Bir yeri akılda kalır yapan şey
Doğal ve kültürel semboller, yeryüzündeki mekânlara anlam katan ve bu mekânları zihinde somutlaştırarak çekici hâle getiren unsurlardır. Bu ünite o sembollerin nasıl kayıt altına alındığını anlatıyor: UNESCO Dünya Miras Listesi’nde 21 kültür varlığı, 1.584 coğrafi işaretli ürün, 8.333 km kıyı. Sonunda da bunun ekonomik karşılığı var: 1980’de 1,3 milyar dolardan 2023’te 54,3 milyar dolara.
Doğal ve kültürel semboller, yeryüzündeki mekânlara anlam katan ve bu mekânları zihinde somutlaştırarak çekici hâle getiren unsurlardır. Doğal bir yapı, tarihî bir kişilik, bir anıt, sanatsal değeri olan bir eser, mekâna özgü bir yemek, el sanatı vb. varlıklar bulunduğu yerle özdeşleşerek sembolik bir anlam kazanabilir.
Tanımdaki iki fiil önemlidir: sembol mekâna anlam katar ve mekânı zihinde somutlaştırır. Sembol olabilecek şeylerin listesi de geniştir — yalnız anıt ya da bina değil, bir yemek ya da bir el sanatı da olabilir. Bu, bir sonraki bölümdeki coğrafi işaretlerin de dayanağıdır.
Kültürel miras ögeleri, somut olan ve somut olmayan kültürel miras unsurları şeklinde ikiye ayrılır.
Somut olan kültürel miras ögeleri; tarihî kentler, binalar, arkeolojik sitler, kültürel alanlar (manzaralar), kültürel nesneler veya taşınabilir kültür varlıklarını içerir.
Somut olmayan kültürel miras ögeleri ise toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin kendilerine ait kültürel miras ögelerinin bir parçası olarak tanımladıkları uygulama, temsil, anlatım, bilgi, beceri, bunlara ilişkin araç gereç ve kültürel mekânları ifade eder.
Ayrımın püf noktası şu: somut olmayan miras tanımında araç gereç ve kültürel mekânlar da geçer. Yani bir nesne, tek başına değil bir uygulamanın parçası olarak ele alındığında somut olmayan mirasın içine girebilir. Somut miras örneği Sultan Ahmet Camii (İstanbul)dir.
İki kutu ve aradaki çift ok; altta ayrımın gerçek ölçütü yazıyor. Sınavda bu ayrım genellikle örnek üzerinden sorulur: bir cami somut, bir sema töreni somut olmayan mirastır.
Türkiye, sahip olduğu doğal ve kültürel miras unsurlarını korumak ve geleceğe taşımak amacıyla UNESCO ile iş birliği yapmaktadır.
Uluslararası düzeyde önem arz ederek takdire ve korunmaya layık görülen doğal oluşum, anıt ve sitlere UNESCO tarafından Dünya Mirası statüsü verilmektedir.
Türkiye’de 2023 yılı itibarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı 21 adet kültür varlığı bulunmaktadır.
Statünün verilme ölçütü de tanımda: uluslararası düzeyde önem arz ederek takdire ve korunmaya layık görülmek. Statüyü alanlar üç türlüdür: doğal oluşum, anıt ve sit. Listedeki iki alan karma miras alanı olarak işaretlidir: Göreme Millî Parkı ve Kapadokya ile Hierapolis-Pamukkale.
Arama kutusuna bir il adı (“Konya”, “İzmir”) ya da bir yıl (“1985”, “2023”) yazarak süzebilirsin. Sütun süzgeciyle yalnız il ya da yıl sütununda da arayabilirsin. İlk beş kayıt 1985-1987 arasında, son ikisi 2023’tedir; en çok kaydın olduğu yıllar 1985, 2014, 2015 ve 2023’tür.
Düğmeler listeye giriş yıllarını sırayla geziyor; her yılda o yıl kaydedilen varlıklar altta yazıyor ve çubuk o yıla kadar listedeki toplam varlık sayısını gösteriyor. Şeridin gösterdiği şey birikimin 2011 sonrasında hızlandığıdır: ilk 26 yılda 9 kayıt, sonraki 12 yılda 12 kayıt.
Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından ait olduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarete coğrafi işaret denir. Coğrafi işaretler, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilir.
