AYT SOSYOLOJİ · ÜNİTE 13 · KÜLTÜRE İLİŞKİN KAVRAMLAR, KÜLTÜRÜN ÖNEMİ VE KÜLTÜRLER ARASI ETKİLEŞİM

Sonu benzeyen yedi kavram

Kültürleme, kültürlenme, kültürleşme — üç harf farkı, üç ayrı tanım ve her yıl en az bir soru. Bu ünitede ayrıca popüler kültür, kültür şoku, kültür emperyalizmi, kültürel yozlaşma, baskın kültür, kültürel bağnazlık (etnosentrizm), yabancı kültür hayranlığı, kültürel görelilik, kültürel zekâ ve Türk-İslam kültürünün dünya uygarlığına katkıları var.

01 / KÜLTÜREL SÜREÇLER

Kültürün hareket hâlleri

Kültürün kazanılması, aktarımı, etkileşimi ve etkileri bazı kültürel süreçlerin zeminini oluşturur. Temel süreçler şunlardır: popüler kültür, kültür şoku, kültür emperyalizmi, kültürel yozlaşma, baskın kültür, kültürleşme ve kültürlenme.

POPÜLER KÜLTÜR

Popüler kültür; yaygın olarak kabul edilen ya da beğenilen ticari ürün, kültürel sembol ve kimlik biçimlerini içerir.

Unsurlarıyla müzik, film, televizyon programı, video oyunu, giyim, ulaşım, reklam, marka, eğlence, yiyecek gibi hayatın birçok alanında karşılaşılabilir. Medya teknolojisinin günlük hayatın her alanında giderek artan varlığı ve eğlence endüstrisinin uygulamaları nedeniyle artık her an pazarlanmakta ve tüketilmektedir. Dünyada etkili olan bir popüler kültür endüstrisi olmakla birlikte toplumların kendine özgü popüler kültüründen de söz edilebilir — örneğin Türkiye’de çok izlenen yerli televizyon dizileri.

KÜLTÜR ŞOKU

Kültür şoku, tanıdık bir kültürden tanıdık olmayan bir kültüre geçmenin etkisini ifade eder. Bu etki, farklı ve bilinmeyen bir kültürel veya toplumsal çevreye uyum sağlaması gerektiğinde hissedilen kaygı, şaşırma, yönelim bozukluğu, belirsizlik, kafa karışıklığı gibi duygulardır.

Sayılan zorluklar: yeni bir çevre, yeni insanlarla tanışma, damak tadına uymayan yemekler, yabancı bir dile uyum sağlama, önemli insanlardan (aile, arkadaşlar, meslektaşlar) ayrılma. Örnek: Türkiye’den Fransa’ya giden bir kişi, Fransız usulü kahvaltı yapmaya alışana kadar bu durumun şokunu yaşayacaktır. İnsanlar bir kültür hakkında daha fazla şey öğrendikçe, norm ve alışkanlıklarına uyum sağladıkça kültür şokundan kurtulurlar.

KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

En geniş anlamıyla kültür emperyalizmi, bir ülkenin başka bir ülke üzerindeki kültürel egemenliğidir. Bu süreçte ekonomik üstünlük, kitle iletişim araçları, eğitim, teknoloji vb. unsurlar kullanılır.

Emperyal hedeflerin odağındaki ülkenin insanları; kültür araçları ile arzulanacak hayat tarzlarına, ürünlere maruz bırakılır ve emperyal ülkenin kültürü hâkim kültür hâline getirilir. Örnek: bir dönem Fransa’nın sömürgesi olmuş Cezayir’de Fransızcanın yaygın olarak konuşulması.

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

Bir toplumun çeşitli nedenlerle kültürel değerlerini kaybetmesi ve kendi kültüründen uzaklaşmasıdır. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan kültürel değerlerin ve araçların kaybedilmesi ya da bunların yerine yeni ve yabancı unsurların katılması süreci kültürel yozlaşma olarak adlandırılır.

Örnek çok somut: efendi, vişne gibi Türkçe kelimeleri efendy, wishne şeklinde İngilizce yazım kurallarıyla yazmak kültürel yozlaşmadır.

BASKIN KÜLTÜR

Genellikle bir toplumda, üyeleri çoğunlukta olan veya diğerlerinden daha fazla güce sahip olan grupların kültürü baskın kültür olarak kabul edilir.

