Sözcükler
birbirine
bağlıdır
"Kara" ile "siyah" aynı şeydir ama "kara baht" yerine "siyah baht" denmez. Eş anlamlılıktan sesteşliğe, somuttan soyuta — sözcükler arasındaki bütün bağları bu ünitede çözüyoruz.
Sözcükler birbirleriyle çeşitli anlam ilişkileri içinde bulunabilir. Aşağıdaki tezgâhta bir sözcük çifti seç — aralarındaki bağın nasıl kurulduğunu gör.
Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklerdir.
Birbirinin yerini tam olarak tutmamakla birlikte cümle içinde birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir.
"Çimlere basmayın, diyerek gençleri uyardı." → ezmeyin
"Çocuklar bu akşam erkenden uyudu." → yattı
Anlamca birbirinin tam tersini ifade eden sözcüklerdir.
Yazılışları aynı, anlamları farklı olan sözcüklerdir. Aralarında hiçbir anlam ilişkisi yoktur.
çay → 1. İçecek | 2. Küçük akarsu
yüz → 1. Surat | 2. Sayı (100) | 3. Yüzmek eylemi
Eş anlamlı sözcükler her bağlamda birbirinin yerine geçemeyebilir. "Kara" ve "siyah" eş anlamlıdır ama "kara baht" yerine "siyah baht" denmez.
Bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün zıt anlamlısı değildir. "Güzel" sözcüğünün olumsuzu "güzel değil"dir; zıt anlamlısı "çirkin"dir.
Beş duyu organından herhangi biriyle algılanabilen sözcükler somut, zihin ve his yoluyla algılanabilen sözcükler soyut anlamlıdır. Aşağıdaki sözcüğü doğru kutuya sürüklemek yerine sadece tıkla — hangi tarafa ait olduğunu gör.
Varlıkları renk, durum, biçim bakımından belirten sözcükler nitel anlamlı; sayılabilen, ölçülebilen, derecelendirilebilen veya azalıp çoğalabilen yanlarıyla anlatan sözcükler ise nicel anlamlıdır.
Bir sözcüğün nitel mi nicel mi olduğunu belirlemek için tek soru yeter: "Bu özellik ölçülebilir, sayılabilir veya derecelendirilebilir mi?" Evetse nicel, hayırsa nitel.
Aynı türden varlıkları topluca ifade eden sözcükler genel, tek tek ifade eden sözcükler özel anlamlıdır. Aşağıdaki çemberlerde kapsamın nasıl daraldığını izle.
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir.
"Arıların vızıltıları bahçenin her yerinden duyuluyordu."
"Dün akşamki maçta iki tane top patlatmışlar."
"Arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldadı."
Her ses bildiren sözcük yansıma değildir. Yansıma sözcük, doğadaki bir sesin doğrudan taklidiyle oluşmalıdır. "Vızıltı", "fısıltı", "şırıltı" yansımadır; "ses", "gürültü", "müzik" yansıma değildir — bunlar sesi adlandırır, taklit etmez.
Bu ilişkiler yalnızca sınav konusu değil; gündelik konuşmanın kurallarını da onlar belirliyor.
"Kara" ve "siyah" eş anlamlıdır ama kalıplaşmış sözlerde birbirinin yerine geçemezler. Eş anlamlı sözcükler her bağlamda birbirinin yerine kullanılamaz — dilin en sinsi kuralı budur.
"Çay içtim" ile "çayı geçtim" arasındaki kahkaha sesteşlikten doğar. Yazılışları aynı, anlamları farklı ve aralarında hiçbir anlam ilişkisi yok. Cinaslar bu boşluğa kurulur.
"Güzel değil" ile "çirkin" aynı şey değildir. Bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün zıt anlamlısı değildir. Şıklarda "-ma/-me" ekli sözcük görürsen dikkatli ol.
Kuyunun derinliği metreyle ölçülür → nicel. Düşüncenin derinliği ölçülemez → nitel. Aynı sözcük bağlama göre yer değiştirir; ezberlemek değil, sormak gerekir.
Markette "meyve" dersen reyona, "elma" dersen rafa, "starking" dersen tek kasaya gidersin. Kapsam daraldıkça sözcük özelleşir; iletişimde netlik böyle sağlanır.
Çocuklar önce "hav hav", "mırnav", "düt düt" der. Doğadaki seslerin taklidiyle oluşan bu sözcükler, nesne ile ses arasında doğrudan bağ kurduğu için en kolay öğrenilenlerdir.
Şairler soyut kavramları (sevgi, özlem, zaman) somut sözcüklerle anlatır: "özlem bir taş gibi çöktü". Beş duyuyla algılanan bir şeye bağlanmadan soyut kavram hissedilmez.
"Basmayın" yerine "ezmeyin" çoğu cümlede olur ama hepsinde olmaz. Yakın anlamlı sözcükler birbirinin yerini tam olarak tutmaz; aradaki ince fark, iyi çeviriyi kötüden ayırır.
Sözlükte ayrı maddelerde yazılıyorsa sesteş, aynı maddenin alt anlamlarıysa çok anlamlı. Ölçüt tek: anlamlar arasında ilişki var mı? Varsa sesteşlik değildir.
18 sorudan oluşan bu test ile "Sözcükte Anlam 2" ünitesini ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında geri bildirim alacaksın.
al=kırmızı, kara=siyah, soru=sual, yanıt=cevap. Her bağlamda birbirinin yerine geçemeyebilir.
Birbirinin yerini tam tutmamakla birlikte cümle içinde birbirinin yerine kullanılabilir: basmak-ezmek, uyumak-yatmak.
uzun↔kısa, güzel↔çirkin, sıcak↔soğuk, zengin↔fakir. Bir sözcüğün olumsuzu zıt anlamlısı değildir.
çay (içecek/akarsu), yüz (surat/100/yüzmek). Anlamlar arasında hiçbir ilişki yoktur.
Somut: araba, su, soğuk, ses, ışık. Soyut: akıl, sevgi, nefret, rüya, zaman.
Nitel: renk, durum, biçim (kolay, mutlu). Nicel: sayılabilen, ölçülebilen, derecelendirilebilen (derin, uzun).
Genel: ağaç, kuş, çiçek. Özel: çam, bülbül, gül. Genelden özele gidildikçe kapsam daralır.
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşur: vızıltı, patlamak, fısıldamak.
Nitel-nicel ayrımında bu tek soru yeter. Evetse nicel, hayırsa nitel. Aynı sözcük bağlama göre değişebilir.