Bir devleti
masada
paylaşmak
1774-1914 arasında Avrupa'nın büyük devletleri Osmanlı topraklarını nasıl paylaşacaklarını projeler hâlinde yazdılar. Bu tasarıların ortak adı Şark Meselesi. Osmanlı Devleti ise buna karşı denge siyaseti ile ayakta kalmaya çalıştı.
Rus Çariçesi II. Katerina, Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Bizans İmparatorluğu'nun yeniden kurulması amacıyla "Yunan (Grek) Projesi" adıyla bir proje planladı. Ayrıca Rusya, Avusturya ile birlikte "Dakya Projesi" adıyla bir proje daha hazırladı: bu projeye göre Dinyester ve Tuna Nehirleri arasında "Dakya" adıyla Rusya ve Avusturya'ya bağımlı bir devlet kurulacaktı.
Sahibi: Rus Çariçesi II. Katerina.
Amacı: Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Bizans
İmparatorluğu'nun yeniden kurulması.
Sahibi: Rusya + Avusturya birlikte.
İçeriği: Dinyester ve Tuna Nehirleri arasında "Dakya"
adıyla Rusya ve Avusturya'ya bağımlı bir devlet
kurulacaktı.
Şark Meselesi; Osmanlı Devleti'nin yıkılması, topraklarının paylaşılması ve Türklerin Avrupa'dan atılması meselesidir. "Şark Meselesi" tabiri ilk defa 1815'te Viyana Kongresi'nde Rus Çarı Alexander tarafından kullanılmıştır.
Osmanlı Devleti "kadim dost" (çok eski dost) olarak bilinen Fransa'nın, 1798'de Mısır'ı işgal etmesi sonrasında dış politikada denge siyaseti uygulamaya başlamıştır. Yani denge siyasetinin başlangıcı bir savaş yenilgisi değil, en eski dostun saldırıya geçmesidir. Bunun için Osmanlı, Avrupa'nın büyük devletleri arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanmıştır.
Napolyon Savaşları sonunda değişen Avrupa'nın siyasi haritasını ve güçler dengesini yeniden belirlemek amacıyla 1815 yılında Viyana Kongresi düzenlendi. Kongreye Fransa'yla savaşan Avrupalı devletler katıldı; Avusturya başbakanı Metternich başkanlık etti. Kongrede İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya galip devletler olarak etkili oldular.
Kongrede milliyetçilik ve özgürlük akımlarını önleyebilmek için bütün kralların bu akımlar karşısında dayanışma ve fiilî yardımlaşmalarını öngören Metternich (Meternik) sistemi kuruldu.
"Düvel-i Muazzama" (büyük devletler) olarak tabir edilen devletler İngiltere, Rusya, Prusya, Avusturya ve Fransa'dır.
Mora İsyanı'nın bağımsız Yunan devletinin kurulmasıyla sonuçlanması, Balkanlarda yaşayan diğer milletlerin ayaklanmalarına örnek olmuştur. Yani Yunanistan yalnız bir toprak kaybı değil, arkasından gelen bütün isyanların modelidir.
Savaşın nedenleri: Rusya'nın sıcak denizlere inmek istemesi, Osmanlı Devleti himayesinde yaşayan Ortodoksların hamiliğini elde etmek istemesi ve Ortodokslar ile Katolikler arasında yaşanan Kutsal Yerler Sorunu. Savaşta Rusya'ya karşı İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldı ve savaşı Osmanlı Devleti kazandı. 1856 yılında Paris Antlaşması imzalandı.
Osmanlı Devleti Kırım Savaşı sırasında ilk defa yabancı devletten (İngiltere) borç para aldı.
Savaşı kazanmasına rağmen Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de donanma ve tersane bulunduramayacak olması, Paris Antlaşması'nın bir zafer olmadığını göstermektedir.
Paris Antlaşması'yla Osmanlı Devleti ilk kez Avrupa devletler hukukuna dâhil edildi ve topraklarının bütünlüğü büyük devletlerin garantisi altına alındı.
Rusya, Balkanlardaki Slav milletler üzerinde Panslavizm siyasetini uygulayarak Bosna-Hersek ve Bulgar isyanlarını teşvik ediyor, Sırbistan ve Karadağ'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa kışkırtıyordu. Bu sorunların çözümü için 23 Aralık 1876'da Haliç'teki Bahriye Nezareti'nde İstanbul (Tersane) Konferansı düzenlendi; alınan kararlar Osmanlı Devleti tarafından toprak bütünlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle reddedildi.
Rûmî takvime göre 1293 yılına rastladığı için bu savaşa 93 Harbi denmiştir. Yani "93" bir tarih değil, Rûmî takvimin yılıdır.
Berlin Antlaşması'yla Ermeniler lehinde kazanımlar elde edilmesi, Ermeni Meselesi'nin uluslararası bir sorun olarak ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
47 sorudan oluşan bu test ile "Osmanlı Devleti'ne Yönelik Tehditler-I" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Rus Çariçesi II. Katerina, Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Bizans İmparatorluğu'nun yeniden kurulması amacıyla "Yunan (Grek) Projesi" adıyla bir proje planladı. Ayrıca Rusya, Avusturya ile birlikte "Dakya Projesi" adıyla bir proje daha hazırladı. Bu projeye göre Dinyester ve Tuna Nehirleri arasında "Dakya" adıyla Rusya ve Avusturya'ya bağımlı bir devlet kurulacaktı.
Şark Meselesi, Osmanlı Devleti'nin yıkılması, topraklarının paylaşılması ve Türklerin Avrupa'dan atılması meselesidir. "Şark Meselesi" tabiri ilk defa 1815'te Viyana Kongresi'nde Rus Çarı Alexander tarafından kullanıldı.
