Kılıç
Kalem
ve Gönül
Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesinde kazanılan askerî başarılar kadar sûfîlerin ve âlimlerin de rolü büyüktür. Devleti yöneten sınıf ise seyfiye (kılıç), ilmiye (ilim) ve kalemiye (kalem) olmak üzere üçe ayrılıyordu. Bu sayfada gönül erenlerini, yönetici sınıfı, medreseleri, altı sanat dalını ve Osmanlı şehrinin yapısını birlikte göreceksin.
Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesinde kazanılan askerî başarılar kadar sûfîlerin ve âlimlerin de rolü büyüktür. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad Dönemi’nde Anadolu, Horasan’dan gelen âlimlere ev sahipliği yaptı. Aşağıdaki gezginde altı ismi tanı.
Tasavvuf; İslam’ın temel prensiplerine dayanarak nefsi arındırma, ahlakı güzelleştirerek dini yaşama, ruhun yücelmesine ve kemale ermesine (olgunlaşmasına) çalışarak Allah’a ulaşma yoludur. Tasavvuf yolunda gidenlere mutasavvıf veya sufi denilmektedir.
Ahilik, Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ekonomi ve ticaret gibi temel meslek dallarında yetişmesini sağlayan, insanları hem ekonomik hem de ahlaki yönden geliştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini (üstün niteliklerini) örnek alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.
Ahmet Yesevi Yesevîlik tarikatının, Hacı Bektâş-ı Velî Bektaşi tarikatının, Hacı Bayrâm-ı Velî ise Bayramîlik tarikatının kurucusudur. Karıştırılan nokta şu: Hacı Bektâş-ı Velî, Ahmet Yesevi’nin dergâhında yetişmiştir ve Yesevîlik düşüncesinin Anadolu’daki uygulayıcısı olmuştur. Yani ikisi ayrı tarikatın kurucusu olsa da aralarında doğrudan bir öğrencilik bağı vardır.
Osmanlı Devleti’nde toplum iki ana grup altında ele alınabilir. Bunlardan biri yönetici sınıftır: topraklar fetihlerle genişletildiği için devletteki yönetici sınıfa "askerî sınıf" adı da verilir ve bu sınıf görevlerinden ötürü vergiden muaftır. Aşağıdaki panoda üç kolu ayır — hangi görevlinin hangi kola ait olduğu her yıl sorulur.
| Ölçüt | SEYFİYE | İLMİYE | KALEMİYE |
|---|---|---|---|
| Diğer adı | Kılıç ehli - Ümera | İlim ehli - Ulema | Kalem ehli |
| Sorumluluk | Devletin yürütme gücünü kullanır; yönetim ve askerlikle ilgili sorumlulukları vardır | Eğitim, din ve adalet işlerinin yürütülmesinden sorumludur | Mali ve mülki işlerin yürütülmesinden sorumludur |
| Ayrıca | Enderun ve diğer eğitim kurumlarından mezun olanlar oluşturur | Ülkede eğitim ve öğretimin sürdürülmesi; sosyal, askerî ve idari alanlarda görüş bildirme; adli-idari hizmetlerin yürütülmesi | Devletin iç-dış yazışmaları, hazine arazileri ile ilgili kayıtların tutulması, ülke genelindeki bürokratik işlemler |
| Üyeleri | Sadrazam, vezirler, sancakbeyi, kapıkulu askerleri, subaşı, tımarlı sipahiler | Şeyhülislam, kazasker, kadılar, müderrisler, müftüler, imamlar | Anadolu ve Rumeli defterdarı, nişancı, reis-ül küttap, katipler |
İlmiye sınıfına katılabilmenin temel şartı medrese mezunu olmaktır. Devşirme kökenli bir devlet adamı ilmiye sınıfının üyesi olamaz. Yani devşirme yoluyla yetişen biri sadrazam (seyfiye) olabilirken şeyhülislam (ilmiye) olamaz.
Kuruluşundan bu yana Osmanlı Devleti, iskân ve istimalet politikaları ile yerleşik hayatı önemseyen faaliyetlerde bulunmuştur. Aşağıdaki şeritte bilim ve eğitim kurumlarının Türklerdeki gelişimini sırayla gez.
Osmanlı Devleti fethettiği şehirlerde yaşayan halklara ayrım gözetmeksizin aynı muamelede bulunmuş; yol, köprü, han, cami ve medrese imar etmiş; çarşı, pazar ve bedestenler yaparak ticareti geliştirmeyi amaçlamıştır.
İslamiyet’le birlikte medrese geleneği başlamış; Nişabur, Bağdat ve diğer önemli yerlerde dönemin en üst eğitim kurumu olan Nizamiye Medreseleri açılmıştır. Osmanlı döneminde ilk medrese İznik’te açılan İznik Medresesidir. Bu medreseyi daha sonra Bursa, Edirne ve İstanbul'da açılan medreseler takip etmiştir. Bu medreselerde yetişen İslam bilginleri, Orta Çağ’da İslam kültür medeniyetini zirveye taşımışlardır.
