Bir yeri
bırakmak,
birine gitmek
İnsanların yaşamlarını devam ettirdikleri yeri, daimî veya geçici olarak değiştirmesi olayına göç denir. Her göçün iki yüzü vardır: gidilen yerin çekici, bırakılan yerin itici özellikleri.
Göçler; süre, sınır ve istek kriterlerine göre 3 şekilde sınıflandırılabilir. Aynı göç aynı anda üç ölçütte de bir yere düşer: örneğin Suriye’den Türkiye’ye gelen bir aile dış + zorunlu + (çoğunlukla) daimî göç yapmıştır.
Daimî (sürekli) göç: insanların kalan hayatlarını geçirmek ve sürekli yaşamak amacıyla bulundukları yerlerden başka bir yere taşınmaları.
Geçici (mevsimlik) göç: çeşitli nedenlerle sürekli yaşanan yerden belirli bir süre için başka bir yere gitme ve tekrar geri dönme.
İç göçler: insanların kendi yaşadıkları ülke sınırları içinde yer değiştirmesi.
Dış (uluslararası) göçler: çeşitli nedenlerle yaşanılan ülkeden başka bir ülkeye gitme.
Gönüllü (isteğe bağlı) göçler: çeşitli nedenlerle kendi istek ve kararları sonucunda başka bir yere gitme.
Zorunlu göçler: insanların kendi istekleri dışındaki faktörlere bağlı olarak yaptıkları ya da yapmak zorunda kaldıkları göçler.
İnsanların bulundukları yerden gitmelerine sebep olan olumsuzluklar itici faktörler; bir başka yeri seçmelerindeki sebepleri oluşturan, o yerin olumlu özellikleri ise çekici faktörler olarak adlandırılır. Dikkat: her itici faktörün karşısında onun tersi olan bir çekici faktör vardır.
| Neden | İtici faktörler | Çekici faktörler |
|---|---|---|
| Ekonomik | İşsizlik, geçim sıkıntısı, doğal kaynakların yetersizliği, ekonomik istikrarsızlık | İş imkânları, yüksek gelir, doğal kaynakların elverişliliği, ekonomik istikrar |
| Siyasi | Savaşlar, iç çatışmalar, terör, ihtilaller ve yönetim değişikliği, baskıcı yönetim, azınlık hakları ihlalleri, sınır değişiklikleri | Çatışmasız ortam, özgür yaşama ortamı, hakları koruyucu tutum, insan haklarına saygılı yönetim |
| Sosyal-kültürel | Sağlık imkânlarının yetersizliği, eğitim imkânlarının yetersizliği, dinî ve kültürel yaşamda zorluklar | Daha iyi sağlık koşulları, daha iyi eğitim koşulları, dinsel ve kültürel yaşantıya uygun ortam |
| Doğal | Olumsuz iklim şartları, çoraklaşma ve çölleşme, kuraklık, deprem, heyelan, volkanik patlama, sel ve su baskını, dağlık ve engebeli arazi yapısı | Uygun iklim özellikleri, yeterli su kaynakları, verimli tarım toprakları |
Aşağıdaki temsilî dünya şemasında her göçü seçtiğinde okun yönünü ve o göçün sebebini birlikte görebilirsin.
Türklerin ilk yerleşim alanı Orta Asya’dan göçleri MÖ 1500’lü yıllarda başlamış ve MS 300 ile 800 yılları arasında yoğunlaşmıştır. Nedenleri: iklim değişikliği (kuraklığın artması, yağışların azalması), toprakların verimsizleşmesi, otlakların yetersiz kalması, geçim kaynaklarının yetersiz kalması, nüfus miktarının artması, salgın hastalıklar, Türklerin kendi aralarındaki siyasi anlaşmazlıklar ve savaşlar.
