Yüz yılda beş dönem, iki yön değişimi
Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne Türkiye ekonomisi hep aynı yolda yürümedi: liberal başlayıp devletçi oldu, sonra yeniden liberalleşti, planlı döneme geçti, 1980’den sonra dışa açıldı. Bu ünitede o beş dönemi tarihleri ve kurumlarıyla göreceğiz. İkinci yarıda ise tarımı etkileyen faktörler var: doğal faktörler (iklim, yer şekilleri, toprak) ve beşerî faktörler (sulama, gübreleme, ilaçlama, toprak bakımı, ıslah, makineleşme, pazarlama, destekleyen kuruluşlar). Sınavda en çok ekstansif–intansif ayrımı ile nadas sorulur.
Ekonomi politikası, devletlerin belli ekonomik hedeflere ulaşabilmek için kararlar alması ve bu doğrultuda uygulamalar yapmasıdır. Ülkeler; uyguladıkları ekonomi politikaları sayesinde istihdamı ve üretimi artırma, fiyat istikrarı sağlama, ödeme dengesini iyileştirme ve dengeli bir gelir dağılımı sağlamayı hedeflemektedir.
Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne toplumsal, siyasi ve iktisadi değişimlere bağlı olarak farklı ekonomik politikalar uygulanmıştır.
Beş düğme, beş dönem. Canvasın üstünde 1923’ten bugüne uzanan bir zaman şeridi vardır; seçtiğin dönemin aralığı şeritte parlar ve altındaki panelde o dönemin maddeleri sırayla belirir. Şeridin altındaki renk bandı dönemin yönünü gösterir: ana renk liberal / serbest piyasa, ikinci renk devletçi, üçüncü renk planlı-karma. Bu bant tek bakışta şunu söyler — Türkiye ekonomisi liberal başlamış, 1929 bunalımından sonra devletçiliğe geçmiş, 1950’de ikinci liberal dönemine girmiş, 1960’ta planlı karma sisteme dönmüş, 1980’den sonra yeniden serbest piyasaya açılmıştır.
17 Şubat 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde yeni kurulacak devletin ekonomik yapısının milliyetçi ve liberal özellikte olması fikri benimsenmiştir.
• Devlet desteği ile özel sektöre geçiş hedeflenmiştir.
• Aşar vergisi kaldırılmıştır (1925).
• Tarımda makineleşme teşvik edilmiştir (1926).
• Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır (1927).
1929 yılında dünyada yaşanan ekonomik bunalıma kadar sürdürülen liberal dönem ekonomi politikaları, bu tarihten sonra yerini devletçi ekonomi politikalarına bırakmıştır.
• 1931’de Merkez Bankası kurulmuştur.
• 1932’de Sanayi Kredi Bankası kurulmuştur.
• 1933’te Sümerbank kurulmuştur.
• 1933-1937 arası Birinci Sanayi Planı uygulanmıştır.
• İkinci Sanayi Planı hazırlanmış ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle
uygulanamamıştır.
1950’li yıllar, ikinci liberal dönemi olmuştur.
• Özel sektörün ticaret ve sanayi sektörlerine yönelik girişimlerinin yanı
sıra büyük sermayeli yatırımların devlet tarafından yapılması planlanmıştır.
• 1950-1960 Dönemi’nde ekonomi istikrarlı bir büyüme hızı yakalamıştır. 1950-1955 arasında
dış ticaret sürekli açık vermiş ve dış ödeme güçlükleri ile karşılaşılmıştır.
1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak 1963 yılından itibaren 5 yıllık kalkınma planları uygulanmaya başlamıştır.
• Kalkınma planlarıyla toplum refahının artırılması, sosyal adaletin sağlanması ve ekonominin karma sistem içinde yürütülmesi hedeflenmiştir.
Türkiye, daha fazla dışa açılma ve küresel ekonomiyle bütünleşebilme gibi amaçlarla çeşitli düzenlemelere gitmiştir. Bu amaçla "İhracata Dayalı Sanayi Stratejisi Düzenlemeleri" uygulamaya konulmuştur.
• Serbest ekonomi modeline geçilmiştir.
