Bir şehri kuran şey yaptığı iştir
Şehirler on bin yıl önce tarımla başladı, üretim fazlası ticareti doğurdu, Sanayi Devrimi ise hepsini yeniden şekillendirdi. Bugün bir şehre bakıp "bu neyle geçiniyor" diye sorabiliyorsak, cevabı onun fonksiyonudur: idari, dinî, askerî, liman, tarım, sanayi, maden, turizm, kültür, ticaret. Fonksiyon aynı zamanda şehrin etki alanını belirler — kimi şehir yalnız çevresini etkiler, kimi bütün dünyayı. Ünitenin son bölümü ise madalyonun öbür yüzü: Türkiye’de kırsal yerleşmeler ve onların toplu-dağınık dokusu.
İnsanların günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce tarımsal faaliyetlerle uğraşmaya başlaması ile yerleşik hayat başlamıştır. Yerleşik hayatın başlamasıyla insanların bir arada yaşaması da şehirlerin temelini oluşturan köylerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Altı düğme, altı aşama. Canvasta bir zaman şeridi çizilir ve seçtiğin aşama şerit üzerinde yanar. Şeridin altında o aşamanın görsel karşılığı canlanır: tarım aşamasında tek tek tarlalar, köy aşamasında yan yana evler, üretim fazlası aşamasında ambar dolduğunu gösteren yığın, değiş tokuş aşamasında iki grup arasında gidip gelen ürün okları, ticaret şehri aşamasında yollar kavşağında büyüyen yerleşme, Sanayi Devrimi aşamasında bacalarıyla hızla çoğalan yapılar. Her aşamada altta o aşamayı anlatan cümle yazılır.
Şehir yerleşmelerinin ilk olarak görüldüğü alanlar; Mezopotamya, Mısır, Hindistan, Çin ve Orta Amerika’dır.
İlk şehirlerin bu alanlarda kurulmasında; ılıman iklim koşulları, verimli tarım toprakları, su kaynaklarının bolluğu, yer şekillerinin elverişli olması etkili olmuştur.
İlk kurulan şehirlerde tarım fonksiyonu ön plandadır. Bu şehirlerde zamanla üretimin artması sonucu ortaya çıkan üretim fazlası ürünler, insanlar arasında değiş tokuş yöntemiyle el değiştirmeye başlamıştır. Bu durum, ticaretin başlangıcı olarak kabul edilmektedir ve ticaret şehirlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sanayi Devrimi’yle birlikte şehirler, hem oransal hem de işlevsel anlamda hızlı bir değişim sürecine girmiştir.
"Oransal" ve "işlevsel" iki ayrı değişimi anlatır: şehirlerin nüfus içindeki payı arttı (oransal) ve şehirlerin yaptığı iş değişti (işlevsel).
İslamiyet’in kabulüyle Türkler tarafından göçebe yaşam tarzı yavaş yavaş terk edilmiş ve IX. yüzyıldan itibaren Taşkent, Fergana, Buhara, Semerkant (Özbekistan) ve Tebriz (İran) gibi önemli Türk-İslam şehirleri ortaya çıkmıştır. Türklerin Anadolu’ya göç etmesiyle bu topraklarda birçok şehir kurulmuş ya da mevcut şehirler gelişmiştir. Bursa, Konya ve Kayseri bu şehirlere örnek verilebilir.
On bir düğme, bütün şehir tipleri. Canvasta o fonksiyona ait bir şehir silüeti çizilir: idari şehirde kubbeli yönetim binası ve bayrak, dinî şehirde kutsal yapı, askerî şehirde surlar ve kule, liman şehrinde iskele ve gemi, tarım şehrinde tarlalar ve tek bir küçük tesis, sanayi şehrinde bacalı fabrikalar, maden şehrinde ocak kuyusu ve pasa yığını, turizm şehrinde sahil ve oteller, kültür şehrinde üniversite yapıları, ticaret şehrinde kesişen yollar ve yüksek bloklar. Silüetin altında o tipin dünyadan örnekleri, sağ sütunda ise Türkiye’den örnekleri listelenir.
İdari şehirler; bir ülkenin, bölgenin ya da uluslararası bir kuruluşun yönetim merkezinin bulunduğu şehirlerdir. Ankara, Roma (İtalya), Londra (İngiltere), Paris (Fransa) ve Washington (ABD) örnek verilebilir.
