Bir ihtilal
bir devrim
bir ordu
1789 Fransız İhtilali milliyetçiliği yaydı ve çok uluslu imparatorlukları sarstı; Sanayi Devrimi üretim tarzını değiştirdi. Osmanlı ise Nizam-ı Cedit'ten Asâkir-i Mansûre'ye uzanan bir modern ordu arayışına girdi.
Fransız İhtilali, 1789 yılında Fransa'da meydana gelen bir halk hareketidir. Mutlak monarşi yıkılmış, cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu ünitenin en kritik ayrımı aşağıdaki karşılaştırıcıda: Sırplar ilk ayaklanan, Yunanlılar ilk bağımsızlık kazanan toplumdur.
• Eşitlik, özgürlük, ulusçuluk, ulusal egemenlik, demokrasi, laiklik, adalet gibi
düşünce akımları ve kavramlar; Fransız İhtilali ile Avrupa'ya yayılmıştır.
• Yeni Çağ kapanmış ve Yakın Çağ açılmıştır.
• Fransa, ihtilal hareketlerine karşı olan Avusturya ve Prusya başta olmak üzere
Avrupalı devletler ile savaşmıştır.
• Milliyetçilik düşüncesi çok uluslu imparatorluklarda azınlık isyanlarına ve
parçalanmalara neden olmuştur.
• Fransa'daki karışıklığa son veren General Napolyon 1804'te imparator ilan
edilmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu: Çeşitli ırk ve mezheplerden oluşan toplumsal
bir yapıya sahiptir. 1849'da Macar bağımsızlık hareketi kanlı şekilde
bastırıldı.
Rusya: Rusya, Panslavizm politikasını uygulamaya başlamıştır.
Osmanlı Devleti: Milliyetçilik XIX. yüzyılda birçok isyanın çıkmasına neden
olmuştur. Rusya Balkanlarda milliyetçilik fikrini yayarak halkı kışkırtmıştır.
18. yüzyılda, önce İngiltere'de, buhar ve makinenin birleşiminin ortaya çıkardığı Sanayi Devrimi, önemli ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşümlere neden olmuştur. Aşağıdaki dönüşüm panosunda eski düzenle yeni düzeni yan yana gör.
Sanayi Devrimi ile gelişmiş fabrika sistemlerinde çalışacak iş gücüne ihtiyaç
duyulmuştur. İşsizlik sorunu kırdan şehre göç ile çözülmüştür. Böylece Batı Dünyası
bir şehir toplumu hâline gelmiştir. Sanayi Devrimi, Avrupa'da burjuva sınıfının
yapı değiştirmesine ve yeni bir işçi sınıfının doğmasına yol açmıştır.
• Avrupa'da üretimde artış sağlanmış ve ekonomik büyüme yaşanmıştır.
• Geçimlik anlayış terk edilmiş ve ekonomide kâr etmek amaç olmuştur.
• Makineleşme sonucunda işçi sınıfı ortaya çıkmıştır.
• Sanayinin geliştiği yerlerde kentleşme başlamıştır.
• Yeni ham madde ve pazar arayışı Avrupa devletleri arasında rekabete neden
olmuştur.
Batılı sömürgeci devletler, sömürdükleri bölgelerin kaynaklarına, iş gücüne,
pazarlarına el koyar ve aynı zamanda sömürgeleri altındaki halkın sosyokültürel, dinî
değerlerine baskı uygularlar.
• Ham madde ve pazar arayışı, dünya ticaret dengesini değiştirmiştir.
• Avrupalı güçler birer sömürge imparatorluğu hâline gelmiştir.
• İnsan ve doğa kaynakları sömürülmüş veya katledilmiştir.
• Sanayinin geliştiği yerlerde kentleşme başlamıştır.
• Avrupalılar, sadece ekonomik sömürüyle yetinmemiş asimilasyon hareketine
başlamıştır.
1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi'nin etkisi ile yaygınlaşan Ulusçuluk akımının etkisiyle millî ordu anlayışı, Avrupa'da ulus devletlerin ayrılmaz bir parçası oldu. Aşağıdaki zincirde milliyetçilikten zorunlu askerliğe uzanan yolu gör.