Bir antlaşmanın esaslarına dayanarak yapılan, iki ayrı ülkede yaşayan nüfusun bir kısmının karşılıklı olarak yer değiştirmesi ile oluşan göçlerdir. Mübadele göçleri zorunlu göçler kapsamındadır.
Kurtuluş Savaşı sonrası 30 Ocak 1923’te Yunanistan ile Türkiye arasında mübadele antlaşması yapılmış; Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler karşılıklı yer değiştirmiştir. Ayrıca Romanya ile Bulgaristan ve Hindistan ile Pakistan arasında da mübadele göçleri gerçekleşmiştir.
Türklerin Orta Asya’dan Avrupa’ya ilerleyişinin sonucunda Doğu Avrupa’daki bazı kavimler Avrupa içlerine gitmek zorunda kalmış ve buradaki kavimlerin yer değiştirmesine neden olmuştur. Kavimler Roma İmparatorluğu’nun içlerine, İspanya’ya, hatta Kuzey Afrika’ya kadar ilerlemiştir. Sonuçları: Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmış, Avrupa’da yeni milletler oluşmuş, tarihin seyri değişmiş, İlk Çağ kapanıp Orta Çağ başlamıştır.
15. yüzyılın sonlarına doğru Macellan, Vasco de Gama ve Kristof Kolomb gibi denizci ve kâşifler başta Amerika kıtası olmak üzere yeni yerler keşfetmiştir. Coğrafi keşifler denilen bu gelişme sonucunda Avrupa’daki milletler; siyasi ve dinî baskılardan kaçmak, yeni fırsatlardan yararlanmak gibi sebeplerle zenginlik ve umut kapısı olarak gördükleri Amerika Kıtası’na göç etmiştir.
Amerika Kıtası’na yerleşen ve kolonileşen Avrupalılar büyük tarımsal plantasyonlarda ve maden ocaklarında çalıştıracak iş gücü bulmakta zorlanmıştır. Bu nedenle sömürgeleri durumundaki Afrika’dan 17. ve 18. yüzyıllarda, 15 milyon civarında olduğu tahmin edilen köle durumundaki insanlar gemilerle Amerika Kıtası’na götürülmüştür.
Deprem, volkanik patlama, tsunami, heyelan, erozyon, kuraklık, sel gibi doğal afetler insanların geçici bir süre ya da tamamen göç etmelerine neden olur. Örneğin 2011’de Japonya’da Richter ölçeğine göre 8.9 büyüklüğündeki deprem ve tsunami nedeniyle binlerce insan ülkenin başka bölgelerine göç etmiştir.
Savaşlar, ülke içi çatışmalar, siyasi baskılar gibi nedenlerle insanlar başka bir ülkeye mülteci ve sığınmacı olarak göç eder: Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar, Somali, Kongo, Eritre, Burundi gibi ülkelerin çok sayıda vatandaşı bu şekilde göç etmiştir.
Türkiye’de iç göçlerin sebepleri arasında başta ekonomik nedenler olmak üzere eğitim, sağlık gibi sosyal nedenler ve doğal afetler bulunmaktadır. İç göçlerin bazıları sürekli, bazıları geçici (mevsimlik) niteliktedir.
Sebepleri arasında ekonomik nedenler ağırlıktadır; bunun yanında tayin, atama, eğitim, evlilik, doğal afetler ve güvenlik gibi etkenler de göçlere neden olur.
Türkiye’de özellikle 1950’den sonra köyden kente göç oranı artmıştır; buna bağlı olarak kentsel nüfus büyük bir artış yaşamıştır. Sanayi, ticaret, ulaşım, eğitim, sağlık gibi faaliyetlerin yeterince gelişmediği kentlerden bunların daha gelişmiş olduğu İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kocaeli, Antalya, Mersin gibi illere son 40 yılda fazla göç olmuştur. Bu süre içinde Ağrı, Kars, Muş, Bitlis, Bingöl, Hakkâri, Mardin ve Tunceli gibi iller yoğun göç vermiştir.