Türkiye’de 2023 yılı itibarıyla kayıtlara geçen coğrafi işaretli ürün sayısı 1.584, başvuru sürecinde olan ürün sayısı ise 639’dur.
İki sayı da sorulur ve karıştırılır: 1.584 tescilli, 639 başvuru sürecinde. Tescil biçimi ikidir: menşe adı ya da mahreç işareti. Bunların dışında kalan bir üçüncü kategori daha var: geleneksel ürün.
Bir ürünün tüm veya esas nitelikleri, belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşerî unsurlardan kaynaklanıyorsa bu durumdaki coğrafi işaretlere menşe adı denir. Ürünün üretimi, işlenmesi ve diğer aşamalarının tümünün belirlenen coğrafi sınırlar içinde gerçekleşmesi gerekir.
Eskişehir lüle taşı, Kayseri pastırması, Ege sultani üzümü, Isparta gülü, Ezine peyniri, Kırkağaç kavunu, İznik çinisi, Kars kaşarı, Avanos çömleği, Ankara tiftiği, Rize çayı, Anzer balı menşe adına tescilli ürünlerden bazılarıdır.
Menşe adının iki şartı vardır ve ikisi birden aranır: nitelikler o alanın doğal ve beşerî unsurlarından kaynaklanacak, ve bütün aşamalar o sınırlar içinde gerçekleşecek. “Tümünün” sözcüğü ayırt edicidir.
Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşen; üretim, işleme ya da diğer aşamalarından en az birinin bu coğrafi alan içinde gerçekleşmesi gereken ürünlerin konu olduğu coğrafi işaretlere mahreç işareti denir. Örneğin Uşak halısı, Adana kebabı, Çorum leblebisi ve Afyon sucuğu mahreç işaretli olan ürünlerden bazılarıdır.
Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve geleneksel anlamda en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan ürün adları geleneksel ürün olarak tanımlanır.
Ayrım tek bir sözcükte: menşe adında aşamaların tümü, mahreç işaretinde en az biri o alanda gerçekleşir. Bu yüzden mahreç işareti daha geniş bir kapsamdır. Geleneksel ürünün ölçütü ise coğrafya değil süredir: en az otuz yıl.
Üç kutu yan yana; sırayla daralan değil, genişleyen bir ölçüt dizisi gösteriyorlar: tümü → en az biri → coğrafya yerine süre.
Arama kutusuna “kaşar”, “halı” ya da “Adana” yazarak süzebilir, sütun süzgeciyle yalnız tescil türünde arayabilirsin. On iki menşe adı ve dört mahreç işareti örneği burada.
Her satırda bir ürün, sütunlarda iki tescil biçimi. Her satırda tam bir doğru sütun var.
İki tanım neredeyse aynı cümleyle başlar — belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından — ve tam da bu yüzden karıştırılır. Ayrım son kısımdadır:
Menşe adı: nitelikler o alanın doğal ve beşerî unsurlarından
kaynaklanır ve üretim, işleme ile diğer aşamaların tümü o sınırlar içinde
gerçekleşir.
Mahreç işareti: ürün o alanla özdeşleşir ve aşamalardan en az biri o alan
içinde gerçekleşir.
Bir örnekle: Ezine peyniri menşe adıdır çünkü sütünden peynirine bütün süreç o coğrafyada geçer. Adana kebabı ise mahreç işaretidir — etin başka yerde yetişmiş olması tescili bozmaz.
Türkiye içerisinde barındırdığı doğal oluşumları, jeolojik yapısı, plajları, değişik kültürleri ve yaşam biçimleri ile farklı ırk ve inançlara sahip insanların varlığı, otantik değerleri, yer altı ve yer üstü zenginlikleri Türkiye’yi görülmeye değer bir ülke hâline getirmiştir.
Orman alanları, relikt ve endemik bitkiler, anıt ağaçlar, yaban hayatı gibi zengin biyoçeşitliliğin yanı sıra sulak alanlar, farklı özelliklere sahip akarsular ve göller Türkiye’nin turizm potansiyelini artıran diğer hususlardır. Ayrıca birçok medeniyete ait kültür varlıklarına ev sahipliği yapan Türkiye, çevresindeki turizm alanlarına göre oldukça ilgi çekici bir konumdadır.