Şark Meselesi'nin ilk aşaması 1071 Malazgirt Savaşı ile başladı. Bu aşamada Türklerin Anadolu'da durdurulması için Haçlı Seferleri düzenlendi ancak başarı sağlanamadı. Birinci aşama, Batı'daki Türk ilerleyişinin durdurulduğu 1683 II. Viyana Kuşatması ile sona erdi.
Şark Meselesi'nin ikinci aşamasında Avrupalı devletler Fransız İhtilali sonrası yayılan milliyetçilik fikrinden yararlandılar. Balkanlardaki gayrimüslim unsurları Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya gibi devletlerin kurulmasını sağladılar. Bu sayede Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını hızlandırdılar.
Osmanlı Devleti "kadim dost" olarak bilinen Fransa'nın, 1798'de Mısır'ı işgal etmesi sonrasında dış politikada "denge siyaseti" uygulamaya başladı. Bunun için Avrupa'nın büyük devletleri arasındaki çıkar çatışmalarından yararlandı. Rusya'ya karşı İngiltere, Fransa'ya karşı Rusya; İngiltere, Fransa ve Rusya üçlüsüne karşı ise Almanya'yı denge unsuru olarak kullandı.
Napolyon Savaşları sonunda değişen Avrupa'nın siyasi haritasını ve güçler dengesini yeniden belirlemek amacıyla 1815 yılında Viyana Kongresi düzenlendi. Kongreye Fransa'yla savaşan Avrupalı devletler katıldı. Avusturya başbakanı Metternich başkanlık etti. Kongrede İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya galip devletler olarak etkili oldular. Kongrede milliyetçilik ve özgürlük akımlarını önleyebilmek için bütün kralların bu akımlar karşısında dayanışma ve fiilî yardımlaşmalarını öngören Metternich sistemi kuruldu. "Düvel-i Muazzama" olarak tabir edilen devletler İngiltere, Rusya, Prusya, Avusturya ve Fransa'dır.
1814'te Rusya'nın Karadeniz'deki önemli liman şehri Odesa'da Filiki Eteria (Dostluk Cemiyeti) adıyla gizli bir örgüt kuruldu. Bu örgüt Yunan bağımsızlığı için çalışmaya başladı. 1821'de önce Eflâk ve Boğdan'da ardından ise Mora'da Yunan İsyanları çıktı. Mora İsyanını bastırabilmek için II. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan yardım istedi. Girit ve Mora valiliklerinin kendisine verilmesi koşuluyla Mehmet Ali Paşa yardım göndermeyi kabul etti.
İsyanın bastırılması sonrası İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından 20 Ekim 1827'de Navarin'deki Osmanlı donanması bir baskınla imha edildi. Osmanlı Devleti'nin tazminat istemesi üzerine Rusya, Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Ruslar Osmanlı ordusunu mağlup ederek Edirne'ye kadar ilerledi. Osmanlı Devleti'nin barış isteği üzerine iki devlet arasında 1829'da Edirne Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Yunan devleti kurulmuş oldu. Mora İsyanı'nın bağımsız Yunan devletinin kurulmasıyla sonuçlanması Balkanlarda yaşayan diğer milletlerin ayaklanmalarına örnek olmuştur.
Savaşın nedenleri: Rusya'nın sıcak denizlere inmek istemesi, Osmanlı Devleti himayesinde yaşayan Ortodoksların hamiliğini elde etmek istemesi, Ortodokslar ve Katolikler arasında yaşanan Kutsal Yerler Sorunu. Savaşta Rusya'ya karşı İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldı. Savaşı Osmanlı Devleti kazandı. 1856 yılında Paris Antlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti Kırım Savaşı sırasında ilk defa yabancı devletten (İngiltere) borç para aldı.
Paris Antlaşması'yla Osmanlı Devleti ilk kez Avrupa devletler hukukuna dâhil edildi ve topraklarının bütünlüğü büyük devletlerin garantisi altına alındı. Buna karşılık savaşı kazanmasına rağmen Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de donanma ve tersane bulunduramayacak olması Paris Antlaşması'nın bir zafer olmadığını göstermektedir.
Rusya, Balkanlardaki Slav milletler üzerinde Panslavizm siyasetini uygulayarak Bosna-Hersek ve Bulgar isyanlarını teşvik ediyor, Sırbistan ve Karadağ'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa kışkırtıyordu. Balkanlardaki bu sorunların çözümü için İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya ve İtalya tarafından Haliç'te bulunan Bahriye Nezareti'nde 23 Aralık 1876'da İstanbul (Tersane) Konferansı düzenlendi. Konferansta alınan kararlar Osmanlı Devleti tarafından toprak bütünlüğüne aykırı olduğu gerekçesi ile reddedildi. Bunun üzerine Rusya, 1877'de Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etti. 93 Harbi'nde Osmanlı Devleti, Kafkasya ve Tuna olmak üzere iki cephede savaştı. Kafkasya Cephesi'nde Ahmed Muhtar Paşa, Tuna Cephesi'nde Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı orduları Rus orduları karşısında başarısız oldu. Rûmî takvime göre 1293 yılına rastladığı için bu savaşa 93 Harbi denmiştir.
Mart 1878'de Ayastefanos Antlaşması imzalandı. Antlaşma ile Avrupa'daki dengenin Rusya lehine bozulduğunu gören Avusturya, İngiltere, Fransa ve Almanya antlaşmaya karşı çıktılar. Antlaşmanın yeniden düzenlenmesi için Berlin'de bir konferans toplandı. Konferans sonunda Berlin Antlaşması imzalandı. Berlin Antlaşması'yla Ermeniler lehinde kazanımlar elde edilmesi Ermeni Meselesi'nin uluslararası bir sorun olarak ortaya çıkmasına yol açmıştır.