Avrupa
değişirken
Osmanlı ne yaptı?
Rönesans İtalya'da, Reform Almanya'da başladı; Vestfalya ile modern diplomasi dönemi açıldı. Aynı yıllarda Osmanlı'da akçe değer kaybetti, tımar bozuldu ve iltizam sistemi devreye girdi.
Orta Çağ'ın sonlarına kadar kilise ve papalık Avrupa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik hayatındaki en etkili kurumlar olmuştur. Aşağıdaki panoda Rönesans'ın nedenlerine ve sonuçlarına tıkla — hangisinin sebep hangisinin sonuç olduğunu gör.
• Orta Çağ'ın sonlarına kadar kilise ve papalık Avrupa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik
hayatındaki en etkili kurumlar olmuştur.
• Skolastik düşüncenin yaygın olması bilimsel hayatın gelişmesini engellemiştir.
• Papalık; aforoz, enterdi, endüljans ve engizisyon mahkemesi gibi araçlar
vasıtasıyla toplumu kontrol etmiştir.
• Din adamları, toplumdan kopuk şekilde zengin ve lüks bir yaşam sürmüşlerdir.
• 1347'de başlayan ve uzun süre devam eden veba salgını kilisenin toplum
nezdindeki imajını zedelemiştir.
• Coğrafi keşifler sonrası zenginleşen burjuvazi; siyasi, ekonomik ve sosyal
hayatı yönlendirmeye başlamıştır.
Rönesans, ilk önce İtalya'da; reform ise Almanya'da başlamıştır. Bu iki ülke
sınavda karıştırılır. Aradaki bağ da önemlidir: Rönesans'ın sonuçlarından biri
"Reform hareketlerinin zemini atılmıştır" maddesidir — yani Reform, Rönesans'ın
doğrudan devamıdır.
Ayrıca 1347'deki veba salgını hem Orta Çağ'ın anlatımında hem de Rönesans'ın
nedenleri arasında geçer: veba salgını ve coğrafi keşiflerle birlikte kilise ve din
adamlarına olan güvenin sarsılması.
Otuz Yıl Savaşları'nda taraflar mezhebe göre dizilmiş görünür ama bir istisna bütün resmi değiştirir. Aşağıdaki panoda iki birliğe tıkla — hangi devletin nerede olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini gör.
• İncil'in millî dillere çevrilmesi
• İncil'deki kutsal metinlerin sonradan uydurulduğunun anlaşılması
• Kilisede meydana gelen bozulmalar
• Din adamları lüks bir yaşam sürerken halkın fakirlik içinde bulunması
• Luther'in İncil'de yazılanlarla din adamlarının söylediklerinin farklı olduğunu
halka göstermesi
• Kilise ile daha önce iş birliği yapan kralların bu iş birliğinden çekilmeleri
• Avrupa'da mezhep birliği bozulmuştur.
• Papalık, Katolik dünyası üzerindeki hâkimiyetini kaybetmiştir.
• Avrupa'da mezhep savaşları meydana gelmiştir.
• Sekülerizm düşüncesi her alanda etkili olmaya başlamıştır.
• Katolik Kilisesi kendini yenilemek için ıslahatlar yapmıştır.
• Protestanlar ile Katolikler arasında 25 yıl süren din savaşları başlamıştır.
• 1555'te taraflar arasında Augsburg (Ogsburg) Antlaşması imzalanmıştır.
• Augsburg Antlaşması, Avrupa'ya huzur ve barış getirmemiştir.
• 1618'de Katolik ve Protestan devletler arasında 30 yıl sürecek Otuz Yıl Savaşları
başlamıştır.
• Otuz Yıl Savaşları sonunda 1648'de Vestfalya Antlaşması imzalanmıştır.
• Hollanda, Portekiz ve İsviçre bağımsızlıklarına kavuşmuştur.
• Ulus devlet anlayışı güç kazanmıştır.