İki teknik terim yerleşik hâliyle kullanılıyor: relikt bitki (geçmiş bir iklim döneminden bugüne kalabilmiş tür) ve endemik bitki (yalnız belirli bir yerde yetişen tür). Son cümledeki ölçüt de önemlidir: Türkiye çevresindeki turizm alanlarına göre ilgi çekicidir — yani değerlendirme karşılaştırmalıdır.
Her düğme bir alt başlığı açıyor: kıyılar ve deniz, akarsular, göller ve jeotermal sular, bitki örtüsü ve yaban hayatı, ilginç doğal oluşumlar, kültürel varlıklar, dağlar ve yaylalar. Şematik Türkiye kutusunda o başlığa ait yerler işaretleniyor; altta örnek listesi tamamıyla yazıyor.
Türkiye; 8.333 km kıyı uzunluğu ile çok sayıda koy, körfez ve plaja sahip olan önemli bir ülkedir. Kıyı turizmi, Türkiye’de oldukça önemli bir seviyededir. Özellikle Güneybatı ve Batı Anadolu kıyıları, dış turizm açısından Türkiye’nin en gözde kıyı turizm alanlarıdır.
Sarımsaklı Plajı (Balıkesir), Ilıca Plajı (İzmir), Ölüdeniz (Muğla), İztuzu Plajı (Muğla), Kaputaş Plajı (Antalya) Türkiye’deki önemli kıyı turizm alanlarına örnek verilebilir.
Batı Anadolu kıyılarında bulunan ada, yarımada, koy ve körfezler yat turizminde en çok tercih edilen yerlerdir. Yat ve kruvaziyer turizminde tercih edilen alanlara İstanbul, İzmir, Antalya, Marmaris ve Kuşadası limanları örnek verilebilir.
8.333 km bu ünitenin en çok sorulan sayısıdır. Kıyı turizminde öne çıkan yön de belirtilmiş: Güneybatı ve Batı Anadolu kıyıları, üstelik özellikle dış turizm açısından.
Türkiye’de akarsu turizmi açısından rafting, kano, su kayağı gibi su sporları yapılmaktadır. Bu sporlarda ön plana çıkan akarsulara Çoruh, Manavgat ve Göksu nehirleri örnek verilebilir.
Tortum (Erzurum), Muradiye (Van), Kapuzbaşı (Kayseri), Girlevik (Erzincan), Düden ve Kurşunlu (Antalya) şelaleleri de önemli turizm varlıklarındandır.
Göl turizminde öne çıkan göllere; Uzungöl (Trabzon), Abant Gölü ve Yedigöller (Bolu) ile Manyas Kuş Gölü (Balıkesir), Nemrut (Bitlis), İznik (Bursa), Beyşehir (Konya-Isparta) ve Van Gölü verilebilir.
Türkiye’nin jeolojik yapısı nedeniyle sahip olduğu jeotermal sular, termal turizm kapsamında değerlendirilmektedir. Daha çok sağlık amaçlı ziyaret edilen bu yerlere Afyonkarahisar, İzmir, Bursa, Yalova, Denizli, Ankara ve Sivas’ta bulunan kaplıcalar örnek verilebilir.
Termal turizmin nedeni jeolojik yapı, amacı ise çoğunlukla sağlıktır — ikisi de tanımın parçası.
Ülkemizde bitki formasyonu açısından çok çeşitli türleri barındıran ormanlar turistlerin ilgisini çekmektedir. Toroslar ve Karadeniz dağları ile kış sporlarının yapıldığı Uludağ, Ilgaz gibi dağlar; millî parklar, kıyı turizminin geliştiği batı ve güney kıyıları Türkiye’de bu tür ormanların görüldüğü alanlara örnek verilebilir.
Türkiye’de yer alan sulak alanlar, peyzaj ve biyoçeşitlilik yönünden turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu alanlara longoz ormanları (Karacabey / Bursa, İğneada / Kırklareli) ve kuş cennetleri (İzmir Kuş Cenneti, Manyas Kuş Cenneti, Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti vb.) örnek verilebilir.
Longoz ormanı su basar orman demektir; iki örneği Karacabey (Bursa) ve İğneada (Kırklareli)dir. Üç kuş cenneti de ezberlenmeye değer: İzmir, Manyas, Kızılırmak Deltası.