Ancak bir kültürün baskın bir kültür olabilmesi için sadece çoğunluğa sahip olması yetmez. Siyasi ve ekonomik gücü de elinde bulundurması gerekir. Örnek: Güney Afrika’da yerlilerin sayısı Avrupa kökenlilerin dört katı olmasına rağmen 1948’den 1991’e kadar Avrupa kökenli Güney Afrikalıların kültürü baskın kültürdü.

TUZAK · ÇOĞUNLUK ≠ BASKIN

Baskın kültürü belirleyen yalnız sayı değildir. Güney Afrika örneği tam da bunun için konmuş: yerlilerin sayısı dört kat fazlaydı ama baskın kültür siyasi ve ekonomik gücü elinde bulunduran azınlığın kültürüydü. “Bir toplumda nüfusu en çok olan grubun kültürü baskın kültürdür” diyen şık yanlıştır.

GEZGİN · İKİ KÜLTÜR ARASINDA NE OLUYOR?

Bir kavram seç: çizim iki kültürün o kavramda birbirine ne yaptığını gösterir — okun yönü, tek mi çift mi olduğu ve kültürlerin kendi kimliğini koruyup korumadığı kavramları birbirinden ayıran şeydir.

02 / KÜLTÜRLEME, KÜLTÜRLENME, KÜLTÜRLEŞME

Üç harf, üç ayrı tanım

KÜLTÜRLEME

Kültürleme, bir toplumun birey ve gruplara kendi kültürel unsurlarını kazandırmasıdır.

Örnek: Türkiye’de yetişen bir yabancının Türk gibi düşünmesi. Yönü toplumdan bireye doğrudur.

KÜLTÜRLENME

Kültürlenme bireylerin; toplumun tüm değer, norm, davranış kalıbı, alışkanlık ve kurallarını öğrenip benimsemesidir.

Kültürleme ve kültürlenme yoluyla bireyler, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olurlar ve o topluma aidiyet geliştirirler. Örnek gecekondu kültürüdür.

KÜLTÜRLEŞME

Kültürleşme, bir kişinin veya grubun kendi kültürünü korurken başka bir kültürün uygulamalarını ve değerlerini benimsemeye başlamasıdır.

Ancak kültürleşme; azınlık ya da çoğunluktan bağımsız iki farklı kültürün, kültürel unsurlarını değiş tokuş ederken her birinin kendi benzersiz kültürünü korumasıdır. Örnek: göçmenler göç ettikleri kültüre adapte olurken kendi kültürel değerlerini de korur; aynı şekilde göç edilen ülkedeki çoğunluk da göçmenlerin kültürel değerlerine uyum sağlar.

GECEKONDU KÜLTÜRÜ · KÜLTÜRLENMENİN ÖRNEĞİ

Gecekondu kültürü ülkemizin bir kültürlenme örneği olarak gösterilebilir. Gecekondular yapı olarak ne kırsal bölgelerdeki mesken tipine ne de kentlerin bildik mesken tipine benzer. Öte yandan gecekondu kültürü ne kırsal hayatın kültürüne ne de kent hayatının kültürüne benzer.

Köyden kente göç eden toplulukların oluşturduğu bu kültürlenme biçiminde bir yandan kırsal hayatın davranış ve değerleri, alışkanlıkları devam etmiş; diğer yandan da şehir hayatının davranış ve değerleri, alışkanlıkları da benimsenmiş ve sergilenmiştir. Yani ortaya üçüncü bir şey çıkmıştır.

MATRİS · HANGİ KAVRAM?

Her satır bir tanım ya da örnek; doğru kavramı işaretle. Her satırda tek doğru var.

TUZAK · ÜÇÜNÜ AYIRAN SORU

Kendine üç soru sor. Kim veriyor? — toplum bireye veriyorsa kültürleme. Kim öğreniyor? — birey toplumun değer, norm ve kurallarını öğrenip benimsiyorsa kültürlenme. Kaç kültür var ve ne oluyor? — iki farklı kültür unsurlarını değiş tokuş ediyor ama her biri kendi benzersiz kültürünü koruyorsa kültürleşme. Kültürleşmede korunma vurgusu vardır; kültür emperyalizminde ise emperyal ülkenin kültürü hâkim kültür hâline getirilir — orada korunma yoktur.

