Alım satım sınır tanımayınca
Ticaretin tanımı kısa: bir mal veya hizmetin kâr elde etmek amacıyla alım satımına yönelik yapılan etkinliklerin tümü. Ama ortaya çıkışı çok eski — Neolitik Çağ’daki tarımsal faaliyetler ve Kalkolitik Çağ’da madenlerin işlenmesi. Bugün aynı iş küresel: teknoloji, ulaşım ve iletişimdeki gelişmeler siyasi sınırların etki alanını azaltıyor, yeni pazarlar ve serbest ticaret bölgeleri doğuruyor. Bu ünitede dört anlaşma (AB · NAFTA · MERCOSUR · RCEP), üç tarihî yol (Kral · İpek · Baharat) ve Türkiye’nin dış ticaret sıralaması (ihracatta 30., ithalatta 23.) var.
Bir mal veya hizmetin kâr elde etmek amacıyla alım satımına yönelik yapılan etkinliklerin tümüne ticaret denir. Ticaretin ortaya çıkışı, Neolitik Çağ’da yapılan tarımsal faaliyetler ve Kalkolitik Çağ’da madenlerin işlenmesi sürecine dayanır.
Ticaret, başlangıcından bugüne dek gelişerek küresel bir boyut kazanmıştır. Bu kapsamda dünyanın herhangi bir bölgesinde üretilen bir ürün, arz talep doğrultusunda istenilen her yere gönderilebilmektedir.
Tanımda üç öge var: mal veya hizmet, kâr amacı ve alım satıma yönelik etkinliklerin tümü. “Kâr elde etmek amacıyla” ifadesi önemlidir — karşılıksız verilen bir mal ticaret değildir. İki çağın sırası da sorulur: önce Neolitik (tarım), sonra Kalkolitik (maden).
Ülke içerisinde yapılan ticarete iç ticaret, ülkeler arasında yapılan ticarete ise dış ticaret adı verilir.
Ülkeler, sahip olduğu fazla ham maddeleri ve ürettiği ürünleri başka ülkelere satar, ihtiyaç duyduğu ürünleri de başka ülkelerden satın alır. Ülkeler arasında yapılan bu tür alım satım faaliyetlerine uluslararası ticaret adı verilir.
Ölçüt tek: siyasi sınırı geçiyor mu. Geçmiyorsa iç ticaret, geçiyorsa dış ticaret. Uluslararası ticaret tanımında iki yön birden var — fazlasını satmak ve ihtiyacını satın almak.
Teknoloji, ulaşım ve iletişim sistemlerinde yaşanan gelişmeler ticari faaliyetlerin daha geniş alanlarda ve daha hızlı gerçekleşmesine imkân sunmaktadır. Bu gelişmeler, ülkeler arası ticarette siyasi sınırların etki alanının azalmasına ve yeni pazar arayışları ile serbest ticaret bölgelerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Sonuçlar iki tanedir ve ikisi de ayrı ayrı sorulur: siyasi sınırların etki alanının azalması ve yeni pazar arayışları ile serbest ticaret bölgelerinin ortaya çıkması. Bölgesel ticaret anlaşmaları da tam bu cümlenin sonucudur.
Dünyada gerçekleşen ticari faaliyetlerde bazı merkezler ön plana çıkmaktadır. Bunlar; Avrupa, Asya-Pasifik, Kuzey Amerika, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Orta Doğu, Orta ve Güney Amerika ve Afrika’dır. Her düğme bir merkezi açıyor; şematik dünya kutusunda o merkezin bulunduğu alan işaretleniyor. Yedi merkezin sırası bu şekildedir ve “aşağıdakilerden hangisi sayılmaz” sorusu bu listeden çıkar.
Her düğme bir anlaşmayı açıyor: kuruluş süreci, imza tarihi ve hedefi altta yazıyor. Şematik dünya kutusunda anlaşmanın adının geçtiği ülkeler ve zirve yerleri işaretleniyor. Dört anlaşmanın tarihleri birbirine karışır: 1951 · 1957 · 1992 (AB’nin üç aşaması), 1991 (MERCOSUR), 1994 (NAFTA), 2011 ve 2020 (RCEP’in tasarlanması ve imzası).