• İthalata dayalı büyüme yerine ihracata dayalı ekonomik büyüme planlanmıştır.
• Kamu kesiminin ekonomideki payı küçültülerek özel kesimin ekonomiye daha fazla dâhil olması
düşünülmüştür.
• Sanayi ve ticaretin geliştiği bu dönemde bütçe açığı giderek artmıştır.
• Bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılması için 2012 yılında çıkarılan teşvik
paketiyle; Türkiye’nin ekonomik yönden az gelişmiş bölgelerinde özel sektörün daha fazla yatırım
yapması amacıyla gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, yatırım yeri tahsisi ve KDV istisnası
gibi özendirici uygulamalar yapılmaktadır.
• Mekânsal gelişim farklılıklarını azaltmak amacıyla bölgesel kalkınma projeleri uygulanmaya
başlanmıştır.
2024-2028 yılları arasında uygulanacak olan 12. Kalkınma Planı’nın amacı, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefinin gerçekleştirilmesini sağlayan bütüncül bir yol haritası hazırlamak ve Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmektir.
"1933", "banka", "liberal" ya da "plan" yazarak süz. Tarih soruları bu tabloyu tarayarak kolayca tekrar edilir.
Ülke ekonomileri tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinden oluşmaktadır. Bu sektörlerin birinde meydana gelen değişim diğerlerini de etkilemektedir. Sektörlerin ülke ekonomilerindeki payı, ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında önemli fikirler vermektedir. Az gelişmiş ülkelerde tarımın ekonomideki payı daha fazlayken gelişmiş ülkelerde ise sanayi ve hizmetler sektörüne ait oran daha fazladır.
Kaydırak bir ülkenin gelişmişlik düzeyini değiştirir. Sol uçta az gelişmiş ülke vardır: tarım sütunu yüksek, sanayi ve hizmetler alçaktır. Sağa gittikçe tarım çubuğu iner, sanayi ve özellikle hizmetler yükselir. Sağ tarafta Türkiye’nin kendi hikâyesi işaretlenmiştir: Cumhuriyet’in ilk yıllarında en yüksek pay tarımın, günümüzde en yüksek pay hizmetler sektörünündür. Ok işaretleri iki eğilimi hatırlatır: sanayinin payı sürekli artarken, tarımın payı sürekli azalmaktadır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye ekonomisindeki sektörlerin gayrisafi millî hasıla (GSMH) içindeki payları incelendiğinde en yüksek oranın tarıma ait olduğu görülmektedir. Günümüzde bu dağılımdaki en yüksek pay hizmetler sektörüne aittir. Sanayinin gayrisafi millî hasıla içindeki payı sürekli artarken tarım sektörünün payı ise sürekli azalmaktadır.
En eski ekonomik faaliyetlerden biri olan tarım, ülkelerin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Tarımsal faaliyetler; topraktan elde edilen tarım ürünlerinin yanı sıra hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık faaliyetlerini de kapsamaktadır.
Bu cümle sınavda sık kullanılır: "tarım" denince yalnız bitkisel üretim anlaşılmaz; hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık da tarımsal faaliyet sayılır.
Tarımı etkileyen başlıca faktörler iki grupta toplanır: doğal faktörler (iklim, yeryüzü şekilleri, toprak) ve beşerî faktörler (sulama, ilaçlama, gübreleme, toprağın bakımı, tarımda ıslah, makineleşme, pazarlama, tarımı destekleyen kuruluşlar).
Tarımsal üretim sıcaklık ve yağış koşullarından etkilenir. Türkiye’de genellikle yarı kurak iklim koşullarının görülmesi tarımsal üretimde sulamaya duyulan ihtiyacı artırmıştır. Ülkemizde görülen iklim çeşitliliği, tarımsal üretimin de çeşitlenmesini sağlamıştır.
İklimin iki ayrı sonucu var ve ikisi de sorulur: yarı kuraklık → sulama ihtiyacı, iklim çeşitliliği → ürün çeşitliliği.
Türkiye arazisinin dağlık ve eğimli olması, tarımı genellikle olumsuz etkilemektedir. Arazinin engebeli olması nedeniyle tarım alanları küçük ve parçalıdır. Ayrıca çoğu bölgede yükselti arttıkça tarımın yerini hayvancılık almaktadır. Türkiye’de alüvyal toprakların bulunduğu ovalar tarım için en elverişli alanlardır.
