İki Hormon,
Zıt Yönde
Aynı Denge
Kalsitonin ve parathormon gibi birbirine zıt etkiye sahip hormonlara antagonist hormonlar denir. Kalsiyumda kalsitonin ↔ parathormon, şekerde insülin ↔ glukagon. Bu ünitede zıt çalışan çiftleri, stres hormonlarını ve eşey hormonlarını tek tek göreceğiz.
Tiroit bezi; boyunda, gırtlağın hemen altında, soluk borusunun önünde bulunan iki loplu bezdir. Tiroit bezinden tiroksin ve kalsitonin hormonları salgılanır.
1. Hipotalamustan salgılanan tirotropin
salgılatıcı hormon (TRH), hipofiz bezi ön lobundan TSH
hormonu salgılanmasını uyarır.
2. TSH hormonu da tiroit bezine etki ederek buradan
tiroksin hormonu salgılanmasını sağlar.
3. Tiroksin arttıkça metabolizma hızlanır ve vücut sıcaklığı
artar. Kandaki tiroksin hormonu miktarındaki artış,
hipotalamusun TRH salgısını ve hipofiz bezinin TSH salgısını engeller (negatif geri
bildirim).
Tiroksin hormonunun fazla salgılanması, hipertiroidizm adı
verilen otoimmün hastalığa neden olur. Bağışıklık sisteminin ürettiği antikorların tiroit
bezindeki TSH reseptörlerine bağlanması, tiroit bezinin
kontrolsüz olarak fazla tiroksin üretmesi ve salgılamasına neden olur.
Belirtileri: yüksek vücut sıcaklığı, aşırı terleme, kilo kaybı,
sinirlilik, yüksek kan basıncı.
Hipertiroidizmin en yaygın görülen tipi, göz küresinin arkasında
sıvı birikmesine bağlı olarak gözlerin dışarı doğru çıkması şeklinde belirtisi de olan Graves
(zehirli guatr) hastalığıdır. Tedavide tiroit bezinin bir bölümünün ameliyatla alınması ya
da bezin radyoaktif iyotla küçültülmesi gibi yöntemler
uygulanır.
Tiroksin yetersizliği hipotiroidizm olarak ifade edilir. Bu
durumda yetişkinlerdeki bazal metabolizma hızı yavaşlar; kilo
alınması, bitkinlik, soğuğa dayanıksızlık, genel fiziksel ve zihinsel uyuşukluk gibi
belirtiler görülür.
Gebelik döneminde fetüs gelişimi sırasında, bebeklik ve çocukluk
döneminde tiroksin yetersizliği fiziksel ve zihinsel gelişimin büyük ölçüde gerilemesine yol
açar. Tiroksin eksikliği boy kısalığı ve zihinsel engellilik
şeklinde görülen kretenizm hastalığına neden olur. Tedaviye erken başlanırsa kusurlar
kısmen önlenebilir.
Tiroksin eksikliğinin en yaygın nedeni besinlerdeki iyot
eksikliğidir. Bu durumda hipofizden sürekli TSH salgılanması tiroit bezinde büyümeye neden
olur ve guatr ortaya çıkar. Deniz
ürünleriyle beslenmek, kaynak sularına iyot eklenmesi ve iyotlu sofra tuzu kullanılması
guatrın önlenmesinde büyük ölçüde etkilidir.
Guatr “tiroit bezinin büyümesi” demektir; tek başına “tiroksin fazla” anlamına gelmez. İyot eksikliğinde tiroksin üretilemez, hipofiz sürekli TSH salgılar ve bez büyür — yani tiroksin AZ olduğu hâlde bez büyümüştür. Buna karşılık Graves hastalığında bezin büyümesine fazla tiroksin eşlik eder; bu yüzden ona zehirli guatr denir. Ayırt edici soru şudur: bezi büyüten şey sürekli TSH mi, yoksa TSH reseptörlerine bağlanan antikorlar mı?
Tiroit bezinden salgılanan diğer hormon kalsitonin hormonudur. Paratiroit bezinin ürettiği parathormonla birlikte kandaki kalsiyum homeostasinin düzenlenmesinde rol oynar. Kan kalsiyum konsantrasyonunun normal değeri yaklaşık 10 mg/100 ml seviyesindedir.