• İnsanlara istediği mezhebi seçme özgürlüğü tanınmıştır.
• Uluslararası ilişkilerde modern diplomasi dönemi başlamıştır.
• Devletler üzerinde Papalığın siyasi gücü zayıflamıştır.
• Modern devletler hukukunun temelleri atılmıştır.
Osmanlı Devleti'ndeki Ortodokslar inançlarını özgürce yaşadıkları için Reform Hareketi
Osmanlı Devleti'ni etkilememiştir.
Bu madde 23. ünitedeki millet sistemiyle doğrudan bağlantılıdır: gayrimüslimler
dinî, adli ve eğitim alanlarında özerk olduğu için kiliseye karşı bir
başkaldırının zemini oluşmamıştır.
Galileo, Kepler, Copernicus ve Newton gibi bilim insanlarının buluşları sonucunda Avrupa'da Bilim Devrimi gerçekleşmiştir. Aşağıdaki gezginde her düşünüre tıkla — savunduğu fikri ve yazdığı eseri birlikte gör.
• Yeni Çağ'la birlikte merkezi yönetimler güç kazanmıştır.
• Devletler, daimî ve merkezî bir ordu bulundurmaya başlamıştır.
• Ekonomide Merkantilist anlayış benimsenmiştir.
• Merkantilizm anlayışına uygun olarak nüfus artışı desteklenmiştir.
• Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra Rasyonalizm Avrupa'da etkili olmaya
başlamıştır.
• Bilimin her alanda etkili olmaya başlamasıyla Aydınlanma Çağı olarak
adlandırılan dönem başlamıştır.
• Bilimsel çalışmalar neticesinde çok sayıda icat gerçekleştirilmiştir.
• Sanayideki büyük ilerlemeler, Sanayi Devrimi için altyapı oluşturmuştur.
• Bilim insanlarının ürettiği fikirler, yeni vatandaşlık anlayışı ve siyasi
ideolojilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
• Teknolojik gelişmeler Avrupalı devletlerin askerî devrim yapmalarını ve güçlü
ordular oluşturmalarını sağlamıştır.
• Uluslararası arenada eskiden söz sahibi devletler güç kaybederken onların yerine
yeni aktörler ortaya çıkmıştır.
Aydınlanma Çağı; Avrupa'da ilk olarak İngiltere'de toplumsal değişimle başlamış, Fransa'da özgürlük hareketine dönüşmüş ve Almanya'da da felsefi temellerine kavuşmuştur. Üç ülke, üç ayrı katkı — sınavda bu sıra doğrudan sorulur.
Bu bölümün en kritik ayrımı bir zincirdir: keşiflerden gelen madenler Osmanlı'ya girdi, akçe değer kaybetti, devlet sikke tağşişine başvurdu. Aşağıdaki zincirde adıma tıkla.
| Dönem / Tarih | Gelişme |
|---|---|
| Kuruluş dönemi | Osmanlı Devleti ilk kapitülasyonu Ceneviz ve Venediklilere verdi |
| 1535 | Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak amacıyla Fransa'ya ticari ve hukuki ayrıcalıklar tanıdı |
| 1740 | Fransa, 1535 kapitülasyonlarıyla aldığı ticari ayrıcalıkları, 1739 Belgrad Antlaşması'ndaki arabuluculuğuna karşılık olarak sürekli hâle getirdi |
| Sonrası | Osmanlı Devleti İngiltere, Hollanda, Lehistan, Rusya ve diğer batı ülkelerine de kapitülasyonlar verdi |
| 1838 | Balta Limanı Antlaşması ile İngiltere'ye daha fazla ekonomik tavizler verildi |
Balta Limanı Antlaşması'nın iki maddesi: ihracattan alınan vergi yüzde üçten on ikiye; ithalattan alınan vergi ise yüzde beş olarak belirlendi. Yerli tüccar iç gümrük vergisi öderken yabancı tüccarlar bundan kurtuldu. Osmanlı Devleti bozulan ekonomisini düzeltebilmek için kapitülasyonlardan kurtulmak istemişse de başarılı olamadı.