Kaydırak bir vadi kesiti boyunca yükseltiyi değiştirir. Alçak kesimde alüvyal ovalar vardır: geniş, bütün, sulanabilir tarlalar — Türkiye’de alüvyal toprakların bulunduğu ovalar tarım için en elverişli alanlardır denilen yer burasıdır. Kaydırağı yukarı ittikçe iki şey birden olur: tarlalar küçülür ve parçalanır (arazinin engebeli olması nedeniyle tarım alanları küçük ve parçalıdır), belli bir yükseltiden sonra da tarla simgeleri yerini otlak ve sürü simgelerine bırakır — çoğu bölgede yükselti arttıkça tarımın yerini hayvancılık almaktadır. Sağdaki iki çubuk tarım ve hayvancılık payını sayısal olarak gösterir.
İnsanın tarlaya ne kattığı, o tarladan ne alacağını belirler. Bu bölümün kalbi ekstansif–intansif ayrımıdır: aynı toprak, aynı iklim, farklı yöntem.
Geleneksel yöntemlerle yapılan tarım metodudur. Sulama, gübreleme, ilaçlama ve kaliteli tohum kullanımı gibi uygulamalar yetersiz olduğundan verim düşüktür. Tarım ürünlerinin üretim miktarlarında doğal koşullara bağlılıktan dolayı yıldan yıla dalgalanmalar yaşanmaktadır.
Sulama, gübreleme, ilaçlama ve kaliteli tohum gibi uygulamalardan bilimsel yöntemlerle yararlanılan tarım metodudur. Verim yüksek, doğal koşullara bağlılık azdır.
Dört kaydırak, ekstansif ve intansif tarımı ayıran tam dört uygulamadır: sulama, gübreleme, ilaçlama, kaliteli tohum. Dördünü de kıstığında tarla ekstansif tarıma döner: verim düşer ve sağdaki yıllık üretim eğrisi yıldan yıla büyük dalgalanmalar gösterir, çünkü doğal koşullara bağlılık artmıştır. Dördünü de yükselttiğinde tarla intansif tarıma geçer: verim yükselir ve eğri düzleşir — doğal koşullara bağlılık azalmıştır. Canvasın solundaki tarla simgesinin doluluğu verimi, sağdaki eğri ise yıllar arası oynaklığı gösterir. Alt satır tarlanın hangi yöntemde sayıldığını yazar.
Sekiz düğme, sekiz beşerî faktör. Canvas her faktör için bir öncesi–sonrası sahnesi çizer: toprak bakımında bitki atığı ve taş temizlenip toprak sürülür, sulamada kuru tarla ıslanır ve nadas oranı düşer, gübrelemede topraktaki besin maddeleri geri gelir, ilaçlamada zararlı ot ve haşere azalır, makineleşmede traktör tarlayı işler ama engebeli yamaçta ilerleyemez, ıslahta düşük verimli tohum ve hayvan ırkı yüksek verimliyle değişir, pazarlamada ürün iç ve dış piyasaya çıkar, kuruluşlarda çiftçiye kredi-sulama-makine-fiyat desteği akar.
Tarım arazilerinde bir önceki yıla ait bitki atıklarının temizlenmesi, toprağın sürülerek havalandırılması, üretime zarar verecek taş parçacıklarının temizlenmesi gibi faaliyetler sonucu toprağın ekim ya da dikime hazır hâle getirilmesine toprak bakımı denir. Toprak bakımının yapılması verimin artmasında önemli bir etkendir.
Yaz mevsiminin kurak, yağışların da genelde düzensiz olması tarımda sulamanın önemini artırmıştır. Türkiye’de ekilen tarım arazilerinin her yıl yaklaşık %25’i sulama ve gübre yetersizliğinden dolayı nadasa bırakılmaktadır.
Buradaki %25 ve nadasın sebebi (sulama ve gübre yetersizliği) doğrudan sorulan iki ayrıntıdır.