Dinî şehirler; bir veya birden fazla dinî inancın merkezi ya da kutsal değerlere ve mekânlara sahip olan şehirlerdir. Mekke, Medine (Suudi Arabistan), Kudüs (Filistin) ve Roma (İtalya) örnek verilebilir.
Askerî şehirler; gelişiminde stratejik öneme sahip bölgelerin veya askerî eğitim birliklerinin etkili olduğu şehirlerdir. NATO’nun merkezinin bulunduğu Brüksel (Belçika) örnek verilebilir.
Liman şehirleri; hinterlandı geniş, önemli koy ve körfezlere sahip olan, ticaretin genellikle liman aracılığıyla yapılması sonucu gelişen şehirlerdir. Rotterdam (Hollanda), Hamburg (Almanya) ve Marsilya (Fransa) örnek verilebilir.
Tarım şehirleri; insanların geçimlerini daha çok tarımsal faaliyetlerden karşıladığı şehirdir. Bu şehirlerde az da olsa tarıma dayalı sanayi faaliyetleri yer almaktadır. Bulgaristan’daki Kırcaali örnek verilebilir.
Sanayi şehirleri; Sanayi Devrimi’nin etkisiyle sanayi tesislerinin kurulması sonucu ortaya çıkmıştır. Manchester (İngiltere), Tokyo (Japonya), Düsseldorf (Almanya) ve Detroit (ABD) örnek verilebilir.
Maden şehirleri; önemli yer altı kaynaklarına bağlı olarak gelişen şehirlerdir. Essen (Almanya), Kerkük (Irak), Kiruna (İsveç) örnek verilebilir.
Turizm şehirleri; doğal ve beşerî turizm varlıklarının bulunması sayesinde gelişen şehirlerdir. Miami (ABD), Venedik (İtalya), Barcelona (İspanya) ve Roma (İtalya) örnek verilebilir.
Kültürel şehirler; bilim, sanat ve eğitim gibi çeşitli kültürel faaliyetlerin ön planda olduğu şehirlerdir. Oxford (İngiltere), Cambridge (İngiltere), Princeton (ABD) ve Salamanca (İspanya) örnek verilebilir.
Ticaret şehirleri; genellikle ulaşım hatlarının geliştiği ve ticari faaliyetlerin yoğunlaştığı şehirlerdir. New York (ABD), Hong Kong (Çin), Şanghay (Çin), Paris (Fransa), Londra (İngiltere) ve Tokyo (Japonya) örnek verilebilir.
Günümüzde birçok şehrin gelişmesinde birden fazla fonksiyonun etkili olduğu söylenebilir. Örnek listeleri bunu açıkça gösteriyor: Roma hem idari, hem dinî, hem turizm şehri olarak sayılıyor; Londra ve Paris hem idari hem ticaret; Tokyo hem sanayi hem ticaret şehri. Türkiye tablosunda da İstanbul sanayi, liman, ulaşım, ticaret, kültür ve turizm satırlarının altısında birden geçiyor. Bu yüzden "Aşağıdakilerden hangisi yalnız … şehridir" biçimindeki bir soru kökü çoğu zaman yanıltıcıdır; şıklardaki şehri hangi listede geçtiğine bak.
| Fonksiyon | Şehirler |
|---|---|
| Tarım | Söke (Aydın), Osmaniye, Akhisar (Manisa), Rize, Bafra (Samsun), Malatya |
| Sanayi | İstanbul, Kocaeli, Bursa, İskenderun (Hatay), Ereğli (Zonguldak) |
| Maden | Soma (Manisa), Batman, Zonguldak, Elbistan (Kahramanmaraş), Murgul (Artvin) |
| Liman | İskenderun (Hatay), İstanbul, İzmir, Mersin, Kocaeli, Samsun, Trabzon, Sinop |
| Ulaşım | İzmir, Kayseri, Konya, Erzurum, İstanbul |
| Ticaret | İstanbul, İzmir, Ankara, Kayseri, Gaziantep, Konya |
| İdari | Ankara |
| Kültür | Eskişehir, İstanbul, Ankara, İzmir |
| Askerî | Gölcük (Kocaeli), Polatlı (Ankara), Malatya, Erzincan |
| Turizm | Antalya, Marmaris (Muğla), Kuşadası (Aydın), Nevşehir, İstanbul |
Tabloda dikkat çeken iki nokta: ulaşım fonksiyonu dünya listesinde ayrı bir başlık olarak verilmezken Türkiye tablosunda ayrı bir satır olarak yer alıyor; Malatya hem tarım hem askerî satırında, İskenderun hem sanayi hem liman satırında geçiyor.