Devletleşme sürecinde Osmanlı sanatı ahşap, dokuma, çini, taş, hat ve ebru olmak üzere altı dalda öne çıkar. Her birinin tanımı ve hangi şehirde güçlendiği ayrı ayrı sorulur — gezginde tıklayarak gör.
Dokumacılıkta Bursa çok önemli bir merkezdi; çinicilik Bursa, Kütahya ve İznik bölgesinde güçlendi. Yani Bursa ikisinde birden geçer, Kütahya ve İznik yalnız çinicilikte. Ebru ise bir şehirle değil, Avrupa’ya taşınmasıyla anılır: Avrupa’ya gelen seyyahlar (gezginler) bu sanatı ülkelerine götürmüş, böylece Avrupa’da da icra edilmiştir.
Anadolu ve Balkanlardaki şehirlerin birçoğu Osmanlı Devleti’nden önce kurulmuştur. Bu şehirlerin mimarisinde kaleler önemli rol oynar; şehir genellikle bu kale etrafında şekillenir. Aşağıdaki şemada Osmanlı şehrinin iki kısmını gör.
Osmanlı kuruluş yıllarında fetihler fazla olduğu için başkent sürekli olarak yer değiştirmiştir. Başkent sırasıyla Bursa, Edirne ve İstanbul olmuş; bu şehirler fethedildikten sonra büyük dönüşümler yaşamışlardır.
Osmanlı bir şehri fethettiği zaman, o şehirdeki Müslüman sayısını artırmak için iskân politikasını uygulamıştır. Ayrıca şehirlerin imarına önem vermiş; camiler, kervansaraylar, hanlar, bedestenler gibi yapılar yapmışlardır. Anadolu ve Balkanlardaki şehirler farklılıklar gösterse de anlayış olarak aynı çizgi üzerine inşa edilmişlerdir.
Karışık sırayla gelen görevliyi ya da kavramı oku, ait olduğu kolu işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
38 sorudan oluşan bu test ile "Anadolu’nun Mutasavvıfları - Yönetici Sınıf - Sosyal ve Kültürel Faaliyetler" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Tasavvuf; İslam’ın temel prensiplerine dayanarak nefsi arındırma, ahlakı güzelleştirerek dini yaşama, ruhun yücelmesine ve kemale ermesine çalışarak Allah’a ulaşma yoludur. Tasavvuf yolunda gidenlere mutasavvıf veya sufi denir. Ahilik ise Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ekonomi ve ticaret gibi temel meslek dallarında yetişmesini sağlayan, insanları hem ekonomik hem ahlaki yönden geliştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini örnek alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.
Ahmet Yesevi: Yesevîlik tarikatının kurucusudur, Türklere İslamiyet’i öğretmeye çalışmıştır; ona göre herhangi bir sosyal hizmet ahlaki prensiplere, insanı sevmeye, adalete, doğruluğa ve eşitliğe dayanmalıdır. Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî: öğretisinde insanlara iyiliği, merhametli olmayı ve alçak gönüllülüğü öğütlemiş; kötülük ve bağnazlığa karşı İslam’ı ve insani duyguları birleştirmiş; engin hoşgörü anlayışı ile Anadolu’da İslamiyet’in yayılmasına oldukça katkı sağlamıştır.
Ahi Evran: Ahiliğin kurucusu ve aynı zamanda Anadolu’daki esnaf ve sanatkârların lideridir; Türkiye Selçuklu Devleti’nden destek görmüş, fütüvvet teşkilatını örnek alarak Anadolu’da Ahi teşkilatını oluşturmuştur. Yunus Emre: Türkiye Selçuklu Devleti’nin son dönemlerinde yaşamış bir sûfîdir; Farsçanın hâkim olduğu bir dönemde eserlerini Türkçe yazmış, sosyal ve siyasi sorunların yaşandığı bir dönemde Allah sevgisi ve hoşgörü düşüncesiyle Türk-İslam dünyasını birleştirmek için öğretiler geliştirmiştir.
Hacı Bektâş-ı Velî: Bektaşi tarikatının kurucusudur; Ahmet Yesevi’nin dergâhında yetişmiş, Yesevîlik düşüncesinin Anadolu’daki uygulayıcısı olmuştur. Hacı Bayrâm-ı Velî: Bayramîlik tarikatının kurucusudur, Anadolu’da sevgi ve hoşgörü hakkında bilgi veren nutuklarıyla tanınır; müderrislik yapmış, bünyesinde ilim ile tasavvufu birleştirmiş ve birçok öğrenci yetiştirmiştir.
Osmanlı Devleti’nde toplum iki ana grup altında ele alınabilir. Topraklar fetihlerle genişletildiği için devletteki yönetici sınıfa askerî sınıf adı da verilir. Yönetici sınıf görevlerinden ötürü vergiden muaftır ve kendi içerisinde seyfiye, ilmiye ve kalemiye olmak üzere üçe ayrılır.