Türkiye; jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri bakımından peribacası, traverten, volkanik şekil, falez, şelale, mağara gibi pek çok ilgi çekici yeryüzü şekline sahiptir. Bu güzellikler ekoturizm, macera turizmi, jeoturizm, doğa turizmi ve spor turizmi alanında ülkeye önemli katkılar sunmaktadır.
Peribacaları; kalın volkanik tüf örtülerinin dış kuvvetler tarafından aşındırılmasıyla oluşan koni veya silindir biçimindeki yeryüzü şeklidir. Nevşehir’de (Ürgüp-Göreme) en geniş yayılış alanına sahiptir.
Traverten; karstik arazilerde birikim faaliyetleri sonucu oluşan bir diğer doğal turizm varlığıdır. Turizm açısından ön plana çıkan bu yeryüzü şekline Pamukkale (Denizli) ve Akçalı (Van) travertenleri örnek verilebilir.
Türkiye’de karstik aşınım nedeniyle oluşan ve turistik değeri olan mağaralara Karain, Damlataş, Dim, Beldibi (Antalya), İnsuyu (Burdur), Gilindire (Mersin) ve Ballıca (Tokat) mağaraları örnek verilebilir.
Volkanik dağların yanı sıra Nemrut (Bitlis) ve Gölcük (Isparta) kalderaları, Kula volkanları, Meke Gölü ve Acıgöl (Konya) Türkiye’de jeoturizm alanlarına örnek verilebilir. Kula Volkanik Alanı, 2013 yılında “Avrupa ve UNESCO Jeoparklar Ağı Üyesi” olarak ilan edilmiştir.
İki oluşum sürecini karıştırmamak gerekir: peribacası aşınım (dış kuvvetler tüf örtüsünü aşındırır), traverten birikim (karstik arazide çökelme). Mağaralar ise karstik aşınım ürünüdür.
Türkiye, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmakla birlikte bu medeniyetlere ait pek çok mimari eseri de bünyesinde barındırmaktadır. Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri, Topkapı ve Dolmabahçe sarayları (İstanbul), Meryem Ana Kilisesi (İzmir), Gök Medrese (Sivas), Selimiye Camii (Edirne), İshak Paşa Sarayı (Ağrı) bu kültürel varlıklarından bazılarıdır.
Türkiye’de kültür turizmine katkı sağlayan ören yerlerine; Göbeklitepe (Şanlıurfa), Çatalhöyük (Konya), Alacahöyük ve Hattuşaş (Çorum), Arslantepe (Malatya), Efes (İzmir) bu tür yerlere örnek verilebilir.
Türkiye’de doğal ve kültürel varlıklara ait çok sayıda millî park bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadası Millî Parkı’nda yer alan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alanı; Başkomutan, İstiklal Yolu, Malazgirt Meydan Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi millî parkları bunlardan bir kaçıdır.
Türk kültüründe somut olmayan kültür varlıkları da ayrı bir öneme sahiptir. Türk kahvesi kültürü ve geleneği, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Mevlevi Sema Töreni, meddahlık, âşıklık geleneği, Karagöz, çini ustalığı, halk oyunları, yemek kültürü gibi kültürel varlıklar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu paragraf birinci bölümdeki ayrımın örnek listesidir: mimari eserler ve ören yerleri somut, Türk kahvesi kültüründen halk oyunlarına kadar dokuz öge somut olmayan kültürel mirastır.
Türkiye’de yer alan dağlardan kış turizminin yanı sıra spor turizmi, sağlık turizmi, inanç turizmi, ekoturizm, kırsal turizm, yayla turizmi vb. alanlarda da yararlanılmaktadır. Uludağ (Bursa), Kartalkaya (Bolu), Erciyes (Kayseri), Palandöken (Erzurum), Kaçkar (Rize), Beydağları (Antalya), Nemrut Dağı (Bitlis) ve Ağrı Dağı (Ağrı) turizmin ön plana çıktığı mekânlar arasında yer almaktadır.
Toroslar ve Kuzey Anadolu’da yer alan Anzer ve Ayder (Rize), Kadırga (Trabzon), Perşembe (Ordu), Saklıkent ve Beydağı (Antalya), Çamlıyayla (Mersin), Horzum ve Tekir (Adana) yaylaları turizmde ön plana çıkan alanlardır.