Balta Limanı'nda dikkat edilmesi gereken nokta: ihracat vergisi %3'ten %12'ye çıkarılırken ithalat vergisi %5'te tutulmuştur. Yani yurt dışına mal satmak pahalılaşmış, yurda mal sokmak ucuz kalmıştır. Buna bir de yerli tüccarın iç gümrük vergisi ödemeye devam etmesi, yabancının ise bundan kurtulması eklenince yerli üretici iki kez dezavantajlı hâle gelmiştir.
Osmanlılar 1593-1606 yılları arasında Avusturya'yla yapılan savaşlar sırasında ilk defa Avrupa savaş teknolojisini ve taktiklerini gördüler. Aşağıdaki döngüde iltizam sisteminin nasıl işlediğini ve nereye vardığını gör.
• Avrupalılar ateş güçlerini artırmak için dönüşümlü ateş etmeye dayalı "kontra-marş"
adı verilen bir teknik uyguladılar.
• Bu teknik, ateş eden birliklerin en arkaya geçerek yeni ateş için hazırlandıkları ve
sürekli bir devridaim içerisinde oldukları bir sistemdi.
• Osmanlılar 1593-1606 yılları arasında Avusturya'yla yapılan savaşlar sırasında ilk
defa Avrupa savaş teknolojisini ve taktiklerini gördüler.
• Bu savaşta yeniçeriler, düşmanın tüfekli piyade askeri karşısında başarısız
oldu.
• Osmanlı Devleti, Avrupa'daki askerî gelişmeyi yakalayabilmek için yeniçerilerin
sayısını önce otuz bine daha sonra da elli bine çıkardı.
• Ancak devşirme sistemi kurallarına aykırı olarak ocağa asker alınması ve askerin
disiplinsizliği istenen sonuca ulaşmayı engelledi. Ayrıca asker sayısındaki artış
hazineye ek bir yük oluşturdu.
1527-1528'de seferlere katılan tımarlı sipahi sayısı otuz yedi bin civarındayken
1655'e gelindiğinde bu sayı altı bine kadar düşmüştür.
Bu düşüş tesadüf değildir: XVI. yüzyılın sonlarından itibaren tımar sistemi de
bozulmaya başladı ve Osmanlı Devleti ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla
tımar topraklarını mukataa hâline getirdi. Yani tımarlı sipahinin yerini iltizamla
toplanan nakit aldı.
NOT: Mukataaların ömür boyu kiralanma uygulamasına malikâne sistemi adı
verilir.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
52 sorudan oluşan bu test ile "Değişim Çağı: Avrupa'da ve Osmanlı Devleti'nde Değişim" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Orta Çağ'ın sonlarına kadar kilise ve papalık Avrupa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik hayatındaki en etkili kurumlar olmuştur. Skolastik düşüncenin yaygın olması bilimsel hayatın gelişmesini engellemiştir. Papalık; aforoz, enterdi, endüljans ve engizisyon mahkemesi gibi araçlar vasıtasıyla toplumu kontrol etmiştir. Din adamları, toplumdan kopuk şekilde zengin ve lüks bir yaşam sürmüşlerdir. 1347'de başlayan ve uzun süre devam eden veba salgını kilisenin toplum nezdindeki imajını zedelemiştir. Coğrafi keşifler sonrası zenginleşen burjuvazi; siyasi, ekonomik ve sosyal hayatı yönlendirmeye başlamıştır.