1951’de imzalanan Paris Antlaşmasına göre Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur. Topluluk, 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’na dönüştürülmüştür. 1992’de imzalanan Maastricht Antlaşması kapsamında Avrupa Birliği (AB) kurulmuştur.
AB’nin kurulma amaçları arasında gümrük birliğinin sağlanması, güvenlik, dış politika, ulaştırma, tarım, kültürel faaliyetler vb. alanlarda ortak hareket edilmesi yer almaktadır.
Üç aşama ve üç ad birlikte tutulmalı: 1951 Paris → Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, 1957 → Avrupa Ekonomik Topluluğu, 1992 Maastricht → Avrupa Birliği. Amaç listesinde ilk sırada gümrük birliği vardır; kalanlar güvenlik, dış politika, ulaştırma, tarım ve kültürel faaliyetlerdir.
ABD, Kanada ve Meksika arasında imzalanan NAFTA (1994), üye devletler arasındaki ticari faaliyetlere esneklik tanıyarak Kuzey Amerika’da serbest bir ticaret bölgesi kurulmasını ve her türlü ticari kısıtlamanın kaldırılmasını hedeflemektedir.
Üç ülke, bir tarih, iki hedef: serbest ticaret bölgesi kurmak ve her türlü ticari kısıtlamayı kaldırmak. Adının açılımı da sorulur: Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması.
1991 yılında Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında imzalanan Asuncion (Asunsion) Anlaşması ile oluşturulmuştur. Bu anlaşmada ana hedef, üye ülkeler arasında serbest bir ticari bölge oluşturulduktan sonra ortak gümrük tarifesinin uygulandığı; mal, hizmet ve üretim faktörlerine yönelik serbest dolaşımın sağlandığı bir pazar kurulmasıdır.
MERCOSUR’un hedefi NAFTA’dan bir adım ileridir: yalnız serbest ticaret bölgesi değil, ardından ortak gümrük tarifesi ve mal, hizmet ve üretim faktörlerinin serbest dolaşımı. Anlaşmanın adı Asuncion, ülkeler Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay.
Uzak Doğu’daki bölgesel ticaret anlaşmalarından biri olan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi’nde (Endonezya, 2011) tasarlanarak Vietnam Zirvesi’nde imzalanmıştır (2020). Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak kabul edilen RCEP, gelişmişlik seviyeleri farklı ülkelerin taraf olduğu önemli bir sözleşmedir.
İki tarih iki ayrı işe aittir: 2011 tasarlama (ASEAN Zirvesi, Endonezya), 2020 imza (Vietnam Zirvesi). İki niteleme de sorulur: dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması ve gelişmişlik seviyeleri farklı ülkelerin taraf olması.
Dört anlaşma da “serbest ticaret” der ama hedefleri aynı derinlikte değildir. NAFTA serbest ticaret bölgesi kurup kısıtlamaları kaldırmayı hedefler. MERCOSUR bunun üzerine ortak gümrük tarifesi ve serbest dolaşım ekler. AB ise gümrük birliğinin yanı sıra güvenlik, dış politika, ulaştırma, tarım ve kültürel faaliyetlerde ortak hareket etmeyi de amaçlar — yani en geniş kapsamlı olanıdır. RCEP ise büyüklüğüyle öne çıkar: dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması.
Her satırda bir tarih, bir ülke ya da bir hedef; sütunlarda dört anlaşma. Her satırda tam bir doğru sütun var.
Türkiye’de ticarete konu olan ürünlerin pazarlanması toptan, perakende ve elektronik ticaret şeklinde gerçekleşmektedir.
Toptan ticaret, üretilen ürünün tüccarlar tarafından büyük miktarlarda satın alınmasıdır. Perakende ticaret, ürünlerin tek tek veya küçük parçalar hâlinde satılmasını ifade eder. E-ticaret, herhangi bir ürünün genel ağ kanalıyla pazarlanması olarak adlandırılmaktadır. E-ticaret, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün daha fazla talep görmektedir.
Üç tanımın ayırt edici sözcükleri: toptan — büyük miktar ve tüccar; perakende — tek tek ya da küçük parçalar; e-ticaret — genel ağ kanalı. Ölçüt miktardır, ürün türü değil: aynı ürün hem toptan hem perakende satılabilir.