Dağların yalnız kış turizmi için kullanılmadığına dikkat: yedi ayrı turizm türü sayılıyor. Nemrut adı bu ünitede üç kez geçer — Nemrut Dağı (Adıyaman) UNESCO listesinde, Nemrut (Bitlis) hem göl hem kaldera hem de turizm dağı olarak.
Türkiye’nin turizm politikaları, iki dönem hâlinde ele alınabilir. Birinci dönemde yaşanan gelişmelere; İktisat Bakanlığına bağlı bir turizm bürosu açılması (1934), 1950’li yıllardan itibaren altyapı ve üstyapı hizmetlerinde artış görülmesi, tarihî eserlerin restore edilmesi, Turizm Endüstrisi Teşvik Kanunu’nun çıkarılması ve Turizm Bakanlığının kurulması örnek verilebilir.
1982’de Turizmi Teşvik Yasası çıkarılması Türkiye turizminde dönüm noktası olmuştur. İlk planlamalar; daha çok kitle turizmine ve bu turizmin İstanbul, Göreme, Uludağ, Batı ve Güneybatı Anadolu gibi belli yerlerde gelişmesine yönelik yapılmıştır.
Sonraki dönemde turizm yatırımlarına öncelik verilmiş, turist sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmış, turizmin sürdürülebilirliği sağlanmaya çalışılmıştır. Son dönemde uygulanan turizm politikalarında bütüncül yaklaşımın tercih edildiği görülmektedir.
Türkiye turizminde planlı dönemler (1963’ten günümüze kadar); genel olarak hazırlık (1980’e kadar), gelişme (1980-1990), olgunluk dönemi (1990 sonrası) şeklinde sınıflandırılabilir.
Üç planlı dönem ve sınırları ayrı ayrı sorulur: hazırlık (1980’e kadar), gelişme (1980-1990), olgunluk (1990 sonrası) — hepsi 1963’ten günümüze uzanan planlı dönemin içindedir. 1934 turizm bürosu, 1982 Turizmi Teşvik Yasası ve 1985 turizmin özel önem taşıyan sektör kapsamına alınması birbirine yakın olduğu için karıştırılır.
Düğmeler turizm politikası tarihlerini sırayla geziyor. Şeridin ortasındaki kırılma 1982’dir; doğrudan dönüm noktası sayılır.
Çevresel etkiler: Turizm politikalarının ilk döneminde kıyıların turizmde ön planda olması nedeniyle kıyılarda aşırı yığılma, plansız yerleşme, hava, su ve gürültü kirliliği gibi sorunlara neden olmuştur. 1980’den sonra bu sorunları çözmek için tarihî, doğal ve kültürel yerlerin büyük bir kısmı kamulaştırılmış, ilgili yerler turizm bölgeleri ve sit alanı ilan edilmiştir. Günümüzde çevre duyarlılığına yönelik Mavi Bayrak, Yeşil Anahtar, Yeşil Yıldız gibi uygulamalar vardır.
Ekonomik etkiler: Turizmin ülke ekonomisindeki payı, 1982 yılında çıkarılan Turizmi Teşvik Kanunu ile hızlı bir yükseliş sürecine girmiştir. Turizmin kalkınmada özel önem taşıyan sektör kapsamına alınması (1985), kalkınma planları içinde turizm özel ihtisas çalışmalarına yer verilmesi ve “2023 Türkiye Turizm Stratejisi” turizmin gelişmesine katkı sağlamıştır. Uygulanan bu politikalar sayesinde yurda gelen turist sayısı artmış, döviz girdisi sağlanmış, istihdam oluşmuş ve dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlanmıştır.
Kültürel etkiler: Kültürler arası etkileşimin sağlanması, farklı kültürlere karşı hoşgörü bilincinin gelişmesi; sanat, zanaat gibi yerel kültür unsurlarının tanıtılması ve turistik bölgelerde yabancı dil öğrenenlerin sayısının artması turizmin kültür üzerindeki olumlu etkilerindendir. Hızla büyüyen turizm alanlarında yerel halkın kent kültürüne uyum sağlamakta zorlanması ve özenti sonucu bazı yerlerde kültür yozlaşmasının yaşanması da kültür üzerindeki olumsuz etkilerine örnek verilebilir.