03 / TOPLUMSAL KÜLTÜRÜN ÖNEMİ

Millî kültür ve kültürel miras

MİLLÎ KÜLTÜR

Bir toplumun kültürü, o toplumu diğerlerinden ayırmak için millî kültür kavramıyla ifade edilmektedir. Türkiye’nin millî kültürü, bir yandan toplumumuza özgü ayırt edici kültürel özellikler bütününü diğer yandan da toplumun farklılıklarını da içerecek bir kapsayıcılığı ifade etmektedir.

Toplumsal kültür, kültürü oluşturan kültürel miras zenginliğinin korunması ve yaşatılması ile mümkündür.

İKİ SÜRECİN AMACINDAN SAPMASI

Kültürlenme yoluyla bireyler kendi kültürel değerlerini öğrenir ve benimser. Ancak toplumlar aynı zamanda kültürleşme yoluyla diğer kültürlerden de etkilenir ya da onları etkiler.

Bu noktada hem kültürlenme sürecinin hem de kültürleşme sürecinin amacından sapmaması gerekir. Eğer amacından saparsa kültürel bağnazlık ya da kültürel yozlaşma gibi durumlar ortaya çıkabilir.

KÜRESELLEŞME VE MİRAS

Kültür emperyalizmi yerel kültürleri yok etme potansiyeli taşır. Özellikle küreselleşmenin kültürler arasında benzeşmeyi, asimilasyonu, kültür emperyalizmini ve yabancı kültür hayranlığını beslediği düşünüldüğünde toplumsal kültürümüze ve kültür mirasımıza dair farkındalık oluşturmak, bu mirası yaşatmak ve zenginleştirmek oldukça önemlidir.

Ancak diğer kültürlerle temas etmeden kültürel zenginliğe ulaşmak da mümkün değildir. Bu noktada kültürlerin özgünlüklerini koruyarak zenginleşebilmeleri kritik bir öneme sahiptir.

ÇIKIŞ YOLU

Kültürel bağnazlık ve kültürel yozlaşmadan uzaklaşmak kültürel zekâya ve kültürel göreliliğe sahip olmaktan geçer. Bu cümle iki kez tekrarlanır — kültürel bağnazlıktan ve kültürel yozlaşmadan kaçınma, kültürel görelilikle mümkün olabilir.

04 / KÜLTÜREL TUTUMLAR

İki uç, bir denge

Dört tutum birbirine göre konumlanır: bir uçta kültürel bağnazlık, tam karşısında yabancı kültür hayranlığı, ortada kültürel görelilik ve onu uygulayabilme yetisi olan kültürel zekâ.

EKSEN · KENDİ KÜLTÜRÜNÜ NEREYE KOYUYORSUN?

Kaydırağı soldan sağa çek: solda kendi kültürünü mutlak üstün sayma, sağda kendi kültürünü değersiz görme var. Orta bölge önerilen yer. İşaretçi hangi bölgedeyse tanım ve örnek onunla değişir.

bağnazlık ↔ hayranlık
KÜLTÜREL BAĞNAZLIK (KÜLTÜR MERKEZCİLİĞİ)

Kültür merkezcilik (etnosentrizm), kişinin kendi kültürünü temele / merkeze alıp, kendi kültürel unsurlarını doğru ve üstün olarak kabul ederek diğer kültürleri kendi kültürel özelliklerine göre eksik görmesidir. Bu durum diğer kültürleri kendi kültürel ideallerine göre yargılamaktan kaynaklanır.

İnsanların ne kadar çok ortak noktası olsa da kültürel farklılıklar oldukça yaygındır. Örneğin bazı kültürlerde sohbet ederken diğerlerine yakın durmak önemsenirken bazı kültürlerde daha fazla kişisel alan sağlayan mesafe koymak önemsenir. Bunlardan herhangi birinin üstünlüğünü iddia etmek kültürel bağnazlıktır. Kültürel bağnazlık ırkçılık ve ötekileştirmeye yol açabilir.

NEREYE KADAR GİDEBİLİR

Kültür merkezcilik, tarihsel süreçte sıklıkla görüldüğü şekilde kendi doğrularının mutlaklığından hareketle diğer kültür unsurlarını yukarıdan aşağıya yeniden şekillendirmeden (toplum mühendisliği) yok etmeye (soykırımlara) kadar giden davranışlara da yol açabilmektedir.