• Osmanlı Devleti, kuruluşundan bu yana askerî teknoloji konusunda yeniliklere açık
bir devlet olmuştur.
• İstanbul'un fethi ile birlikte silah, teçhizat ve mühimmat imalathaneleri
kurulmuştur.
• Tersanelerde gemi yapımında önemli adımlar atılmış, güçlü bir donanma
oluşturulmuştur.
• Sanayi İnkılabı neticesinde Avrupa'da teknoloji alanında çok önemli ilerlemeler
kaydedildi. Buna paralel olarak aynı hızla ilerleyemeyen Osmanlı Devleti, bu süreçte
teknolojiyi üreten değil sadece kullanan bir devlet konumuna geldi.
• III. Selim ve II. Mahmut dönemleri, askerî anlamda, yenilikçi ıslahat hareketlerinin
en yoğun yaşandığı dönem olmuştur.
• III. Selim Dönemi'nde, Batılı reformlar devlet politikası hâline gelmiştir.
• Savaşlarda alınan mağlubiyetler, III. Selim'in önceliği askerî alanda ıslahatlar
yapmaya vermesine sebep oldu.
• Bu dönemde "Yeniçeri Ocağı"nın yanında Batılı tarzda talim yapan, tüfenk kullanan bir
ordu kuruldu.
• Nizam-ı Cedit adı verilen bu askerî birliğin ihtiyaçları için İrad-ı Cedit adı
verilen devlet hazinesi oluşturuldu.
• Bu dönemde kurulan ordunun adı olan Nizam-ı Cedit daha sonra III. Selim Dönemi'nde
yapılmak istenen tüm ıslahatlara verildi.
• Nizam-ı Cedit ordusu yeni kurulmasına rağmen Mısır'ı işgal eden Napolyon kuvvetlerini
Akka'da mağlup etti.
• Bu başarıdan sonra III. Selim taşrada da Nizam-ı Cedit birlikleri oluşturmak
istedi; bu isteğine yeniçeriler ve köylüler tepki gösterdi.
• 1807 yılında İstanbul'da çıkan Kabakçı Mustafa İsyanı neticesinde tahttan indirilen
III. Selim, tahttan inmeden kendi fermanı ile Nizam-ı Cedit birliklerini
dağıtmıştır.
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması hadisesi halk tarafından Vakay-ı Hayriye (hayırlı olay) olarak nitelendirilmiş ve tarihçiler tarafından bu şekilde kaydedilmiştir. Ama konu özeti bunun hem faydalarını hem zararlarını ayrı ayrı sayar. Aşağıdaki terazide her maddeye tıkla.
| Ölçüt | Kural |
|---|---|
| Adının anlamı | Hz. Muhammed'in Muzaffer Askerleri |
| Örnek aldığı yapı | III. Selim Dönemi'nde kurulan Nizam-ı Cedit Ocakları; Batılı tarzda kuruldu |
| Alım yaşı | 15-30 arası gençler |
| Askerlik süresi | 15 yıl |
| Süre boyunca yasaklar | Evlenmek ve başka meslekler ile uğraşmak uygun görülmemiştir |
| Süre sonunda | 15 yılı dolduran asker emeklilik hakkı kazanmıştır |
| Asker kaynağı | II. Mahmut, Balkanlarda itirazlar olunca Anadolu'dan asker alımını tercih etmiştir |
Yeni kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusunun asker sayısı yeterli sayıya ulaşamamıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında Yunan İsyanı ve Mehmet Ali Paşa İsyanı gibi olaylar neticesinde yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan savaşların da etkisi olmuştur. İlk olarak askeriyedeki bu zafiyeti ortadan kaldırmak için Anadolu'da Redif Birlikleri kurulmuştur.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
56 sorudan oluşan bu test ile "İhtilaller Çağı, Sömürgecilik ve Modern Orduya Geçiş" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Fransız İhtilali, 1789 yılında Fransa'da meydana gelen bir halk hareketidir. Mutlak monarşi yıkılmış, cumhuriyet ilan edilmiştir. Adalet, eşitlik, özgürlük, insan hakları, demokrasi, millî irade ve milliyetçilik gibi düşünceler ortaya çıkmıştır. Fransa'da halk, iki sınıfa ayrılıyordu: ayrıcalıklı sınıf, din adamları ve soylulardan; ayrıcalıksız sınıf ise burjuvalar ve köylülerden oluşuyordu.