Kalsiyum; kemik oluşumu, kasların kasılması, sinirlerde uyartı
iletimi, aktif taşıma, kan pıhtılaşması gibi birçok olay için gereklidir. Bu nedenle
kandaki kalsiyum dengesi önemlidir.
Kalsitonin hormonu, kandaki kalsiyum normal değerinin üstüne
çıktığında fazla kalsiyumun kandan kemiklere geçmesini ve depolanmasını sağlayarak kandaki
kalsiyum seviyesini düşürür. Ayrıca böbreklerden kalsiyum ve
fosfat geri emilimini azaltarak idrarla kalsiyum ve fosfat atılması sağlanır. Bununla
birlikte kalsitonin, bağırsak kanalından kalsiyum emilimini
azaltan hafif bir etkiye de sahiptir.
Paratiroit bezi, tiroit bezinin arka yüzeyinde bulunan mercimek
büyüklüğünde dört küçük bezden oluşur. Paratiroit bezinden parathormon (PTH)
salgılanır.
Parathormon, kalsitoninin tersi etkiye sahiptir.
Kandaki kalsiyum seviyesi normal değerin altına düştüğünde
parathormonun salgısı artar. Parathormon kemikten kana
kalsiyum geçişini ve böbreklerden kalsiyumun kana geri emilimini sağlayarak seviyeyi
yükseltir.
Parathormon, böbreklerde aktif D vitamini oluşumunda
etkilidir. Aktif D vitamini de bağırsaklardan kana kalsiyum emilimini sağlayarak
parathormonun etkisini artırır ve kanda kalsiyum seviyesi normal değerine ulaşır.
Parathormon kemikten kana kalsiyum geçişini uyardığında aynı
zamanda kemikten kana fosfat geçişine de yol açar. Kanda kalsiyum fosfat tuzları oluşumunu
engellemek için parathormon etkisiyle böbreklerden idrarla fosfat atılması sağlanır.
Yani parathormon kalsiyumu tutar ama fosfatı attırır. Bu ayrıntı sınavda “parathormon her
iki minerali de kanda artırır” gibi bir cümleyle karşına çıkabilir; yanlıştır.
Göğüs kemiğinin hemen arkasında, soluk borusunun üzerinde, iki
akciğer arasında yer alan iki loplu bir endokrin bezdir.
Timüs bezinin salgıladığı hormonlar bağışıklık sisteminin önemli
hücrelerinden olan T lenfositlerin timüs bezinde olgunlaşmasında ve kana verilmesinde
etkilidir.
Bu bez ergenlik döneminden sonra küçülmeye başlar ve bezin
aktivitesi azalır. Yani vücuttaki tek bez odur ki asıl işini çocuklukta yapar.
Hayır. Kalsitonin tiroit bezinden, parathormon paratiroit bezinden salgılanır. İkisi de kalsiyumla ilgilenir, adları benzer ve bezleri komşudur — karışmalarının sebebi budur. Kalsitonin ve parathormon gibi birbirine zıt etkiye sahip hormonlara antagonist hormonlar denir. Aynı ünitedeki ikinci antagonist çift insülin ve glukagondur.
Her iki böbreğin üst kısmında bulunan adrenal bezler, böbreklerden bağımsız olarak çalışır. Bu bezler yapı ve görev bakımından farklı iki kısımdan oluşur. Böbrek üstü bezlerinin dış kısmı kabuk (korteks), iç kısmı ise öz (medulla) adını alır. Korteks kısmından aldosteron, kortizol, eşey hormonları salgılanır. Medulla kısmından ise adrenalin ve noradrenalin salgılanır.
Kanın, hücrelerin ve hücreler arası doku sıvısının mineral ve su
dengesini korumada etkili hormondur. Düşük kan hacmi, vücutta
sodyum miktarının azalması, fazla potasyum alınması gibi durumlar aldosteron salınımını
artırır.
Aldosteron etkisiyle:
• Böbrek kanallarından sodyumun geri emilimi artırılırken
potasyumun atılımı hızlandırılır. Sodyum geri emilimi ile artan kan osmotik basıncından
dolayı suyun geri emilimi sağlanır ve kan basıncı artar.
• Ter, tükürük ve bağırsak bezlerinden de sodyum çıkışını
azaltarak sodyumun kanda tutulmasını sağlar.
Karbohidrat, protein ve yağ metabolizmasında etkilidir.
Kortizol salgılanması hipotalamus ve hipofiz bezi hormonları tarafından kontrol edilir.