Üç kutu yan yana; aradaki oklar üçünün de aynı malın yolculuğunun ayrı aşamaları olduğunu gösteriyor. Altta tanımları duruyor.
Dört düğme, dört ayrı başlığı açıyor: büyük ticaret merkezleri, tüketim merkezleri, tarım bölgeleri ve turizm bölgeleri. Şematik Türkiye kutusunda o gruba ait iller işaretleniyor. Aynı ilin birden çok grupta çıkması normaldir — İstanbul hem en büyük ticaret merkezi hem önemli bir tüketim merkezidir.
Büyük şehirler; tarımsal ürünler, sanayi ürünleri ve hizmet sektörü açısından iç ticaretin yoğun olduğu alanlardır. Borsa ve finans faaliyetlerinin de merkezi olan İstanbul, yurt içindeki en büyük ticaret merkezidir. İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep, Adana gibi şehirler diğer önemli ticaret merkezleri arasında yer almaktadır. Bölgesel düzeyde olan ticaret merkezlerine ise Konya, Kayseri, Malatya, Erzurum, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Mersin ve Antalya şehirleri örnek verilebilir.
Organize sanayi bölgelerinin yoğunlaştığı (İstanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ vb.) veya zengin maden rezervlerine sahip olan alanlar (Zonguldak, Batman vb.) aynı zamanda nüfus yoğunlukları bakımından da önemli tüketim merkezleridir.
Üç kademe ayrı ayrı sorulur: en büyük İstanbul (borsa ve finansın da merkezi), diğer önemliler İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep, Adana; bölgesel düzeydekiler Konya, Kayseri, Malatya, Erzurum, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Mersin, Antalya. Tüketim merkezi olmanın iki nedeni de yazılı: organize sanayi bölgesi yoğunluğu ya da zengin maden rezervi — ikisi de nüfusu topladığı için.
Tarım bölgeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu alanları kapsar. Rize’de çay, Ordu’da fındık, Antalya’da sera ürünleri ve turunçgiller, Konya’da buğday, Kars’ta et ve süt ürünleri iç ve dış pazarlarda alıcı bulan tarımsal bölge ürünlerine örnek verilebilir.
Turizm bölgeleri ticaret ve tüketim açısından öne çıkan alanlardır. Bodrum, Marmaris, Çeşme kıyı turizmi; Uludağ, Kartalkaya, Palandöken kış turizmi; Kapadokya doğa ve kültür turizmi açısından önemli ticaret merkezleri hâline gelmiştir.
Turizm bölgeleri üçe ayrılıyor ve her grubun üç örneği var: kıyı — Bodrum, Marmaris, Çeşme; kış — Uludağ, Kartalkaya, Palandöken; doğa ve kültür — Kapadokya. Bu üçlü gruplama sınavda aynen sorulur.
Dördü de alım satım yeri ama dördünün de ayırt edici bir işareti var: ne zaman kurulduğu. Kartlardaki im o işareti taşıyor.
Üç sütunlu tablo. Arama kutusuna “zeytin”, “tekstil” ya da “bankacılık” yazarak süzebilirsin. Sütun süzgeciyle yalnız tek bir sektörde de arayabilirsin.
Türkiye’de iç ticaret hareketli bir yapıya sahiptir. Türkiye’de iç ticaretin canlı olmasında etkili olan faktörler; yüz ölçümünün büyük olması, nüfusunun fazla olması, iklim koşullarına bağlı olarak çeşitlenen tarım ve hayvancılık faaliyetleri, nüfusun düzensiz dağılması, yer altı kaynaklarının ve sanayi tesislerinin dağılımının farklılık göstermesi, gelişmiş ulaşım ağı, pazarlama ve reklamcılık faaliyetleridir.
Genel itibarıyla Türkiye’nin iç ticaretinde tarımsal ve hayvansal ürünler, sanayi ürünleri ve hizmet sektörüne ait ürünler yer almaktadır.