Gübreleme yöntemiyle toprakta azalan besin maddeleri tekrar toprağa kazandırılarak verim artışı sağlanabilmektedir.
Verimi artırmaya yönelik yapılan diğer bir çalışma da zirai ilaçlamadır. Aşırı olmamak kaydıyla bu sayede tarım alanlarındaki zararlı otların gelişmesi ve haşerelerin çoğalması önlenmektedir.
"Aşırı olmamak kaydıyla" ifadesi tanımın kendi kaydıdır: ilaçlama sınırsız iyi bir şey olarak sunulmaz.
Tarım makinelerinin kullanımı, toprakların zamanında işlenerek verimin artırılması bakımından önemlidir. Tarımda makineleşmenin sağladığı bir başka kolaylık da insan ve hayvan gücüne duyulan ihtiyacın azalmasıdır. Ancak Doğu Karadeniz kıyı şeridi gibi engebeli alanlarda makine kullanımı yaygın değildir.
Bitki türleri ile hayvan ırklarından daha yüksek verim elde etmek için yapılan iyileştirme çalışmalarına tarımda ıslah denir.
Ticari tarımda üretimin devam edebilmesi için, ürünlerin iç ve dış piyasaya sürülerek pazarlanması gerekir. Bu amaçla çeşitli kooperatifler kurulmuş ve devlet; konuyla alakalı zaman zaman kolaylaştırıcı, koruyucu ve teşvik edici önlemler almıştır.
Türkiye’de tarımsal faaliyetlerin planlanması, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik politikalar Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Ayrıca çiftçileri kredi, sulama, tarım makineleri, fiyatlandırma gibi konularda destekleyen Ziraat Bankası, Tarım Kredi ve Tarım Satış kooperatifleri ile Antbirlik, Çaykur, Çukobirlik, Fiskobirlik, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tariş, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri gibi kuruluşlar vardır.
Tarım alanlarının sürülerek bir veya iki yıl dinlenmesi için boş bırakılmasına denir. Nadas uygulaması üretimde dalgalanma, erozyon, çiftçi gelirinin azalması gibi olumsuzluklara neden olur.
Tarım ürünlerinin cam, plastik veya fiberglastan yapılmış, zemini üretime elverişli hâle getirilmiş özel mekânlarda yetiştirilmesidir. Seracılık Antalya, Mersin ve Adana gibi illerin kıyı kesimlerinde gelişmiştir.
Tropikal ve subtropikal bölgelerin bazı alanlarında ticari amaçla bir veya birkaç çeşit ürün yetiştirilmesidir. Kahve, kauçuk, kakao, palmiye gibi ürünlerin büyük bölümü plantasyon tarımı ile yetiştirilmektedir.
İnsan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen, üretimde kimyasal girdi kullanılmayan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı olan tarımsal üretim biçimidir.
Aynı tarla üzerinde farklı kültür bitkilerinin belirli bir sırayla yetiştirilmesidir. Toprağın mineral dengesinin sağlanmasını ve birim alandan elde edilen verimin artırılmasını sağlar.
Ekstansif tarım geleneksel yöntemlerle yapılır, verim düşüktür ve üretim doğal koşullara bağlı olarak yıldan yıla dalgalanır. İntansif tarımda sulama, gübreleme, ilaçlama ve kaliteli tohumdan bilimsel yöntemlerle yararlanılır; verim yüksek, doğal koşullara bağlılık azdır.
İkisi de "toprağı dinlendirmek" gibi görünür ama tam tersidir. Nadasta tarla boş bırakılır — bir veya iki yıl hiçbir ürün ekilmez; sonucu üretimde dalgalanma, erozyon ve çiftçi gelirinin azalmasıdır, yani olumsuzluk üretir. Nöbetleşe ekimde tarla boş kalmaz; aynı tarlaya farklı kültür bitkileri belirli bir sırayla ekilir, toprağın mineral dengesi sağlanır ve birim alandan alınan verim artar. Kısaca: nadas boş bırakma, nöbetleşe ekim sıralı ekme. Sorularda "toprağın mineral dengesi" ifadesini gördüğünde cevap nöbetleşe ekimdir.
| Ölçüt | Ekstansif tarım | İntansif tarım |
|---|---|---|
| Yöntem | Geleneksel yöntemler | Bilimsel yöntemler |
| Sulama, gübreleme, ilaçlama, kaliteli tohum | Yetersiz | Yararlanılır |
| Verim | Düşük | Yüksek |
| Doğal koşullara bağlılık | Fazla | Az |
| Üretim miktarı | Yıldan yıla dalgalanır | Daha istikrarlıdır |
Ekonomi politikası uzak bir konu gibi durur ama sonucu her gün elindeki üründe görünür.