Stres yaratan bir durum karşısında (aşırı heyecan, korku, öfke,
yaralanmalar, enfeksiyonlar, çok yüksek ya da düşük ortam sıcaklığı gibi) hipotalamustan
kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH) salgılanır. CRH, hipofiz bezi ön lobundan ACTH hormonu
salınımını uyarır. ACTH etkisiyle adrenal bezlerin korteks kısmından kortizol hormonu
salgılanır.
• Kortizol, hücrelerin glikoz kullanımını azaltarak protein
yıkımını artırır.
• Yağların yıkımı da artırılarak hücrelerin enerji ihtiyaçlarını
yağ asitlerinden karşılamaları sağlanır.
• Protein yıkımı sonucu oluşan amino asitlerden glikoz
sentezlenmesinde kortizol etkilidir. Böylelikle kan glikoz seviyesi yükseltilir.
• Kandaki kortizol miktarındaki artış, hipotalamusun CRH ve
hipofiz bezinin ACTH salgısını engeller (negatif geri bildirim).
Kortizolun fazla salgılanması; bağışıklık sistemi
reaksiyonlarını baskılayıcı, alerji ve yangı (iltihaplanma) önleyici etkilere neden olur. Bu
nedenle artrit gibi şiddetli yangılara neden olan hastalıkların tedavisinde
kullanılmaktadır.
Ancak uzun süreli kortizol kullanımı, bağışıklık sistemini
baskıladığı için ciddi yan etkilere neden olmakta ve metabolizmayı olumsuz
etkilemektedir.
Erkek ve kadınlarda adrenal bezlerin korteks kısmından az da olsa
eşey hormonları salgılanır. Bu hormonlar daha çok testosteron gibi androjenler, az miktarda da
progesteron ve östrojendir.
Yani eşey hormonlarının tek kaynağı gonatlar değildir; ikinci ve küçük bir kaynak da adrenal
kortekstir. Bu hormonlar medulladan değil korteksten
gelir.
Otonom sinir sistemi faaliyetleri ve adrenal bezlerin öz bölgesi
hormonlarının kandaki miktarının artması korku, heyecan, tehlike gibi stres durumlarına karşı
vücutta birçok fizyolojik değişime neden olur. Stres durumunda
sinir sistemi etkisiyle adrenalinin salgısı artar. Bu durum:
• Kalp atışını hızlandırır.
• Kan basıncını yükseltir.
• Akciğerlerdeki bronşları genişleterek vücuda daha çok oksijen
taşınmasını sağlar. Soluk alışverişi hızlanır.
• Göz bebeklerinin büyümesine ve tüylerin diken diken olmasına
neden olur.
• Karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşümünü hızlandırarak
kandaki glikoz miktarını artırır.
• Sindirim sistemi, böbrekler ve deriye kan götüren damarların
daralmasını sağlayarak buralara daha az kan gitmesine neden olur.
• Kalp, beyin gibi organlara ve iskelet kaslarına giden damarları
genişleterek kan akışını buralara yönlendirir.
Kandaki noradrenalin artışı, adrenalin artışına benzer etkiler
oluşturur. Noradrenalinin öncelikli görevi ise kan basıncının dengede tutulmasını
sağlamaktır.
Ayırt edici anahtar: ikisi de aynı yerden (medulla) gelir ve benzer iş yapar; ancak
noradrenalinin önceliği kan basıncıdır.
Damarlarla ilgili bir ayrım daha: adrenalin
sindirim sistemi, böbrek ve deriye giden damarları daraltırken
kalp, beyin ve iskelet kaslarına gidenleri genişletir. Yani kanı “şu an lazım olan”
organlara yönlendirir.
Korteks (kabuk, dış kısım): aldosteron, kortizol, eşey
hormonları. Uyarılması hipofizin ACTH hormonuyla olur.
Medulla (öz, iç kısım): adrenalin ve noradrenalin. Uyarılması
sinir sistemi etkisiyle olur.
Yani strese verilen cevabın hızlı kolu medulladan (sinirle),
yavaş ve uzun kolu korteksten (CRH → ACTH → kortizol) geçer.
“ACTH adrenalini salgılatır” cümlesi yanlıştır.