Listede dikkat çeken şey şu: sayılan etkenlerin çoğu bir farklılık ya da düzensizliktir — nüfusun düzensiz dağılması, kaynakların ve sanayinin farklı dağılması, iklime bağlı çeşitlenme. Ticaret zaten bir yerde olmayanın başka yerden gelmesiyle doğar; bu yüzden farklılık ticareti canlandırır.
Coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu, aynı zamanda Doğu ile Batı arasında bir köprü görevi görmüştür. İlk Çağ ve Orta Çağ’da her yerde üretilemeyen ipek, tuz, baharat gibi ürünler Çin ve Hindistan başta olmak üzere Doğu medeniyetlerinden temin edilmiştir. İnsanların söz konusu ürünleri kaynağından almak istemesi ticaret yollarını ortaya çıkarmıştır. Anadolu’da kurulan devletler için ayrı bir öneme sahip olan bu ticari güzergâhlara Kral Yolu, İpek Yolu ve Baharat Yolu örnek verilebilir.
Yolların doğuş nedeni tek cümlede: her yerde üretilemeyen ürünleri kaynağından almak istemek. Üç ürün de sayılıyor: ipek, tuz, baharat. Kaynak bölgeler ise Çin ve Hindistan başta olmak üzere Doğu medeniyetleri.
Her düğme bir yolu açıyor; şematik dünya kutusunda güzergâhın geçtiği yerler işaretleniyor, altta rota ve taşınan ürünler yazıyor. Üç yolun ayırt edici işaretleri: Kral Yolu — Pers İmparatorluğu’nun şehirleri; İpek Yolu — Çin’in Şian şehri; Baharat Yolu — Hindistan ve Basra Körfezi.
Pers İmparatorluğu’nun önemli şehirlerini ve dönemin ön planda olan merkezlerini birbirine bağlaması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Tarih boyunca etkisini kaybetmeyen bu güzergâh; zamanla Doğu-Batı arasında ekonomi, bilim, sanat, kültür, ticaret vb. alanlarda etkileşimi artıran önemli bir ulaşım ağına dönüşmüştür.
Ayırt edici cümle: tarih boyunca etkisini kaybetmeyen. Üç yol içinde bu niteleme yalnız Kral Yolu için kullanılır.
Orta Çağ’da Çin’in Şian şehrinden başlayan İpek Yolu; günümüzdeki Doğu Türkistan, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ı geçtikten sonra Hazar Denizi’ne, oradan da Anadolu ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya bağlanmaktaydı. Çin’den gelen ipek, değerli taşlar, porselen, kâğıt ve cam ürünleri ile Orta Asya’dan gelen halı ve kilimin Avrupa’ya ulaşması bu şekilde gerçekleşmiş ve Anadolu, bu sayede oldukça önemli bir ticari merkez hâline gelmiştir.
Ürünler iki kaynaklıdır: Çin’den ipek, değerli taş, porselen, kâğıt, cam; Orta Asya’dan halı ve kilim.
Hindistan’dan başlayan Baharat Yolu; Basra Körfezi yoluyla Irak’a, Yemen kıyılarına veya Kızıldeniz üzerinden Süveyş ve Akabe’ye, buradan da kara yoluyla Akdeniz’deki limanlara ulaşmaktaydı. Gemi ve kervanlarla bu limanlara getirilen karabiber, tarçın, Hindistan cevizi, çörek otu, zencefil, zerdeçal, karanfil vb. baharatlar daha sonra tüccarlar aracılığıyla buradan Avrupa’ya sevk edilmiştir. Baharatların yanı sıra inci, mercan, fil dişi, elmas gibi değerli taşların da Avrupa’ya taşınması yine bu yolla gerçekleşmiştir.
Baharat Yolu’nda taşınan yalnız baharat değildir: inci, mercan, fil dişi, elmas da bu yolla gitmiştir.
Üretilen her türlü mal ve hizmetin başka ülkelere satılmasına ihracat, diğer ülkelerden satın alınmasına ithalat denir. İhracat gelirleri ile ithalat giderleri toplamı bir ülkenin dış ticaret hacmini oluşturur.
Az gelişmiş ülkelerde genellikle ithalat miktarının ihracattan daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durum, ilgili ülkelerde dış ticaret açığına neden olur.