Tersine göç: son zamanlarda Türkiye’de kentlerden köylere doğru yaşanan göç hareketine verilen addır.
Belirli bir süre kalmak amacıyla yapılır. Sebepleri: tarım işçiliği, inşaat işçiliği, yaylacılık ve turizm faaliyetleri.
Türkiye hem göç veren hem göç alan bir ülkedir. Aşağıdaki panoda okun yönünü değiştirerek iki tarafı da görebilirsin.
II. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde, özellikle Avrupa’da sanayileşmenin gelişmesine bağlı olarak artan işçi talebini karşılamak amacıyla göç hareketleri meydana gelmiştir.
1950’den sonraki süreçte Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Danimarka ve Avusturya gibi Avrupa ülkelerine Türkiye, Fas, Tunus, Cezayir, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerden binlerce kişi çalışmak üzere göç etmiştir. Ayrıca petrol zengini Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan gibi körfez ülkeleri de dışarıdan işçi göçleri almıştır.
İyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli kişilerin az gelişmiş bir ülkeden daha yüksek gelir ve iyi iş imkânlarının bulunduğu daha gelişmiş bir ülkeye göçü beyin göçü olarak adlandırılır. Beyin göçü nedeniyle ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı daha da artmaktadır.
En fazla beyin göçü veren ülkeler: Hindistan, Pakistan, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Nijerya. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler: ABD, Kanada, Avustralya, Almanya, Fransa.
Bu ünitedeki kavramların hepsinin bir karşılığı var: sınıf arkadaşlarının memleketlerinden yaz tatillerine, dizilerden haberlere kadar.
“Biz aslında Ağrılıyız ama İstanbul’da oturuyoruz” cümlesi bir sürekli iç göçün özetidir: sınır ölçütünde iç, süre ölçütünde daimî, istek ölçütünde çoğunlukla gönüllü.
Karadeniz ya da Akdeniz dağ kuşağında yaylaya çıkıp güzün dönen aileler mevsimlik (geçici) göç yapar: hayvan otlatmak ya da sıcak yazı serin yaylada geçirmek için.
Ağustosta Ordu, Giresun, Sakarya’ya fındık için, sonbaharda Şanlıurfa, Adana, Aydın’a pamuk için giden mevsimlik tarım işçileri, konu özetinin doğrudan verdiği örneklerdir.
Neredeyse herkesin Almanya’da bir akrabası var: 1960’tan sonra 30 yıl içinde yaklaşık 1 milyon işçi Avrupa ülkelerine göç etti. Sebep, Avrupa’da sanayileşmeye bağlı artan işçi talebiydi.
Büyük şehirlerdeki trafik, gecekondu semtleri ve altyapı yetersizliğine bağlı su baskınları, kırsaldan kente yoğun göçün mekânsal etkileri arasında sayılır.
Bir köy okulunun kapanması yalnız o köyün meselesi değildir; göçün kırsaldaki etkisidir: okul ve sağlık ocağı gibi kamu yatırımları kullanılmaz hâle gelir.
Dizilerde ve romanlarda anlatılan mübadele hikâyeleri 30 Ocak 1923 antlaşmasına dayanır. Mübadele bir antlaşmaya dayansa da zorunlu göç sayılır — kimse kendi isteğiyle gitmemiştir.
Haberlerdeki “Türk bilim insanı ABD’de …” cümlesi beyin göçünün örneğidir. Konu özeti bunun sonucunu net söylüyor: ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı daha da artar.
Bir deprem sonrası başka şehirlere taşınan aileler, doğal afetlerin neden olduğu göçe örnektir. 2011’de Japonya’daki 8.9 büyüklüğündeki deprem ve tsunamiden sonra binlerce insan ülkenin başka bölgelerine göç etmiştir.
52 soruluk test · göç türleri, göç nedenleri, tarihsel göçler ve Türkiye’de iç-dış göçler