Şehirler, kurulduğu mekânın yanı sıra çevrelerini de etkiler. Her şehrin etki alanı birbirinden farklıdır. Şehirlerin etki alanının sınırları, sahip olduğu işlevsel özelliklerle yakından ilgilidir. Etki alanları bakımından şehirler küresel, bölgesel ve yerel etkiye sahip olmak üzere üçe ayrılır.
Üç düğme, üç ölçek. Canvasta ortada bir şehir noktası vardır; seçtiğin ölçeğe göre etrafında genişleyen bir etki halkası canlanır — yerelde halka küçük kalır ve yalnız şehrin yakın çevresini kapsar, bölgeselde çevredeki ülkelere ulaşır, küreselde ekranın tamamına yayılır. Halkanın içine o ölçekteki şehirlerin adları yerleşir, altta ise o ölçeğe ait ekonomik faaliyetler listelenir. Küresel halkada bu liste en uzunudur: ulusal ve uluslararası ticaret, borsa, bankacılık, sigortacılık, ulaşım ile bilim, teknoloji ve sanatta uzmanlaşmış kurum ve kuruluşlar.
Ulusal ve uluslararası ticaret, borsa, bankacılık, sigortacılık, ulaşım gibi ekonomik faaliyetlerin bulunduğu şehirlerdir. Ayrıca bu şehirlerde bilim, teknoloji ve sanatta uzmanlaşmış kurum ve kuruluşlar bulunur. New York (ABD), Şanghay (Çin), Londra (İngiltere), Tokyo (Japonya) örnek verilebilir.
Bazı şehirler küresel etkiye sahip olmamakla beraber çevresindeki bazı ülkeler üzerinde etkiye sahiptir. Bu şehirler bölgesel etkiye sahip şehirler olarak ifade edilir. Bakü (Azerbaycan), Jakarta (Endonezya), Montevideo (Uruguay) örnek verilebilir.
Nüfus miktarının az olduğu ve geniş alanları etkileyebilecek işlevsel özelliklerin bulunmadığı şehirlerdir. Bayburt, örnek verilebilir.
Küreselleşen hızlı şehir hayatına karşı 1999 yılında kurulan Cittaslow, nüfusu 50.000’in altındaki şehirlerin üye olabildiği uluslararası belediyeler birliğidir. İtalyanca “citta” (şehir) ve İngilizce “slow” (yavaş, sakin) kelimelerinden oluşan Cittaslow, Sakin Şehir anlamında kullanılmaktadır. Bir şehrin Sakin Şehir olması; o şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve hikâyesinin uyum içinde olmasının yanı sıra; şehrin sakinleri ile şehri ziyaret edenlerin buradaki yaşamdan zevk alabilecek bir hâle gelmesi demektir. Ahlat (Bitlis), Akyaka (Muğla), Gerze (Sinop), Kemaliye (Erzincan), Perşembe (Ordu), Şavşat (Artvin), İznik (Bursa) Türkiye’deki 26 sakin şehirden bazılarıdır.
Seferihisar, 2009 yılında Türkiye’nin Cittaslow unvanını alan ilk şehridir. Ayrıca 2011 yılında Cittaslow unvanını alan ve Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, bu özelliği ile dünyanın ilk ve tek sakin adası olmuştur.
Bu paragrafta beş sayı var ve beşi de sorulur: 1999 (kuruluş), 50.000 (üyelik nüfus sınırı), 2009 (Seferihisar), 2011 (Gökçeada), 26 (Türkiye’deki sakin şehir sayısı).
Kırsal yerleşme; insanların geçimlerini genellikle tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerden sağladığı ve nüfus miktarı az olan yerleşme çeşididir. Türkiye’de kırsal yerleşmeler; kasaba, köy ve köyden küçük yerleşmeler olarak üçe ayrılır.