İki kavram karıştırılmasın: dış ticaret hacmi ihracat ile ithalatın toplamıdır; dış ticaret açığı ise ithalatın ihracattan fazla olmasıdır. Biri büyüklük, öteki denge ölçüsüdür.
İki kutu ve aradaki çift ok; altta iki kavramın toplamının ve farkının ne anlama geldiği yazıyor.
1980’e kadar Türkiye’de korumacı politikaların ön planda olduğu dış ticarette ihracat daha çok tarımsal ürünler ve madenler gibi ham maddelerden, ithalat ise petrol ve makine ürünlerinden oluşmuştur. 1980 sonrası dönemde ise serbest piyasa ekonomisine geçilmiş, ihracatta tarım ürünlerinin yerini daha çok sanayi ürünleri almış ve dış ticaret hacmi artmıştır.
Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerde en büyük payı; makine, elektrikli cihazlar, metal eşyalar, tekstil ürünleri, motorlu taşıtlar ve parçaları oluşturmaktadır. Ayrıca meyve, sebze, madenler, deri ürünleri ve işlenmiş gıda maddeleri de ihracatta önem arz eden ürünler arasında yer almaktadır. Bu ürünlerin en fazla ihraç edildiği bölgeler ise Avrupa ve Orta Doğu’dur.
Türkiye’de petrol, doğal gaz gibi enerji ürünlerinin ithalatı; Irak, İran, Azerbaycan, Rusya, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerden yapılmaktadır. Elektronik cihazlar, makineler, ulaşım araçları, ilaçlar ve kimyasal maddeler gibi ürünlerin ithalatı ise daha çok Avrupa ülkeleri, Çin, Japonya, Güney Kore, ABD gibi ülkelerden yapılmaktadır.
Türkiye, dış ticaret faaliyetleri açısından 2021 yılı itibarıyla Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) üye 164 ülke arasında ihracatta 30. sırada; ithalatta ise 23. sırada yer almıştır. Dış ticaret açığına neden olan bu durum karşısında öncelikli olarak ihracatın desteklenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir.
Almanya, ABD ve İtalya; Türkiye’nin hem ihracatında hem de ithalatında önde gelen ülkeler arasındadır. İşlenmiş ürün ithalatıyla ilgili olarak Çin, enerji kaynağı ithalatıyla ilgili olarak Rusya, Türkiye’nin en çok dış alım yaptığı ülkelerdir.
Sıralamanın mantığı da soruluyor: ithalatta 23., ihracatta 30. olmak, ithalatın ihracattan büyük olduğu anlamına gelir — yani dış ticaret açığı. “Dış ticaret açığına neden olan bu durum” ifadesindeki “bu durum” tam olarak budur.
Üç düğme üç ayrı listeyi açıyor: ihracat (ürünler ve bölgeler), enerji ithalatı (ülkeler) ve sanayi ürünü ithalatı (ülkeler). Şematik dünya kutusunda o listedeki ülkeler ve bölgeler işaretleniyor.
Serbest ticaret bölgeleri, bulundukları ülkenin siyasi sınırları içinde yer alan ancak vergi ve gümrük mevzuatı ile gümrük hattı dışında kalan özel ticari merkezlerdir. Bu bölgelerde yürütülen sanayi ve ticaret faaliyetleri, ülke içindeki faaliyetlere göre daha farklı muafiyet ve teşvik imkânlarına sahiptir.
Serbest ticaret bölgelerinin kurulmasında bazı amaçlar ön plana çıkar. Bunlar; yabancı sermaye yatırımları ve dış ticaret gelirlerinin artırılması, yerli üreticilerin uluslararası piyasada rekabet güçlerine katkı sunulması, ihracata dönük faaliyetlerin teşvik edilmesi, döviz girişinin artırılması, yeni iş imkânları yoluyla istihdama katkı sağlanması, gelişmiş üretim ve yönetim tekniklerinin ülkeye getirilmesiyle ekonomik standartların yükseltilmesi şeklinde sıralanabilir.
Tanımdaki çelişki gibi görünen kısım tam olarak sınav malzemesidir: bölge siyasi sınırların içindedir ama gümrük hattının dışındadır. Yani ülkenin toprağıdır, gümrük bakımından yurt dışı gibi işlem görür. Altı amacın hepsi ayrı ayrı sorulabilir.
