Devlet
kimin
malıdır?
İslamiyet öncesinden gelen ülüş sistemi devleti hanedanın ortak malı sayıyordu ve bu, taht kavgaları yüzünden devletleri kısa ömürlü yapıyordu. Osmanlı bu anlayışı I. Murat ve Fatih dönemlerinde adım adım değiştirdi, sonunda ekber-erşed sistemine ulaştı.
Osmanlı şehir kültürü boşluktan doğmadı: temeli Türkiye Selçuklularının mirası üzerine şekillendi, İstanbul’un fethiyle yeni renkler kazandı ve merkezine Topkapı Sarayı yerleşti.
• Osmanlı Devleti’nde şehir kültürünün temeli, Türkiye Selçuklularının mirası
üzerine şekillenmiştir.
• Şehir hayatında halkın geçim kaynağı zanaat ve ticarettir.
• Bizans Devleti’ne yüzyıllardır başkentlik yapan İstanbul’un fethedilmesi, Osmanlı
şehir hayatına birçok anlamda yeni renkler katmıştır.
• Osmanlı Devleti, İstanbul’un Fethi ile siyasal anlamda bir dönüşüm yaşamıştır. Bu
dönüşümün merkezinde olan Topkapı Sarayı, devlet adamlarının yetiştirilmesinde
önemli rol oynamaktadır.
• Osmanlı kültürünün oluşumunda en önemli merkez Topkapı Sarayı ve etrafındaki
konaklardır.
• Sanat ve bilim alanında önemli şahsiyetlerin bir araya geldiği konaklar ve saraylar,
kültürel alanda halka öncülük eden mekânlar hâline gelmişlerdir.
Topkapı Sarayı yalnız padişahın oturduğu yer değildir; iki ayrı işlevi vardır: (1) devlet adamlarının yetiştirilmesinde önemli rol oynayan bir kurum, (2) Osmanlı kültürünün oluşumundaki en önemli merkez. Bu ikinci işlevi saray tek başına taşımaz — etrafındaki konaklar da bu merkeze dâhildir.
Osmanlı Devleti’nde, yönetimin merkezinde olan saray üç bölümden oluşmaktadır. Sınavda en çok karıştırılan yer burasıdır: hangi iş hangi bölümde yapılır? Aşağıdaki katman gezgininde bir bölüme tıkla — dıştan içe doğru hangi halkada olduğunu gör.
| Ölçüt | BİRUN | ENDERUN | HAREM |
|---|---|---|---|
| Anlamı / konumu | Dış saray | Farsçada "iç" anlamına gelir | Padişahın özel hayatı |
| Kimler bulunur | Önemli saray çalışanları — yönetici bölümüdür | Devşirme sisteminden seçilmiş kişiler | Padişahın çekirdek ailesi |
| Ne yapılır | Bayram tebrikleri, elçi kabulleri ve ayak divanları | Devlet adamlarının eğitim gördüğü bir mektep; padişahın günlük hayatının geçtiği daire de buradadır | Padişahın özel hayatı |
| Çıkışta hangi sınıf | — | Seyfiye ve Kalemiye | — |
Enderun mektebini bitiren devşirme kökenli bir devlet adamı İlmiye sınıfında görev alamaz. İlmiye sınıfında yer almak için temel şartlar Müslüman kökenli bir aileden gelmek ve medrese mezunu olmaktır. Yani Enderun mezunu yalnız Seyfiye ve Kalemiye sınıfında görev alabilir. Ayrıca Enderun’un odaları arasında en yüksek mertebeli oda has odadır.
• Osmanlı Devleti’nde yüksek makamlı askerî ve sivil işleri gören kimseleri tanımlayan
genel bir kavramdır.
• Kapı kelimesi, Türk İslam kültüründe devleti simgeleyen bir kavramdır.
• Zamanla bu kelime kapsamını genişletmiş ve XVII. yüzyıldan itibaren tüm saray
çalışanları için kullanılan bir kavram olmuştur.