Nedenleri: İslam biliminin etkisi ile skolastik düşünceye karşı çıkılması; Avrupa üniversitelerinde Antik Yunan ve Roma Dönemi'ne ait eserlerin yeniden okutulmaya başlanması; Hümanizm düşüncesinin doğması ve yaygınlaşması; İstanbul'un Fethi'nden sonra İtalya'ya kaçan Bizanslı bilim insanlarının öncülüğünde antikite alanında çalışmaların başlaması; kâğıt ve matbaa kullanımının yaygınlaşması; Avrupa'da bilim, edebiyat ve sanata destek veren burjuvazi sınıfının ortaya çıkması; 1347'deki veba salgını ve coğrafi keşiflerle birlikte kilise ve din adamlarına olan güvenin sarsılması. Sonuçları: Skolastik düşünce yıkılmıştır. Reform hareketlerinin zemini atılmıştır. Sanat dallarında dinin etkisi azalmıştır. Kilise ve din adamları toplum üzerindeki etkilerini yitirmeye başlamıştır. Deney ve gözleme dayalı bilimsel faaliyetler önem kazanmıştır.
Nedenleri: İncil'in millî dillere çevrilmesi; İncil'deki kutsal metinlerin sonradan uydurulduğunun anlaşılması; kilisede meydana gelen bozulmalar; din adamları lüks bir yaşam sürerken halkın fakirlik içinde bulunması; Luther'in İncil'de yazılanlarla din adamlarının söylediklerinin farklı olduğunu halka göstermesi; kilise ile daha önce iş birliği yapan kralların bu iş birliğinden çekilmeleri. Sonuçları: Avrupa'da mezhep birliği bozulmuştur. Papalık, Katolik dünyası üzerindeki hâkimiyetini kaybetmiştir. Avrupa'da mezhep savaşları meydana gelmiştir. Sekülerizm düşüncesi her alanda etkili olmaya başlamıştır. Katolik Kilisesi kendini yenilemek için ıslahatlar yapmıştır. Protestanlar ile Katolikler arasında 25 yıl süren din savaşları başlamış, 1555'te Augsburg (Ogsburg) Antlaşması imzalanmıştır; ancak bu antlaşma Avrupa'ya huzur ve barış getirmemiştir. Rönesans, ilk önce İtalya'da; reform ise Almanya'da başlamıştır. Osmanlı Devleti'ndeki Ortodokslar inançlarını özgürce yaşadıkları için Reform Hareketi Osmanlı Devleti'ni etkilememiştir.
Savaş, Bohemya bölgesinde Protestan Çekler ile Kutsal Roma İmparatorluğu arasında Katolik-Protestan anlaşmazlığı nedeniyle 1618'de başlamıştır. Savaş, Protestan Birliği ve Katolik Birliği arasında 30 yıl devam etmiştir. Katolik Birliği; Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Katolik Alman Prenslikleri, İspanya, Avusturya, Bavyera Prensliğidir. Protestan Birliği; Protestan Alman Prenslikleri, Bohemya (Çek Bölgesi), Fransa, İsveç, Danimarka, Hollanda'dır. Tarafların yıpranması ve güçlerinin tükenmesi nedeniyle 1648 yılında Vestfalya Antlaşması imzalanmıştır. Otuz Yıl Savaşları'nda Katolik Fransa'nın Protestan Birliği'nin yanında savaşa dâhil olması bu savaşların din kökenli değil siyasi çıkarlarla ilgili olduğunu gösterir.
Hollanda, Portekiz ve İsviçre bağımsızlıklarına kavuşmuştur. Ulus devlet anlayışı güç kazanmıştır. İnsanlara istediği mezhebi seçme özgürlüğü tanınmıştır. Uluslararası ilişkilerde modern diplomasi dönemi başlamıştır. Devletler üzerinde Papalığın siyasi gücü zayıflamıştır. Modern devletler hukukunun temelleri atılmıştır.
