Kana Verilen
Mesaj
Herkese Gider
Hormonun hedef hücresinin zarında veya hücrenin içinde ona özgü reseptörü bulunur. Hormonun reseptöre bağlanması ile hedef hücrede tepki oluşur. Hormon bütün vücudu dolaşır ama yalnız kilidi olan kapıyı açar. Bu ünitede endokrin bezleri, hormonun çalışma biçimini, epifiz ve hipofiz bezini adım adım göreceğiz.
Tüm doku ve organların uyumlu çalışmasında, kararlı bir iç dengenin (homeostasi) sağlanmasında sinir sistemi ve endokrin sistem birlikte görev yapar. Endokrin sistem, hormon adı verilen kimyasalları salgılayan endokrin bezlerden meydana gelir. Endokrin bezler, kanalsız bezler olup salgıladıkları hormonları doğrudan kana verdikleri için bu bezlere iç salgı bezleri de denir.
Hormonlar yalnız klasik bezlerden gelmez:
endokrin bezlerden ·
sinir hücrelerinin akson ucundan ·
mide, ince bağırsak, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi
organlardaki endokrin hücrelerinden salgılanır.
Yani bir organ hem sindirim işi yapıp hem hormon salgılayabilir. Sınavda “yalnız bezler
hormon salgılar” cümlesi bu yüzden yanlıştır.
Endokrin (iç salgı) bez kanalsızdır, salgısını doğrudan kana verir; salgı kanla taşındığı için etkisi uzaktaki organlarda görülür. Ekzokrin (dış salgı) bezin ise kanalı vardır, salgısını bir boşluğa ya da yüzeye boşaltır. Pankreas ikisini birden yapar — ileride göreceğin gibi hem sindirim enzimi salgılar (kanallı) hem de insülin ve glukagon salgılar (kanalsız).
Hormonlar, iç ve dış çevreden gelen uyarılara göre sentezlenen kimyasal maddelerdir. Kandaki glikoz, mineral, su gibi iç etkenler ile ışık, basınç vb. dış etkenlerin miktarındaki değişiklikler hormon sentezlenmesini uyarır. Ayrıca kandaki hormon miktarı ve sinir sisteminin endokrin bezlerini uyarması hormon sentezi üzerinde etkilidir.
Endokrin hücreler tarafından salgılanan hormonlar; büyüme,
gelişme, üreme, davranış, enerji metabolizması, kandaki madde miktarının belirli
yoğunluklarda tutulması gibi olayları düzenler.
Hormonlar kanda çok az miktarda bulunur. Kanda belirli bir
miktara ulaşınca etkili olmaya başlar. Yani “az miktar” etkisiz demek değildir; eşiği
geçmesi yeterlidir.
Hormonlar genellikle salgılandıkları yerlerde etkili olmayıp
kanla hedef hücrelerine taşınır. Bazı hormonların hedefi bir veya birkaç doku
olabilirken bazı hormonların hedefi bütün vücut
hücreleridir.
Görevini tamamlayan hormonlar, etkiledikleri hedef hücrede ya
da karaciğerde parçalanır. Bu yüzden hormonun etkisi sonsuza kadar sürmez.
Hormon kanla gerçekten her hücrenin yanından geçer; ama tepki yalnız reseptörü olan hücrede oluşur. “Ulaşmak” ile “etkilemek” aynı şey değildir. Bu yüzden TSH bütün vücudu dolaştığı hâlde yalnız tiroit bezini uyarır; büyüme hormonunun ise hedefi bütün vücut hücreleridir.
Epifiz bezi, beynin yarım küreleri arasında bulunan mercimek büyüklüğünde bir bezdir. Epifiz bezinden melatonin hormonu salgılanır. Melatonin salgılanması, hipotalamustaki bir grup nöron tarafından kontrol edilir. Bu nöronlar; gözün retinasında bulunan özelleşmiş, ışığa hassas hücrelerden uyarı almaktadır.
Melatonin hormonu, mevsimsel geçişlerde gün uzunluğuna ve ışığa
bağlı olarak ortaya çıkan biyolojik ritmin düzenlenmesinde rol oynar.