Kültürel etkiler başlığı tek başlıkta hem olumlu hem olumsuz yön taşır — sınavda “yalnız olumlu” diye kurulan seçenek yanlıştır. Üç çevre uygulamasının adı da sorulur: Mavi Bayrak, Yeşil Anahtar, Yeşil Yıldız.
Üç düğme, üç etki başlığını açıyor. Canvasta üç kutu duruyor; seçilen başlığın kutusu öne çıkıyor, altında o başlığın olumlu ve olumsuz yönleri ayrı renklerde yazılıyor.
Turizm, ülkelerde döviz girdisi sağlaması ve ödeme dengesini düzenlemesi bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Ayrıca turizm, dış ticaret açığının azaltılmasına, ilişkili olduğu diğer sektörlerin (ulaşım, ticaret, inşaat, yiyecek-içecek, konaklama vb.) gelişmesine de katkı sunmaktadır.
Türkiye’de yürütülen turizm faaliyetleri 1980’den sonra ülke ekonomisinde etkisini göstermeye başlamış, 2000’li yıllarda ise bu etki önemli ölçüde artmıştır. Son yıllarda yaşanan pandemi süreci, küresel bazlı krizler ve coğrafi konuma bağlı jeopolitik riskler (Rusya-Ukrayna Savaşı) Türkiye turizmini olumsuz etkilemektedir.
Turizmin ekonomiye katkısı üç başlıkta veriliyor: döviz girdisi, ödeme dengesinin düzenlenmesi ve ilişkili sektörlerin gelişmesi. Son cümledeki üç olumsuz etken de sorulabilir: pandemi, küresel krizler, jeopolitik riskler.
Tablodaki altı yıl düğmelerde: 1980, 2000, 2010, 2019, 2021, 2023. Her yıl için üç çubuk çiziliyor — gelen turist sayısı, turizm geliri ve turizm gelirlerinin GSYH içindeki payı. 2021 satırı üçünde de düşüş gösterir; “pandemi süreci” kırılması tam orada görünür.
| Yıllar | Gelen Turist Sayısı (Bin Kişi) | Turizm Gelirleri (Milyar $) | Turizm Gelirlerinin GSYH İçindeki Payı (%) |
|---|---|---|---|
| 1980 | 1.288 | 1,3 | 0,6 |
| 2000 | 9.586 | 15,1 | 2,9 |
| 2010 | 33.027 | 24,9 | 3,23 |
| 2019 | 51.860 | 34,5 | 4,58 |
| 2021 | 29.357 | 24,5 | 3,04 |
| 2023 | 57.077 | 54,3 | 4,85 |
Tablonun tek düzensiz satırı 2021’dir ve üç sütunda birden düşer. Bir başka ayrıntı: 2019 → 2023 arasında turist sayısı yaklaşık %10 artarken gelir %57 artmıştır — yani turist başına gelir de yükselmiştir. 2023 turizm geliri 54,3 milyar dolar, bir önceki ünitede geçen “turizm geliri 2023’te 54 milyar dolara yükselmiştir” cümlesiyle uyumludur.
O etiket bir menşe adı tescilidir: ürünün tüm veya esas nitelikleri o coğrafi alanın doğal ve beşerî unsurlarından kaynaklanır ve üretim, işleme ve diğer aşamalarının tümü belirlenen sınırlar içinde gerçekleşir.
Adana kebabı mahreç işaretilidir: aşamalardan en az birinin o coğrafi alan içinde gerçekleşmesi yeterlidir. Bu yüzden menşe adına göre daha geniş bir kapsamdır — Uşak halısı, Çorum leblebisi ve Afyon sucuğu da bu gruptadır.
Mavi Bayrak, üç çevre duyarlılığı uygulamasından biridir: Mavi Bayrak, Yeşil Anahtar, Yeşil Yıldız. Bunlar ilk dönemdeki kıyı sorunlarına — aşırı yığılma, plansız yerleşme, hava, su ve gürültü kirliliği — verilen bugünkü cevaptır.
Pamukkale bir travertentir: karstik arazilerde birikim faaliyetleri sonucu oluşur. Aynı zamanda UNESCO listesinde Hierapolis-Pamukkale (Denizli, 1988) olarak ve karma miras alanı statüsünde kayıtlıdır.