Kaydırak nüfusu 0’dan 15.000’e taşır. Canvasta üç basamaklı bir merdiven çizilir ve seçtiğin nüfus hangi basamağa düşüyorsa o basamak yanar: 2.000’den az ise köy, 2.000-10.000 arası ise kasaba, 10.000’in üstü ise artık kırsal yerleşme sınırının dışına çıkılmıştır. Basamakların yanında o yerleşmenin tanımı yazılır; köy basamağında Köy Kanunu’nun saydığı ortak kullanım alanları (otlak, yaylak, baltalık, cami ve okul) tek tek belirir.
Köy ile şehir arasında geçiş özelliği gösteren yerleşmedir. Genellikle nüfusu 2.000 ile 10.000 arasında değişmektedir.
Köy Kanunu’na göre nüfusu 2.000’den az olan; otlak, yaylak, baltalık, cami ve okul gibi ortak kullanım alanı bulunan en küçük idari birime köy denir. Ekonomisi genellikle tarım ve hayvancılığa dayanır.
Köyün idari sınırları içerisinde yer alan ve köye bağlı bulunan kırsal yerleşmelerdir. Bu yerleşmeler konaklama süresine göre sürekli ve geçici olarak ikiye ayrılır.
On bir düğme, bütün köyden küçük yerleşmeler. Canvas ikiye bölünür: solda sürekli, sağda geçici yerleşme alanı. Seçtiğin yerleşme adı doğru tarafa yerleşir ve o tarafın zemini yanar; sürekli tarafta yıl boyu işlenen tarlalar, geçici tarafta ilkbahar-yaz aylarında kullanılan otlak ve sürüler çizilir. Üstteki mevsim şeridi geçici yerleşmelerde yalnız ilkbahar ve yaz aylarını renklendirir — çünkü bunlar genellikle ilkbahar ve yaz aylarında hayvancılık ve tarım faaliyetleri için kullanılan yerleşmelerdir.
Toprağı işlemeye dayalı tarım faaliyetlerinin ağırlıklı olduğu yerleşmelerdir. Mezra, mahalle, çiftlik ve divan bu yerleşmelerindendir.
Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında hayvancılık ve tarım faaliyetleri için kullanılan yerleşmelerdir. Yayla, ağıl, kom, dam, oba, dalyan ve bağ evi bu yerleşmelerindendir.
İki kaydırak: birincisi arazinin engebesini, ikincisi su kaynağı bolluğunu değiştirir. Canvasta bir arazi kesiti ve üzerine yerleşen meskenler çizilir. Engebe azalıp su kaynağı seyrekleştikçe evler birbirine yaklaşır ve toplu yerleşme dokusu oluşur; engebe artıp su kaynakları çoğaldıkça evler birbirinden uzaklaşır ve dağınık yerleşme dokusu ortaya çıkar. Altta o anki doku adlandırılır ve Türkiye’de nerede yaygın olduğu yazılır. Kaydırakları uçlara çekince iki tarifin de canvasta karşılığını göreceksin.
Su kaynaklarının yetersiz ve engebenin az olduğu yerlerde evlerin birbirine yakın olduğu toplu dokulu yerleşmelerdir. Türkiye’de denizden uzak iç kesimlerde daha yaygındır.
Arazinin engebeli, tarım alanlarının küçük ve parçalı, su kaynaklarının fazla olduğu yerlerde meskenlerin arasındaki uzaklığın fazla olduğu yerleşmelerdir. Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzey yamaçlarında yaygın olarak görülmektedir.
Türkiye’de kır yerleşmeleri toplu ve dağınık yerleşme dokusuna sahiptir. Kırsal yerleşme biriminin toplu ve dağınık dokulu olmasında daha çok iklim, yeryüzü şekilleri, su kaynakları, ekonomik faaliyet tipi ve güvenlik gibi faktörler etkili olmuştur.
Beş faktörün beşi de sayılabilmelidir: iklim · yeryüzü şekilleri · su kaynakları · ekonomik faaliyet tipi · güvenlik. "Güvenlik" maddesi çoğu zaman atlanır — oysa toplu dokunun tarihsel sebeplerinden biridir.