Kadınlarda periyodik olarak aylık tekrarlanan menstrual döngü
ve uyku zamanı gibi günlük tekrarlanan olaylar bu hormon kontrolünde düzenlenir.
Yani melatonin hem günlük hem aylık
ritimlerin içinde geçer.
Hipotalamus, vücuda yayılmış sinirlerden ve beynin diğer bölümlerinden aldığı uyarılara göre endokrin salgıları üretir. İç salgı sisteminde oldukça etkili bir yeri olan hipotalamus, hipofiz bezini denetler ve hormon salgılar. Hipotalamusun ayrıca vücut ısısının ve kan basıncının düzenlenmesi, su ve iyon dengesi, uyku düzeninin sağlanması gibi işlevleri de vardır.
Hipofiz bezi; iri bir fasulye tanesi büyüklüğünde, beyin tabanında ince bir sapla hipotalamusa bağlı bir bezdir. Hipofiz bezinin hormon salgılamasını hipotalamus yönetir ve denetler. Hipofiz bezinin ön ve arka lop olmak üzere iki ayrı bölümü vardır.
Hipofiz bezinin ön lobu, bir endokrin bez olup hipotalamus
kontrolünde çok farklı hormonlar üretir.
Hipotalamustaki bazı nöronlar tarafından üretilen salgılatıcı
hormonlar (releasing hormonlar, RH) ve engelleyici
hormonlar (inhibiting hormon, IH) doğrudan kılcal damar ağına salgılanır.
Buradan ikinci bir kılcal damar ağı ile hipofiz bezi ön lobuna
gönderilir.
Hipofiz bezinin arka lobu ise hipotalamusun bir uzantısıdır.
Burada hormon üretimi olmaz. Hipotalamus nöronlarının akson uçları arka loba kadar ulaşır.
Nöronlar tarafından üretilen antidiüretik hormon (ADH,
vazopressin) ve oksitosin hormonları akson boyunca aşağı doğru iletilir ve gerektiğinde
salgılanmak üzere arka lopta depolanır.
Yani oksitosin ve ADH için doğru cümle şudur: hipotalamusta
üretilir, arka lopta depolanır ve buradan salgılanır. “Arka lop bu hormonları üretir”
demek yanlıştır. Ön lop için ise gerçekten üretim söz konusudur — ama ne zaman üreteceğine
yine hipotalamus karar verir.
Özellikle kemik, kıkırdak ve iskelet kasları başta olmak üzere bütün vücut hücreleri üzerine etki ederek büyümeyi teşvik eder. Uzun kemiklerin epifiz plaklarına doğrudan etki ederek devamlılığını ve bu kemiklerin boyca uzamasını sağlar. Hücrelerde protein sentezini artırır, hücre bölünmesini uyararak büyümeyi hızlandırır. Yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenler; yağ yıkımını artırıp glikoz kullanımını azaltarak enerji kaynağı olarak yağların kullanımını sağlar.
Büyüme çağında aşırı salgılanması devliğe (gigantizm),
az salgılanması hipofiz cüceliğine (pitüiter dwarfizm)
neden olur.
Büyüme çağından sonra ergin bireylerde bu hormonun aşırı
salgılanması el, ayak ve yüz kemiklerinde anormal büyümeye (akromegali) neden olur.
Ayırt edici anahtar: ne zaman aşırı salgılandığı. Büyüme
çağındaysa devlik, çağ bittiyse akromegali.
FSH: kadınlarda folikül keselerinin gelişimini, folikül
içinde yumurta üretimini (oogenez) ve foliküllerden östrojen üretilmesini uyarır;
erkeklerde testislerdeki seminifer tüpçüklerin gelişimini ve
sperm üretilmesini (spermatogenez) sağlar.
LH: kadınlarda yumurtanın yumurtalık kanalına bırakılmasını
(ovulasyon) sağlar; parçalanmış folikülün korpus luteuma (sarı
cisim) dönüşümünü ve buradan östrojen ile progesteron salgılanmasını sağlar. Erkeklerde
Leydig hücrelerinden testosteron salgılanmasını uyarır.