Uygulamadan aldığın ayakkabı e-ticarettir: herhangi bir ürünün genel ağ kanalıyla pazarlanması. Kaynak e-ticaretin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün daha fazla talep gördüğünü yazıyor.
Pazar, birçok yerleşim yerinde haftanın belli günlerinde kurulan ve üretici ile tüketicinin alışveriş için buluştuğu yerlerdir. Tezgâhtaki domatesin sabah geldiği yer ise büyük ihtimalle hal: haftanın her günü açık, yaş meyve-sebzenin toptan alınıp satıldığı yer.
Fuarlar; yöresel, bölgesel ve uluslararası alanda çeşitli ürünlerin tanıtılması, pazarlanması amacıyla kurulan ve kuruldukları yerin ekonomisine önemli katkılar sunan alanlardır. Yani fuar yalnız gezilecek yer değil, bir ticaret biçimidir.
Tarım bölgeleri listesi doğrudan mutfaktan geçiyor: Rize’de çay, Ordu’da fındık, Antalya’da sera ürünleri ve turunçgiller, Konya’da buğday, Kars’ta et ve süt ürünleri. Bu ürünler iç ve dış pazarlarda alıcı bulur.
Kayak merkezleri aynı zamanda ticaret merkezidir. Kaynak turizm bölgelerini üçe ayırır: kıyı turizmi Bodrum, Marmaris, Çeşme; kış turizmi Uludağ, Kartalkaya, Palandöken; doğa ve kültür turizmi Kapadokya.
Elektronik cihazların çoğu ithaldir. Kaynak yazıyor: elektronik cihazlar, makineler, ulaşım araçları, ilaçlar ve kimyasal maddeler daha çok Avrupa ülkeleri, Çin, Japonya, Güney Kore, ABD gibi ülkelerden ithal edilir. İşlenmiş ürün ithalatında Çin başta gelir.
Bu, ithalatın ihracattan fazla olması demektir. Türkiye 2021’de DTÖ üyesi 164 ülke arasında ihracatta 30., ithalatta 23. sıradadır — ithalat sıralamasında daha yukarıda olmak açığın işaretidir.
Aynı yol coğrafyada da geçer. Rota şudur: Çin’in Şian şehrinden başlar; Doğu Türkistan, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ı geçtikten sonra Hazar Denizi’ne, oradan Anadolu ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya bağlanır.
Karabiber, tarçın, Hindistan cevizi, çörek otu, zencefil, zerdeçal ve karanfil — Baharat Yolu ile taşınan ürünler listesi bugünkü baharat rafının aynısıdır. Yolun başlangıcı Hindistan, varış noktası Avrupaydı.
Rastgele bir tanım, bir tarih ya da bir ürün gelir; hangi kavrama, anlaşmaya ya da yola ait olduğunu seçersin.
46 soruluk test · ticaretin tanımı ve merkezleri, dört bölgesel ticaret anlaşması, Türkiye’de iç ticaret biçimleri, üç tarihî ticaret yolu ve dış ticaret bilançosu
Ticaret: bir mal veya hizmetin kâr elde etmek amacıyla alım satımına
yönelik yapılan etkinliklerin tümü.
Ortaya çıkışı: Neolitik Çağ’daki tarımsal faaliyetler ve Kalkolitik Çağ’da
madenlerin işlenmesi.
İç ticaret ülke içinde, dış ticaret ülkeler arasında yapılır; ülkelerin
fazlasını satıp ihtiyacını alması uluslararası ticarettir.
Teknoloji, ulaşım ve iletişimdeki gelişmeler siyasi sınırların etki alanını
azaltır, yeni pazar arayışları ve serbest ticaret bölgeleri doğurur.
Yedi merkez: Avrupa · Asya-Pasifik · Kuzey Amerika · BDT · Orta Doğu · Orta ve
Güney Amerika · Afrika.
AB: 1951 Paris Antlaşması → Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu; 1957 → Avrupa
Ekonomik Topluluğu; 1992 Maastricht → Avrupa Birliği. Amaçlar: gümrük birliği,
güvenlik, dış politika, ulaştırma, tarım, kültürel faaliyetlerde ortak hareket.