Divan-ı Hümâyun bir defada kurulup öylece kalmadı; Orhan Bey’de kuruldu, Fatih’te dönüştü, XVII. yüzyılda önemini yitirdi. Aşağıdaki şeritte durağa tıkla — o aşamada neyin değiştiğini gör.
Fatih Sultan Mehmet, hükümdarlığı zamanında çıkardığı teşkilat kanunnamesi ile
yaptığı düzenlemelerle devleti merkeziyetçi bir yapıya kavuşturdu. Fatih
kanunnamesi üç bölümden oluşmaktadır:
• Devlet teşkilatı ile ilgili kısım
• Protokol kuralları ile ilgili kısım
• Bazı suçların cezalarının düzenlenmesi ile ilgili bölüm
Divan-ı Hümâyun’un işlevi de Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde çıkarılan kanunnameler
ile artırılmıştır.
Bu ünitenin ikinci kritik ayrımı: devletin kime ait olduğu anlayışı yüzyıllar içinde daralarak değişti ve her daralma merkezî otoriteyi güçlendirdi. Aşağıdaki merdivende basamağa tıkla — hangi dönemde hangi anlayışın geçerli olduğunu gör.
Yukarıdaki merdivende "devlet padişahın malıdır" basamağını Fatih'in açtığını gördün. Bu anlayışı ayakta tutan somut düzenlemeler şunlardır — dördü de aynı amaca hizmet eder: tahtın etrafındaki belirsizliği ve rakip güç odaklarını ortadan kaldırmak.
| Düzenleme | Ne yapıldı | Merkezî otoriteye etkisi |
|---|---|---|
| DİVAN BAŞKANLIĞININ SADRAZAMA BIRAKILMASI | Padişahlar Fatih'ten itibaren divana başkanlık etmeyi sadrazama bırakmış, toplantıları "kafes" denilen bir pencereden takip etmişlerdir. | Divan toplantıları karar almaktan çok danışma kurulu hâline dönüşmüştür; son söz padişahta kalır. |
| HAREMDEN EVLENME GELENEĞİNİN GETİRİLMESİ | Padişahlar hanedan dışından evlenmek yerine haremden evlenmeye başladı. | Amaç sonradan çıkabilecek veraset sorunlarının önüne geçmektir. Evlenme yoluyla başka Türk hanedanlarının güçlenmesinin önüne geçilmiş, böylece merkezî otorite korunmak istenmiştir. |
| PADİŞAHA KARDEŞ ÖLDÜRME YETKİSİNİN VERİLMESİ | Yapılan düzenleme ile padişaha kardeş katli yetkisi verildi. | Gerekçe, veraset sistemi sebebiyle şehzadelerin isyan etmesi ve bu isyanların Bizans tarafından desteklenmesidir. Bu uygulama I. Ahmet döneminden itibaren fiilen terk edilecek, yerini ekber-erşed sistemi alacaktır (yukarıdaki merdiven). |
| MÜSADERE SİSTEMİNİN GETİRİLMESİ | Müsadere, kamu görevlilerinin haksız yolla kazandıkları mülkün tamamına ya da bir kısmına el koymayı ifade eder. | Devlet görevlilerinin padişahtan bağımsız bir servet birikimi kurmasını engeller. |
BAĞLANTI: kardeş katli yetkisinin getirilişi burada, terk edilişi ise yukarıdaki veraset merdiveninin I. Ahmet basamağındadır. İkisini birlikte oku — sınav çoğu zaman "kim getirdi, kim kaldırdı" ikilisini birden sorar.
Sancağa çıkma sistemi I. Murat ile başlamış, XVII. yüzyıl padişahı III. Mehmet döneminde taht kavgalarının önüne geçmek için kaldırılmıştır. Sancağa çıkma yerine kafes usulü getirilmiştir. Bu sebeple sancağa son çıkan padişah III. Mehmet, kafes usûlüyle gelen ilk padişah ise I. Ahmet’tir.