Yeni Çağ'la birlikte merkezi yönetimler güç kazanmıştır. Devletler, daimî ve merkezî bir ordu bulundurmaya başlamıştır. Ekonomide Merkantilist anlayış benimsenmiştir. Merkantilizm anlayışına uygun olarak nüfus artışı desteklenmiştir. Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra Rasyonalizm Avrupa'da etkili olmaya başlamıştır. Bilimin her alanda etkili olmaya başlamasıyla Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan dönem başlamıştır. Galileo, Kepler, Copernicus ve Newton gibi bilim insanlarının buluşları sonucunda Avrupa'da Bilim Devrimi gerçekleşmiştir. Aydınlanma Çağı; Avrupa'da ilk olarak İngiltere'de toplumsal değişimle başlamış, Fransa'da özgürlük hareketine dönüşmüş ve Almanya'da da felsefi temellerine kavuşmuştur.
Copernicus: Güneş Sistemi'ni keşfetmiştir; Dünyanın yuvarlak olduğunu ve Güneş'in etrafında döndüğünü kanıtlamıştır; skolastik düşünceye karşı çıkmış ve özgür düşünce için aklı ve deneyi ön plana almıştır; "Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine" adlı eseri yazmıştır. Machiavelli: İtalya'da siyasi birliğin ancak güçlü bir hükümdarla sağlanabileceği fikrini ortaya atmış, hükümdarın iktidarı elinde tutması için her yolun mübah olduğu düşüncesini savunmuş, "Hükümdar (Prens)" adlı kitabı yazmıştır. Thomas Moore: "Ütopya" adlı eseri kaleme almış, eserinde İngiltere'deki yönetim sistemini eleştirmiş ve özel mülkiyetin olmadığı bir devlet hayalinden bahsetmiştir. Immanuel Kant: Düşüncelerinde insan aklının önemini vurgulamış, "Saf Aklın Eleştirisi" adlı eseri yazmıştır. Jean Jacques Rousseau: Halkın iktidarını, her alanda eşitliğini ve mutlak demokrasiyi savunmuş; ona göre kan soyluluğuna bağlı ayrıcalıklar ortadan kaldırılmalı ve mutlak monarşik yönetimler sona erdirilmelidir; "Toplum Sözleşmesi" adlı eseri kaleme almıştır. Isaac Newton: Evrensel çekim yasasını bulmuş, ışığın doğasını ilk kez doğru olarak açıklamayı başarmış, Kuantum Mekaniği, görelilik ve ışığın dalga olduğunu savunan dalga kuramlarının temelini atmıştır.
Bilimsel çalışmalar neticesinde çok sayıda icat gerçekleştirilmiştir. Sanayideki büyük ilerlemeler, Sanayi Devrimi için altyapı oluşturmuştur. Bilim insanların ürettiği fikirler, yeni vatandaşlık anlayışı ve siyasi ideolojilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Teknolojik gelişmeler Avrupalı devletlerin askerî devrim yapmalarını ve güçlü ordular oluşturmalarını sağlamıştır. Uluslararası arenada eskiden söz sahibi devletler güç kaybederken onların yerine yeni aktörler ortaya çıkmıştır.
Osmanlı Devleti XV. yüzyıldan itibaren denizlere egemen olunca deniz taşımacılığı ve ticareti gelişti. XV ve XVI. yüzyıllarda gerçekleşen coğrafi keşifler sonucunda Portekiz ve İspanya büyük sömürgeler elde etti; İngiltere ve Hollanda gibi ülkeler de sömürge hareketlerine girişti ve sömürgecilik hızla gelişti. Americo Vespuçi tarafından keşfedilen Amerika, Avrupa ekonomisi için yeni bir umut kapısı oldu. İspanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Portekiz gibi Avrupalı devletler, Amerika'da (Yeni Dünya) koloniler kurmaya başladılar; bir süre sonra da Avrupa'dan Amerika'ya büyük bir göç dalgası başladı. Yeni ticaret yollarının bulunmasıyla Osmanlı ülkesindeki Akdeniz limanları, İpek ve Baharat yolları eski önemini yitirdi. Avrupa gittikçe zenginleşirken doğu ülkeleri yoksullaşmaya başladı. Osmanlıda gümrük gelirlerinin azalması ekonomiyi olumsuz etkiledi. Keşfedilen ülkelerden Avrupa'ya taşınan değerli madenlerin Osmanlı ülkesine girmesi, akçenin değer kaybetmesine ve hızlı fiyat artışlarına (enflasyon) neden oldu. Devlet bu dönemde akçenin gümüş içeriğini azaltma (sikke tağşişi) yoluna giderek ekonomisini düzeltmeye çalıştı.