Fransa'nın koyu bir mutlakiyetle yönetilmesi. XVIII. yüzyıldaki uzun savaşların Fransa'yı maddi ve manevi olarak yıpratması. Aydınlanma Çağı düşünürlerinin etkisi. Halkın ağır vergiler altında ezilmesi. Halkın sınıflara ayrılmış olması ve eşitliğin olmaması. Amerika ve İngiltere'de yaşanan demokratik gelişmelerin etkisi.
Eşitlik, özgürlük, ulusçuluk, ulusal egemenlik, demokrasi, laiklik, adalet gibi düşünce akımları ve kavramlar Fransız İhtilali ile Avrupa'ya yayılmıştır. Yeni Çağ kapanmış ve Yakın Çağ açılmıştır. Fransa, ihtilal hareketlerine karşı olan Avusturya ve Prusya başta olmak üzere Avrupalı devletler ile savaşmıştır. Milliyetçilik düşüncesi çok uluslu imparatorluklarda azınlık isyanlarına ve parçalanmalara neden olmuştur. Fransa'daki karışıklığa son veren General Napolyon 1804'te imparator ilan edilmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu: Çeşitli ırk ve mezheplerden oluşan toplumsal bir yapıya sahiptir; 1849'da Macar bağımsızlık hareketi kanlı şekilde bastırıldı. Rusya: Panslavizm politikasını uygulamaya başlamıştır. Osmanlı Devleti: Milliyetçilik XIX. yüzyılda birçok isyanın çıkmasına neden olmuştur; Rusya Balkanlarda milliyetçilik fikrini yayarak halkı kışkırtmıştır.
Sırp isyanı: Sırplar, 1804'te Kara Yorgi önderliğinde isyan etmiştir. Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisiyle ilk ayaklanan Osmanlı toplumu Sırplardır. 1812 Bükreş Antlaşması'yla Sırplara ayrıcalıklar verilmiştir. 1817'de Sırbistan Prensliği kurulmuştur. Yunan İsyanı: Rusya, 1821'de Mora İsyanı'nda başrol oynamıştır. Navarin'de Osmanlı donanmasını Ruslar yakmıştır (1827). 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmiştir. Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisiyle ilk bağımsızlık kazanan Osmanlı toplumu Yunanlılardır.
18. yüzyılda, önce İngiltere'de, buhar ve makinenin birleşiminin ortaya çıkardığı Sanayi Devrimi, önemli ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşümlere neden olmuştur. Sanayi Devrimi: İnsan ve hayvan gücüne dayalı üretim tarzından makine gücüne dayalı üretim tarzına geçiştir. Sanayi Devrimi'ni İngiltere başlatmıştır: XIX. yüzyıl ortalarına gelindiğinde İngiltere; maden, tekstil ve demir-çelik sanayini geliştirmiştir. Avrupa'da tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sağlanmıştır. Avrupa'da işçi sınıfının ortaya çıkmasıyla usta-çırak kavramının yerini patron-işçi kavramı almıştır. Geleneksel üretim tarzı değişerek endüstriyel üretim tarzına geçilmiştir.
Sanayi Devrimi ile gelişmiş fabrika sistemlerinde çalışacak iş gücüne ihtiyaç duyulmuştur. İşsizlik sorunu kırdan şehre göç ile çözülmüştür; böylece Batı Dünyası bir şehir toplumu hâline gelmiştir. Sanayi Devrimi, Avrupa'da burjuva sınıfının yapı değiştirmesine ve yeni bir işçi sınıfının doğmasına yol açmıştır. Avrupa'da üretimde artış sağlanmış ve ekonomik büyüme yaşanmıştır. Geçimlik anlayış terk edilmiş ve ekonomide kâr etmek amaç olmuştur. Makineleşme sonucunda işçi sınıfı ortaya çıkmıştır. Sanayinin geliştiği yerlerde kentleşme başlamıştır. Yeni ham madde ve pazar arayışı Avrupa devletleri arasında rekabete neden olmuştur.