NAFTA (1994): ABD, Kanada, Meksika. Serbest ticaret bölgesi + her türlü ticari
kısıtlamanın kaldırılması.
MERCOSUR (1991, Asuncion Anlaşması): Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay. Serbest
bölge → ortak gümrük tarifesi → mal, hizmet ve üretim faktörlerinin serbest
dolaşımı.
RCEP: ASEAN Zirvesi’nde tasarlandı (Endonezya, 2011), Vietnam Zirvesi’nde
imzalandı (2020). Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması.
Toptan: ürünün tüccarlarca büyük miktarlarda satın alınması.
Perakende: tek tek veya küçük parçalar hâlinde satış.
E-ticaret: genel ağ kanalıyla pazarlama.
Pazar: haftanın belli günlerinde kurulur, üretici ve tüketici buluşur.
Hal: haftanın her günü, yaş meyve-sebzenin toptan alım satımı.
Panayır: yılın belli dönemlerinde, satış ve sergi imkânı sunan büyük pazar alanı.
Fuar: yöresel, bölgesel ve uluslararası ürün tanıtımı ve pazarlaması.
En büyük ticaret merkezi: İstanbul (borsa ve finansın da merkezi). Diğerleri:
İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep, Adana. Bölgesel: Konya, Kayseri, Malatya, Erzurum,
Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Mersin, Antalya.
Kral Yolu: Pers İmparatorluğu’nun önemli şehirlerini bağlar; tarih boyunca
etkisini kaybetmemiştir; Doğu-Batı arasında ekonomi, bilim, sanat, kültür ve ticaret
etkileşimini artırmıştır.
İpek Yolu: Orta Çağ’da Çin’in Şian şehrinden başlar; Doğu Türkistan,
Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan → Hazar Denizi → Anadolu ve
Akdeniz → Avrupa. Ürünler: ipek, değerli taşlar, porselen, kâğıt, cam; Orta Asya’dan halı
ve kilim.
Baharat Yolu: Hindistan’dan başlar; Basra Körfezi → Irak, Yemen kıyıları ya
da Kızıldeniz → Süveyş ve Akabe → kara yoluyla Akdeniz limanları → Avrupa. Karabiber,
tarçın, Hindistan cevizi, çörek otu, zencefil, zerdeçal, karanfil; ayrıca inci, mercan,
fil dişi, elmas.
İhracat: mal ve hizmetin başka ülkelere satılması. İthalat: başka
ülkelerden satın alınması. Dış ticaret hacmi: ihracat gelirleri + ithalat
giderleri. Dış ticaret açığı: ithalatın ihracattan fazla olması (az gelişmiş
ülkelerde yaygın).
1980 öncesi: korumacı politikalar; ihracat ham madde (tarım ürünleri, madenler),
ithalat petrol ve makine.
1980 sonrası: serbest piyasa ekonomisi; ihracatta tarımın yerini sanayi ürünleri
aldı, hacim arttı.
İhracat: makine, elektrikli cihazlar, metal eşyalar, tekstil, motorlu taşıtlar ve
parçaları; ayrıca meyve, sebze, madenler, deri, işlenmiş gıda. En çok ihraç edilen
bölgeler Avrupa ve Orta Doğu.
2021: DTÖ üyesi 164 ülke arasında ihracatta 30., ithalatta 23.
Bulundukları ülkenin siyasi sınırları içinde yer alan ancak vergi ve gümrük
mevzuatı ile gümrük hattı dışında kalan özel ticari merkezlerdir; ülke içindeki
faaliyetlere göre daha farklı muafiyet ve teşvik imkânlarına sahiptir.
Amaçlar: yabancı sermaye yatırımları ve dış ticaret gelirlerinin artırılması ·
yerli üreticilerin uluslararası piyasadaki rekabet gücüne katkı · ihracata dönük
faaliyetlerin teşviki · döviz girişinin artırılması · yeni iş imkânlarıyla istihdama
katkı · gelişmiş üretim ve yönetim tekniklerinin ülkeye getirilmesiyle ekonomik
standartların yükseltilmesi.