Kışın domates seradan gelir: tarım ürünlerinin cam, plastik veya fiberglastan yapılmış, zemini üretime elverişli hâle getirilmiş özel mekânlarda yetiştirilmesidir. Etikette Antalya, Mersin ya da Adana yazması rastlantı değil — seracılık bu illerin kıyı kesimlerinde gelişmiştir.
Raftaki sertifikalı ürün tanıma birebir uyar: insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen, üretimde kimyasal girdi kullanılmayan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı olan tarımsal üretim biçimidir. "Kontrollü ve sertifikalı" kısmı etiketin kendisidir.
Ürünün yıldan yıla değişmesi ekstansif tarımın tanımında yazılıdır: tarım ürünlerinin üretim miktarlarında doğal koşullara bağlılıktan dolayı yıldan yıla dalgalanmalar yaşanmaktadır. İntansif tarımda ise doğal koşullara bağlılık azdır.
Mutfaktaki çay paketinde gördüğün ad, tarımı destekleyen kuruluşlar listesindedir: Ziraat Bankası, Tarım Kredi ve Tarım Satış kooperatifleri ile Antbirlik, Çaykur, Çukobirlik, Fiskobirlik, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tariş… Bu adlar sınavda tek tek sorulabiliyor.
Tarih dersinde duyduğun aşar vergisinin kaldırılması coğrafyada bir ekonomi politikası maddesidir: Aşar vergisi kaldırılmıştır (1925). Aynı dönemde tarımda makineleşme teşvik edilmiş (1926) ve Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır (1927).
Merkez Bankası’nın kuruluşu bir devletçilik dönemi kararı: 1931’de Merkez Bankası kurulmuştur. Aynı dönemde 1932’de Sanayi Kredi Bankası ve 1933’te Sümerbank kurulmuştur. Üç kurum üç ayrı yıl — karıştırılan tam olarak bu sıralamadır.
İhracat haberlerinin kökeni 1980 sonrasıdır: ithalata dayalı büyüme yerine ihracata dayalı ekonomik büyüme planlanmıştır ve bu amaçla "İhracata Dayalı Sanayi Stratejisi Düzenlemeleri" uygulamaya konulmuştur. Aynı dönemde serbest ekonomi modeline geçilmiştir.
Videolarda traktör yerine sırt sepetiyle çalışıldığını görürsün. Sebebi şudur: Doğu Karadeniz kıyı şeridi gibi engebeli alanlarda makine kullanımı yaygın değildir. Aynı engebe yüzünden tarım alanları küçük ve parçalıdır.
Kimyasal girdi tartışması ilaçlamayla ilgilidir. Kaynak zirai ilaçlamayı verim artırıcı sayar ama bir kayıt koyar: aşırı olmamak kaydıyla bu sayede tarım alanlarındaki zararlı otların gelişmesi ve haşerelerin çoğalması önlenmektedir. Kimyasal girdi hiç kullanılmayan üretim biçimi ise organik tarımdır.
Rastgele bir madde, tarih ya da tanım gelir; doğru dönemi veya tarım yöntemini seçmen istenir.
45 soruluk test · ekonomi politikasının tanımı, 1923’ten bugüne beş dönem ve kurumları, sektörlerin GSMH içindeki payı, tarımı etkileyen doğal ve beşerî faktörler ile yedi tarım yöntemi
Ekonomi politikası, devletlerin belli ekonomik hedeflere ulaşabilmek için kararlar alması ve bu doğrultuda uygulamalar yapmasıdır. Ülkeler; uyguladıkları ekonomi politikaları sayesinde istihdamı ve üretimi artırma, fiyat istikrarı sağlama, ödeme dengesini iyileştirme ve dengeli bir gelir dağılımı sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne toplumsal, siyasi ve iktisadi değişimlere bağlı olarak farklı ekonomik politikalar uygulanmıştır. 2024-2028 yılları arasında uygulanacak olan 12. Kalkınma Planı’nın amacı, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefinin gerçekleştirilmesini sağlayan bütüncül bir yol haritası hazırlamak ve Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmektir.