Batılı sömürgeci devletler, sömürdükleri bölgelerin kaynaklarına, iş gücüne, pazarlarına el koyar ve aynı zamanda sömürgeleri altındaki halkın sosyokültürel, dinî değerlerine baskı uygularlar. Ham madde ve pazar arayışı, dünya ticaret dengesini değiştirmiştir. Avrupalı güçler birer sömürge imparatorluğu hâline gelmiştir. İnsan ve doğa kaynakları sömürülmüş veya katledilmiştir. Sanayinin geliştiği yerlerde kentleşme başlamıştır. Avrupalılar, sadece ekonomik sömürüyle yetinmemiş asimilasyon hareketine başlamıştır.
1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi'nin etkisi ile yaygınlaşan Ulusçuluk akımının etkisiyle millî ordu anlayışı, Avrupa'da ulus devletlerin ayrılmaz bir parçası oldu. XIX. yüzyılda devrim ile birlikte ortaya çıkan milliyetçilik akımı, imparatorlukların varlığını tehdit eder bir hâle geldi. İmparatorluklar bu süreçte kendilerini yenilemeye ve ulus devletlerin yöntemlerini kullanarak karşı durmaya çalıştı; bu yöntemler anayasal hareketler, zorunlu askerlik ve vatandaşlık uygulamalarının hayata geçirilmesidir. Milliyetçilik akımından kaynaklı bağımsızlık isyanları artınca, imparatorluklar asker ihtiyacını karşılamak için zorunlu askerlik sistemini yürürlüğe koydular. Bu sisteme göre devletler, vatandaşlarını belli bir dönem ülkenin savunulması konusunda görevlendirmiş, süreçte askerlerin giyim, yiyecek ve temel gereksinimlerini karşılamıştır. Bu sistem sayesinde devletlerin askerî gücü ve halkları üzerindeki kontrolleri artmıştır. Bu sistem ile birlikte ordu, milletin okulu olarak nitelendirilmiş, orduya toplumu modernleştirme misyonu da yüklenmiştir; ordu halka okuma yazma, devletin resmî dili ve millî değerleri öğreterek vatandaşlık eğitimini vermiştir.
Osmanlı Devleti, kuruluşundan bu yana askerî teknoloji konusunda yeniliklere açık bir devlet olmuştur. İstanbul'un fethi ile birlikte silah, teçhizat ve mühimmat imalathaneleri kurulmuştur. Tersanelerde gemi yapımında önemli adımlar atılmış, güçlü bir donanma oluşturulmuştur. Sanayi İnkılabı neticesinde Avrupa'da teknoloji alanında çok önemli ilerlemeler kaydedildi; buna paralel olarak aynı hızla ilerleyemeyen Osmanlı Devleti, bu süreçte teknolojiyi üreten değil sadece kullanan bir devlet konumuna geldi. Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılda savaşlarda ağır mağlubiyet alması üzerine, mevcut askerî birlikler yenilenmekle kalmadı, Batının örnek alındığı yeni askerî birlikler de oluşturuldu. III. Selim ve II. Mahmut dönemleri, askerî anlamda, yenilikçi ıslahat hareketlerinin en yoğun yaşandığı dönem olmuştur.