Şehzadelerin gönderileceği sancaklar padişah tarafından Anadolu’da eski beyliklere
başkentlik yapmış şehirlerden seçilirdi. Bu şehirler:
Amasya · Manisa · Kütahya · Trabzon · Antalya · Kefe
Yanlarında "Lala" adı verilen tecrübeli bir devlet adamı da bulunurdu. Lala’nın
temel görevi, tecrübesi sebebiyle şehzadeye devlet işlerinde danışmanlık yapmak ve
onun gelişimini izleyerek padişaha raporlar sunmaktır.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
38 sorudan oluşan bu test ile "Saray ve Şehir Kültürü - Gelenekler Işığında Devlet İdaresi" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Osmanlı Devleti’nde şehir kültürünün temeli, Türkiye Selçuklularının mirası üzerine şekillenmiştir. Şehir hayatında halkın geçim kaynağı zanaat ve ticarettir. Bizans Devleti’ne yüzyıllardır başkentlik yapan İstanbul’un fethedilmesi, Osmanlı şehir hayatına birçok anlamda yeni renkler katmıştır. Osmanlı Devleti, İstanbul’un Fethi ile siyasal anlamda bir dönüşüm yaşamıştır; bu dönüşümün merkezinde olan Topkapı Sarayı, devlet adamlarının yetiştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Osmanlı kültürünün oluşumunda en önemli merkez Topkapı Sarayı ve etrafındaki konaklardır. Sanat ve bilim alanında önemli şahsiyetlerin bir araya geldiği konaklar ve saraylar, kültürel alanda halka öncülük eden mekânlar hâline gelmişlerdir.
Osmanlı Devleti’nde dış saray olarak adlandırılan bu bölüm, önemli saray çalışanlarının bulunduğu yönetici bölümüdür. Bayram tebrikleri, elçi kabulleri ve ayak divanları bu bölümde icra edilirdi.
Farsçada "iç" anlamına gelir. Devşirme sisteminden seçilmiş olan kişilerin hizmete alındığı bölümdür. Padişahın günlük hayatının geçtiği daire de bu bölümdedir. Küçük oda, büyük oda, has oda, seferli odası, doğancılar odası ve kiler odası gibi bölümleri vardır; Enderun’da en yüksek mertebeli oda has odadır. Bu bölüm devşirme sisteminden gelen devlet adamlarının eğitim gördüğü bir mektepti. Buradaki mektebi bitiren devlet adamları Seyfiye ve Kalemiye sınıfında görev alırlar. Enderun mektebini bitiren devşirme kökenli bir devlet adamı İlmiye sınıfında görev alamaz; İlmiye sınıfında yer almak için temel şartlar Müslüman kökenli bir aileden gelmek ve medrese mezunu olmaktır.
Harem: Padişahın, çekirdek ailesi ile özel hayatının geçtiği bölüme verilen addır. Kapı Halkı: Osmanlı Devleti’nde yüksek makamlı askerî ve sivil işleri gören kimseleri tanımlayan genel bir kavramdır. Kapı kelimesi, Türk İslam kültüründe devleti simgeleyen bir kavramdır. Zamanla bu kelime kapsamını genişletmiş ve XVII. yüzyıldan itibaren tüm saray çalışanları için kullanılan bir kavram olmuştur.
Osmanlı Devleti’nde ilk defa Orhan Bey’in padişahlığı zamanında oluşturulmuştur. Orhan Bey’den sonra gelen padişahlar döneminde bu teşkilat da gelişmiştir. Divan-ı Hümâyun’un, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde çıkarılan kanunnameler ile işlevi artırılmıştır. İlk başlarda her gün toplanan divan, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde haftada 4 güne indirilmiştir. XVII. yüzyıldan itibaren divan toplantılarının önemi azalmaya başladığı için toplanma sayıları da düşmüştür. Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde 1475 yılına kadar toplantılara padişah başkanlık yapmış, bu tarihten sonra ise sadrazam başkanlığında toplanması uygun görülmüştür.