Günlük örnekleri: televizyonda izlenen belgesellerdeki yerli kabileleri küçümseme, farklı toplumların geleneksel kıyafetlerini hor görme, farklı kültürlerde elle yemek yeme alışkanlığını aşağılama ve farklı toplulukların diliyle alay etme.

YABANCI KÜLTÜR HAYRANLIĞI

Yabancı kültür hayranlığı, başka bir kültürün kendi kültüründen daha üstün olduğu inancıdır. Diğer kültürlere hayranlık duymaya ve kendi kültürünü küçümsemeye dayanır.

Burada kişi içine doğduğu kültürü değersiz görür ve hiçbir analitik muhakemeye dayanmaksızın dışarıdan gelen her tür kültür unsurunu olumlamaya dayalı bir ruh hâli ile davranır. Örneğin kalitesinden bağımsız olarak ithal ürünleri her durumda yerli ürünlere tercih etmek bunun sonucudur. Yabancı kültür hayranlığı, kültürel bağnazlığın tam tersidir.

KÜLTÜREL GÖRELİLİK

Kültürel görelilik, her kültürü kendi koşulları içinde değerlendirmek gerektiğini esas alan bir yaklaşımı ifade eder. Bu yaklaşım, hiçbir kültürün diğerinden üstün olmadığını kabul ederek farklı kültürel değer, inanç ve uygulamalara saygıyı öne çıkarmaktır. Bu yaklaşımda bir kültür sadece kendi bağlamı içinde değerlendirilebilir.

Kültürel göreliliğe sahip olmak her kültürün kendi öznelliği içinde ele alınmasını zorunlu kılar ve farklılıkların tuhaf, yetersiz, gereksiz olarak yorumlanmasını engeller. Örnek: bazı kültürlerde sabah kahve, bazı kültürlerde çay içmekhiçbiri diğerinden üstün ya da aşağı değildir.

GÖRELİLİĞİN SINIRI

Ancak kültürel görelilik her türlü kültürel uygulamaya kayıtsız şartsız saygıyı ifade etmez. İnsan onuruna, doğaya zarar veren kültürel alışkanlık, antidemokratik uygulama, insan hakları ihlali vb. konularda kültürel göreliliği uygulamak söz konusu değildir.

Bu cümle sınavda çok sevilir: “kültürel görelilik her uygulamaya saygı duymayı gerektirir” diyen şık yanlıştır.

KÜLTÜREL ZEKÂ

Kültürel zekâ, kültürel göreliliği uygulayabilme yetisidir. Ne kendi kültürel değerlerini terk etmek ve diğer kültürleri koşulsuz desteklemek ne de kendi kültürel değerlerini koşulsuz kabul etmektir. Eleştirel bakış değişim ve dönüşümün anahtarıdır.

Kültürel zekâ, bu eleştirel bakışı koruyarak insana ve doğaya zarar vermeyen her türlü kültürel değer, inanç, uygulama veya alışkanlığa saygı gösterebilme becerisidir. Saygı, belirli fikirlerin veya davranışların koşulsuz ve sessizce onaylanmasını ifade eden tahammül ya da hoşgörü ile karıştırılmamalıdır. Saygıda farklılıkların olağanlığı eleştirel bir bakışla kabul edilir.

05 / KÜLTÜRLER ARASI ETKİLEŞİM

Saçtan başlayan kültür dersi

DOĞADAN KÜLTÜRE · SAÇ ÖRNEĞİ

Başlangıç örneği basit ama çarpıcı: saçlar kendi hâlinde uzarken doğadır ancak berberde ya da kuaförde kestirildiği anda doğa olmaktan çıkıp insan ürünü olan, insan tarafından şekillendirilen bir kültür ögesine dönüşür.

Örneğin Kazak Türklerinin kestirdiği “tepe perçemi” denilen saç modeli sadece o kültüre aittir. Oysa bir pop yıldızının ya da bir sinema oyuncusunun saç modeli bazen dünyanın büyük bir kısmında kabul görür.

GELENEK VE MODA

İnsanları saç kestirmeye yönlendiren şey sadece ihtiyaç değil aynı zamanda gelenekler ya da toplumsal kabul görme isteği gibi etkenlerdir. Kültürel unsurlar olarak gelenek ve moda, bireyleri etkileyerek onların tutum ve davranışlarını yönlendirir.

Bir toplumda ortaya çıkan moda başka toplumları da etkileyip o toplumun üyelerini moda davranışa yöneltebilir.