Videodaki koni biçimli kayalar peribacası: kalın volkanik tüf örtülerinin dış kuvvetler tarafından aşındırılmasıyla oluşur ve Nevşehir’de (Ürgüp-Göreme) en geniş yayılış alanına sahiptir. Göreme Millî Parkı ve Kapadokya 1985’ten beri UNESCO listesindedir.
Türk kahvesi kültürü ve geleneği somut olmayan kültür varlıkları listesinde geçer. Aynı listede Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Mevlevi Sema Töreni, meddahlık, âşıklık geleneği, Karagöz, çini ustalığı, halk oyunları ve yemek kültürü de vardır.
Rafting akarsu turizmi başlığında sayılan sporlardandır: rafting, kano, su kayağı. Öne çıkan akarsular Çoruh, Manavgat ve Göksudur.
Okul kulübünün gittiği kuş cenneti sulak alanların turizm değerine örnektir. Kaynak üçünü sayar: İzmir Kuş Cenneti, Manyas Kuş Cenneti, Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti. Longoz ormanları da aynı başlıkta: Karacabey (Bursa), İğneada (Kırklareli).
Rakamlar şöyle: 2023’te 57.077 bin turist, 54,3 milyar dolar gelir, GSYH’nin %4,85’i. Karşılaştırma için 1980: 1.288 bin turist, 1,3 milyar dolar, %0,6. Aradaki fark turizm politikalarının etkisidir.
Rastgele bir yer, bir ürün ya da bir tarih gelir; hangi turizm başlığına, hangi tescil biçimine ya da hangi döneme ait olduğunu seçersin.
47 soruluk test · kültürel mirasın iki türü, UNESCO listesindeki 21 varlık, coğrafi işaret türleri, Türkiye’nin turizm varlıkları ve turizm politikalarının tarihi
Semboller mekânlara anlam katar ve mekânları zihinde somutlaştırarak
çekici hâle getirir; doğal bir yapı, tarihî bir kişilik, bir anıt, bir eser, bir yemek
ya da el sanatı sembol olabilir.
Somut kültürel miras: tarihî kentler, binalar, arkeolojik sitler, kültürel alanlar
(manzaralar), kültürel nesneler, taşınabilir kültür varlıkları.
Somut olmayan kültürel miras: toplulukların, grupların ve kimi durumlarda
bireylerin kendilerine ait miras ögesi saydıkları uygulama, temsil, anlatım, bilgi,
beceri, araç gereç ve kültürel mekânlar.
Dünya Mirası statüsü: uluslararası düzeyde önem arz ederek takdire ve korunmaya
layık görülen doğal oluşum, anıt ve sitlere UNESCO tarafından verilir. Türkiye’de
2023 itibarıyla 21 kayıtlı kültür varlığı vardır.
Coğrafi işaret: belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından
ait olduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret.
Menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilir.
2023: tescilli 1.584, başvuru sürecinde 639 ürün.
Menşe adı: nitelikler o alanın doğal ve beşerî unsurlarından kaynaklanır;
aşamaların tümü o sınırlar içinde geçer. (Eskişehir lüle taşı, Kayseri pastırması,
Ege sultani üzümü, Isparta gülü, Ezine peyniri, Kırkağaç kavunu, İznik çinisi, Kars
kaşarı, Avanos çömleği, Ankara tiftiği, Rize çayı, Anzer balı.)
Mahreç işareti: aşamalardan en az biri o alanda geçer. (Uşak halısı, Adana
kebabı, Çorum leblebisi, Afyon sucuğu.)
Geleneksel ürün: ikisine de girmeyen, en az otuz yıl kullanıldığı
kanıtlanan ürün adları.
Kıyılar: 8.333 km kıyı. Sarımsaklı (Balıkesir), Ilıca (İzmir), Ölüdeniz ve
İztuzu (Muğla), Kaputaş (Antalya). Yat ve kruvaziyer: İstanbul, İzmir, Antalya,
Marmaris, Kuşadası.
Akarsular: rafting, kano, su kayağı — Çoruh, Manavgat, Göksu.
Şelaleler: Tortum, Muradiye, Kapuzbaşı, Girlevik, Düden, Kurşunlu.