Devletin yürütme gücünü kullanır. Yönetim ve askerlikle ilgili sorumlulukları olan sınıftır; Enderun ve diğer eğitim kurumlarından mezun olan kişiler oluşturur. Sadrazam, vezirler, sancakbeyi, kapıkulu askerleri, subaşı ve tımarlı sipahiler bu sınıfa dâhildir.
İlmiye (İlim Ehli – Ulema): eğitim, din ve adalet işlerinin yürütülmesinden sorumlu askerî sınıftır; ülkede eğitim ve öğretimin sürdürülmesi, sosyal, askerî ve idari alanlarda görüş bildirme ve adli-idari hizmetlerin yürütülmesinden sorumludur. Şeyhülislam, kazasker, kadılar, müderrisler, müftüler ve imamlar bu sınıfın üyeleridir. İlmiye sınıfına katılabilmenin temel şartı medrese mezunu olmaktır; devşirme kökenli bir devlet adamı ilmiye sınıfının üyesi olamaz. Kalemiye (Kalem Ehli): mali ve mülki işlerin yürütülmesinden sorumludur; devletin iç-dış yazışmaları, hazine arazileri ile ilgili kayıtların tutulması ve ülke genelindeki bürokratik işlemlerin yürütülmesi görevleri arasındadır. Anadolu ve Rumeli defterdarı, nişancı, reis-ül küttap ve katipler bu sınıfın üyeleri arasındadır.
Kuruluşundan bu yana Osmanlı Devleti iskân ve istimalet politikaları ile yerleşik hayatı önemseyen faaliyetlerde bulunmuştur. Fethettiği şehirlerde yaşayan halklara ayrım gözetmeksizin aynı muamelede bulunmuş; yol, köprü, han, cami ve medrese imar etmiş; çarşı, pazar ve bedestenler yaparak ticareti geliştirmeyi amaçlamıştır. Türkler bilim alanındaki çalışmalarıyla her dönem adlarından söz ettirmiştir; İslamiyet’ten önce hazırladıkları 12 Hayvanlı Türk Takvimi bunun en önemli kanıtlarındandır. İslamiyet’le birlikte medrese geleneği başlamış; Nişabur, Bağdat ve diğer önemli yerlerde dönemin en üst eğitim kurumu olan Nizamiye Medreseleri açılmıştır. Osmanlı döneminde ilk medrese İznik’te açılan İznik Medresesidir; onu Bursa, Edirne ve İstanbul’daki medreseler takip etmiştir. Bu medreselerde yetişen İslam bilginleri Orta Çağ’da İslam kültür medeniyetini zirveye taşımışlardır.
Ahşap sanatı: mimari yapıların kapı ve pencere kanatları ile minberlerde ve vaaz kürsülerinde görülür. Dokumacılık: en eski örneklerini halı ve kilim dokumacılığı oluşturur; Osmanlıda Selçuklu dokumacılığının devamıydı ve Bursa çok önemli bir dokuma merkeziydi. Çini sanatı: fırınlanmış toprak levhalar üzerine çeşitli boyalarla motifler çizilip boyanması tekniğidir; Bursa, Kütahya ve İznik bölgesinde güçlenmiştir. Taş işçiliği: XIV. yy.'dan itibaren yoğunlaşan imar yapılarında taş ve mermer kullanılmış, yapıların bezemesinde taş süsleme sanatı çok ileri seviyelere yükselmiştir. Hat sanatı: yazı ve güzel yazı yazma sanatıdır, sanatçısına hattat denir; el yazmaları dışında taş ve çini üzerinde, mimaride kullanılan önemli bir öğedir. Ebru sanatı: kıvamlı su üzerine serpilen boyalarla resim yapılıp kâğıda aktarılmasıyla oluşur; Avrupa’ya gelen seyyahlar bu sanatı ülkelerine götürmüş, böylece Avrupa’da da icra edilmiştir.
Anadolu ve Balkanlardaki şehirlerin birçoğu Osmanlı Devleti’nden önce kurulmuştur; mimarilerinde kaleler önemli rol oynar ve şehir genellikle bu kale etrafında şekillenir. Kuruluş yıllarında fetihler fazla olduğu için başkent sürekli yer değiştirmiş, sırasıyla Bursa, Edirne ve İstanbul olmuştur. Osmanlı bir şehri fethettiğinde Müslüman sayısını artırmak için iskân politikasını uygulamış; camiler, kervansaraylar, hanlar ve bedestenler yaparak şehirlerin imarına önem vermiştir. Osmanlı şehirleri genellikle iki kısımdan oluşur: birincisi şehrin ekonomik faaliyetlerinin geliştiği alanlar, ikincisi daha çok ibadethaneler etrafında şekillenen yerleşim yerleri ve mahallelerdi.