Midenin alt ve arka tarafında bulunan pankreas hem endokrin hem de ekzokrin bez olarak görev yapan karma bir bezdir. Pankreasın sindirim enzimi ve bikarbonat üreten ekzokrin dokuları arasına yerleşmiş olan, Langerhans adacıkları olarak bilinen hücre toplulukları endokrin bez olarak görev yapar. Buradaki alfa hücreleri glukagon hormonu, beta hücreleri insülin hormonu salgılar.
Karbohidratlı besinler, yemekten sonra kandaki glikoz yoğunluğunu
artırır. Bu durumda pankreasın insülin salgısı artar. Beyin hücreleri dışında glikozun
karaciğer ve vücut hücrelerine geçişi hızlanır. Böylece kan glikoz miktarı azalır.
İnsülin etkisiyle:
• Glikozun fazlası karaciğer ve kaslarda glikojen, yağ doku
hücrelerinde ise yağ şeklinde depolanır.
• Karaciğerdeki glikojen yıkımını yavaşlatır, yağ ve proteinlerin
glikoza dönüşümünü engeller.
• Amino asitlerden protein sentezlenmesini sağlar.
Açlık durumu gibi kan glikoz seviyesi normalin altına indiğinde
pankreas glukagon hormonu salgılar. Glukagon artışının etkisi ile karaciğerdeki glikojenin
glikoza dönüşümü ve kana geçişi hızlanır. Böylece kan glikoz miktarı yükselerek normal
değerine döner.
Glukagon:
• Karaciğerde amino asitlerden ve gliserolden glikoz
sentezlenmesini sağlar.
• Yağ dokudan yağ asidi ve gliserol salınımını uyarır.
İnsülin hormonunun yetersiz salgılanması (Tip I Diyabet) ya da
hedef hücrelerin insüline az tepki vermesi (Tip II Diyabet) durumunda şeker hastalığı
(diabetes mellitus) görülür. Bu durumda hücrelere glikoz geçişi olmaz ve kan şekeri yükselir.
Fazla glikoz idrarla dışarı atılır.
Ayırt edici anahtar: Tip I’de hormon yok/az,
Tip II’de hormon var ama hedef hücre az tepki veriyor — yani
sorun reseptör tarafında.
Metabolik denge için kandaki glikoz düzeyinin insanlarda ortalama
90 mg/100 ml olması gerekir.
İnsülin ve glukagon, kandaki glikoz seviyesini ayarlayan ve
birbirine zıt çalışan (antagonist) iki hormondur. Böylece kandaki glikoz seviyesi normal
değerlerinde tutularak homeostasi sağlanır.
Aynı ünitedeki diğer antagonist çift kalsitonin ve
parathormondur.
Alfa hücreleri glukagon, beta hücreleri insülin salgılar. Karıştırmamak için sesteşe bak: beta → “biriktir” (insülin depolatır), alfa → “aç” (glukagon açlıkta devreye girer). Bir ayrıntı daha: insülin etkisiyle glikoz geçişi hızlanan hücreler arasında beyin hücreleri sayılmaz — kural “beyin hücreleri dışında” diye başlar.
Kadınlarda yumurtalıklar (ovaryumlar) ve erkeklerde testisler, gonatlar olarak adlandırılan eşeysel bezlerdir. Yumurtalıklar rahmin iki yanında ve karın boşluğunda, testisler vücut dışındaki skrotum denilen testis torbası içinde bulunur. Erkek ve dişi gonatlar, üreme hücrelerini (sperm, yumurta) meydana getirmenin yanı sıra endokrin bez olarak da görev yapar. Bundan dolayı karma bez olarak kabul edilir.
Eşeysel bezlerden eşey hormonlarının üretilmesi ve salgılanması,
hipotalamus hormonu (GnRH) ve hipofiz bezi hormonları (FSH ve LH) arasındaki geri bildirim
mekanizması ile kontrol edilir.
Eşey hormonları büyüme ve gelişmeyi düzenler, üreme döngülerini
ve eşeysel davranışları kontrol eder.
Kadınlarda üreme organlarının gelişmesinden ve ergenlikte meme
bezlerinin büyüyüp gelişmesi, ses incelmesi, kalça genişlemesi, boy uzaması gibi ikincil
eşeysel özelliklerinin oluşmasından sorumludur.
Menstrual döngünün düzenlenmesinde etkilidir. Hücre bölünmesini
hızlandırarak rahim duvarının kalınlaşmasını sağlar.
Östrojen hormonu; ovaryumdan, menstrual döngü sırasında oluşan
korpus luteumdan ve gebelikte plasentadan salgılanır.