HİÇBİR KÜLTÜR SAF DEĞİL

Tarih boyunca hemen her kültür başka kültürlerle doğrudan ya da dolaylı temasta bulunmuştur. Etkileşimde bulunan bütün kültürler de birbirini etkilemiştir. Bu etkileşimler kimi zaman kendi doğal sürecinde gerçekleşirken kimi durumlarda planlı, programlı ve değiştirme kastıyla gerçekleşmiştir.

Bu durumun kaçınılmaz sonucu olarak hiçbir kültür saf ve kendinden ibaret değildir. Her kültürün içinde başka kültürlerin etkileri, izleri vardır. Tanım: kültürler arası etkileşim, farklı kültürlerin birbirini etkilemesiyle kültür ögelerinin değiş tokuş edilmesidir.

BİNLERCE KÜLTÜR, BİNLERCE KİMLİK

Kültür, insanın doğayı algılayış biçimini içerir. Bu nedenle her kültürün varlıklara yüklediği anlam, ahlaki tutum, alışkanlık vb. unsurlar o kültüre özgüdür. Dünya üzerinde binlerce kültür olduğu için binlerce kimlik vardır, denebilir.

Bireylere kimlik kazandıran özgün yanlar, her toplumu diğerinden ayıran tutum ve davranış kalıplarının da oluşmasına yol açar. Örnek: yemek yerken ağız şapırdatmak Türk toplumunda hiç hoş karşılanmazken Çin’de yemeği yapan kişiye iltifat etmek anlamına gelir.

BENZERLİK NEDEN OLUR

Kültürler; toplumların tarihinde de etkili olan siyasi, ekonomik, coğrafi, iklimsel vb. unsurların etkileşimiyle biçimlenir. Zaman zaman farklı toplumlar benzer faktörlerden etkilenir. Bu etkenlerin benzer olmasından dolayı kültürlerin benzer yanlarının olması kaçınılmazdır. Bu benzerlikler de kültürel etkileşimleri kolaylaştırır.

DEĞİŞİM DURDURULAMAZ

Başka toplumlarla temas eden bir toplumun kültüründe süreç içinde birtakım değişiklikler yaşanır. Bu değişimler etkileşime giren her iki toplumda da meydana gelir. Etkileşimin olmadığı yerde değişim ve ilerleme ya yoktur ya da çok zayıftır.

Kültürün canlı ve dinamik yapısından dolayı zaman içinde yaşanacak değişimi önlemek olanaklı değildir. Aynı zamanda değişimi belirli alanlarda sınırlı tutmak da mümkün değildir. Çünkü kültürün tüm ögeleri organik bir bütünlük oluşturur. Örneğin bir toplumun kullandığı araç gereçler o toplumun eğitim sisteminden ya da ahlakından bağımsız olarak düşünülemez.

TABLO · TÜRK VE İSLAM KÜLTÜRÜNÜN DÜNYA UYGARLIĞINA KATKILARI

Bu bölüm uzun bir liste; adları ve eserleri düz metin yerine aranabilir tabloda topladık. Sütun süzgeciyle yalnız “Alan” sütununda arayıp bir başlığın altındakileri toplayabilirsin.

ZİNCİR · ATIN EVCİLLEŞTİRİLMESİ NEYİ TETİKLEDİ

At, köpek gibi hayvanların evcilleştirilmesi, insanlık tarihinin dönüm noktalarıdır ve Türk toplumları bu sahada da insanlığa önemli katkılarda bulunmuştur. Zincir, sıralanan sonuçları gösteriyor.

06 / GÜNLÜK HAYAT

Bu kavramlar telefonunda yaşıyor

HERKESİN İZLEDİĞİ DİZİ

Sınıfta herkesin aynı diziyi konuşması popüler kültürdür: yaygın olarak kabul edilen ya da beğenilen ticari ürün, kültürel sembol ve kimlik biçimleri. Örnek zaten Türkiye’de çok izlenen yerli televizyon dizileri.

YENİ OKULA GEÇEN ARKADAŞIN

Başka şehirden gelen arkadaşının ilk haftalarda şaşkın olması küçük ölçekli bir kültür şokudur: kaygı, şaşırma, yönelim bozukluğu, belirsizlik, kafa karışıklığı. Çıkışı da bellidir: norm ve alışkanlıklara uyum sağladıkça kişi bundan kurtulur.