Gebelik süresince meme bezlerinin büyümesini ve doğumdan sonra kadının meme bezlerinden (süt bezleri) süt sentezini uyarır. Prolaktin hormonunun erkeklerdeki işlevi net bilinmemektedir.
TSH: tiroit bezinin gelişmesini ve çalışmasını düzenler,
tiroit bezinden tiroksin salgılanmasını uyarır.
TSH hormonunun fazla salgılanması, fazla tiroksin salgısına ve
tiroit bezinin büyümesine neden olur.
ACTH: böbrek üstü bezlerinin (adrenal bezler)
korteks kısmını uyararak buradan hormonların salgılanmasını
sağlar.
İnsanda fetal dönemde deride, gözlerde ve beyinde bulunan melanin pigmentinin oluşumunu düzenler. Ergin bireylerde MSH hormonunun rolü tam olarak bilinmemektedir. Yapılan çalışmalar, iştah kontrolü ve metabolizma üzerinde dolaylı etkileri olduğunu göstermiştir.
Hipotalamusta üretilen bir hormondur. Oksitosin, hipofiz
bezinin arka lobunda depo edilip buradan salgılanır.
Doğum sırasında rahim (uterus) kaslarının kasılmasını,
doğumdan sonra süt salgılanmasını uyarır.
Vücutta oksitosin üretimi pozitif geri bildirim mekanizmasıyla
düzenlenir. Yani olay kendini durdurmaz, aksine büyütür.
Hipotalamus hormonudur. Vücut sıvı dengesinin düzenlenmesini
kontrol eder. Örneğin aşırı terleme, tuzlu yiyecek tüketimi veya uzun süre susuz kalma
gibi nedenlerle kandaki su miktarı azalıp kan osmotik basıncı
arttığında hipotalamus kontrolünde hipofiz bezi arka lobundan salgılanır.
Su içme isteğini artırıp, böbrek kanallarından suyun kana geri
emilimini sağlayarak kan osmotik basıncının ve su seviyesinin normal değerlerde
tutulmasını kontrol eder. Bu durumda idrar yoluyla su atımını
azaltıp hipertonik idrar oluşturulur.
Fazla su içme gibi durumlar nedeniyle kan osmotik basıncı
azaldığında ise hipotalamus ADH salgısını ve su içme isteğini azaltır. Böbrek kanallarından su
emilimi azalır, hipotonik idrar oluşur. Böylece kanın osmotik basıncı ve su dengesi
ayarlanarak homeostasi sağlanmış olur.
ADH hormonu ayrıca aşırı kan kaybı gibi kan basıncının düştüğü
durumlarda yüksek miktarlarda salgılanarak kan damarlarının daralmasına ve kan basıncının
yükselmesine neden olur.
Hormonlar laboratuvarda değil, senin sıradan bir gününde çalışıyor. Aşağıdaki sahnelerin hepsinin arkasında bu ünitedeki bir hormon var.
Yatakta ekrana bakınca uykun kaçar. Sebebi basit: melatonin yapımı karanlıkta artar, ışıkta azalır. Ekranın ışığı retinadaki ışığa hassas hücreleri uyarır, hipotalamus da epifiz bezine “daha az melatonin” dedirtir.
Kış aylarında derste bile göz kapakların ağırlaşır. Kışın geceler uzun olduğu için melatonin salgısı artar; günlük melatonin miktarı mevsimsel gün uzunluğuna bağlıdır.
Halı sahada terledin, kandaki su azaldı ve kan osmotik basıncı arttı. Hipofizin arka lobundan ADH salgılanır: su içme isteğin artar, böbrek kanallarından su geri emilir ve idrarın koyulaşır (hipertonik idrar).
Bu sefer tersi olur. Kan osmotik basıncı azalınca hipotalamus ADH salgısını ve su içme isteğini azaltır; böbrek kanallarından su emilimi düşer ve açık renkli, seyreltik (hipotonik) idrar oluşur.
Ergenlikte bir yılda birkaç santim uzarsın. Bunu yapan büyüme hormonu (GH), uzun kemiklerin epifiz plaklarına etki eder. Protein sentezini artırıp hücre bölünmesini uyararak büyümeyi hızlandırır.