Rahim duvarının kılcal damarlarla zenginleşmesini ve
kalınlaşmasını sağlayarak gebelikte embriyonun yerleşmesi, büyüyüp gelişmesi için uygun ortam
oluşturur.
Gebelik süresince rahimde kas kasılmasını ve rahim iç duvarının
atılmasını önleyerek gebeliğin devamını sağlar.
Progesteron hormonu, yumurtalıkta korpus luteumdan ve gebelik
süresince plasentadan salgılanır.
Erkek üreme sisteminin parçası olan testisler skrotum adı verilen
bir torbanın içinde yer alır. Testislerden salgılanan erkek eşey hormonlarına androjenler
denir. Başlıca hormonu testosteron hormonudur.
Testislerde bulunan leydig hücreleri tarafından salgılanır.
Spermlerin olgunlaşmasını sağlar. Erkek üreme organlarının gelişmesinde ve ergenlikte sakal ve
bıyık çıkması, sesin kalınlaşması, kasların gelişmesi, boy uzaması gibi ikincil eşeysel
özelliklerin oluşmasında etkilidir.
Ergenlikte ses östrojen etkisiyle incelir,
testosteron etkisiyle kalınlaşır. İkisi de “ikincil eşeysel
özellik” başlığı altında geçtiği için sorularda birbirinin yerine yazılır.
İkinci karışma noktası: boy uzaması her iki hormonda da
vardır — ayırt edici olan boy değil, ses ve diğer özelliklerdir.
Üçüncüsü: eşey hormonlarını yalnız gonatlar salgılamaz;
adrenal korteksten de az miktarda androjen, progesteron ve
östrojen gelir.
Aşağıdaki sahnelerin hepsi tanıdık. Arkalarında bu ünitenin hormonları var.
Kâğıt dağıtılırken kalbin küt küt atar, ellerin terler, tüylerin diken diken olur. Bunu yapan adrenalindir: kalp atışını hızlandırır, kan basıncını yükseltir, göz bebeklerini büyütür ve iskelet kaslarına giden damarları genişletir.
Maç öncesi ya da sunumdan hemen önce yemek yiyemezsin. Adrenalin sindirim sistemine ve deriye giden damarları daraltır, kanı kalp, beyin ve kaslara yönlendirir. Vücut “şu an sindirim sırası değil” der.
Kantinden çikolata aldın, kan glikozun yükseldi. Beta hücreleri insülin salgılar, glikoz hücrelere girer ve fazlası karaciğerle kaslarda glikojen, yağ dokuda yağ olarak depolanır.
Üçüncü derste başın döner, halsizleşirsin. Kan glikozu normalin altına inince alfa hücreleri glukagon salgılar; karaciğerdeki glikojen glikoza dönüşüp kana geçer ve seviye normale döner.
Vücut sıcaklığı düşünce hipotalamus TRH, hipofiz TSH, tiroit de tiroksin salgılar; metabolizma hızlanıp sıcaklık artar. Tiroksin yükselince TRH ve TSH salgısı engellenir.
Market rafındaki “iyotlu sofra tuzu” yazısı boşuna değil. Tiroksinin yapısında iyot bulunur; iyot eksikliğinde tiroksin üretilemez, hipofiz sürekli TSH salgılar ve tiroit büyür — guatr. Deniz ürünleri ve iyotlu tuz bunu önler.
Kalsiyum sadece kemik için değil; kasların kasılması, sinirlerde uyartı iletimi, aktif taşıma ve kan pıhtılaşması için de gerekir. Kanda azalırsa parathormon kemikten kalsiyum çeker — yani ihmal edilen kalsiyumun faturasını kemik öder.
Kalsiyum takviyesiyle birlikte neden D vitamini önerilir? Parathormon böbreklerde aktif D vitamini oluşumunda etkilidir; aktif D vitamini de bağırsaklardan kana kalsiyum emilimini sağlar. D vitamini olmadan alınan kalsiyumun emilimi zayıf kalır.
Koroda seslerin bir yıl içinde değişmesinin sebebi eşey hormonlarıdır: testosteron sesi kalınlaştırır, östrojen inceltir. İkisi de boy uzamasında etkilidir; ayırt edici olan ses ve diğer ikincil eşeysel özelliklerdir.