1923-1929: 17 Şubat 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde yeni kurulacak devletin ekonomik yapısının milliyetçi ve liberal özellikte olması fikri benimsenmiştir. Devlet desteği ile özel sektöre geçiş hedeflenmiştir. Aşar vergisi kaldırılmıştır (1925). Tarımda makineleşme teşvik edilmiştir (1926). Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır (1927). 1930-1950: 1929 yılında dünyada yaşanan ekonomik bunalıma kadar sürdürülen liberal dönem ekonomi politikaları, bu tarihten sonra yerini devletçi ekonomi politikalarına bırakmıştır. 1931’de Merkez Bankası, 1932’de Sanayi Kredi Bankası, 1933’te Sümerbank kurulmuştur. 1933-1937 arası Birinci Sanayi Planı uygulanmıştır. İkinci Sanayi Planı hazırlanmış ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamamıştır.
1950-1960: 1950’li yıllar, ikinci liberal dönemi olmuştur. Özel sektörün ticaret ve sanayi sektörlerine yönelik girişimlerinin yanı sıra büyük sermayeli yatırımların devlet tarafından yapılması planlanmıştır. Ekonomi istikrarlı bir büyüme hızı yakalamıştır; 1950-1955 arasında dış ticaret sürekli açık vermiş ve dış ödeme güçlükleri ile karşılaşılmıştır. 1960-1980: 1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak 1963 yılından itibaren 5 yıllık kalkınma planları uygulanmaya başlamıştır. Kalkınma planlarıyla toplum refahının artırılması, sosyal adaletin sağlanması ve ekonominin karma sistem içinde yürütülmesi hedeflenmiştir. 1980 sonrası: Serbest ekonomi modeline geçilmiştir. İthalata dayalı büyüme yerine ihracata dayalı ekonomik büyüme planlanmıştır. Kamu kesiminin ekonomideki payı küçültülerek özel kesimin ekonomiye daha fazla dâhil olması düşünülmüştür. Sanayi ve ticaretin geliştiği bu dönemde bütçe açığı giderek artmıştır. 2012 yılında çıkarılan teşvik paketiyle gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, yatırım yeri tahsisi ve KDV istisnası gibi özendirici uygulamalar yapılmaktadır. Mekânsal gelişim farklılıklarını azaltmak amacıyla bölgesel kalkınma projeleri uygulanmaya başlanmıştır.
Ülke ekonomileri tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinden oluşmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde tarımın ekonomideki payı daha fazlayken gelişmiş ülkelerde sanayi ve hizmetler sektörüne ait oran daha fazladır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye ekonomisindeki sektörlerin gayrisafi millî hasıla (GSMH) içindeki payları incelendiğinde en yüksek oranın tarıma ait olduğu görülmektedir. Günümüzde bu dağılımdaki en yüksek pay hizmetler sektörüne aittir. Sanayinin gayrisafi millî hasıla içindeki payı sürekli artarken tarım sektörünün payı ise sürekli azalmaktadır.
Tarımı etkileyen başlıca faktörler doğal faktörler (iklim, yeryüzü şekilleri, toprak) ve beşerî faktörlerdir (sulama, ilaçlama, gübreleme, toprağın bakımı, tarımda ıslah, makineleşme, pazarlama, tarımı destekleyen kuruluşlar). Tarımsal üretim sıcaklık ve yağış koşullarından etkilenir. Türkiye’de genellikle yarı kurak iklim koşullarının görülmesi tarımsal üretimde sulamaya duyulan ihtiyacı artırmıştır. Ülkemizde görülen iklim çeşitliliği, tarımsal üretimin de çeşitlenmesini sağlamıştır. Türkiye arazisinin dağlık ve eğimli olması, tarımı genellikle olumsuz etkilemektedir. Arazinin engebeli olması nedeniyle tarım alanları küçük ve parçalıdır. Ayrıca çoğu bölgede yükselti arttıkça tarımın yerini hayvancılık almaktadır. Türkiye’de alüvyal toprakların bulunduğu ovalar tarım için en elverişli alanlardır. Tarımsal faaliyetler; topraktan elde edilen tarım ürünlerinin yanı sıra hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık faaliyetlerini de kapsamaktadır.