Film izlerken cipsi bitirdin, sonra su içmeden duramadın. Tuzlu yiyecek tüketimi kandaki su miktarını düşürüp osmotik basıncı artırır; sonuç yine ADH salgısının artması.
Sınav haftasında yatma saatin kayarsa sabah kalkmak zorlaşır. Çünkü uyku zamanı gibi günlük tekrarlanan olaylar melatonin kontrolünde düzenlenir; uyku düzeninin sağlanması hipotalamusun işlerinden biridir.
Hormon tedavisi alan biri sonucu günler içinde görür. Bunun sebebi genel kuraldır: hedef hücrenin hormona verdiği tepki, nöronlarla verilen tepkiden daha yavaş ve geç olmasına karşın etkisi uzun sürelidir.
Tatilde gece 1’de bile uykun gelmiyorsa suçlu sadece tatil değil. Melatonin miktarı ışığın devamlılığına ve şiddetine bağlıdır; yazın gündüz uzadığı için karanlıkta artan melatoninin yükselmesi de gecikir.
60 soruluk test · endokrin bezler, hormonların genel özellikleri, hedef hücre ve reseptör, epifiz bezi ve melatonin, hipofiz ön ve arka lobu
Homeostasinin sağlanmasında sinir sistemi ve endokrin sistem
birlikte görev yapar. Endokrin bezler kanalsızdır,
salgılarını doğrudan kana verir; bu yüzden iç salgı
bezi denir.
Başlıca bezler: epifiz, hipofiz, tiroit, paratiroit, timüs,
pankreas, böbrek üstü bezleri, eşeysel bezler.
İç etkenler (glikoz, mineral, su) ve dış etkenler (ışık, basınç) sentezi uyarır.
Salgılandığı yerde değil, kanla hedef hücrede etkilidir.
Hedef hücrenin zarında veya içinde ona özgü reseptör vardır.
Kanda çok az bulunur, belirli miktara ulaşınca etkilidir.
Tepki yavaş başlar, uzun sürer.
Görevi biten hormon hedef hücrede ya da karaciğerde parçalanır.
Beynin yarım küreleri arasında, mercimek büyüklüğünde.
Salgısı melatonin. Kontrolü hipotalamustaki bir grup
nörondadır; bu nöronlar retinadaki ışığa hassas hücrelerden
uyarı alır.
Karanlıkta artar, ışıkta azalır; kışın artar. Biyolojik
ritmi, menstrual döngüyü ve uyku zamanını düzenler.
Hipotalamus hipofizi denetler; ayrıca vücut ısısı, kan
basıncı, su-iyon dengesi ve uyku düzeninden sorumludur.
Hipofiz fasulye tanesi büyüklüğünde, beyin tabanında
ince bir sapla hipotalamusa bağlıdır. İki lobu vardır.
Ön loba emir RH (salgılatıcı) ve IH (engelleyici)
hormonlarla, iki kılcal damar ağı üzerinden gider.
GH: bütün vücut hücrelerinde büyüme; epifiz plakları, protein
sentezi. Çağında fazla → devlik, az →
hipofiz cüceliği, çağdan sonra fazla →
akromegali.
FSH: folikül gelişimi + oogenez + östrojen · spermatogenez.
LH: ovulasyon + korpus luteum · testosteron (Leydig).
Prolaktin: meme bezi gelişimi ve süt sentezi.
TSH: tiroit + tiroksin. ACTH:
adrenal korteks. MSH: melanin oluşumu (fetal dönem).
Arka lop hipotalamusun uzantısıdır; burada hormon üretimi
olmaz, yalnız depolanır ve salgılanır.
Oksitosin: doğumda rahim kaslarının kasılması, doğumdan
sonra süt salgılanması. Üretimi pozitif geri bildirimle
düzenlenir.
ADH (vazopressin): su azalıp osmotik basınç artınca
salgılanır; su içme isteğini ve böbrekten su geri emilimini artırır,
hipertonik idrar oluşur. Kan basıncı düşünce damarları
daraltıp basıncı yükseltir.