80 soruluk test · tiroksin ve negatif geri bildirim, kalsiyum dengesi, timüs, adrenal korteks ve medulla, insülin-glukagon, eşey hormonları
Boyunda, gırtlağın altında, soluk borusunun önünde; iki
loplu. Salgıları tiroksin ve kalsitonin.
Tiroksin: bazal metabolizma hızını düzenler, yapısında
iyot vardır; kan basıncı, kalp atış hızı, kas gerginliği,
sindirim ve üreme işlevleri, protein sentezi.
Zincir: TRH → TSH → tiroksin; tiroksin artınca TRH ve TSH
engellenir (negatif geri bildirim).
Hipertiroidizm: otoimmün; antikorlar
TSH reseptörlerine bağlanır. Yüksek sıcaklık, aşırı terleme,
kilo kaybı, sinirlilik, yüksek kan basıncı. En yaygın tipi
Graves (zehirli guatr) — gözler dışarı çıkar.
Hipotiroidizm: metabolizma yavaşlar; kilo alma, bitkinlik,
soğuğa dayanıksızlık, uyuşukluk.
Kretenizm: bebeklik-çocuklukta tiroksin eksikliği → boy
kısalığı ve zihinsel engellilik.
Guatr: iyot eksikliği → sürekli TSH → bez büyür.
Normal değer ≈ 10 mg/100 ml.
Kalsitonin (tiroit): kalsiyum yüksekken kandan kemiğe
depolatır, böbrekten kalsiyum-fosfat geri emilimini azaltır (idrarla atılır), bağırsak
emilimini hafifçe azaltır → kalsiyum düşer.
Parathormon (paratiroit, 4 küçük bez, tiroidin arka
yüzeyinde): kemikten kana kalsiyum, böbrekten geri emilim, aktif D vitamini ile bağırsak
emilimi → kalsiyum yükselir; fosfat idrarla atılır.
Timüs: göğüs kemiğinin arkasında, iki loplu;
T lenfositlerin olgunlaşması. Ergenlikten sonra küçülür.
Böbreklerin üstünde, onlardan bağımsız çalışır.
Korteks (dış): aldosteron, kortizol, eşey hormonları.
Medulla (iç): adrenalin, noradrenalin.
Aldosteron: Na⁺ geri emilimi ↑, K⁺ atılımı ↑, su geri emilimi
ve kan basıncı ↑; ter, tükürük, bağırsak bezlerinden Na⁺ çıkışını azaltır.
Kortizol: CRH → ACTH → kortizol; glikoz kullanımı ↓, protein
ve yağ yıkımı ↑, amino asitten glikoz ↑ → kan glikozu ↑. Artışı CRH ve ACTH’yi engeller.
Fazlası bağışıklığı baskılar, yangıyı önler (artrit tedavisi).
Adrenalin: kalp atışı ↑, kan basıncı ↑, bronşlar genişler,
göz bebekleri büyür, tüyler diken diken, glikojen → glikoz; sindirim-böbrek-deri damarları
daralır, kalp-beyin-iskelet kası damarları genişler.
Noradrenalinin önceliği kan basıncının dengede tutulmasıdır.
Pankreas: karma bez;
Langerhans adacıklarında alfa → glukagon, beta →
insülin.
İnsülin: glikozu hücreye sokar (beyin hücreleri dışında),
glikojen ve yağ depolatır, glikojen yıkımını yavaşlatır, protein sentezletir.
Glukagon: glikojeni glikoza çevirtir, amino asit ve
gliserolden glikoz yaptırır, yağ dokudan yağ asidi salınımını uyarır. Normal değer
≈ 90 mg/100 ml. Tip I: insülin az. Tip II: hedef hücre az
tepki verir.
Yumurtalık ve testis = gonat; üreme hücresi + hormon
ürettiği için karma bez. Kontrol:
GnRH + FSH ve LH arasındaki geri bildirim.
Östrojen: üreme organlarının gelişimi, ikincil eşeysel
özellikler (ses incelmesi, kalça genişlemesi, boy uzaması), menstrual döngü, rahim duvarının
kalınlaşması. Kaynak: ovaryum, korpus luteum, plasenta.
Progesteron: rahim duvarını damarlandırıp kalınlaştırır,
gebeliğin devamını sağlar. Kaynak: korpus luteum, plasenta.
Testosteron: leydig hücrelerinden; spermlerin olgunlaşması,
sakal-bıyık, ses kalınlaşması, kas gelişimi, boy uzaması.