KAFE TABELASI

“Wishne” yazan bir tabela gördüğünde tam da o örneğe bakıyorsun demektir: efendi, vişne gibi Türkçe kelimeleri efendy, wishne şeklinde İngilizce yazım kurallarıyla yazmak kültürel yozlaşmadır.

İTHAL Mİ, YERLİ Mİ?

Bir ürünü kalitesine bakmadan “yabancı diye” tercih etmek yabancı kültür hayranlığıdır: kalitesinden bağımsız olarak ithal ürünleri her durumda yerli ürünlere tercih etmek. Bu tutum kültürel bağnazlığın tam tersidir.

BELGESEL İZLERKEN

Belgeseldeki bir topluluğun yemek yeme biçimine gülmek kültür merkezcilik örneğidir: yerli kabileleri küçümseme, geleneksel kıyafetleri hor görme, elle yemek yeme alışkanlığını aşağılama, farklı toplulukların diliyle alay etme.

ÇAY MI KAHVE Mİ

Arkadaşın sabah kahve içiyor, sen çay. Kültürel görelilik örneği bu: bu alışkanlıklardan hiçbiri diğerinden üstün ya da aşağı olarak değerlendirilemez.

SAÇINI KESTİRMEK

Kuaförden çıktığın anda o örneğin içindesin: saçlar kendi hâlinde uzarken doğadır, kestirildiği anda doğa olmaktan çıkıp bir kültür ögesine dönüşür. Seni o modele yönelten şey de gelenek ya da toplumsal kabul görme isteğidir.

SOFRADA SES ÇIKARMAK

En akılda kalıcı örnek: yemek yerken ağız şapırdatmak Türk toplumunda hiç hoş karşılanmazken Çin’de yemeği yapan kişiye iltifat etmek anlamına gelir. Aynı davranış, iki kültürde iki ayrı anlam.

MAHALLENİN DEĞİŞMESİ

Köyden gelen bir ailenin hem eski alışkanlıklarını sürdürüp hem şehrin alışkanlıklarını benimsemesi kültürlenmedir. Örnek gecekondu kültürüdür: ne kırsal hayatın kültürüne ne de kent hayatının kültürüne benzer.

OYUN · HANGİ KAVRAM?
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

50 soruluk test · popüler kültür, kültür şoku, kültür emperyalizmi, kültürel yozlaşma, baskın kültür, kültürleme-kültürlenme-kültürleşme ayrımı, millî kültür ve kültürel miras, kültürel bağnazlık, yabancı kültür hayranlığı, kültürel görelilik ve kültürel zekâ ile Türk-İslam kültürünün dünya uygarlığına katkıları

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Tek sayfada kültürel kavramlar

POPÜLER KÜLTÜR

Yaygın olarak kabul edilen ya da beğenilen ticari ürün, kültürel sembol ve kimlik biçimleri. Alanları: müzik, film, televizyon programı, video oyunu, giyim, ulaşım, reklam, marka, eğlence, yiyecek. Medya teknolojisi ve eğlence endüstrisi nedeniyle her an pazarlanmakta ve tüketilmektedir. Toplumların kendine özgü popüler kültüründen de söz edilebilir — yerli televizyon dizileri.

KÜLTÜR ŞOKU

Tanıdık bir kültürden tanıdık olmayan bir kültüre geçmenin etkisi. Duygular: kaygı, şaşırma, yönelim bozukluğu, belirsizlik, kafa karışıklığı. Zorluklar: yeni çevre, yeni insanlar, damak tadına uymayan yemekler, yabancı dil, yakınlardan ayrılma. Örnek: Türkiye’den Fransa’ya giden kişinin Fransız usulü kahvaltıya alışması. Norm ve alışkanlıklara uyum sağlandıkça şoktan kurtulunur.

KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

Bir ülkenin başka bir ülke üzerindeki kültürel egemenliği. Araçlar: ekonomik üstünlük, kitle iletişim araçları, eğitim, teknoloji. Hedefteki ülke insanları arzulanacak hayat tarzlarına ve ürünlere maruz bırakılır, emperyal ülkenin kültürü hâkim kültür hâline getirilir. Örnek: Cezayir’de Fransızcanın yaygın konuşulması. Yerel kültürleri yok etme potansiyeli taşır.