"Nerelisin" sorusuna verdiğin cevap aslında bir fonksiyon, bir doku ve bir etki alanı bilgisi taşır.
Karadenizli arkadaşının köyünde evlerin birbirinden uzak olması coğrafyanın sonucudur: dağınık kır yerleşmeleri arazinin engebeli, tarım alanlarının küçük ve parçalı, su kaynaklarının fazla olduğu yerlerde görülür ve Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzey yamaçlarında yaygın olarak bulunur. İç Anadolulu arkadaşının köyünde evlerin bitişik olması ise toplu dokudur.
Yaz başında yaylaya çıkıp sonbaharda dönen aileler, "geçici yerleşme" tanımını yaşıyor: köyden küçük geçici yerleşmeler genellikle ilkbahar ve yaz aylarında hayvancılık ve tarım faaliyetleri için kullanılan yerleşmelerdir ve yayla, ağıl, kom, dam, oba, dalyan ve bağ evi bunlardandır.
İkisi de Türkiye’nin turizm şehirleri listesinde: Antalya, Marmaris (Muğla), Kuşadası (Aydın), Nevşehir, İstanbul. Turizm şehirleri doğal ve beşerî turizm varlıklarının bulunması sayesinde gelişen şehirlerdir — Antalya’da deniz, Nevşehir’de peribacaları ve yer altı şehirleri.
Tercih listesinde Eskişehir’in üst sıralara çıkması bir fonksiyon meselesi: Türkiye’de kültür şehirleri Eskişehir, İstanbul, Ankara ve İzmir olarak sayılıyor. Dünyada da Oxford, Cambridge, Princeton ve Salamanca aynı listede; kültürel şehirlerde bilim, sanat ve eğitim gibi çeşitli kültürel faaliyetler ön plandadır.
İnternetten aldığın ürünün "limanda gümrükte" mesajı vermesi liman şehri kavramını somutlaştırır: liman şehirleri hinterlandı geniş, önemli koy ve körfezlere sahip olan, ticaretin genellikle liman aracılığıyla yapılması sonucu gelişen şehirlerdir. Türkiye’den İskenderun, İstanbul, İzmir, Mersin, Kocaeli, Samsun, Trabzon ve Sinop bu listede.
Akyaka ya da Şavşat fotoğraflarının altındaki "sakin şehir" etiketi resmî bir unvan: Cittaslow, 1999 yılında kurulan ve nüfusu 50.000’in altındaki şehirlerin üye olabildiği uluslararası belediyeler birliğidir. Türkiye’nin ilk sakin şehri Seferihisar (2009), dünyanın ilk ve tek sakin adası ise Gökçeada (2011).
Avrupa maçlarının Londra saatine göre planlanması, o şehrin küresel etkiye sahip olmasının küçük bir yansımasıdır: küresel şehirlerde ulusal ve uluslararası ticaret, borsa, bankacılık, sigortacılık, ulaşım faaliyetleri toplanır. New York, Şanghay, Londra ve Tokyo bu gruptadır.
Bir şehrin adının kömürle birlikte anılması onun maden şehri olduğunu gösterir: Soma (Manisa), Batman, Zonguldak, Elbistan (Kahramanmaraş), Murgul (Artvin) Türkiye’nin maden şehirleridir. Dünyada Essen, Kerkük ve Kiruna aynı listede; maden şehirleri önemli yer altı kaynaklarına bağlı olarak gelişen şehirlerdir.
Ödev için harita çizerken işaretlenecek beş yer bellidir: Mezopotamya, Mısır, Hindistan, Çin ve Orta Amerika. Neden buraları olduğunun cevabı da hazır: ılıman iklim koşulları, verimli tarım toprakları, su kaynaklarının bolluğu, yer şekillerinin elverişli olması.
Rastgele bir şehir, bir yerleşme adı ya da bir tanım gelir; doğru fonksiyona, doğru etki ölçeğine ya da doğru yerleşme türüne yerleştirmen istenir.