III. Selim Dönemi'nde, Batılı reformlar devlet politikası hâline gelmiştir. Savaşlarda alınan mağlubiyetler, III. Selim'in önceliği askerî alanda ıslahatlar yapmaya vermesine sebep oldu. Bu dönemde "Yeniçeri Ocağı"nın yanında Batılı tarzda talim yapan, tüfenk kullanan bir ordu kuruldu. Nizam-ı Cedit adı verilen bu askerî birliğin ihtiyaçları için İrad-ı Cedit adı verilen devlet hazinesi oluşturuldu. Bu dönemde kurulan ordunun adı olan Nizam-ı Cedit daha sonra III. Selim Dönemi'nde yapılmak istenen tüm ıslahatlara verildi. Nizam-ı Cedit ordusu yeni kurulmasına rağmen Mısır'ı işgal eden Napolyon kuvvetlerini Akka'da mağlup etti. Bu başarıdan sonra III. Selim taşrada da Nizam-ı Cedit birlikleri oluşturmak istedi; bu isteğine yeniçeriler ve köylüler tepki gösterdi. 1807 yılında İstanbul'da çıkan Kabakçı Mustafa İsyanı neticesinde tahttan indirilen III. Selim, tahttan inmeden kendi fermanı ile Nizam-ı Cedit birliklerini dağıtmıştır.
II. Mahmut Dönemi'nde sadrazam olan Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim Dönemi'nde kurulan Nizam-ı Cedit Ocağı'nı örnek alarak Sekban-ı Cedit Ocağı'nı kurdu. Bu gelişme üzerine ayaklanan Yeniçeriler, Alemdar Olayı ile Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'yı ortadan kaldırdıkları gibi, Sekban-ı Cedit Ocağı'nı da kaldırttılar. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın bir kısım askerinden Eşkinci Ocağı kuruldu; bu sefer de Yeniçeriler bu duruma isyan ettiler ve Eşkinci Ocağı da isyan neticesinde kapatıldı. Bunun neticesinde II. Mahmut, ulema ve halkın desteğini sağladı; 16 Haziran 1826 tarihinde yeniçeri kışlaları top ateşine tutuldu ve Yeniçeri Ocağı böylece ortadan kaldırıldı. Bu hadise halk tarafından Vakay-ı Hayriye (hayırlı olay) olarak nitelendirilmiş ve tarihçiler tarafından bu şekilde kaydedilmiştir.
Faydaları: Kargaşa ve istikrarsızlığın sebebi olan ocak kaldırılınca devletin merkezi otoritesi arttı. Devlet adamlarına baskı yapan en büyük güç ortadan kalktı. Islahatların önündeki en büyük engel ortadan kaldırıldı. Zararları: Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı'nın bastırılamamasının sebeplerinden birisi de Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıdır. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması Yunan İsyanı sırasında gerçekleşti ve devlet zor durumda kaldı. Ocak kaldırılınca yerine kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye boşluğunu dolduramadı.
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından hemen sonra askerî alanda oluşan boşluğu doldurmak amacıyla kurulan orduya Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye (Hz. Muhammed'in Muzaffer Askerleri) adı verildi. Yeni kurulan bu askerî birlikler III. Selim Dönemi'nde kurulan Nizam-ı Cedit Ocakları'nı örnek alarak Batılı tarzda kuruldu. Yeni kurulan orduya yaşı 15-30 arasında olan gençlerden alım yapılmıştır. Askerlik süresi 15 yıl olup, bu süre zarfında evlenmek ve başka meslekler ile uğraşmak uygun görülmemiştir; 15 yılı dolduran asker emeklilik hakkı kazanmıştır. II. Mahmut, bu ocağa asker alımında Balkanlarda itirazlar olunca Anadolu'dan asker alımını tercih etmiştir. Yeni kurulan ordunun asker sayısı yeterli sayıya ulaşamamıştır; bu durumun ortaya çıkmasında Yunan İsyanı ve Mehmet Ali Paşa İsyanı gibi olaylar neticesinde yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan savaşların da etkisi olmuştur.
İlk olarak askeriyedeki bu zafiyeti ortadan kaldırmak için Anadolu'da Redif Birlikleri kurulmuştur. 1839 Tanzimat Fermanı'nda ilk defa askerliğin vatandaşların ortak sorumluluğu olduğuna dair düşünceler ortaya konulsa da Osmanlı'da zorunlu askerliğin gelişi 1909 yılında İttihad-Terakki hükûmetinin çıkardığı gayrimüslimlerin de askere alınması kanunu ile gerçekleştiği söylenebilir.