YOZLAŞMA VE BASKIN KÜLTÜR

Kültürel yozlaşma: kültürel değerlerin kaybedilmesi ya da yerlerine yeni ve yabancı unsurların katılması; örnek efendy, wishne yazımı. Baskın kültür: üyeleri çoğunlukta olan veya daha fazla güce sahip grupların kültürü; ama sadece çoğunluk yetmez, siyasi ve ekonomik gücü de elinde bulundurmalıdırGüney Afrika, 1948-1991.

ÜÇ “LEŞME/LENME/LEME”

Kültürleme: bir toplumun birey ve gruplara kendi kültürel unsurlarını kazandırması (Türkiye’de yetişen yabancının Türk gibi düşünmesi). Kültürlenme: bireylerin toplumun tüm değer, norm, davranış kalıbı, alışkanlık ve kurallarını öğrenip benimsemesi (gecekondu kültürü). Kültürleşme: iki farklı kültürün unsurlarını değiş tokuş ederken her birinin kendi benzersiz kültürünü koruması (göçmenler ve çoğunluk).

TOPLUMSAL KÜLTÜRÜN ÖNEMİ

Millî kültür, bir toplumu diğerlerinden ayırır; Türkiye’nin millî kültürü hem ayırt edici özellikler bütününü hem farklılıkları içeren kapsayıcılığı ifade eder. Toplumsal kültür, kültürel miras zenginliğinin korunması ve yaşatılmasıyla mümkündür. Kültürlenme ve kültürleşme amacından saparsa kültürel bağnazlık ya da kültürel yozlaşma ortaya çıkabilir. Diğer kültürlerle temas etmeden kültürel zenginliğe ulaşmak da mümkün değildir.

KÜLTÜREL BAĞNAZLIK

Kültür merkezcilik (etnosentrizm): kişinin kendi kültürünü merkeze alıp kendi unsurlarını doğru ve üstün kabul ederek diğer kültürleri eksik görmesi. Diğer kültürleri kendi ideallerine göre yargılamaktan kaynaklanır ve ırkçılık ile ötekileştirmeye yol açabilir. Uç noktası: toplum mühendisliğinden soykırımlara kadar giden davranışlar.

HAYRANLIK, GÖRELİLİK, ZEKÂ

Yabancı kültür hayranlığı: başka bir kültürün kendi kültüründen üstün olduğu inancı; bağnazlığın tam tersidir. Kültürel görelilik: her kültürü kendi koşulları içinde değerlendirmek; hiçbir kültür diğerinden üstün değildirama insan onuruna ve doğaya zarar veren uygulamalarda görelilik söz konusu değildir. Kültürel zekâ: kültürel göreliliği uygulayabilme yetisi; saygı, tahammül ya da hoşgörüyle karıştırılmamalıdır.

KÜLTÜRLER ARASI ETKİLEŞİM

Farklı kültürlerin birbirini etkilemesiyle kültür ögelerinin değiş tokuş edilmesi. Hemen her kültür başka kültürlerle doğrudan ya da dolaylı temasta bulunmuştur; temas kimi zaman doğal, kimi zaman planlı, programlı ve değiştirme kastıyla. Sonuç: hiçbir kültür saf ve kendinden ibaret değildir. Etkileşimin olmadığı yerde değişim ve ilerleme ya yoktur ya da çok zayıftır. Kültürün tüm ögeleri organik bir bütünlük oluşturur, bu yüzden değişimi sınırlı tutmak mümkün değildir.

TÜRK VE İSLAM KÜLTÜRÜNÜN KATKILARI

Dokumacılık: yelken bezi, halı, kilim, çadır, bayrak, flama; halı desenleri bir çeşit kültür ve tarih yazıcılığıdır; heraldik (arma ve bayrak bilimi) bu dilsel ifadeleri çözümler. Evcilleştirme: at ve köpek; at hızlı ulaşım fikrini doğurdu, tekerlek ve arabalar işlevselleşti, savaş biçimleri değişti. Mimari: Selimiye, Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Tac Mahal, Çırağan Sarayı, Süleymaniye, El Hamra Sarayı; Mimar Sinan, Mimar İsmail Efendi, Balyan ailesi. Bilim: Harizmî, Abdülhamid İbn Türk, Bîrûnî, Ömer Hayyam, Ali Kuşçu, Cahit Arf; Fârabî, İbn Sînâ, İbn Haldûn.