45 soruluk test · şehirlerin doğuşu ve ilk şehir alanları, Türk-İslam şehirleri, on bir şehir fonksiyonu ve Türkiye örnekleri, küresel-bölgesel-yerel etki alanları, Sakin Şehir, kasaba-köy-köyden küçük yerleşmeler ve toplu-dağınık doku
İnsanların günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce tarımsal faaliyetlerle uğraşmaya başlaması ile yerleşik hayat başlamıştır. Yerleşik hayatın başlamasıyla insanların bir arada yaşaması da şehirlerin temelini oluşturan köylerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Şehir yerleşmelerinin ilk olarak görüldüğü alanlar; Mezopotamya, Mısır, Hindistan, Çin ve Orta Amerika’dır. İlk şehirlerin bu alanlarda kurulmasında; ılıman iklim koşulları, verimli tarım toprakları, su kaynaklarının bolluğu, yer şekillerinin elverişli olması etkili olmuştur. İlk kurulan şehirlerde tarım fonksiyonu ön plandadır. Üretim fazlası ürünlerin değiş tokuş yöntemiyle el değiştirmesi ticaretin başlangıcı olarak kabul edilmektedir ve ticaret şehirlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sanayi Devrimi’yle birlikte şehirler, hem oransal hem de işlevsel anlamda hızlı bir değişim sürecine girmiştir.
İslamiyet’in kabulüyle Türkler tarafından göçebe yaşam tarzı yavaş yavaş terk edilmiş ve IX. yüzyıldan itibaren Taşkent, Fergana, Buhara, Semerkant (Özbekistan) ve Tebriz (İran) gibi önemli Türk-İslam şehirleri ortaya çıkmıştır. Türklerin Anadolu’ya göç etmesiyle bu topraklarda birçok şehir kurulmuş ya da mevcut şehirler gelişmiştir. Bursa, Konya ve Kayseri bu şehirlere örnek verilebilir.
İdari şehirler; bir ülkenin, bölgenin ya da uluslararası bir kuruluşun yönetim merkezinin bulunduğu şehirlerdir. Ankara, Roma, Londra, Paris ve Washington örnek verilebilir. Dinî şehirler; bir veya birden fazla dinî inancın merkezi ya da kutsal değerlere ve mekânlara sahip olan şehirlerdir. Mekke, Medine, Kudüs ve Roma örnek verilebilir. Askerî şehirler; gelişiminde stratejik öneme sahip bölgelerin veya askerî eğitim birliklerinin etkili olduğu şehirlerdir. NATO’nun merkezinin bulunduğu Brüksel örnek verilebilir. Liman şehirleri; hinterlandı geniş, önemli koy ve körfezlere sahip olan, ticaretin genellikle liman aracılığıyla yapılması sonucu gelişen şehirlerdir. Rotterdam, Hamburg ve Marsilya örnek verilebilir. Tarım şehirleri; insanların geçimlerini daha çok tarımsal faaliyetlerden karşıladığı şehirdir. Bulgaristan’daki Kırcaali örnek verilebilir.
Sanayi şehirleri; Sanayi Devrimi’nin etkisiyle sanayi tesislerinin kurulması sonucu ortaya çıkmıştır. Manchester, Tokyo, Düsseldorf ve Detroit örnek verilebilir. Maden şehirleri; önemli yer altı kaynaklarına bağlı olarak gelişen şehirlerdir. Essen, Kerkük ve Kiruna örnek verilebilir. Turizm şehirleri; doğal ve beşerî turizm varlıklarının bulunması sayesinde gelişen şehirlerdir. Miami, Venedik, Barcelona ve Roma örnek verilebilir. Kültürel şehirler; bilim, sanat ve eğitim gibi çeşitli kültürel faaliyetlerin ön planda olduğu şehirlerdir. Oxford, Cambridge, Princeton ve Salamanca örnek verilebilir. Ticaret şehirleri; genellikle ulaşım hatlarının geliştiği ve ticari faaliyetlerin yoğunlaştığı şehirlerdir. New York, Hong Kong, Şanghay, Paris, Londra ve Tokyo örnek verilebilir. Günümüzde birçok şehrin gelişmesinde birden fazla fonksiyonun etkili olduğu söylenebilir.
