli bağımsızlığa” sahiptir. Kurumlar zorunlu olarak değer yüklüdür, çünkü kültürün kodlarını içerirler.

İŞLEVLER

Olumlu: sosyal davranışları kolaylaştırır; hazır sosyal rol ve ilişki formları temin eder; toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için hizmet eder; davranışları kontrol etme yönelimindedir. Olumsuz: değişimleri engelleyici ve geciktirici rol oynar; farklı bireysel özellikleri engelleyebilir. Örnekler: aile ve eğitim sosyalleşmeyi, din ve eğitim bütünleşmeyi, siyaset ve ekonomi toplumlar arası etkileşimi sağlar.

EVLİLİK

Ortak noktalar: hayatları birleştirme, soyu sürdürme, yükümlülükleri üstlenme, doğan çocuklara meşru zemin hazırlama. Tanım: iki kişi arasında yasalara uymak şartı ile aile kurmayı, neslin devamını sağlamayı; kültürel, ekonomik, psikolojik, biyolojik ihtiyaçları karşılamayı hedefleyen bir anlaşma ve dayanışma. Özellikleri: kültürel olgu, hukuki temel, statü kazandırma, ritüeller, birincil ilişki. Evliliği diğer birincil ilişkilerden ayıran faktör devletin rolüdür.

EVLİLİK TÜRLERİ

Eş seçimi: endogami (eşi kendi akrabaları içinden seçme) ↔ egzogami (akraba çevresi dışından). Eş sayısı: monogami (tek eşlilik) ↔ poligami; poligami polijini (bir erkek, birden fazla kadın) ve poliandri (bir kadın, birden fazla erkek — Todalar, Nymialar) diye ayrılır. Yerleşme: patrilokal (baba yanı), matrilokal (ana yanı), neolokal (ayrı), bilokal (iki taraflı). Otorite: patriyarki (ataerkillik) ↔ matriyarki (anaerkillik).

BOŞANMA

Evlilik akdinin hukuken sona ermesi; sadece hukuksal değil duygusal ve toplumsal yönleri de olan bir süreç. Nedenler: sözlü veya fiziksel şiddet, kötü alışkanlıklar, ekonomik sorunlar, akrabaların aile hayatına karışması, sadakatsizlik, fikir uyuşmazlığı, kültürel farklılıklar, toplumsal statü değişimi. Medeni Kanun’da: zina, cana kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı. Nedenler yaşa, cinsiyete, toplumsal çevreye, evlilik sürecine göre değişir.

AİLENİN İŞLEVLERİ

Aile, bireyin katıldığı ilk toplumsal gruptur ve toplumsal “nomos”un (kural, yasa) oluşturulduğu ve gelecek nesillere aktarıldığı kurumdur. Birincil ilişkiler sayesinde aidiyet, sevilme, değer görme ve güven hissi gibi psikolojik tatminler sağlanır; ebeveynler için çocuk sevgisi, neslin devamı, doğal ve toplumsal zorluklara karşı dayanışma, çocuk ve yaşlılar için bakılıp korunma ve “üçüncü zaman” etkinlikleri.

KURAMSAL PERSPEKTİF

Bütüncül (holistik): kurumların birbiriyle ilişkisi toplumu dengede tutar. Yapısal-işlevselci: her aile tipi pek çok görevi yerine getirir, bu görevler aile yapısını şekillendirir. Çatışma kuramı — Karl Marx: İlkel Komünal Dönem’de anaerkil aile, tarımsal üretimin gelişmesiyle ataerkil aile. Talcott Parsons: aile, toplum için belirli işlevleri yerine getiren bütünsel sistemin bileşenlerinden biri.

TÜRK AİLE YAPISI

En eski Türk ailesinde kadın-erkek eşitliği, kadının belirleyici rolü, çekirdek aile denebilecek yapı ve erkek çocuk doğuran kadının üst statüsü bilinmektedir. Osmanlı’da çok eşli evlilik görülmeye başlamış, mirî arazi uygulamasından dolayı geniş aile oluşmuştur. 4 Ekim 1926 Medeni Kanun aileyi hukuken yeniden düzenledi; sanayileşme iç göçü artırdı, kentli aile ortaya çıktı. Türkiye’de hâkim biçim bağlantılı çekirdek ailedir; gecekondu (karma) ailesinde genç nüfus, düşük eğitim düzeyi, güçlü akrabalık-hemşerilik- komşuluk ilişkileri görülür.

AİLE TÜRLERİ VE KADININ KONUMU

Geniş aile (çok sayıda çekirdek aile aynı çatı altında; tarım toplumları), geçici geniş aile (yakın mekânlarda, sanayileşmenin başlangıcında), çekirdek aile (karı-koca ve evli olmayan çocuklar), tek ebeveynli aile (boşanma sonrası, sayısı hızla artıyor). Anaerkil: miras ve soy anadan, otorite kadında. Ataerkil: miras ve soy babadan, otorite erkekte. Haklar: 1926 Medeni Kanun1930 belediye1933 muhtarlık1934 milletvekili seçme ve seçilme.