Osmanlı Devleti ilk kapitülasyonu kuruluş döneminde Ceneviz ve Venediklilere verdi. Kanuni Sultan Süleyman Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak amacıyla Fransa'ya ticari ve hukuki ayrıcalıklar tanıdı. Fransa, 1535 kapitülasyonlarıyla aldığı ticari ayrıcalıkları, 1739 Belgrad Antlaşması'nda arabuluculuğuna karşılık olarak 1740 yılında sürekli hâle getirdi. Osmanlı Devleti İngiltere, Hollanda, Lehistan, Rusya ve diğer batı ülkelerine de kapitülasyonlar verdi. Osmanlı Devleti bozulan ekonomisini düzeltebilmek için kapitülasyonlardan kurtulmak istemişse de başarılı olamadı. Balta Limanı Antlaşması (1838) ile İngiltere'ye daha fazla ekonomik tavizler verildi: ihracattan alınan vergi yüzde üçten on ikiye; ithalattan alınan vergi ise yüzde beş olarak belirlendi. Yerli tüccar iç gümrük vergisi öderken yabancı tüccarlar bundan kurtuldu.
Avrupalılar ateş güçlerini artırmak için dönüşümlü ateş etmeye dayalı "kontra-marş" adı verilen bir teknik uyguladılar. Bu teknik, ateş eden birliklerin en arkaya geçerek yeni ateş için hazırlandıkları ve sürekli bir devridaim içerisinde oldukları bir sistemdi. Osmanlılar 1593-1606 yılları arasında Avusturya'yla yapılan savaşlar sırasında ilk defa Avrupa savaş teknolojisini ve taktiklerini gördüler. Bu savaşta yeniçeriler, düşmanın tüfekli piyade askeri karşısında başarısız oldu. Osmanlı Devleti, Avrupa'daki askeri gelişmeyi yakalayabilmek için yeniçerilerin sayısını önce otuz bine daha sonra da elli bine çıkardı. Ancak devşirme sistemi kurallarına aykırı olarak ocağa asker alınması ve askerin disiplinsizliği istenen sonuca ulaşmayı engelledi. Ayrıca asker sayısındaki artış hazineye ek bir yük oluşturdu.
XVI. yüzyılın sonlarından itibaren tımar sistemi de bozulmaya başladı. Osmanlı Devleti XVI. yüzyıldan itibaren bir çeşit vergi toplama usulü olan iltizam sistemini uygulamaya başladı. Bu sistemde belli bir bölgenin vergi gelirleri belirli bir süre için ve açık arttırma yoluyla satılırdı. İhaleyi alan kimseye mültezim denirdi. Mültezimler devlete peşin ödedikleri vergi gelirlerini ilgili bölgede yaşayan vergi mükelleflerinden tahsil ederlerdi. Devletin nakit sıkıntısı bu sayede giderildi. Devlet; başta savaş olmak üzere deprem, kıtlık, salgın gibi özel durumlarda da değişik isim ve miktarlarda yeni vergiler koydu. Başlangıçta en fazla üç yıllık bir dönem için iltizama verilen mukataalar mültezimlere ömür boyu tahsis edilmeye başlandı. Varlıklı kişilerden imdadiyye adı altında yardımlar da toplandı. Osmanlı Devleti ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tımar topraklarını mukataa hâline getirdi. Mukataaların ömür boyu kiralanma uygulamasına malikâne sistemi adı verilir. 1527-1528'de seferlere katılan tımarlı sipahi sayısı otuz yedi bin civarındayken 1655'e gelindiğinde bu sayı altı bine kadar düşmüştür.