Toprak bakımı: Bir önceki yıla ait bitki atıklarının temizlenmesi, toprağın sürülerek havalandırılması, taş parçacıklarının temizlenmesi gibi faaliyetler sonucu toprağın ekim ya da dikime hazır hâle getirilmesidir. Sulama: Yaz mevsiminin kurak, yağışların düzensiz olması sulamanın önemini artırmıştır; ekilen tarım arazilerinin her yıl yaklaşık %25’i sulama ve gübre yetersizliğinden nadasa bırakılmaktadır. Gübreleme: Toprakta azalan besin maddeleri tekrar toprağa kazandırılarak verim artışı sağlanır. İlaçlama: Aşırı olmamak kaydıyla zararlı otların gelişmesi ve haşerelerin çoğalması önlenir. Makineleşme: Toprakların zamanında işlenmesini sağlar, insan ve hayvan gücü ihtiyacını azaltır; ancak Doğu Karadeniz kıyı şeridi gibi engebeli alanlarda yaygın değildir. Islah: Bitki türleri ile hayvan ırklarından daha yüksek verim elde etmek için yapılan iyileştirme çalışmalarıdır. Pazarlama: Ticari tarımda ürünlerin iç ve dış piyasaya sürülmesi gerekir. Tarım ve Orman Bakanlığı politikaları yürütür; Ziraat Bankası, Tarım Kredi ve Tarım Satış kooperatifleri, Antbirlik, Çaykur, Çukobirlik, Fiskobirlik, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tariş, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri destekler.
Ekstansif Tarım: Geleneksel yöntemlerle yapılan tarım metodudur; sulama, gübreleme, ilaçlama ve kaliteli tohum kullanımı yetersiz olduğundan verim düşüktür ve üretim miktarları doğal koşullara bağlılıktan dolayı yıldan yıla dalgalanır. İntansif Tarım: Sulama, gübreleme, ilaçlama ve kaliteli tohum gibi uygulamalardan bilimsel yöntemlerle yararlanılır; verim yüksek, doğal koşullara bağlılık azdır. Nadas: Tarım alanlarının sürülerek bir veya iki yıl dinlenmesi için boş bırakılmasıdır; üretimde dalgalanma, erozyon, çiftçi gelirinin azalması gibi olumsuzluklara neden olur. Seracılık (Örtülü Tarım): Ürünlerin cam, plastik veya fiberglastan yapılmış özel mekânlarda yetiştirilmesidir; Antalya, Mersin ve Adana gibi illerin kıyı kesimlerinde gelişmiştir. Plantasyon Tarımı: Tropikal ve subtropikal bölgelerde ticari amaçla bir veya birkaç çeşit ürün yetiştirilmesidir; kahve, kauçuk, kakao, palmiye. Organik Tarım: Kimyasal girdi kullanılmayan, her aşaması kontrollü ve sertifikalı üretim biçimidir. Nöbetleşe Ekim: Aynı tarla üzerinde farklı kültür bitkilerinin belirli bir sırayla yetiştirilmesidir; toprağın mineral dengesini sağlar ve birim alandan alınan verimi artırır.
1929 bunalımı liberal dönemi bitirip devletçiliği başlatır. DPT 1960, planlar 1963’ten itibaren uygulanır. 1980 sonrası ihracata dayalı büyüme ve serbest ekonomidir. Cumhuriyet’in başında en yüksek pay tarımın, bugün hizmetlerin. Sanayinin payı artıyor, tarımın payı azalıyor. Nadas oranı %25 ve sebebi sulama ve gübre yetersizliği. Nadas boş bırakma, nöbetleşe ekim sıralı ekme. Makine kullanımı Doğu Karadeniz kıyı şeridinde yaygın değildir.