Tarım: Söke, Osmaniye, Akhisar, Rize, Bafra, Malatya. Sanayi: İstanbul, Kocaeli, Bursa, İskenderun, Ereğli. Maden: Soma, Batman, Zonguldak, Elbistan, Murgul. Liman: İskenderun, İstanbul, İzmir, Mersin, Kocaeli, Samsun, Trabzon, Sinop. Ulaşım: İzmir, Kayseri, Konya, Erzurum, İstanbul. Ticaret: İstanbul, İzmir, Ankara, Kayseri, Gaziantep, Konya. İdari: Ankara. Kültür: Eskişehir, İstanbul, Ankara, İzmir. Askerî: Gölcük, Polatlı, Malatya, Erzincan. Turizm: Antalya, Marmaris, Kuşadası, Nevşehir, İstanbul.
Şehirler, kurulduğu mekânın yanı sıra çevrelerini de etkiler. Şehirlerin etki alanının sınırları, sahip olduğu işlevsel özelliklerle yakından ilgilidir. Etki alanları bakımından şehirler küresel, bölgesel ve yerel etkiye sahip olmak üzere üçe ayrılır. Küresel Etkiye Sahip Şehirler: Ulusal ve uluslararası ticaret, borsa, bankacılık, sigortacılık, ulaşım gibi ekonomik faaliyetlerin bulunduğu şehirlerdir. Ayrıca bu şehirlerde bilim, teknoloji ve sanatta uzmanlaşmış kurum ve kuruluşlar bulunur. New York, Şanghay, Londra, Tokyo örnek verilebilir. Bölgesel Etkiye Sahip Şehirler: Küresel etkiye sahip olmamakla beraber çevresindeki bazı ülkeler üzerinde etkiye sahiptir. Bakü, Jakarta, Montevideo örnek verilebilir. Yerel Etkiye Sahip Şehirler: Nüfus miktarının az olduğu ve geniş alanları etkileyebilecek işlevsel özelliklerin bulunmadığı şehirlerdir. Bayburt örnek verilebilir.
Küreselleşen hızlı şehir hayatına karşı 1999 yılında kurulan Cittaslow, nüfusu 50.000’in altındaki şehirlerin üye olabildiği uluslararası belediyeler birliğidir. İtalyanca “citta” (şehir) ve İngilizce “slow” (yavaş, sakin) kelimelerinden oluşur. Ahlat, Akyaka, Gerze, Kemaliye, Perşembe, Şavşat, İznik Türkiye’deki 26 sakin şehirden bazılarıdır. Seferihisar, 2009 yılında Türkiye’nin Cittaslow unvanını alan ilk şehridir. 2011 yılında Cittaslow unvanını alan ve Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, bu özelliği ile dünyanın ilk ve tek sakin adası olmuştur.
Kırsal yerleşme; insanların geçimlerini genellikle tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerden sağladığı ve nüfus miktarı az olan yerleşme çeşididir. Türkiye’de kırsal yerleşmeler; kasaba, köy ve köyden küçük yerleşmeler olarak üçe ayrılır. Kasaba: Köy ile şehir arasında geçiş özelliği gösteren yerleşmedir. Genellikle nüfusu 2.000 ile 10.000 arasında değişmektedir. Köy: Köy Kanunu’na göre nüfusu 2.000’den az olan; otlak, yaylak, baltalık, cami ve okul gibi ortak kullanım alanı bulunan en küçük idari birimdir. Köyden küçük sürekli yerleşmeler; toprağı işlemeye dayalı tarım faaliyetlerinin ağırlıklı olduğu yerleşmelerdir: mezra, mahalle, çiftlik ve divan. Köyden küçük geçici yerleşmeler; genellikle ilkbahar ve yaz aylarında hayvancılık ve tarım faaliyetleri için kullanılır: yayla, ağıl, kom, dam, oba, dalyan ve bağ evi. Kırsal yerleşme biriminin toplu ve dağınık dokulu olmasında daha çok iklim, yeryüzü şekilleri, su kaynakları, ekonomik faaliyet tipi ve güvenlik gibi faktörler etkili olmuştur. Toplu kır yerleşmeleri su kaynaklarının yetersiz ve engebenin az olduğu yerlerde görülür, Türkiye’de denizden uzak iç kesimlerde daha yaygındır. Dağınık kır yerleşmeleri arazinin engebeli, tarım alanlarının küçük ve parçalı, su kaynaklarının fazla olduğu yerlerde görülür; Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzey yamaçlarında yaygındır.