Göller: Uzungöl, Abant, Yedigöller, Manyas Kuş Gölü, Nemrut, İznik, Beyşehir, Van.
Termal: Afyonkarahisar, İzmir, Bursa, Yalova, Denizli, Ankara, Sivas.
Sulak alanlar: longoz ormanları (Karacabey, İğneada), kuş cennetleri (İzmir,
Manyas, Kızılırmak Deltası).
Peribacası: volkanik tüfün aşınmasıyla, Nevşehir (Ürgüp-Göreme).
Traverten: karstik arazide birikimle, Pamukkale ve Akçalı.
Mağaralar: Karain, Damlataş, Dim, Beldibi, İnsuyu, Gilindire, Ballıca.
Kula Volkanik Alanı 2013’te “Avrupa ve UNESCO Jeoparklar Ağı Üyesi” ilan
edilmiştir.
Mimari eserler: Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri, Topkapı ve Dolmabahçe
sarayları (İstanbul), Meryem Ana Kilisesi (İzmir), Gök Medrese (Sivas), Selimiye Camii
(Edirne), İshak Paşa Sarayı (Ağrı).
Ören yerleri: Göbeklitepe (Şanlıurfa), Çatalhöyük (Konya), Alacahöyük ve Hattuşaş
(Çorum), Arslantepe (Malatya), Efes (İzmir).
Millî parklar: Gelibolu Yarımadası (Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alanı),
Başkomutan, İstiklal Yolu, Malazgirt Meydan Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi.
Somut olmayan: Türk kahvesi kültürü ve geleneği, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali,
Mevlevi Sema Töreni, meddahlık, âşıklık geleneği, Karagöz, çini ustalığı, halk oyunları,
yemek kültürü.
Dağlar: Uludağ, Kartalkaya, Erciyes, Palandöken, Kaçkar, Beydağları, Nemrut Dağı,
Ağrı Dağı. Yaylalar: Anzer, Ayder, Kadırga, Perşembe, Saklıkent, Beydağı,
Çamlıyayla, Horzum, Tekir.
Birinci dönem: İktisat Bakanlığına bağlı turizm bürosu (1934), 1950’lerden
itibaren altyapı ve üstyapı hizmetlerinde artış, tarihî eserlerin restorasyonu, Turizm
Endüstrisi Teşvik Kanunu, Turizm Bakanlığının kurulması.
Dönüm noktası: 1982 Turizmi Teşvik Yasası. İlk planlamalar kitle
turizmine ve İstanbul, Göreme, Uludağ, Batı ve Güneybatı Anadolu’ya yönelikti.
Sonraki dönem: yatırımlara öncelik, turist sayısını artırma, sürdürülebilirlik.
Son dönem: bütüncül yaklaşım.
Planlı dönemler (1963’ten günümüze): hazırlık (1980’e kadar), gelişme
(1980-1990), olgunluk (1990 sonrası).
Çevresel: ilk dönemde kıyılarda aşırı yığılma, plansız yerleşme, hava-su-gürültü
kirliliği; 1980 sonrası kamulaştırma, turizm bölgesi ve sit alanı ilanı; bugün
Mavi Bayrak, Yeşil Anahtar, Yeşil Yıldız.
Turizm döviz girdisi sağlar, ödeme dengesini düzenler, dış ticaret
açığının azaltılmasına ve ilişkili sektörlerin (ulaşım, ticaret, inşaat,
yiyecek-içecek, konaklama) gelişmesine katkı sunar.
Türkiye’de etkisi 1980’den sonra görülmeye başlamış, 2000’li yıllarda
önemli ölçüde artmıştır. Pandemi, küresel krizler ve jeopolitik riskler
(Rusya-Ukrayna Savaşı) turizmi olumsuz etkilemektedir.
1980: 1.288 bin turist · 1,3 milyar $ · %0,6
2000: 9.586 bin · 15,1 · %2,9
2010: 33.027 bin · 24,9 · %3,23
2019: 51.860 bin · 34,5 · %4,58
2021: 29.357 bin · 24,5 · %3,04 (üç sütunda da düşüş)
2023: 57.077 bin · 54,3 · %4,85
1985: turizm kalkınmada özel önem taşıyan sektör kapsamına alınmıştır.