İslamiyet öncesi dönemden bu yana gelen Türk devlet geleneğinde, devlet hanedanın ortak mülkiyetindeydi. Bu anlayış İslamiyet öncesi Türk devletlerindeki ülüş sisteminden (pay) kaynaklanmaktadır. "Devlet hanedanın ortak malıdır" anlayışı, Türk devletlerinde taht kavgalarına sebep olduğu için devletler kısa ömürlü olmuştur. Osmanlı devleti bu anlayışta düzenlemeler yaparak sistemin olumsuzluklarını gidermeye çalışmıştır. I. Murat döneminde "Devlet padişah ve oğullarınındır." anlayışı ön plana çıkmıştır. Fatih Sultan Mehmet döneminde ise "devlet, padişahın malıdır" anlayışı ile tek hanedan özelliği daha da pekiştirilmiştir.
Fatih Sultan Mehmet, hükümdarlığı zamanında çıkardığı teşkilat kanunnamesi ile yaptığı düzenlemelerle devleti merkeziyetçi bir yapıya kavuşturdu. Fatih kanunnamesi üç bölümden oluşmaktadır: devlet teşkilatı ile ilgili kısım, protokol kuralları ile ilgili kısım ve bazı suçların cezalarının düzenlenmesi ile ilgili bölüm. Merkezî otoriteyi güçlendirmek için yaptığı dört düzenleme: (1) divan başkanlığının sadrazama bırakılması — padişahlar toplantıları kafes denilen bir pencereden takip etmiş, divan karar almaktan çok danışma kurulu hâline dönüşmüştür; (2) haremden evlenme geleneğinin getirilmesi — amaç sonradan çıkabilecek veraset sorunlarının önüne geçmek ve evlenme yoluyla başka Türk hanedanlarının güçlenmesini engellemektir; (3) padişaha kardeş öldürme yetkisinin verilmesi — şehzade isyanlarının ve bu isyanların Bizans tarafından desteklenmesinin önüne geçmek için; (4) müsadere sisteminin getirilmesi — kamu görevlilerinin haksız yolla kazandıkları mülkün tamamına ya da bir kısmına el koyma.
Osmanlı Devleti’nde geleceğin padişahı olan şehzadelerin eğitimine oldukça önem verilmekteydi. Şehzadeler, 4-5 yaşına geldikleri zaman Şehzadegân Mektebi’nde eğitime başlarlardı; burada tarih, coğrafya, Arapça, Farsça dersleri alırlar, ayrıca ok ve cirit atma ile ata binme eğitimlerini de bu süreçte tamamlarlardı. I. Murat döneminden itibaren şehzadeler, devlet işlerinde tecrübe kazanmaları için merkeze yakın olan sancaklara vali olarak gönderilirlerdi; yanlarında "Lala" adı verilen tecrübeli bir devlet adamı da bulunurdu. Şehzadelerin gönderileceği sancaklar Anadolu’da eski beyliklere başkentlik yapmış şehirlerden seçilirdi: Amasya, Manisa, Kütahya, Trabzon, Antalya ve Kefe. Lala’nın temel görevi şehzadeye devlet işlerinde danışmanlık yapmak ve onun gelişimini izleyerek padişaha raporlar sunmaktır.
Sancağa çıkma sistemi I. Murat ile başlamış, XVII. yüzyıl padişahı III. Mehmet döneminde taht kavgalarının önüne geçmek için kaldırılmıştır. Sancağa çıkma yerine kafes usulü getirilmiştir. Bu sebeple sancağa son çıkan padişah III. Mehmet, kafes usûlüyle gelen ilk padişah ise I. Ahmet’tir. Sancağa çıkma sisteminin kaldırılması ile birlikte tecrübesiz ve halktan kopuk padişahlar iş başına gelmiştir.
Kardeş katli yetkisini Fatih getirmişti (28. ünite). Merkezi otoritenin yeniden tesis edilmesi için I. Ahmet döneminden itibaren bu uygulama fiilen terk edilmiş, yerine ekber-erşed sistemi kabul edilmiştir. Ekber-erşed sistemi ile birlikte veraset sistemindeki boşluk ortadan kalkmış, padişah değişikliklerinde hanedanın yaşça en büyük üyesinin hükümdar olması kuralı getirilmiştir.